GÜNDEM

GÖÇÜN ADIM ADIM YOL HARİTASI: KAÇAKÇILIK JARGONUNDA GÖÇMEN KODU ‘MİSAFİR’

.

“GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SEKTÖR OLDU: YÜZDE YÜZ GARANTİLİ, RİSK YOK”

Sosyal medya aracılığıyla müşteri bularak Türkiye ve Avrupa’ya göçmen kaçakçılığı yapanlarla konuştuk..

Kaçakçılar:

“Polisler cebimizde, stressiz geçiş garanti ediyorum” diyor…

Göçmen kaçakçıları Instagram hesaplarında “Türkiye’ye kaçakçılık” ifadesiyle reklam yapıyor..

Türkiye, Avrupa’ya gitmek isteyen düzensiz göçmenlerin en sık uğradığı ülkelerden biri…

Çatışma veya yoksulluk nedeniyle ülkelerini terk edenler, kara ya da deniz yoluyla Türkiye’ye geliyor ve buradan da çoğunlukla Avrupa’ya geçiyor.. Göçmen kaçakçılığı özellikle son yıllarda bir sektöre dönüşmüş durumda.. Öyle ki kaçakçılar sosyal medyada her türlü bilgiyi açıkça paylaşıyor..

SOSYAL MEDYA ÜZERİNDEN TANITIM YAPAN İRAN VE AFGANİSTAN’DAKİ KAÇAKÇILARLA KONUŞTUK..

Instagram’da göçmen kaçakçıların onlarca hesabı var.. Bu hesaplarda sahte pasaportun yanı sıra Türkiye için sahte ikamet de düzenlenebildiği belirtiliyor..

İran’da yaşayan H.R.’nin hesabı, bunlardan biri…

2019 Temmuz’da yaptığı bir paylaşımda, dağlık alanda bekleyen bir grup insanın fotoğrafı var..

Bin 500 takipçili H.R.’nin profilindeki telefon numarasını arayarak, İran’da askerliğini yapmamış ve pasaportu bulunmayan 20 yaşındaki erkek kardeşinin Türkiye’ye gelmek istediğini belirten bir “müşteri” olarak ulaşıyoruz..

Başımızın belaya girip girmeyeceğini sorunca gayet sakin, “Her iki tarafta polisler cebimizde, sorun yok” diyor..

“Daha çok para, daha güvenli ve daha çabuk yolculuk demek”

H.R. kaçak geçiş için üç farklı yol sunuyor:

  • Beş kişiyle bineceğimiz arabayla sınırı geçmek istersek 4 bin TL,
  • 1,5 saat yürüyüşü göze alırsak 3 bin TL,
  • 4 saatlik yürüyüş sonucu sınırı geçmek istersek 2 bin 500 TL…

“Dün Tahran’dan sınırı geçmek isteyen birine yardım ettik, sekiz saat sonra Van’daydı. Daha çok para, daha güvenli ve daha çabuk yolculuk demek…”

H.R., sınırı geçtikten sonra Van merkezde ve Doğubayazıt’ta kalacak yer de ayarladıklarını, yaklaşık 50 kişinin İstanbul’a geçmeden önce 80 metrekarelik koğuşa benzer yerlerde yattığını söyleyerek, “Ama isterseniz ev de ayarlarız” deyip paraya bağlı olduğunu ima ediyor..

“Tüm Avrupa’ya göç, garantili” ifadesi de kaçakçıların Instagram hesaplarında görülen ifadelerden..

Babasının da kaçakçı olduğunu anlatan H.R., bu işi 14 yıldır yapıyor..

İran’ın Tahran, İsfahan ve Meşhed şehirlerinden yaşayanları sorunsuz bir şekilde Van üzerinden İstanbul’a getirdiğini iddia ediyor..

İran’dan Van’a vardıktan sonra Türkiye kimliği veriyoruz, İstanbul’a varınca ise kimlikleri geri alıyoruz. Avrupa’ya gitmek isterlerse onu da ayarlıyoruz” diyor..

H.R.’ye göre, sınırı geçmekte herhangi bir risk yok… Tek risk, geri gönderilme olabilir..

“Bakkaldan ekmek almak gibi bir şey benim için sınırı geçirtmek” derken kendine güvenli… Kardeşimizi istediği zaman geçirebileceğini söyleyerek, “Mesela iki saat sonra bir Afganla buluşacağım, isterse o da gelsin” diyor..

Peki, ödeme nasıl oluyor?

“Kardeş Türkiye’ye varınca ona vereceğim telefondan seni arayacak. Ödemeyi yaparsın, kardeşin yoluna devam eder..”

“GARANTİ VERİYORUZ, YÜZDE 100 GÜVENLİ”

Göç İdaresi verileri, 2013’ten bu yana Türkiye’de yakalanan düzensiz göçmen sayısında artış olduğunu gösteriyor..

2013’te 39 bin 890 olan sayı, 2019’da 454 bin 662’ye çıktı. Diğer yandan, göçmen sayısı arttıkça göçmen kaçakçısı sayısı da artıyor. Resmi verilere göre, 2016’da 3 bin 314 olan sayı, 2019’da 8 bin 996 oldu.

Instagram’da denk geldiğimiz bir diğer kaçakçı hesabına yine telefonla ulaşıyoruz. Türkiye-İran sınırındaki bir kentin ismini taşıyan hesabın profilinde, “Garanti veriyoruz, yüzde 100 güvenli” yazısının altında numaralar var..

Bir başka paylaşımda görülen haritada, Tebriz’den İstanbul’a ve Tahran’dan İstanbul’a giderken geçilen yollar gösterilmiş..

Botta görülen bir grup Afganın yer aldığı videoda ise bir kişinin “Sınırda asker çayla bekliyor” dediği duyuluyor..

Üç bin 500 takipçili hesapta, “Bir günde İran’dan Türkiye’ye: Ödeme Türkiye’ye vardıktan sonra”, “Her yere en düşük fiyat ve en çabuk şekilde götürüyoruz”, “Avrupa’ya geçiş garanti” gibi paylaşımlar var..

“İran’dan Türkiye’ye bir günde. Ödeme Türkiye’ye vardıktan sonra”

“BAK BU PASAPORTA, POLİS SAHTE OLDUĞUNU ANLAMIYOR”

WhatsApp üzerinden aradığımız H.A., Tahran’dan İstanbul’a 4 bin lira karşılığında sınırı geçirebileceğini söylüyor..

“Sınırdakileri tanıyanları tanıyoruz. Tahran’dan İstanbul’a iki gün, garanti veriyorum” diyor. H.A. da Türkiye’ye vardıktan sonra ödeme alıyor..

Orijinalinden ayırt etmesi zor sahte pasaport hazırladıklarını anlatıyor.. Telefonu kapattıktan sonra sahte İran pasaportunun gerçeği gibi durduğunu kanıtlamak için video gönderiyor.. “Bak bu pasaporta, polis sahte olduğunu anlamıyor” diyor..

“Türkiye’den Yunanistan’a geçmek istersen de 15 bin TL” diyor ancak Avrupa ayağıyla A.A. adlı bir arkadaşının ilgilendiğini söylüyor. A.’yı arıyoruz..

PARANIN ÇOĞU SINIRDAKİ MEMURLARA GİDİYOR

Kendisi de düzensiz yollarla Sırbistan’a göçen 24 yaşındaki A.A., Afgan bir kaçakçı… Türkiye’den deniz yoluyla Avrupa’ya geçmenin riskli olduğunu, bu yolu hiçbir müşterisine önermediğini söylüyor:

“Şansın yüzde 50. Batma ve geri gönderilme riski var. Yunanistan’a botla gitmek istersen 2 bin 500 euro. Türkiye’den Almanya ise arabayla 8 bin euro… Bulgaristan ve Sırbistan sınırındakileri tanıyoruz. Paranın çoğu sınırdaki memurlara gidiyor.”

A.’ya göre göçmen kaçakçılığında artan fiyatların sebebi, memurların daha fazla rüşvet istemesi…

Kaçakçılar arasında “rekabet” yaşandığını, Türkiye’den Avrupa’ya geçmek isteyenlerin kaçakçılar tarafından “paylaşılamadığını” söylüyor..

Afgan kaçakçı, işinin çok zor olduğunu, iki senedir kaçakçılık yaptığını, borçlarını ödemesi gerektiğini, başka iş bulamadığını anlatıyor.. İddiasına göre, ayda eline geçen para 200 euro…

“Uyuşturucu kaçakçılığından daha az riskli”

Van Barosu’ndan avukat Mahmut Kaçan’a göre, göçmen kaçakçılığının sosyal medyadan bu kadar aleni şekilde yapılması bu alanın bir “endüstriye dönüştüğünü” gösteriyor..

Kaçan’a göre, göçmen kaçakçılığının, uyuşturucu kaçakçılığına kıyasla daha az riskli olması daha “popüler” olmasının nedenlerinden biri…

“Göçmen kaçakçılığında sınırı geçmelerine yardım ediyor, paranı alıp gidiyorsun. Ceza alırsan, ki bu pek fazla olmuyor, genelde en fazla altı ay yatıyorsun. Uyuşturucu kaçakçılığında ise yıllarca yatabilirsin” diyor..

“GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞI SEKTÖR OLDU”

“Teknenin batma riski yüzde 2…”

Bir başka kaçakçının Instagram profilinde Farsça, “Türkiye, Almanya, Yunanistan, Avusturya, İtalya, Fransa’ya kaçak” yazıyor..

Instagram hikayesinde, “Bir gün içinde İstanbul için kimlik kartı, oturma izni” ifadelerine rastlıyoruz..

Paylaşımlarda ise, “Avrupa’ya kaçak, uçakla yüzde 100 garantili”, “Almanya, Fransa’ya göç, Türkiye’den direkt uçuş”, “Yunanistan’a giden işte bu deniz yolu”, “Değerli yolcularımız Türkiye’de bir yatakhanede”, “Göçmenler için Türkiye’ye özel bir yol, yarım saatten az yürüyüş ile yüzde yüz garantili, stressiz”, “Yolcular için pasaport ve Türkiye kimlik kartı sağlıyoruz” ifadeleri var..

WhatsApp üzerinden aradığımız N.’ye, pasaportu olmayan Afgan bir arkadaşımızın Avrupa’ya geçmek istediğini söylüyoruz. “Pasaport olsaydı 5 bin dolara alacağımız vizeyle uçağa binip Türkiye’ye geçerdi” diyor.

Fiyatlar şöyle:

Afganistan’dan Türkiye’ye arabayla bin dolar, uçakla 5 bin dolar; Türkiye’den Yunanistan ise 2 bin euro…

Türkiye’den Yunanistan’dan her hafta yolculuk düzenlediklerini, Kaş’tan Meis adasına geçildiğini, burada göçmenlerle Türkiye’den bir kaçakçının ilgileneceğini, üç gün kampta kaldıktan sonra Yunan polisinin Atina’ya göndereceğini iddia ediyor..

“İtalya’ya gemiyle geçiriyoruz ama şu an soğuk, baharda olur. Gemi ile İtalya 7 bin 500 euro, yük gemisi olursa 6 bin euro..”

Kaçakçı N., pasaport ayarlayabileceğini, orijinali gibi hazırladıklarını söyledikten sonra: “Türkiye’de nüfus müdürlüğünde tanıdık var. Bir senelik oturma izni alabiliriz. Onun da fiyatı 3 bin lira” diyor..

Arkadaşımız yüzme bilmiyor, denizde risk var mı?

“Risk her zaman var. Araba kazasında da ölebilirsiniz. Geçenlerde sınırdan arabayla geçenler kaza yapıp öldü. Teknenin batma riski için yüzde 2 diyebilirim.. Bir şeyin olacağı varsa olur..”

© Deutsche Welle Türkçe// Burcu Karakaş

“AFGANİSTAN’DAN AVRUPA’YA GÖÇÜN ADIM ADIM YOL HARİTASI”

Taliban’ın Afganistan’ın kontrolünü ele geçirmesi ve hızla kötüleşen yaşam şartları, Türkiye’ye yönelik Afgan göçünü yeniden gündeme getirdi..

Afgan göçünün yol haritasını ve göçmen kaçakçılığını inceledik..

“Ağabey, bu sınırlar çizildiğinden beri kaçakçılık var. Sınırlar olduğu müddetçe devam edecek.”

Bu sözler, Türkiye’nin İran sınırındaki bir göçmen kaçakçılığı organizasyonu içinde yer alan ve isminin Baver olduğunu söyleyen kişiye ait..

32 yaşındaki Baver, işinin doğası gereği gizliliğe çok önem veriyor.. Buluşma teklifimizi güvenlik gerekçesiyle reddediyor. Ancak, tanıdığı bir aracının vasıtasıyla görüntü, fotoğraf ve sesinin kaydedilmemesi şartıyla, WhatsApp üzerinden sesli görüşmeyi kabul ediyor..

İran sınırının hangi noktasında kaçakçılık yaptığını açıklamıyor.. Çünkü çalıştığı yerin deşifre olması demek, bütün organizasyonun çökmesi demek. Bu da sınırda yeni bir kaçak yolu bulma zorunluluğunu birlikte getiriyor..

O nedenle, kendi deyimiyle sınırda kurdukları “tezgâhın” bozulmasını istemiyor..

Tedirgin, aceleci ve şüpheci bir ses tonuyla konuşan Baver, polisin dikkatini çekmek istemediği için biraz tedbirli olması gerektiğini söylüyor zira son günlerde İran sınırındaki kentlerde güvenlik güçlerinin en çok odaklandığı konu göçmen kaçakçılığı..

Operasyonlar ve tedbirler her zamankinden daha fazla.. 2021’in başından bugüne kadar İran sınırındaki göçmen kaçakçılığı ile ilgili 920 kişiye adli işlem yapılmış.. Baver o kişilerden biri olmak istemediğini söylüyor..

GÖÇMEN KODU “MİSAFİR”

Baver, göçmen veya sığınmacılardan “misafir” olarak bahsediyor. Çünkü kaçakçılık jargonunda bu kelimeleri kullanmak sakıncalı..

Güvenlik güçlerinin telefon dinlemelerinden kaçmak için iletişimi WhatsApp, Telegram veya bunlara benzer programlarla sağlıyorlar.. Ancak yine de birbirleriyle konuştukları zaman şifreli kelimeler kullanıyorlar..

Türkiye’ye geçirdikleri göçmenin jargondaki şifresi “misafir”.. Ancak, kaçakçılık hayatlarına o kadar etki etmiş ki şifreli kelimeler günlük hayatlarında da dillerine pelesenk olmuş..

Baver’in kaçakçılık organizasyonundaki işi hayli önemli. İran’dan getirilen ve sınır köylerine yerleştirilen “misafir”lerini Van’daki güvenli bölgeye nakletmek onun sorumluluğunda..

Van Gölü’nün batı yakasında Bitlis’e bağlı Tatvan ilçesi de İran üzerinden Türkiye’ye giren Afgan göçmenlerin batıya giden rotaları üzerinde bulunan bir durak..

“BİZDEN SONRA ÇOCUKLARIMIZ DA KAÇAKÇILIK YAPACAK”

Baver, yaptığı şeyin kötü bir iş olmadığını düşünüyor.. O, ülkelerinde zor durumda kalan, hayati tehlike altında olan insanlara yardımcı oldukları görüşünde.. Bunun karşılığında para kazandığını da inkâr etmiyor.. Ancak, ne kadar kazandığını açıklamıyor..

Bölgede göçmen kaçakçılığı yapan kaç kişi olduğu sorusuna da, “binlerce” şeklinde yanıt veriyor..

 “Niye kötü bir iş olsun ki? Uyuşturucu getirmiyoruz, silah getirmiyoruz. Sanki biz olmazsak bu iş yapılmayacak mı? Bu çark hep sürüp gidecek.. Ağabey, bu sınırlar çizildiğinden beri kaçakçılık var.. Sınırlar olduğu müddetçe devam edecek.. Biz yapmazsak, başkaları yapacak..

Eskiden dedelerimiz yapardı, bizden sonra çocuklarımız yapacak.. Ne kadar önlem alınırsa alınsın, kaçakçı başka bir yol mutlaka bulur.. Çünkü dedelerimizden beri burada yaşıyoruz ve her karışını, herkesten iyi biliyoruz..

“KAÇAKÇILIK AĞI NASIL İŞLİYOR?”

Baver, organizasyonun küçük bir bölümünde rol alıyor.. Oysa organizasyon Afganistan’dan Pakistan’a, oradan İran, Türkiye ve Avrupa’ya kadar uzanan geniş bir kaçakçı ağını bünyesinde barındırıyor..

Peki, Afganistan’dan çıkan bir göçmen nasıl Avrupa’ya kadar ulaştırılıyor?

Karte Flüchtlingsstrom Afghanistan Türkei TR

Afganistan’dan çıkan bir göçmenin Avrupa’ya nasıl ulaştığının adım adım yol haritasını çıkardık..

İSTANBUL’A TESLİM FİYATI 1500 DOLAR”

Göçmen kaçakçılığının ana merkezlerinden biri Afganistan.. Başkent Kabil’den çıkmak isteyen göçmen, kendi şehrindeki kaçakçıyla, tanıdık bir kişinin referansıyla iletişime geçiyor..

 Bir göçmenin Afganistan-İstanbul arasındaki transfer ücreti her şey dâhil bin 500 dolar.. Geçen sene 600 ile 800 dolar arasında seyreden fiyatlar, Taliban krizi ve Türkiye’nin sınır güvenliği politikasını değiştirmesine paralel şekilde artmış durumda..

Kaçakçı asla parayı elden teslim almıyor.. Organizasyonun bu kısmında parayı alan ve her ülkede bulunan garantörler devreye giriyor.. Para, döviz bürolarına teslim ediliyor, “hawala” sistemi ile kayıtlara girmeden o ülkedeki garantöre teslim ediliyor..

Paranın ödenmesi konusunda göçmenler, kaçakçı ve garantör arasında güvene dayalı bir ilişki var, zira kaçakçılık sırasında hiçbir para kayıtlara geçmiyor..

Sınır güvenliği politikasını değiştiren Türkiye’nin İran sınırına inşa ettiği duvar da sertleştirilen önlemlerden biri..

“İLK DURAK BELUCİSTAN”

Kaçakçılık organizasyonu birlikte çalışan ancak birbirinden bağımsız binlerce kişiden oluşuyor..

Para transferini gerçekleştiren ve garantörün isimlerini bildirdiği göçmenler, 30 veya 40 kişiye ulaştığında Kabil’den Pakistan’ın Belucistan eyaleti sınırına getiriliyor ve burada Beluci kaçakçıya teslim ediliyor..

Göçmenler ise garantörü arayıp Belucistan’a ulaştıklarını bildiriyor..

“Misafir”lerin ilk noktaya ulaştığını teyit eden garantör, kendisine teslim edilen paradan Afganistan’daki kaçakçının payını ödüyor ve onu sistemden çıkarıyor..

Aslında Afganistan’dan İran’a da geçiş mümkün.. Ancak bu rota riskli olduğundan pek tercih edilmiyor..

Belucistan’ın tercih edilmesinin en önemli nedeni ise organizasyonunun önemli kademelerinde Belucilerin olması.. Yani kaçakçılık ağının ana gövdesini Beluciler oluşturuyor..

“İKİNCİ TESLİM NOKTASI İRAN SINIRI”

Afganistan-Pakistan sınırını yürüyerek geçen göçmen grup, sınırda kendilerini bekleyen kaçakçıyla buluşup, Belucistan’a giriyor..

Belucistan’a giriş noktası ile İran sınırı arasında uzun bir mesafe olduğu için bu transferi üç veya dört farklı kaçakçı sağlıyor.. Belucistan’da göçmenleri alan son kaçakçı, onları İran sınırının sıfır noktasında daha önceden belirlenen yerlere bırakıyor..

Yürüyerek İran topraklarına giren göçmenler, İranlı kaçakçı ile buluşuyor.. Kaçakçı, yeni gelen göçmenleri kendi köyüne götürüyor..

Daha sonra bir araç, İran-Pakistan sınırının sıfır noktasındaki köyleri tek tek gezerek göçmenleri topluyor ve 10 saatlik yolculuğun ardından Tahran’a getiriyor..

Sınır geçişleri, güvenlik kontrolünün daha az olduğu geceleri yapılıyor. Afganistan’da parayı alan garantör, geçişi teyit ettikten sonra organizasyonda yer alan her kaçakçıya payını, “hawala” sistemi ile gönderip, sistemden çıkarıyor..

“İRAN SINIR MUHAFIZLARI NİN GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINDA ROLÜ VAR MI?”

Otobüslerle Tahran’a getirilen göçmenler, gidecekleri rotaya göre iki gruba ayrılıyor..

Bu grupların güzergâhları Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesine denk gelen Maku ve Van’a denk gelen Khoy şehirlerine uzanıyor.. Her rotanın ayrı kaçakçısı var zira her iki şehrin kaçakçılık organizasyonunu o şehrin kaçakçıları yapıyor..

Khoy ve Maku’nun kaçakçıları Tahran’dan aldıkları göçmenleri önce kendi şehirlerine, sonra da daha küçük araçlarla Türkiye sınırına en yakın İran köylerine getiriyor..

Göçmenler, burada kaçakçılık yapan ve İran sınır muhafızlarıyla ilişkileri olan sınır köylülerine teslim ediliyor.. Bölgede ulaştığımız bir Türk güvenlik yetkilisi de İran sınır muhafızları ile kaçakçılık organizasyonları arasında çok ciddi bağlantılar olduğunu teyit ediyor..

“TÜRKİYE’YE GİRİŞ BEŞ AYRI ROTA VE 10’DAN FAZLA KÖYDEN YAPILIYOR”

Sınırın İran tarafındaki köylerde bir veya iki gece bekletilen göçmenler, sıraları geldiği zaman 40 veya 50’şer kişilik gruplar halinde Türkiye sınırından geçiriliyor.

Türkiye tarafındaki kaçakçı gelen grupları alarak köyüne götürüyor..

Göçmen kaçakçıları, İran ve Türkiye arasında, Doğubayazıt, Çaldıran, Özalp ve Saray olmak üzere beş ayrı rota kullanıyor.. Göçmen kaçakçılığı bu rotalar üzerinde bulunan 10’dan fazla köyden yapılıyor.. Karanlık çökünce başlayan geçişler, hava aydınlanıncaya kadar devam ediyor.. Yerel kaynaklar, sevkiyat olan gecelerde bir noktadan en az 25 ila 30 grubun geçtiğini belirtiyor..

“TÜRKİYE’NİN ALDIĞI ÖNLEMLER GÖÇMEN KAÇAKÇILIĞINI NASIL DEĞİŞTİRDİ?”

Türkiye’nin doğu sınırlarında aldığı güvenlik önlemleri göçmen kaçakçılarının yöntemlerini de rotalarını da değiştirdi..

Güvenlik güçleri, Van kırsalında buldukları “şok evlerini” iş makinalarıyla yıkarak kullanılamaz hale getiriyor..

Afganistan’dan çıkıp, Pakistan ve İran sınırlarını geçebilen göçmenler, yaklaşık iki bin kilometrelik yolun ardından Türkiye sınırına ulaşıyor..

Çetin coğrafyayı bazen araçla, bazen yürüyerek, çoğu zaman aç ve susuz geçen göçmenler, Türkiye topraklarına geçince bir nebze de olsa rahatlıyor.. Ancak vardıkları yer Türkiye’nin doğusu ve daha gitmeleri gereken uzun bir yol var..

“GÜNDE 2 BİN OLAN GÖÇMEN GEÇİŞİ 300’ÜN ALTINA DÜŞTÜ”

Kabil’den çıkan bir göçmen, Avrupa’ya gitmeyecekse geçtiği son sınır, İran-Türkiye sınırı oluyor..

Son zamanlarda sınırda alınan önlemler ve örülen duvar, kaçakçıların işini hayli zorlaştırıyor.. İran sınırından geçen göçmen sayısı bundan kısa bir süre önce günde iki binlere ulaşmışken, şimdilerde 300’ün altına düştü..

Sınırda bu kadar güvenlik önlemi alınması, kaçakçıları da sürekli yeni rotalar bulmak zorunda bırakıyor.. Yakalanmaları hem göçmenler hem de kendileri için büyük risk.. Yakalanırlarsa göçmenler geri gönderiliyor, kaçakçı ise cezaevine atılıyor..

Bir göçmenin Türkiye içinde yakalanıp sınır dışı edilmesinin maliyeti yaklaşık 8-10 bin lira. Türkiye hükümeti son zamanlarda göçmenleri ülkeye giriş yapmadan, sınırda engellemeye odaklı bir sınır güvenliği politikası izliyor..

Sadece İran sınırında 2021 yılında yaklaşık 70 bin göçmenin Türkiye’ye girişi bu şekilde engellendi..

“TÜRKİYE’YE ŞİFRELİ GİRİŞ”

İran’daki kaçakçılık organizasyonu ilginç bir şifreleme sistemi ile çalışıyor. Tahran’dan Khoy kentine gönderilen göçmenler, burada 30-40 kişilik gruplara ayrılıyor. Ayrılan her gruba “Tufan, Rıza, Osman, Hacı” gibi farklı şifreler dağıtılıyor. Bu şifreler, aynı zamanda Türkiye sınırında bekleyen her kaçakçıya da gönderiliyor. Gruplar Türkiye sınırına geldiğinde, her kaçakçı şifreyi söyleyip, kendi grubunu diğer göçmenlerden ayırıyor. Ayrılan göçmenler, kendi kaçakçılarının bindiği atın peşinden giderek, Türkiye sınırını geçiyor.

Ahırda “misafir” ağırlama

Türkiye’ye geçebilen göçmenler, önce sınırdaki köylerde bekletiliyor. Kaçakçı jargonundaki “misafir” terimi de buradan geliyor. Ancak uzun ve zor yoldan gelen “misafir”, düşündüğünüz gibi ağırlanmıyor. Köylerde genellikle ahırlarda tutuluyorlar, “misafir”e ekmek ve su dışında bir ikramda da bulunulmuyor. Ahırda bir veya iki gün tutulan “misafir”, yol kontrolünün olmadığı zamanlarda kapalı kasa kamyonetle Van’ın merkezine getiriliyor. Seyahat sırasında önce gözcülük yapan araç yola çıkıyor. Bu araç yolda kontrol olmadığını bildirince asıl kamyonet köyden hareket ediyor. Gözcü aracı yolda bir kontrole rastlarsa, 2-3 kilometre geriden gelen kamyoneti uyarıp, geri dönmesini sağlıyor. Van merkezine kadar bu şekilde getirilen göçmenlerin karşılaştıkları zorluklar burada da bitmiyor.

Parası biten göçmenler “şok evlerinden” atılınca Van’dan gidene kadar kırsal bölgelerdeki tünellerde ve su kanallarında yatıyor.

Şok evlerinin şifresi: Xarpag

Van, İran’ın Khoy kenti ile birlikte göçmen kaçakçılığının toplama merkezi, yani kilit noktalarından biri. Kentin ara sokakları, barındırdığı yabancı nüfus bakımından İstanbul Aksaray’ı anımsatıyor. Sokaktaki hemen herkes, “Xarpag” kelimesinin anlamını biliyor. Xarpag, Farsça “istirahat evi” anlamına geliyor. Ancak, bu kelime de kaçakçı jargonunda kullanılan bir şifre. Kaçakçılar, göçmenleri sakladıkları evlere kendi aralarında “Xarpag” diyor. İran sınırından alınan göçmenler bu evlere getiriliyor, kapılar dışarıdan kilitleniyor ve içeridekilerin kimseyle temas kurmasına izin verilmiyor. Evlerin diğer ismi ise “Şok evleri”. Evlerde 30 ile 200 arasında göçmen kalıyor. Kaldıkları gün başına kaçakçılara 30 ila 50 lira para ödüyorlar. Parası biten göçmen ise evden atılıp, kaderine terk ediliyor. Evden atılan göçmen Van’dan gidene kadar kırsal bölgelerdeki tünellerde ve su kanallarında yatıyor. Güvenlik güçleri sık sık bu evleri bulup operasyon düzenliyor. Van’ın kırsal mahallelerinde son iki hafta içinde tespit edilen 67 şok evi iş makinalarıyla yıkıldı. Kaçakçılar da bunun üzerine şok evlerini şehrin arka sokaklarında bulunan binalara taşımaya başladı. Van’da halen kaç tane şok evi bulunduğu bilinmiyor.

Göçmenler, güvenlik güçlerinden saklanmak için kırsaldaki bu tür tünellerden de yararlanmaya çalışıyor.

“GÜZERGÂHLAR DA DEĞİŞTİ “

Daha önce, Van’dan batıya doğru gittiğinizde gruplar halinde yürüyen binlerce göçmen görebilirdiniz. Şimdi ise yollarda hiç görülmüyorlar. Bunun sebebi kaçakçılık yollarının değiştirilmesi. Şok evlerindeki göçmenler, kamyon kasasına bindiriliyor ve farklı yollarla batıya gönderiliyor. Diğer yönteme göre ise, minibüslere bindirilen göçmenler iki ayrı grup halinde Van Gölü’nün iki yakası olan Erciş ve Gevaş ilçelerine götürülüyor. Kuzeyde Erciş, güneyde Gevaş ilçelerine bırakılan göçmenler, kontrol noktası olan yerlerde tarla ve dağlık alandan yürüyerek Van Gölü’nün batısındaki Bitlis’in Tatvan ilçesinde buluşuyor. Tatvan’da başka kaçakçı grubu devreye giriyor. Göçmenlerin bir kısmı Muş’tan Malatya’ya, diğer kısmı Bitlis’ten Diyarbakır’a götürülüyor. Kontrollerin daha az olduğu Malatya ve Diyarbakır’a varan göçmenler, buradan başka grupların kontrolünde otobüslerle batı illerine gidiyor. Üçüncü rota ise Van’ın Çarpanak adasından teknelere bindirilen göçmenler, gölden geçirilerek Reşadiye ve Hizan ilçelerine bırakılıyor. Geçen yıl Van Gölü’nde batan ve 61 kişinin öldüğü tekne de bu güzergâhı kullanıyordu.

“ÇOĞUNUN HAYALİ AVRUPA “

Taliban öncesi Afganistan’dan gelenlerin önemli kısmı kötü yaşam koşulları ve ekonomik sebeplerle kaçıyordu. Uzmanlara göre, şu anda kaçanların önceliği özellikle Türkiye’ye gelmek değil, kendilerini güvende hissedebilecekleri, tehlike olmayan bir yere gitmek. Nihayetinde daha iyi şartlarda bir yaşam sürdürebilecekleri bir yere, yani Avrupa’ya varmak istiyorlar. Bunun için de Türkiye’de çalışmak, para biriktirmek ve başka kaçakçı grupları bulmaları gerekiyor. Türkiye’ye girdikten sonra genelde İstanbul, Ankara, İzmir gibi şehirlere gidiyor. Avrupa’ya gitmeleri için başka çareleri de yok. Avrupa’ya gitmenin çok ciddi bir bedeli var. İsteyen sahte pasaportla, isteyen deniz yoluyla götürülüyor. Avrupa’ya geçişin en garantili yolu kaçakçılara daha fazla para ödeyip İtalya’ya gitmek.

“İtalya tarifesi 12 bin dolar”

İtalya kıyılarına çıkmak isteyen göçmenler, bu kez İstanbul’dan başka bir kaçakçı grubu ile iletişime geçiyor. Temasa geçilen yeni kaçakçılar İstanbul’da yaşayan Iraklı Kürtlerin yönettiği bir grup. Biz de bir tanıdık referansıyla İstanbul’daki kaçakçıyla iletişim kuruyoruz. Görüşme her zaman olduğu gibi WhatsApp üzerinden yapılıyor. Kaçakçıyı arayan referansım, Suriyeli bir Kürt olduğumu ve Avrupa’ya gitmek istediğimi söylüyor. Kaçakçının sorduğu sorulardan gizliliğe çok önem verdiği anlaşılıyor. Iraklı kaçakçı, mültecileri büyük bir kuru yük gemisi ile gönderdiklerini, gemilerde yüzlerce kişi olduğunu ve güvenli bir şekilde İtalya’ya teslim edileceğimizi iletiyor. Ona göre, kara sularına girdikten sonra İtalya zaten beni mülteci olarak almak zorundaymış. Bu seyahatin bedelini sorduğumda ise, “12 bin dolar” cevabı geliyor. Dolandırılmamak için geminin içinden fotoğraf veya video istediğimde, talebim nazikçe reddediliyor.

Taliban’dan kaçanlar henüz ulaşmadı”

Artık kaçakçılar da göçmenler de eskisi kadar rahat değil. Sınır geçişleri azaldı ancak hâlâ devam ettiği biliniyor. Bunun en önemli kanıtı ise neredeyse her gün Van’daki şok evlerine yapılan operasyonlar. İran’ın Khoy kenti ve çevresinde Türkiye’ye geçmek için bekleyen 20 binden fazla göçmen olduğu belirtiliyor. Görüştüğüm güvenlik kaynakları da bu bilgiyi doğruluyor. Taliban’ın Afganistan’ı ele geçirmesi üzerine yola çıkan göçmenler de henüz İran’a varmadı. Güvenlik uzmanları bunların da gelmesi ile Türkiye sınırına ciddi bir yığılma olabileceğini belirterek, tedbirlerin kesintisiz devam etmesi gerektiği görüşünde. Geçmişte yılda 50 bin civarında göçmenin yakalandığını ifade eden güvenlik uzmanları, bu sayının 2019’da 454 bine çıktığını belirtiyor. Bölgede görev yapan bir askeri yetkili ise göçmen kaçakçılığından elde edilen milyonlarca dolar kara paranın kayıt altına alınmadan transfer edildiğini belirtiyor. Askeri yetkiliye göre, hiçbir ülke bu kaçakçılık ağını tek başına çökertemez.

Bazen yıkılmış “şok evlerinde” göçmenlerden iz olarak geriye sadece kimlikleri kalıyor.

“534 kilometrelik duvar inşa ediliyor”

Türkiye’nin İran’la 534 kilometrelik sınırı Iğdır’dan, Hakkâri’nin Yüksekova ilçesindeki Irak sınırına kadar uzanıyor. Sınırın 295 kilometrelik bölümü Van’da bulunuyor. Sınırın 90 kilometrelik bölümüne duvar inşa edildi. Aras Nehri’nden başlayan duvar, Gürbulak ve Doğubayazıt’a, oradan Tendürek Dağı’na kadar devam ediyor. Duvarın Van bölümü ise Tendürek Dağı’ndan, Çaldıran ilçesi Soğuksu Köyüne kadar tamamlandı. Sonraki aşamada ise Özalp, Saray ve Başkale sınırlarına 290 kilometrelik daha duvar örülecek. Duvar, son olarak Hakkâri’ye kadar uzatılacak. Bu şekilde İran sınırı, Irak sınırının birleşim noktasına kadar tamamen duvarla kapatılmış olacak. Ancak uzmanlar, duvarın göçü tamamıyla önleyeceği görüşünü gerçeğe yakın bulmuyor.Video izle11:14

“SONU ÖLÜM OLSA BİLE …”

Peki, bu kadar tehlike ve alınan önlemlere rağmen bu insanlar neden göç etmeye devam ediyorlar? Çünkü hepsinin hayali insanca bir yaşam sürmek. Bunun için de bu insanlık dışı yolculuğa katlanmak zorundalar. Ancak hepsi hayal ettikleri gibi hedeflerine ulaşamıyor. Kimi sınırdan geçerken donarak, kimi boğularak, kimi de trafik kazasında ölüyor. Daha sonra da Van’da, Türkiye’nin en büyük mülteci mezarlığında, isimsiz mezar taşlarının altına gömülüyorlar. Ne mezar taşlarında isimleri ne de onları tanımlayacak bir ibare var. Belki çıktıkları yolda onları uğurlayanların bile öldüklerinden haberleri yok. Sayıları her geçen gün artan bu isimsiz mezarlar yine de onları yolundan edemiyor. Sonu ölüm bile olsa hayallerine kavuşmak için bu yola çıkmaya devam ediyorlar.

İLGİLİ HABER

© Deutsche Welle Türkçe//Felat Bozarslan/Van

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top