DÜNYA

“AFGANİSTAN’DA KADINLAR NEYLE KARŞI KARŞIYA?”

“KADINLARIN GELECEĞİNE ULEMA KARAR VERECEK”

“AFGANİSTAN’DA ‘SIKIŞIP KALMIŞ’ KADIN GAZETECİLER ANLATIYOR”

Taliban’ın Afganistan’da 20 yıl sonra yönetimi yeniden ele geçirmesi sonrası çok sayıda kadın can güvenliğinden endişeli..

Afganistan’daki kadın gazeteciler, korku içerisinde Taliban’ın kendilerini yakalayacağı günü beklediklerini söylüyor.. Kadın gazeteciler Afganistan’da sıkışıp kaldıklarını söyleyerek, bir an önce Afganistan’dan kaçabilmek için uluslararası medya ve insan hakları organizasyonlarından yardım istiyor..

Taliban Deutsche Welle (DW) editörünün ailesine silahlı saldırıda bulundu, gazetecinin bir yakını hayatını kaybetti..

DW Genel Direktörü Peter Limbourg:

“Taliban Afganistan’da gazetecilere yönelik organize bir saldırı içerisinde.. Zamanımız tükeniyor.. Taliban diğer üç editörlerimizi bulmak için evlere baskın düzenliyor..”

Küresel Araştırmacı Gazetecilik Ağı (GIJN), Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Gazetecilikte Kadın Koalisyonu (CFWIJ) sosyal medya üzerinden yaptıkları paylaşımlarla Afganistan’dan ayrılmak isteyen kadın gazetecilerin kendileriyle iletişime geçmesini söyledi..

BBC Türkçe‘nin telefon ile ulaştığı Afgan gazeteci kadınların hepsi, Taliban’ın kendilerini pek çok kez doğrudan tehdit ettiğini ve şu an çeşitli yerlerde Taliban’dan saklandıklarını söylüyor..

Güvenlik gerekçesiyle haberde isimlerini değiştirdiğimiz kadınlar, Taliban’ın kendilerine ulaşması halinde öldürüleceklerinden emin olduklarını anlatıyor..

‘BİR EVDEN DİĞERİNE KAÇARAK TALİBAN’DAN SAKLANIYORUZ’

26 yaşındaki Samira, Afganistan’ın Herat şehri Taliban tarafından ele geçirildiği an gazetecilik yapmaya devam etme ihtimalininde son bulduğunu söylüyor..

Çalıştığı radyo ve televizyon kuruluşuna ait ofisi tahliye ettikten kısa bir süre sonra Taliban’ın stüdyoları bastığını söyleyen Samira:

“Taliban orada çalışan gazetecilerin peşine düştü.. Kendi evlerimize gidemiyoruz ve sürekli göçmen gibi bir evden diğerine kaçarak izimizi kaybettirmeye çalışıyoruz.. Şu an ne ülkeden kaçabiliyoruz ne de herhangi bir vize başvurusu yapabiliyoruz.. Ülkeden kaçış çözümünü bulana dek bu hayatı sürdürmek zorundayız..”

Şu an sürekli yer değiştirerek Taliban’ı atlatmaya çalışmaktan başka çaresinin olmadığını söyleyen Samira için, Taliban’ın tehditleri yeni değil..

Samira:

“Bundan önce de çokça kez Taliban tarafından hedef alınarak gazeteciliği bırakmaya zorlandım..

Herat Taliban’ın eline geçmeden sadece birkaç gün önce ofisten çıkmış eve giderken, sokakta yanımdan geçen bir araç benim ve yanımdaki iş arkadaşımın fotoğraflarını çekti.. O günlerde sadece benim değil, diğer gazeteciler üzerindeki tehditlerin sayısı da oldukça artmıştı..

Aldığım tehdit mesajları bitmiyordu. Bu tehditlerden kurtulabilmek için birkaç kez telefon numaramı değiştirdim ama tehditler devam etti.. Bir keresinde bana telefonda, ‘Eğer Taliban hakkında yazmaya devam edersen, bundan sonra yaşamayı bekleme’ dediler..”

Esasen Afganistan’daki kadın gazetecilerin yıllardır bu tehditler altında çalıştığını söyleyen Samira, Taliban’ın kesinleşmiş hakimiyetinin kadın gazeteciler açısından hiç olmadığı kadar ciddi sonuçları olacağını düşünüyor..

Samira, her zaman kadınlar ve kız çocuklarıyla ilgili toplumdan gizlenmiş acı gerçekleri yazmayı hayal ettiğini ve haberleriyle toplumun bu konudaki farkındalığını artırmayı hedeflediğini ancak artık bunu yapamayacağını söylüyor..

Samira:

“Artık gazetecilik yapamam çünkü kadınım ve ayrıca Taliban tarafından hedef alınan bir dini mezhebe sahibim.. Geçmişteki faaliyetlerimin cezası, benim ve ailem için ölüm olacak.”

‘”TALİBAN EĞER BULURSA BENİ VE AİLEMİ KESİNLİKLE ÖLDÜRECEK”

Afganistan’da kadın gazeteciler, Taliban’dan tüm aileleriyle birlikte kaçıyor..

Kısa bir süre önce Taliban tarafından ölüm tehdidi alan bir diğer kadın gazeteci Farzana ile konuşuyoruz..

Farzana:

“Yaklaşık iki ay önce iki motosikletli yanımda durup bana silah doğrultarak söyledi: ‘Afganistan’ı işgal ediyoruz.. Sen, medya direktörü, en kısa sürede haber yapmayı bırakmalısın yoksa öldürüleceksin..’

O an tüm vücudum korku ve stresle titriyordu.. Hemen eve döndüm ve durumu kocama anlattım.. Ertesi gün Herat’tan Kabil’e uçtuk ve bir akrabamızın evine saklandık..

Taliban daha sonra da beni sokakta gazeteciliği bırakmam gerektiğini, Herat kadınları arasında demokrasinin değerlerini desteklemem gerektiğini söyleyerek ölümle tehdit etti..”

Farzana da tıpkı Samira gibi, ailesiyle birlikte bir evden diğerine giderek Taliban’a izlerini kaybettirmeye çalıştıklarını anlatıyor..

Farzana:

“Maalesef Taliban, muhabirlerin evlerini arıyor.. Eşim ve oğlum büyük tehlike altında.. Taliban bizi bulamasın diye her gece başka bir eve gidiyoruz.. Umarım bir yolunu bulup ülkeden ayrılarak hayatta kalırız..”

Neden gazeteci olmak istedin’ diye sorduğum Farzana, haklarından yoksun bırakılan Afgan kadınların sesi olmanın hayaliyle gazeteci olduğunu ancak Taliban’ın gelişiyle bu hayallerin ‘paramparça olduğunu’ söylüyor..

Farzana:

“Şu anda çok üzgünüm, birisi ruhumu yok etmiş gibi.. 20 yıl toplumumuzda kadın ve erkek arasındaki eşitlik için mücadele ettikten sonra, şimdi toplumumuz geriye gidiyor..

Her gece ağlıyorum ve daha bir buçuk yaşında olan oğlum için endişeleniyorum.. Taliban eğer bulursa beni ve ailemi kesinlikle öldürecek çünkü onlar ifade özgürlüğünün ve demokrasinin düşmanı..”

“‘KENDİMİ BİR KURBAN GİBİ HİSSEDİYORUM”

Son bir haftadır Taliban’dan kaçarken, yakalanmaktan ‘kıl payı’ kurtulduğunu söyleyen kadın gazetecilerle konuşuyoruz.

27 yaşındaki Rahel, Taliban’dan kaçmak için evinden uzakta geçirdiği dördüncü gün olduğunu ve bu sürede iki kez Taliban’a yakalanmaktan son anda kurtulduğunu anlatıyor..

Rahel:

“İlkinde komşum telefonla aradı ve az önce Taliban’ın gelip evimi sorduğunu, evden kaçmam gerektiğini söyledi.. İkinci kaçışımda ise hemen önümde olmalarına rağmen beni fark etmediler ve hemen oradan uzaklaştım.. Çok korkuyorum.. En sonunda birisinin gelip beni öldüreceğini düşünüyorum..”

afgan kadinlar

Altı yıldır profesyonel gazetecilik yaptığını söyleyen Zohra da Taliban’ın kendisini bulabilmek için mahallesine kadar geldiğini ve kendisini aradığını anlatıyor..

Zohra:

“Bundan önce bir Taliban saldırısında erkek kardeşimi kaybettim ve şu an Taliban evimin yakınına kadar gelip komşularımıza adresimi sordu.. Babam da beni arayarak eve gelmemem gerektiğini, çok tehlikeli olduğunu ve kalacak başka bir yer bulmam gerektiğini söyledi.. Burada nefes alabilmek her an daha da güçleşiyor..

Korku ve panik içerisinde yaşadığım bu günlerde kendimi bir kurban gibi hissediyorum.. Her an başıma gelebilecek bir saldırıyı bekliyorum.. Bu yüzden olabilecek en kısa süre içerisinde ailemle birlikte buradan ayrılmak istiyorum..”

Tıpkı diğer kadın meslektaşları gibi kendisinin de defalarca kez tehdit edildiğini anlatan Zohra, yaptığı haberlere son vermesi gerektiğini söyleyen bir tehdit mektubu bile aldığını anlatıyor..

2016-2017 yıllarında gazetecileri hedef alan intihar saldırılarından sağ kurtulduğunu ancak iş arkadaşlarını kaybettiğini söyleyen Zohra:

“Afganistan halkının şiddetten uzak, özgür bir hayat yaşayabilmesi için mücadele ediyordum..”

‘”EVDE GAZETECİLİK LE İLGİLİ OLAN TÜM MATERYALLERİMİ YAKTIM ”

Henüz yirmilerinin başındaki iki genç kadın gazeteci Mariam ve Soraya ile konuşuyoruz..

Gazeteciliğe birkaç yıl önce başlamış olmalarına rağmen ne öncesinde ne de şimdi Taliban’ın tehditlerinden kaçabildiklerini anlatıyorlar..

“Taliban eskiden neyse hala o” diyerek Afganistan’da bir daha asla gazetecilik yapamayacağını söyleyen Mariam, şu anda ailesiyle birlikte kendilerini eve kapattıklarını söylüyor:

“Taliban Kabil’e girdiği andan itibaren artık evimden çıkamazdım.. Burada sıkışıp kaldık.. Evde gazetecilikle ilgili olan tüm materyallerimi yaktım. Her gün, Taliban’ın bir gün evimize geleceği korkusuyla yaşıyorum.. Çünkü Taliban nerede yaşadığımı öğrenirse beni ve ailemi öldürmeye gelecektir..”

Gazetecilikteki hayalinin, haberleri ‘tehdit edilmeden’ tüm gerçekliği ile dünya ile paylaşmak olduğunu söyleyen 23 yaşındaki Soraya da tıpkı diğer tüm meslektaşları gibi, Taliban tarafından arandığını ve ölümle tehdit edildiğini söylüyor:

“Gazetecilik yaptığım süre boyunca risk altındaydım çünkü Afganistan’da hiçbir kadın gazeteci sokaklarda, ofiste ya da herhangi bir yer tamamen güvenli bir biçimde işini yapamazdı.. Erkekler çalışan kadınlara, özellikle de televizyonda çalışan kadınlara kötü gözle bakıyorlardı..

Erkekler kadın gazetecileri sürekli rahatsız eder ve çirkin tekliflerde bulunurlardı. Ben de bizzat çok kötü laflar işittim. Ardından Taliban geldi…”

Kadın gazetecilerin ortaklaşan bu tecrübeleri, Taliban’ın kadın gazetecilere yönelik tehdidinin çok daha önceye dayandığını ortaya koyuyor.

Canlarını pahasına Taliban’dan saklandıklarını söyleyen kadın gazetecilerin hepsi, en kısa zamanda ülkeyi terk edebilmenin yollarını arıyor..

“TALİBAN RADYODA MÜZİĞİ VE KADINLARIN ÇALIŞMASINI YASAKLADI”

Afganistan’da iktidarı ele geçiren Taliban hareketi merkezi Gazne ilindeki yerel radyo istasyonlarında müziği ve kadınların çalışmalarını yasakladı..

Afganistan menşeli Pajhwok ajansına göre, ilgili kararname, 12 Ağustos’ta Gazne’yi kontrol altına aldıktan sonra Taliban tarafından atanan bölgenin yeni liderliği tarafından yayınlandı..

Daha önce, eyalet polis karakollarından birinin başkanı Muhammed Haşim Gaci’nin Taliban birliklerinin bölgenin idari merkezine girmesinden hemen sonra ortadan kaybolduğu bildirilmişti.. Gaci’nin akrabaları hâlâ ondan haber alamıyor..

“TALİBAN’DAN ÖNCE VE SONRA: AFGANİSTAN’DA KADINLAR…”

Hey bu koca dünyanın insanları, lütfen susmayın, bizi öldürmeye geliyorlar.”

2014’te çekilen bu fotoğrafta, Afganistan tarihindeki ilk kadın başkan yardımcısı adayı Habiba Sarobi için düzenlenen mitinge katılan kadınlar görülüyor (New York Times)// cafemedyam

ABD ordusu çekilirken Taliban’ın 15Ağustos’ta başkent Kabil’e girişi, başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere Afganistan halkının durumuyla ilgili endişe yarattı.. Afganistan’ın dünyaca ünlü kadın aktivistleri ve sanatçıları, Taliban’ın gelişiyle birlikte kendilerini karanlık bir geleceğin beklediğini ifade ederek yardım çağrısında bulundu..

Ülkenin ilk kadın belediye başkanı Zarifa Ghafari:

“Benim gibi insanların peşine düşecek ve beni öldürecekler. Ailemi bırakamam. Bekliyorum” sözleri, gündeme otururken,

Afgan yönetmen Sahraa Kerimi de dünyaya şöyle seslendi:

“Hey bu koca dünyanın insanları, lütfen susmayın, bizi öldürmeye geliyorlar..”

Afgan kadınların kurtarılması için çağrılar ve kampanyalar, dünyanın dört bir yanından destek görürken ülke Taliban kontrolünde 5. gününe girdi.. Örgüt kadın haklarına yönelik ılımlı mesajlar verirken Kabil başta olmak üzere birçok şehirden korkutucu haberler geliyor..

Kadınların iş yerlerine, okullara alınmadığı ve burka giymeye zorlandığı öne sürülürken, biz de Afganistan’daki son günleri kadınların nasıl geçirdiğine ve Taliban’ın uygulamalarına dair güncel bilgileri ve gelişmeleri aktardık..

Bunun yanında Afgan kadınlarının mücadele tarihine ışık tutmaya çalıştık ve 20yıllık ABD işgalinin kadınlara ne vaat ettiğini irdeledik.. Afganistan’da kadınların bugün hangi hakları kaybetme riskiyle karşı karşı olduğunu aktarmaya çalışırken, Taliban’ın 1990’lardaki acımasız uygulamalarını da Afgan kadınların aktarımlarıyla sıraladık..

TALİBAN’IN ‘ILIMLI’ MESAJLARI İKNA ETTİ Mİ?

Taliban’ın ülkenin kontrolünü ele geçirdiği ilk günlerde ılımlı mesajlarla Afganistan halkının ve uluslararası toplumun kalbini kazanmaya çalıştığı yorumları yapılıyor..

Örgüt herkes için “güvenli ve istikrarlı” bir ülke yaratmak istediğine vurgu yaparken kadınlar ve kız çocuklarının geleceğine dair kaygıların da farkında..

Bu nedenle kız çocuklarının eğitimden koparılmayacağı, kadın doktor ve hemşirelerin görevine devam edeceği ve burka giymeyen ama başörtüsüyle örtünen kadınların da dışarı çıkabileceği gibi mesajlar vermeye çalıştı.. Hatta Afganistan’ın batısındaki Herat kentinde beyaz başörtüsü ve siyah tunik giyen kız çocukları, Taliban’ın yönetimi almasından sadece birkaç gün sonra okula döndü.

Bir muhabir, okula dönen kız çocuklarını böyle görüntüledi (AP).png
Bir muhabir, okula dönen kız çocuklarını böyle görüntüledi (AP)// cafemedyam


Kabil’de kadınların ilk protestosu da dünya basınında geniş yankı buldu..

17 Ağustos’ta ellerinde kağıt dövizlerle bir araya gelen ve Taliban’ı protesto eden bir grup kadın, “Çalışmak, eğitim ve siyasi katılım her kadının hakkıdır” sloganını attı.. Taliban’ın böyle bir protestoya izin vermesi, çizmeye çalıştığı ılımlı imajı pekiştirdi..


Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid de aynı gün düzenlenen basın toplantısında:

  “Kadınlarımızın hakları var ve bu haklardan faydalanabilecekler.. Eğitim, sağlık ve diğer alanlara katılmaya hakları var” ifadelerini kullandı..

Öte yandan birçok kadının, Taliban’ın verdiği sözlere güvenmediği belirtiliyor. Örgütün bu mesajları kısa vadede ülkeyi yönetebilmek için verdiğinden ve bu imajdan ileride vazgeçmesinden endişe ediliyor.

Türkiye’de eğitim gören ve ismini paylaşmak istemeyen Afgan bir mühendislik öğrencisi, “Halkın çoğu Taliban’ın henüz iktidarın ilk günleri olduğu için ve halkın tepkisinden korktuğu için bir şey söylemediğine inanıyor” diyor.

Independent Türkçe’ye konuşan öğrenci, “Taliban’ın gerçek yüzünü görmek için bir süre beklemek gerektiğini düşünüyorlar” diye ekliyor:

“Tanıdığım kadınların neredeyse tamamı Taliban’a inanmadıkları ve korktukları için dışarı çıkmaktan kaçınıyor..”

“KADINLARIN TALİBAN YÖNETİMİNDE İLK GÜNLERİ

Sokakların boş kaldığı ve halkın ihtiyaçlarını karşılaması için az sayıda bakkal ve restoranın hizmet verdiği Kabil’de Taliban liderleri önce hastaneleri ziyaret ederek kadın sağlık çalışanlarının görevlerine devam etmesi gerektiğini söyledi ve dünyayı şaşırtan, olumlu bir imaj çizmeye çalıştı.

Bu sırada bazı Afgan kadınlar, örgütün Kabil’e ve bundan önce diğer büyük şehirlere girişiyle birlikte hayatlarının nasıl değiştiğini dünya basınına anlatıyordu..

Söz konusu aktarımlara göre başkentte kadınlar, örtünmedikleri için ya da bir erkek refakatçileri olmadan dışarı çıktıkları için şiddet görme korkusuyla evde kalmayı tercih etti..

 The Guardian’a konuşan 24 yaşındaki Hayat:

“Sokaklarda kadın yoktu, sadece arabalarda maskeli ve saçları görünmeyen kadınlar vardı” dedi..

Taliban liderliği Kabil sakinlerine yönelik yeni kuralları henüz belirlememiş olsa da şehrin batısındaki bir camiden kadınların burka veya hicap giymeleri gerektiği anons edildi.. Ailesine yiyecek almak için dışarı çıkan yaşlı bir kadının, silahlı militanlar tarafından örtünmediği gerekçesiyle itildiği ve eve gönderildiği bildirildi..

Taliban aslında burkanın zorunlu olmayacağına dair de mesajlar vermişti ama Fox News, 17Ağustos’ta Tahar eylatinde bir kadının burka giymediği gerekçesiyle infaz edildiğine ilişkin görüntüler yayımladı..
 

734246-1831311915.jpg
(Fox News)// cafemedyam


Öte yandan ülkede birçok kadının, geçmişte Taliban’ın giymelerini istediği burkaya artık sahip olmadığı ve şimdi burka arayışında olduğu aktarılıyor..

Taliban, Doha’da Batılı liderlerle yaptığı, sonuçsuz kalan görüşmelerde de kadınların çalışma ve eğitim hayatına katılımına dair güvenceler vermişti. Ancak Kabil’den önce örgütün kontrolüne giren şehirlerde kadınların işlerini erkeklere kaptırmaya çoktan başladığı söyleniyor..

Reuters’ın haberine göre temmuzda Kandahar’da ve Herat’taki iki bankanın kadın çalışanları, silahlı militanlar tarafından evlerine geri gönderildi.. Bankanın muhasebe departmanında çalışan 43 yaşındaki Noor Khatera: “İşe gitmemize izin verilmemesi gerçekten tuhaf ama durum bu” diye konuştu..

Kadınları bilinçlendirmeye yönelik, kar amacı gütmeyen bir kuruluşta çalışan ve Herat’ta yaşayan Zehra isimli bir kadın, AP’ye verdiği röportajda Taliban’ın şehre girmesinden bir ay önce uzaktan çalışmaya başladığını ancak sonrasında hiç çalışamadığını aktardı..

Örgütün kente girişinden sonra yaşanan izdihamla gündeme gelen Kabil Havalimanı’ndaki kadınların haykırışları da medyada büyük yankı uyandırdı..  Paylaşılan görüntülerde kadınlar, ABD askerlerine “Taliban geliyor” diye yalvarırken görüldü..


Kabil’de ve diğer şehirlerde kadınlara yönelik muamelenin değişiklik göstermesi de dikkat çekti..

Örneğin Afganistan Ulusal Radyo Televizyonu’nda çalışan kadın gazeteci Şebnem Devran, işe gittiğinde Taliban’ın stüdyoya girmesine izin vermediğini ve kendisini eve gönderdiğini duyurdu. Örgütün, Devran’a kadın olduğu için artık çalışamayacağını söylediği bildirildi..
 


Bu sırada Taliban liderleriyse dünyaya olumlu bir imaj çizmek için kadın gazetecilerin görevlerine devam ettiğini göstermeye çalışıyordu..

Afganistan’ın en büyük haber kanallarından TOLO’da görevli kadın muhabir Beheshta Arghand, üst düzey Taliban temsilcisi Abdülhak Hamid’le canlı yayında röportaj yaptı.. Kadın gazetecinin görevine normal bir şekilde devam etmesi manşetleri süsledi.. Bu durum, Taliban’ın değiştiğine ve “ılımlılaştığına” yönelik mesajlar diye yorumlandı..

Kanalın yöneticisi Miraqa Popal, Twitter paylaşımında “Bugün kadın spikerlerle yayınımıza kaldığımız yerden devam ettik” ifadelerini kullandı..

TALİBAN DEĞİŞECEK Mİ?

Taliban, Afganistan’ın yönetimini ele geçirmeden önce de dünya liderlerine kadın haklarına saygılı olacaklarına dair mesajlar veriyordu.. Bu nedenle 1996 – 2001 arasında ülkeyi yönetirken kadınlara en ufak bir hak bile tanımayan örgütün değişip değişmeyeceği bir süredir tartışma konusuydu..

Kanada’daki Concordia Üniversitesi’nden Antropoloji Profesörü Homa Hoodfar ve ABD’deki Agnes Scott College’da Kadın Araştırmaları Bölümü’nden Doç. Dr. Mona Tajali, temmuzda konuyla ilgili bir çalışma yürüttü.. 15 Afgan kadın aktivist, lider ve politikacıyla röportajlar yapan akademisyenler, Taliban’ın değişim vaatlerini değerlendirdi..

İkiliye konuşan ve Meetra ismini kullanan bir avukat: “Taliban, propaganda için Twitter ve sosyal medyayı iyi kullanmayı öğrenmiş olabilir ama sahadaki eylemleri bize değişmediklerini söylüyor” derken,

Örgütün kısa süre önce ele geçirdiği Mezar-ı Şerif’ten bir kadın öğretmen de şunları söyledi:

“Başlangıçta Taliban röportajlarını televizyonda izlediğimizde sanki değişmiş gibi göründü, barış umduk.. Ancak Taliban’ı yakından gördüğümde hiç değişmediklerini anladım..”

Taliban liderlerinin kadınlara “şeriat çerçevesinde” haklar sağlayacaklarını vurgulaması da soru işaretlerini güçlendirmişti.. Kabil’de yaşayan 40yaşındaki bir kadın hakları aktivisti, “Taliban reformu gerçekte mümkün değil” ifadelerini kullandı..

“Temel ideolojileri, özellikle kadınlara karşı aşırı tutucudur.”

“KADINLARIN GELECEĞİNE ULEMA KARAR VERECEK”

Nitekim Taliban liderlerinden Vahidullah Haşimi, 18 Ağustos’ta Reuters’a yaptığı açıklamada kadınların Afganistan’daki geleceğine İslami ulema şurasının karar vereceğini söyledi.

“Ulemamız kız çocuklarının okula gitmesine izin verilip verilmeyeceğine karar verecek” diyen Haşimi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başörtüsü mü, burka mı yoksa sadece peçe ve çarşaf mı ya da başka bir şey mi giymeleri gerekip gerekmediğini kararlaştıracaklar.. Bu onlara kalmış.”

Söz konusu açıklamanın, Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid’in basın toplantısında verdiği güvencelerle çeliştiği yorumları yapıldı..
 

1960’lara gelindiğinde kadınlar, 1964’te onaylanan Afganistan’ın ilk kapsamlı anayasasının taslağını hazırlayanlar arasındaydı.. Bu anayasa kadın ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunu kabul ediyordu ve seçilme hakkı tanıyordu.. 1965’te Afgan Parlamentosu’na 4 kadın seçilmiş ve birçok kadın da bakanlık görevlerine getirilmişti..

Afgan kadınlarının durumu, 1970’lerin ve 1980’lerin Sovyet destekli yönetimi altında gelişmeye devam etti,. Bu dönemde parlamento, iki aşiret arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için kadınların gelin olarak verilmesi veya dul kadınların ölen kocalarının erkek kardeşiyle evlenmeye zorlanması gibi uygulamaları yasa dışı ilan etmişti..
 

sovyet döneminde afgan kadınlar (AFP).jpg
Fotoğrafta bilgisayar eğitimi alan kadın ve erkek Afgan öğrenciler 1981’de Kabil’deki Politeknik Enstitüsü’nün Bilgi İşlem Merkezi’nde Sovyetler Birliği’nden gelen öğretmeni (ortada) dinliyor (AFP)// cafemedyam


1979’da Afganistan’a giren Sovyetler Birliği, 1989’da ülkeden çekilirken, 1996’da Taliban’ın yükselişi başladı.. Sonunda örgütün Afganistan yönetimini ilk kez ele geçirmesi, kadın haklarına yönelik ilerlemeleri kesintiye uğrattı..

1977’de Afganistan Devrimci Kadın Birliği (RAWA), kadınların haklarını savunmak üzere Kabil’de kurulmuştu. Sovyetler çekildikten sonra Taliban’la mücadeleye odaklanan RAWA, Taliban döneminde bir taraftan Pakistan sınırındaki mülteciler için açtığı okullar ve Afganistan içinde evlerde verdiği gizli kurslarla modern eğitim faaliyetini yürütürken, diğer taraftan Taliban yönetiminin insanlık dışı uygulamalarını dünyaya duyurmaya çalışmıştı. 

RAWA, Taliban’ın o dönemde getirdiği bazı yasakları şöyle özetlemişti:

Kadınların ev dışında çalışması tamamen yasaklandı. Kabil’deki bazı hastanelerde sadece birkaç kadın doktor ve hemşirenin çalışmasına izin verildi.

Baba, erkek kardeş veya koca gibi yakın erkek akrabalar olmaksızın kadınların ev dışında faaliyet göstermesi yasaklandı. Dul kadınlar ve çocukları fiilen açlığa mahkum edildi.

Kadınların erkek esnafla muhatap olması, bisiklet veya motosiklet kullanması, yüksek sesle gülmesi, yürürken ses çıkaran ayakkabılar giymesi, nehir kenarında çamaşır yıkaması, balkona çıkması, erkek doktorlar tarafından tedavi edilmesi ve 8 yaşından büyük kız çocuklarının okula gitmesi yasaklandı.

Burka giyme zorunluluğu getirildi. Açık renkli giysiler yasaklandı. Buna uygun giyinmeyen kadınlar kırbaçlandı.

Evlilik dışı cinsel ilişkiye girmekle suçlanan kadınlar recm edildi.

Kozmetik kullanımı yasaklandı. Tırnaklarını boyayan birçok kadının parmakları kesildi.

Kadın kelimesinin geçtiği tüm yer adları değiştirildi. Örneğin, “kadın bahçesi”, “bahar bahçesi” oldu.

“20 YILLIK ABD İŞGALİ, KADINLARA NE GETİRDİ?

Örgütün kadınlara yönelik kısıtlamaları o kadar sertti ki ABD 2001’de Afganistan’a girdiğinde kadın haklarının durumu, işgalin en önemli meşruiyet kaynaklarından biri oldu.. 

O sırada ülkenin yüzde 90’ını yöneten Taliban, ABD’nin müdahalesinin ardından Pakistan’a çekildi ve yıllardır örgütün yönetildiği yerlerden biri olan Kandahar sınırındaki Ketta’da yeniden bir araya geldi.. Bu esnada Afganistan’da ABD ve NATO öncülüğündeki birliklerin desteğiyle yeni bir hükümet kuruldu. ABD işgali sırasında, 2004’te hazırlanan anayasayla kentli kadınlar bazı haklara kavuşsalar da kırsal bölgelerdeki kadınlar bu haklardan çok az yararlanabildi ve kadınlara karşı linç kültürü devam etti..

Bu süreçte ilk olarak, Taliban’ın kadınlara yönelik yasaklarla tahrip ettiği sağlık merkezleri yeniden kuruldu.. 2018’e kadar 3 bin 135 sağlık tesisi inşa edildi ve Afgan halkının yüzde 87’sine iki saat mesafedeki bir tıbbi tesise erişim sağlandı..

2003’te kız çocuklarının yüzde 10’undan azı ilkokula kayıtlıydı. 2017’ye kadar bu sayı yüzde 33’e çıktı. Bu oran yeterli bulunmasa da iyileşmenin devam ettiği aktarılıyordu. Orta öğretimde kayıtlı kadınların oranı ise 2003’te yüzde 6’yken, 2017’de yüzde 39’a yükseldi. 3,5 milyon Afgan kız çocuğu okula gidiyor, 100 bin kadın da üniversite okuyordu.

Kadınların yaşam beklentisi 2001’de 56 yıldı; 2017’de bu sayı 66’ya yükseldi..

2020 itibarıyla memurların yüzde 21’i kadınlardan oluşuyordu.. Bunların yüzde 16’sı üst düzey yöneticiydi ve Afgan milletvekillerinin yüzde 27’si kadındı..

Bu süreçte Afganistan, dünya genelinde çalışmalarıyla takdir toplayan birçok kadın sanatçı, mühendis ve aktivist de yetiştirdi. Sima Samar ve Jamila Afghani gibi insan hakları aktivistlerinin yanı sıra müzisyen Aryana Sayeed, yönetmen Sahra Kerimi gibi sanatçılar öne çıkıyordu. (Taliban’ın Kabil’e girmesinin ardından Kerimi, Türk Büyükelçiliği yardımıyla Afganistan’dan çıkarıldığını duyurmuştu).

Herat’ta kız çocukları için bilgisayar programlama okulu Code to Inspire’ı kuran 35 yaşındaki Fereshteh Forough da o kadınlardan biriydi. Forough, birkaç gün önce Twitter’da kendisine gelen bir mesajı paylaştı. Mesajda hayatından endişe eden biri, artık yemek yiyemediğini ve evinde kalamadığını söylüyordu:

“Aileme gülümsüyorum ama içten içe ölüyüm.”

Ekran görüntüsü 2021-08-19 134654.png
Forough, Afganistan’ın ünlü kadın girişimcilerinden biri (Forbes) // cafemedyam


Afganistan’ın tamamı kız çocuklarından oluşan robotik takımı da bu örneklerden biriydi. Geçen yıl eski araba parçalarından koronavirüs hastaları için solunum cihazı üreten 20 kişilik ekip, Kanada ve Türkiye’de yarışmalara katılmış ve ödüller kazanmıştı. Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinin ardından ekibin bazı üyelerinin eğitime devam etmek üzere Katar’a gittiği, bazılarınınsa ülkede kaldığı aktarıldı..


“KIRSAL BÖLGELERDE KADINLARIN DURUMU DEĞİŞMEDİ”

Fakat kadın haklarındaki bu kazanımlar, kent ve kır arasında son derece eşitsiz dağılmıştı. Kırsal kesimlerde, özellikle Peştun bölgelerindeki kadınların yaşamı, yasalara rağmen pek değişmemişti. Kadınlar sağlık hizmetlerine erişim, okula gitme ve çalışma hakkı için ailelerindeki erkeklere bağımlıydı ve birçok Afgan erkeği hala son derece muhafazakardı.

Örneğin, Birleşmiş Milletler’in (BM) 2019’da yürüttüğü bir araştırma, Afgan erkeklerin sadece yüzde 15’inin kadınların evlendikten sonra çalışmasına izin verilmesi gerektiğini düşündüğünü ortaya koymuştu. Erkeklerin üçte ikisi, kadınların artık çok fazla hakka sahip olduğundan şikayet ediyordu.
 

140404164722-afghan-women-10.jpg
Ekim 2013’te Celalabad’ın bir kenar mahallesinde çekilen bu fotoğrafta kadınların tepeden tırnağa örtündüğü görülüyor. Zorunluluk olmamasına rağmen toplum baskısı nedeniyle kadınların örtünmeyi tercih ettiği bildiriliyor (AFP)// cafemedyam


Üstelik ülkedeki kadınların tahminen yüzde 76’sı kırsal alanlarda yaşıyordu. Bu bölgelerde kadınların, Taliban ve hükümet güçleri arasındaki savaştan etkilenmeye bugüne dek devam ettiği belirtiliyor.

“EŞİTSİZLİK VE ŞİDDET DEVAM ETTİ”

Uluslararası Af Örgütü’nün 2020 tarihli raporuna göre Afganistan’da kadınlar, özellikle de Taliban’ın güçlü olduğu bölgelerde şiddete maruz kalmaya devam etti. Raporda, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet olaylarının etkili bir şekilde bildirilmediği ifade edildi. Kadınlar misillemelerden korkuyor ve yetkililere güven duymuyordu.

Afganistan Bağımsız İnsan Hakları Komisyonu’na (AIHRC) göre 2020’de 100’den fazla kadın cinayeti vakası rapor edildi. Bu vakaların yaşandığı bölgelerde soruşturma genellikle yetersiz kaldı. Bazı durumlarda şiddet mağdurları, şikayetlerini geri çekmeleri için baskı gördü ve suçlular etkin şekilde cezalandırılmadı.

Benzer şekilde devlet dairelerinde çalışan kadınların işyerlerinde maruz kaldığı saldırıların da nadiren soruşturulduğu ve faillerin cezalandırılmadığı aktarıldı. Hükümette görev alan kadınların da yıldırma, taciz ve ayrımcılığa maruz kaldığı bildirildi.
 

ferhunde melikzade.jpg
Ferhunde Melikzade, Afganistan’da kadın mücadelesinin sembolü oldu (Reuters)// cafemedyam


Mart 2015’te Kabil’de Ferhunde Melikzade’nin linç edilmesi ise Afganistan’da kadınların gördüğü ayrımcılığı gözler önüne serdi. Bir türbenin önünde muska satan bir kişiyle girdiği tartışma sonrasında, adamın Ferhunde’nin Kur’an yaktığını öne sürmesi üzerine toplanan kalabalık tarafından dövülen genç kadının üzerinden arabayla geçilmiş ve bedeni yakılmıştı. Bu sırada polis, kalabalığa müdahale etmemişti. Lincin protesto edildiği cenaze töreninde ise Ferhunde’nin tabutunu kadın hakları aktivistleri taşımıştı.
 

Ferhunde'nin cenazesine kadın aktivistler katılmıştı (AFP).jpg
Ferhunde’nin cenazesine katılan kadınlar, “Adalet istiyoruz” diye slogan attı (AFP)// cafemedyam


Af Örgütü’nün aktardığına göre çocukların durumu da kadınlardan farksızdı. Dünya genelinde tepki çeken “bacha bazi” uygulamasının (oğlan çocuklarının yaşlı erkekler tarafından istismar edilmesi) 2018’de suç olarak kabul edilmesine rağmen, yetkililer failleri cezalandırmak için yeterince çaba sarf etmedi.

UNICEF ise 2 milyondan fazla kız çocuğunun okula gidemediğini ve çok sayıda çocuğun zorla çalıştırılmaya veya sokaklarda dilenmeye devam ettiğini açıkladı.

TALİBAN’A KARŞI SAVAŞAN KADINLAR

Taliban’ın geçen hafta Afganistan’ı yeniden ele geçirmesine giden süreçte örgüte karşı savaşa kadınlar da katılmıştı. Silahlanan kadınlar, çok acı çektiklerini ve militanların vahşetine artık tahammül edemediklerini söylüyordu.

Voice of America’nın 2017 tarihli haberinde kuzeydeki Cüzcan eyaletinde Taliban’la çatışmalarda aile üyelerini kaybeden yaklaşık 150 kadının silahlandığı aktarılıyordu. Gruplardan birinin komutanı Memleket, “Militanlar üç oğlumu öldürdüler ve geçim kaynaklarımızı yaktılar. Şimdi IŞİD ve Taliban’la savaşmak için dışarı çıktık” diye konuşmuştu.
 

Cüzcam eyaletinde ailesini kaybeden ve Taliban'a karşı silahlanan kadınlar böyle görüntülenmişti (Voice of America).jpg
Cüzcan eyaletinde ailesini kaybeden ve Taliban’a karşı silahlanan kadınlar böyle görüntülenmişti (Voice of America)// cafemedyam


Darzab bölgesindeki bir başka ekibin üyesi Nefise ise “Erkek kardeşimi, kız kardeşimi ve yeğenimi öldürdüler. Bu yüzden silahı elime aldım” demişti..

ABD’li Binbaşı Christie Lamond da 2013’te bir grup Afgan kadının ABD ordusundaki kadınlardan gizlice savaş eğitimi aldığını açıklamıştı.

Birkaç gün önce ABD merkezli TV istastonu KTVQ’ya konuşan Lamond, 7 aya kadar sürebilen bu eğitimlerde Afganistan ordusundaki kadınlara nişancılıktan yakın dövüşe kadar her şeyi öğrettiklerini ifade etmişti:

“Aldıkları savaş eğitimi, burada ABD’de aldığımız eğitime çok benziyordu.”

Afganistan’da Taliban’a karşı çok daha savunmasız konumdaki etnik azınlıklara mensup kadınlar da örgüte karşı silaha sarılıyordu. Afganistan’ın merkezinde yer alan, Şii inancına mensup Hazaraların anavatanı Bamyan eyaleti şu anda Taliban kontrolüne geçti. Ancak Hazara kadınları, Taliban’a karşı direnen kadınların önemli bir parçasıydı. Taliban eyalete girmeden bir hafta önce The Week’e konuşan bir kadın, gerekirse silaha sarılmaya ve erkeklerin yanında savaşmaya hazır olduklarını söylemişti.

Afganistan’da çalışan ve Twitter’da @ZHassani7 ismini kullanan bir gazeteci de temmuzda, silahlı Hazara kadınlarının görüntüsünü yayımlamıştı:


Mezar-ı Şerif’in kadın valisi ve Hazara kökenli Salima Mazari de Taliban’a karşı mücadelede ön cephede yer alıyordu. Taliban kontrolü ele geçirmeden önce The Guardian’a konuşan Mazari, “Bazen ofiste oluyorum ve diğer zamanlarda bir silah alıp savaşa katılmam gerekiyor” demişti.
 

v4-YnaY.jpg
Mazari, cephede silahla Taliban’a karşı mücadele ederken böyle görüntülenmişti (Voice of America)// cafemedyam


Ancak Mazari’nin Taliban’ın şehre girmesinin ardından yakalandığı bildirildi. Mazari’nin infaz edilmesinden korkan birçok kişi, serbest bırakılması için sosyal medyadan çağrı yaptı. Afgan yönetmen Malek Shafi’i, Twitter’da şöyle yazdı:

“Şu an Taliban’ın esiri. Özgürlüğüne kavuşması için kampanya yapmalıyız #FreeSalima.”


Öte yandan ülkede şu anda Taliban’a karşı sadece bir eyalette direniş hareketi var. Tüm Taliban karşıtı komutanlar, Pençşir’de bir araya gelmeye başladı. Nüfusunun büyük kısmı Taciklerden oluşan eyalette başlayan direnişte kadınların da yer alabileceği öne sürülüyor.

Türkiye’de eğitim gören ve ismini vermek istemeyen Afgan öğrenci, “Pençşir’de hem erkekler hem de kadınlar savaşma ve haklarını savunma ahlakına sahiptir” ifadelerini kullanıyor.

“KADINLAR BAĞIMSIZLIK GÜNÜ PROTESTOLARINDA

19 Ağustos 1919 tarihinde Emanullah Han’ın Afganistan’ın Britanya’dan bağımsızlığını ilan etmesinin yıl dönümleri, ülkede Afgan Bağımsızlık Günü olarak kutlanıyor. Bu yıl çok sayıda Afganistan yurttaşı Taliban’a rağmen ulusal Afganistan bayraklarıyla başkent Kabil’de sokağa çıktı.

Taliban’ın ateş açmasıyla bazı protestocuların hayatını kaybettiği bildirilirken protestolara kadınların katılımı özellikle dikkat çekti. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde “Ulusal bayrağımız kimliğimizdir” sloganı atan kadınlar görüldü:

“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI, AFGAN KADINLAR İÇİN NE YAPIYOR?

Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü Afganistan’da mayıs sonundan bu yana evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 250 bin kişinin yüzde 80’inin kadın ve çocuk olduğunu söylüyor. Ajans ülkeden kaçan mültecileri takip ediyor ve ve komşu ülkelere sığınabilmeleri için sınırların açık tutulması çağrısında bulunuyor.

Aslında dünyanın dört bir yanından kadınlar uluslararası topluma Afgan kadınları koruması için çağrıda bulunuyor.

Yardım kuruluşu Women for Women International, Afgan kadınların bir araya gelebileceği güvenli yerler bulmalarını sağlamak için sosyal medyadan bağış toplamaya başladı.

ABD merkezli Georgetown Kadın, Barış ve Güvenlik Enstitüsü’nün direktörü Melanne Verveer ise Biden yönetiminden Afgan kadın aktivistler için tahliye uçuşları ayarlamasını istedi.

Benzer şekilde İtalya’dan da başta kadınlar olmak üzere hakları tehdit altında olan Afganların ülkeye kabul edilmesi çağrıları geldi. Aralarında Roma’nın da yer aldığı bazı belediye başkanları, Afgan mültecilere “insani koridor” açılmasını talep etti. Belediye tesislerinin bu kişileri ağırlamak için kullanılması teklif edildi.
 

afganistan ve pakistan arasında mahsur kalan kadınlar afp.jpg
13 Ağustos’ta çekilen bu görüntüde Pakistan ve Afganistan sınırını geçmeye çalışırken Çaman’da mahsur akalan kadınlar görülüyor (AP)// cafemedyam


Yoksulluğu sona erdirmek için çalışan sivil toplum kuruluşu Global Citizen, ülkelere, gelecek haftalarda mültecileri karşılamak için sınırlarını açması çağrısında bulundu.

Kampanyalara Afgan kadın gazetecileri desteklemek için kurulan Rukhshana Media ve Sahar Speaks isimli iki organizasyon da katıldı. Bunlar, genellikle sosyal medyadan Afganistan’daki kadın gazetecilerin durumuna dair bilgiler paylaşıyor.

Çağrıların ardından Birleşik Krallık ve Kanada gibi ülkeler 20 bin Afgan mülteciyi ülkelerine alacaklarını duyursa da BM Çocuklara Yardım Fonu’ndan (UNICEF) gelen bir açıklama, yardım talep edenleri hayal kırıklığına uğrattı.

UNICEF’in Afganistan Saha Operasyonları Şefi Mustapha Ben Messoud, Taliban’ın açıklamalarının ardından kız çocuklarının eğitimine dair “iyimser” olduklarını söyledi.

Ancak tartışma yaratan bu yorumların hemen ardından UNICEF’ten bir başka açıklamada geldi. Afganistan’da yılın başından bu yana 550’den fazla çocuk öldüğünü ve bin 400 çocuğun da yaralandığı aktarıldı.

Bu açıklamayla UNICEF yetkilileri, Taliban’ı ve tüm tarafları kadın ve kız çocukları dahil tüm insanların yaşamlarını ve haklarını korumaya çağırdı.

TÜRKİYE’DE CUMHURBAŞKANINA ÇAĞRI

Afgan kadınlara yönelik yardım çağrılarına Türkiye’den sanatçılar da sessiz kalmadı. Bir grup sanatçının, Afganistan’da başta kadınlar olmak üzere hak mücadelesi vermiş 24 sanatçının Kabil’den çıkartılması için imza kampanyası başlattığı bildirildi.

Sanatçı grubundan Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Gökdağ bianet’e şu bilgileri verdi:

“Havalimanında farklı silahlı gruplar olduğunu ve oradaki herkesin hayatının tehlike olduğunu öğrendik. Bunun üzerine bu 24 arkadaşımızın oradan çıkartılması için imza kampanyası başlattık. İmzaları Cumhurbaşkanlığı’na sunacağız. Herkesin desteğini bekliyoruz.”

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish //

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top