DÜNYA

TALİBAN ÖRGÜTÜ NEDİR?

ŞERİATA DAYALI ANAYASAL SİSTEM YÜRÜRLÜĞE GİRDİ.. HANEFİ MEZHEBİ ÖN PLANDA TUTULDU..

“TALİBAN’IN ÖLÇÜLERİNE GÖRE MASUM OLMAK, DOĞMAMIŞ OLMAK DEMEK.”

Uzun yıllar bölgede gazetecilik faaliyeti yürütmüş olan Sedat Aral ve NATO’nun Afganistan’daki eski Kıdemli Sivil Temsilcisi Hikmet Çetin ülkedeki mevcut durumu ve Türkiye’ye olası etkilerini değerlendirdi..

Cumhurbaşkanı Eşref Gani’nin ülkeden ayrılması ile birlikte Afganistan fiili olarak terör örgütü Taliban’ın yönetimine geçti..

2001’de ABD’nin Afganistan’ı işgale başladığında yönetimden düşen ancak zaman içinde bazı bölgelere geri dönen Taliban, bugün ülkede “katılımcı bir İslami hükümet kuracaklarını” söylüyor.

Taliban’ın Afganistan’daki yükselişini ve bölgede değişen statükonun Türkiye’ye olası etkilerini, 1990’larda bölgede gazetecilik yapmış olan Sedat Aral ve NATO’nun Afganistan’daki eski Kıdemli Sivil Temsilcisi olan Hikmet Çetin’e sorduk.

TALİBAN’IN ÖLÇÜLERİNE GÖRE MASUM OLMAK, DOĞMAMIŞ OLMAK DEMEK”

Gani’nin ülkesini terk etmesine ilişkin sorularımızı yanıtlayan Aral, kalıp direnmek gibi bir seçeneklerinin olduğunu ancak bunun için önceden bir hazırlığın olması gerektiğini söyledi.

Gani’nin ülkesini terk ederken “Kan dökülmesini önlemek için ayrılmaya karar verdim” sözlerini kullanması dikkat çekmişti.

Taliban’ın “çok kolay durdurulabilir bir güç olmadığının” altını çizen Aral, “Gani’ye orada ne vaat edildi bilemiyorum. O kalsaydı da çok kan dökülecekti gittiyse de çok kan dökülecek. Kimin kanının döküleceği konusu var. Onların kanı dökülmeyecek sadece. Taliban’a İŞİD bağlamında bakabilirsiniz. Kadınlarının yalnız sokağa çıkabileceğini söylüyor. Öyle bir şey olmayacak olamaz çünkü. ‘Masumlara zarar vermeyeceğiz’ diyorlar. Taliban’ın ölçülerine göre masum olmak demek doğmamış olmak demek. Gani’nin çekilip ben yönetimi bırakıyorum demesinin gerekçelerinin bir tanesi savaşacak gücü yok. Çünkü Taliban, ganimet ile örgütlenen bir yapı” dedi.

“13. YÜZYILDA KALMASI GEREKEN BİR UYUŞTURUCU MAFYASI”

Aral, Taliban’ın para ile değil daha fazla vaat ile motive olan bir sisteme sahip olduğunu anlattı.

Taliban’a para değil yağma vaadi verildiğine dikkat çeken Aral, “Mesela gidiyor bir köy ağasına bana katılırsan ilerdeki köyün tamamı senin olsun. Git yağmala diyor. Kadınları, çocukları hepsi senin olsun diyor.. Dikkat ederseniz Taliban her şehre girdiğinde ilk kez hapishaneleri açar. Çünkü Taliban’ın suçlu adamlara ihtiyacı vardır. Taliban, 13. yüzyılda kalması gereken bir uyuşturucu mafyası. İhtiyaçları olan kalabalık oradadır. Acımasız, insan öldürebilen, silah kullanabilen adamlar. Bu çok önemli. Kabil’de bulacağınız sıradan 18-19 yaşındaki bir adam birilerini kurşuna dizerken zorlanır. Bir din örgütlenmesi değildir Taliban. Kurulu değil kuralsız bir yapıdır. O kuralsız yapı herhangi bir orduyu bile durdurabilir. Çünkü korkutur. Çünkü kime karşı savaşacağınızı bilmiyorsunuz. Vaat ile çalışan bir sistemde herkesin düşmanınız olması çok yüksek” diye konuştu.

“KÖKTEN BÜYÜK BİR ORDU İLE…”

“Afganistan hükümetinin ülkelerini bırakmalarında şöyle bir haklılık buluyorum; kendi canlarını kurtarmışlar” diyen Aral, şunları kaydetti:

“Çünkü kurutulabilir bir yapı değil. Kökten büyük bir ordu ile bunları ezemiyorsanız, on binlerce sene ağır bombardımanlar ile onları yerlerinden sökemiyorsanız yapacağınız tek şey kaçmak. Başka bir formülü yok.”

“TALİBAN GÖÇLERLE İLERLEYEN BİR YAPI”

Türkiye’nin, ABD’nin Ortadoğu’daki ‘jandarma’ pozisyonundaki ülkesi olduğunu savunan Aral şunları söyledi:

Irak müdahalesi olduğunda giriyor, Suriye müdahalesi olduğunda hemen ABD’nin elinin altında. Bir şekilde kendini hep kullandırdı aynı zamanda NATO üyesi. İran ne yaptı? İran dedi ki Taliban’dan; kaçanları Türkiye’ye gönderin dedi. Taliban göçlerle ilerleyen bir yapı. Diplomatik bir kurye sistemi ile giden bir teşkilatı yok. Afganistan’dan Türkiye’ye gelenlerin yüzde 20’si Taliban olabilir. İran sınırları açtı ve ‘Türkiye’ye gidiyorsanız geçiş hakkı veririm’ dedi. ABD bunları Çin, İran ve Rusya’ya karşı kullanacaktı. Bir anda kendi partneri olan ülkeye karşı kullandı.”

TALİBAN’IN EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ

Aral, hükümetin ani bir karar ile sınırları muhafaza altına alması gerektiğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Taliban’ın çok önemli bir özelliği vardır. Önce kendinden daha az dincileri öldürür. Çünkü dini açıklayabilecek tek kitle onlardır. Herkes şöyle düşünüyor; Afganistan’da laik bir Cumhuriyet vardı, Taliban o laik Cumhuriyet’i yıktı. Hayır, Afganistan, Taliban’dan daha ılımlı bir şeriat devleti idi. Laik bir devlet değildi. Taliban İŞİD gibi gidiyor. Bir devlet kurmanız için 2 bin yıl uğraşmanız gerekiyor. Böyle 100 yıl ile de bitmiyor. Ya da önceden bir devlet olması gerekiyor.”

Aral son olarak, Afganistan’ın savaş içerisinde 70’inci yılına geldiğini belirterek:

“Orada savaşsız dönemi hatırlayan bir kuşak yok. Savaşsız dönemde çocuk olan birtakım insanlar var. Ciddi rehabilitasyonlara ihtiyaçları var. Bu rehabilitasyonlar ancak kamplarda olabilir şehirlerde olamaz. BM’nin göçmen politikası ne ise onun uygulanma hatta ondan daha iyisinin de uygulanması gerekiyor. Bu durum Suriye’den gelenler için de geçerli. Savaş psikolojisi altında intihar edebilme kapasitesi olan bir adam kimseye acımaz. Taliban ile birlikte ülkelerin değiştiğini gördüm. Pakistan Taliban’ı kontrol edebileceğini sanıyordu. Sonuçta öyle bir yere geldi ki Taliban, Pakistan’ı kontrol etmeye başladı” ifadelerini kullandı.https://9cff08c5d8ce185ef4426b239aa859d5.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

AFGANİSTAN İLE ATATÜRK DÖNEMİNDEN KALAN İLİŞKİLER

Geçen günlerde Taliban sözcüleri tarafından Indenpendent Türkçe‘ye, Türkiye özelinde bir açıklama yapılmıştı.. Söz konusu açıklamada, “Erdoğan’dan bize karşı saygılı olmasını arzuluyoruz. Türkiye, birçok Afgan’ı barındıran ve yakın ilişkiler kurmak istediğimiz bir ülke. Türkiye’yi bir düşman olarak değil müttefik olarak görüyoruz” ifadelerine yer verilmişti.

Afganistan ve Türkiye’nin, Atatürk döneminden başlayan ve çok önemi tarihsel ilişkilere sahip olduğunu anlatan Hikmet Çetin, her kesiminin Türkiye’ye saygısı olduğunu söyledi.

TÜRKİYE MEŞRU OLARAK ORADAYDI”

Müttefik sözünün doğru olmadığını kaydeden Çetin:

 “Bütün çabalara rağmen Türkiye’nin havalimanı konusundaki talebine evet demediler. Türkiye uluslararası açıdan meşru bir şekilde oradaydı” dedi.

11 Eylül’den sonra Birleşmiş Milletler tarafından Afganistan’a güç gönderme konusunda verilen kararı anımsatan Çetin, şunları söyledi:

“Arkasından 12 Eylül’de NATO tarafından verilen kararı var. Ve 5. maddesinin devreye sokulma kararı ilk kez o zaman uygulandı. Bu madde kollektif savunma maddesidir. NATO da o karar ile birlikte bütün NATO ülkelerinin Afganistan’daki güce ve Afganistan’daki olaylara destek olma talebini gösteriyor. O zaman NATO henüz kamutayı eline alamamıştı. 2003 Ağustos ayında artık yönetim ve kontrol NATO’ya geçmişti. Bunun getirdiği bir meşruiyeti var. Bu ayında sonun ABD’nin çekileceğine göre, orada artık Türk askerinin varlığı da sorgulanabilir.”

Türkiye’nin NATO’nun üyesi olarak havalimanının işletmesini yaparken güvenliği Taliban’a karşı sağladığını vurgulayan Çetin:

“Şu anda nasıl bir yönetim şekli olacak belli değil. Olaylar çok hızlı gelişti. Fiilen artık yönetim Taliban ve onun verdiği rahatlık ile müzakere yapacak. Yeni bir Cumhurbaşkanı seçecek. Gelişmelerinin nasıl olacağını bir göstergesi geçici olacak yeni yönetimin şeklini görmek lazım” diye konuştu.

Cumhuriyet // Zeynep Çam

“4 SORUYLA TALİBAN”
  • Kimler,
  • Ne istiyorlar,
  • Nasıl yeniden güçlendiler ve
  • Parayla silahı nereden buluyorlar?
Taliban militanları, ele geçirilen bölgelerde devriye geziyor (Reuters)// cafemedyam

Taliban, ABD ordusunun çekilmesinin ardından Afganistan’da bir kez daha iktidarı ele geçirmeye çok yaklaştı..

Peki Taliban kim, ne istiyor, nasıl yeniden güçlendi ve parayla silahı nereden buluyor? ABD’nin saygın gazetelerinden Washington Post (WP) bu 4 soruya yanıt aradı..

TALİBAN KİM?

Örgütün üyelerinin çoğu, Afganistan’ın en büyük etnik grubu Peştunlardan oluşuyor. Peştuca’da Taliban, “öğrenciler” anlamına geliyor..

Taliban, 1979-1989 yıları arasında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve Pakistan istihbaratı Servislerarası İstihbarat’ın (ISI) desteğiyle Sovyetler Birliği’ne karşı mücadele eden gerillalar tarafından 1994’te kuruldu..

Molla Muhammed Ömer liderliğindeki örgüt, kuruluşundan kısa bir süre sonra Peştun ağırlıklı Kandahar’ı ele geçirdi. Bir sene sonra ülkede 12 kentte kontrolü sağlayan Taliban’a destek, yolsuzluğa ve rüşvete karşı verilen mücadeleyle giderek arttı..

Düşünce kuruluşu Newlines Enstitüsü’nden Kamran Bokhari, “O zamanlar halk gerçekten kanunla düzen istiyordu ve bunların hiçbiri yoktu” dedi.

Taliban, Eylül 1996’da başkent Kabil’e girerek yönetime el koyduğunu ve İslam Emirliği kurulduğunu ilan etti..

Kabil’in ele geçirilmesinin ardından çok katı kurallar uygulamaya kondu. Şeriata dayalı anayasal sistem yürürlüğe girerken, şeriatın gündelik hayatta uygulandığını takip etmek için Emr-i bil Maruf (İyiliği Emretme) Bakanlığı kuruldu..

Kadınların iş hayatına katılması ve eğitim alması tamamen yasaklandı. Kadınlara peçe, erkeklereyse takke ve sakal zorunluluğu getirildi. Her türlü görsel yayın ve müzik yasaklandı..

ABD, 11 Eylül saldırılarından sonra Taliban’dan El Kaide lideri Usame bin Ladin’i istedi. Ancak “misafir” olduğu gerekçesiyle bu talep reddedilince ABD, Afganistan’da örgüte karşı çıkan Kuzey İttifakı’nın desteğiyle Taliban’a yönelik saldırı başlattı ve örgütün gücünü kırdı. Taliban kısa sürede, ele geçirdiği topraklardan çekilmeye başladı..

“TALİBAN GÜCÜNÜ NASIL YENİDEN KAZANDI?

Taliban devrildikten sonra bazı liderleri Pakistan’a kaçarak burada tekrar güç kazanmaya başladı.. Afganistan’da ABD’nin varlığı da örgütün militan bulmasını sağladı..

Bununla birlikte ülkedeki yolsuzluklar Taliban’ın elini güçlendirdi.. Örgüt ayrıca polise veya orduya katılan kişileri öldürerek ve aydınlarla gazetecileri hedef alarak korku iklimi yarattı..

Stanford Üniversitesi’nde akademisyen olan Afganistan uzmanı Robert Crews şöyle konuştu:

“Halk, ‘Mühimmat göndermeyen bir yönetim için ölmek ister miyim? Aylardır paramızı alamadık. Yiyeceğimiz kalmadı. Şimdi Amerikallar da gitti’ diyor.”

“TALİBAN NASIL FİNANSE EDİLİYOR VE SİLAHLANIYOR?

WP, Taliban’ın uyuşturucu ticareti gibi yasadışı yollarla para kazandığını ve zaman zaman fidye için adam kaçırmaya başvurduğunu bildirdi..

Uzmanlar, grubu destekleyen ve yararlı gören pek çok kişinin bağış yaptığını da söyledi..

Bokhari, örgütün paraya fazla ihtiyaç duymadığını; en büyük masrafının maaş, silah ve eğitim olduğunu ifade etti..

Haberde Afganistan’ın silahlarla dolu olduğu ve Taliban’ın genellikle bunları çaldığı yazıldı:

“Ayrıca bazı silahlar bağışlanıyor, bazılarıysa satın alınıyor.”

TALİBAN’IN AMACI NE?

Uzmanlara göre bu sorunun cevabı çok basit: 2000’lerin başında kaybedilen gücü geri kazanmak.

Crews, örgütün ülkeye tekrar şeriatı getirmek ve parlamentoyu kaldırmak istediğini de sözlerine ekledi.

Independent Türkçe, Washington Post, Euronews Türkçe, Reuters

AFGANİSTAN CUMHURBAŞKANI YARDIMCISI’NDAN TALİBAN AÇIKLAMASI

Afganistan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Server Danış:

“Taliban’ın düşüncesinde hiçbir değişiklik olmadı ve hala eski baskıcı düşüncesi devam ediyor..

Taliban’ın, kontrol ettiği bölgelerde masum insanları katlettiğini, kamu mallarını ve altyapısını tahrip ettiğini, zorla evlendirilmek üzere kadınları ve kızları kaçırdığını, özgürlükleri bastırarak insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlediğini belirtmeliyim. ”

Danış, Taliban’ın meşrulaştırılmak için uluslararası konferanslara davet edilmesi, Taliban mahkumlarının serbest bırakılması için Afgan hükümetine baskı uygulanması ve yabancı güçlerin aceleci bir şekilde Afganları yalnız bırakıp çekilmesinin telafisi bulunmayan yanlış olduğunu vurguladı..

Uluslararası toplumun, Taliban’ın hiçbir zaman gerçek barıştan yana olmadığını, savaşı ve şiddeti siyasi bir çözümden daha fazla tercih ettiğini anladığını belirten Danış, örgütün son zamanlarda daha çok şiddeti artırarak gerçek amacını ortaya koyduğunu kaydetti..

TALİBAN NASIL ORTAYA ÇIKTI? AMACI NEDİR? ARKASINDA KİMLER VAR?

Sovyet işgalinin sona ermesinin ardından içsavaşların ülkeyi kasıp kavurduğu, savaş ağalarının kendi bölgelerinde derebeylik tarzı hüküm sürdüğü, yolsuzlukların, infazların ve rüşvetin ayyuka çıktığı bir dönemde sahnede yerini alan ve Afganistan’ın son 25 yılına damga vuran Taliban örgütü nedir.? Nasıl ortaya çıktı.? Amacı nedir.? Arkasında kimler var.?

“TALİBAN NASIL KURULDU?”

Arapça talib (öğrenci) kelimesinin çoğulu Taliban (öğrenciler) adını benimseyen örgüt, ülkenin güneyinde Molla Ömer Ahund liderliğinde yaklaşık 50medrese öğrencisiyle birlikte 1994’te kuruldu..

Aslen Kandaharlı olan Molla Ömer, bir süre Pakistan’da ardından da Kandahar’ın kuzeyindeki Meyvend ilçesinde medrese eğitimi aldı.. Sovyet işgaline karşı savaştı..

Gelenekçi bir yapıya sahip Afgan toplumu içerisinde hızla taraftar toplayan ve yükselen grup, amacını, Sovyet savaşı ve akabinde patlak veren içsavaşlar sırasında ortaya çıkan savaş ağalarından kurtulmak olarak tanımladı..

Kuruluş felsefesini de Afganistan’da İslam’a dayalı bir yönetim getirmek olarak tanımladı..

Kurulduktan birkaç ay sonra çoğunluğu medrese ve şeriat okulu öğrencileri olmak üzere savaşçı sayısı 20 bini buldu..

Kısa süre sonra Pakistanlı Peştun etnik kökenden Mevlana Samiul Hak liderliğindeki Darul Ulum Hakkaniye medresesi öğrencilerinin önemli bir kesimi de yine örgüte dahil oldu.. Öğrenciler hareketinin mensuplarının çoğu ülkenin güneyindeki Peştun kökenli kişilerden ve Pakistan’daki medreselerde eğitim gören mülteci ailelerin çocuklarından oluştu..

Analistlere göre, örgütün kuruluşundan itibaren en büyük destekçisi ve yol göstericisi kuşkusuz Pakistan istihbarat teşkilatı (ISI) oldu.. Uzmanlar, hem askeri eğitimin hem de maddi desteğin doğrudan ISI tarafından sağlandığını belirtiyor..

“Kandahar ele geçirildi”

Kuruluşundan kısa süre sonra, Afganistan’ın ikinci büyük kenti Kandahar’a saldırdı..

Talebeler örgütü 3Kasım 1994’te ciddi bir direnişle karşılaşmadan Pakistan sınırındaki kentin kontrolünü ele geçirdi..

Bu aynı zamanda zayıf durumdaki Kabil merkezi hükümetine de ilk darbe oldu.. Taliban, 1995yılında ülke genelinde 12 kentte kontrolü sağladı. Yolsuzluklara ve rüşvete savaş açan grubun popülaritesi günden güne arttı. Ele geçirdiği şehirlerde kanunsuzluklar ortadan kaldırılmaya ve emniyet tesis edilmeye başlandı..

“Örgüt Kabil’e dayandı”

Ülkenin güneyindeki Peştun nüfusun yoğunlukta yaşadığı kentleri ciddi bir direniş görmeden bünyesine katan Taliban, 1995’te Kabil’e dayandı.. Başkentin kontrolünü ele geçirebilmek için Kabil’i 3ayrı koldan bombaladı.. Ancak Sovyetler Birliği’ne karşı verdiği direnişle adını duyuran Ahmet Şah Mesut liderliğindeki güçler Taliban’ı burada ağır bir yenilgiye uğrattı..

Pakistan’dan ve bazı Körfez ülkelerinden para ve silah desteği aldığı belirtilen Taliban, 1996 yılının eylül ayında Kabil’e saldırmak üzere hazırlık yaptı..

Kanlı sokak savaşına girmek istemeyen Tacik komutan Ahmet Şah Mesut, kendine bağlı tüm güçleri 26Eylül 1996’da Kabil’den çekti..

https://www.cafemedyam.com/2021/07/20/afgan-siginmacilar-neden-hep-genc-erkekler/

“Afganistan İslam Emirliği kuruldu”

Otorite boşluğundan faydalanan Taliban savaşçıları 27Eylül 1996’da Kabil’e girdi.. İlk olarak BM binasına sığınan eski Devlet Başkanı Muhammed Necibullah Ahmedzay ile kardeşi Şahpur Ahmedzay idam edildi..

Başkentin ele geçirilmesi zamanına kadar milis bir yapı olan Taliban, bu tarihten itibaren kendi hükümetini kurduğunu açıkladı.. Adını Afganistan İslam Emirliği, kurucu lider Molla Ömer’i de Emirel Müminin (Müminlerin emiri) olarak ilan etti.. Bayrak değiştirildi.. Molla Ömer adına camilerde hutbe okundu..

Afganistan’ı yakından takip eden uzmanlara göre Taliban, bu tarihten sonra Pakistan’ın bölgedeki çıkarları için vekaletsavaşı veren bir örgüt haline dönüştü..

Pakistan, Birleşik ArapEmirlikleri ve Suudi Arabistan, Taliban’ı resmen tanıdı..

“TALİBAN’IN UYGULAMALARINDAN BAZILARI”

Önceleri nispeten yumuşak bir görünüm veren örgüt Kabil’in ele geçirilmesinin ardından çokkatı kurallar uygulamaya başladı..

Şeriata dayalı anayasal sistem yürürlüğe girdi.. Hanefi mezhebi ön planda tutuldu..

Şeriatın gündelik hayatta uygulandığını takip etmek için Emr-i bil Maruf (iyiliği emretme) Bakanlığı oluşturuldu..

Hayatın her alanından soyutlanan kadınların çalışması, kız çocuklarının okula gitmesi ve eğitim alması tamamen yasaklandı..

Kadınlara peçe zorunluluğu erkeklere ise takke ve sakal mecburiyeti getirildi..

Sakalını kesenler için 6aydan başlamak üzere hapis cezası verildi.. Yüzü görülen kadınlar kırbaçlandı..

Afganistan Televizyonu’nun yayını durduruldu.. Fotoğraf dahil hertürlü görsel yayın ve müzik yasaklandı..

Erkeklere, evine enyakın camide 5vakit namaz kılma mecburiyeti getirildi..

Emri bil Maruf görevlileri camilerde yoklama aldı..

Mazeretsiz camiye gitmeyenlere ağır yaptırım uygulandı..

Namaz surelerini bilmeyenler kırbaçlandı..

Bütün okullar medreseye dönüştürüldü.. Ders kitaplarındaki görseller yok edildi..

‘Medreselerde’ 3’üncü sınıftan itibaren tüm öğrencilere en az 3metre olmak üzere sarık sarma mecburiyeti getirildi..

Ele geçirilen tüm bilgisayarlar TV kabul edilerek kırıldı..

‘İslam devletine karşı gelenler’ hain ilan edilerek doğrudan idam edildi..

Özellikle farklı mücahit gruplara mensup kişiler, yakalandıklarında şer ve fesat hükmü ile idam edildi..

Çok sayıda kişinin çeşitli sebeplerle eli kesildi..

İdamların ve el kesmelerin birçoğu cuma namazlarından sonra gerçekleştirildi ve halka izlettirildi..

Kesilen eller, şehrin merkezinde sergilendi..

Resmi kurumlarda Peştu dili mecbur edildi..

Toplu taşıma araçlarındaki aynalar, kadınlara bakılabileceği gerekçesiyle kaldırıldı..

https://www.cafemedyam.com/2021/07/19/taliban-hangi-ulkeler-tarafindan-resmen-taniniyor/

“Kuzey İttifakı ile savaş ve Mezar-ı Şerif’in ele geçirilmesi”

Taliban’ın Kabil’i ele geçirmesinin ardından diğer gruplar, ülkenin kuzeyindeki Mezarı Şerif’i geçici başkent ilan etti.. Burhaneddin Rabbani liderliğinde bir araya gelen ve adını Kuzey İttifakı olarak duyuran gruplar ellerindeki kentleri kaybetmemek için Taliban’a karşı mücadeleye girişti..

Taliban, 1997’de Mezarı Şerif’e saldırdı.. Halk direnişi ile karşılaşan örgüt, burada yaklaşık 10bin savaşçısını kaybetti.. 7bin civarında Taliban militanı da Kuzey İttifakı tarafından esir alındı ve daha sonra bu militanların öldürüldüğü ifade edildi..

Mezarı Şerif’teki bu savaşla ‘beyin takımını’ kaybettiği belirtilen örgüte El Kaide’ye bağlı çoksayıda savaşçı katıldı.. Taliban, topladığı güç ve örgüte yeni katılanlarla birlikte Ağustos1998’de yeniden Mezarı Şerif’e saldırdı..

Bu defa kenti almayı başaran grup, siviller dahil birçok kişiyi ya öldürdü ya idam etti.. Özelliklede azınlık durumdaki etnik gruplara mensup insanlar, topluca kıyımdan geçirildi.. Mezhepçi politikalar uygulayan Taliban, İran’ın Mezarı Şerif’teki konsolosluğuna saldırdı, 9İranlı diplomat ile bir gazeteci öldürüldü..

Analistlere göre Taliban, Mezarı Şerif’i ele geçirdikten sonra bir önceki yılın intikamını aldı..

Çok sayıda kişinin evi ve araçları ya gasp edildi yada yakıldı..

Örgüt 1998’de Afganistan’ın yüzde90’ını kontrol altına aldı.. Muhaliflerin elinde sadece Şah Mesud’un kontrolündeki Pencşir bölgesi kaldı..

“Taliban görevden uzaklaştırıldı”

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşanan 11Eylül saldırılarının ardından ABD yönetimi, Taliban’dan El Kaide lideri Üsame bin Ladin’i teslim etmesini istedi.. Taliban, Ladin’i ‘misafir’ olduğu gerekçesiyle iade etmeyeceğini bildirdi..

Bunun üzerine ABD, 7Ekim 2001’de Kuzey İttifakı’nın da desteğiyle Taliban’a yönelik operasyon başlattı.. Kısa sürede başkent Kabil dahil elindeki tüm şehirleri kaybeden Taliban, kalesi konumundaki Kandahar’a çekildi.. Ardından burayıda kaybetti ve dağlara çekilmek zorunda kaldı..

Örgüt 2002’den sonra gerillataktiği ile ABD ve Batı destekli Kabil hükümetine karşı savaş vermeye başladı..

https://www.cafemedyam.com/2021/07/21/erdogan-turkiyenin-talibanin-inanciyla-alakali-ters-bir-yani-yok-seriat-devleti-mi-olduk/

“Örgüt hala bitirilemedi”

Amerikan işgalinin üzerinden 20yıl geçmesine rağmen hala adından söz ettiren Taliban, ABD varlığının sona ermesini ve tüm yabancı güçlerin ülkeden çekilmesini istiyor..

Batılı uzmanlara göre, görevden uzaklaştırılmasının ardından gücünü yeniden toparlayan örgüt, potansiyel bir tehlike olarak duruyor.. Özelliklede ABD ve NATO güçlerinin Afganistan’dan çekilmesi sonrası Afganordusunu mağlup edebileceği belirtiliyor..

Afgan analistlerde Pakistan’ın sağladığı destek nedeniyle Taliban’ın neredeyse eski gücüne yeniden ulaştığını ve yabancı güçlerin çekilmesinin ardından kısa sürede Kabil’e dayanabileceğini önesürüyor..

Son 40yıldır işgaller ve iç savaşlardan yorulan halkın yeni bir kanlı savaşı kaldıramayacağı göz önünde bulundurulursa, hem Afgan halkı hemde merkezi hükümet, Taliban’ın barış masasına oturmasını istiyor..

Yine Afganlar örgütten siyasi partiye dönüşerek seçimlere girmesini talep ediyor.. Böylece Taliban örgütünün halk nezdinde tabanının bulunup bulunmadığıda netleşmiş olacak..

Ancak Taliban tüm bunları reddediyor.

Bu arada ABD operasyonlarının başlamasının ardından Taliban lideri Molla Ömer, düzenlenen bir saldırıda öldürüldü.. Örgütün bir sonraki lideride düzenlenen operasyonda öldü.. Örgüt halen ülke topraklarının yüzde 40’ına yakınını kontrol ediyor..

“TALİBAN İDEOLOJİSİ VE MÜSLÜMAN KADINI”

Uzun yıllardan sonra ABD ve NATO’nun Afganistan’dan ayrılacaklarını ilan etmeleri üzerine Afganistan ve Taliban birdefa daha dünya gündeminde ilk sıralara oturdu..

ABD ve NATO’nun Afganistan’dan ayrılması, Taliban’ın ekmeğine yağsürmekten ve ülkede 40 yıldır süren istikrarsızlığın daha ileri boyutlara taşınmasından başka bir anlama gelmemektedir..

Mevcut koşullarda bile Afganistan vatandaşları güvenli ülkelere iltica amacıyla yoğun şekilde ülkeyi terketmeye çalışırken ülke bütünüyle Taliban’ın eline geçtiğinde terk eylemi dahada yükselecektir..

Afganistan dünyada vatandaşları tarafından en çok terk edilen 3. ülkedir..

Tam bir Taliban egemenliğinde esas mağduriyeti yaşayacak olanlar ise Afgan kadınlarıdır..

En kanlı terörist yöntemleri kullanan radikal İslamcı bir yapı/örgüt olan Taliban, dünyada kadın hak ve özgürlüklerinden enfazla rahatsız olan örgüttür..

Taliban’a göre kadın okutulmaz, ne bürokraside ne akademide nede başka bir alanda görev yapamaz, sadece yuvasını bekler, çocuklarını yetiştirir, kocasına hizmet eder..

Taliban’ın, günümüzde kadının hem insan hemde kadın olarak bütün uygar ülkelerce tanınan ve hayata geçirilen hak ve özgürlüklerinden hiçbirine tahammülü yoktur.. 

Taliban’ın Afganistan’da egemen olduğu 20yıl kadar önce Batılı bir kadın gazeteci mesleği öğretmenlik olan Afganlı bir kadınla kafe/lokal benzeri bir mekânda bir röportaj gerçekleştirmişti.. Bu sırada ikiside pipetle şişe kola içiyorlardı.. Gazeteci kadın kolasını rahat, özgür bir şekilde içiyordu.. Afgan kadının ise kafası, gözü, ağzı, yüzü dahil bütün bedenini örten burkasının altından pipetli kolasını ağzına ulaştırabilmek için bir “merasime” katlanması gerekiyordu..

Bu, izleyenlere acı veren, iç burkan bir manzaraydı.. Bu manzara o günlerin birçok yazılı ve görüntülü medyasında yer almıştı.. En çok Afganistan’da görülen “burka” denen lanet olası giysi, kadını köleleştirmenin alternatifsiz araçlarından biridir..

MÜCADELENİN YOLU BELLİ

Kadın konusu ta baştan itibaren Müslümanlığın yumuşak karnı olmuştur..

İslamın kadınla ilgili buyruk ve açıklamaları, büyük ölçüde dinin içine doğduğu ve yayıldığı toplumun ve coğrafyanın etkisinde şekillenmiş, esas amacından çok uzaklaşmıştır..

Müslümanlık, kadına kendisinden önceki zamanlarla mukayese edilemez derecede önemli haklar tanımıştır; ama bu haklar kendisinden sonraki zamanların ihtiyaçlarına göre anlaşılıp yorumlanamamıştır.. Bilakis İslam öncesi Arap geleneklerinin ve Arap coğrafyasının etkisinde geriye dönüş yaşanmıştır..

Burada dinsel metinlerin, kaynakların nasıl anlaşılması gerektiğine ilişkin olarak tanınmış ilahiyatçı akademisyen Prof. Dr. Mehmet Aydın’dan bir örnek vereceğim..

Mehmet Aydın Kuran’da yer alan iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine eşit olması durumuyla ilgili olarak şöyle diyor:

“Kuran’ın bu ayeti ilk yüzyılların Müslüman kadınları için doğru idi.. Çünkü o yüzyıllarda çoğu kadın evinden çıkmaz, çarşıyapazara gitmez, toplumsal bir faaliyete katılmazdı.. Yani olandan bitenden habersizdi.. Ama bugünün kadını için bunu söyleyebilir miyiz..?”

İşte Kuran’ı, hadisleri ve diğer metinleri anlamada böyle bir bakışla, bir anlayışla davranılmazsa ulaşılacak yerler Talibanlar, DAEŞ’ler, Hizbullahlar oluyor..

Kadın eve kapatılır, kendisine toplumsal hayatta hiçbir hak tanınmazsa, yüzde50’sinin yaşadığı zamanda olan bitenden habersiz olduğu bir toplumla karşı karşıya kalırız..

İslam dünyasında bu neyazık ki yüzyıllardır geçerli durum budur.. Bunu en çok besleyen uygulamalardan biri de “harem selamlık” yaşantı olmuştur. Üzücüdür ki bu da en çok Osmanlı İmparatorluğu’nda hayat bulmuştur. Küçümsenemeyecek bir kesimce harem selamlığın bugün bile uygulanma ısrarı Taliban ve benzerlerinin toplumda kolayca zemin bulmalarının temel sebeplerinden biridir.

Bütün Müslüman toplumlarda radikal İslamcı örgütlerle mücadelenin tereddütsüz en akılcı yolu, kadınlara hakları olan eşitlik ve özgürlüğü bir koşula bağlamadan, “ama/fakat” demeden tanımaktır..

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet// İSMAİL ÖZCAN

Euronews // Mustafa Bag

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top