DÜNYA

AFGAN AİLE: ONLAR YANİ TALİBAN, NE MÜSLÜMAN NE DE İNSAN

“TALİBAN SÖZCÜSÜ: ‘AFGANİSTAN’DA KATILIMCI BİR İSLAMİ HÜKÜMET KURACAĞIZ..”

“TALİBAN’IN TEHDİDİ ALTINDAKİ KADINLAR ANLATIYOR: ‘BİZİ ÖLDÜRMEYE GELİYORLAR!”

11 Eylül saldırıları sonrası 2001’de ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin müdahalesiyle iktidardan uzaklaştırılan Taliban yeniden Afganistan’ı kontrolüne aldı..

Ülkede kadın hakları aktivistlerinden sanatçılara can güvenliğinden endişe eden çok sayıda kadın, yaklaşık 20yıllık mücadelelerle kazanılan özgürlüklerini de kaybetmekten korkuyor..

Siyasetçiler, aktivistler, sanatçılar ve bürokratlar dahil çoksayıda kadın yaşamlarının tehlikede olduğunu söylüyor..

afgan kadınlar

Kadınların açıklamalarında sadece korku değil öfke ve çaresizlik de hakim..

Taliban’ın ilerleyişi sonrası televizyon röportajları ve sosyal medya aracılığıyla çağrılarını duyurmaya çalışan kadınlar, Taliban’ın beklenmedik bir hızla ülkede kontrolü ele geçirmesi karşısında şaşkınlığını ve umutsuzluğunu dile getirdi..

Bazı kadınlar örgütün kayda değer bir direnişle karşılaşmadan bir bir vilayetleri alabilmiş olmasına, bazılarıda Afganistan Cumhurbuşkanı Eşref Gani’nin başkent Kabil’in kaybedilmesi sonrası ülkeyi terketmesine tepki gösterdi..

“‘HER ANNENİN YAŞADIĞI KORKUYU HİSSEDİYORUM”

Afganistan Eğitim Bakanı Rangina Hamidi:

“Şoktayım ve yaşananlara inanmıyorum.” dedi ve “tamamen güvendiğini” söylediği Cumhurbaşkanı Gani’nin gitmesini beklemediğini söyledi..

afgan kadinlar

“Afganistan’da yaşayan her annenin, her kadının yaşadığı korkuyu hissediyorum” diyen Hamidi:

“Yarın sabaha hayatta olacak mıyız, kestirmek çok ama çok güç.. Bazı sonuçlarla yüzleşmek zorunda kalabilirim ve sanırım dünyayı biraz daha iyi bir yere dönüştürmeye çalıştığımız için ödeyeceğimiz bedel bu..”

Taliban’ın dönüşü, kadın milletvekilleri, bürokratlar ve yerel yöneticileri de kaygılandırdı.

“AFGANİSTAN’IN İLK KADIN BELEDİYE BAŞKANI: ‘OTURMUŞ GELMELERİNİ BEKLİYORUM”

Örgütün daha önce de sıksık hedef aldığı ve ülkenin ilk kadın belediye başkanı olan Zarifa Ghafari, Taliban savaşçılarının evini basıp onu ve ailesini öldürmesinden korktuğunu belirtti..

Vardak Belediye Başkanı Ghafari:

“Burada oturmuş gelmelerini bekliyorum.. Bana ve aileme yardım edecek kimse yok.. Benim gibi insanlar için gelecekler ve beni öldürecekler. Ailemi bırakamam. Zaten nereye gideceğim ki..?”

ghafari

27 yaşındaki genç siyasetçi, 2018’de ülkenin en genç ve ilk kadın belediye başkanı seçildikten sonra Taliban birkaç kez onu ölümle tehdit etmişti, üç kezde onu öldürme girişiminde bulunmuştu.. Babası General Abdul Vasi Ghafari de geçen yıl bir silahlı saldırıda hayatını kaybetmişti..

Toplumda ismi giderek dahafazla duyulan Zarifa Ghafari, güvenliği için Kabil’deki Savunma Bakanlığı’nda başka bir göreve atanarak, terör saldırılarında yaralanan asker ve sivillere destek çalışmalarının başına geçmişti..

Başkent Kabil’in de Taliban’ın eline geçmesi ile hükümetten üst düzey bir çok isim ülkeden gitmeyi başardı ancak Ghafari gibi kaçacak hiçbir yeri olmayan çoksayıda siyasetçi ve bürokrat var.

Taliban Sözcüsü Zabihullah Mücait’in kadınlar ve muhalif isimlerin korunacağına dair açıklamalarıda endişeleri gidermiyor..

Başkent Kabil’den kaçan on binlerce kişinin başka vilayetlere kaçtığı ve ailelerin sokak ve parklarda yattığı belirtiliyor..

“‘Tüm kadınlar ülkeden giderse kimseye yararı olmaz’

Milletvekili Farzana Kochai, Taliban’ın kontrol altına aldığı vilayetlerden konuşup bilgi aldığı kadınların artık işe yada okula gitmediklerini aktardı..

Farzana Kochai:

“Kadınlar için durum tahmin edildiği kadar kötü.. Kadınlar evlerine mi hapsedilecek.? Evet, şimdilik durum bu ama değişirse göreceğiz.. Çalışan kadınlar için risk büyük. ‘Bize ne olacak?’ diye düşünüyorlar ve korkuyorlar..”

afgan kadinlar

Kabil’de yaşayan ve uzun yıllardır ülkede kadın ve çocuk hakları alanında çalışan aktivist Mahbouba Seraj:

“Tüm kadınlar ülkeyi terk ederse bunun kimseye hizmet etmeyecek. Taliban ile beraber çalışmaya hazırım..”

Afgan toplumu için çalışan kadınlar olarak, onlarla aynı masaya oturdukları takdirde Taliban’ın “Afganistan kadınının elinde aslında hangi kaynaklar olduğunun” farkına varabileceğini kaydeden Mahbouba Seraj, hem Kabil’deki hükümetin hem de uluslararası toplumun daha önce bunu idrak edemediği yorumunu yaptı..

‘TALİBAN KADINLARI SUSTURAMAYACAK’

Öğretmen ve insan hakları aktivisti Pashtana Durrani, Taliban’ın kadın hakları konusunda söyledikleri ile uygulamaya koyduklarının farklılık taşıdığına dikkat çekti..

Taliban’ın kadınlara hangi hakları tanıyacağı konusuna açıklık getirilmesi gerektiğini kaydeden Durrani:

“Ben bugün burada savaşmak zorundayım ki bir sonraki kuşak tüm bu çatışmayı yaşamak zorunda kalmasın. Kadınlar Taliban tarafından susturulamayacak..”

“‘BİZİ ÖLDÜRMEYE GELİYORLAR

Taliban’ın kontrolü eline almasıyla televizyon ve radyo yayınları ile basının da baskı altında olacağı belirtiliyor..

Simdiden devlet televizyonu ve bağımsız kanallarda kadın sunucuların görünürlüğü azaldı..

Ülkede yaşayan kadın sinemacılar ve sanatçılar da sosyal medya üzerinden uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu..

Yönetmen Sahra Karimi, Kabil’in Taliban’ın eline geçmesinden önce paylaştığı mektupta eğer başkent düşerse “internete ya da herhangi bir iletişim aracına erişimi olmayabileceğini” söyleyerek dünyadaki diğer yönetmen ve sanatçılardan seslerini duyurmalarını istedi..

Kabil’in örgütün eline geçmesi sonrası sosyal medya hesabından canlı olarak yayımladığı videoda Karimi’nin, “Kaçıyoruz” diyerek sokakta koştuğu görülmüştü.. Karimi, daha sonra yaptığı bir video paylaşımda “Bizi öldürmeye geliyorlar” sözleriyle yaşadığı korkuyu anlatmıştı..

Karimi’nin yönettiği ve Afganistan’da kürtaj konusuna eğilen Havva, Meryem, Ayşe filmi 2019Venedik Film Festivali’nden ödülle dönmüştü.

“İSTANBUL’DA YAŞAYAN AFGAN AİLE, TALİBAN HAKKINDA AÇIKLAMADA BULUNDU!!”

Afgan Aile:

“Taliban hiç acımadan öldürür. Onlar ne Müslüman ne de insan.. Afganistan emniyetli bir hale gelene kadar biz burada kalacağız.. Ne zaman ki tam emniyet sağlanır biz o zaman döneriz..”

Taliban’ın güç kazanmaya başlamasının ardından dört yıl önce Afganistan’dan gelerek İstanbul Esenyurt’a yerleşen altı kişilik bir Afgan ailenin evine misafir oluyoruz..

İçeri girdiğimizde bizi karşılayan baba televizyonu işaret ederek Kâbil’deki gelişmeleri anbean takip ettiklerini gösteriyor..

Güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgilerini vermek istemeyen aile,

  • Dünya Sağlık Örgütü adına çalışan doktor bir babadan,
  • Kâbil’de lise öğretmenliği yaparken Türkiye’de çalışamayan bir anneden,
  • İran’da tıp eğitimine devam eden bir erkek ile
  • Diş hekimliği eğitimi alan bir kız çocuktan,
  • Ankara Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi alan ve
  • İstanbul’da lise eğitimini sürdüren bir kız çocuğundan oluşuyor.. 

Baba, ülkelerinde durumun giderek kötüye gitmesiyle Türkiye’ye gelme kararı aldıklarını anlatıyor..

Daha önce İran, Pakistan gibi başka ülkelere gittiğini ancak bu ülkelerde kendisini Türkiye kadar emniyette hissetmediğini belirtiyor..

Aile üyeleri ülkelerine dönmek istiyor ancak “Afganistan emniyetli bir hale gelene kadar biz burada kalacağız. Ne zaman ki tam emniyet sağlanır biz o zaman döneriz” diyorlar..

Afgan Aile:

“Şu an Türkiye’nin bizi göndermeyeceğini düşünüyoruz.. Çünkü Afganistan’ın durumunu görüyorsunuz.. Gönderilirsek de mecburen döneceğiz elbette.. Ama bu bizi korkutuyor. Çünkü orası gerçekten çok tehlikeli..”

Aile, bazı Afganların Türkiye’de karıştığı suçlara ilişkin ise “Her ülkede kötü insanlar vardır.. Afganlar kötü bir davranışta bulunurlarsa burada gerekli cezaları almaları gerekir..” fikrinde..

‘TALİBAN İNSAN DEĞİL, CANAVAR’

Baba ülkesinde gelinen noktayı ise şöyle özetliyor:

“20 yıl önce Taliban, uluslararası güçlerin ve ABD’nin yardımıyla başarısızlığa uğratıldı.. Sözde bizi korumak için gelen askerler, kendilerine saldırılmaması için Taliban’a para veriyordu..

Bu süre zarfında, başta Pakistan olmak üzere Katar, Suudi Arabistan, İran, Rusya ve Çin gibi ülkeler Taliban’a dışardan destek oldular..

Taliban zaman geçtikçe güçlendi ve sınırdaki bazı bölgeleri işgal etmeye başladı.. Eski Afganistan Devlet Başkanı Hamid Karzai, Taliban’a sempati besliyordu.. Bu nedenle çok sayıdaki suça karışmış Afganı cezaevlerinden tahliye etti.. Bu da güçlerine güç kattı..

Karzai’nin politikası Taliban’a saldırmama, sadece savunmada kalma şeklindeydi..

Özetle; Taliban’ı güçlendiren dört faktör var; devlet, dışardan destekleyen çevre ülkeler, uluslararası terör grupları ve elbette uyuşturucu kaçakçılığı..

Dünyadaki afyon kaçakçılığının yüzde 90’ı Afganistan’dan sağlanıyor.. Umarım süreç bu şekilde devam etmez. Ederse, Peştunlar dışındaki herkes Afganistan’da çok zor duruma düşecek..”

Erdoğan’ın “Türkiye’nin Taliban’ın inancıyla alakalı ters bir yanı yok” sözlerini sorduğumuz Afgan baba, “Bence Taliban net olarak anlaşılamıyor. Taliban ‘Biz Müslümanız’ der ama gerçekte değildir. Müslüman, insanları öldürür mü.? Taliban hiç acımadan öldürür.. Onlar ne Müslüman ne de insan. Onlar bir canavar..” diyor.

Ailenin en küçük kızı:

“Taliban gelmeden önce de durum çok iyi değildi, ülkede bombalar patlıyordu.. Ama şimdi herşey çok daha kötü oldu.. Türkiye’de eğitimime devam ediyorum.. Burada doğrudan bir ırkçılıkla karşılaşmadım ancak bazı kişilerin ‘Biz mültecileri istemiyoruz’ gibi söylemlerini duyuyorum.. Eskişehir’de pilotaj bölümünü okuyup pilot olmak istiyorum..” 

Üniversite öğrencisi olan kız çocuklarından biri ise:

“Burada kadınların hakları var.. Kadınlara saygı duyuluyor.. Giyinme konusunda özgürler, başkaları söz sahibi değil.. Ama Afganistan’da böyle bir şey yok.. Başınızı kapatmak zorundasınız.. O nedenle burada mutluyum..” diye konuşuyor..

“AFGAN KADIN POLİS DE KAÇTI”

Evde bulunan Afgan kadın bir polis ise iki hafta önce Afganistan’dan aldığı vize ile havayoluyla Türkiye’ye gelmiş..

Afganistan Cumhurbaşkanının “Hepiniz görevinizi bırakın ve gidin” çağrısında bulunmasının ardından kaçmaya karar verdiğini anlatan genç kadın:

“Taliban, kızları, kadınları hepsini götürüyor ve onlara çok kötü davranıyor.. 12 yaşının üstündeki tüm kız çocuklarını alıkoyuyor, zorla nikâh yapıyor.. Taliban gelmeden önce durum daha iyiydi ama geldiğinde her şey çok kötüleşti.. Ailemi Kâbil’de bırakmak zorunda kaldım.. Ablalarım ve kız çocukları, Taliban onları da alacak diye korku içinde bekliyor.. Taliban benim polis olduğumu öğrenirse hem ben hemde ailem çok tehlikeli bir duruma girecek.. Daha önceki akşam çok sayıda kadın polis arkadaşımın öldürüldüğünü öğrendim..” diyor.

PARAM OLSA AVRUPA’YA GİDERDİM”

Ülkeye girişlerin en çok yapıldığı ve sürekli bir göçmen hareketliliğinin olduğu Van’da çobanlık yapan Abdullah çalışma koşullarının ağır olduğunu vurgulayarak:

  “Afganistan’da olan aileme çalışıp para gönderiyorum.. Taliban ailemi buraya getirmeme izin vermiyor.. İki yıldır ailemi görmüş değilim.. Aylık 2 bin 300 TL alıyorum.. Sabah 5’ten akşam 9’a kadar çalışıyorum. Haftanın yedi günü de çalışıyorum.. Tatil yok.. Üç ayda bir çarşıya gidiyorum.. Daha önce kaldığım konteynırı patron sattı, şu an ise çadırda kalıyorum. Param olsaydı Avrupa’ya gitmek isterdim..” diyor..

3-4 BİN DOLARA VİZE”

Afgan polis, vizeyi nasıl aldığını sorduğumuzda ise:

“Afganistan’da çok para verirseniz vizeyi veriyorlar. 3-4 bin dolar gibi bir tutara..

Canımı zor kurtardım ve henüz Türkiye’de mi kalacağıma yoksa Avrupa’ya mı gideceğime karar vermedim..Onlar gelmeye mecbur.. Eğer geri gönderilirlerse Taliban hepsini öldürecek..”

“TALİBAN SÖZCÜSÜ: ‘AFGANİSTAN’DA KATILIMCI BİR İSLAMİ HÜKÜMET KURACAĞIZ..”

TALİBAN: BİZ İSLAMİ BİR HÜKÜMET İSTİYORUZ

Taliban Sözcüsü Suheyl Şahin:

“Biz İslami bir hükümet istiyoruz. Afgan, katılımcı ve İslami bir hükümet. Bu Afgan halkının talebidir..”

Fotoğraf: Reuters// cafemedyam

Afganistan’ın başkenti Kabil’i ele geçiren Taliban’ın sözcüsü Suheyl Şahin:

“Gelecekte diğer Afganları da hükümete alacağız.. Katılımcı bir İslami Afgan hükümeti kuracağız..”

Taliban’ın şu anda ve gelecekte neler yapmayı planladığını anlamamıza yardımcı olur musunuz?” 

Suheyl Şahin:

“Kabil’deki Afganistan halkını temin ederiz ki mal ve mülkleri, canları güvende olacaktır.. Hiç kimseye karşı bir intikam söz konusu değildir.. Biz bu ülkenin halkının hizmetkarlarıyız..

Liderliğimiz askeri güçlerimize Kabil’in girişinde beklemeleri ve kente girmemeleri talimatını verdi.. Biz yönetimin barışçıl bir şekilde devredilmesini bekliyoruz..”

“KIZLARIN EĞİTİMİNE DAİR KISITLAMA YOK, YALNIZCA HİCAP GİYMELERİ GEREKLİ!”

Kent ve yönetimin ‘Afganistan İslam Emirliği’ne devredilmesi gerektiğini kaydeden Şahin, ardından tüm Afganların katılabileceği, katılımcı İslami bir hükümet kuracaklarını söyledi..

Taliban’ın Afganistan genelinde kontrolü ele geçirmesinin ardından kadınların büyük bir endişe yaşadığı hatırlatılarak,

“Kızların işe gidemediği, kadınların çalışamadığı 1990’lardaki rejimi geri getireceğinizden kaygılılar. Bu konuya bir açıklık getirebilir misiniz?”

Suheyl Şahin:


“Kızlar için yüzlerce okul var, her şehirde.. Kızların eğitimine dair herhangi bir kısıtlama yok, okula devam ediyorlar.. Kadınların okula gitmeleri için “hicap” giymeleri gerekiyor..”

“Afgan halkı Taliban usulü bir şeriat altında yaşamayı mı beklemeli?

Suheyl Şahin:

“Tabii ki. Biz İslami bir hükümet istiyoruz.. Afgan, katılımcı ve İslami bir hükümet. Bu Afgan halkının talebidir.. Ama herkesin kendini bağımsız mahkemelerde savunma hakkı vardır..”

Peki bu mahkemelerde yargıçlar olacak mı? Veya kadın yargıçlar?

Suheyl Şahin:

“Tabii ki yargıçlar olacak.. Ama kadınların işgücüne katılımının nasıl olacağına kurulacak hükümet karar verecek..”

Yani insanların nerede çalışabileceğine hükümet mi karar verecek?

Suheyl Şahin:

“Bu gelecekteki hükümetin işi.. Okullar için giyilecek üniformalar, eğitim ve ekonomi politikası epey çalışma gerektiriyor.. Ama genel politikamız kadınların eğitim ve işgücüne katılması gerektiği üzerine..”

“Peki dini polis birimi nasıl olacak? Son konuşmamızda insanların davranışlarını gözetleyen bir dini polis birimi kuracağınızı söylemiştiniz..”

Suheyl Şahin:

“Dini polis insanlara yardım etmek için var olacak.. İnsanları bir mekanizma üzerinden insanları faziletli olmaya davet edecek.. Yanlış uygulamalar olursa düzeltilecek..”

“Şu anda ülkeyi terk etmek isteyen insanlara izin verecek misiniz?

Suheyl Şahin:

“Politikamız insanların ülkeyi terk etmemesi üzerine.. Çünkü burası hepimizin ülkesi..

Yetenekli insanlara ihtiyacımız var.. Çünkü bir dönemi kapattık ve yeni bir dönem açtık: Yeniden inşa, barış, hoşgörü, barışçıl bir şekilde bir arada var olma ve ulusal birlik..

Tüm Afganların ülkede kalıp ülkelerinin inşasına katılma ve halkına hizmet etmesine ihtiyacımız var..”

“Kadınlar evlerini tek başlarına terk edebilecek mi?

Suheyl Şahin:

“Kesinlikle. İslami yasalara göre, geçmişte bile kadınlar sokakta yürüyebiliyorlardı…”

“Evlerini tek başlarına terk edemiyorlardı.

Suheyl Şahin:

“Hayır onlara eşlik eden bir erkeğe gerek yoktu, sokaklarda yürüyorlardı.. Bunu görmüştünüz..”

“Konuştuğumuz kadınlar yanlarında bir erkek olmadan evlerini terk ettiklerinde Taliban’ın dini polisleri tarafından darp edildiklerini anlatıyordu.

Suheyl Şahin:

“Hayır bu doğru değil, gelecekte de böyle bir uygulama olmayacak..” 

“KADINLAR TALİBAN GÖTÜRMESİN DİYE ÇATILARDAN ATLIYOR”

Kayseri’deki Afgan Mülteciler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği’nden Zakira Hekmat:.

“Özellikle kız çocukları ve kadınlar hakkında endişeliyim.. Birçok kadın ‘Bizi Taliban götürmesin, bu ölüm daha şereflidir’ diyerek intihar ediyor..”

Zakira Hekmat Kayseri’de yaşıyor

“Siz ne zaman ve ne sebeple Türkiye’ye geldiniz?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Ben 13 sene önce Türkiye’ye geldim.. Taliban zamanında gizli bir şekilde okulumuzu bitirmiştik.. Sonra Kabil’e gittim. Hayalim, üniversite okumak ve kendi ayaklarımın üzerinde durmaktı.. Benim gibi diğer kız çocuklarının da hayali buydu..

Birçok kişi bu şansa sahip olmadı ama ben Kabil Üniversitesi’ni kazandım.. Aynı zamanda farklı ülkelerden gelen bursları takip ediyordum.. En son Türkiye’den gelen bursların sınavına katıldım. Üç tane farklı sınavı geçtim ve Türkiye’ye okumak için geldim..”

“Türkiye’ye geldiğiniz sırada Afganistan’da durum nasıldı?”

Dr. Zakira Hekmat:

“2008 yılında Türkiye’deydim.. Çatışmalar 1979yılında başlamıştı biliyorsunuz. 1994 yılında Taliban kuruldu ve 2001’e kadar Taliban hükümeti vardı..

ABD hükümeti ile NATO güçlerinin Afganistan’a girmesiyle beraber Taliban bir nebze yok edildi.. Ama yine de çatışmalar vardı..

Biz Gazne şehrindeydik.. Hazar Türklerine yönelik ciddi saldırılar yapılıyordu ve hedef gösteriliyorlardı.. Gazne’den Kabil’e gelmek istediğimizde yanımızda herhangi bir şey götüremezdik.. Mesela 2009’da ben Afganistan’a gitmiştim.. Öğrenciydim, küçük bir bilgisayarım vardı.. O kadar tedirgindik ki. Bir bilgisayar var, bunu Taliban görürse bizi öldürür diye… Durum maalesef hiç değişmedi..”

(

“Taliban yönetimi altında yaşamak, kız çocukları ve kadınlar için ne demek?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Ölüm demek.. Bu kadar söyleyebilirim. Durum o kadar kötü ki… Biz onu gördük, çok eski zamanlarda gördük Afganistan’da.. Kadınlar evden çıkamıyordu.. Kız çocuklarının okulları yoktu.. Şu an onlar için sadece ölüm diye düşünebiliyorum..”

“ABD’nin Afganistan’dan çekilme kararı almasının ardından böyle bir tabloyla karşı karşıya kalınabileceğini düşünmüş müydünüz?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Haberi aldığımızda sinir krizi geçirdik diyebilirim.. Böyle erken bir zamanda koskoca ülkeyi ele geçirmesini hiç kimse düşünemezdi.. Bilmiyorum programlı bir şekilde mi gerçekleşti, hiçbir şey anlayamıyoruz şu an.. Halka hiçbir şey açıklanmıyor.. Kimin eli var, onu da bilemiyoruz..

Aslında Eylül’de çıkacaklarını söylemişlerdi, Eylül’e daha iki hafta var..

Afganistan’daki ABD Büyükelçiliği, “Taliban 72 saatte ya da bir hafta içerisinde Kabil’e gelebilir” diye bir yazı yayınladı. Ancak 72 saat bile sürmedi. Sekiz saat içerisinde Kabil’e geldiler..

Şu an tüm Afganistan halkı tedirginlik içerisinde.. Özellikle de kadınlar.. Sosyal medyayı takip ediyorum.. Orada tanıdığım aktivistler, kadın hakları alanında çalışan kişiler, gazeteciler, hepsi tedirgin.. Çoğu ağlayarak dün ‘Bugün iş yerimizde son günümüz’ diye WhatsApp’ta ya da Facebook sayfalarında son durumlarını paylaşıyordu.. Yaşananların çoğu şu an basında çıkmıyor..

Birçok kadın intihar etti maalesef Afganistan’da.. “Bizi Taliban götürmesin, bu ölüm daha şereflidir bizim için” diyerek çatılardan atladılar.. Dükkanlardaki kadın fotoğraflarını boyayarak silmeye çalışan kişiler var.. Bu ne demek.? Yani 20 sene öncesindeki kara günlere gitmek demek.. Kadın istemiyoruz demek. Bu çok korkunç bir şey..”

“Afganistan’da konuştuğunuz kişiler son durum hakkında neler söylüyor?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Şu an iletişimde olduğum kimse yok maalesef çünkü Taliban girdiği yerlerde elektrik santrallerini, telefon kablolarını söktüler.. Ben Gazne’den 1,5 haftadır haber alamıyorum.. Ailem orada ama kendilerinden haber alamıyorum.. Hiç kimseyle konuşamıyorum.. Dün de Kabil’de telefon hatları çekmiyordu. Herkesin yürüyerek de olsa kaçmaya çalıştığını biliyorum..”

“Uluslararası camia gelinen noktada neler yapabilir?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Biraz biraz umutluyduk.. Hiç kimse istemiyordu bu olanları Afganistan’da.. Hatta ABD ve NATO güçleri Afganistan’dan çekilene kadar kadın hakları, çocuk hakları, yani insan hakları alanında yeni bir politika oluşturulur diye düşünüyorduk..

İnsanlar ölüyor, tüm dünya sadece bakıyor.. Afganistan’ın batmasını tüm dünya sadece gözlemledi, hiçbir şey yapmadılar..

Dünyaya seslenmek istiyorum: Lütfen Afganistan’ı yalnız bırakmayın.. Onlar da insandır.. Bizim suçumuz Afganistan’da doğmak mı? Biz insan değil miyiz? Bizim çocuklarımız çocuk değil mi? Onların hiçbir suçu günahı yok.”.

“Peki Türkiye hükümeti ne yapabilir?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Afganistan halkı, Türkiye’yi çok seviyor.. Afganistan’daki Mehmetçikleri de çok seviyor Afganistan halkı.. Onlara çok saygısı var.. 2006yılında hatırlıyorum Mehmetçikleri gördüğümüzde uzaktan selam veriyorduk..

Şimdi Türkiye’nin Afganistan’dan çekilmesi çok büyük bir kayba neden olabilir.. Birçok insan belki Türkiye’den destek alınabilir diye umutlu..

Barış olsun istiyorlar.. Biz barışın yüzünü görmedik.. Şu an Taliban yumuşak dilde konuşuyor ama Afgan halkı buna inanmıyor..

Hepimiz Taliban’ı çok iyi tanıyoruz.. Herat ilinde hırsızlık yapmış diye iki kişiyi yüzlerini siyaha boyayıp boyunlarına ip asarak sokaklarda gezdirdi.. Bu, üç gün önce oldu.. Taliban’a nasıl güvenebilir ki Afganistan halkı? İnsanlar dehşet içerisinde nereye gideceklerini bilmiyorlar. “Biz ölümle karşı karşıyayız ama bize yardım eden el yok”. Böyle düşünenler var..”

“Ülkenizi bu halde görmek sizi nasıl hissettiriyor?”

Dr. Zakira Hekmat:

“Üç gün önce Herat ilinde Taliban’a karşı savaşan bir önderi, Taliban rehin tuttu.. Mikrofon tutarak kendisini “Şu an ne düşünüyorsun?” diye konuşturdular.. O sahneyi görünce sinir krizi geçirdim.. Çok kötü oldum.. Afganistan halkı umutlarını kaybetti.. Daha önce halkın bir direnişi vardı.. “Taliban’ın karşısında durup gelmelerini engelleyebiliriz” diye bir umut vardı.. Ama o umut tamamen kayboldu.. Ben o günden bu yana hiç uyuyamıyorum.. Tedirginlik içerisindeyiz. Hayret içinde izliyoruz. Afgan halkı bunu hak etmiyordu..”

© Deutsche Welle Türkçe//Söyleşi: Burcu Karakaş

İLGİLİ HABER

BBC Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top