GÜNDEM

BURHAN KUZU DETAYI…ALİYE!

”Arkadaşlarımla alem yapmak için kadın bulması için birini aradım…”

“ALİYE UZUN’UN AÇIKLAMALARI”

Aliye Uzun: “Zindaşti ve Kuzu’yu ben tanıştırdım.”

Sedat Peker’in açıklamalarıyla adı yeniden gündem olan Aliye Uzun uyuşturucu kaçakçısı Zindaşti ve Burhan Kuzu’yu tanıştırdığını fakat o dönemde Zindaşti’nin yaşa dışı işlerini bilmediğini öne sürdü..

Organize suç örgütü liderliği suçlamasıyla aranan Sedat Peker’in, İranlı uyuşturucu kaçakçısı Naci Şerifi Zindaşti ve 1 Kasım 2020’de vefat eden eski AKP milletvekili Burhan Kuzu’yu tanıştırdığını söylediği Aliye Uzun, sosyal medyada paylaştığı videoyla açıklama yaptı..

Zindaşti ve Kuzu’yu tanıştırdığını belirten Uzun:

“Bu şahsın ülkemize yatırım yapacağını düşündüğüm için Burhan hoca ile tanıştırdım. Daha sonra bu adamın yasa dışı işlerinin olduğunu öğrendikten sonra görüşmeyi kestim..”

Zindaşti’den kendisini tehdit ettiği için şikayetçi olduğunu söyleyen Uzun:

“Zindaşti’yi ilk deşifre eden kişi benim..”

Aliye Uzun’un açıklamalarından satır başları:

“ZİNDAŞTİ’Yİ İLK BEN DEŞİFRE ETTİM” 

Aliye Uzun:

GBT’mde bir tane suç yok. Benim sadece bir tane davam var. O da 40. Ağır Ceza’da kamu davasına dönüşmüş Zindaşti davası. Ben orada müştekiyim, mağdur durumdayım. Zindaşti’yle ilgili şikayette bulunan (26/03/2016), tehdit edildiğini söyleyen ve Zindaşti’yi ilk deşifre eden kişi benim. Bu evrakların hepsini paylaşacağım. Devlet bana koruma kararı çıkartmış.

“NEDEN KİMSE BENİ İFADEYE ÇAĞIRMIYOR

Aliye Uzun:

 Benim hiçbir suçum yok. Ama Sedat Peker denilen adamın öldürdüğü adamlar, yetim bıraktığı çocuklar var. Bunlardan konuşulmuyor. Benimle ilgili 2,5 yıldır haber yapıyorsunuz. Peki neden hiç kimse savcılığa suç duyurusunda bulunmuyor? Ben elimi kolumu sallayarak yurt içi yurt dışı geziyorum. Arabama binip Ankara’ya gidiyorum, bakanlıklara giriyorum. Uçağa biniyorum, her yere gidiyorum. Niye beni kimse ifadeye çağırmıyor? Benim adresim belli. Ben İstanbul’un en önemli kulelerinden birinde, deniz manzaralı ofisimde işimi yapıyorum. Ben dünya ile iş yapıyorum. Neden kimse beni çağırmıyor? Bunlar sadece iddia. Türkiye’de kadınlar öldürülüyor, tecavüze uğruyor. Ben de farklı versiyonunu yaşıyorum. İranlı uyuşturucu baronu için ben şikayet dilekçesi veriyorum ama ben onlarla iş yapmış gibi lanse ediliyorum.

https://twitter.com/AliyeUzun145313/status/1425140645035917315?s=19

“REİS SEVDALISIYIM, YILLARCA AKP TEŞKİLATINDA ÇALIŞTIM

Aliye Uzun:

 Gençleri gerçekten zehirliyorlar. Yalan bataklığa çekiyorlar gençleri. Gençlere neden girişimci olmaktan bahsetmiyorlar. Sevgili gençler, ben reis sevdalısı bir insanım. Yıllarca da AKP teşkilatında çalışmış bir insanım. Bundan da gurur duyuyorum.

“BURHAN HOCA, MEVLANA GİBİ BİR İNSANDI

Aliye Uzun:

 Trump Towers’a astığım pankarttan beri benimle uğraşıyorlar. Burhan Kuzu hoca kadar insancıl, herkesin başını okşayan üniversite kendisine yumurta atan çocukları bile espriyle karşılayan bir adamdı. Burhan hocam herkesi sevgiyle kucaklayan, biri bir iş için telefon açtığında bu adam aranıyor mudur, yasa dışı bir şeyi var mıdır diye, hiç bunlar şey yapmayan, Mevlana gibi “Ne olursan ol gel” diyen, herkese kucak açan bir insandı.

“SEDAT PEKER RÖPORTAJ İÇİN BANA ULAŞTI

Aliye Uzun:

 Sedat Peker denen şahsı ben hiç tanımam. Sedat Peker, bana kendisi ulaştı. Kendi karısını cemiyete sokmaya çalışan bir adamdı. Benim dergimi aradılar eşi Özge Peker röportaj yapmamı söylediler. 7-8 sayfa röportaj talebimiz var dediler. Mayıs 2017’de dergime kapak oldu.

“ZİNDAŞTİ VE BURHAN HOCAYI BEN TANIŞTIRDIM”

Aliye Uzun:

 Bir iddia da benim uyuşturucu baronuyla iş yaptığım, Burhan hocanın bu kişiyi serbest bıraktırdığı. Bu Naci Şerifi Zindaşti’yi hiç kimse yazmazken evet ben tanıştım. Bu şahsın ülkemize yatırım yapacağını düşündüğüm için Burhan hoca ile tanıştırdım. Daha sonra bu adamın yasa dışı işlerinin olduğunu öğrendikten sonra görüşmeyi kestim. Bu şahıs ondan sonra beni tehdit etmeye başladı. Ve ilk, her şeyden önce bu kişiyle ilgili suç duyurusunda bulunan benim. İfade tutanağı da burada. Tehdit ve şantaj olayından sonra benim patronumun evine de saldırdılar. Kurşunla evi taradılar, ondan sonra ben gidip şikayet dilekçesinde bulundum.

“SEDAT PEKER’DEN Mİ KORKACAĞIM”

Aliye Uzun:

 Ben bu adamla iş yapıyorsam, bu kadar ticari ilişkilerim varsa neden şikayette bulunuyorum ve neden devlet bana koruma kararı çıkarıyor? Ben, Naci Şerifi Zindaşti’ye kafa tutmuş, tehditlerine göz yummamış bir insanım, ben Sedat Peker’den mi korkacağım?

“KİMLERİN BENİ ERDOĞAN’LA GEZİ LİSTELERİNDEN ÇIKARDIĞINI ÇOK İYİ BİLİYORUM

Aliye Uzun:

 Diyorlar ki Recep Tayyip Erdoğan’la gezilere gitti, yakın görünmeye çalıştı, bir sürü fotoğraflar videolar paylaştı, evet ben Cumhurbaşkanı’yla DEİK gezilerine katıldım. DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) var, buraya iş adamlarını, iş kadınlarını kayıt oluyor. Ve bu gezilere sizi dahil ediyor. Bu gezilere gitmemizdeki amaç ihracatımızı artırmak. Devletler arası görüşmeler yapıldıktan sonra siz orada sektörünüze göre sizi karşınızdaki muhatap firmalarla karşı karşıya getiriyor, siz onlarla tanışıyorsunuz, iş yapmaya başlıyorsunuz. Yani bu gezilerin asıl amacı bu. Bu geziler 5 bin dolar, 10 bin dolar gibi yüksek rakamlar. Bu gezilerin hepsini ödeyip kendim gittim. Oradaki FETÖ’cü iş adamları beni gezilere almamaları için çok uğraştı. Kimlerin beni gezi listelerinden çıkardığını da çok iyi biliyorum. 

“‘GARDIROP ERDOĞANCI LIĞI’ VE ‘REİSÇİLİK PUTU’ “

Peygamber, “La ilahe illallah”“Allah’tan başka ilah yoktur” dedi. Devesinden indi, asasını havaya kaldırdı. Önündeki ilk puta darbe indirdi. Kendilerinden marifet beklenen Hübel, Lat, Menat, Uzza… Yüzlerce put birer birer yıkıldı..

Ancak “put yapma” da “put yıkma” da bitmedi..

Put, aksi sanılsa da bir heykel değildi. Üzerine iktidar elbisesi giydirilmiş, büyüdükçe de insandan uzaklaşmış bir hikâyeydi.. Kimi zaman taştan topraktan, kimi zaman etten kandan, kimi zaman paradan ya da güçten putlar yaratılmaya devam etti..

Eksik olmasınlar, her devrimci de eylemine “putları yıkıyoruz” diye başladı..

Ardında elif ve vav harfli tablo. Önünde ay yıldızlı bayrak. Solunda kimsenin okumadığı ama “çok kazandıran” bir dergi.. Yorulduğunda AKP logolu bardağa uzanıp dudağına götürüyor.. “La ilahe illallah” demiyor ama devrin anahtar kelimelerini sıralıyor: “Reis sevdalısıyım, teşkilattan yetişmiş bir insanım”..

Kim olduğunu bilmediğimiz ama adını sürekli mafyayla, uyuşturucu baronlarıyla, AKP’li siyasetçilerle, cinsellik öyküleriyle andığımız Aliye Uzun; Sedat Peker’e yanıtına böyle başladı..

Peker, Roya Abidini isimli bir kadının kayıt dışı parasını kurtarmak için,  Burhan  Kuzu’nun kendisinden yardım istediğini söylemişti.. Dediğine göre Kuzu ile Abidini’yi, Aliye Uzun tanıştırmıştı.. Kuzu’yu, uyuşturucu baronu Zindaşti ilede Aliye Uzun’un tanıştırdığını hatırlattı.. Uzun’un verdiği yanıtın öyküsü de böylece başlamış oldu..

GÖRÜNÜR SEBEP VATANDAŞLIK”

Gerçekten de Uzun, daha önce söylediği bir şeyi tekrar etti. “Zindaşti’nin ülkemize yatırım yapacağını düşündüğüm için Burhan Hoca ile tanıştırdım” ifadeleriyle bağlantının kendisini olduğunu kabul etti..

Geçen yıl İsmail Saymaz’a verdiği röportaj sayesinde ilişkinin bu kadar olmadığını da anlıyorduk.. Zindaşti’yle gönül ilişkisi sorulduğunda “öyle bir şey oldu” demiş, “flörtleşme gibi” diye devam etmişti.. 

Teşkilattan Aliye Hanım”ın Zindaşti’yle daha derine inmesi sadece “duygusal” değil…

Uyuşturucu Baronu Zindaşti’yi, Aliye Uzun üzerinden Burhan Kuzu ile buluşturan görünür rica “vatandaşlık”tı.

Şimdi çarşıda pazarda dağıtılan Türk vatandaşlığı, Zindaşti’ye verilmiyordu.. Sebebi de sır değil.. Tonlarca uyuşturucu ile yakalanan, Ergenekon kumpasında  Zekeriya Öz’ün gizli tanığı olan, adı bir dizi cinayetle anılan adama neyseki devletin güvenlik bürokrasisi vatandaşlığı uygun bulmamıştı.!

İşte bu durumda Burhan Kuzu devreye girmiş, aldığı ihale mafyanın pençesine düşmesiyle sonlanmıştı..

“MAFYANIN AĞINDAKİ KUZU”

Bedava sanmayın.. Bu iş farklı bir yolla oluyor.. “Okunmayan ama çok kazandıran dergi” dedik ya..

Zindaşti, Aliye Uzun’un vatandaşlık işi için 650 bin lira istediğini, Uzun’un dergisine 100 bin lira verdiğini söylüyordu.. 

“İş takibi ve danışmanlık yapıyorum” diyen ve bunu da para karşılığı yaptığını söyleyen Uzun, hem vatandaşlık işini hem de dergiye verilen parayı kabul etti.. 

Burhan Kuzu, “iş takibi” yapan Uzun için kritik bir istasyondu..

Zira Cumhurbaşkanlığı hattından açtığı telefonlarla bir dediği ikiletilmiyordu.. Bunları da aslında hem Burhan Kuzu hem muhatapları kabul etti.. Zindaşti’yi bırakan hâkim de  bırakmayan hâkimler de, kendilerini Burhan Kuzu’nun aradığını açıkladı..

Burhan Kuzu Zindaşti’nin vatandaşlığı için aracılık ettiğini de hâkimleri aradığınıda itiraf etti.. Sedat Peker’in videolarından sonra öğrendik ki, Burhan Kuzu yalnız Zindaşti’nin değil, onun kanlısı Orhan Ünğan’ın da işlerini görmüştü..

Peki Burhan Kuzu, bu illetin pençesine nasıl düştü? Onu da öğrendik… “Naci bana kumpas kurdu” diyen Burhan Kuzu’nun özel hayatına dair bir kaset çekildiğini ve kendisine bununla şantaj yapıldığı ortaya çıkıyordu.. Görüntüler, polisin operasyonuyla Zindaşti’nin telefonundan çıkmıştı..

ZİNDAŞTİ’NİN KUCAĞINDAKİ FOTOĞRAF”

Aliye Uzun’a tekrar dönelim..

Peker’e verdiği cevapta, Zindaşti’den şikâyetçi olduğunu söyledi.. Tutanağını da gösterdi.. Gerçekten de 26Mart 2016 tarihinde, Sarıyer Asayiş Büro Amirliği’ne, Zindaşti’yi şikâyet etmişti..

Neden mi..?

Sebebi o gün yaşanan bir silahlı çatışma..

Uzun ile Zindaşti, al-verli ilişki kurarken, o günlerde sahiden birbirine düştü.. Zindaşti, taahhüt ettiği parayı vermeyince, Aliye Uzun ondan ilginç bir şekilde intikam aldı..

Zindaşti, iki gün sonra, 28Mart 2016 günü, polise verdiği ifadede kopuşlarını şöyle anlattı:

“Yeğenime Aliye Uzun’u arattım. Kimliğin henüz çıkmadığını, kimlik çıkmadan da herhangi bir ödeme yapmayacağımızı söylettim. Aliye Uzun da kucağıma oturduğu fotoğrafı internete koyacağını söyledi. Bir süre sonra yeğenim olan Emel D. aradı. ‘Dayı Aliye senin uygunsuz fotoğraflarını yayımlamış’ dedi. Aliye’yi arattım. Aliye ‘Beni ve partimi karşınıza almayın, benim dergimin vergisini ödeyin’ dedi.

Zindaşti’nin yeğeni de bunu doğruladı.. Yalan söylüyorlar diyebilirsiniz.. Ancak Aliye Uzun tarafı da hikâyeyi doğruluyor..

Uzun ile aynı gün ifade veren, “iş arkadaşı” Ömer Erdal Akkartal da şantaj olayını şöyle anlatıyor:

“Aliye Uzun aradı. Telefonu açtığımda Aliye ağlıyordu. İranlı olduğunu bildiğim Naci (Zindaşti) isimli şahsın kendisini aradığını, Naci ile çekilmiş fotoğrafını Twitter’da paylaştığı için hakaretler ettiğini, tehdit ettiğini söyledi. Bunun üzerine Naci’nin kullandığı telefonu aradım.”

Aliye Uzun’un kucak fotoğrafıyla Zindaşti’ye şantaj yapmasının ardından, telefonda iki erkek kavga etti. Ardından Sarıyer’de silahlı çatışmaya girdiler. İşte Aliye Uzun’un “Zindaşti’den şikâyetçi oldum” dediği hadise buydu. Yani artık olmak zorundaydı!

“‘KULE’DE TOPLU SEKS BULUŞMASI”

Bu kadar değil…

Zindaşti, kucağındaki Uzun ile tanışıklığını da anlattı:

“Arkadaşlarımla haftada bir iki defa âlem yaparız. (…) Aliye’yi aradım ve 6-7 kız için kendisiyle kız başına 500 Avro’dan anlaştık. Aliye kızlarla birlikte daireme geldi. Misafirlerim Aliye’nin getirdiği kızları seçip odalarına geçti. Bana da Aliye Uzun kaldığı için onunla ilişkiye girdim. Aliye Uzun ile bu şekilde tanıştım.”

Türkiye’nin ünlü “kuleleri”nden birinde, haftada 1-2 yaşanan partide, hangi siyasetçiler hangi zavallı kadınlar vardı bilmiyoruz.. Ancak tüm parçalar yan yana gelince, “iş takipçileri”nin olağanüstü ricaları için Cumhurbaşkanlığı hattını bile kullanan Burhan Kuzu’nun, içinde bulunduğu şartları daha iyi anlıyoruz..

KUZU’NUN ŞÜPHELİ ÖLÜMÜNÜN KAYNAĞI”

Seks partileri, şantaj, mafya, uyuşturucu, çatışmalar, cinayet ile örülü hikâyenin özeti Aliye Uzun’un anlattığı pankartta gizli.. 

Türkiye, “iş takipçisi” olan, “partimi karşınıza almayın” diyerek iş gören Uzun’u, 15 Temmuz’un 2. yıldönümünde Trump Towers’tan sallandırdığı “1. Başkan Erdoğan” pankartıyla tanıdı. Erdoğan’ın resmi, “Reis sloganları”, “din-iman-vatan-millet” edebiyatı bu çürümenin örtüsü olmuştu.. 

Ölümünüzdeki şüphenin kaynağı genellikle yaşamınızdaki şüphedir.. Şüpheli bir hayat süren Kuzu’nun “ecel saati”ne doğal olarak kimse inanmadı.. 

Hele Kuzu ile neredeyse aynı gün, onunla fotoğraflarıyla gündeme gelen Fatma Mavi isminde bir kadın öldürülüp cinayete yangın süsü verilince, işler daha da karmaşıklaştı. 

Bir zamanlar putlara savaş açtıklarını söyledikleri bir “dava”ları vardı. İktidarda olmak, o davanın yerine; gücün, paranın, makamın putlarını koydu..

 Kaçınılmaz; “dava” denilen içi boşalmış hikâye, artık “gardırop Erdoğancılığı”na dönüştü. “Mana”; yerini Aliye Uzun’un başkan pankartına, masasındaki AKP logolu bardağa, anahtarlığındaki maskota bıraktı.. 

Tapılan “Reisçilik putu”, “maneviyat” dedikleri değerlerin çekici oldu. “CeHaPe zihniyeti reisimizi öldürmeye çalışıyor” diyen Aliye Uzun’un çekici de videosundaki “Arabama binip Ankara’ya gidiyorum, bakanlıklara giriyorum” diyen sözlerinin içinde, devletin zirvesindeki fotoğraflarının ucundaydı.

Siz bakmayın heybetlerine. Safa Tepesi’ne dikilen “İsaf” ile Merve Tepesi’ne dikilen “Naile”nin mitolojisini Diyanet Ansiklopedisi şöyle anlatıyor: “Kabileleri hac için Mekke’ye geldiğinde bu ikisi Kâbe’ye girmiş, orada baş başa kaldıkları bir sırada cinsel ilişkide bulunmuş ve hemen ikisi de taş haline gelmiştir.” Aslında ibret olsun diye dikilen putlarının önünde, bir süre sonra tapınanlar o kadar çoktu ki, onları yıkmak işin aslını anlatmaktan daha kolay hale gelmişti.

BURHAN KUZU: ALİYE UZUN

Hakkında organize suç örgütü yöneticisi olduğu iddiasıyla soruşturma başlatılan Sedat Peker:

“Hayatını kaybeden eski AKP Milletvekili Prof. Dr. Burhan Kuzu bana ‘Aliye Uzun’ adlı bir kadından bahsetti..

Aliye Uzun isimli bayanı kamuoyundan şu şekilde hatırlayabilirsiniz, dünyanın en büyük uyuşturucu baronlarından biri olarak bilinen İran asıllı Zindaşti’yle Burhan Kuzu’yu tanıştıran kişidir..

TARTIŞMA YARATAN ADLİ TIP RAPORLARI

Şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren AKP Elazığ Milletvekili ve Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar tarafından öldürüldüğü öne sürülen Yeldana Kaharman olayı..

Adli tıp raporu tartışma konusunu olan Yeldana Kaharman’ın ölümüne dikkat çeken Peker, Burhan Kuzu’nun WhatsApp yazışmasını paylaşıp:

 “Burhan Hoca’nın yazışmalarından da anlayacağınız üzere milyoner bir adamın adli tıptan çıkarmak istediği bir rapor var.. Yine yazışmada göreceğiniz üzere bu beyefendinin gerekli ödemeyi yapmaya hazır olduğu söyleniyor.. Burhan Hoca konuyla ilgilenir ve raporun Burhan Hoca’dan istendiği gibi çıktığı da araştırıldığında görülüp öğrenilebilir..” 

Aleyna Çakır’ın şüpheli ölümünü hatırlatan Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’yu işaret ederek:

 “Aleyna Çakır kardeşimizin ölümünden sorumlu tutulan ümit can uygunun kurtulabilmesi için gerekli adli tıp raporuda şahsın babası süleyman soylunun yakın arkadaşı olduğu için gerektiği şekilde hemen hazırlanıyor..” 

NE OLMUŞTU?

ALİYE UZUN KONUŞTU !

”Alem yapmak için kadın bulması amacıyla birini aradım, beni AKP Beşiktaş Kadın Kolları Başkanı Aliye Uzun’a yönlendirdiler. Kadınları o gönderiyor…”

İranlı uyuşturucu kaçakçısı Naci Şerifi Zindaşti’yi Türk vatandaşı olabilmesi için eski AKP Milletvekili ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Burhan Kuzu ile tanıştıran Aliye Uzun konuştu.

Aliye Uzun, bir dönem AKP Beşiktaş Kadın Kolları Başkan Yardımcısı olduğunu, Kuzu ile bu vesileyle tanıştığını ifade etti. 

Uzun, Zindaşti ile bir süre “flört ettiklerini” ve İranlı uyuşturucu kaçakçısının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alabilmesi için ücret karşılığı aracılık ettiğini söyledi.

ALİYE UZUN’UN AÇIKLAMALARI:

 Zindaşti ile ne zaman tanıştınız?

Aliye Uzun:

“Zorlu AVM’nin açılışında tanışmıştım. ‘Dünya çapında bir firmanın sahibiyim’ dedi. Benim “Aliye’s” adlı dergim vardı, dergiden bahsettim. AKP’den olduğumu söyledim. Zindaşti, ‘Büyük yatırım yapmak istiyoruz, bir araya gelebilir miyiz?’ dedi. Sunum yaptılar; kule etrafında dönen güneş enerjisi sistemleri filan… ‘Yapmak istediğimiz yatırım, bir milyar doların üzerinde’ dedi. Sonuçta milliyetçiyim. İnsanların Türkiye’ye yatırım yapmasını istiyorum..

Teşkilatta çalıştığım için Burhan Hoca (Kuzu) ile yakın tanışıyorum; hocamı aradım. ‘Yatırım yapmak isteyen biri var, fiyat çok yüksek’ dedim. ‘Hemen bir araya getir, konuşalım’ dedi. Getirdik bir araya..

Zindaşti, ‘Vatandaş olursam daha iyi yatırım yaparım’ dedi. Sizden, benden iyi Türkçe konuşuyor. Annesi Hakkariliymiş..

Vatandaşlık Genel Müdürlüğü, Burhan Hocama ‘Dosyası kabarık, kimlik veremeyiz. Siz de uzak durun’ demiş. Burhan Hoca beni uyardı. Biz görüşmeyi kestik.”

 Zindaşti’ye kadın tedarik ettiğiniz doğru mu?

Aliye Uzun:

“Tamamen yalan!”

 Zindaşti ile sevgili oldunuz mu?

Aliye Uzun:

“Sevgili… Olduk mu? Şey döneminde benimle ilgileniyor gibi davrandı, flörtleşme gibi bir şey oldu. Bu olay ortaya çıkınca bir daha görüşmedim.”

 İfadelerde, Zindaşti ile gönül ilişkiniz olduğu belirtiliyor.

Aliye Uzun:

“Öyle bir gelişme oldu ama devamı gelmedi.”

 Flört ederken Zindaşti’nin uyuşturucu kaçakçısı olduğunu bilmiyor muydunuz?

Aliye Uzun:

“Hayır, bilmiyordum. Bana şirketleri olduğunu söyledi. Gerçek ismini bile söylemedi.”

 Kuzu, aranızdaki duygusal ilişkiyi biliyor muydu?

Aliye Uzun:

“Bilmiyordu.”

 Zindaşti, Türk vatandaşlığı için kendisinden 650 bin TL istediğinizi, derginize 100 bin TL ödediğini iddia ediyor. Para aldınız mı?

Aliye Uzun:

“Hayır, almadım. Çalışma prensibim şöyle: Sözleşme yaparım, ücret tayin edilir. Para iş bitince alınır.”

 Dergi için 100 bin verdiğini söylüyor.

Aliye Uzun:

“Galiba verdi ama vatandaşlıkla alakası yok.”

 100 bin TL mi verdi?

Aliye Uzun:

“Daha düşük bir rakam galiba. İsmail Bey, dünyada danışmanlık firmaları var. Ben bu işten ücret alıyorum.”

 Bir fiyat bildirdiniz diye anlıyorum.

Aliye Uzun:

“Tabii ki. İş takibi ve danışmanlık yapıyorum. Bunu ücret karşılığı yapıyorum.”

 Zindaşti vatandaş olsa ne kadar alacaktınız?

Aliye Uzun:

“Hatırlamıyorum, geçmiş zaman…”

 Kuzu’ya bir ödeme yapacak mıydınız?

Aliye Uzun:

“Hayır, parayla pulla işi olmayan tek insan Burhan Hoca’dır. Mevlana gibi, yolda geçen herkese yardımı olur.”

 Başkalarına da vatandaşlık için aracı oldunuz mu?

Aliye Uzun:

“Hayır, olmadım.”

 AKP’li kimliğinizi neden bu ilişkiler için kullanıyorsunuz?

Aliye Uzun:

“Kim dedi kullanıyorum diye?”

 Zindaşti dedi.

Aliye Uzun:

“Beyefendi, bu adam yatırım yapmak istedi. Sonuçta ABD’ye gittiğiniz zaman onlar da herkese kapısını açıyor.”

 Siz de vatandaş olmasına aracılık ettiniz.

Aliye Uzun:

“Aracılık ettim, bu kadar.”

MAFYA AYAĞI VAR SİYASİ AYAK NEREDE?

Ergenekon Davası’nda altı yıl tutuklu kalan Tuncay Özkan, Zindaşti’nin Fetullahçı Savcı Zekeriya Öz tarafından gizli tanık yapıldıktan sonra salıverilmesine dikkat çekiyor. Bugün dillendirilen “FETÖ Borsası” iddiası gibi, geçmişte “Ergenekon Borsası”nın kurulduğunu iddia eden Özkan, şunları söylüyor:

CHP İzmir Milletvekili ve Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Başdanışmanı Tuncay Özkan:

“Ergenekon dosyasında şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan 100’ü aşkın iş adamı vardı. Bu iş adamları içinde Türkiye’nin ilk 10’u da var. O günkü iddia, Öz’ün para alıp iş adamlarını bıraktığı ve iş takibi yaptığı şeklindeydi. Şimdi anlıyoruz ki Zindaşti çıkar uğruna bırakılmış. Ergenekon Borsası’nda, insanlar Ergenekon ile irtibatlandırılmamak için ne kadar ödedi? Zindaşti kaç para karşılığında bırakıldı?

Burhan Kuzu’ya soruyorum: Bu işin neresindesin? Uyuşturucu ayağı var, mafya ayağı var, kadın satıcısı ayağı var. Siyasi ayak nerede? Türkiye, yakın geçmişindeki tehlikeli ilişkileri açıklayamazsa geleceğini kirletir.”

KONUYU ÖZETLİYEYİM

1- Fotoğrafta, Burhan Kuzu ve İranlı uyuşturucu baronu Naci Şerifi Zindaşti var.

2- Zindaşti, İstanbul’da yakalanır. İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimi C.Ö. tarafından hemen tahliye edilir. Tahliyenin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı derhal tahliyeye itiraz edip tutuklama kararı çıkarttırdıysa da Zindaşti kayıplara karışır.

3- HSK hemen soruşturma açar. Hakim ifadesinde şöyle der:
“İktidar partisinden eski milletvekili beni sürekli arayarak bu şahsın mutlaka tahliye edilmesi gerektiği yönünde telkinde ve baskıda bulundu. Devletin bu konuda bir duyarlılığı olduğunu belirtti.”

4- “Eski milletvekili”nin Burhan Kuzu olduğu anlaşılır. Ama Burhan Kuzu, “Ben ne o İranlıyı tanırım ne de o hâkimle görüşmem oldu. Hele hele duygusallık dediğin para işleri benim asla yapmayacağım işler. Bu bilgiyi kim verdi size bilmem” der.

5- Yukarıdaki fotoğrafı Cumhuriyet gazetesi yayımlar. Fotoğraflarının ortaya çıkmasının ardından, Burhan Kuzu Zindaşti ile yemek yediğini kabul eder  ve ” 2011 veya 2014… Vatandaşlık için yardım istedi. Vatandaşlık Genel Müdürlüğü’ne müracaat etti. Ben de genel müdürü aradım yardımcı olmalarını istedim. Müdür bir ay sonra bana döndü, ‘hocam bu adamın sıkıntıları falan var’ dedi. Ben de sıkıntı varsa kalsın dedim. Bir daha da görmedim adamı, ilk ve son görüşümdü.” bunları anlatır.

29 Mart 2016

İranlı uyuşturucu baronu Zindaşti’nin emniyette verdiği ifade…

Zindaşti: ”Arkadaşlarımla alem yapmak için kadın bulması için birini aradım. Aradığı kişi beni Aliye Uzun’a yönlendirdi. Kadınlar geldi… Aliye Uzun kendisini bana, “AKP Beşiktaş Kadın kollarında görevliyim, benim Ak Parti’de çevrem var” diyerek tanıttı.”

Zindaşti: ”Aliye Uzun bana ‘Sana vatandaşlık alabilirim’ dedi, bende kendisine; ‘Vatandaşlık alırsan sana Range Rover cip hediye edeceğim’ dedim. Aliye Uzun cip istemedi. 500 bin lira karşılığında Türk vatandaşı yapacağını söyledi. Aliye Uzun işlemleri başlatmak için 150 bin lira para istedi bende kabul ettim.”

Zindaşti: “Aliye Uzun ile ilişkim devam etti, bir dergi basımı konusunda kendisine 50 bin lira vererek yardım ettim, dergi işleri için toplamda 100 bin lira para harcadım…”

Zindaşti: ”Aliye Uzun ile iş yapmaya devam ettim. Bir yat almak istediğimi Aliye Uzun’a bildirdim. Aliye Uzun da bana, Ömer Erdal Akkartal isimli bir arkadaşı olduğunu ve onun da yatını sattığını söyledi. Yatı almak için 1 Milyon 300 bin euroya anlaştık. Fakat şüphelenip araştırma yaptım ve şahsın beni dolandırmak istediğine kanaat getirdim.. Bu olaylardan sonra Erdal ve Aliye ile arayı açtım. ”

Zindaşti: ”Aliye Uzun sonraki zaman içerisinde vatandaşlık başvurusu ile ilgili gelişme var bahanesi ile bana ulaşmaya çalışır ve Ekrem Öztunç isimli yeğenim ile görüşür. Beni uygunsuz resimlerimi paylaşmak ile tehdit edip, derginin vergisini ödememi istedi. Ben bu vergi borcunu ödemeyince devreye Erdal Akkartal girdi ve restleştik. Restleşmeden sonra ben ve 3 adamım Erdal Akkartal’ın verdiği adrese gittik ve çatışma yaşandı.. Benim bir adamım vuruldu ve olay yerinden kaçtık. Polise gitmedim. Erdal Akkartal da “Benim aranmam var polise gitmedim kapatalım” dedi ve olayı kapattık.”

İşte tüm bu savunmada geçen iddialarda bahsedilen Aliye Uzun, Cumhuriyet gazetesinin yayınladığı fotoğrafta Burhan Kuzu’nun yanında oturan kişinin ta kendisi.

Aliye Uzun kim ?

1- Mecidiyeköy’deki Trump Towers’a Erdoğan’ın posterini astıran bir isim.

2-AKP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Av. Şeyma Döğücü ve Başkan yardımcılarının ziyaret ettiği Ahmet Hakan’ın Hürriyet’teki köşesinde “kahraman” diye bahsettiği bir isim.

3-Sosyal medya hesabında paylaştığı fotoğraflarda Erdoğan’a yakın olduğu izlenimi veren kişi.

4-Erdoğan ve eşi Emine Hanım ile birlikte fotoğrafları bulunuyor. Erdoğan ile gittiği yurt dışı ziyaretleri kapsamında, Saray’da, Cumhurbaşkanı danışmanları ile hatta Binali Yıldırım ve eşi ile çekilmiş onlarca fotoğrafı var.

5- Aliye Uzun ile bağlantılı olan iki dergi var. İlk derginin isimi ALİYES.

6- ALİYES Dergisinin 2014 yılı Mart ayında çıkan sayısında karşınıza kim çıkar sizce! Burhan Kuzu!

7-İkinci dergi “Business Woman” adı ile devam ediyor. Bu dergi 2017 yılında yayın hayatına başlamış. Ne tesadüf Aliye Uzun adı ile 2017 yılında 1000 lira sermayeli bir şirket Uzun Yayıncılık adını almış.

8- Aliye Uzun AKP’nin ve Cumhurbaşkanlığının en üst kademesinde bulunan kişiler ile gezdiği açık ortada olan hatta kendini resmi görevliymiş lanse ederek gezen bu kişi.

Neresinden bakarsanız bakın iddialar rezalet. İlişkiler rezalet. Bu kişiler bu noktalara nasıl ulaşıyorlar? Bu paranın kaynağı ne? Bu kişilerin siyasi bağlantıları kimler?

Bu iddiaların tamamı aydınlatılmalı ve kamuoyu bilgi sahibi yapılmalıdır.

ALİYE UZUN MESAJ ATTI SONRA SİLDİ

Bu haberleri yapanların hepsi ahlaksızdır. Benim savcılıkta ifadem var bu adamın baron olduğunu ve yaptığı birçok gayriresmi işi ben dilekçe verip şikayette bulunuyorum. Dünya kadınlar gününde benim gibi delikanlı varsa çıksın karşıma. Bir haber yapıyorsan iyice çalış ifadeleri vereceksen benim ifademi de yaz. Bu seçim arifesi AK Parti’ye bizim gibi Türkiye’ye yatırımcı getiren insanlara zarar vermek için yapılıyor bu haberler. 
Eveet Zindaşti’ye ben getirdim. Adam Türkiye’ye büyük yatırımlar yapmak istedi. Daha sonra benimle ilgili şikayetini geri aldı ama ben almadım. Size bu bilgileri veren hakim savcı bir zahmet yasak olan benim ifademi size versin kim deşifre etmiş Zindaşti’yi okuyun bakalım. Zindaşti’yi kendisini deşifre eden birine herhalde bir sürü iftira atacaktı. Siz çok bilmiş itirafçılar madem Atatürkçüsünüz ülkenin şehit torunu böyle delikanlı bir kadına sahip çıkmıyorsunuz. Gerekli bütün yasal işlemler başlatılacaktır. Benim ne yaptığımı çok merak etmişsiniz ben tüm dünyadan Türkiye’ye yatırımcı getiriyorum. Sizin haritada yerini bile bilmediğiniz yerlerde iş yapıyorum. Dinime, Kuramına laf eden şerefsizler. Rabbim sizi tez zamanda helak etsin. Hepiniz vatan hainisiniz. Ben Allah’tan başka kimseden korkmoyuroum. Ben kefenimi giydim, bu davada şavaşıyorum.Bizi Kimse yıldıramaz.”

İstanbul’da, lüks mağazaların sıralandığı Bağdat Caddesi, 7 Nisan 2019 günü patlayan kurşun sesleriyle yerinden sıçradı.

Başından vurulan genç adam caddede boylu boyunca yatarken, tetikçi ve suç ortağı ters yönlere doğru kaçtı.


Polis cesedin yanındaki aracın arka koltuğunda ağlar vaziyette bir çocuk buldu.

Adı, Efe Nazım Ünğan’dı.

Efe, 13 yaşındaydı.

Babası, gözlerinin önünde vurulmuştu, Efe’nin.

Cesetten “Ali Gören” adına düzenlenmiş sahte kimlik çıktı.

Kimlik numarası üzerinden yapılan taramaya göre öldürülen bu kişi, cinayet de dahil birden çok suçtan aranan, 38 yaşındaki İlhan Ünğan’dı.

İlhan’ın ağabeyi Orhan Ünğan, Amerikan Uyuşturucu ile Mücadele İdaresi’nin (DEA) kayıtlarında uyuşturucu baronu olarak nitelendiriliyordu. İran’dan Hollanda’ya, Sırbistan’dan Latin Amerika’ya kadar geniş bir ağ kurmuştu.

Lakabı “Hayalet Orhan”dı.

DEA’ya göre, Hayalet Orhan, gemilerle taşıdığı 2.1 tonluk uyuşturucunun 2014’te Yunanistan’da ele geçmesinden İranlı Naci Şerifi Zindaşti’yi sorumlu tutuyordu.

Ancak Hayalet Orhan, bu iddiayı reddediyordu. Yunanistan’da yakalanan uyuşturucuyla ilgili, Türkiye’de hakkında açılmış iki soruşturmada takipsizlik kararı verilmişti.

ERGENEKON’DA TANIK OLDU, KURTULDU

1974’te İran’da doğan Zindaşti ülkesinde 175 kilo eroinle yakalanınca idama mahkum edildi. Tahran’daki Evin Cezaevi’nde infazını beklerken, Türkiye’ye kaçtı.

Üzerinde, “Kemal Sharifi Seydani” adına sahte kimliği vardı.

2002’de bir kişiyi fidye için kaçırdı.

Büyükçekmece’de 2007 yılında 77.300 kilogramlık eroin yakalatınca tutuklandı.

Bir daha gün yüzü göremeyeceğini düşünürken, 2010’da tahliye oldu.

Tahliyenin “sırrı” çok geçmeden anlaşıldı!

İmdadına Fetullahçı Savcı Zekeriya Öz koşmuştu.

Şerifi, Ergenekon soruşturmasında “Gizli Tanık Terazi” adıyla ifade verdi.

Şerifi’nin iddiaları üzerine…

İstanbul 13. ve 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başkanları Erkan Canak ve Zafer Başkurt, uyuşturucu çeteleriyle ilişkilendirilerek, görevden el çektirildi.

Gerçekte bu iki hakim, Fetullahçı çetenin Balyoz ve Ergenekon davalarında çıkmasını arzu ettikleri kararlara engel olacakları düşünüldüğü için bu operasyona uğradı.

Zindaşti, “hizmeti” sayesinde tahliye oldu.

https://86bf748c00906131f553354f1a0e62c7.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-37/html/container.html

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almak için çok kez başvurdu. En yoğun çaba sarf edenlerden biri de dönemin AK Parti Milletvekili, bugünün Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Burhan Kuzu’ydu. Neyse ki devlet vatandaşlık vermedi.

Zindaşti, “Hayalet Orhan”ın uyuşturucu gemisini ihbar edince en kanlı narkotik savaşlarından biri Türkiye’de çıktı.

DUBAİ’DEN KANADA’YA…

Büyükçekmece’de 26 Eylül 2014’de seyir halindeki lüks bir araç silahlarla tarandı.

Maktüllerden biri, Zindaşti’nin kızı Arzu’ydu.

Diğeri de yakın adamı olan Ekrem Öztunç’un kardeşi Devrim…

Zindaşti, cinayetten Hayalet Orhan’ı sorumlu tuttu.

Hayalet Orhan suçlamaları reddetse de yaşanacaklara engel olamadı.

Üç ay sonra…

Küçükçekmece’de, 22 Aralık 2014’te restoranda yemek yiyen Hacı Osman Sezen ve Turgay Akar öldürüldü.

Bu iki kişinin Ünğan’a çalıştığı, Zindaşti’nin kızı ve adamını öldürdüğü iddia ediliyordu.

İstanbul Emniyeti’nden polis Ergül Kapukaya’nın cinayetten 18 gün önce iki kişinin adını Zindaşti’ye verdiği ortaya çıktı.

Kapukaya, Zindaşti’ye çalışan tek polis değildi.

Polis Gönen Karakaya ve Fatih Yılmaz da Zindaşti’nin adamıydı.

Cinayetler dur durak bilmedi.

Dubai’de yaşayan İran asıllı Türk vatandaşı olan Çetin Koç, 4 Mayıs 2016’da evinin otoparkında öldürüldü.

Katillerin aynı gün Kanada’dan gelip bu ülkeye döndüğü belirlendi.

Üç katilden Orosman Garcia Arevaldo ise o ay Kanada’da bir yaban mersini tarlasında öldürülmüş halde bulundu.

Bu cinayete karşılık…

Dubai’de vurulan Çetin Koç’un Tahran’da yaşayan kardeşi araçla kaçırılıp kaybedildi.

Son olarak…

Ünğan’ın avukatı Kudbettin Kaya, 6 Kasım 2017’de Bakırköy’de yemek yediği bir restoranda öldürüldü.

EN YAKIN ADAMINI SATIN ALDI

İddiaya göre İlhan Ünğan, intikam için harekete geçti. Hedef olarak Zindaşti’nin avukatını seçti. Bu kişilerin adresine ulaşabilmek için polis memurları Erkan Kocabaş ve Güven Güzel’den yardım aldı.

Ancak Ünğan’ın bilmediği bir şey vardı:

Zindaşti, kendisinin en yakın adamı Tolga Hakan Ceyhan’ı satın almıştı.

Ceyhan, bir taraftan Ünğan ile Zindaşti’ye karşı eylem planlarken, diğer taraftan Ünğan’ı vuran Efkan Öveç’i ayarladı.

Cinayet günü bulundukları konumu tetikçiye yolladı.

Sonra da, birazdan öldürülecek olan Ünğan’ın masasına oturdu.

Ateş açılınca Kantarcı Rıza Sokak’a girip kaçtı.

Şu an İran’da olduğu sanılıyor.

Zindaşti, cinayetleri azmettirdiği için 2018’de sekiz adamıyla tutuklandı.

Burhan Kuzu’nun hakim ve savcılar üzerinde kurduğu baskı sonucu “özgürlüğüne” kavuştu. Kuzu ve Hakim Cevdet Özcan, bu işlemden ötürü yargılanıyor.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 29 Eylül’de çıkan iddianamesinde Zindaşti’nin eylemleri bu kadarla kalmıyor.

İran’a yönelik rejim karşıtı GEM TV’nin sahibi Saeed Karimian ile ortağı Mohammed Mer Almutairi’nin 29 Nisan 2017’de öldürülmesi de eylemler arasında yer alıyor.

Zindaşti, dördü cinayet olmak üzere 20’yi aşkın suçtan yargılanacak.

Tabi, artık bulunabilirse!

Yeniçağ-Murat AĞIREL/ sözcü – İsmail Saymaz

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top