GÜNDEM

YÜCE DİVAN YOLU AÇILMALIYDI: PEKCAN’IN DEZENFEKTAN SKANDALINDA YENİ DETAY

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ‘dezenfektan skandalı’ ile gündeme gelmişti..

BOZUK ÜRÜNLER DE SATILMIŞ!

Dezenfektan’ skandalı sonrası görevden alınan Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’a ait Karon Mühendislik ve Nanoksia Biyoteknoloji adlı şirkette, bozuk ürünlerin yeniden piyasaya sürüldüğü ortaya çıktı..

Görevinden alınan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’a ait Nanoksia adlı şirketin, bakanlığa piyasanın üzerinde bir fiyata dezenfektan sattığı ortaya çıkmıştı. İsmail Saymaz’ın Halk TV’deki haberinde bozuk ürünlerin yeniden piyasaya sürüldüğü de belirtildi..

“‘ÇİZGİ OLANLARI ALMA, ONLAR MANTAR OLMUŞ’

Piyasadaki en pahalı dezenfektanlardan biri olan Nanoksia’nın Kavacık’taki merkezinde çekilen görüntüler, skandalın sadece bakanlığa yüksekfiyattan satış ile sınırlı kalmadığını ortaya koydu..

Nanoksia merkezinde çekilen videoda, bozulan ve tortu oluşan dejenfektanların süzülerek, yeniden satışa hazırlandığı görülüyor..

Bozuk dezenfektanları süzen erkek çalışanın, şişe içinde oluşan tortuları yanındakilere tarif ederek:“Çizgi olanları alma, onlar mantar olmuş” dediği duyuluyor..

Videoda,  dezenfektanları süzen kişinin Hasan Pekcan’ın İsmail isimli şoförü, konuştuğu kişinin ise yine Hasan Pekcan’ın Gül isimli sekreteri olduğu öğrenildi. 

NE OLMUŞTU?

BAKANLIK, SATIŞI KABUL ETMİŞTİ “

Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait Karon Mühendislik ve Nanoksia Biyoteknoloji adlı şirketin, bakanlığa piyasanın üzerinde bir fiyata dezenfektan sattığı ortaya çıkmıştı. Nanoksia’nın, Ticaret Bakanlığı’na litresi 35 liraya sattığı dezenfektanı TGS Yer Hizmetleri’ne ise 14.35 liraya verdiği skandalın diğer boyutuydu. 

Nanoksia tarafından Ticaret Bakanlığı’na 175 TL’ye verilen beş litrelik dezenfektanın aracı kuruluşa 100 TL’ye satıldığı, aracı kuruluşun da piyasada 150 TL’ye satışa sunduğu anlaşıldı. Muadillerinden daha pahalı olan dezenfektan için Bakanlık, şirkete 1.5 milyon TL ile 9 milyon TL ödedi. 

Ticaret Bakanlığı, satışı kabul etmiş ve Pekcan’ın şirketinden 507.880 TL’lik dezenfektan alındığını açıklamıştı. Açıklamada, “Gerekli tüm ürün/fiyat araştırmaları yapılarak, piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirilmiştir” denilmişti.

PEKCAN GÖREVDEN ALINDI 

10 Temmuz 2018’den 21 Nisan 2021 tarihine kadar Ticaret Bakanı görevini yürüten Pekcan, Nisan ayında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi görevden alınmıştı..

Pekcan’ın yerine ise Mehmet Muş atanmıştı..

Pekan’ın görevden alınmasının ardından, Ağustos 2018’den bu yana Ticaret Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı olan Gonca Işık Yılmaz da görevinden alınmış Batur’un yerine Mustafa Tuzcu atanmıştı.. 

“DEVİR DEĞİŞİR, O DOSYA RAFTAN İNER”

Ersümer, Cumhuriyet döneminde Yüce Divan’da yargılanan sayılı siyasetçiler arasında. Başında bulunduğu bakanlığa malzeme satan eski Ticaret Bakanı Pekcan’ın Yüce Divan’a gitmesi gerektiğini düşünüyor.

Yüce Divan’da yargılanan bakanlardan Cumhur Ersümer:

“Ruhsar Pekcan hakkında Yüce Divan yolu açılmalıydı, devir değişir, o dosya raftan iner.”

Ersümer, Başbakan Yardımcılığı ve Enerji Bakanlığı görevini yürüttü 

Cumhur Ersümer bir dönemin en çok konuşulan isimlerinden biriydi.

18., 20., ve 21. dönemde Çanakkale milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bulundu.

55. Hükümette Başbakan Yardımcılığı, 57. Hükümette ise Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı görevindeydi. 

Bakanlığı döneminde yapılan enerji ihaleleri tartışmaya açılmıştı.

Dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Ersümer’in görevden alınmasını istemiş ama Başbakan Bülent Ecevit buna direnmişti.

Bu çekişme, 19 Şubat 2001’de Sezer’in Ecevit’in önüne anayasa kitapçığı fırlatmasıyla sonuçlanmıştı.

Bu da Türkiye tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birinin gün yüzüne çıkmasına neden olmuştu.

“Suçlamalardan yüzümün akıyla çıktım”

Ersümer o dönemde hakkındaki iddialar nedeniyle Yüce Divan’a gönderilmedi ama AKPaiktidarında Yüce Divan yolu açıldı.

“Yolsuzluk”, “devleti zarara uğratma”, “ihaleye fesat karıştırma” gibi suçlarla yargılanan Ersümer, davanın sonunda “Görevi kötüye kullanmak” suçlamasıyla 1 yıl 8 ay ceza aldı. Bu ceza ertelendi. 

Ersümer hakkındaki suçlamalar için “ağır”, “yersiz”, “haksız” ve “sonu fos çıktı” dedi ve ekledi: 

“Ben birçok suçlamayla muhatap oldum. Allah’a şükür bütün o suçlamalarla ilgili ceza almadım. Hakkımda görevi kötüye kullanma gibi bir suçlama olmamasına rağmen, bir irade ‘ceza verin’ dediği için, iddianamede olmayan ve son celsede karşıma çıkan bir ‘memur suçu’ ile karşılaştım. Onun dışında bütün suçlardan yüzümüzün akıyla çıktım. Hiçbir yolsuzluk suçlamasıyla mahkum olmadım.”

“Pekcan hakkında izlenmesi gereken prosedür belliydi, belki aklanma imkanı da doğacaktı”

Son dönemde kamuoyunu en çok meşgul eden konulardan biri, eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın, sahibi olduğu şirketten bakanlığa dezenfektan satmasıydı.

Bakan Pekcan’ı görevden alınmasına götürmesine yol açan bu süreçle ilgili konuşan Ersümer:

“Bir bakana yönelik bu tür suçlamalar sözkonusu olduğunda ne şekilde davranılacağına dair kurallar vardır. Bu kuralların uygulanması gerekiyordu. Bunların sonunda bir siyasi faturası olur. Faturayı ödeyecek olanlar da zaten belli. Prosedür uygulansaydı Sayın Bakan için belki de aklanma imkanı doğacaktı” diye konuştu. 

“Allah her siyasetçiye hesap vermeyi nasip etsin”

“Allah her siyasetçiye, tek tek yaptığı ve yapmadığı bütün işlerin hesabını vermeyi nasip etsin” ifadelerini kullanan Ersümer, şöyle devam etti:

“Bunları söyleme hakkına sahip çok az siyasetçiden biriyim. Sayın Pekcan hakkında da onu arzu ederdim. Meclis soruşturması geçirdim, gensoru geçirdim, neticede Yüce Divan’da hesap verdim. Vicdanen de çok müsterihim. Sayın Bakan da benim yaşadığım hazzı yaşayabilirdi. Ama bir tercih meselesi. Sanırım kendisi de öyle bir şeyi arzu etmedi, mevcut iktidar da böyle bir yola gitmeyi istemedi.”

“İktidar değişir başkaları gelir… Bu suçlarda zaman aşımı yok”

“Benim dönemimde soruşturma önergesinde hakkımda Yüce Divan’a sevk edilmemem yönünde karar çıkmıştı” ifadelerini kullanan Ersümer:

 “Daha sonra dönem değişti ve sevk kararı çıktı. Gidip hesabımızı verdik. Bir müddet sonra bu iktidar değişir, başka birileri gelir. Bu suçlarla ilgili zaman aşımı yok. Bunların hepsi seçmenin yapacağı değerlendirmede bir esas teşkil ediyor bunlar. Keşke hakkında bir meclis araştırması yapılabilseydi. Orada bir kusur görülürse Yüce Divan’a sevk edilseydi. Böyle daha doğru olurdu. Bunlar hem hukuk anlayışımın hem yaşadıklarımın bana söylememi emrettiği konular” değerlendirmesinde bulundu. 

“TBMM’de yemin ediyorsa meclis denetimine tabi olmalı”

Bir şey yapmak için bir tane, yapmamak için ise bin tane sebep olduğunu anımsatan Cumhur Ersümer şunları kaydetti:

“Eğer siz benim söylediğim tarzda bir yol izleyecekseniz bunun yolu her zaman açıktır. Şu anda Meclis İç Tüzüğü’nde dediğim usuller cari. Sayın Bakan TBMM kürsüsüne gelip yemin etti. Sıfatı ne olursa olsun o yemini eden insanların meclis tarafından denetlenmesi gerekiyor. Yemini orada etti çünkü. Kim denetleyecek başka, Allah mı denetleyecek? Allah’ın denetlemesi mutlaka oluyor ama o sonradan olacak bir olay. Meclise gelip taahhütte bulunuyorsan aslında milletin önüne geliyorsun demektir. 2 yıl grup başkanvekilliği yaptım, bu işleri iyi bilirim. Dışarıdan atanan bakanlar üzerinde meclisin bir denetimi yok diye kabul edilmesi ‘miletin denetimi yok’ demekle aynı şeydir. Bunu da millet kabul etmez.”

Şimdiye kadar Yüce Divan’da 17 siyasetçi çeşitli nedenlerle yargılandı.

Yargılanan bakanların isimleri ve görevleri ise şöyle:
 

Mesut YılmazBaşbakan
Ali CenaniTicaret Bakanı
Cengiz AltınkayaBayındırlık ve İskan Bakanı
Cumhur ErsümerEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Safa GirayBayındırlık ve İskan Bakanı
Güneş TanerEkonomiden Sorumlu Devlet Bakanı
Hilmi İşgüzarSosyal Güvenlik Bakanı
Hüsamettin ÖzkanDevlet Bakanı
İsmail ÖzdağlarDevlet Bakanı
Koray AydınBayındırlık ve İskan Bakanı
Recep Önal Devlet Bakanı
Suat Hayri ÜrgüplüGümrük ve Tekel Bakanı
Şerafettin ElçiBayındırlık ve İskan Bakanı
Tuncay MataracıGümrük ve Tekel Bakanı
Yaşar TopçuUlaştırma Bakanı
Zeki ÇakanEnerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı
Mehmet BaydurTicaret Bakanı

© The Independentturkish / Cihat Arpacık 

“YOLSUZLUK İDDİASI KAPATILDI”

TİCARET BAKANI RUHSAR PEKCAN GÖREVDEN ALINDI

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi görevden alındı. Pekcan ‘dezenfektan skandalı’ ile gündeme gelmişti.

ESKİ TİCARET BAKANI TÜFENKCİ’DEN PEKCAN HAKKINDA AÇIKLAMA

“Ne diyeceğim, Ben devretmeyeyim’ mi diyeceğim?”

Eski Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, halefi Ruhsar Pekcan hakkında gönderilen, “Emine Erdoğan’ın yakınıyım” diyerek, vergisiz eşya ithal etme teşebbüsünde bulunacağı ihbarını yeni öğrendiğini söyledi.

Ticaret Bakanlığı’na bağlı Gümrükler Genel Müdürlüğü Özel Bürosu’nun 5 yıl önce gümrük ve ticaret bölge müdürlüklerine e-mail göndererek, o tarihte bir iş kadını olan eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’a karşı “müteyakkız olmaları konusunda” uyardığı ortaya çıkmıştı.

 Mailde Pekcan’ın “Emine Erdoğan’ın yakınıyım” diyerek, vergisiz bir şekilde eşya ithal etme yapmaya çalıştığı savunulmuş, Pekcan’ın, söz konusu mailden 20 ay sonra bakan olarak göreve başladığı ortaya çıkmıştı.

Eski Bakan Bülent Tüfenkci, söz konusu ihbarla ilgili olarak Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı.

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’la ilgili ihbar neden 20 ay sonra devir teslim töreni öncesi hatırlanmadı?

Bülent Tüfenkci:

“O ihbar, Emine Hanım’ın (Erdoğan) özel kaleminden geldiği için arkadaşlarımız gerekli yerlere iletmiş. Doğrusu, beni arayan birisi olmadı. Ruhsar hanım veya yanında çalışanların “Şunun yakınıyız” diye talepleri olmadı. Rutin bir şey olduğu için senin de aklında kalmaz, 20 ay önceki şey.”

Önünüze gelmedi mi?

Bülent Tüfenkci:

“Yok, gelmedi. Özel kalemime geldi.”

Takibat oldu mu?

Bülent Tüfenkci:

“Bir girişim olacak ki, işlem yapılsın. Uyarı yaptık, “Birileri isim kullanırsa dikkate almayın” diye. Zaten oradan (Pekcan’dan) talep gelmemiş o dönem, ben de araştırdım.”

Bu rutin bir durum mu?

Bülent Tüfenkci:

“Diyelim ki kaçakçılık teşebbüsü ve suistimal oldu. Diğer bölge müdürlüklerinde aynı şeyler olmasın diye Gümrükler Genel Müdürlüğümüz uyarır.”

Devir teslimden önce haberdar olsaydınız ne yapardınız?

Bülent Tüfenkci:

“Bakardım, bir girişim olmuş mu, olmamış mı, ona göre davranırdım. Yüzlerce ihbar geliyor. Bakılmış o zaman, nüfus kullanma gerçekleşmediği için bir şey yapılmamış. Gerçekleşmesi olmadığı için o an çok büyütülmemiş.”

Durumu özel kaleminize sordunuz mu?

Bülent Tüfenkci:

Sordum. Diyor ki: “Emine Hanım’dan geldiği için ilettik.” Gümrükler Genel Müdürü diyor ki: “Bilgilendirme yaptık ama ihbarın doğruluğu ispatlanamadığı için soruşturma aşamasına geçmedik. Sadece bilgilendirme olarak bıraktık.”

İhbardan haberiniz var mıydı?

Bülent Tüfenkci:

“Haberim yoktu. Bu ihbarlar ilgili genel müdür ve müsteşarlara gider.”

“Araştırıyor ama araştırma merkezi olan kimdir?”

Bülent Tüfenkci:

Ne zaman öğrendiniz?

Bülent Tüfenkci:

“Sizin yazınızdan öğrendim.”

Koltuğu Pekcan’a devretmeden önce bakanlık kayıtlarına bakmadınız mı?

Bülent Tüfenkci:

“Ne diyeceğim, “Ben devretmeyeyim” mi diyeceğim?”

Ama devlet adam alırken yedi sülalesini araştırıyor.

Bülent Tüfenkci:

“Kabul, araştırıyor ama araştırma merkezi olan kimdir?”

Bakanlığınız değil midir?

Bülent Tüfenkci:

“Bakanı ben mi atıyorum? Diyelim ki seni atadılar, “İsmail Saymaz’a devretmiyorum” deme şansım var mı?”

İhbar Cumhurbaşkanı’na gitmemiş anlaşılan.

Bülent Tüfenkci:

“Bunlar rutin şeyler. Özel bir kaçakçılık girişimi veya talep olmadığı için… O duyum ilgili yerlere iletilerek, “Dikkatli olun” denilmiş.”

“GÖREVDEN ALINAN RUHSAR PEKCAN ‘KADROSUNU’ YURT DIŞINA TAŞIDI”

“Pekcan’ın ‘görevlendirmeleri’ dikkate alındığında, ‘devir teslim’ sürecine hazırlıksız yakalandığı iddia edilemez”

Sözcü gazetesi yazarı Serpil Yılmaz:

“Görevden alınan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, “yakınındaki” kadroları 34 ay süren bakanlık süresince yurt dışı görevlere atayarak ödüllendirdi…

Ticaret Bakanlığı’nın 23 bürokratının; dünyanın dört bir tarafındaki Türk Büyükelçilikleri’nde faaliyet gösteren Ticaret Ateşelikleri’nin yanı sıra Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi uluslararası kuruluşlara atama kararları çıktı..

9 Temmuz 2018’de göreve gelen Pekcan ile ilgili “bakanlığına ve bağlı kuruluşlarına dezenfektan satması” haberi 16 Nisan’da gündeme bomba gibi düşünce, bakanlıktaki revizyon hesapları öne çekildi. Pekcan’dan da Cumhurbaşkanlığı’ndan da 20 Nisan’a kadar ses çıkmadı. Pekcan’ın 5. gün yaptığı açıklama yeni sorular doğurmakla kalmadı, aynı günün gecesinde Cumhurbaşkanlığı kararı ile görevden alındı, yerine AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Muş atandı..

Pekcan’ın bakanlığı süresince yaptığı görevlendirmeler içinde, Özel Kalem Müdürü Selman Tokpunar’ın ayrı bir yeri var… Tokpunar’ın “Roma Ticaret Müşaviri” olarak görevlendirme yazısı bundan 6 ay önce çekmeceye konmuş. Bakanlığa bağlı Helal Akreditasyon Kurumu Yönetim Kurulu üyesi de olan Tokpunay’ın “görevlendirilme” talebi henüz Cumhurbaşkanlığı’na ulaştırılmamış. Pekcan bakanlıktan ayrılacağı “son güne kadar tuttu” yorumu yapılıyor. O “son günden” kasıt nedir anlamadım..

2010 yılından beri devletin dış ticaret birimlerinde çalışan Tokpunar, Nihat Zeybekçi’nin Ekonomi Bakanlığı döneminde (2013-2015/2016-2018) “özel kalem müdürlüğü” kariyerini başlatmıştı. Bu dönem de Milano’ya tayini konuşulur olmuştu..

Aklınıza hemen AKP’li belediyelerin “gri pasaportla” yaptığı insan kaçakçılığı gelmesin; bu insanlar Prag Büyükelçiliği’ne atanan eski bakanlardan Egemen Bağış gibi diplomatik temsiliyeti olan memurlar..

Ticaret Bakanlığı “Davranışsal Kamu Politikası ve Yeni Nesil Teknolojiler Dairesi”nde görev yapan Muhammed Emin Torunoğlu’nun, Boston’a görevlendirildiğini okuyunca, devlette böyle bir kurumun varlığını öğrendim. Yeni kurulan “kripto para çalışma grubuna” katıldılar mı acaba?..

Ekonomi ve siyaset ilişkilerinin kurumsal karşılığı hep Ekonomi Bakanlığı oldu. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden sonra oluşturulan Ticaret Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı’nın işlevini de üstlendi. Ekonomi Bakanları geleneksel olarak Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) bünyesinden çıkardı. “Milli Görüş” partilerini kuran merhum Başbakanlardan Necmettin Erbakan gibi pahalı saat koleksiyoneri eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da aynı “teşkilatın” siyasi kollarıydı..

Başkanlık rejiminde de gelenek bozulmadı, Pekcan TOBB’un “temsilcisi” olarak kabinede yerini aldı. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise 20 yıldır aynı koltukta oturmayı sürdürüyor. Muş’un siyasi kariyer çizgisi önceki bakanlardan farklı; O “görevinden affını isteyen” Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yoldaşı…”

EMİNE ERDOĞAN’A RUHSAR PEKCAN İÇİN İHBAR GİTMİŞ

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın gümrükteki işleyişe müdahale ettiğine dair iddialar gündemdeki yerini koruyor.

Ticaret Bakanı olmadan 20 ay önce Ruhsar Pekcan hakkında Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a, kendisinin adını kullanarak vergisiz eşya ithal etmeye çalıştığı ihbarının yapıldığı ortaya çıktı.

Ticaret Bakanlığı’na bağlı Gümrükler Genel Müdürlüğü Özel Bürosu’nun 5 yıl önce gümrük ve ticaret bölge müdürlüklerine e-mail göndererek, o tarihte bir iş kadını olan eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’a karşı “müteyakkız olmaları konusunda” uyardığı ortaya çıktı. Mailde Pekcan’ın “Emine Erdoğan’ın yakınıyım” diyerek, vergisiz bir şekilde eşya ithal etme yapmaya çalıştığı öne sürüldü.

 Emine Erdoğan’ın o dönemki özel kalem müdürü Sema Silkin Ün:

“Bu ciddiye alınacak bir ihbardı. Bizi arayan kişinin statüsünü bilmiyorum. Ancak konuya dair tanıklığı vardı. Ruhsar Pekcan bizim tanımadığımız bir isimdi. İhbarcı fazla detay vermedi ama söylediklerini o dönemki Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’nin Özel Kalem Müdürü olan Bülent Bey’e hemen gönderdim. Hatta gece yazdım. Bekletmedim, ciddiye alınacak bir durumdu. İftira mı atıyordu bilmem. Ama böyle iftira atılmaz.”

Sema Silkin Ün, 3 Kasım 2016 gecesi saat 23.57’de Bakan Tüfenkci’nin özel kalemine gönderdiği WhatsApp mesajında şunları yazdı:

‘Bülent bey merhaba. Ruhsar Pekcan isminde bir iş kadınının hanımefendinin (Emine Erdoğan’ı kastediyor) adını kullanarak, gümrükten vergisiz mal geçirme teşebbüsü olduğuna dair bir ihbar aldık. Kendisiyle herhangi bir hukukumuz söz konusu değildir. Olsa da böyle bir yanlışa vesile olmayız. Bazen alt kademelere inandırıyorlar kendilerini böyle insanlar. Bilginiz olsun.’

Tüfenkci’nin özel kalemi, ‘Merhabalar Sema hanım, konu anlaşılmıştır. Teşekkürler, hayırlı geceler’ diye yanıt verdi.

Gümrükler Genel Müdürlüğü Özel Bürosu’nun kaydından anlaşılıyor ki ihbar bir gün sonra saat 10.31’de bütün gümrük bölge müdürlüklerine gönderildi.

Erdoğan Ailesi ile yolunu ayıran, şimdilerde Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı olan Sema Silkin Ün, ‘Sonra ne olduğunu ben de bilmiyordum. Hatta ihbarın işleme konulduğunu sizin yazınızdan öğrendim’ diyor.

Ün, şöyle devam ediyor:

“Aslında bu isim aklımda kalmamıştı. Çünkü Ruhsar Pekcan, adını duymadığım birisi. Geçen gün cep telefonumu temizliyordum. O sırada, bu mesajı attığımı gördüm. ‘Allah Allah’ dedim, kadın Ticaret Bakanı bugün… Öyle fark ettim. Yoksa üzerinden yıllar geçtiği için isim aklımda kalmamıştı.”

Ün, ‘İhbardan Emine Erdoğan haberdar mıydı?’ sorusuna karşılık şu yanıtı veriyor:

‘Emine Hanım’a ‘Bir iş kadını varmış, adınızı kullanıyormuş’ demişimdir. Ancak tanıdığımız birisi değildi. Zaten Emine Hanım böyle şeylere müsaade etmez.'”

DEZENFEKTAN SKANDALI

Ticaret Bakanlığı’ndan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait Nanoksia Biyoteknoloji firmasından 9 milyon liralık dezenfektan alındığı iddialarına ilişkin olarak açıklama yapılmıştı.

Bakanlık, Nanoksia Biyoteknoloji şirketinden 507 bin 880 liralık ürün alındığını doğrularken, “Piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda, usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirildi” ifadelerini kullanmıştı.

“USULÜNE UYGUN BİR BİÇİMDE GERÇEKLEŞTİRİLMİŞTİR”

Bakanlık açıklamasında, bakanlığın pandemi döneminde KDV hariç yaklaşık 6.56 milyon TL tutarında maske, alkol bazlı dezenfektan, siperlik, eldiven gibi ürün tedariği yaptığını belirterek:

 “KDV hariç 507,880 TL’lik dezenfektan Nanoksia Biyoteknoloji firmasından ilgili mevzuatın emredici hükümleri çerçevesinde gerekli tüm ürün/fiyat araştırmaları yapılarak, piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda, usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirilmiştir..

Üretici Nanoksia Biyoteknoloji firmasından yapılan 507,880 TL’lik dezenfektan tedariği, direkt üretici firma yerine en iyi fiyat veren ikinci firma tarafından temini gerçekleşseydi 853,600 TL’ye tekabül edecektir.” 

Ruhsar Pekcan, 9 Temmuz 2018 tarihli ve 2018/1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ilk kabinesine Ticaret Bakanı olarak atanmıştı.

DEZENFEKTANI BAKANLIĞA DAHA PAHALIYA SATMIŞ

Ruhsar Pekcan’a ait ‘Nanoksia’ adlı şirketin, bakanlığa piyasanın üzerinde bir fiyata dezenfektan sattığı ortaya çıktı

Bakanlığa 175 TL’ye verilen beş litrelik dezenfektanın aracıya 100 TL’ye satıldığı belgelendi.

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan ve eşi Hasan Pekcan’a ait ‘Nanoksia’ adlı şirketin, bakanlığa piyasanın üzerinde bir fiyata dezenfektan sattığı ortaya çıktı. Nanoksia tarafından Ticaret Bakanlığı’na 175 TL’ye verilen beş litrelik dezenfektanın aracı kuruluşa 100 TL’ye satıldığı, aracı kuruluşun da piyasada 150 TL’ye satışa sunduğu anlaşıldı. Aynı dezenfektanın muadillerinin ise daha ucuz olduğu belirtiliyor.

Erdoğan tarafından dün gece görevden alınan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın kendisi ve eşi Hasan Pekcan’a ait Karon Mühendislik ve Nanoksia Biyoteknoloji şirketinden bakanlığa dezenfektan satılmıştı. OdaTV’nin haberine göre bakanlık, dezenfektan için şirkete 1.5 milyon TL ile 9 milyon TL ödedi.

OdaTV’nin yayınladığı 18 Kasım 2020 tarihli faturada, beş litrelik dezenfektan için 175 TL fiyat biçildiği görülüyor.

BAKANLIK UCUZ DEMİŞTİ

Ticaret Bakanlığı tarafından önceki gün yapılan açıklamada, alışveriş kabul edilerek, Pekcan Ailesi’nin şirketinden 507.880 TL’lik dezenfektan alındığı belirtildi. Açıklamada, “Gerekli tüm ürün/fiyat araştırmaları yapılarak, piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirilmiştir” denildi.

OYSA DAHA PAHALI

Oysa Nanoksia’nın dezenfektanı aracı bir firmaya 21 Aralık 2020’de 100 TL’ye sattığı ortaya çıktı. Aynı aracı firmanın dezenfektanı 8 Ocak 2021’de 150 TL’den piyasaya verdiği
öğrenildi.

Bu arada, Nanoksia’nın en pahalı dezenfektanlardan biri olduğu belirtiliyor. Muadillerinin beş litresinin 75 TL’ye satıldığı kaydediliyor.

İDDİA: ORTAKLARI SATIŞIN ETİK OLMADIĞI KONUSUNDA UYARMIŞTI

Nanoksia adlı dezenfektan 2016’da Kayseri’de geliştirildi. Şirket 2019’da eski Bakan Ruhsar Pekcan ve eşine ait olan Karon Mühendislik ile iki ortağı tarafından kuruldu. İddiaya göre ortaklar arasındaki itilaflardan biri, Hasan Pekcan’ın eşinin başında olduğu Ticaret Bakanlığı’na dezenfektan satmasıydı.

Bir şirket yetkilisi şöyle dedi:

“Bizler Hasan Pekcan’ı uyardık. ‘Siz bakanlığa mal veriyorsunuz. Bakanlığa doğrudan mal satmanız etik değildir. Bayilik sistemi kurulsun. Bayiler versin’ dedik. Fakat Hasan Pekcan, ‘Ben bayiye ve aracılara para kazandırmam’ dedi. Biz de anlaşamadık, ayrıldık.”

TİCARET BAKANLIĞI GÖREVİNE MEHMET MUŞ GETİRİLDİ

Ticaret Bakanlığı’na dezenfektan sattığı ortaya çıkan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan görevden alındı yerine AKP İstanbul Milletvekili Mehmet Muş atandı. Mehmet Muş, Trabzon Sürmene doğumlu.

Erdoğan imzalı atama kararı, Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Karara göre, Anayasa’nın 104 ve 106’ncı maddeleri gereğince, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın görevine son verilerek yerine Mehmet Muş getirildi.

ALBAYRAK’A YAKIN İSİM

Mehmet Muş, siyaset kulislerinde Erdoğan’ın damadı, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yakınlığıyla biliniyor.  

Albayrak’ın istifa kararını duyurmasının ardından açıklama yapan ve o dönemde AKP Grup Başkanvekili olan Muş:

“Bakanımız Sayın Berat Albayrak çok zor bir süreçte görev üstlendi. Kendi ayakları üzerinde duran milli bir ekonomi için önemli adımlar attı. Özverili çalışmalarına bizzat şahidiz. Cumhurbaşkanımızın da tensipleriyle görevinin başında devam etmesini temenni ediyoruz” demişti.

MEHMET MUŞ KİMDİR? 

Dr. Mehmet Muş 1 Mayıs 1982’de Trabzon Sürmene’de doğdu. İlk ve ortaöğrenimini İstanbul’da tamamlayan Muş, Doğu Akdeniz Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Fakültesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu. Daha sonra Washington State University School of Economic Sciences’de ekonomi alanında yüksek lisans yapan Muş, doktora öğrenimini Marmara Üniversitesi İktisat Tarihi Anabilim Dalında tamamladı.

Mehmet Muş, özel sektörde Bütçe Planlama Uzmanı olarak çalıştı. AKP İstanbul Gençlik Kolları teşkilatında görev alan ve çalışmalar yürüten Muş, sırasıyla, AKP İstanbul Gençlik Kolları İl Yönetim Kurulu Üyeliği, Ekonomi İşleri Başkanlığı ve Teşkilat Başkanlığı görevlerini icra etti.

Muş, 2011 yılında 24. Dönem AKP İstanbul Milletvekili oldu, 25, 26. ve 27. dönemlerde de İstanbul Milletvekilliği görevini sürdürdü. TBMM’de Dışişleri Komisyonu, Plan ve Bütçe Komisyonu, AB Uyum Komisyonu üyelikleri yapan Muş, NATO Parlamenter Asamblesi (NATOPA) Türk Grubu Üyeliği’nin yanı sıra AKP Genel Merkezi’nde Halkla İlişkiler Başkan Yardımcılığı görevlerini üstlendi.

2014 yılında AK Parti MYK üyeliğine seçilerek AKP Genel Başkan Yardımcılığı ve Ekonomi İşleri Başkanlığı görevinde bulunan Muş, AKP’nin 2. Olağanüstü Kongresinde tekrar MKYK üyeliğine seçildi.

Muş, AKP Grup Başkanvekilliği, MYK üyeliği yaptı ve İstanbul Milletvekilliği görevini yürütüyordu.

İngilizce bilen Muş, evli ve bir çocuk babası.

RUHSAR HANIM, MEHMET MUŞ VE HESAP VERMEMENİN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ

Yolsuzluk iddialarının hedefindeki Ruhsar Pekcan, Ticaret Bakanlığındaki koltuğundan oldu. Hakkında bir soruşturma açılması ise beklenmiyor.

Peki bu skandal Almanya’da olsaydı, neler olurdu?

Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan

Ticaret Bakanlığından “affedilen” Ruhsar Pekcan’ın adını, görev süresince pek duymamıştınız herhalde. Cumhurbaşkanı varken, çoğu bakan aslında bürokrat ya da bir ara mecliste de tartışıldığı gibi teknisyen rolünde oturuyor koltuğunda..

İsimlerini siyaset üretirken değil de “görevden affedildiklerinde” ya da bir skandal falan olunca duyuyorsunuz. Ruhsar Pekcan’ın adını da çoğu kişi, kendi firmasından, başında bulunduğu bakanlığa yaptığı dezenfektan satışı skandalıyla duydu ya da hatırladı. Sonra Pekcan kelimenin tam anlamıyla “affedildi”..

Görünüşe bakılırsa, sadece görevinden değil, bir skandala imza atmasına rağmen soruşturmalardan da “affedilmiş” oldu. Oysa bu “ticaretin” soruşturulması gerekmekteydi.

Pekcan hâlâ görevdeyken, Bakanlığa 9 milyon lira tutarında olduğu iddia edilen dezenfektan satışıyla ilgili şöyle bir açıklamayla yaptırmıştı:

“KDV Hariç 507.880 TL’lik dezenfektan Nanoksia Biyoteknoloji firmasından ilgili mevzuatın emredici hükümleri çerçevesinde gerekli tüm ürün/fiyat araştırmaları yapılarak, piyasa fiyatlarından oldukça aşağıda, usulüne uygun bir biçimde gerçekleştirilmiştir.”

Bakanlık açıklamasında, Nanoksia Firması’nın Ruhsar Hanım ile eşi Hasan Pekcan’a ait olduğunu belirtmemeye özen göstermiş, satışın da etik, yani ahlaki değil, TL türünden maliyeti üzerinde durmuştu..

Soruşturulmayan sabık bakan, hakkında çıkan haberleri: “Objektif gazetecilik anlayışına sığmayan, çarpıtılmış, yanıltıcı, art niyetli” olarak nitelemiş ve “Bakanlığımızı yıpratma amaçlı hazırlanan bu haberler gerçeği yansıtmamaktadır” diyerek yargılamıştı.

Ruhsar Pekcan, kendi firmasından kendi bakanlığına satış yapmakta, bakan olarak kendi şirketine kazanç sağlamakta herhangi bir sorun görmüyormuş, anladık. Ama onun için “hak” olan, Erdoğan’ın da hoşuna gitmemiş belli ki. Burada bir sorun olduğu, görevden affedilmesiyle tescillenmiş oldu.

Peki şimdi konu kapandı mı? Türkiye’yi çok “kıskanan” Almanya’da olsaydı, kapanmazdı. Anlatayım.

“Kıskanç” Almanya’daki soruşturma

Almanya etik meselelerde siyasetçilerin, bakanların gözünün yaşına bakmıyor. Burada da daha geçenlerde bir maske skandalı ortaya çıktı.  Bazı milletvekillerinin ve siyasetçilerin resmi kurumlara maske satışında aracılık yaptıkları iddiası üzerine geniş bir soruşturma başlatıldı. Hatta bir ay önce, soruşturma kapsamında, adı açıklanmayan bir kişi tutuklandı.

Soruşturulanlar arasında daha önce Bavyera Eyaleti’nin eski adalet bakanı olan Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) partisinden Alfred Sauter, ayrıca aynı partiden istifa eden milletvekili Georg Nüsslein var. CSU’nun ortağı, iktidardaki Hıristiyan Demokrat Birlik’ten de (CDU) isimler bu skandala karışmış vaziyette. Soruşturma ise iktidardı, siyasetti, hiçbirini tanımıyor. İktidar partisi CDU’nun Thüringen eyaletindeki yerel büroları polis tarafından aranabiliyor. Hükümetten tek bir kişi bile çıkıp, bu soruşturmaya “darbe” falan demiyor. Türkiye’yi “kıskanan” Almanya’da siyasetçiler böyle soruşturuluyor, Türkiye’de ise “affediliyor”.

MEHMET MUŞ VE BERAT “AGABİ”Sİ

Ticaret Bakanlığının internet sitesinde yeni bir fotoğraf var. Fotoğrafta sabık bakan Ruhsar Pekcan halefi Mehmet Muş’a görevi devrediyor.

Kamuoyu Mehmet Muş’u “Berat Agabi” e-postalarından tanıyor. Berat Albayrak’ın doktora tezine yardım edenlerden biri Mehmet Muş.

Kamuya mal olan 21 Kasım 2010’daki bir e-postada Mehmet Muş, ‘S.a. Berat Agabi’ deyip Albayrak’ın söylemiş olduğu değişiklikleri tez üzerinde uyguladığını, belli bölümleri güncellediğini, herhangi bir yanlış kalmadığını, “Berat Agabi” uygun görürse, bir tablo eklediğini, bir bölümün de zenginleştirildiğini yazıyor. “Berat Agabi”si de “Sağolasın Mehmetçim, çok güzel olmuş” diye cevaplıyor.

Mehmet Muş’un Berat “Agabi” sevgisi bununla bitmiyor.?

Eylül 2012’de Erdoğan milletvekillerini ve il başkanlarını parti genel merkezinde toplantıya çağırıyor. Berat Albayrak o zaman henüz milletvekili değil. Gündemde büyük kongre hazırlıkları var. Erdoğan’ın milletvekillerinden ve il başkanlarından isim isteyeceği bu toplantı öncesinde, Mehmet Muş Berat Agabisi’ne bu konuyla ilgili herhangi bir emrininin, dikkat etmesi gereken herhangi bir hususun olup olmadığını soruyor.

Liyakatin sadakatle yer değiğtirdiği bu düzende Berat Albayrak’ın bu vefakâr kardeşi, 2011’de AKP’den milletvekili oldu, sonra AKP Grup Başkanvekili, son olarak da Ticaret Bakanı. İşte, biri gidiyor, biri geliyor.

Türkei Finanzminister Berat Albayrak Rütritt
ALBAYRAK, DOKTORA, AHLAK

Berat Albayrak’ın doktorasını tez danışmanı Erişah Arıcan’ın sayesinde alması ve Arıcan’ın yükselişi çok tartışıldı.

Albayrak’ın tezine bugün AKP Grup Başkanvekili olan Mehmet Muş da yardım etti.

Adının başında Dr. unvanı var. Özgeçmişinde ‘Kadir Has Üniversitesi Bankacılık ve Finans Bölümü’nde “Elektrik Enerjisi Üretiminde Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Finansmanı: Bir Uygulama” başlıklı teziyle doktora derecesini aldı’ diye yazıyor. Kendisi bir değil, iki kez bakanlık koltuğunda oturdu. Hem enerji, hem de hazineden sorumlu bakan oldu. 2016’da kurulan Türkiye Varlık Fonu’nun da yönetim kurulundaydı. Evet, bildiniz. Damat Berat Albayrak’tan söz ediyorum. Doktora unvanı kullanmaya hakkı olmadığını aslında uzun süre önce memleketçe anladığımız ama sineye çekmek zorunda kaldığımız sabık bakandan.

Berat Albayrak’ın mail hesabının hacklenmesiyle ortaya saçılan özel yazışmaların haksız doktora unvanı kısmı aslında ilk kez 2016’da haber oldu.

Sonra bir daha. En son Metin Cihan Twitter hesabından bu tez yazım hikayesinin arka planını daha detaylı şekilde yazdı. Maillerden Albayrak’ın doktora tezinin sunumunu danışmanı olan Prof. Dr Erişah Arıcan’ın hazırladığı ya da asistanlarına hazırlattığı net şekilde anlaşılıyordu. Erişah Arıcan’ın Nisan 2016’da Borsa İstanbul Yönetim Kurulu’na girdiğini, Eylül 2018’den beri de başkan atandığını, aynı zamanda Türkiye Varlık Fonu yönetiminde olduğunu hatırlatalım.

Mailler bize şunu anlatıyor. Erişah Arıcan’ın, Albayrak’a tez izleme öncesinde 12 slayttan oluşan bir sunum hazırlayıp ya da hazırlatıp Albayrak’a gönderiyor. Üzerine bir model taraması da yapıyor. ‘Tezle ilgili eksiklikleri de tamamlamaya devam edeceğim’ diyor.

Arıcan’ın ve asistanların “yapılacaklar listeleri’’ var. Görevlerinin büyük kısmını tamamladıklarını yazıyorlar. “Sadece Türkiye’deki yenilenebilir enerji kaynakları ile ilgili kısa bir yer kaldı. Onun dışında biz an itibariyle ekonometrik modele başlıyoruz. O konuda da gelecek hafta verileri toplayarak Doç. bir arkadaşımızla o kısmı da tamamlayacağız” gibi ifadeler var.

Erişah Arıcan’ın daha önce de yayınlanan ve alenileşen bu yazışmaları 2009 – 2010 yıllarından… Albayrak’ın tezi ise 2011’de onaylanmış. Ben bu tarihten sonrasına da biraz baktım ve karşıma yeni bir detay çıktı. Albayrak’ın tezine ‘katkıda bulunanlar’ arasında ne tesadüftür ki 2011’de AKP İstanbul Milletvekili seçilen ve bugün AKP Grup Başkanvekili olan Mehmet Muş da var.

Mehmet Muş’tan Berat ‘Ağabisi’ne

Sadece bir kısmını aktarayım, yetecek.

21 Kasım 2010’daki bir e-postada Mehmet Muş ‘S.a. Berat Ağabi’ diye yazıyor. Albayrak’ın söylemiş olduğu değişiklikleri ekteki tezde yaptığını, belli bölümleri güncellediğini, herhangi bir yanlış kalmadığını, Berat Ağabi uygun görürse, bir tablo eklendiğini, bir bölümün zenginleştirildiğini yazıyor.

Berat Ağabisi ‘Sağolasın Mehmetçim, çok güzel olmuş’ diye cevaplıyor. Yalnız bir tek bir bölümün kısa kaldığını belirtip, onun da diğer bölümler gibi uzatılmasını istiyor. Gördüğüm kadarıyla Mehmet Muş Albayrak’ın ödevleri için yoğun bir çalışmayla grafikler de üretmiş.

Peki bu durumu sineye çekecek miyiz? Böylesine vahim iddiaları üniversite ve Yüksek Öğretim Kurumu YÖK görmezden gelebilir mi? Bu yazışmalar özel yazışmalar olduğu ve hacklenerek ele geçirildiği için herhangi bir cezai kovuşturma için delil olamaz, ama ortaya çıkan şüphe o kadar ciddi ki, akademik etik açısından incelenmesi gerekir. Hem doktora unvanını alan kişi, hem de bu unvanı verenler ve tezin yazılmasına katkıda bulunanlar açısından sonuçları olması gerekir. Akademik etik kurallara göre, bir inceleme başlatılması ve şüphelerin doğrulanması durumda bu tezin geçersiz sayılması gerekir. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda ‘kişisel emek ve birikimine dayanmayan, başkaları tarafından ücret karşılığında veya ücretsiz olarak üretilmiş yayın ve çalışmalar kullanmak’ öğretim elemanları açısından disiplin suçu olarak tanımlandığına göre, bunu öğrencisi için sağlamak da bir suç olmalıdır herhalde. Öğretim elemanları açısından da YÖK mevzuatına göre vakit geçirmeden disiplin soruşturması başlatılmalıdır. Belki inanmayacaksınız, ama burada da zaman aşımı söz konusu olabiliyor çünkü.

Bilimsel araştırmalar, süreçler ve etik konusunda son derece titiz olduğunu hatırladığım Kadir Has Üniversitesi de bu konuyu er ya da geç gündemine alacaktır.

Yoksa aynı şeyleri birkaç yıl sonra yeniden okuyup şaşıracak mıyız?

CHP'nin, ‘Ruhsar Pekcan’ın dezenfektan satışı araştırılsın’ önergesi AKP ve MHP oylarıyla reddedildi!
CHP’NİN, ‘RUHSAR PEKCAN’IN DEZENFEKTAN SATIŞI ARAŞTIRILSIN’ ÖNERGESİ AKP VE MHP OYLARIYLA REDDEDİLDİ!

CHP’nin, görevden alınan Ruhsar Pekcan’ın ortağı olduğu şirketten Ticaret Bakanlığı’na dezenfektan satışı için TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasına ilişkin verdiği önerge AKP ve MHP oylarıyla reddedildi.

Kendi bakanlığına dezenfektan satan, bayiliğini de danışmanına yaptıran Ticaret eski Bakanı Ruhsar Pekcan’la ilgili Meclis Araştırma Önergesi, CHP Grup Başkanvekilleri Engin Altay, Özgür Özel ve Engin Özkoç tarafından hazırlanmış ve TBMM Başkanlığı’na sunulmuştu.

 CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, araştırma önergesinin AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildiğini açıkladı.

“YOLSUZLUK İDDİASI KAPATILDI”

CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal:

“Eski Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın nüfuzunu kullanarak başka kamu kurumu ve kuruluşlarına da kendi firmasının ürünü satmaya çalıştığına ilişkin araştırma önergesi, Akparti ve MHP oyları ile reddedildi. Yolsuzluk iddiası kapatıldı. Aslında yüce divanlık olay… Tarihe geçti…”

Önergede Pekcan’ın nüfuzunu kullanarak başka kamu kurum ve kuruluşlarına da kendi firmasının ürününü satmaya çalıştığına ilişkin iddialar da yer almıştı.

İLGİLİ HABER

© Deutsche Welle Türkçe / Banu Güven

Cumhuriyet

Sözcü/ İsmail Saymaz

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top