GENEL

TÜRKİYE’DE AŞI KARŞITLIĞI: TARİHTE AŞI KARŞITLIĞI

COVİD-19 İLE PATLAK VEREN ‘AŞI KARŞITLIĞI’ NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI, TARİHTE NASIL BİR GEÇMİŞE SAHİP?

“BİLİM KARŞITLIĞI YÜKSELEN AKIM”

Doktorlarda aşı karşıtlığı: Tıbba ihanet mi?

TTB, aşı karşıtı açıklamalar yapan 20’den fazla doktorla ilgili disiplin süreci başlattı.. Prof. Dr. Berna Arda, tıp doktorlarının bilim karşıtlığının etik değerlere aykırı bir tutum olduğunu söylüyor..

default

Türkiye bir yandan yangınlarla mücadele ederken diğer yandan Covid-19 salgını da devam ediyor.. Vaka sayıları 25bin civarına yükselmiş iken aşılama sürüyor ancak toplum bağışıklığının sağlanmasına halen çok var..

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 18yaş üstünde birinci doz aşılama oranı yüzde66, ikinci doz aşılama oranı ise yüzde44 dolaylarında.. Bu oranın sonbahar gelmeden bir an önce artırılması gerekiyor, ancak toplumda bazı insanlarda aşı tedirginliği ya da karşıtlığı söz konusu..

Bakanlık ve Türk Tabipler Birliği (TTB) mümkün olduğunca çok sayıda kişiye aşı yapmaya çalıştığı esnada, bazı tıp doktorlarının Covid-19 aşılarına karşıt yönde yaptığı açıklamaların ise kararsız kişileri etkileyebildiği belirtiliyor..

“Bilim karşıtlığı yükselen akım”

Uzmanlara göre son yıllarda sadece Türkiye’de değil tüm dünyada “bilim karşıtlığı” yükselen bir akım.. Aşı karşıtlığıda bunun bir parçası olarak görülüyor..

Ankara Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berna Arda:

“”Bilim Karşıtlığının” çeşitli alanlarda görülebildiğini, ancak tıp doktorlarının bilim karşıtlığının hem aldıkları eğitime hem de etik değerlere aykırı bir tutum olduğunu belirtmeliyim..

Aşı karşıtı olmak hekimler açısından gerçekten sonderece sakıncalı bir durum.. Neden? Çünkü hekimler toplumu yönlendirebilecek, etkileyebilecek kişiler.. Bu bağlamdada bir miktar da kendi aldıkları eğitime tırnak içinde ihanet içinde olduklarını bile düşünmek mümkün..”

Aşı karşıtı doktorlar genelde sosyalmedyada aktif durumda ve aşılara dair bilimsel olmayan içerikteki mesajlarını milyonlar görebiliyor.. Ancak son günlerde Twitter gibi bazı sosyalmedya organları bu doktorların aşıyla ilgili gönderilerine uyarılar koymaya başladı.

“KORONAYA KARŞI AŞI OLMAK NEDEN ÖNEMLİ?”

20’den fazla doktor hakkında disiplin süreci”

Peki bu doktorlar için neler yapılabilir..?

Tıp hekimleri meslek etiği kurallarına aykırı davranışlarda bulundukları zaman, 6023Sayılı Türk Tabipleri Birliği Yasası’na göre tabip odaları yönetim kurulları tarafından onur kurullarına sevk ediliyor..

Hekimlik meslek etiği kurallarının 11. maddesine göre hekim, mesleğini uygularken insanları “yanıltıcı, paniğe düşürücü, yanlış yönlendirici” davranışlarda bulunamıyor..

Haziran ayında İstanbul’da düzenlenen bir etkinlikte Covid-19 aşısı karşıtı mesajlar verilmiş ve bir doktor da konuşma yapmıştı.. Aşılara dair iddiaları nedeniyle bu doktor hakkında İstanbul Tabip Odası soruşturma başlatmıştı..

TTB’den edinilen bilgiye göre, şu ana kadar hakkında disiplin süreci başlatılan 20’den fazla doktor bulunmakta ve soruşturma süreci halen devam ediyor. Doktor olmayıp sağlık çalışanı olan kişiler için ise savcılıklara suç duyurusunda bulunuluyor.. Bunların sayısının da 100civarında olduğu belirtiliyor..

Onur kurulları tarafından incelenen dosyalarda doktorların etik kuralları çiğnediğine karar verilirse yazılı ihtar, para cezası ya da 15günden 6aya kadar geçici meslekten men cezası çıkabiliyor…

Prof. Dr. Vedat Bulut TTB

TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Vedat Bulut’a göre Covid aşısı karşıtı tıp doktorlarını iki ana gruba ayırmak mümkün..

Bu doktorların ilk ve büyük bölümü uzmanlık alanları dışında konuşan ve tıptaki son gelişmeleri takip etmeyenler..

Bulut’a göre asıl tehlikeli olan kesim ise diğerleri yani aşı karşıtlığını maddi menfaat sağlamak için kullananlar..

Prof. Dr. Vedat Bulut:

“Bunların bir kısmı alternatif tıp uygulayıcıları, bir kısmı ise kitap yazar çizerleri. Kitapların satışından gelir elde etmeyi düşünüyor. Bir kısmı medyada popüler olmak istiyor. Farklı ve aykırı bir fikir söyleyerek popüler olmak amacıyla, ismi medyada daha çok görünsün, muayenehanesine daha çok hasta gelsin gibi düşüncelerle bunu yapıyorlar.”

AŞI KARŞITLIĞININ HUKUKİ BOYUTU

Aşılara yönelik bazen kişilerde tedirginlik, kararsızlık ya da karşıtlık olabiliyor ancak uzmanlara göre normal bir kişinin aşı karşıtlığı ile bir tıp doktorunun aşı karşıtlığı arasında sadece etik açıdan değil hukuki açıdan da önemli fark var..

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden tıp hukukçusu Doç. Dr. Sevtap Metin:

“Hasta ile doktor arasında bilgi açısından “asimetrik bir ilişki” bulunduğuna, çok teknik olan tıp bilgisine bunun eğitimini almamış kişilerin sahip olamayacağına, bu nedenle tıpta etik değerlerin çok önemli olduğuna işaret ederim..

Sıradan insanın aşı karşıtlığı ile bir hekimin kamuoyuna yönelik aşı karşıtı beyanları arasında önemli farklar var.. Çünkü aşı olup olmama konusunda bir karar verme durumunda kalacak olan insanlar ve bu karşıtlığı hekimin ağzından duyuyor oluşları haliyle kararları üzerinde etki yapabiliyor.”

“Akademik özgürlük” ya da “bilimsel düşünceyi paylaşma” gibi gerekçeler ile uzmanlığı olmayan ve kanıta dayalı verilere dayanmayan söylemlerin kamuoyu ile paylaşılmasının yanlış yönlendirmeye sebep olabileceğini söyleyen Metin, bu nedenle hukuki açıdan yaptırıma tabi olduğunu ifade ediyor..

Metin:

“Hekimin tıp etiğinde önde gelen sorumluluğu ‘önce zarar verme’ ilkesinde karşılığını bulur”

KORUYUCU MU, TEDAVİ EDİCİ HEKİMLİK Mİ?

Aşı karşıtlığı ile ilgili dikkat çekilen bir başka hususda konunun mali boyutu..

Koruyucu yani kişileri hasta olmadan önce korumayı öncelik alan hekimlik ile kişileri hasta olduktan sonra tedavi etmeyi önceleyen hekimlik birbirini tamamlayıcı olduğu kadar bazende zıt kutuplar olabiliyor..

Bu nedenle aşı konusunada bu zıt kutupların ve ilaç şirketlerinin gölgesinin düşebildiği endişesi var..

Bulut:

“Aşı pazarı küresel ölçekte şu anda 156milyar dolar olarak tahmin ediliyor.. Şimdi üçüncü, dördüncü dozlardan da bahsediliyor, bu 250-30 milyar dolarlık bir pazar.. Ama diğer tarafa bakalım; tedavi edici hekimlik yani hasta olanların tedavi edilmesi ise bunun enaz 10katı, 100katı, hatta bin katı gibi bedeller gerektiriyor.”

Bulut’a göre bu nedenle özellikle alternatif tıp uzmanları en ucuz korunma yöntemlerinden biri olan aşıya karşı, çünkü insanların hasta olmasından maddi yarar sağlayabiliyor..

Bulut:

“Alternatif tıp umut tacirliğinden başka bir şey değildir.. Onlar umutsuzluktan para kazandıkları için çok sayıda insan hasta olsun ki hacamatlar, muskalar, her türlü alternatif tıbba gitsinler ve bu insanlar oradan para kazanayım amacında” derken, aşıya değil de tedavi edici hekimliğe yönelmek daha büyük kaynak gerektireceği için ülkenin cari açığını da yükseltiyor..

Bu arada TTB’nin aşı karşıtı doktorlarla ilgili disiplin sürecinin önümüzdeki dönemde sonuçlanması bekleniyor..

 

©️ Deutsche Welle Türkçe // Gülsen Solaker

“TARİHTE ‘AŞI KARŞITLIĞI’: İLK OLARAK NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI, NEDEN KARŞI ÇIKILDI?”

Covid-19 aşılarının tıp ve biyoteknoloji dünyasında benzeri görülmemiş bir hızda geliştirilmiş olması ve yanetkilerine ilişkin toplumun yeterince bilgilendirilmemiş olması kimilerini aşıların güvenliği konusunda şüpheye düşürüyor..

Özellikle aşıların kısır yapma tehlikesi, gebe ve emziren kadınlara olası etkilerinin bilinmezliği, nadir görülen kalp kası ve zarı iltihaplanmaları yada kan pıhtılaşması gibi çeşitli yan etkiler ile anestezi ve DNA değişikliği gibi söylentiler aşı karşıtlığını körüklüyor..

Kimi aşı karşıtları ise sosyalmedyada dolaşan bilgi ve mesajların etkisiyle ya da siyasi gerekçelerle hareket ediyor..

'Bire karşı yedi veya aşı komitesi': İlk aşının mucidi Edward Jenner aşıyı savunuyor. (1800'de yayınlandı)
Bire karşı yedi veya aşı komitesi’: İlk aşının mucidi Edward Jenner aşıyı savunuyor. (1800’de yayınlandı)   –   // cafemedyam

Her ne kadar bu salgınla birlikte daha sık gündeme gelsede, aşılara duyulan güvensizlik, hatta nüfusun bir kesiminin aşılanmayı açıkça reddetmesi yeni değil..

COVİD-19 İLE PATLAK VEREN ‘AŞI KARŞITLIĞI’ NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI, TARİHTE NASIL BİR GEÇMİŞE SAHİP?

1796: ‘Aşı karşıtlığı’ tarihteki ilk aşı ile birlikte çıktı..

Sağlık tarihçisi Patrick Zylberman’a göre “Aşı sorunu, aşının kendisi kadar eski”..

Variola virüsünün neden olduğu Çiçekhastalığı, aşı sayesinde 1980’de tamamen ortadan kaldırıldı. (Günümüzde özellikle çocuklarda sıklıkla görülen suçiçeği hastalığı ile karıştırılmaması gerekiyor.)

Modern aşının tarihi 18. yüzyılda Edward Jenner ve çiçek aşısına dayanıyor.. Bugünkü çiçek aşısının bilimsel olarak ilk çalışmalarını yapan İngiliz cerrah Jenner, 1796’da geliştirdiği aşıyı ilk olarak köyündeki çocuklar üzerinde denedi ve olumlu sonuçlar elde etti..

Jenner aşı ile bilimsel olarak tıpta bir çığıraçtı ve modern immünolojinin temellerini attı..

Ancak ilk aşı ile birlikte aşı karşıtlığı da başladı.

Aşının hastalıktan daha tehlikeli olabileceği endişesiyle dönemin birçok tıpçısı, sağlıkta devrim olacak aşı tedavisine açıktan karşı çıktı.. Bu aşı karşıtlığı farklı seviyelerde günümüze kadar devam etti.

Library of Congress/
1802’de yayınlanan karikatür, Jenner’ın kendilerine inek boynuzu büyütmesinden korkan hastaları aşılıyorLibrary of Congress/cafemedyam

1853: Aşı zorunluluğu gelen tepkilerle yumuşatıldı

Birleşik Krallık’ta çiçek hastalığı aşısı 1853’te çocuklar için zorunlu hale geldi.. Tarihteki ilk aşı zorunluluğu o dönem çok güçlü bir muhalefet yarattı.

Muhalifler, hayvanlardan enjekte edilen ürünlerin “tehlikeli”, “dine karşı” veya “bireysel özgürlüklerin ihlali” olduğunu önesürerek aşıya karşı çıktı..

Ciddi boyutlara ulaşan aşıkarşıtlığına karşı, İngiliz Parlamentosu 1898’de aşı yaptırmak istemeyenlere “vicdan şartı” getirdi.. Böylelikle aşı zorunluluğu nispeten yumuşatıldı..

“1885: Pasteur, aşı ile kar elde etmekle suçlandı”

Çiçek aşısının ardından yaklaşık 90 yıl boyunca Fransız mikrobiyolog ve kimyager Louis Pasteur’ün 1885’te kuduz aşısını bulmasına kadar aşı alanında başka bir gelişme yaşanmadı..

19. yüzyılın sonunda, LouisPasteur, virüsün zayıflatılmış bir türünden kuduza karşı bir aşı geliştirdi.. Ama orada yine süreç güvensizlik uyandırdı ve aşı karşıtları, Pasteur’ün, “laboratuvarda kuduzunu” üreterek kâr elde etmek istemekle suçlandı..

Arşiv
Louis Pasteur (arkada, solda), 1886’da Paris’teki laboratuvarında kuduz aşısı yapılıyorArşiv// cafemedyam

1920’lerde aşılardaki ‘alüminyum adjuvanları’ nedeniyle aşıya güvensizlik oluştu

Kuduz aşısını tifo, kolera ve veba aşılarının geliştirilmesi izledi..

İnsanlık, 20. ve 21yüzyılda onlarca yeni aşının bulunmasına tanıklık etti..

1920’lerde tüberküloza (1921), difteri (1923), tetanoz (1926) ve boğmaca (1926) hastalığı gibi birçok ölümcülhastalığa karşı aşılar geliştirildi..

1920’lerde, aşıların etkinliğini artırmak için bir adjuvan olarak alüminyumtuzları kullanılmaya başlandı..

Yarım yüzyıldan fazla bir süresonra, bu tuzlar, Fransa’da E3M derneği tarafından Makrofajik miyofasit hastalığına sebep olmakla suçlandı.. Aşılara karşı yine şüphe ortamı yaratıldı..

“1998: ‘Aşı otizme sebep oluyor’ diyen sahte çalışma”

1998’de prestijli tıp dergisi The Lancet’te yayınlanan bir araştırma, MMR aşısı (kızamık, kabakulak, kızamıkçık) ile otizm arasında bir bağlantı olduğunu öne sürdü..

Bilim dünyası, kısa zamanda çalışmanın yazarı Andrew Wakefield’ın “hileye” başvurarak sonuçları manipüle ettiğini tespit etti..

Ancak araştırmayı kaldıran The Lancet dergisi çalışmayı yalanlasa da, hatta bunun gerçek olmadığını kanıtlayan birçok bilimsel araştırma olmasına rağmen, halen bugün aşıların otizme sebep olduğuna inanan birçok insan var.. Sahte çalışma günümüzde de aşıkarşıtları tarafından sıklıkla “bilimsel argüman” olarak kullanılıyor..

The Lancet
otizm ve aşı bağlantısı kuran çalışma hileli olduğu için geri çekildiThe Lancet

Patrick Zylberman’ın “Aşıların Savaşı” adlı kitabında, söz konusu aşı karşıtlığı nedeniyle kızamık gibi “belirli bulaşıcı patolojilerin yeniden canlanmasına sebep olduğu” ifade edildi..

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 2019’da kızamık hasatlığı dünyada 207bin kişiyi öldürdü, 2016’da aynı hastalıktan ölenlerin sayısı yüzde 50 daha azdı..

“2009: Domuz gribi aşısının başarısızlığı”

2009’da H1N1 influenza virüsü nedeniyle ortaya çıkan domuzgribi, milyonlarca insanın ölümüne sebep olan İspanyolgribiyle aynı aileden olması nedeniyle başta DSÖ olmak üzere yetkili sağlık kurumunu alarma geçirdi..

Gribe karşı aşılar geliştirildi fakat salgın beklendiği kadar ciddi etki yaratmadı..

Birçok ülkede milyonlarca doz çöpe gitti, üstelik aşılardan birinin Pandemrix’in narkolepsi riskini artırdığı ortaya çıkmasıyla aşıya karşı olan güvensizlik dahada büyüdü.

İsveç’te aşılanan 5,5milyon kişiden 440’ı bu uyku bozukluğu nedeniyle tazminat aldı

“2020: Komplo teorileri nedeniyle çocuk felci artışta”

Ağustos 2020’den bu yana aşı sayesinde resmen Afrika’dan silinen çocukfelci (polyo), küçük çocuklarda felçle sonuçlanan bu hastalığın endemik kaldığı Asya, Pakistan ve Afganistan’da direniyor..

Aşı kampanyalarının başarısızlığı, kırsal nüfusun güvensizliği ve komploteorilerine olan inançla açıklanabilir.. Örneğin, Afganistan’da, Taliban, aşı kampanyalarını Müslüman çocukları kısırlaştırmaya yönelik Batılı bir komplo olduğunu iddia ederek kampanyaları yasakladı..

“TÜRKİYE’DE AŞI KARŞITLIĞI NE DURUMDA?”

Türkiye’de 28Haziran tarihinde yayınlanan ve Ipsos tarafından gerçekleştirilen Koronavirüs Salgını ve Toplum Araştırması’nın 63 dönem verilerine göre bugüne kadar aşı olmamış bireylerin %65’i sırası geldiğinde aşı olma niyetinde..

Aşı konusunda kararsızlık yaşayan kesimin oranı ise Our World in Data’daki listede bulunan ülkelere göre yüksek bir oranda seyrediyor.. Buna göre Türkiye’de Güney Kore’de olduğu gibi yüzde19’luk bir kesim aşı yaptırıp yaptırmayacağı konusunda kararsız olduklarını ifade ediyor ve gerekçe olarakda aşıların gelecekte olabilecek yan etkilerini gösteriyor..

Bugüne kadar aşı yaptırmamış kesim içerisinde aşıkarşıtı olduğunu ifade edenlerin oranı ise araştırmaya göre yüzde16 olarak ortaya çıkıyor..

İtalya ile aynı oranda çıkan aşı karşıtlığında gösterilen enönemli gerekçe ise aşının kendilerini koronavirüse karşı korumayacağı inancı olarak belirtiliyor..

“26-30 NİSAN AŞI HAFTASI: TÜRKİYE’DE KİM NEDEN AŞIYA KARŞI ÇIKIYOR? “

Covid-19 nedeniyle aşılamanın önemi bir kez daha dünyanın gündemindeyken, Türk Tabipler Birliği (TTB) MerkezKonseyi de 26-30 Nisan AşıHaftası dolayısıyla bir açıklama yaptı..

Açıklamada, aşıların ve bağışıklama hizmetlerinin halk sağlığı açısından önem taşıdığını ve bağışıklama hizmetlerinin Covid-19 salgını sırasındada aksatılmadan sürdürülmesi gerektiği hatırlatıldı..

Ancak son yıllarda aşıkarşıtlığı hareketi ve aşıya şüpheyle yaklaşanların sayısı birçok ülkede giderek yükseliyor.. Dünya Sağlık Örgütü, 2019yılında on küresel sağlık tehdidinden biri olarak aşıkarşıtlığı fenomenini gösterdi..

26-30 Nisan Aşı Haftası: Türkiye'de kim neden aşıya karşı çıkıyor?

Türkiye’de zararlı olduğunu iddia ederek çocuklarını aşılatmayan aile sayısı arttı.. Bu durum kızamık gibi kaybolmaya yüz tutmuş hastalıkların tekrar ortaya çıkmasına neden oldu..

Doktor Gökmen Özceylan’ın Türkiye’deki aşı karşıtlığıyla ilgili yönettiği bir araştırmaya göre çocuklarına aşıyaptırmayan ailelerin sayısı 2010’da 183iken, 2017 yılında bu sayı 23 bine kadar çıktı. Yani 2016-2018 yılları arasında Türkiye’de aşılanma oranındaki düşüş yüzde 2..

Benzer bir durum diğer ülkeler içinde geçerli.. 2018yılında Avrupa ve ABD’deki aşılama oranları yüzde90 seviyesinde olduğu belirtilirken, 2012 ila 2016 yıllarında yüzde2 ila 4’lük bir düşüş olduğu ifade ediliyor..

2017’de difteri, tetanoz ve boğmacaya karşı aşılama oranı Avrupa’da yüzde92, ABD de 91 idi.. Türkiye’de ise 2016’da bu oran yüzde98 iken 2017’de yüzde 96’ya düştü..

“Araştırma: Türkiye’de sosyo-ekonomik seviyesi yüksek gruplar daha çok aşı karşıtı

Yaklaşık bin kişi ile yapılan anket sonuçlarında kadınların erkeklerden çok aşı karşıtı olduğu gözlemlendi.. Ayrıca eğitim ve gelir seviyesinin daha yüksek olduğu gruplarda aşı karşıtlığı oranı diğer gruplara göre daha yüksek olduğu tespit edildi..

Aşıya karşı çıktığını belirten yüzd 6,5’lik bir kısım ise, aşı üreticilerine güvenmediklerini veya televizyon ve internette aşının zararlı olduğunu “öğrendiklerini” belirtiyor.

Aşı karşıtları, hangi nedenleri öne sürüyor?”

Aşıkarşıtlarının sıraladığı nedenlerin başında, bulaşıcı hastalıkların çoğunun ölümcül olmadığı iddiası geliyor..

Aşılara ilişkin bir diğer yaygın düşünce ise, doğal bağışıklamanın hastalıklara karşı korunmada yeterli ve hatta dahaetkin olduğu kanısı..

Bazıları ise, aşıda kullanılan alüminyum ve cıva gibi maddelerin insan sağlığına zararlı olduğu iddia ediyor.. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, söz konusu maddelerin insan için zararlı olmayacak dozlarda olduğunu açıklamıştı..

Ayrıca yine iddia edildiğinin aksine aşılarda bulunan cıva ile otizm hastalığı arasında bilimsel olarak bir bağ olmadığı tespit edildi..

AP
ABD’de aşı karşıtı olan bir eylemciAPJohn Bazemore// cafemedyam

Türkiye aşı sayesinde hangi hastalıklardan kurtuldu?”

Türkiye’de “Genişletilmiş Bağışıklama Programı” sayesinde çocuklarda boğmaca, difteri, tetanoz, kızamık, kabakulak ve tüberküloz gibi hastalıklarda önemli ölçüde bir düşüş kaydedildi..

Ücretsiz aşı programı sayesinde Türkiye’de çocuklar 2002yılında çocuk felcinden, 2009’dada ölümcül olan neonatal tetanoz hastalığından tamamen kurtulmayı başardı..

Reuters
“KIZAMIK SALGINI TÜRKİYE İÇİN DE RİSK : ‘TÜRKİYE’DE AŞI KARŞITLIĞINDAN ÇOK AŞI KARARSIZLIĞI VAR”

Avrupa’da alarm verici düzeylere ulaşan kızamık vakaları, sınırların geçişkenliği sebebiyle Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir hal aldı.. Uzmanlar, Türkiye’de de ciddi bir kızamık salgınına ve daha küçük çaplı da olsa menenjit vakalarındaki sürekliliğe dikkat çekiyorlar..

Dünya Sağlık Örgütü’nün son verilerine göre, Avrupa bölgesindeki 53ülkeden 47’sini etkisi altına alan kızamık salgını 100.000’den fazla vakaya ulaştı ve şu ana kadar 90kişinin ölümüyle sonuçlandı..

Salgın görülme sıklığı, aşılama oranlarıyla doğrudan bağlantılı”

Salgının görülme sıklığıyla ülke çapında aşılama oranlarının yüksekliği arasında ise doğrudan bir bağlantı var..

Ancak dünya çapında örgütlenen aşı karşıtları, özellikle sosyal medya üzerinden kızamık aşısını yaptırmamaları konusunda ebeveynleri yönlendiriyor..

Ege Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Zafer Kurugöl, Türkiye’nin de Avrupa’daki salgınlardan etkilendiğini, 2018’den itibaren kızamık vakalarının artışa geçtiğini ve şu anda ülkemizde kızamık salgını riskinin olduğuna dikkat çekiyor.

Kurugöl:

“Ülkemizde 2016yılında 9 olan kızamık vakası sayısı, 2018yılında 662’ye, 2019yılında ise binlere ulaşmış durumda ve bu salgından aşı karşıtları sorumlu.”

Türkiye’de uygulanan aşı şemasını doğru bir şema olarak nitelendiren Kurugöl, salgın dönemlerinde enönemli risk grubunun kızamık aşısının henüz yapılmadığı bebekler olduğunu ve bu vakaların ağır seyrettiğini, hatta ölümlerin görülebileceğini kaydediyor..

“İkinci doz aşıda oran çok düşüyor”

İki doz olarak uygulanan kızamık aşısı 1 yaşındaki bebeklere ve ilköğretim birinci sınıfta uygulanıyor; ancak oranları yüzde97 düzeylerinde olan ilk doz bebeklik aşıları aile hekimlerinin kontrolündeyken, ilköğretim birinci sınıfta uygulanan ikinci doz aşılaması yüzde73’e düşüyor..

Kurugöl:

” Ülkemizde kızamık salgını riskinin en önemli sebebi okul aşı oranlarının istenen düzeyde olmaması ..

Okullarda aşılama oranları yüzde 73’lerde; ancak bu oran, Dünya Sağlık Örgütü’nün salgın riskini önlemek için önerdiği yüzde94’lük eşik değerin 21 puan altında..”

Dolayısıyla, Sağlık Bakanlığı’ndan artan kızamık vakaları ve salgın riskinin önlenmesi için acilen kısa ve uzunvadeli önlemler talep ediliyor..

Kurugöl:

“Kısa vadeli önlem olarak, önceki yıllarda alınan ve başarıyla uygulanarak salgını sona erdiren önlemlerin alınmasını, uzun vadeli, kalıcı önlem olarak da okul aşı oranlarının yükseltilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılmasını öneriyorum..

Türkiye’de aşı karşıtlığından çok “aşı kararsızlığı” var.. Ailelerin bebek aşılamasına ilgi gösterdiğini, aile hekimlerinin bebek aşılamasını başarıyla yürüttüğünü, ancak okulda yapılan aşılamada isteğin aynı düzeyde olmadığını belirtmeliyim..

Kızamıktan korunmak, salgınları önlemek için mutlaka ilköğretim birinci sınıfta uygulanan ikinci dozun yapılması gerek..”

“Aşı karşıtlığı küresel sağlık tehdidi”

Dünya Sağlık Örgütü, 2019yılında on tane küresel sağlık tehdidinden biri olarak aşı karşıtlığı hareketini gösterdi..

Prof. Kurugöl, Avrupa’da 2016 yılına göre vakalarda yüzde1500 artış olduğuna dikkat çekiyor ve kızamık vakalarının ençok görüldüğü Ukrayna, Romanya, Yunanistan, Fransa, İtalya, Sırbistan, Portekiz ve İngiltere’nin aynızamanda okullarda aşı oranlarının en düşük seyrettiği ve aşı karşıtlığının yüksek olduğu ülkeler olduğunu kaydediyor.

“Türkiye’de aşı karşıtlığından çok, aşı kararsızlığı var.”

İngiltere, Fransa, İtalya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesi kızamık aşısını zorunlu hale getirmiş durumda.. İngiltere ayrıca aşılar konusunda sosyalmedya üzerinden yanlış bilgiler yayan paylaşımların kaldırılması konusunda yeni bir mevzuat üzerinde çalışıyor..

2000 yılında yerli kızamık vakasını sonlandıran ABD’de ise 2019Mayıs başı itibariyle 1994’ten beri görülen en yüksek kızamık vakası sayısına ulaşıldı..

New York eyaletindeki Rockland bölgesinde artan kızamık vakaları nedeniyle kısa süre önce acildurum ilan edildi..

Öte yandan, son dönemde Türkiye’de bebeklerde menenjit vakaları sonucunda ölüm ve sakatlanmaların sürdüğü kaydediliyor..

“Menenjit vakaları devam ediyor”

Kurugöl, çocuklarda menenjitin belli başlı üç etkeni olduğunu, bunlardan Hib ve pnömokok hastalığına karşı koruyan aşıların devlet tarafından ücretsiz yapıldığını, bu sayede bu iki menenjitin ülkemizde çok azaldığını, ancak meningokok menenjitinin aynen devam ettiğini belirtiyor.

“Türkiye’de, hem 4 bileşenli, hem de B tipi meningokok aşıları ruhsatlı olup, hekimler tarafından uygulanıyor; ancak henüz Sağlık Bakanlığı’nın aşı şemasına girmediği için yaygın değil,” diyor Kurugöl.

“Bunun sonucunda da, menenjitin belli başlı üç etkeninden biri olan meningokok menenjiti vakalarında ölümler ve sakatlanmalar devam ediyor,” diye ekliyor..

Menenjit ölüme yol açabilen ve tedavi olunsa bile sakatlanma, zekâ geriliği, işitme eksikliği ve uzuvların kesilmesi gibi sonuçlar doğuran kritik bir hastalık.

Hekimler, 2005’ten beri ABD’de uygulanan, ayrıca Suudi Arabistan, Yunanistan, Libya, Şili gibi birçok ülkede de rutin yapılan menenjit aşısının iddiaların aksine alüminyum içermediğini ve herhangi bir yan etkisi olmadığını özellikle vurguluyor.

“İngiltere, İtalya, İspanya, Avustralya gibi birçok ülkede de hem 4 bileşenli, hem de B tipi meningokok aşıları rutin aşı şemasında bulunuyor. Rutin aşılama ile bu ülkelerde menenjit belirgin şekilde azaldı; ölüm ve sakatlanmalar önlendi,” diyen Kurugöl özellikle vurguluyor:

“Menenjitsiz bir Türkiye istiyorsak, menenjitten çocuklarımız ölmesin sakat kalmasın istiyorsak, çocuklarımıza meningokok aşısını, hem 4 bileşenli, hem de B tipi olarak yapmalıyız.”

Türkiye'de zorunlu aşı gündemi: Avrupa'da aşı yaptırmayan ailelere para cezası var
“TÜRKİYE’DE ZORUNLU AŞI GÜNDEMİ: AVRUPA’DA AŞI YAPTIRMAYAN AİLELERE PARA CEZASI VAR”

Dünyada aşı karşıtlığının artması salgın hastalık riskini ve bebek ölümlerini de beraberinde getiriyor. Türkiye’de Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gamze Taşcıer aşı yaptırmanın zorunlu olmasıyla ilgili yasa teklifini meclis gündemine taşıdı. Avrupa’daysa herkesin ortalama 10 aşı yaptırması zorunlu ve buna uymayanlara para cezası uygulanıyor.

Aşı karşıtlığı son yıllarda dünyada olduğu gibi Türkiye’de de revaçta. Türkiye’de 2011 yılında yalnızca 183 aile çocuğuna aşı yapılmasını reddederken 2017 yılında bu sayı 23 bine yükseldi. CHP’li Gamze Taşçıer düzenlediği basın toplantısında bulaşıcı hastalıkların yaygınlaşması ve çocuk sağlığıyla ilgili endişelerini ifade etti. Taşcıer aşılamanın ailelerin tercihine bırakılmayıp zorunlu hale getirilmesinin yasalaşması talebiyle ilgili konuşma yaptı.

Türkiye’de Sağlık Bakanlığının takviminde tavsiye edilen aşılar: Hepatit B; verem; beşli karma aşı (difteri, boğmaca, tetanoz, inaktif polio, hemofilus tip b aşısı); kızamık, kızamıkçık, kabakulak aşısı; dörtlü karma aşı (difteri, boğmaca, tetanoz, inaktif polio aşısı); çocuk felci aşısı; erişkin tipi difteri, tetanoz aşısı; hepatit a ve suçiçeği.

Avrupa’da aşı zorunluluğu ve aşılarla ilgili durum ne?

Fransa: 2018 Ocak ayından itibaren Fransa, aşı takviminde bulunan toplam 11 aşıyı zorunlu hale getirdi. Bunlar difteri, tetanoz, çocuk felci, boğmaca, Haemophilus influenza tip B enfeksiyonları, Hepatit B, pnömokok enfeksiyonları, invaziv serogrup C meningokok hastalığı, kızamık, kabakulak ve kızamıkçık.

Fransa’da aşı yapılmasını reddeden ailelere 6 aydan başlayan hapis cezası ve 3 bin 700 Euro para cezası uygulanıyor.

İtalya: 2017 yılında önceden 4 olan zorunlu aşı sayısı 10’a çıktı. Bunlar difteri, çocuk felci, tetanoz, Hepatit B, hemofilus influenza tip b, kızamık, kızamıkçık, kabakulak ve su çiçeği.

İtalya’da çocuğunu aşılamayan ailelere 100 ila 500 Euro arasında değişen para cezası uygulanıyor.

Çekya: 9 aşı zorunlu olarak yaptırılıyor.

Slovakya: Zorunlu aşı sayısı 10.

Polonya, Bulgaristan, Macaristan: Bu üç ülkede de Fransa’da olduğu gibi 11 zorunlu aşı var.

Letonya: 13 zorunlu aşı var.

Yunanistan: Avrupa’da zorunlu aşı sayısının en fazla olduğu ülke Yunanistan, aileler çocuklarına toplam 14 zorunlu aşı yaptırıyor. Diğer ülkelerden farklı olarak Hepatit A, grip ve diğer pnömokokal enfeksiyon tipleri için aşı da zorunlu aşı listesinde var.

Belçika: Belçika’da zorunlu sadece bir aşı var: Çocuk felci aşısı. Diğer 11 aşı tavsiye edilenler listesinde.

İngiltere: Zorunlu aşı yok ancak doğumdan sonraki 4 ay boyunca 6 aşı öneriliyor: Difteri, tetanoz, boğmaca, çocuk felci, hemofilus influenza tip b ve Hepatit B.

Estonya, Litvanya, Danimarka, İsveç, Finlandiya, İrlanda, Portekiz, Lüksemburg, Türkiye: İngiltere gibi aşı yapılmasını sadece öneriyor.

Almanya: Almanya’da da aşı yaptırmak yalnızca tavsiye ediliyor. Brandenburg eyaletinde 2019 Nisan ayından itibaren kızamığa karşı aşı yaptırmak zorunlu hale geldi.

Öte yandan Alman sağlık bakanı Jens Spahn yakın zamanda aşıların zorunlu olmasıyla ilgili bir tartışma başlattı. Dünyada baş gösteren kızamık salgını yetkilileri endişelendiriyor. Bu yüzden aşı olmayı zorunlu hale getirecek yasa üzerinde konuşulmaya başlandı. Ancak halihazırda 2015’ten beri çocuklarına aşı yaptırmayı reddeden ailelere 2 bin 500 Euro para cezası uygulanabilir.

Türkiye’de de eğer teklif edilen 13 ücretsiz aşı zorunlu hale getirilirse uygulamayan ebeveynlere hapis ve adli para cezası getirilecek.

Sağlık Bakanlığı

İLGİLİ HABER

Euronews// Gizem Sade//Menekşe Tokyay//Hüseyin Koyuncu

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top