GÜNDEM

YAĞIŞLARIN, DOLAN BARAJLARIN YER ALTI SUYUNA ETKİSİ VAR MI?

ATIK SULARIN ARITIMI VE GERİ KAZANILMASIYLA ALAKALI GÜNÜMÜZ TEKNOLOJİLERİ MÜMKÜN

Trakya’da yer altı suyunun yüzde 85’i tükendi

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer:

“Trakya Bölgesi’nin yer altı sularının yüzde 85’i tükendi..

30-40 metre derinliklerden yer altı suyu çıkarken bugün kuyularda 300-400 metre derinliklere kadar inmeniz gerekiyor. Buradaki sorun beslenme miktarından daha fazla kullanım miktarının olması. Bunun önüne geçilmediği sürece tabii ki yağan yağmurlar yer altı sularını ve yüzeysel suları besleyecekler, besliyorlar, bu doğanın kendi hidrolik çevrimi. Ama beslenme miktarından daha fazla bir kullanma miktarı varsa, beslenmeyle yer altı suyu seviyelerini artırmanız mümkün olmayacak demektir..

Bahar mevsiminde Trakya’nın mevsim normalleri kapsamında yağış aldığını ve barajların da istenilen seviyeye çıktığını belirtmeliyim..

Tabii bu yağışların, dolan barajların yer altı suyuna etkisi var mı..?

Tabii ki var, yağan yağmurun yer altı sularına direkt olarak geçtiğini söylememiz mümkün değil., Bir kısmı buharlaşıyor, bir kısmı akışa geçiyor.. Geri kalan kısmı yer altı sularının seviyesini beslemeye başlıyor ki aşağıyukarı hidrolojiye bağlı olarak değişir ama yüzde 10-12 civarında bir yer altı suyuna geçişten bahsedebiliriz..

Ama şimdi bu yağışların oluşması güzel bir şey, yer altı suyu seviyelerinin alarma seviyesinden kurtulacağı anlamına gelmez.. Çünkü biz burada biliyoruz ki bu bölgede Ergene Havzası’nda özellikle hem tarımsal sulama hemde endüstriyel kullanım, bir de evsel kullanım olmak üzere sınıflandırdığımız zaman beslenim oranlarından daha çok kullanım oranları var..En son rakamlara göre 1,26 seviyesindedir.. Bu ne demek..?

Bir, birim yer altı suyu beslenimi varsa bunun yüzde 25daha fazlası, 1,26 kadarı yer altı suyu kuyularından çekilerek kullanılıyor demektir..

Dolayısıyla bu bölgedeki yer altı suyu seviyeleriyle ilgili yaşanan problemin bugünden yarına yağışlarla düzelebilme, dolabilme ihtimali çok zayıf.. Onun yerine yer altı su seviyelerini artık rezerv olarak görüp bunların kullanımını sınırlandırmak, kullanımını azaltmak gerekiyor.” 

‘Trakya’da azalma var’

Yıldız Dağları'ndan doğan ve 283 kilometre yol kat ederek, Meriç Nehri ile birleştikten sonra Ege Denizi'ne dökülen Ergene Nehri
© DHA Ergene Nehri, Trakya’da zehir saçıyor// cafemedyam

Prof. Dr. Tecer, bölgede yer altı sularının her geçen gün tükendiğini ve suyun artık 400metrelerde olduğunu vurguladı..

Prof. Dr. Tecer:

 “En son incelediğimiz rakamlara göre bu bölgedeki yer altı su seviyelerinin, su miktarının yüzde 80-85’inin tükendiğini, yüzde 85 azaldığını biliyoruz..

30-40 metre derinliklerden yer altı suyu çıkar iken bugün kuyularda 300-400metre derinliklere kadar inmeniz gerekiyor.. Dolayısıyla burada tahsisli yer altı suyu rezervlerinin 80-85, bölgelere göre değişiyor.. Çünkü havza olarak konuştuğumuz zaman yüzde85’inin tükendiğini görüyoruz..

Bunu Devlet Su İşleri’nin raporlarındanda anlayabiliyoruz.. Buradaki sorun beslenme miktarından daha fazla kullanım miktarının olması.. Bunun önüne geçilmediği sürece tabi ki yağan yağmurlar yer altı sularını ve yüzeysel suları besleyecekler, besliyorlar, bu doğanın kendi hidrolik çevrimi.. Ama beslenme miktarından daha fazla bir kullanma miktarı varsa, beslenmeyle yer altı suyu seviyelerini artırmanız mümkün olmayacak demektir..” 

“Geri kazanım sistemleri var”

Fabrikaların atık sularını tekrar değerlendirmelerinin mümkün olduğunu ve bunun için sistemlerin olduğunu belirten Prof. Dr.Tecer:

“Atık suların arıtımı ve geri kazanılmasıyla alakalı günümüz teknolojileri mümkün. Bunlardan bir tanesini biz üniversite olarak da geliştirdik, uygulaması var..

Daha konvensiyonel sistemlere göre daha fizibil ve daha etkin sonuç alabiliyoruz. Ama sadece bununla sınırlı değil.. Membran sistemler, ileri biyolojik arıtmadan çıkan suların tekrar kazanılmasına yönelik sistemler var.. Yatırım ve işletme maliyeti açısından biraz pahalı gibi gözüküyor olmakla birlikte bunun alternatif maliyetini düşürmemiz lazım..

Yani suların tükenmesi, yer altı suyu seviyelerinin çok daha derinlere inmesi, buradan su temin edilmesi, atıkların arıtılması, bu atık suların çevreye verdiği zararı da düşündüğümüz zaman atık su geri kazanım tesislerinin maliyetiyle alternatif maliyetleri kıyaslamamız lazım..

Buna göre bakmamız lazım.. Bunun için de herzaman söylüyoruz bir zihniyet değişimine ihtiyacı var.. Burada yaşayan her birey ve faaliyet gösteren firmaların sahibinden yetkilisine kadar herkesin çevreden kazandıklarımızla çevreyi tahrip etmememiz gerektiği yönünde bir zihniyet değişimine ihtiyaç var..

Yani parayı kazanabiliriz, burada yiyip içebiliriz, yaşamımızı sürdürebiliriz ama doğayla dengeli bir yaşam kurma üzerine bir zihniyet dönüşümü gerçekleştirmezsek bugünü kurtarırız..

Yarın, 10 yıl sonra, 20yıl sonra evlatlarımıza bırakacağımız bu vatan topraklarında çok daha telafisi olmayan çevre sorunlarıyla, çevre felaketleriyle karşıkarşıya geliriz ki bugün Marmara’da yaşadığımız müsilaj sorunu aslında yılların biriktirdiği bir çevre sorunudur.. Buna böyle bakmamız gerekiyor..” 

İLGİLİ HABER

Sputnik

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top