DÜNYA

TUNUS’TA DARBE GİRİŞİMİ: ORTADOĞU KARANLIK GEÇMİŞİNE DÖNÜYOR

“ÜLKENİN İÇİNDE BULUNDUĞU OLAĞANÜSTÜ KOŞULLAR NEDENİYLE”

Arap Baharı’nın son kalesi de düştü

“ORTADOĞU KARANLIK GEÇMİŞİNE DÖNÜYOR”

Tunus’taki anayasal darbe 2011’de diktatörlüğü ve yoksunluğu bitirme amacıyla başlayan ayaklanmaların trajik destanını sonlandırıyor

Tunus’taki hükümet muhalifi gösterilerde güvenlik güçleri ve göstericiler karşı karşıya geliyor (AFP)// cafemedyam

Kahire’deki mahzun bir duvar yazısında bir zamanlar Ortadoğu’yu yöneten zalim otokrasileri devirme iddiasındaki Arap Baharı’na işaret edilerek şu soruluyordu:

“Hiç gelmeyen yarını hatırlıyor musunuz?”

Burada bahsedilen ‘yarın’, 2011’deki Arap ayaklanmasından doğan son demokrasinin darbeyle yıkıldığı bu hafta, dahada uzak bir geleceğe havale oldu.. Tam da olması gerektiği gibi, bu, Tunus’ta yani 10yıl önce bir sebze satıcısının yolsuzluk ve diktatörlük rejimini protesto etmek için kendini yakmasının ardından Arap Baharı’nın başladığı yerde gerçekleşti..

25Temmuz’da Tunus’un Trump tarzı popülist başkanı Kays Said, başbakanı görevden aldı, parlamento faaliyetini durdurdu ve kendisini başsavcı ilan etti..

Tıpkı Donald Trump gibi, 2019’da seçilmesinden bu yana geçen yıllarda ülkenin içinde bulunduğu korkunç durumdan parlamento üyelerini, muhalif medyayı ve devlet kurumlarını suçladı.. Anketler pekçok Tunuslunun ona inandığını gösteriyor..

İktidarın ele geçirilmesi “anayasal darbe” olarak adlandırıldı, çünkü mesleği hukuk profesörlüğü olan Said zaten başkandı ama otokrasiye yönelik kararlı adımlar atmaya başladı.. Şimdiye dek birçok ülkede diktatörlüğe giden bu yoldan geçildi ve Tunus darbesi, Arap Baharı’nın trajik destanının yalnızca son bölümü..

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki hemen her ülke, çok da uzun olmayan bir süre önceye kadar bir daha hiç ortaya çıkmayacağını düşündükleri karanlık siyasi çağlara geri döndü yada zaten oradan hiç çıkmamışlardı..

Batı medyası başarı olasılığı konusunda aşırı iyimser olmasına rağmen, Arap Baharı’nın ilk aşamalarında sahte bir şey yoktu.. Kendiliğinden ayaklanmalar, Tunus’tan Mısır, Bahreyn, Yemen, Libya ve Suriye’ye yayıldı.. Sokaklara dökülen vatandaşlar, “Ekmek! Özgürlük! Toplumsal adalet! Halk rejimin düşmesini talep ediyor!” gibi sloganlar atıyorlardı..

Ve dünya çapında televizyonlar Kahire’deki Tahrir Meydanı’nda polisle çatışan protestocuların ve Bingazi sokaklarında Muammer Kaddafi’nin askerleriyle savaşan Libyalı milislerin resimleriyle dolunca rejimler düştü yada sarsıldı..

Devrimci ayak takımının baskıcı güçlere karşı mücadele ettiği sahneler Sefiller’den (Les Misérables) fırlamış gibiydi..

Birçok yönden bu gayet doğruydu ancak zafer şansı her zaman göründüğünden daha azdır.. İlk başta göstericiler şaşırtma avantajına sahipti, çünkü devirmeye çalıştıkları taşlaşmış rejimler daha önce hiç bu kadar büyük kitlesel protestolarla karşılaşmamıştı.. Yetkililer, halkı öfkelendirmeye yetecek kadar şiddet kullandı ama yıldırmaya yetecek kadar değil.. Sosyal medyanın resmi propagandayı nasıl kuşatıp ve marjinalleştirdiğine dair çokfazla hüsnükuruntu vardı..

Arap Baharı’nın en büyük zaferi, Hüsnü Mübarek’in 29yıllık iktidarın ardından görevden alındığı 90 milyon nüfuslu Mısır’da gerçekleşti.. Kendi başarıları karşısında hayrete düşen devrimciler, başarılarının sınırlarını kavrayamadı..

Temmuz2013’te halk desteğiyle askeri darbe gerçekleştiren ve Mübarek’inkinden daha baskıcı bir rejim kuran Mısır ordusu başta olmak üzere devlet kurumlarının idaresini hiçbir zaman ele almadılar..

Özetle, 2011’de parlak bir gelecek hayal eden ülkeler birer birer umutlarının söndüğünü gördü..

Bahreyn’de Sünni monarşi, Şii çoğunluğun gösterilerini vahşice bastırdı, yaralıları tedavi eden doktorlara işkence etti ve hiçbir kanıt olmaksızın protestoların İran tarafından yönetildiğini iddia etti..

Arap Baharı’nın sonucu, hâkim olduğu altı ülkede durum eskisinden daha kötü olduğu için tam anlamıyla bir felaketti.. Bunların üçünde (Libya, Suriye ve Yemen) tümü dış güçler tarafından körüklenen ve manipüle edilen iç savaşlar şiddetleniyor ve hiçbiri sona erecek gibi durmuyor..

Bilfiil Suudi Arabistan’ın vekaleti altındaki Mısır ve Bahreyn’deki hükümetler, herhangi bir muhalefet kıvılcımını acımasızca eziyor.. Tahmin edilebileceği gibi, Mısır ve Suudi Arabistan Tunus’taki cumhurbaşkanlığı darbesini memnuniyetle karşıladı..

O zaman ve takip eden yıllarda tüm bu isyanlar hakkında haber ve yazılar kaleme aldım.. Her şeyin yoluna gireceğine dair hiçbir zaman iyimser olmadım, ancak 10yıl önce Mübarek’in düşmesinden sonra Kahire’de oturup Bingazi’deki devrimi mi yoksa Bahreyn’deki devrimi mi ele almalıyım diye karar vermeye çalışırken, yeni bir günün şafağının baş döndürücü atmosferine kapılmamak imkansızdı..

O zaman bile eski rejimlerin uslu uslu ortadan kalkmayacağından şüpheleniyordum.. Mısır bürokrasisiyle küçük çaplı çatışmalarım, iktidar mücadelesinde hâlâ bariz bir kazanan beklediklerine beni ikna etti.. Libya’da Kaddafi’nin öldürülmesinden sonra geçiş hükümetinin ilk tekliflerinden birinin çok eşlilik yasağını kaldırmak olduğu söyleniyordu..

O zamandan beri kendime Arap Baharı sırasında gösteri yapan milyonların kazanıp kazanamayacağını yada güç dengesinin her daim onların çok aleyhine olup olmadığını sordum..

İlkinden daha başarılı ikinci bir devrimci dalga olacaksa, bu soruya verilecek yanıt hayatidir.
 


Ortadoğu’nun dışında, 10yıl önce oyunda olan güçlerin vizyonu her zaman “kötüler” ve “iyiler” arasındaki mücadele naifliğindeydi..

Arap Baharı, neredeyse başından beri, devrim ve karşı-devrimin tuhaf bir karışımıydı.. Örneğin, Libya ve Suriye’de gerçek halk ayaklanmaları gerçekleşti ama misal; Körfez’in Sünni mutlak monarşileri Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ın destekledikleri parti ve milislere, sekülerizm, demokrasi ve ifade özgürlüğünü yaymak için büyük miktarlarda para verdiğini hayal etmek saçmaydı..

Rejim karşıtı hareketler, Batıyla ilişkilerinde dini ve etnik müttefiklerini önemsiz gösterecek ve liberal demokrasinin kelime dağarcığını benimseyecektir..

Genellikle eleştiriye tabi tutulmaksızın sözlerine itibar edildi.. 2003’te ABD öncülüğündeki işgalden önce Irak’taki Saddam Hüseyin  karşıtı muhalefet tüm mezhepsel nefretleri ona yükledi ve Beşar Esad’ın muhalifleri 2011’den sonra hemen hemen aynı şeyi yaptı.. Ancak her iki ülkedede askeri cepheler genellikle yerel toplulukların dini ve etnik bağlılıkları yansıtıyor.. 

Afganistan ve Irak’taki askeri müdahalelere öncülük eden Batılı politikacılar da aynı şekilde, başlıca amaçlarından birinin parlamenter demokrasiyi ve kişisel özgürlüğü yaymak olduğunu iddia ediyordu.. Ancak bu müdahaleleri haberleştirirken edindiğim deneyimim, bunların 19. yüzyılın emperyal girişimlerinden pekde farklı olmadığı ve bölünmeleri alevlendirmeye ve kaosu yaymaya hizmet ettiği yönündeydi..

Tunus’taki ilk ayaklanma büyük bir uluslararası ilgi uyandırdı ancak aynı ülkede geçen pazar yapılan cumhurbaşkanlığı darbesi haber gündemine neredeyse hiç giremedi..

Bu, en benmerkezci ulusal bakış açısından bile bir hatadır zira büyük bir insanlık dramı şimdi Kabil’den Tunus’a 4 bin 800 kilometreye ve Şam’dan Mogadişu’ya 3 bin 200 kilometreden fazla bir mesafeye uzanmaktadır..

Bu geniş yoksunluk, diktatörlük ve şiddet kuşağı IŞİD’i yeniden canlandırabilir veya El Kaide tipi yeni örgütlerin yükselişine yol açabilir..

Kendi ülkelerinde kendisi için gelecek görmeyenlerin bir kez daha Avrupa’ya giden büyük mülteci akınlarına neden olacağı da kesin..

Independent Türkçe için çeviren: Tilbe Akan

© The Independent//​​​​​​​Patrick Cockburn 

“TUNUS ’TAKİ DEVLET KRİZİNİN PERDE ARKASI “

Tunus parlamentosunun, Cumhurbaşkanı Said tarafından askıya alınmasının görünürde siyasi nedenleri var…

Ancak devlet krizini asıl tetikleyen unsur, ülkeyi her geçen gün dahada bunaltan ekonomik buhran..

default

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, parlamantoyu askıya alma ve başbakanı azletme kararını ilan ettikten kısa bir süre sonra, bu adımın haklılığını açıklama ihtiyacı hissetti:

Başbakan Hişam el Meşişi ve bazı bakanları görevden alıp parlamentoyu 30gün süreyle askıya almasının anayasaya uygun olduğunu savundu..

Aslen bir hukukçu olan Said, Tunus anayasasının 80’inci maddesine atıfta bulundu.. Söz konusu madde, Cumhurbaşkanı’na “Ülkenin birliği, güvenliği ve bağımsızlığına yönelik ciddi bir tehdit” durumunda olağanüstü önlemler alma yetkisi tanıyor.. Buna ek olarak, anayasanın öngördüğü şekilde, söz konusu adımları atmadan önce merkezî devlet kurumlarının başkanlarıyla, yani Başbakan Hişam Meşişi ve Meclis Başkanı Raşid el Gannuşi ile temasa geçtiğini kaydetti..

Said’in bu açıklamalarına cevap gecikmedi.. Ilımlı İslamcı Ennahda partisinin de genelbaşkanı olan Gannuşi hemen karşı atağa geçti ve Cumhurbaşkanı’nın kendisiyle herhangi bir istişarede bulunmadığını söyledi.. Ayrıca ortada devletin varlığını, birliğini ve güvenliğini tehdit eden olağanüstü bir durumunda olmadığını savundu..

Gannuşi, Cumhurbaşkanı Said’in “devrime ve anayasaya karşı bir darbe” yaptığını savundu..

Hukukçular arasında tartışma

Tunuslu hukukçu Sena ben Aşur:

“Geçtiğimiz Pazar, Tunus tarihinde kara bir gündü.. Cumhurbaşkanı, anayasaya aykırı hareket etti.. 80’inci maddeyi kafasına göre yorumladı.. Tunus şimdi bir dikta rejimi tehlikesiyle karşıkarşıya..”

Hukuk profesörü Rabeh Kraifi:

Anayasa Mahkemesi yargıçlarının henüz seçilmediğine dikkat çeken Kraifi:

“Bu durumda anayasayı yorumlama yetkisine sadece cumhurbaşkanı sahiptir. Dolayısıyla fesih ve azil kararlarının hukukî dayanağı mevcuttur..”

Devletin tepesinde güç savaşları

Bu kararın anayasaya uygunluğu konusundaki görüş ayrılığı, aslında ülkedeki siyasi ve toplumsal krizinde bir yansıması niteliğinde.. Zira aylardır devam eden kısır siyasi çekişmeler, hem politikacılar hemde vatandaşlar arasında bir kutuplaşmaya neden oldu.. Sokaklara dökülüp hükümete istifa çağrıları yapan kesim, Cumhurbaşkanı’nın haklı olduğuna inanırken, Said’e karşı olanlar onun kararlarına tepki gösteriyor..

Alman Friedrich Ebert Vakfı’nın Tunus temsilcisi Johannes Kadura, aslında mevcut anlaşmazlığın, cumhurbaşkanı ile başbakan ve parlamento başkanı arasındaki uzun süreli güç mücadelesinin zirve noktası olduğunu söylüyor..

Kadura’ya göre bu kısır çekişme, zaten ekonomik krizle boğuşan ülkede siyasi olarakda bir blokaja neden oldu..

Tunus Cumhurbaşkanı KaysSaid, geçen yıl Hişam el Meşişi’ye hükümeti kurma görevi vermişti..

Gerginliği ayyuka çıkaran en önemli gelişme, Ocak ayında Başbakan Meşişi’nin yapmayı planladığı kabine değişikliği kapsamanda atamayı düşündüğü bazı isimlere CumhurbaşkanıSaid’in karşı çıkmasıydı..

Cumhurbaşkanlığı ofisinden yapılan açıklamada, söz konusu adaylar hakkında yolsuzluk şüphesinin bulunduğu ve üstlendikleri diğer görevler nedeniyle çıkar çatışmalarının olacağı belirtildi..

Ancak Tunus basınında yapılan kimi yorumda, Said’in itirazının asıl nedeni olarak, mevcut gücünü korumak istemesi gösterildi.. Zira planlanan kabine revizyonunda, cumhurbaşkanına yakın bazı bakanların koltuğunu kaybetmesi söz konusuydu..

Umutlar yerini hayal kırıklığına bıraktı

Johannes Kadura, devlet krizinin gerçek tetikleyicisinin ise uzunsüreli ekonomik kriz olduğunu söylüyor:

“2011 devriminden bu yana halkın ekonomik durumu düzelmedi.. Geniş kitlelerde büyük bir hayal kırıklığı oluştu.. Bu artık siyasi olarak da kendini gösteriyor..”

Tunus, 2011 yılında Arap dünyasının büyük bir bölümünde başgösteren halk ayaklanmalarının bir bakıma anavatanıydı.. Otokratik Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin bin Ali’nin devrilmesine yol açan protestolar, hızla diğer ülkelere de yayıldı.. “Arap Baharı” olarak da adlandırılan ayaklanmalar neticesinde Libya ve Mısır gibi ülkelerde de iktidar değişiklikleri oldu..

Ancak birçok Tunuslu, ayaklanmadan bu yana yaşam koşullarının iyileşmemesinden şikayetçi.. Hatta aksine, ekonomi daha da kötüye gitti..

Alman ticari bilgi şirketi Germany Trade and Invest (gtai) tarafından yapılan hesaplamalara göre, devletin borçları yüzde84 artarak rekor seviyeye ulaştı.. İşsizlik de resmî verilere göre yüzde 17’den fazla. Ancak tahminler, gerçek işsizliğin özellikle gençler arasında çok daha yüksek olduğu yönünde. Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yeni bir yapısal reform programı üzerinde çalışılmaya başlandı ancak bu program henüz tamamlanmadı..

Korona yaraya tuz biber ekti

Tüm bu olumsuzluklar, henüz korona pandemisinden önce de nüfusun bazı kesimleri ile devlet kurumları arasında mesafenin açılmasına yol açmıştı..

Tunuslu gençlerin bir kısmı radikal akımların etkisine kapılıren, bir bölümü de ülkeyi terk ederek ekonomik refah düzeyinin daha iyi olduğu Avrupa’ya yada dünyanın diğer bölgelerine gitmeye çalışıyordu.. Bazıları ise kısmen şiddet içeren protesto hareketlerine yöneliyordu.. Bununla birlikte, Tunuslular,  yolsuzluk ve kaçakçılığın giderek artmasından dolayı siyasi otoriteye kızgındı. Çeşitli tahminlere göre, bunların neden olduğu gelir kaybı, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde50’sinin üzerinde..

Tüm bu olumsuzluklara birde pandemi koşulları eklenince yaraya adeta tuz biber ekildi..

Johns Hopkins Üniversitesi’ne göre, şimdiye kadar (28 Temmuz 2021 itibarıyla) yaklaşık 573bin kişiye virüs bulaştı ve bunların 18 bin 800’ü hayatını kaybetti. Aşılananların oranıysa yüzde 7’yi ancak buluyor. Tunus Genç Doktorlar Derneği’nden doktor Omaima el Hasani, ülkedeki pandemi koşullarını anlatırken “Adeta bir savaşın neden olduğu tahribat” benzetmesini yapıyor.

“Diktatörlüğe doğru gidiyoruz”

Friedrich Ebert Vakfı’ndan Johannes Kadura, bu gelişmelerin nüfusun öfkesini artırdığını söylüyor ve ekliyor:

“Krizin gidişatını kestirmek şu aşamada zor görünüyor.. Kısa vadede bu, iki grubun kendi destekçilerini nasıl harekete geçireceğine bağlı.. Siyasi çekişmeler devam eder ve tansiyon yükselirse ülke kaosa sürüklenebilir..”

Tunus’un eski Cumhurbaşkanı Munsif el Merzuki ise çok daha vahim bir öngörüde bulunuyor: “Kays Said’in parlamentoyu askıya alma ve başbakanı azletme kararı bir darbedir. Gelişmiş ülkelerde siyasi krizler hukuk temelinde çözülür. Bu adım, ülkemizi geriye götürmüştür. Diktatörlüğe doğru gidiyoruz.”

© Deutsche Welle Türkçe// cafemedyam

4.8 MİLYAR DOLARLIK KAMU PARASI YAĞMALANDI “

Tunus Cumhurbaşkanı Said:

Yağmada 460 iş insanının dahli var. Yağmaya karışanlarla ceza kabilinden bir uzlaşıya gidecegiz.”

Fotoğraf: AA// cafemedyam

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Temmuz’da aldığı ve “darbe” olarak nitelendirilen kararlarına ilişkin açıklamalarda bulundu..

Said, televizyonda yayınlanan açıklamasında, 4.8milyar dolarlık kamu parasının yağmalandığını öne sürdü..

Said, kamu parasının yağmalanmasında yer alan iş insanlarına, ülkenin çeşitli bölgelerinde kalkınma projeleri gerçekleştirme çağrısında bulundu..

Öte yandan Tunus Cumhurbaşkanı, yolsuzluklara ilişkin dosya ve dökümanları ortadan kaldırmaya çalışanların yargı önüne çıkarılacağını da sözlerine ekledi..

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said, başbakanı görevden aldığını ve meclisin yetkilerini dondurduğunu açıkladı

Said yaptığı açıklamada, “ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü koşullar nedeniyle” kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını kaydetti..

Fotoğraf: AA// cafemedyam

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve meclisin yetkilerini dondurduğunu açıkladı.

Tunus Cumhurbaşkanlığının yayınladığı videoda, ülkedeki askeri komuta kademesinin ve güvenlik yetkililerinin katıldığı bir toplantı sonrasında konuşan Said, “Tunus’un içinde bulunduğu yağma, yangın ve durum karşısında ülkeyi kurtarmak için olağanüstü önlemler alması gerektiğini” belirtti.

Said ayrıca, isim vermediği bazı grupların belirli bölgelerde iç savaş çıkarmak için para topladığını öne sürdü.

Said, birkaç ay önce almaları gereken bu kararları Meclis Başkanı ve Başbakan Hişam el-Meşişi ile yaptığı istişareler sonrasında aldığını söyledi.

Meclisin yetkileri donduruldu

Meclisin tüm yetkilerini dondurduğunu ve milletvekillerinin dokunulmazlığını askıya aldığını belirten Said, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden aldığını ve kendi atayacağı bir başbakanla yürütmeyi devralacağını kaydetti. 

Anayasayı ve halkın çıkarlarını korumak üzere bu kararların kaçınılmaz olduğunu savunan Said, yolsuzluk dosyalarını ortaya çıkarma gerekçesiyle başsavcılık görevini de üstlendiğini belirtti.

Yüzlerce kişi eylem yapmıştı

Tunus’ta yüzlerce kişi bugün, ülkede sağlık sektöründe yaşanan sorunlara tepki olarak, hükümetin istifası ve meclisin feshedilmesi talebiyle gösteri düzenlemişti.

Meclis binasının yakınlarında toplanan Tunuslular, “Yönetim ve hükümet.. Bozuk sistem”, “Ey vatandaş ayaklar altına alındın”, “Halk siyasilerin yolsuzluğundan bıktı” ve “Hükümetin istifası ve meclisin feshedilmesine evet” yazılı pankartlar taşımıştı.

Özellikle başkent Tunus olmak üzere ülke genelinde, hükümet ve muhalefet partilerine yönelik kitlesel protestolar gerçekleşmiş, çıkan olaylarda başta Nahda Hareketi olmak üzere parti merkezlerine saldırılar düzenlenmişti.

Tunus’ta darbe girişimi… Türkiye’den peş peşe açıklamalar

Meclis kapısındaki askerler, Gannuşi’nin içeri girmesine izin vermedi.

Türkiye’den ise darbe girişimini kınayan açıklamalar geldi

Tunus’ta Nahda Hareketi destekçileri, başkent Tunus’taki parlamento binası önünde toplanarak Cumhurbaşkanı Kays Said’in aldığı kararları protesto etti. Milletvekillerinin girişine izin vermeyen güvenlik güçleri, parlamento binası çevresinde yoğun güvenlik önlemleri aldı.

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said’in Meclisin yetkilerini dondurma ve parlamento üyelerinin dokunulmazlıklarını askıya alma kararını duyurmasının ardından, Tunus Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi parlamento binasına geldi. Meclis kapısındaki askerler, Gannuşi’nin içeri girmesine izin vermedi. Gannuşi makam aracında meclis binasın önündeki bekleyişi sürüyor.

Karara karşı çıkanlar süreci darbe olarak nitelendirdi

Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Pazar günü hükümeti ve başbakanı görevden alıp parlamentoyu dondururken rakipleri bunu bir darbe olarak nitelendirdi ve destekçilerini protesto düzenlemeleri için sokaklara çağırdı.

Cumhurbaşkanı Said’in yeni bir başbakan ile beraber yürütme yetkisini üstleneceğini açıklaması Tunus’ta 2011 devriminin ardından getirilen demokratik sistem dönemindeki en çetin süreç olarak görülüyor.

Said’in açıklamalarının ardından pek çok kişinin Said’i desteklemek için başkent ve diğer şehirlerde sokaklara çıkması Arap Baharı protestolarını tetikleyen devrimi anımsattı.

Meclis Başkanı Raşid el-Gannuşi, Tunusluları darbe olarak nitelendirdiği bu girişimi durdurmaları için sokaklara çağırdı. Said ise televizyonda yayımlanan açıklamasında şiddet içeren eylemlere karşı uyarıda bulunmuştu.

Tunus’ta koronavirüs salgınının geçen yıl ekonomiye darbe indirmesinden önce zaten yıllardır süren çıkmaz, yolsuzluk, devlet hizmetlerindeki kötüleşme ve artan işsizlik pek çok Tunuslunun siyasi sisteme karşı olan güvenini sarsmıştı.

Şentop: “Tunus halkı anayasal düzene ve hukuka sahip çıkacaktır

TBMM Başkanı Mustafa Şentop:

 “Tunus’ta yaşananlar endişe vericidir; seçilmiş parlamentoyu ve milletvekillerini görev yapmaktan men eden kararlar anayasal düzene karşı darbedir. Askeri/bürokratik darbe her yerde gayrımeşrudur; Tunus’ta da gayrımeşrudur. Tunus halkı anayasal düzene ve hukuka sahip çıkacaktır” 

Çelik: “Meşruiyete yönelik darbe

AKP Sözcüsü Ömer Çelik:

“Dost ve kardeş ülke Tunus’ta seçilmiş parlamentonun askıya alınması ve hükümetin görevden el çektirilmesi, siyasi meşruiyete yönelik bir darbedir. Tunus Cumhurbaşkanının meşru olmayan bu girişiminin anayasal zemini bulunmamaktadır. Tunus halkının 2011 yılında gerçekleştirdiği demokratik devrim, dünya ve bölgemiz için değerli bir örnek teşkil etmektedir. Anayasal meşruiyet zemininde bu kazanımların korunması çok önemlidir. Tunus’ta anayasal düzenin Cumhurbaşkanı tarafından askıya alınması, meşru değildir.”

Kurtulmuş: “Halkın özgür iradesine darbe

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bulunan AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, Tunus’ta Cumhurbaşkanı Said’in, mevcut Başbakan Hişam el-Meşişi’yi görevden alması ve Meclisin yetkilerini dondurmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Kurtulmuş:

“Prensip olarak dünyanın her yerinde yapılan darbelere karşıyım. Çünkü yapğılan halkın özgür iradesine darbedir.”

Davutoğlu: “Tunus’a hemen bugün bir heyet gönderilmeli

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da Tunus’ta yaşanan darbe girişimini kınadı.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Davutoğlu, “Arap Baharı sonrası demokrasiye geçiş tecrübesinin barışçıl bir şekilde sürmekte olduğu tek ülke olan Tunus’ta Cumhurbaşkanı üzerinden gerçekleştirilmeye çalışılan darbe girişimini en şiddetli şekilde kınıyorum. Bütün siyasi partilere çağrıda bulunuyorum: Bölgemizde yeni bir istikrarsızlık kaynağı olan bu gelişme karşısında ortak bir açıklama İle Tunus’ta demokrasiye destek vermeliyiz. Darbe kim tarafından hangi gerekçeyle ve nerede yapılırsa yapılsın lanetlenmelidir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’a çağrıda bulunan Davutoğlu, şu önerilerde bulundu:

TBMM acilen Tunus Meclisine ve tutuklu milletvekillerine destek açıklamasında bulunmalı ve demokrasi dışı bu tutumu kınamalıdır.

Taraflarla görüşerek gerilimi düşürmek üzere Tunus’a hemen bugün bir heyet gönderilmeli

Tunus’un komşuları Libya ve Cezayir’in liderleri ile acilen görüşülerek gerilimin bölgesel bir krize dönüşmesine engel olunmalı.

Tunus’a komşu Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, sürece olumlu katkıda bulunabilecek ülke liderleri ile istişarelerde bulunulmalıdır.

Dışişleri: “Endişe duyuyoruz

Dışişleri Bakanlığı da şu açıklamayı yaptı:

“Tunus’ta Cumhuriyet Bayramının kutlandığı 25 Temmuz 2021 tarihinde halkın iradesini temsil eden Meclis’in faaliyetlerinin askıya alınmasından derin endişe duyuyoruz.

Bölgede halkın beklentileri doğrultusunda yürütülen demokratik süreç bakımından örnek bir başarı öyküsü olan Tunus’un bu müstesna konumunun ve demokratik kazanımlarının korunması Tunus için olduğu kadar, bölge için de büyük önem taşımaktadır.

Bu bakımdan, Tunus anayasasının hükümleri çerçevesinde demokratik meşruiyetin en kısa sürede yeniden tesis edilmesini temenni ediyoruz.

Demokrasi yolunda bugüne kadar pek çok merhaleyi başarıyla aşan Tunus halkının, bu sınamanın da üstesinden geleceğine şüphe duymuyoruz.

Türkiye, güçlü tarihi bağları bulunan Tunus’un ve kardeş Tunus halkının yanında yer almaya devam edecektir.”

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, AA

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top