SIYASET

ASİLTÜRK NE YAPMAK İSTİYOR?

KARAMOLLAOĞLU’NDAN ASİLTÜRK SORUSUNA CEVAP: “İLK DEFA SİZDEN DUYUYORUM”

Mustafa Kamalak, Asiltürk’ü yalanladı: “Öyle bir toplantı olmadı”

Saadet Partisi eski GenelBaşkanı Mustafa Kamalak, Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün açıklamalarına yanıt verdi..

Saadet Partisi eski Genel Başkanı ve Yüksek İstişare Kurulu üyesi Mustafa Kamalak, Halk TV’de İpek Özbey ile Gündem Özel programında açıklamalarda bulundu..

Kamalak, “Asiltürk ne yapmak istiyor?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Dışarıdan görüldüğü kadarıyla Saadet Partisi’nin Cumhur İttifakı’nın yanında yer almasını istiyor gibi bir görüntü var. Böylesine kararı tek başına sayın büyüğümüzün vermemesi lazım..”

YOK BÖYLE BİR TOPLANTI

Kamalak, Oğuzhan Asiltürk’ün partililerin kendisine ‘itaat sözü verdiği’ne dair ifadelerine ilişkin şunları söyledi

Mustafa Kamalak:

 “Mutlak manada bir itaat sözü vermek aklı selim insana asla yakışmaz. Beynini oraya teslim edecek demektir.. Sayın büyüğümüze sormak isterim bu söz ne zaman verilmiş.? Böylesine geniş bir toplantıda bu konuşmaları yapmış olmalı..

Erbakan hocamız Milli Görüş lideri olarak bütün parti teşkilatlarını çağırdığına göre kendisinin böylesine önemli bir açıklama yapmadan önce parti teşkilatlarını bütünüyle bir araya getirip oradan görüş alması lazımdı.. Böyle bir toplantı yapılmadı.. Yapamıyoruz da..

Ben bir araya geldiğimiz zaman ki konuşmalarımda iki başlılık partimize zarar veriyor, vazgeçmemiz lazım gibi konuşmalarımdan rahatsız olmuş olmalı ki Yüksek İstişare Kurulu Başkanı olarak 7-8 aydan bu yana bu kurul bir araya gelemedi.”

“EN GÜÇLÜ RAKİP AKP

Mustafa Kamalak:

 “Tüm teşkilat mensuplarımıza şu mesajı vermek isterim.. Saadet Partisi’nin hiç şüphesiz ki en güçlü rakibi AKP’dir. AKP, genel başkanının elini dahada güçlendirmek için Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı’nı AKP’nin emrine verdi..

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı şu anda AKP Genel Başkanı’nın emrinde.. Rakibimiz böylesine elini güçlendirirken bizim Saadet Partisi olarak Genel Başkanı’nın yetkilerini alıp sorumluluğu olmayan birisine devretmemiz akılla, mantıkla, kanunla, siyasetle bağdaşabilir mi..? Hayır diyorum ben..”

AÇIKLAMA YAPMA HAKKI YOK

Mustafa Kamalak:

 “Genel Başkanın yetkileri başkasına devredilemez.. Katiyen böyle bir konuşma geçmedi.. Hatırlamıyorum ben, benim olmadığım bir toplantıda geçmişse onu bilmiyorum ama duymadım.. Böyle bir şey olamaz.. Yüksek İstişare Kurulu Başkanı olarak partimiz adına böyle bir açıklama yapma hakkı yok.. Partinin Genel Başkanı da Temel bey.. Bu açıklamayı ancak o yapabilir..

NE OLMUŞTU?

“EN ÖNDE DALGALANAN BAYRAĞIMIZ AHLAKİ VE MANEVİ DEĞERLERİMİZDİR”

Biz, Allah’a inanan bir topluluğuz. İnancımıza uygun şekilde yaşamak istiyoruz. Bizi değerli kılan, yarım asırdır, inandığımız temel esaslara bağlı kalmamızdır.

“En önde dalgalanan bayrağımız ahlâkî ve mânevî değerlerimizdir”
mask

Bismillahirrahmânirrahîm.

Âlemlerin Rabbi olan Allah’a, zâtının yüceliği ve saltanatının azametine uygun hamdle, hamd ediyorum. Verdiği bütün nîmetlere, sonsuz şükürler ediyorum. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e a.s. ehli beytine, ashâbına da salât ve selam ediyorum.

Değerli kardeşlerim, kişi ve toplumlar, İslam devlet düzeninin uygulandığı yerlerde yaşarlarsa, inançlarına uygun bir şekilde yaşayabilirler. İslam devlet düzeninin uygulanmadığı, İslamın yasak da olmadığı yerlerde yaşayanların, hayatlarını inançlarına uygun şekilde düzenlemeleri gerekir. Erbakan Hoca’mız Millî Görüş’ü bu ihtiyacı karşılayacak şekilde kurdu.

Millî Görüş inancına göre, bir toplumun başındaki yönetici vefat ederse, yerine o görevi yüklenecek yeni bir yönetici  seçilir. Bunun en önemli örneği, Peygamberimiz a.s.’dan sonra Hz. Ebû Bekir (r.a.)’ın   seçilmesidir.

Millî Görüş Toplumunun hizmetini yüklenme görevi, Erbakan Hoca’mızdan sonra bana, teklif edildiğinde, bu görevi bir şartla kabul edeceğimi söyledim:

“Sizden inançlarımıza uygun bir şey yapmanızı istersem, itaat edeceğinize söz veriyor musunuz”, dedim.

Bu talebime yanıt olarak, o toplantıya katılanların tamamı “evet, sen bizden zâten yapmak zorunda olduğumuz şeyi istiyorsun, kabul ediyoruz” dediler.

Erbakan Hoca’mız, önemli toplantılara Genel İdâre Kurulu’yla birlikte bütün Millî Görüş  teşkilatlarını da çağırırdı. Aynı şekilde o toplantıya, Genel İdare Kurulunun yanında, Erbakan Hoca’mızdan sonra Partide şu anda görev yapmakta olan bir çok arkadaşımızla birlikte parti teşkilatlarımızda görev yapan birçok arkadaşımız da katıldı.

Erbakan Hoca’mızın yasaklı olduğu dönemlerde bir arkadaşımız Genel Başkan olarak görevlendirilirdi. Genel Başkan olarak görevlendirilen kişi, dâvânın başında bulunan Erbakan Hoca’mızdan habersiz hiçbir şey yapmazdı. Kendi görüşüne göre hareket etmezdi.

Eğer Millî Görüş’ün bu mükemmel düzeni bozulursa Millî Görüş önce diğer partilerden biri olur, sonra da hiç olur. Erbakan Hoca’mız bu uyarıyı sık sık yapardı.

Biz Allah’a inanan bir topluluğuz. İnancımıza uygun şekilde yaşamak istiyoruz. Bizi değerli kılan, yarım asırdır, inandığımız temel esaslara bağlı kalmamızdır. En önde dalgalanan bayrağımız da ahlâkî ve mânevî değerlerimizdir. Bunu unutamayız.

Bu gerçeklerin ışığında Millî Görüşçülerin, başta siyâsi çalışmalar olmak üzere, bütün hayatları boyunca, ahlâki ve mânevi değerlere, önem ve öncelik vermeleri gerekir.

Millî Görüşçülere, yapacakları işlerde yol gösteren, ışık tutan Nahl sûresi,  125. âyeti’ni hatırlatıyorum:

“Rabbinin yoluna, hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapanları en iyi bilendir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilendir.”

Millî Görüşçüler öncelikle birlikte yaşadıkları toplumu bu âyetin çağırdığı yola, hak ve adalete çağırırlar. Söyleyeceklerime dikkatinizi çekiyorum. Rabbimizin bize yardım etmesi bizim, öncelikle ahlâki ve mânevi değerlere, yâni Allah’ın bizi dâvet ettiği yola, toplumu dâvet etmemize bağlıdır.

Bunu ihmal edersek; siyasî çalışmalarımızda  ağırlıklı olarak, insanların dünya hayatında ihtiyaçları olan şeylere yönelik konuşmalar yaparsak, inancımızın bize emrettiğini eksik yapmış oluruz.

Elbette toplumun maddî ihtiyaçlarını da dikkate alacağız. Ancak bunu yaparken, sâdece toplumun maddi ihtiyaçlarını önemsiyor gibi bir görüntü vermememiz gerekir. Buna dikkat etmezsek ahlakî ve mânevi değerleri savunduğumuz için bizi destekleyenler bizden uzaklaşırlar. Son kamuoyu araştırmalarında desteğimizin düşük çıkmasının sebebi budur.

Saadet Partisi’ni, diğer partilerden ayıran en önemli vasfı, Millî Görüş inancına bağlı kalması, ahlâki ve mânevi değerlere bağlılığını ön planda tutmasıdır.

Buna dikkat etmezsek, Erbakan Hoca’mızın ifâdesiyle önce diğer partilerden biri gibi olur, sonra da yok oluruz. Şunu unutmamalıyız: Bize oy verecek olanlar, maddî imkânlar elde etmek için bize yaklaşanlar değil, inancımıza saygılı olanlardır.

Bir siyasi partinin başarılı olması, inandığı gerçeklere  hizmet etmesiyle mümkün olur. Biz toplumun ahlaki ve manevi değerlere bağlılığı arttıkça huzur içinde yaşayacağına inanıyoruz. Bundan dolayı Saadet Partisi’nin öncelikli hedefi, toplumu ahlâki ve mânevi değerlere çağırmak olmalıdır.

Allah’ın  yardımına layık olmanın  yolunu gösteren, Millî Görüşçülere şevk ve azim veren âyetlerle sözlerimi tamamlıyorum.

 1. Âyet: Kim Allah’a güvenirse Allah ona yeter.

 2. Âyet, Zafer Allah’tandır ve zafer yakındır. 

 3. Âyet, Eğer inanıyorsanız üstün gelecek  olan   sizsiniz.

 4. Âyet, Âkıbet (sonuç) muttakilerindir. (Allah’tan  sakınanlarındır.) 

Allah c.c. yardımcımız olsun. Allah’a emânet olun.

Oğuzhan ASİLTÜRK
Saadet Partisi YİK Başkanı
Millî Görüş Vakfı Başkanı

KARAMOLLAOĞLU’NDAN ASİLTÜRK SORUSUNA CEVAP: “İLK DEFA SİZDEN DUYUYORUM”

SAADET lideri Karamollaoğlu, Oğuzhan Asiltürk’ün Milli Gazete’de kaleme aldığı yazıya ilişkin:

“İlk defa duyuyorum. Maalesef bazı çevreler bu konuyu kendilerine göre pompalayıp duruyorlar..”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu:

“Saadet Yüksek İstişare Kurulu Başkanı Oğuzhan Asiltürk’ün Milli Gazete’de kaleme aldığı yazıya ilişkin..

Ben onu duymadım. İlk defa sizden duyuyorum. Maalesef bazı çevreler bu konuyu kendilerine göre pompalayıp duruyorlar. Eğer yetmiyorsa uyduruyorlar. İki hafta önce basit bir rahatsızlıktan dolayı bir arkadaşımızı basın toplantısına görevlendirdim, ‘Saadet Partisi gitti, Temel Karamollaoğlu ayrılıyor…’ yapmayın bunu yahu. Bu konuları istismar etmekten lütfen vazgeçin, gerçeklerle yüz yüze gelin. Böyle ‘acaba bir fitne çıkarabilir miyiz, bir karışıklık olur mu? Şöyle söylendi ama biz bunu şöyle tevil edebilir miyiz, gibi bence yorumları bir kenara bırakın. Teşekkür ediyorum ben buna cevap verme ihtiyacı da duymuyorum..”

İLGİLİ HABER

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top