GÜNDEM

SURİYELİLERİ ÜLKELERİNE GÖNDERMEK MÜMKÜN MÜ?

“SIĞINAN ALLAH’IN KULLARINI KATİLLERİN KUCAĞINA ATMAYACAĞIZ”

“Türkiye’nin göçmen imtihanı”

Yıllardır Suriyeli sığınmacıların durumu tartışılıyor..

Muhalefet, “iktidar olduğumuzda göndereceğiz”, iktidar ise “Sığınan Allah’ın kullarını katillerin kucağına atmayacağız” diyor.

Peki Suriyelilerin statüsü ne ve hangi haklara sahipler?

Suriye başta olmak üzere farklı ülkelerden Türkiye’ye sığınanların durumu yıllardır siyasilerce gündeme getiriliyor.. Peki Suriyeliler, geri gönderilebilirler mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

”İktidara geldiğimizde Suriyelileri kendi ülkelerine göndermek istiyoruz.’.’

Erdoğan da Kılıçdaroğlu’na cevaben:

”Bize sığınan Allah’ın kullarını, katillerin kucağına atmayız..”

Sadece bu iki lider değil, Türkiye’deki tüm siyasi partilerin, Suriyeliler başta olmak üzere Türkiye’ye sığınanlara ilişkin açıklamaları oldu, oluyor.. 

Öyle ki göçmenler üzerinden yürütülen tartışmalar bazen çokfarklı boyutlara taşınıyor..

Sokakta darp edilenler, öldürülen sığınmacılar oldu.. Kimi kamu kurum ve kuruluşlarının başındaki yöneticiler ise Suriyelilerin mutlaka geri gönderilmesi gerektiğini savunuyor.. 

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan bunlardan sadece biri.

Özcan, kentte yaşayan yabancıların su faturaları ve katı atık vergilerini 10 kat artıracaklarını ifade etti.. 

Özcan şunları kaydetti:

“”Yardımı kesiyorsun gitmiyorlar. İş yeri ruhsatı vermiyorsun gitmiyorlar. Bundan sonra yeni önlemler almaya karar verdik. Önümüzdeki hafta Belediye Meclisi var. Yabancı uyruklu kim varsa su fiyatlarına ve katı atık ücretlerine başta olmak üzere farklı kalemlerde 10 kat zam yapacağız. Türk vatandaşı ile yabancı uyruklu, aynı fiyattan suyu kullanamayacak. 10 kat suya, 10 kat da katı atık vergisine zam yapacağız..

Bu ülkenin yoksulları yatağa aç girecek ama sen markalı spor ayakkabından taviz vermeyeceksin. Benim alamadığım spor ayakkabılarıyla dolaşan göçmenler var. Bunlar nasıl göçmen? Bütün yabancı uyruklulara bu zammı yapacağız. Zaten bunların yüzde 99’u da malum kesimden oluyor. Bu kararların ardından bazılarının dava açacağını biliyorum. Gitsinler dava açsınlar. Ben hukukçuyum. Aldığım kararın gerekçesini de sebebini de söylüyorum. Yine biliyorum ki bu açıklamamdan sonra müfettişler gelecek. Birileri hakkımda suç duyurusundan bulunacak, insan haklarından bahsedecek, bana ‘faşist’ diyecek. Hiç umurumda değil. Ben halkın tercümanıyım. Biz bu şikayetleri her gün alıyoruz. Karar iptal edilirse tekrar karar alırız..”

YABANCILARA YÖNELİK NEFRET SUÇU İŞLENİYOR MU? 

Özcan’ın açıklamaları “nefret suçu” olarak değerlendirildi.. Ama toplumun bir kısmının Suriyeliler, Afganlar ve farklı ırktaki insanların Türkiye’den gönderilmesi gerektiğini ısrarla savunuyor.. 

Aslında 10yıldır Suriyelilerin varlığı iç siyasetin bir malzemesi haline gelmiş durumda.. 

Bunun birçok nedeni var elbette.. İçişleri Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de yaşayan Suriyeli sayısı 3milyon 684 bin 412 kişi.. 

Resmi olmayan rakamlara göre bu sayının dahafazla olduğu ifade ediliyor.. Suriyelilerin yanısıra farklı ülkeden gelenlerin toplamı ise yaklaşık 5,5milyonun üzerinde..

Türkiye’ye gelen düzensiz göçmenlerin ucuz işgücü olarak görülüp çalıştırılması, iş arayan Türk gençlerinin tepkisine neden oluyor.. 

İşsizliğin artması, işte çıkartılan gençlerin yerine yabancıların sigortasız çalıştırılması tartışma konusu olduğunda birçok siyasetçi göçmenlerin ülkelerine gönderilmesi gerektiğini savunuyor.. 

Mevcut iktidar sığınmacıların geri gönderilmesinden yana değil.. 

Peki, iktidar değişikliğinde Suriyeliler başta olmak üzere farklı milletlerden göçmenlerin ülkelerine gönderilmesi mümkün mü? 

Suriyeliler, Türkiye’de hangi statüde kalıyor ve hangi haklara sahipler?

Mülteci kavramının 1951 BirleşmişMilletler Sözleşmesi’nde tanımlandığı biliniyor.. 

Türkiye bu sözleşmeyi coğrafi çekince ile kabul etmiş, sadece Avrupa’da meydana gelen olaylar nedeniyle Türkiye’ye sığınanlar için bu statüyü uyguluyor.. 

göçmenler.jpeg
Denizleri aşarak yeni bir hayat kurmak için mücadele eden göçmenler, engellemelere rağmen ölümcül yolculuğu göze alıyor / Fotoğraf: AA// cafemedyam

“GEÇİCİ KORUMA ALTINDAKİLER” 

Aynı tanım Avrupa dışı ülkelerden gelip Türkiye’ye sığınanlar için “şartlımülteci” olarak ifade ediliyor. 

Göçmen ise ekonomik nedenlerle bir ülkeye gidip yerleşmek isteyen kişiyi ifade ediyor.. Ancak Suriye, Irak, Özbekistan, Tacikistan, İran ve birçok ülkede gelenler “düzensizgöçmen” olarak kabul ediliyor. 

Bunlar için “geçici koruma altındakiler” kavramı kullanılıyor. Yani ülkesinden zorla ayrılmış ve terk ettiği yuvasına dönmeyenler.. 

*Suriyeliler, mülteci yada göçmen değil, geçici koruma altında kişiler olarak kabul ediliyor ve ona göre uygulamalara tabii tutuluyorlar.. 

Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında, “sınırları açma, geri göndermeme ve gelenlerin temel ve acil ihtiyaçlarının karşılanması” unsurlarının yerine getirilmesi gerekiyor..

Geçici koruma, “ülkesinden zorla ayrılan ve geri dönemeyen, acil ve geçici koruma bulmak amacıyla kitlesel olarak veya bu kitlesel akın döneminde bireysel olarak sınırları geçen ve uluslararası koruma talebi bireysel olarak değerlendirmeye alınamayan yabancılara sağlanan koruma” olarak tanımlanıyor..

“DEVLET ‘MİSAFİR’ DİYOR

Suriyeliler, Türkiye’de hükümetten maaş almıyor..

Geçici koruma altındaki belirli şartları sağlayan Suriyelilere, Avrupa Birliği ülkeleri tarafından finanse edilen Avrupa Birliği projeleri ile nakdi yardım yapılırken Türkiye’de kendi gücü ölçüsünde destek sağlıyor.. 

Özellikle bir dönem Suriyeliler için nekadar para harcandığı açıklandığında bu tartışmalara yol açıyordu.. Bir süredir harcanan para miktarı hükümet temsilcileri tarafından dile getirilmemesine rağmen Erdoğan’ın önce açıkladığı rakamları hatırlatan siyasiler eleştiride bulunuyor..

“Türkiye’deki Suriyelilerin statüsü belli değil, onlara devlet hala ‘misafir’ diyor. Laf olarak mülteci, sığınmacı deniyor ama hukuksal olarak karşılığı yok. Avrupa dışından geldikleri için zaten Türkiye’de uzun süre kalamazlar, bir yere gitmek durumundalar” görüşünü savunanlar da var.. 

Sığınmacılar-2.jpeg

Yurdunu terk edenler gittikleri yerde de istenmiyorlar / Fotoğraf: AA

GİDENLERİN CAN GÜVENLİĞİNE İLİŞKİN GARANTİ YOK

Fakat Suriyelilerin Türkiye’ye gelişinin üzerinden neredeyse 10yıl geçmesine rağmen kimsenin bir yere gittiği yok.. 

Sebebide ülkelerindeki ateşin hala sönmemiş olması.. Suriye’de kimi bölgelerde kısmı olarak kontrol sağlanmış olsada gidecek olanlarının can güvenliğinin olacağına ilişkin garanti bulunmuyor.. 

Bu nedenle kimi çevreler Türkiye’deki Suriyelilerin gitmesini istesede bu durumun neredeyse imkansız olduğunu biliyor.. 

Zaten akademisyenler ve mülteciler konusunda faaliyet gösteren dernek ve vakıfların yöneticileriyle hukukçular, bunu dile getiriyor.. 

Bir ülkeye sığınanların zorla geri gönderilmeyeceğini pek çok bilim adamı ve hukukçu ifade ediyor.. 

“HEM YASAL HEM DE AHLAKİ OLARAK MÜMKÜN DEĞİL” 

Onlardan biri göç ve göçmenler konusunda birçok çalışmaya imza atan sosyolog ve iletişimci Sakarya Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel..

Prof. Dr. Adıgüzel, içsavaş ve çatışma nedeniyle ülkelerini terk etmek durumunda kalan insanları siyasete alet edilmemesi gerektiğini görüşünde.. 

Popülist söylemleri savunmanın kolay olduğunu, kimi siyasetçilerin oy ve alkış almakiçin bazen ırkçı söylemlere sarılabildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Adıgüzel:

“Suriyelilerin en kısa zamanda ülkelerine döneceğini yada dönmezlerse zorla gönderileceklerini söylemek gerçekçi değil.. Bu hem yasal hem ahlaki olarak mümkün değil..”

Türkiye’de hem göçle ilgili yasal düzenlemeler hemde Türkiye’nin altına imzasını koyduğu uluslararası yasalar, mültecilerin zulüm riski olan yere geri gönderilmemesini öngördüğünü anımsatan Adıgüzel:

“Bu gerçeği bile bile ‘Suriyeliler gönderilsin’ diye her gün ekranlarda ırkçılığa varan Suriye düşmanlığı yaparak milleti avutmak, bir yalanı bilebile sürdürmek anlamına geliyor.. Kamuoyunun tepkisini göze alarak söylemek zorundayız..”

“SIĞINMACILARIN ÖNÜNDE ÜÇ YOL VAR” 

“Gönül ister ki herkes huzur içinde, gönül rahatlığı ile vatanına dönsün” diyen Prof. Dr. Adıgüzel:

“Kim; yük olarak görüldüğü, ezildiği, horlandığı, ‘gitsinler’ diye gözlerine bakıldığı bir yerde yaşamak ister.? Suriye’de bugüne kadar bir milyona yakın insan hayatını kaybetti.. Ülkede hala güvenlik yok.. Rejimin ve YPG’nin kontrol ettiği bölgelere güvenli bir şekilde geridönmek mümkün değil..

Türkiye’nin kontrolündeki bölgelere 450bine yakın kişi geri dönüş yaptı.. İdlib’de ise Rejim kontrolündeki yerlerden kaçanlarla birlikte 4milyona yakın insan yaşıyor.. Yani dönmesi mümkün olanlar zaten topraklarına döndüler..”

Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’e göre sığınmacılar için uluslararası hukukta olarak üç yol var.

  • Ya gönüllü olarak geri dönecekler,
  • Ya gönüllü olarak üçüncü bir ülkeye gidecekler,
  • Ya da sığındıkları ülkeye yerleşecek ve uyum sağlayacaklar..

Türkiye’nin göç yönetimi konusunda bu seçeneklerin tamamını hukuk çerçevesinde uygulamaya çalıştığını vurgulayan Adıgüzel:

“Ancak başta Avrupa olmak üzere, dünyanın diğer ülkeleri bu konuda Türkiye’yi yalnız bıraktı.. Ama Türkiye, her şeye rağmen tarihte olduğu gibi mazlumlara kol kanat germeye devam ediyor..”

“DÜŞMANLAŞTIRMAK YERİNE …”

Sosyal medyada Suriyelilere yönelik kin ve nefret içeren mesajlar paylaşanların aslında Türkiye düşmanlıklarını gösterdiklerini dile getiren Adıgüzel:

“Bunların, Türkiye’deki barış ortamını baltalamak istediklerini unutmamak lazım.. Bu bilinçli kötülüğü yayanların birçoğunun hiçbir Suriyeli ile teması yok.. Okulda, iş yerinde, mahallede arkadaşlık yapmıyor, komşuluk etmiyor, ticari bir münasebetleri olmayan insanlar hakkında bilinçli bir düşmanlık üretip yayıyorlar.. Siyasetçiler ve medyadan aldıkları cesaretle düşmanlık seviyelerini sürekli yükseltiyorlar..

Bu söylemler Türkiye’deki sosyalbarışa hizmet etmez.. Biz herkes evinde ve toprağında mutlu olsun istesekde birlikte yaşamak zorundayız.. Öyleyse düşmanlaştırmak yerine, bu ülkeye güç katacak insanlar olmaları için gayret edilmeli.” 

“SIĞINMACILARIN GİTMESİ İÇİN SAVAŞIN BİTMESİ LAZIM” 

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Abdullah Resul Demir’e göre “geçici koruma statüsünde” Türkiye’de yaşayanları ülkelerine gönderilmeleri bazı şartların sağlanması durumunda tabiiki mümkün..

Demir, bu şartların oluşmaması halinde insanların zorla savaş, iççatışma ve krizlerin yaşandığı ülkelerine gönderilmesinin suç teşkil edeceğini ifade etti..

Türkiye’de Suriyeliler başta olmak üzere “geçici koruma” altında yaşayan veya düzensiz göçle gelen insanlara yönelik nefret suçunun işlenmesine karşı çıkıyor Demir.. 

Uluslararası Mülteci Hakları Derneği olarak Türkiye’ye gelen insanların ülkelerine gönül rızasıyla gidebilmelerini sağlayacak şartların oluşturulması için uğraş verdiklerini dile getiren Demir:

“Suriyelilerin gönderilmesi için kendi ülkelerindeki savaşın bitmiş olması, geri döndüklerinde gerekli can güvenliklerinin sağlanıyor olması lazım..”

“SURİYE’DE CİDDİ KARMAŞA DEVAM EDİYOR” 

Bugün itibarıyla kimilerinin iddia ettiğinin aksine Suriye’de henüz insani koşulların sağlanmadığını aktaran Demir,:

“Suriye’de çatışmasızlığın sağlanması için görev yapan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik saldırılar düzenlenmekte.. Ciddi bir siyasi karmaşa devam etmektedir. Daha önce de yapılmış ve alınmış garantilere rağmen oraya bir şekilde gönüllü giden Suriyelilerin akıbetleri hakkında bilgi alınamaması sebebiyle insanların geri gönderilemeyeceğini düşünüyoruz.. Şartlar sağlanır, uluslararası alanda gerekli garantiler veriler ve Suriye’de istikrar temin edilirse o zaman insanlar geri gönderilebilir..”

Suriyeliler başta olmak üzere içsavaş, çatışma ve kriz nedeniyle ülkesini terk edip Türkiye’ye gelenlerin GeçiciKoruma altında olduklarını, ayrıca bunların uluslararası hukuktan kaynaklı yaşam haklarının bulunduğunu vurgulayan Demir:

“Herhangi bir kişi ülkesinde döndüğünde can güvenliği yoksa, işkenceye maruz kalma ihtimali varsa, ölümle karşılaşacaksa, hiçkimse bunu ülkesine gönderemez.. Sadece daha güvenli üçüncü bir ülkeye gönderilebilir bu insan..”

“Suriyeliler için vatandaşlığa giden yol engellenmiş durumda” 

Suriye’deki mevcut şartların insanları geri göndermeye elverişli olmadığının altını çizen Demir:

“Bir tarafından Suriye rejimi, bir tarafından Rusya, bir tarafından Amerika, bir tarafından İran güçleri var.. Türkiye’de bazı bölgelerindeki çatışmaları engellemek için faaliyet gösteriyor.. Böyle bir ülkeye kim gidebilir ki..? Türkiye’de bulunan Suriyeliler 10yıldır ‘geçici koruma statüsünde’ yaşıyorlar.. Oysa eğer başka bir hukuki statüde gelmiş olsalardı şimdiye kadar çoktan vatandaş olurlardı.. Onların statüsü, vatandaşlık sürecini başlattırmıyor.. Kitlesel olarak geldikleri için Türkiye bunların şartlı kabul ediyor.. Geri döneceğini hesaplayarak işlem yapıyor.. Ama bulundukları statü, vatandaşlığa giden yolları engellenmiş durumda..” 

“Özcan nefret suçu işliyor” 

Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın açıklamalarınada değinen Abdullah Resul Demir, sarf edilen sözlerin anayasaya aykırı olduğunu belirtti.. 

Anayasanın 10. maddesinde bütün idarelerin eşitlik ilkesine uygun hareket etme zorunluluğuna işaret ettiğini Bolu Belediyesi’ninde bir idare olduğunu dolayısıyla yasaya göre işlemde bulunması gerektiğini hatırlatan Uluslararası Mülteci Hakları Derneği Başkanı Abdullah Resul Demir:

“Belediye Başkanı Özcan’ın sözleri suç teşkil etmektedir. Türk Ceza Kanunu’nun 122. maddesinde ‘din, dil, ırk, milliyet, cinsiyet, siyasi düşünce, mezhep farklılıklarından nefret nedeniyle -Tanju Bey’in yabancılara karşı nefreti olduğunu düşünüyoruz- bir kişinin belli bir hizmetten yararlanmasını engelleyen kimse 1 yıldan 3yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır’ diyor.. Dolayısıyla Tanju Bey, bir kısım insanları kamuyararından istifade etmesini engellemiş oluyor.. Yaptığının nefret ve ayrımcılık suçuna girdiğini düşünüyoruz.. Bunun için Tanju Bey’i samimiyete ve özene davet ediyoruz..”

“SIĞINMACILAR, ‘GERİ GÖNDERME YASAĞI’ KAPSAMINDADIR” 

Mülteci, sığınmacı ve göçmenler konusunda çalışanlardan biri de hukukçu Abdulhalim Yılmaz. 

Yıllardır pekçok sığınmacıyı maruz kaldığı haksız uygulama nedeniyle savunan avukat Yılmaz’a göre millet ve ırk farkı gözetmeksizin her sığınmacı, “geri gönderme yasağı” kapsamında..  

“Geçici koruma altındaki Suriyeliler” ve “uluslararası koruma altındaki göçmenlerin” gidecekleri yerde kötü muamele veya işkence varsa bunların gönderilemeyeceğine ilişkin içtihatlar olduğunu hatırlatan Yılmaz:

“Devletler bir araya gelip kendi aralarında ‘göçmelerin ülkelerine göndereceğiz’ türünde bir sözleşme imzalayamazlar.. Anayasanın 17. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi işkence ve kötü muamele ihtimali olan bir yere suçlu işleyen birinin bile gönderilmeyeceğini ortaya koyuyor.. İç hukuktan başlarsak 6458Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 4. maddesi, geri gönderme yasağını belirtir.. Aynın kanunun 55. Maddesi de sınır dışı edilemeyecek insanları sayıyor” değerlendirmesi yaptı.. 


“Geri gönderme yasağı Türkiye’nin iç hukukunda var” 

Geri gönderme yasağının uluslararası hukukta “aksi düzenlenemeyen” kural olduğunu vurgulayan Yılmaz:

“Cenevre Sözleşmesi’nin 33. maddesi de mültecilerin geri gönderilmesini kesin olarak yasaklar. Geri gönderme yasağı, Türkiye’nin iç hukukunda da mevcut bulmuş durumda. Yani hem iç hukukta hem de uluslararası hukukta iç savaş, çatışma, kriz, kötü muamele ve işkencenin olduğu ülkelere, o devletini vatandaşlarının geri gönderilmesini engelleyen yasal düzenlemeler mevcuttur. Dolayısıyla Suriye’de iç savaş devam ediyor. Bu nedenle onların ülkelerine gönderilmeleri mümkün değil. Ancak güvenli bir ortam sağlanırsa Suriyelilerin gönderilmesi sağlanabilir. Aynı durum da Afganistan’dan gelen sığınmacılar için de geçerli. Orada da yaşayan insanların can güvenliğinin garantisi bulunmuyor.” 

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish// Adem Demir

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top