GÜNDEM

SBK SKANDALLARI BİTMİYOR: HİÇBİR ŞEY OLMASA BİLE KESİNLİKLE BİR ŞEYLER OLDU

SBK OLAYI NEREYE BAĞLANIR?

“Türkiye, 2000’lerden sonra vakum gibi etrafındaki pislikleri de kendine çekmiş”

PARAMOUNT HOTEL’DEN ÖZBEKİSTAN’A: “BİR SUÇ OTOBANI”

Belli ki “yonca kavşağını” Türkiye’nin oluşturduğu uluslararası bir suç otobanına bakıyoruz.. Türkiye, 2000’lerden sonra vakum gibi etrafındaki pislikleride kendine çekmiş anlaşılan..

12 Haziran

Ölene dek iktidarda kalan İslam Kerimov, SSCB sonrası Özbekistan’ın ilk devlet başkanıydı..

Afganistan’a müdahale esnasında ABD’ye verdiği üs karşılığında zorba siyasetine, Batı’dan cömert bir tolerans satın almıştı.. Ta ki 2005’te Putin’siz iktidarda kalamayacağını anlayıp, dümen kırana dek.. Tartışmalı referandumlarla görev süresini uzatarak 26yıl hüküm süren Kerimov, cumhuriyetten tek adam rejimine uzanmış bir siyasi kariyerdi.. Ardında Asya’nın en berbat rejimlerinden birisini miras bırakarak, 2016’da öldü..

İşte o lanetli mirasın bir parçası, Türkiye’yi sarsan bir skandalın ortasında boygösteriyor şimdi: BOTIR RAHİMOV..

Paramount Hotel’in şaşkınlık veren “çökme” hikayesini çoğunuz dinlemiş veya okumuşsunuzdur..

Otelin ilk sahibi Atilla Uras’ın kızı Yasemin Uras ayrıntısıyla Zanka TV’ye anlattı. Uras’ın iddiası akıllara durgunluk vericiydi gerçekten.. “Kırmızı bültenle aranan Rus mafyasının parasını aklayan BotırRahimov otelimize çöktü… Bir de Rahimov’un yanında CihanEkşioğlu diye biri türedi.. Ekşioğlu, babamın vefat ettiği gün otelimize tankla girdi” diyordu..

Hikayenin devamı dahada karmaşıklaştı..

Otelin sonradan Sezgin Baran Korkmaz’a geçtiği, orada hakimleri, gazetecileri ağırladığı ortaya çıktı.. Böylece SBK Holding meselesinin içeride ve dışarıda bambaşka yerlere uzandığını, Peker’in videoları ile önümüze düşen kayaların sadece “yerli suç şebekesinden” kopmadığını öğrenmiş olduk..

Peker, ifşaatlarına belki bireysel bir hesaplaşma maksadıyla başladı ancak, iş giderek “Türkiye çamaşırhanesi”nin anakolonlarını ortaya seren uluslararası bir boyuta evriliyor..

Nasıl ki YalıkavakMarina’nın aynasından, Azerbaycan oligarşisinin dahil olduğu aile fotoğrafını görmüşsek; Paramount Hotel’in serencamı da Dubai aktarmalı Özbekistan oligarşisinin bir resmini çiziyor bize.

“RAHİMOV KİMDİR VE TÜRKİYE’NİN GÜNDEMİNE NASIL GİRMİŞTİR?”

Hadisenin bu yönüne odaklanalım biraz..

Üzerinde az durulan “Rahimov kimdir ve Türkiye’nin gündemine nasıl girmiştir?” sorusunun yanıtını, Özbekistan’dan başlayıp biraz mafya, biraz turizm, biraz magazin sayfalarında gezinerek arayalım..

Şu sıralar Özbekistan da Kerimov ailesinin ortalığa saçtığı cerahatlerle meşgul.. Kerimov’un ölümünden sonra devlet başkanı olan ŞevketMiziyovev’in iktidar mimariside pek bir şeyi değiştirmedi.. Her ne kadar Kerimov’un kızlarının yurtdışına kaçırdıkları milyarlarca dolar servet, yargı konusu yapılmış olsada ülkedeki rejimle sembiyoz halindeki suç ekonomisi, yerli yerinde duruyor..

Botır Rahimov, Özbekistan sarayına yakın bir isim..

Özelleştirme dalgasında alüminyum tekelini ele geçirmesinden dolayı, “Botır-Alüminyum” olarak anılıyor.. Futbol kulübü, otel ve restoran zinciri sahibi.. Birara ülkesinde ve İspanya’da mafya operasyonlarında gözaltına alınmış.. ABD’nin kara para aklama suçlamasıyla karşıkarşıya..

2006’da verdiği bir röportajda geniş ailesini, yoksulluğunu, yükselişini anlatırken, en yakın arkadaşı ve ortağı olarak bir ismi telaffuz ediyordu: Yuri Kuzmin.

Hikayenin Türkiye ayağı da burada başlıyor…

31Mart 2017 günü, turizm haberlerine yer veren “turizmguncel.com” sitesinde yayınlanan röportajın konusu, PHR FZ-LLC ve Targets Investment Turizm AŞ’nin ortak işletecekleri Bodrum’daki Paramount Hotel’in, 6Mayıs’ta yapılacak dünya prömiyeriydi..

Konuşan iki kişi vardı. Biri PHR FZ-LLC adına CEO Thomas van Vliet, diğeri Target Investment Müdürü Yuri Kuzmin..

PHR FZ-LLC, 2012’de Dubai’de, Targets Investment ise 2014’te Suudi Arabistanlı Abdulaziz Abdulmhsen Alrowaised ile Vedat Dalkıran tarafından Bodrum’da kurulmuştu.. 2015’te İstanbul’a taşındı ve hemen ardından hisselerin yarısı Sardor Rahimov’a satıldı.. Aynı yılın sonunda bütün hisseler Yuri Kuzmin’e geçti..

Vedat Dalkıran ise turizm yatırımlarıyla bilinen birisi.. Kariyeri Fettah Tamince’nin Rixos’unda CEO olarak parladı.. Bazı başka turizm şirketlerinde yöneticilik, kurucu ortaklık yaptıktan sonra, en son Simit Sarayı ile duyduk adını..

22 Aralık 2019 günü Sözcü gazetesindeki köşesinde Serpil Yılmaz, Denizbank’a yüklü borcu olan SimitSarayı’nın, Ziraat Girişim Sermayesi tarafından satın alınacağını ve tepkiler üzerine satıştan vazgeçildiğini yazıyordu.. Yılmaz, batığın kaynağının SimitSarayı’nın Londra’daki yatırımları olduğunu ifade ediyordu.. Şirketin Avrupa yatırımlarını yöneten kişi Cüneyt Solak’tı ve Solak, VD Proporties Investment London’ın genel müdürüydü.. Serpil Yılmaz köşesinde şirketin yüzde49’unun Dalkıran’a, yüzde51’inin Simit Sarayı’na ait göründüğünü aktarıyordu..

Dalkıran, gündemdeki otele marka taşımakla ünlüydü.. Nitekim ilk Golden Savoy’u getirdi.. 2015’te de Dubai Holding’e ait Jumeriah markasını.. 2016’da Jumeriah’ın ayrılacağı haberleri üzerine, “15 senelik kontrat yaptık” diyordu. Ne varki iki yıl sonra Paramount çıktı ortaya..

Sürekli el değiştiren hisseler, kağıt üzerinde kurulup kapanan şirketler tabloyu biraz anlatıyor aslında.. Fakat haberlerde “mafyanın para aklayıcısı” denilerek şöyle bir değinilip geçen Rahimov ismi çok daha fazlasını vadediyor..

Paramount Hotel ile ilişkisinin başladığı 2016yılında Rahimov, Türk vatandaşlığına geçip Bahtiyar İkramoğlu adını alıyor; İstanbul’da 100 TL sermayeli, “Bahtiyar İkramoğlu Alkaranfil Gayrimenkul AŞ” adlı bir şirket kuruyor; Özbekistan’da görkemli bir düğün yapıyordu.. Ve bütün bunları nisan ayına sığdırabildi..

Kremlin’in has oligarklarından, Forbes’ın zenginler listesinde üst sıralarda bulunan Alisher Usmanov’un, trafik kazasında ölen yeğeninin eşi, aynı zamanda Özbekistan Devlet Başkanı’nın da yeğeni olan, Diyora Usmanova ile evlendi, Rahimov.. Muazzam bir akrabalık bağıydı bu..

Zira, Alisher Usmanov özellikle İngiltere’nin daima gündemindeydi.. Arsenal Futbol Kulübü’nün hisselerini alması olay olmuştu.. O günden beri de Roman Abramovich ile birlikte Putin’e en yakın oligark olarak tartışmaların odağında duruyor.. Rusya’nın en zengin üçüncü kişisi, hemen her yaz Bodrum’a demirlediği lüks yatı ve harcamasıyla Türkiye basınındanda ilgi görüyor..

Mesela; 2018’de Bodrum Yalıkavak Marina’ya demirleyip, 400 bin litre yakıt alması, “Resmen servet bıraktı” başlığıyla sürmanşetlerden verilmişti..

Dolayısıyla Rahimov, öylesine geçiştirilecek bir isim değil.. Kendi ülkesinde yaşanan soygunların, kara para trafiğinin bir parçası. Bugün üzerimize çöken “dehşet koalisyonunun” uluslararası kaynaklarını işaret eden önemli ipuçlarından birisi..

Belli ki “yonca kavşağını” Türkiye’nin oluşturduğu, uluslararası bir suç otobanına bakıyoruz.. Nereye elatılsa; ABD’den Singapur’a, Malta’dan Dubai’ye, Ukrayna’dan Suriye’ye, Balkanlar’a uzanan ilişkiler ağı beliriyor..

Tarihi karanlık dehlizlerle dolu Türkiye, 2000’lerden sonra vakum gibi etrafındaki pislikleri de kendine çekmiş anlaşılan.. Hangi ülkede yolsuzluk, uyuşturucu, kara para skandalı patlarsa direkt buralara bağlanıyor çünkü..

Dolayısıyla şu günlerde başımızı döndüren skandallar sadece içerideki karanlığın derinliğini göstermiyor; aynızamanda birbirine benzeyen rejimlerin nasıl bir “akrabalık bağına” sahip olduğunu da netleştiriyor..

BEBEK KORUSU’NUN ‘TAPULU’ OLİGARKI

Boğazın tarihi aynızamanda iktidar değişimlerine paralel mülkiyet değişiminin ve “mala çökme”nin de tarihidir..

BAKIN, BEBEK KORUSU DA KİME GEÇMİŞ?

15 Haziran

Fazlasıyla karışık görünüyor herşey.. İsimler, şirketler, olaylar üzerimize boca ediliyor sanki.. Takip etmek bir yana, her adımda ortayaçıkan yeni ilişkilerle genişleyen meseleleri anlamak gittikçe zorlaşıyor..

Oysa tanık olduklarımız, normal işleyişten birer sapma değildir. Bizatihi Türkiye siyasetinin ve sermaye ilişkilerinin ençıplak halidir..

Bugün “tertemiz” köşesinde olan biteni izleyen patronların servetleride “çökme”lerle dolu çünkü.. Marx’ın söylediği gibi; para bir yanağında kanla doğuyorsa, sermaye tepedentırnağa kana bulanmış halde gelir.. Sözün hakkını Türkiye sermayesinin fazlasıyla verdiği muhakkak..

Mafya, patronlar kulübünün bir parçasıdır.. İş alanları, piyasanın çelişkilerinden doğar.. Sermaye sahipleri için çarkları hızlandıran faydalı aparatlardır..

Mesela; bir ihalede rekabeti bitirebilir, bir mülkün eldeğiştirmesini sağlayabilir, bir ormanı yakıp otele uygun hale getirebilir, sıcak para ihtiyacını giderebilir veya grevdeki işçiyi, toprağını savunan köylüyü dövebilir.. Olağanüstü halin etkili gücüdür onlar..

Dolayısıyla, “her servetin altında bir suç yatar” diyen Balzac’ın öğüdünü dinleyip, suçla mülkiyet arasındaki ilişkiyi açığa çıkarabilecek heripucunu izlemek lazım..

Zira suç, eninde sonunda patronlar kulübünün saygın bir üyesinin servetinin temeli haline gelecektir.. Bakın, Bodrum’un en lüks otelinin, en büyük marinasının altından neler çıktı.. Turizm kralı, inşaatdevi diye dolananların çıkınında dahaneler var kim bilir..

İşte Paramount Hotel vakasıda böylesine verimli malzemeler sunuyor bize.. Üstelik Peker, “ne de olsa suç örgütü lideri” diye belki geçiştirilebilir lakin, Atilla Uras’ın kızı Victoria Yasemin Uras’ın yargıya taşıdığı davaya böyle bakamayız.. Onun belgeleriyle ortaya çıkardığı ilişkiler, iktidara ve büyük sermayeye uzanan bir hattı çiziyor..

Yasemin Uras, ParamountHotel’de yaşananları anlatırken, Bebek Korusu’nunda kara para aklamakla suçlanan aynı isimlerin eline geçtiğini söylemişti.. İstanbul’un endeğerli mülklerinden birine dair ciddi iddiaydı bu..

BebekKorusu denize nazır, içinde kültür varlığı olarak tescillenmiş ağaçların olduğu devasa bir arazi.. Değeri bugün milyonlarca doları buluyor.. Boğaz kıyıları özel düzenlemelerle korunan, iktidar değişimleriyle beraber sermayenin mülkiyet değişiminin de izinin sürülebileceği müstesna bir harita zaten..

Bebek Korusu’nda neler yaşandı peki?

Önce acelecilik ve kolaycılıktan dolayı kamuoyuna yanlış yansıyan bir bilgiyi düzeltelim. İki Atilla Uras, sürekli karıştırılıyor..

Paramount Hotel’i inşa eden Atilla Uras, SSCB ile ticaret yapmış, Bodrum’da oteller kurmuş ve 26 Haziran 2018’de, 81yaşında yaşamını yitirmiş bir turizmciydi..

Diğer Atilla Uras ise 1990’ların banka skandalına adı karışan, içi boşaltıldığı için TMSF tarafından el konulan MarmaraBank’ın sahibiydi. Yargılandı, beraat etti ve halen ABD’de yaşıyor..

Turizmci Atilla Uras’a ait Bebek Korusu da, Paramount Hotel’i elegeçirme sürecinin başladığı günlerde el değiştirir..

Hotel için paraya ihtiyacı olan Uras’ın imdadına Baki Kayan yetişir.. Kayan, daha sonra Paramount markasını alacak olan oteli inşa eden, Bodrum’da kurulu Baki Kayan İnşaat’ın sahibidir.. Bebek Korusu’na ciddi alıcıların çıktığını söyler ve görüşmeleri yapmak için vekalet alır.. Buraya kadar yasal bir sorun yok elbette.. Hatta sonrasındada yok.. Sorun, alankişinin kimliğinde zaten..

Satılan arazi şurası:

Kayan, 16Mart 2016 günü 13 bin 61 metrekarelik koruyu, 32 milyon 480 bin lira karşılığında satar.. Sattığı kişi, Bahtiyar İkramoğlu’dur.. Yani aynı yıl Türk vatandaşlığına geçen, Özbekistan’ın tescilli oligarklarından, kara para aklama suçlamalarıyla karşı karşıya olan, mafya operasyonlarında gözaltına alınan Botır Rahimov..

İkramoğlu adına düzenlenen tapu kaydı şöyle:

Tapuda satış ve ipotek ibaresivar.. Arazi, daha sonra Körfez sermayesine geçmiş bir bankanın, Anadolu yakasındaki özel bankacılık şubesinden çekilen 50milyon liralık krediyle satın alındı.. Yani kredi ödenmediği taktirde arazi, bankaya geçecek..

Şimdi asıl konu, arazinin sonraki seyrinin ne olacağı. Yangın mı çıkacak, ağaçlar mı kesilecek, imar planları mı değişecek? O vakit bir suçlunun uhdesinden çıkıp, hepimizin tanıdığı birilerinin mülkiyetine geçtiğini göreceğiz işte.

BİZ PEKER VİDEOSU BEKLERKEN, PARAMOUNT HOTEL SİNGAPUR’A UÇTU!

Herkes merakla Peker videosu, SBK itirafı beklerken, skandalın merkezindeki otelin mülkiyeti göz göregöre Singapur’da ne olduğu belirsiz bir şirkete uzandı..

21 Haziran

‘Sezgin Baran Korkmaz’ olayı gayya kuyusu..

Skandalın kavşak noktasındaki ParamountHotel, siyasi ve iktisadi çürümenin abidesi olma yolunda hızla ilerliyor.. Sadece rüşvet ve karapara meselesini barındırmıyor çünkü; türlü şantajları, mala çökmeleri, ihale pazarlıklarınıda içeriyor..

Siyasetçiler, gazeteciler, emniyet müdürleri, bürokratlar, silah tüccarları… Medya tetikçilerinin masasında, “Mavi Vatan” mimarı emekli paşada boy gösteriyor.. Salkım saçak bir skandal bu.. İşin fazla dallanıp budaklanmasını istemeyecek olanların sayısı hayli fazla..

Dolayısıyla otelin etrafında kapkaranlık bir ağ örülü..

Skandalın SBK, Veyis Ateş ve SüleymanSoylu’nun ötesine geçmesi için ağın ilmekilmek çözülmesi lazım.. Çözülür mü peki..?

Yanıt için, gözümüzün önünde duran ama bir türlü netleştirilemeyen başka bir sorudan yolaçıkmak lazım:

Meşhur Paramount Hotel şuanda kimin..? Daha da önemlisi otel, bina olarak Bodrum’da duruyor da “varlığı” nerede..? ABD’nin önceki gece yayımladığı ve el konulmasını talep ettiği listede açıktan niye yer almıyor..? Mesela; aynı bölgedeki Kervansaray Otel’e el konulması istenirken, ParamountHotel bulunmuyor..

Çünkü MASAK raporunda SBK Holding ile bağlantılı şirketlerin hesapları incelenirken, otelin adı dahi anılmadı.. Düğümde burada başlıyor işte..

Ortada kara para davası varken, kamuoyu ’10 milyon Euro rüşvet’ iddiasıyla çalkalanıp Peker ‘çökme’ hikayeleri anlatırken, kısa süre önce otelide kapsayan bir mülkiyet değişimi gerçekleşti..

Önce özet bir döküm yapalım.

Paramount Hotel’in arazisi Hazine’ye ait, üst kullanım hakkı 49 yıllığına Ufuk Turizm’e, Atilla Uras’ın şirketine verilmişti.. Oteli de Uras inşa etmişti..

Bodrum Tapu Müdürlüğü’nün resmi verileri şöyle:


Tapuda hâlâ “devlet ormanı” olarak geçmesi başlı başına hazin bir durum esasında..

Hikayenin yayınlanan kısmını özetleyelim:

UfukTurizm hisseleri “çökme” ile önce Özbekistan kökenli bir Rus’a geçiyor.. Ardından TuranAvcı çıkıyor sahneye.. 2017yılında, CNN Türk yayınında oteli aldığını açıklıyor.. 2019’a gelindiğinde SBK devreye giriyor.. İşletme hakkı olan şirketinhisselerini Polonya ve Çekya bağlantılı başka bir şirket üzerinden devralıyor.. Aynı dönemde otel sahibi olarak karşımıza çıkan isim “tanklı baskın” iddiasının aktörü CihanEkşioğlu. Oda ikinci “çökme”nin merkezinde.. Bugüne kadar otelde bedava kalan herkes onun ismini verdi zaten.. Şu anda oteli işleten ise Be Premium Bodrum adıyla ŞabanKayıkçı. Saray’a uzanan ilişkilere sahip..

Şimdiye kadar duyduğumuz anaaktörler böyle.. Her birinin birbiriyle ilişkisi, resimleri filan dökülüyor ortalığa.. Belli ki otel; uyuşturucu tacirlerinin, silah tüccarlarının, ülkesini soymuş oligarkların, simsarlar aracılığıyla işlerini gördürecek bürokrat ve siyasetçilerle buluştuğu bir “suç fuarı”na dönüşmüş..

“Baba 2” filminde, para aklamak isteyen mafyanın toplanıp siyasetçilere rüşvet havuzu kurdukları Küba’daki oteli gözünüzün önüne getirin, tam olarak öyle bir yer..

Ama görünen o ki otelin kendiside tıkır tıkır işleyen bir “çamaşırhane” aynı zamanda.. Geceliği boşuna 100bin lira değil yani.. “Arkadaşım ödedi” sözünü göz yaşartıcı dostlukların ifadesi saymak, saflık olur herhalde..!

İşte Türkiye’nin en büyük skandalının merkezindeki bu otelin ucu, ifşa nehrinin gürülgürül aktığı günlerde, gün ışığında resmi onaylarla Singapur’a uzandı.. Nasıl mı?

SBK’nın enbüyük alımlarından birisi, köklü bir sigorta şirketinin çoğunluk hissesiydi.. 1988’de Commercial Union AŞ. adıyla kurulan, 2004’te Aviva Sigorta olan ve 2015’de Unico Sigorta’ya dönüşen şirket, sektörün büyük oyuncularından. 31Aralık 2019’da Unico’nun yüzde 79,74 hissesini, Heksagon Mühendislik ve Tasarım AŞ. satın aldı..

Heksagon’u 2006yılında Kıraça Holding’in sahibi İnanKıraç ile Karsan’da ortağı olan Jan Nahum kurmuştu. 2019yılında ise SBK Holding, Heksagon’un yüzde 87,99’luk çoğunluk hissesini aldı..

Hemen hatırlatalım; bu satış, Soylu’nun 45milyon dolar alacağı silmesi için SBK’ya baskı kurduğunun iddia edildiği olayın dışında..

Böylece SBK, Heksagon üzerinden yüzde 79,74’lük hissepayı sayesinde Unico Sigorta’nın da hakimi haline geldi. Heksagon’un yönetim kurulu başkanlığını Nahum yürütüyor..

Sigorta şirketlerindeki hisse değişimleri, normal şirketlerden çokdaha sıkı denetlenir ve mutlaka Hazine bünyesindeki Sigorta ve Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun onayı şarttır.. Üzerine birde Rekabet Kurumu incelemesi yapılır.. Ticaret Sicil Gazetesi’ndede hisse devrinin ancak onay çıktıktan sonra bittiği yazıyor..

Unico’nun 2020Faaliyet Raporu’nda yeni ortaklık şöyle yer alıyor:

Burada açıkça “hülle” söz konusu.. SBK’nın, Unico’nun hissesini doğrudan almaya izin çıkmama ihtimaline karşı, önce Nahum’un şirketi alınıp aracı yapılmış.. Çünkü ABD’de SBK hakkında kara para davası açılmıştı.. Ve 2019 Mart ayında ABD, Türkiye’ye yazıyazıp adli yardım talebinde bulunmuştu..

Hadi diyelim Türkiye kulağının üzerine yattı ve soruşturma açmadığından dolayı hisse devirlerine onay verildi.. Peki ya sonrası?

2020’nin Ekim ayından itibaren SBK vakası patlıyor Türkiye’de.. Önce gözaltı kararı ve mallara el koyma, sonra alelacele kararların kaldırılması; 5Aralık’ta SBK’nın İsviçre’ye gitmesi; 28Aralık’ta MASAK’ın kara para raporu; hazırlanan iddianamenin 2Mayıs 2021’de mahkemece kabul edilmesi ve nihayetinde Sedat Peker’le başlayan, SBK ile devam eden ifşaatlar…

Türkiye skandalla sarsılırken, 5Mayıs 2021 günü Nahum başkanlığında toplanan Heksagon yönetim kurulu yüzde 87,99’luk SBK Holding hissesinin başka şirkete devrine karar veriyor..

Ve 25Mayıs 2021 günü Ticaret Sicil Gazetesi’nde, Heksagon’un yeni sahibinin Singapur’da, 7 Temasek Boulevard, 15-02 Suntec Tower 1 adresinde kurulu RB Investments PTE adlı şirketi olduğu duyuruluyor..

Bildiğimiz “bir masa bir sandalye” tarzı off shore şirketlerden.. Hindistan vatandaşı gencecik üç yöneticinin adının görünmesi dışında başkada bir kayıt bulunmuyor.. Haliyle bu tuhaf şirket, Heksagon üzerinden Unico Sigorta’nında hakim ortağı oluyor..

Nitekim Unico’nun dört yöneticisi de MASAK raporunda geçen, ABD’nin bugün el konulmasını istediği SBK’ya ait Biofarma, Mega Varlık gibi şirketlerin de yönetiminde..

Tarihi hatırlatalım: 25Mayıs 2021! Yetkililerin canlı yayınlarda SBK’yı “kara paracı”, “suçlu” ilan ettikleri, Türkiye’ye teslim olması çağrısı yaptıkları günlerde, onun en büyük alımlarından birisinin hisselerinin “hülle” yoluyla el değiştirmesine nasıl göz yumuldu?

Şimdi gelelim Paramount Otel’in alakasına…

Unico Sigorta’nın 31Aralık 2020 tarihli bağımsız denetim raporunun 44’üncü sayfasında, “Yatırım Amaçlı Gayrimenkuller” başlığı altında şöyle deniliyor:

“Şirket 2020yılında kira geliri ve değer artış kazancı elde etmek amacıyla gayrimenkul satın almıştır.. 2019yılında yoktur.”

Unico’nun 2020’de 16milyon 248 bin 90 lira kira geliri elde ettiği belirtilen raporda bu gayrimenkuller hangisi dersiniz..? Bodrum’daki Paramount adıyla faaliyet göstermiş şimdi Be Premium Bodrum olan yer.. Değeri 355 milyon Lira olarak kaydedilmiş.. Ayrıca otelin arazisinde olan lojmanlar da Unico’nun olmuş.. Onların değeri ise 17milyon 500 bin lira. Unico’nun bilançosunda yer alan gayrimenkullerin net defter değeri toplam 372milyon 500 bin lira..

Rapordaki söz konusu bölüm şu:

Özetle karşımızda dört dörtlük bir skandal daha duruyor…

Biz Peker videosu Paramount itirafları beklerken Sezgin Baran Korkmaz, Bodrum’da UfukTurizm’de olan toprak kullanım hakkını 7Ocak 2020’de Unico Sigorta’ya devrediyor.. Türkiye karapara davasını anlamaya çalıştığı günlerde de Unico’nun sahipliği ne olduğu belirsiz bir Singapur off shore şirketine devrediliyor..

Yeniden soralım öyleyse: Buna göz yumanlar, kara ağın çözülmesini isterler mi?

SBK OLAYI NEREYE BAĞLANIR? “GÖZDEN KAÇMIŞ BİR DETAY”

Peker’in Sezgin Baran Korkmaz’la ilgili bombaları patlatmasından birgün sonra, bir şirket borsadan çıkarıldı.. Normalde önemsiz olacak buayrıntı, bizi bambaşka yerlere götürebilir..

23 Haziran 36

6Haziran sabahı, yine erken saatlerde yayınladığı videosunda Sedat Peker, bugün Türkiye’nin gündemine oturan Sezgin Baran Korkmaz’la (SBK) alakalı ciddi iddiaları söylüyordu..

İçişleri Bakanı SüleymanSoylu’nun, Korkmaz ile görüştüğünü ve yurtdışına çıkmasını sağladığını ileri sürüyordu.. O günden sonra SBK olayı kartopu gibi büyüdü zaten.. ABD’nin isteğiyle Avusturya’da gözaltına alınmasıylada uluslararası vakaya dönüştü..

“İkinci Zarrab olur mu” sorusunun yanıtı merak ediliyor şimdi.

Peker’in videosundan bir gün sonra, 7Haziran’da, normalde dikkati dahi çekmeyecek bir gelişme yaşandı.. Borsaİstanbul adına, Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) beş buçuk satırlık bir duyuru düştü.. Konu, altınticareti yapan bir firmanın işlemlerinin tamamen durdurulduğuna ve borsadan çıkarıldığına dairdi. Şirketin adı Sardes KıymetliMadenler AŞ.

Dedik ya, olağan zamanlarda yaşasak hiç önemsenmeyecek rutin karar, şu karanlık günlerde bambaşka çağrışımlara yol açabiliyor.. Niye mi.? Sardes’i nereden hatırlıyoruz.?

2019’un Ocak ayına döneceğimiz hikâyenin bundan sonraki kısmı, bir arşiv taraması ve SBK dosyasının ilerleyebileceği muhtemel güzergaha dair hatırlatmalardan ibaret…

Ocak ayında, Venezuela Devlet Başkanı NicolasMaduro’nun ekonomiden sorumlu yardımcısı Tareck Zaidan El Aissami Maddah, Çorum’a gelmiş, Ahlatçı Holding’in kurduğu altınrafinerisini ziyaret etmişti..

Bir ay sonra Çorum’a giden Erdoğan yerel seçim mitinginde, “Sayın Maduro’nun yardımcısı burada incelemelerde bulundu. İnşallah altın ticaretinde de Çorum’u çok farklı noktaya taşıyacağız” diyordu..

Böylece 2018’de patlayan Türkiye-Venezuela altınticareti, resmî ağızdan özel bir politika tercihi olarak tescillendi..

ABD ambargosu altında temel ihtiyaçlarını karşılayamayan Venezuela yönetimi, “petrol-altın karşılığı gıda” politikasına başlamış, ABD’nin yörüngesinin kıyısında veya dışındaki ülkelerle türlü yollarla yeni ticari ağlar kurmuştu..

İran ve Türkiye ilk sıradaydı..

Petrol, İran rafinerilerine akarken; altının rotası, Türkiye’ye yönelmişti..

2016’da THY, yolcu sayısı yerinde saydığı halde Caracas’a direkt uçuşlar koyuyor, özel uçak seferlerinde artış yaşanıyordu.. Ama yolcu yerine gıda götürüp, altın getiriyorlardı..

2018, altın ticaretinin patladığı yıldı..

1 Ocak’ta Maduro’nun ziyaretinden birkaç hafta sonra, Venezuela Merkez Bankası’nın hava yoluyla 36milyon dolarlık altın gönderdiği ortaya çıktı..

2018 yılında miktar 900milyon dolara ulaşmıştı.. Muazzam bir rekordu bu.. Bloomberg ajansı “gizemli bir Türk şirketi”nden bahsediyordu. Aslında Venezuela altını üçşirket tarafından satın alınıyordu.. İkisi; Birleşik Arap Emirlikleri’nde kurulu Capital Noor ve Goetz Gold’du. Üçüncüsüne, Reuters’e konuşan Venezuelalı iki üst düzey yetkili işaret etti: Sardes Kıymetli Madenler..

Sardes; 2009’da İlborcan Elektronik ve Kıymetli Maden adıyla Fatih ilçesinde kurulmuş küçük bir şirketin, 15Aralık 2017’de aldığı yeni isimdi.. Sermayesi 100 bin liradan 5 milyon liraya çıkarılmıştı.. 11 gün sonra da borsa üyeliğine kabul edildi.. İki ay sonra Ocak2018’de 41milyon dolarlık altın alımıyla ilgiyi üzerine çekiyordu.. Şirketin sahibi, başka faaliyeti bulunmayan bir kuyumcuydu..

Peki altını o getirdi de, gıdayı kim götürdü..?

Yine 2018yılının Aralık ayında Reuters, Caracas’ın yakınlarındaki La Guaira’ya limanı kayıtlarına ulaşıyor ve içinde süt tozu olduğu belirtilen 54konteynerin İstanbul’da kurulu Mulberry Proje Yatırım adlı bir firmaya ait olduğunu tespit ediyordu.. Türkiye’den giden gıda vb. ihtiyaçların neredeyse tamamını bu şirket gönderiyordu..

2015yılında Venezuela vatandaşı Betsy Desiree Mata Pereda ile Serkan Sarıkeçe kurmuştu.. Sonradan Kuzey İrlanda’daki bir off shore şirketi olan Mulberry Capital’e geçti..

2014’te kurulan diğer bir şirket ise MarilynsProje Yatırım’dı. O da Londra’daki Marilyns Capital’indi..

İki şirketin yurtdışındaki yöneticileri ortaktı ve daha böyle çok şirket vardı üzerlerinde. Marilyns Proje Yatırım ile Venezuela’nın devlet madencilik şirketi Minerven arasında altın-gıda anlaşması imzalanmıştı..

Özetle Sardes altını alıyor, Mulberry gıdayı götürüyordu. Adlarını dahi akılda tutmanın zor olduğu bu kadar şirketi saymamızın nedenine birazdan geleceğiz. Şimdi 2020yılında, Afrika’daki Capo Verde’de yaşanan bir gözaltıyı anımsayalım…

Cumhuriyet gazetesinde Özge Mumcu Aybars’ın, 27Haziran ve 3Temmuz 2020 tarihli iki yazısından özetleyelim..

Lübnanlı bir göçmen olan ve Interpol’ün kırmızıbültenle aradığı Venezuela vatandaşı Alex Naim Saab, Capo Verde’de yakalanıp gözaltına alındı.. Kolombiya hükümeti 2018’de Saab için tutuklama emri çıkarmıştı.. Saab karapara aklama, terörizm ve diğer suçları finanse etmekle itham ediliyordu..

 Venezuela, gözaltından sonra yaptığı açıklamada, “Saab, Venezuela’nın devlete ait gıda dağıtım programı ‘CLAP’ (Comité Local de Abastecimiento y Producción) kapsamında gıda, ilaç, tıbbi malzeme ve Covid-19’la mücadele için gerekli insani ihtiyaçların sağlanması amacıyla seyahat etmektedir.” diyordu..

Kolombiya basınındaki haberlerde ise Saab’ın, ABD Uyuşturucu ile Mücadele Dairesi (DEA) ve Federal Soruşturma Bürosu’nca (FBI) takip edildiği yazıldı.. ABD ısrarla iadesini istiyor halen.. Zira, ABD Hazine Bakanlığı’nın resmî belgelerine yansıyan iddialar ciddi ve Türkiye’yi de ilgilendiriyor..

İddialar kısaca şöyle:

Saab’ın; Maduro, baş danışmanları ve ailesi hakkındaki “milyonlarca dolarlık para aklama” iddialarına ilişkin gizli bilgilere sahip.. Türkiye ve İran’la yapılan “altın ve nakit dolar anlaşmalarında” dahli bulunduğu; “uluslararası para aklama ve yolsuzluk ağlarının” kritik ismi olduğu ileri sürülüyor.. Ayrıca Saab’ın, “Türkiye’den altın karşılığında gıda satın alma”, İran’dan da “altın karşılığında yakıt satın alma” anlaşmalarında rol oynadığı belirtiliyor..

Daha dokuz ülkeninde hedefinde Saab.. Mesela; Meksika’da, Venezuela’ya yaptığı gıda ihracatındaki usulsüzlükten, Ekvador’da prefabrik ev ihracatındaki yolsuzluktan soruşturuluyor.. Çok sayıda şirketide inceleme altında.. Türkiye’deki Mulberry Proje Yatırım’ın onunla bağlantılı olduğu söyleniyor.. Haliyle Venezuela hattında altın taşıyanlarda zan altında..

İşte bizim uğraştığımız belaların dışında SBK’nın, ABD’nin yıllardır izlediği bu yoğun ilişkide de radara takılmış olma ihtimali kuvvetli..

Nitekim Sezgin Baran Korkmaz’ın daha nerelere bulaştığını bilmiyoruz henüz. Lakin ABD’nin resmî belgelerinde “uçak”, konuyu yazan yabancı gazeteci ve araştırmacıların makalelerinde “TC-YYA 9365” kuyruk numarası ile yer alan, ABD’nin el konulmasını istediği Bora Jet’in uzunmenzilli uçağı Bombardier Global’in uçuş güzergahlarının göze battığını söyleyelim.. Söz konusu araştırmalarda limanlar ve deniz yolununda yer aldığını ekleyelim..

Biz tam olarak göremedik ancak, ABD radarı belki BinaliYıldırım’ın oğlunun “hayırsever faaliyetleri”ni de görmüştür..

Küçük bir detay vesilesiyle, yakın geçmişin hafızasını tazelemiş olduk.. Ülke peşpeşe skandallarla sarsılırken, orta boy bir kuyumcunun borsadan çıkarılması önemli mi.? Değil elbette; eğer, boyundan büyük işlere kalkışmamışsa..

Bir otelin altından neler çıktığına, masa-sandalyeden ibaret uluslararası şirketlerin ardına süpürülmüş kire-toza bakınca, hiçbir detayı gözden kaçırmamak lazım..

“İŞTE PARAMOUNT’UN SATIŞ BELGELERİ: BU ‘ÇÖKME’ DEĞİL Mİ?”

29 Haziran

İşte hisse devir vaadi sözleşmesi, yazılan çekler ve 40 milyon dolar için yapılan pazarlığın belgeleri…

“SARSICI İDDİALARIN MERKEZİNDEKİ OTEL NASIL SATILDI? ”

Her şey ne acayip bir kelimeyle başladı: “Marinaya çöktüler! Otele çöktüler!”

Bir büfeye, otoparka veya arsaya tehditle, şantajla “çökülebileceğini” az çok kavrayabiliyoruzda milyar dolarlık marinaya, dünya yıldızlarının katıldığı görkemli törenlerle açılmış bir otele “çökmeyi”, haliyle tahayyül edemiyoruz.. Edemiyoruz çünkü, hukuku koruması gerekenlerin sesini çıkarmama, hatta yağmaya beraberce katılmış olma ihtimalleri dahi insanı dehşete düşürüyor..

Senin olmayan bir otele tankla, zırhlı araçla yada diyelim elini kolunu sallayarak nasıl girebilirsin ki.? Bodrum’un göbeğine eşkıya mı indi yani.?

Sorunun yanıtını tank arayarak bulamıyoruz şimdilik. Öyleyse gelin şu meşhur Paramount Hotel’in nasıl el değiştirdiğini, kafakarıştıran ilişki ağlarını bir yana bırakıp, az çok fikir verebilecek resmî belgeler üzerinden inceleyelim..

Olayları en baştan almayalım. Sadece “çökme” eyleminin gerçekleştiği iddia edilen yıla dönelim yeter; 2018’e….

Sedat Peker yayınladığı açıklamada otelin esas sahibinin Botir Rahimov (Bahtiyar İkramoğlu) olduğunu ileri sürdü..

Ticaret Sicil Gazetesi’ne göre ise otelin kullanım hakkına sahip Ufuk Turizm’in hisseleri 26Ocak 2018’de, Rusya vatandaşı Andrey Radyukevich’e geçmiş.. Bu kişiyi herkes Rahimov’un şoförü olarak biliyor.. Tanıkların anlatımlarıda öyle..

8Haziran 2018’de Orman Bakanlığı’na başvuruyor Radyukevich ve hisselerini Çekya’da kurulu Finsolvent’e devretmek için izin istiyor.. Sonrasında tesadüfe bakın; UfukTurizm dönüyor, dolaşıyor, taşınıyor ve Rahimov’un bir başka şirketinin bulunduğu adrese gelip yerleşiyor..

Peki hisseler kaça, ne şekilde satıldı..?

Kimse çıkarıp bir sözleşme göstermedi şimdiye kadar. İşte aşağıdaki sözleşme, belgeler ve çek, otelin satışına dair şimdilik en somut kanıtlar..

Hisseler Çekya’daki şirkete devredildikten 20gün sonra, Atilla Uras yaşamını yitiriyor. Bundan iki hafta sonra da Uras’ın daha önce imzaladığı “Hisse Devir Vaadi Sözleşmesi”ne dayanılarak, otelin eldeğiştirdiği söyleniyor:

Sözleşmenin tarihi 5Eylül 2017. Toplam bedel ise 70milyon dolar..

Ödeme takvimi şöyle:

5 Eylül 2017: 1 milyon dolar.

30 Eylül 2017: 19 milyon dolar.

30 Ocak 2018: 10 milyon dolar.

Sözleşmede ayrıca otel arazisinde bulunan “Villa Melissa” isimli villada, Uras ailesinin ve misafirlerinin yaşam boyu kalabileceği, otelin tüm imkanlarından ücretsiz faydalanabilecekleride yazılı..

Burada Atilla Uras’ın mirasçılarından Yasemin Uras’ın ses getiren iddiasını hatırlayalım: “Amerika’daydım. Babam öldükten hemen sonra kardeşim panikle aradı.. CihanEkşioğlu ve yanındakilerin tankla otele girdiğini anlattı.”

Bir görüntü, fotoğraf vs. henüz olmadığı için “iddia” düzeyinde sözler bunlar.. Sahi ne otelin kiracısı, ne sahibi ne de yöneticisi olarak resmî belgelerde görünen, hisse devirlerinde adı geçmeyen Ekşioğlu; gazetecileri, savcıları, emekli paşaları davet edip bedava konaklatma yetkisini neredenbuluyor? “Çökme” iddialarının başrolünde olması da buradan geliyor zaten..

Mirasçıların bir diğer iddiası; babaları ile yapılan anlaşmaya göre, 2018’de ödenmesi gereken paranın ödenmediği.. Üstelik hisse satışlarını gösteren pay defterininde kayıp olduğu, sonuçta anlaşmanın geçerliliğini yitirdiği..

Ama Atilla Uras adına 46milyon dolarlık bir çek banka kasasına konulmuş.. Noter kanalıyla elde edilen 26Eylül 2017 tarihinde yazılmış, 30 Haziran 2018 günlü çeki de görelim:

Çekin üzerindeki isim şoför Radyukevich.. O nerede..? Hisselerini Çekya’daki şirkete devredip, memleketine dönmüş..

Varsayalım Radyukevich şoför değil, kalantor bir patron.. 70 milyon dolarlık anlaşmayı parmak şıklatır gibi yapıyor, çekleri yazıyor ve henüz turizm mevsimi başlamadan Çekya’daki meçhul şirkete hisselerini devredip gidiyor..!

Hadi diyelim, işi sevemedi ve hisseleri müşteri bulur bulmaz sattı.. Peker’in “dürüst namuslu, Türk vatandaşı” dediği Rahimov’un, 1 dolar ya da 1 milyar dolar farketmez, parasını ödeyip almışsa eğer, göğsünü geregere işte belgesi dememesinin nedeni nedir..? Bir otelin hisseleri seyyah gibi ne diye ülke ülke, adresadres gezdirilir ki..?

Şimdi gelelim esas belgeye. Otel satılmış, çek yazılmış fakat paranın alınacağı kişi ortalıklarda görünmüyor.. Mirasçıların “paramızı alamadık” ısrarı karşısında 26Aralık 2018 günü, Ufuk Turizm’in Genel Müdürü Geylan Dursunoğlu imzası ile mirasçılara 3 farklı senaryo içeren yeni bir ödeme teklifi sunuluyor:

Buradan anladığımız en net şey, paranın tamamının ödenmemiş olduğu, geriye 40 milyon doların kaldığı.. Dolayısıyla CihanEkşioğlu’nun baskın yaptığı iddia edildiği gün, otelin üzerinde mirasçıların hakkı hâlâ duruyor..

Ödeme teklifinde “5 milyon dolar peşin, kalanı 3yıl içerisinde taksitle ödenecek” deniliyor.. 2017yılında resmen imzalandığı söylenen sözleşmeden farklı bir vaat bu.. Niye değiştirilmek isteniyor, bilmiyoruz.. Mirasçılar kabul etmezse ne olacak..?

Üçüncü maddede hisselerinin aynen korunacağı ve yıl sonunda kârdan pay verileceği yer alıyor.. YaseminUras, “Bir kuruş hesabıma yatmadığı gibi, hisselerimi de getirip vermediler” diyor ve anlaşmayı reddettiğini söylüyor..

Mahkeme karar verecek elbette fakat, 2017’deki sözleşmeye uyulmadığının, paranın büyük kısmının ödenmediğinin, 2018’de otel kimdeyse, açıkça kabul edildiğini söylemek gerekir..

Peki tanklı baskın oldu mu?

Henüz görüntü, fotoğraf vs. çıkmadığı için ondanda emin değiliz.. Ne var ki, otelin Ekşioğlu tarafından basıldığının ve el konulduğunun ileri sürüldüğü günden sonra gerçekleşen bir olayıda aktarmak lazım..

Bir mirasçı5 Ağustos 2018 günü, sözleşmede yazılı hakkını kullanmak ve misafirleriyle beraber otel arazisindeki villada kalmak ister.. Güvenlik görevlileri, yönetimin talimat olduğu gerekçesiyle engeller, tartaklar, araçlarına el koyar.. Mirasçı bir gün sonra karakola şikâyete gidip ifade verir:

Sonra ne mi olur..? Hiçbir şey..!

Belli ki hem yasal olduğu iddia edilen ilk sözleşmede hem de yeni teklifte yer almasına rağmen mirasçılarıda kimseyide o otele sokmamaya kararlılar…

Ülkeyi bu denli sarsan vahim iddiaların merkezindeki bir otelle ilgili resmî yetkililerin de otelin sahibi Ekşioğlu mu Rahimov mu her kimse, suskun kalması ilginç.. Hiç olmazsa “otel benim, bu da belgesi” denir ve en azından Paramount’un bir etabı kapanıp, biter..

“SBK’DE SKANDAL BİTMİYOR: ‘SEHVEN ’ ŞİRKET NASIL SATILIR?”

Biz SBK, “ABD’ye mi Türkiye’ye mi iade edilecek?” sorusunun peşinde koşarken, onun en büyük şirketi akıllara ziyan yöntemlerle Uzak Doğu’ya gidip geldi..

Sezgin Baran Korkmaz’ın (SBK) daha güçlü birilerinin “paravanı” olduğuna dair kanıtlar, başından beri ortadaydı zaten..

MASAK raporunun geciktirilmesi, mal varlığı tedbirinin ve yurtdışına çıkış yasağının kaldırılması öyle birkaç hâkimin, bürokratın maharetiyle olacak iş değildi..

Milyonlarca dolarlık çark, ayakkabı boyacılığından gelmiş birinin çeviremeyeceği kadar büyüktü..

Nitekim kendisi kaçtığı halde şirketleri tıkır tıkır faaliyetini sürdürdü, içleri boşaltılıp mülkler başkalarına devredildi.. Öyle ki, Türkiye skandallardan başı dönmüşken sistem hâlâ işlemeye devam ediyor.. Nasıl mı..?

İşte biz SBK, “ABD’ye mi Türkiye’ye mi iade edilecek?” sorusunun peşinde koşarken, onun en büyük şirketi oradan oraya dolaşıp duruyor.. Üstelik akıllara ziyan yöntemlerle…

SBK Holding’in en dikkat çekici satın almalarından birisi, 1988’de kurulan Türkiye’nin önemli sigorta şirketlerinden Unico Sigorta’ydı..

İlk kurulduğunda ismi Commercial Union Sigorta AŞ’ydi. 2004’te Aviva’ya dönüştü.. 2014yılında ise Unico Sigorta’nın tek hâkimi Kibele BV oldu.. Hollanda’nın Amsterdam kentinde kurulu bu şirketin ortakları arasında, Almanya ve Hollanda kalkınma bankaları da bulunuyordu..

İlk 10sigorta şirketi arasında yer alan Unico’nun, medyada “hayırsever iş insanı” diye lanse edilen Sezgin Baran Korkmaz tarafından ele geçirilme süreci 2019yılında başladı..

SBK Holding, o yıl Heksagon Mühendislik’in yüzde 79,74 hissesini satın aldı.. Heksagon, 2006yılında Kıraça Holding’in sahibi İnan Kıraç ve Jan Nahum tarafından kurulmuştu.. İnan Kıraç, 2017yılında şirketten ayrılmıştı..

Bu satın alma üzerinden SBK’nin, Unico Sigorta operasyonu da başlamış oldu..

2019’un sonunda Heksagon Mühendislik’in, Unico Sigorta’nın yüzde75 hissesini satın aldığı açıklandı. Böylece SBK, Heksagon üzerinden Unico Sigorta’nın da hâkim ortağı haline geldi..

Burada bir bilgiyi aktarmak önemli. Sigorta şirketlerinin hisse devirleri sıkı kurallara tabidir.. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın incelemesi ve onaylaması gerekir.. Heksagon’un hisseleri devralmak için yaptığı başvuruya, Hazine ve Maliye Bakanlığı 21Nisan 2020’de izni verdi.. Sonrasında Rekabet Kurulu tarafından bir inceleme daha yapıldı.. Heksagon vasıtasıyla SBK Holding’in, Unico Sigorta’da da hâkim ortak haline gelmesi üzerine Rekabet Kurulu devreye girdi ve 25Haziran 2020 günü satın alma işlemini onayladı..

Yani devlet, SBK’nin dolaylı yoldan Unico Sigorta’yı ele geçirdiğini biliyordu..

Oysa 2019yılında ABD’de kara para soruşturması başlamış, Türkiye’ye konuyla ilgili adli yardım talebi gönderilmişti..

2020yılının sonunda SBK’ya Türkiye’de de soruşturma açıldı ve mal varlıklarına tedbir kararı alındı.. Ancak tedbir kararında Heksagon yer aldığı halde, onun sahibi olduğu Unico Sigorta’nın adı geçmiyordu..

Üstelik Unico Sigorta’nın yönetim kurulu başkanı Çağlar Şendil, aynı zamanda kara para aklama davasının merkezinde yer alan, ABD’de yargılanan Mormon tarikatı üyesi Kingston kardeşlerin doğrudan sahibi olduğu Mega Varlık Yönetim Şirketi’nin de CEO’suydu.. Halen de Unico Sigorta’nın başında bulunuyor..

Kısaca Unico Sigorta olayı başından beri şaibeliydi. Sonrası daha büyük skandal zaten…

Türkiye kamuoyu SBK Holding’in karapara aklama olayını öğrendikten, Sezgin Baran Korkmaz’ın bir suçlu olduğu bizatihi İçişleriBakanı Süleyman Soylu tarafından televizyonda ilan edildikten sonra, şirket satışları devam etti..

Yurtdışına kaçmış ve aranan birinin şirketleri ve mal varlıkları rahatça el değiştirmeye devam etti.. En büyük skandal, Unico Sigorta’nın neredeyse tamamına sahip Heksagon Mühendislik’in hisselerinin açıkça dışarı kaçırılmasıydı..

Ünlü Paramount Otel’in de Unico Sigorta’ya satıldığı, sigorta şirketinin hâkim ortağı Heksagon’un hisselerinin ise Singapur’da kurulu RB Investment PTE adlı bir off-shore şirkete devredildiği, 21Haziran günü bu köşede ilk kez yazılmıştı..

Hisse devri 24 Mayıs 2021 günü Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan edildi:

Heksagon yönetimi, Jan Nahum başkanlığında 5 Mayıs 2021 günü toplanıyor, şirketteki SBK Holding’in yüzde 87,99 oranındaki hissesinin Singapurlu şirkete satılmasına karar veriyordu. Açıkça kamuoyuna da resmî kanallardan satış duyuruluyordu. Bütün bunlar, biz kara para davası ile patlak veren skandalları; İnan Kıraç’a olan borcun silinmesi için İçişleri Bakanı’nın devreye girdiğini; Veyis Ateş’in 10 milyon Euro rüşvet istediğini öğrendiğimiz dönemde gerçekleşiyordu.

Peki daha önce hem Heksagon’un sigorta şirketini satın almasını ve dolaylı yoldan SBK Holding’in hâkim ortak haline gelmesini inceleyen, onay veren Hazine ve Rekabet Kurumu ne yaptı? Hiçbir şey! Kara para davasının dayanağı olan raporu hazırlayan, SBK’nin para trafiğini ve kullandığı şirketleri tek tek listeleyen MASAK ne yaptı? O da hiçbir şey!

Lakin o meşhur sözdeki gibi; “Hiçbir şey olmasa bile kesinlikle bir şeyler oldu.”

Singapur’a satışın kamuoyuna duyurulmasının ardından eşi benzeri görülmemiş bir gelişme yaşandı. 13 Temmuz 2021 günü, Heksagon yönetimi Ticaret Sicil Gazetesi’nde şu “düzeltme” ilanını yayınlattı:

İlanda ne deniliyor? Heksagon’da SBK Holding’in sahip olduğu yüzde 87,99 oranındaki hissenin devir kararı “sehven” alınmıştır. Türkçe tercümesi şöyle: “Biz mayıs ayında toplanıp şirketimizin yüzde 87,99 hissesini Singapurlu bir şirkete devrettiğimizi duyurmuştuk. Fakat hata yapmışız. Böyle bir devir hiç olmadı.”

Yönetim kurulu toplanmış; hisseleri Singapurlu şirkete satma karar almış; bunu pay defterine işlemiş, yasa gereği Ticaret Sicil Gazetesi’nde ilan etmiş; bir ay sonra fark edilmiş ki satış “yanlışlıkla” olmuş!

“Sehven”in kelime anlamı malum; “yanlışlıkla”, “yanılarak” demek. Bir rakamda, isimde, kelimede yanlışlık yapabilirsiniz. Mesela; yüzde 87,99 hisseyi yüzde 8 diye yazmış olabilirsiniz. Veya şirketin adını, adresini, sahibini de. Ama yönetim kurulunun, koskoca şirketi dünyanın bir ucundaki bir başka şirkete satma kararını “sehven” alındığını iddia etmek, fazlasıyla tuhaf.

Hadi diyelim imkânsız gerçekleşti ve SBK Holding’in, Heksagon’daki hisseleri hâlâ yüzde 87,99’ken yanlışlıkla yüzde 0 yazılmış. Adı sanı duyulmamış Singapurlu şirket nereden çıktı öyleyse? Hani daha önce ortaklık ilişkisi olsa yine kabul edilebilir. Rüyalarında mı gördüler de “sehven” hisse devri kararı aldılar!

Sorular beyhude esasında. SBK’nin bir paravan olduğu, başkaları adına iş yürüttüğü, perde arkasındakilerin hâlâ tam olarak ortaya çıkmadığına dair kanıtlar her geçen gün artıyor.

Belli ki işler karışınca sigortacılık gibi sıkı denetlenen, denetlenmesi gereken bir alanda kara paraya adı karışmış isimlerin, şirketlerin faaliyet göstermesinin, devlet kurumlarının bu satışa göz yummasının başa bela olacağını anlayan birileri devreye girmiş, “kararın geri alınmasını” ve Singapur bağlantısının kesilmesini istenmiş.

Bir kez daha görüldü ki SBK’de, Paramount Otel’de veya diğer skandallarda perde önünde görünen isimlerden ziyade peşine düşülmesi gereken şey, bu para makinesini kuranlar ve işletenler. Önümüze atılanlar sadece çantacılar ve komisyonculardan ibaret çünkü.

İLGİLİ HABER

Duvar// Bahadır Özgür

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top