BİLİM & TEKNOLOJİ

NEDİR BU PODCAST

2004’te teknoloji yazarı Ben Hammersley’in koyduğu isim olan “podcast”, bir yıl sonra Oxford American Dictionary tarafından “Yılın Kelimesi” ilan edilmişti..

Video çağının geveze çocuğu hayatımıza giriyor

Türkiye, podcast formatının yaygınlaşma hızında dünyada ilk sırada.. Her gün, bambaşka konularda yeni podcast programlarıyla karşılaşıyoruz..

Podcasting, çoğunlukla dizi hâlindeki dijital medya ürünlerinin (radyo programları, videolar vs.) internet üzerinden -genellikle bildirim yoluyla- bilgisayar ve taşınabilir cihazlara (cep telefonu, tablet vs.) indirilebilecek şekilde yayınlanması. Bu şekilde indirilmiş dosyalara ise podcast denir.

BİR PODCAST BAŞLATABİLİR MİYİM

Elbette. Kendi programınızı yapmak ve Apple Podcasts’te yayımlamak istiyorsanız podcasters.apple.com sayfasındaki kaynaklara göz atın.

Podcast’i, popüler podcast’lerin yapımcılarıyla konuştuk..

Podcast ile tanışıklığımın üzerinden epeyce zaman geçmiş olsa da, nihayet bir podcast dinleyicisi olmamı salgın dönemindeki kapanmaya borçluyum..

Ekranlara kilitlendiğimiz, dijital görsel mecralardaki içerikleri yutarcasına tükettiğimiz aylarda, belkide ekranın tek taraflı kurgusunun dışında bir seçenek oldu podcast.. Aslında yapısı gereği yine hedeften kaynağa, yani anlatıcıdan dinleyiciye doğru tek taraflı bir iletişim gibi görünsede, podcast’in yine yapısı gereği tuhaf bir samimiyet hissi var..

Konuştuğum çoğu podcast dinleyiciside, podcast dinlerken aslında bir sohbete tanık olduklarını yahut o sohbetin parçası olduklarını hissettiklerini söylüyor..

Dahası, podcast, dinleyicisine başka bir şeyle uğraşırkende o sohbetin parçası, tanığı olabilme imkânı sunuyor.. Yani, gündelik hayat pratiklerinin teknoloji sayesinde hergün çoğalan parçaları her anımızı işgal ededursun, bizler yine aynı pratikler içinde duymaya, dinlemeye, öğrenmeye ayıracak zamanı, işgalci teknoloji sayesinde bulabiliyoruz..

“Nedir bu podcast?” diye merak edip sorduğumuz isimler de benzer şeyler söylüyor.. Evlerimizdeki ekranlarla daha fazla zaman geçirmek zorunda kalmamıza rağmen podcast dinleyicisinde, kapanma döneminde artış oldu, podcast yayınlarının sayısının arttı, podcast yapımcısı Nida Dinçtürk’ün tabiriyle podcast formatı, “Son bir yılda çok hızlı bir ivme kaydetti”..

Ipsos araştırma şirketi ve bir podcast yapım şirketi olan Podbee Media’nın ortak araştırmasına göre Türkiye’de podcast bilinirliği henüz yüzde11 seviyesinde..

Bu oran, diğer mecralara kıyasla düşük gibi görünse de, podcast bilinirliği hızla artıyor..

Aynı araştırmaya göre Türkiye’de “Podcast nedir biliyorum ve sıklıkla dinliyorum” diyenlerin sayısı 700 bine yakın..

Podcast’in ne olduğunu bilip ara sıra dinleyenlerin sayısı ise yaklaşık olarak 2milyon..

Podcast dinleyicilerinin Aktif podcast dinleyicilerinin yüzde 31’i “yüksek” sosyoekonomik seviyede ve yüzde 53’ü 25 yaşın altında. Yüzde 43’ü “bir şeyler öğrenmek, bir konuya daha vâkıf olmak” için dinlediğini belirtirken, yüzde 41’i “eğlenmek, gülmek, iyi vakit geçirmek” için podcast dinliyor..

Dinleyicilerin büyük bir kısmı çalışırken, yürüyüş ya da spor yaparken, ev işleri ile uğraşırken, toplu taşımada ya da araba kullanırken dinliyor podcast programlarını.. 

2004’te teknoloji yazarı Ben Hammersley’in koyduğu isim olan “podcast”, bir yıl sonra Oxford American Dictionary tarafından “Yılın Kelimesi” ilan edilmişti..

Bugün podcast’ler, ses teknolojisinin kullanılabildiği hemen her mecrada yayınlanıyor.. İlk ve en yaygın mecra olan Apple’da Nisan2021 itibariyle 100’den fazla dilde, 500 binden fazla aktif podcast programı yer alıyor.. Üstelik bu sayı -lafın gelişi değil-, günden güne artıyor.

Hayatımızın medya kullanıcısı, tüketicisi olarak bu nispeten yeni olgusunu, bu işin içinde olanlara sordum..

  • ‘Yeni Haller’ adlı popüler podcast’i Eray Özer ile birlikte hazırlayan gazeteci, yazar ve akademisyen Özgür Mumcu,
  • ‘Anlatsam Roman Olur’ podcastinin yapımcısı ve Türkiye’nin ilk podcast ağlarından biri olan Medyapod’un yayın kurulu üyesi Nida Dinçtürk,
  • ‘Yine Yeni Yeniden 90’lar’ podcast’ini hazırlayan siyasi danışman İlker Hepkaner ve müzisyen Sezgin İnceel,
  • Cinsellik, cinsel sağlık, cinsel şiddet konularını işleyen ‘Mental Klitoris’in yapımcısı, iletişimci Hazal Sipahi ile konuştuk.

Nida Dinçtürk, 2018’den bu yana ‘Anlatsam Roman Olur’ adlı podcast’te kültür, sanat ve edebiyat söyleşileri yapıyor.. Bu seri, “kültür-sanat denilince aklımıza gelenden fazlasının peşine düşüyor. Gündelik yaşamın içine sızan, ekonomiyle, politikayla dönüşen kültürün de izlerini sürüyor, sanat dünyasından çarpıcı haberlerin de peşine düşüyor.”

Bağımsız gazeteci Dinçtürk aynı zamanda Medyapod’daki çalışmalarından ve deneyimlerinden yola çıkarak podcast konusunda bir uzman olarak yanıtladı sorularımızı..

2020’DE DÜNYADAKİ EN YÜKSEK PODCAST TRAFİĞİ ARTIŞI TÜRKİYE’DE

Nedir bu podcast? Nereden çıkmış, nasıl çıkmış, nasıl yaygınlaşmış?

Nida Dinçtürk:

“Podcast kişisel bir medya üretim biçimi. Teknik olarak çok doğru sayılmayacak olsa bile, “yayın akışı olmayan bir radyo” gibi tarif etmek radyo ile uzun süreli geçmişimiz gereği podcast ifadesini anlamamıza yardımcı oluyor..

Aslına bakarsak podcast de diğer tüm yayın türleri gibi insanların dertlerini anlatma ihtiyaçları ile doğmuş ve hayatımıza girmiş..

Kökeni ‘audioblogging’lere, yani seslibloglara ve neredeyse 1980’lere dayanıyor..

Bu, tıpkı bir yazarın yada araştırmacının ses kayıt cihazını ağzına dayayıp kendine notlar alması gibi çok uzun bir süre dünyada popüler olan blog yazma geleneğini sesli formata dönüştüren kişiler sayesinde başladı denilebilir..

Podcast’ler tıpkı bloglar gibi kişisel bir medya alanı yarattı..

Profesyonellik ve editörlük süreci aranmaksızın içeriğin seçildiği, kişinin tek başına kayıt yapıp yayınlayabildiği bir format olarak doğdu.. ‘Podcast’ ismini alması ise iPod’ların hayatımıza girişi ile oldu..

Etimolojik olarak baktığımızda ‘Pod’ ifadesini, taşınabilir kişisel müzik dinleme cihazı iPod’tan; ‘cast’ ifadesini ise yayını tarif eden ‘broadcast’ten alıyor..

Bugünse teknik olarak RSS altyapısına dayanıyor. Sesli medyaların RSS feed’e eklenebilmesi podcast’in miladı. Bugün ‘cast’ ifadesini tamamlayan ve tek bir tuşla yüklediğiniz podcast’lerin onlarca farklı platformda, dünyanın dört bir yanında istenilen an dinlenilebilmesini ya da otomatik olarak indirilebilmesini sağlayan, formatı da hala kişisel olabilecek basitlikte tutan şey bu..

Siz, dünyadaki trendleri de bilen biri olarak, podcast’in Türkiye’deki durumunu biraz değerlendirebilir misiniz? Örneğin podcast dinlenme, takip edilme verileri bir yerde toplanır mı? Dinleyiciden hangi biçimlerde geri dönüşler alınır?

Nida Dinçtürk:

“Türkiye’de podcast özellikle son bir yıldır çokhızlı bir ivme kaydediyor.. Hem dinlemeye dair artık dahagerçek veriler elde edebiliyoruz hem de güzel bir piyasa oluşuyor..

Dünyada podcast adına bir trend olsada Türkiye’deki trend daha çok yerel üretim ve tüketim ihtiyaçlarına göre şekilleniyor.. Birçok farklı sebepten ötürü Türkiye’de birbirinden farklı alanlarda podcast üretilmeye başlandı.. Burada yayına başlamak için aşmanız gereken bir kurum ya da kişi olmadığı için bağımsız yayınyapma fikri, Türkiye’de birçok yayıncıyı hem kurum hemde kişi olarak bu formata yönlendirdi..

Aynı şekilde genç nüfuslu bir ülke olmasıda formatın kısa sürede benimsenmesine yardımcı oldu gibi görünüyor..

Hâlâ çok büyük bir kitlesi olduğu söylenemez ancak dünyadaki podcast verilerini toplayan web sitesi Chartable’a göre de 2020 yılında dünyadaki enyüksek podcast trafiği artışı Türkiye’de kaydedildi..

Podcast dinlenme verileri her yayıncının hizmet aldığı hosting altyapısı sayesinde kaydediliyor.. Takip edilme verileri de hem platformlar aracılığı ile hem de veri kaydeden farklı kaynaklar sayesinde takip edilebilir hale geldi..

Türkiye’de dinleyici refleksi dahaçok sosyal medya üzerinden etkileşim kurmaya yönelik. Ancak Apple Podcast programların puanlanmasına ve yorum bırakılmasınada fırsat veriyor ve bazen bu alan bir geri bildirim alanına dönüşüyor.. Bu yüzden hem ben kişisel olarak verdiğim eğitimlerde anımsatıyorum hemde temsil ettiğim yayın ağı Medyapod yayıncılarına anımsatıyor: Podcast programları için bir sosyalmedya hesabı oluşturmak; dinleyicilerinize programınızın kapısını aralayıp içeri göz atabilecekleri ve bir şeyler fısıldayabilecekleri bir fırsat yaratmak anlamına geliyor..

 Video, zamanın aracı gibi görünüyor. Buna katılır mısınız? Böyle bir ortamda, yani videonun üretilme, paylaşılma araçlarının, mecralarının bu denli erişilebilir olduğu bir zamanda podcast onun bir rakibi midir?

Nida Dinçtürk:

Videonun zamanın aracı olduğuna katılmakla beraber insanların yaşadığı ekranyorgunluğu nedeniyle podcast’in de kendine kalıcı bir alan yarattığına inanıyorum ben..

İki formatı da birbirine pek rakip olarak görmüyorum çünkü görsel dilin dünyası ile sadece sesin tarif edebileceklerinin birbirinden çokfarklı olduğunu düşünüyorum.. Düşündüğünüzde video daha avantajlı görünse de ilk bakışta hem dahaaz veri harcaması, hem el ve göz bağımsızlığı ile podcast’in kendine apayrı bir yer oluşturduğunu görüyoruz..

Bir yandan birçok video işinin podcast olarakda platformlara yüklendiğini görüyoruz. İçeriğe göre değişkenlik göstermekle beraber bu kolay adapte edilebilir halide podcast’i avantajlı hale getiriyor..

Bu arada podcast’lerin de paylaşılma ve üretilme araçları oldukça erişilebilir.. Üstelik bir video içerik paylaşmaktan yada üretmekten çok çok daha kolay.. Ancak videoların sunduğu görsel zenginliği sağlamasının mümkün olmaması ve insanın fizyolojik olarak görme duyusuna daha hızlı refleks vermesi podcast’i videonun karşısında bir rakibe dönüştüremez..”

“PODCAST’TE DİNLEYİCİYLE MAHREM BİR BAĞ KURULUYOR.”

Gazeteci, yazar ve akademisyen Özgür Mumcu, yine gazeteci olan Eray Özer ile birlikte ‘Yeni Haller’ adlı bir podcast serisine başladı kapanmanın hemen öncesinde..

İnternetin yarattığı yeni dünya düzeninden meşhur “post truth” meselesine, Palu Ailesi’nden yalnızlığın ne olduğuna, nefret konusundan tıraşın tarihine, daldandala atlayan bir diyalog halindeler her hafta..

Her bölüm, keyifli bir sohbetin yanı sıra ciddi bir ön araştırmaya dayanan bilgileride içeriyor. “Eğlenirken öğreniyoruz” ‘Yeni Haller’i dinlerken..

On parmağında on marifet Özgür Mumcu ile bu yeni marifetini konuştuk..

Şöyle başlayalım dilersen: Nereden aklınıza geldi bir podcast serisi yapmak? Yani özellikle Türkiye’de çok daha yaygınlaşmış mecralar var, örneğin bir YouTube kanalıyla muhtemelen daha fazla insana ulaşmak mümkündür; hele de senin tanınırlığını, bilinirliğini düşününce… Siz ise podcast’i tercih ettiniz…

Özgür Mumcu:

“Uzunca bir süredir dünyada medyanın dönüşümünü yakından takip ediyordum.. Dijital dönüşümün medyayı temellerinden sarstığı ortada.. Türkiye’de ise zaten büyük bir alt üstoluş yaşanıyor.. Bu sebeplerle kurumsal bir yapıda olmak istemedim..

Video kolay görünen bir mecra olsa da hakkını vermek için kimi imkânlara sahip olmak gerekiyor..

İnsanların vaktine talip olunca o vakitlerini ayırdıklarına değecek bir yayın yapmak gerekiyor. Sadece çekim kalitesi değil, yapım sonrası aşamadada profesyonel bir anlayışın olması gerektiğine inanıyorum.. Onuda bir süre sonra yapmayı planlıyoruz..

Amacımız popülerlikten ziyade yapmak istediğimizi yapıp reklam vesairede vermeden bunun organik bir karşılığının olup olmayacağına bakmaktı.. Podcast’te dinleyiciyle diğer mecralara göre daha doğrudan hatta mahrem denebilecek bir bağ kurulduğunu gözlemliyorum.. Kafamda sadece podcast’ten ibaret olmayan çok katmanlı bir medya yapılanması var.. Podcast’i biraz da bunun ilk yapıtaşı olarak görüyorum.. Önemli olan tamamen bağımsız olmak.”

Kendin bir podcast dinleyicisi miydin?

Özgür Mumcu:

“Hayır, başlamadan önce benim podcast evreniyle bir ilgim yoktu.. Eray iyi bir podcast takipçisiydi.. Ancak bugün çokyoğun bir şekilde podcast dinlediğimi söyleyebilirim.. Özellikle dünyadaki örnekleri yakından takip ediyorum.. Amacımız başka bir dilde olsa dünyanın heryerinde dinlenebilecek, belli bir standardın üzerinde yayın yapabilmek.. Bu sebeplede ses kalitesi, kurgu gibi konulara azami özen göstermeye çalışmanın yanı sıra bölümlere hazırlanmayıda çok ciddiye alıyoruz..”

Biz, aslında son birkaç yılda tanır, anlar, dinler olduk “podcast” denen tarzda yapılan işleri.. Bu bağlamda; insanlara ulaşabilmek, anlatmak, hakkında konuşmak istediğiniz şeyleri konuşmak için podcast yapmak, ulaşmak istediğiniz kitleye ulaşmanız yolunda negibi avantajlar ve/veya dezavantajlar sağladı size?

Özgür Mumcu:

“Biraz “çılgın kalabalıktan uzakta” hissi var.. Tabii podcast popülerleştikçe bu sürer mi bilmiyorum.. Ama dinleme tecrübesinin büyük avantajları var.. Bir defa müthiş bir elek.. Sizi 40 dakika dikkatle dinlemiş bir insanın yorumları, medyanın diğer mecralarındaki yorumlarla kıyaslanamayacak kadar besleyici ve ufukaçıcı oluyor.. Uçucu, yüzeysel değil, derin ve sağlam bir bağ kuruluyor dinleyicilerle..

Zaten podcast’e başlarken enbaşta gelen amaçlarımızdan biri bu veri ve bilgi bombardımanında işin bağlamını bulmaya çalışmak ve bunu aktarmaktı.. Bu anlamdada avantajlı bir mecra..

Video gibi ortalıkta çok olmamak, biraz unutulmak gibi dezavantajları olduğu söylenebilir.. Ancak ben bunu bir avantaj olarak görüyorum.. Kargaşada sakin kalmayı tercih ettik diyebiliriz.”

“PODCAST DAHA AZ MASRAFLI.”

Podcast, örneğin videoya kıyasla daha “kolay” üretilebilir gibi bir anlam çıkardım yanıtından.. Bunu bize biraz anlatır mısın.? Nasıl paralardan, nasıl teknik gereksinimlerden söz ediyoruz.? Podcast için profesyonel ekipmanlara ihtiyaç var mıdır mesela.?

Özgür Mumcu:

“Ses kalitesi çokönemli bence.. İki kondenser mikrofonla çok kanallı bir kayıt cihazı kullanıyoruz.. Bir de ses editlemek için iyi bir yazılımı öğrenip kullanabilmek önemli..  O konuda Eray’a minnettarım, işin o kısmını yüklendi sağolsun.. Ama öyle devasa bir masraf değil.. Her durumda stüdyo video çekimine göre dahaaz masraflı tabii..”

Podcast yaparak para kazanılır mı.? Sizin örneğinizde, sponsorluk gibi bir durumda başladı zannediyorum.. Ayrıca Patreon gibi mecralarda artık “destek” gibi bir sistemde var.. Nasıl oluyor yani bu işler.?

Özgür Mumcu:

“Yavaş yavaş bir ekonomi doğuyor.. Yurtdışında sürekli genişleyen bir reklam hacmi var.. Burada çeşitli podcast’leri çatısı altında toplayan ağlar, dinamik podcast reklamları, bir markayla işbirliği gelirler yaratabiliyor.. Ama henüz endüstriyi tamamen ayakta tutabilecek bir miktara erişilemedi.. O sebeple Patreon desteği çokönemli..

Biz Patreon’da bize destek olanlarla bölümleri önceden paylaşıyoruz, kimi podcast’lerle ilgili uzmanlarla video sohbetleri yapıyoruz ve podcast’lerdeki kaynakları derlediğimiz bir “newsletter” da gönderiyoruz..”

Peki, Türkiye’de podcast’in temel mecraları nerelerdir.? Nerelerde yayınlanıyor.? Örneğin aynı programı farklı mecralarda görebiliyorum, hem web sitesinde, hem Spotify’da vesaire.. Birazda bundan bahsetmeni isteyebilir miyim?

Özgür Mumcu:

“Podcast bölümleri bir server’a yükleniyor.. Daha sonra o server’dan podcast dinlenen bütün mecralara dağıtımı yapılıyor.. Böylelikle yayın hepsinden dinlenebiliyor.. YouTube’a da yüklemek mümkün..

Türkiye’de enfazla Spotify sonra da Apple Podcasts üzerinden dinleniyor. İleride bu platformların, bazı podcast’leri sadece kendileri üzerinden dinletecek şekilde bir değişikliğe gideceği söyleniyor.. Yakın zamanda bunun gerçekleşme ihtimali yüksek..”

Podcast’in özgür dünyası: “Seks de var müzik de…”

Podcast, yapımcılara radyolarda konuşamayacakları şeyleri konuşma imkanı veriyor..

‘Mental Klitoris’ ve ‘Yine Yeniden 90’lar’ın yapımcılarıyla podcast’i konuştuk.

 Sorularımızı bu kez ‘Mental Klitoris’in yapımcısı Hazal Sipahi ve ‘Yine Yeniden 90’lar’ın yapımcıları İlker Hepkaner ve Sezgin İnceel yanıtlıyor..

Edebiyat ve genel kültürün ardından bukez cinsellik ve müzik alanlarında birçok konuyu farklı biçimlerde ele alan podcast’leri konuşurken, yapımcılarının podcast serüvenlerinede tanık oluyoruz..

‘Mental Klitoris’, kamusal bir kaynakta konuşulmasına çokda alışık olmadığımız konular üzerine bir podcast serisi..

Hazal Sipahi; cinsellik, cinsel sağlık, cinsel şiddet, toplumsal cinsiyet ve hazla ilgili konu ve kavramları konuklarıyla masaya yatırıyor Mental Klitoris’te.. Bu seride Sipahi, hayatımızın merkezinde yer alan ancak değil konuşmaktan, kimi zaman düşünmekten bile çekinebildiğimiz noktalara açıkaçık değiniyor, bu konularda oldukçada eğitici yayınlar yapıyor..

“RADYODA TABULARA DOKUNAMADIĞIM İÇİN PODCAST”

İki soruyu bağlayarak başlayayım: Nasıl başladı ‘Mental Klitoris’ hikayesi? Ve tabii neden podcast yapmayı tercih ettiniz?

Hazal Sipahi:

“Uzun yıllardır iPhone kullanıcısıyım, dolayısıyla telefonumda “Podcasts” uygulaması yüklü ancak 2016yılına kadar podcast dinleyicisi değildim..

Yüksek lisansım için Belgrad’da yaşamaya başladığım 2016yılında podcast dinlemeye başladım.. Genellikle ev işi yaparken telefonumu sabahlığımın cebine atıp bir yandan ev içinde hareket halindeyken bir yandan da podcast dinlerdim..

Eğer evin içinde hareket halinde değilsem, süpürgede çalıştırmıyorsam  Açık Radyo’nun canlıyayınını açardım.. Sürekli yabancı dil konuşmak durumunda olduğum için AçıkRadyo canlı yayını ve yayınlarının podcast formatında uygulamalara yüklenmiş hali benim için evdeki ses gibi olurdu..

2017yılının yazındaysa Depo Kültür ve Münazara Merkezi’nde staj yapmaya başladım.. Depo, Koltukçular Çıkmazı’nı Açık Radyo ile paylaşıyor.. Sigara molaları, sergi açılışları, masa tenisi maçları derken Açık Radyo ekibi ilede arkadaşlık kurmaya başladım..

O yaz radyoculuğa özendim diyebilirim..

Yaz bitip Belgrad’a geri döndüğümde AçıkRadyo için bir program hazırlasam hiç fena olmaz diye düşünüp notlar almaya başladım.. O zamanlar genel anlamıyla tabulardan konuşmak istediğim bir program yapmak istiyordum..

2018 yılında Türkiye’ye, 2019yılında İstanbul’a geri taşındım.. Çanakkale’deki kültür ve sanat inisiyatifimiz SUB için sürekli fon arayışında olduğumuz dönemde NewsLabTurkey Akademi’nin açıkçağrısına denk geldim ve bu açık çağrıya cinselliğe dair seks-pozitif bir yaklaşımla sesli içerik üreteceğim bir proje ile başvurmaya karar verdim..

O esnada AçıkRadyo’da çalışan arkadaşlarımla yaptığım sohbetlerde karasal bir radyoda RTÜK engeline takılmadan istediğim kelimeleri kullanamayacağımı öğrendim..

Tabulardan ve konuşulmayandan konuşmak istediğim bir programda bu kelimeleri kullanamamak yapmak istediğimle çelişkili olabilirdi.. Karasal radyoyu seçeneklerim arasından elemek durumunda kaldım.. Tam da o esnada Spotify, podcast atağına başladı ve arayüzüne podcast’lere kolay erişim şansı ekledi..

Benim için müzik dinleyebildiğim platformdan podcast de dinleyebilmek çok büyük kolaylıktı.. İnternet radyosuna program yapmak yerine kendi podcast yayınlarıma başlarsam daha bağımsız bir yayıncılık yapabileceğimide düşünerek NLTR’nin açıkçağrısına kısaca seks-pozitif podcast projesi ile başvurdum.. 

Video değil de podcast yapmayı tercih ettim çünkü teknik anlamda sesle çalışırken daha yetkin hissediyorum ve podcast üretimi, video üretimine göre daha az maliyetli..

İlk başlarda podcast’lerimi Youtube’a da yüklüyordum çünkü insanlar hala Youtube’dan bir şeyler dinliyor ve daha fazla insana ulaşmak mümkün.. Ancak Youtube’a içerik yüklemek başlı başına bir iş olduğundan ve ben tüm bu yapım sürecinde tek olduğumdan onu devam ettiremedim..” 

Hazal Sipahi// cafemedyam

“Tabu” diyorsunuz, evet, bu konuları konuşmak hâlâ tabu.. Peki podcast bu anlamda, bu tabuları ele almak için doğru bir mecra mı? Yani siz podcast yaparak ulaşmak istediğiniz kitleye ulaşabildiniz mi?

Hazal Sipahi:

“Türkiye’de yeni yükselen bir formatın erken üreticilerinden olmanın giderek daha avantajlı olacağını düşünüyorum.. Ses formatı kurgu için büyük bir esneklik alanı tanıyor.. Eğer canlı bir kaydı podcast olarak yüklemiyorsak, içeriğe çokfazla çeşni katabiliyoruz..

Her ne kadar podcast’in büyük ölçüde dinlendiği platformlardan Spotify’a Türkiye’de temsilci bulundurma zorunluluğu getirilmesi ile akıllarda “podcast’ler sansürlenecek mi?” sorusu belirse de, henüz sansürlenen bir podcast duymadım..

Podcast’ler Spotify’da sansürlense bile, podcast’lerin dinlendiği tek platform Spotify değil.. O nedenle bu tartışmalar başlamış olsabile podcast bence hala özgürlük vadeden bir format.. Son bir iki yılda podcast’lerin popülerliği ve görünürlüğü artmış olsada, podcast dinlenmeleri Türkiye’de çok fazla değil..

Podcast yaptığımızda aslında kime ulaşabileceğimize dair aralığı birhayli daraltmış oluyoruz.. Bu daha fazla kişiye ulaşmak için bir engel olsada podcast’leri daha popüler, demografik olarak daha geniş bir kitle tarafından kullanılan platformlara yükleyerek bu engelin üstesinden gelmeye çalışabiliriz.” 

“PODCAST YAPMAK İÇİN BİR TELEFON YETERLİ”

“Podcast daha az maliyetli” dediniz.. Bunu bize biraz anlatır mısınız.?

Hazal Sipahi:

“Akıllı telefonlarla podcast kaydetmek, kurgulamak ve yayınlamak mümkün.. Podcast yapmak isteyen birinin, ekipman peşine düşmesine çoğuzaman gerek kalmayabilir.. Tabii ki büyük maliyetli podcastler de var ancak teknik olarak ortalama bir podcast kaydetmek, ortalama bir video çekmekten çok daha düşük maliyetli..

Akıllı telefonların bir sonraki aşaması seskayıt cihazı, mikrofon ve kulaklığa yatırım yapmak olabilir..

En profesyonel kayıtlarsa stüdyo ortamında alınıyor diyebiliriz.. Ancak pandemi sürecinde podcast yapan bazı kişiler evlerinde doğru ortamı kurgulayarak, teknik anlamda iyibir podcast yapmak için illa stüdyoya girmemiz gerekmediğini göstermiş oldular.” 

Bir pazar da oluşmaya başladı podcast dünyasında.. Podcast yapımcıları artık para da kazanabiliyor…

Hazal Sipahi:

“Türkiye’deki podcast pazarı henüz çokhareketli değil ancak giderek hareketleneceğini düşünüyorum.. Güncel olarak reklam ve sponsorluk anlaşmalarının, daha çok bünyesinde birden fazla podcast barındıran podcast ağlarıyla yapıldığını söyleyebiliriz..

Ancak podcast yaparak gelir elde etmenin tek yolu reklam ve sponsorluklar değil..

Kitle fonlaması, canlı podcast etkinlikleri, markalı podcast, podcast atölyeleri, ürün pazarlama gibi yollarla da gelir modelleri çeşitlendirilebilir..” 

Podcast dinlemenin adresleri nerelerdir?

Hazal Sipahi:

“Türkiye’de podcast ençok Spotify üzerinden dinleniyor.. Türkiye’deki çoğu kişinin de podcast dinlemeye başlaması zaten Spotify’ın podcast atağıyla örtüşüyor.. 

Podcastin dijital ortamdaki herhangi bir ses veya görüntü kaydını indirmekten farkı, “RSS feed” kullanarak podcast barındırma platformuna podcast’i yüklememiz, bu barındırma platformunun da podcast dinleme platformlarına otomatik olarak o podcasti dağıtması yani yüklemesi. Böylece podcast dinleme platformlarını kullanarak dilediğimiz an, dilediğimiz cihazdan dağıtılmış podcast’leri dinleyebiliriz, dinleme platformuna çevrimdışıyken de dinleyebilmek için indirebiliriz.. Yani bir podcast yapımcısı podcast’ini podcast barındırma ve dağıtma platformuna yüklüyor, o platform yeni bölümü Apple Podcast, Google Podcast, Spotify gibi podcast dinleme programlarına otomatik olarak dağıtıyor. Hepsine tek tek yüklemeye uğraşmıyoruz.”

Peki ‘Mental Klitoris’ nedir? İsmiyle de diğerlerinden ayrılan bir yayın yapıyorsunuz doğrusu…

Hazal Sipahi:

“Mental Klitoris; seks, cinsellik, cinsel sağlık, cinsel şiddet, toplumsal cinsiyet ve hazza dair konu ve kavramları konuklarıyla beraber irdeleyen açıklayıcı-söyleşi formatında bir podcast..

“Mental klitoris” söz öbeği yakın arkadaşım İlayda Tunca ile konuşurken ortaya çıkmıştı.. Zekice bir şey söylendiğinde, bir espri patlattığında “mental klitoris okşanması” şeklinde kullanıyorduk..

Podcast’ime Mental Klitoris ismini vererek aslında ortaya yeni bir çeşit klitoris atıyorum; zihinsel bir klitoris, herkeste olabilir.. Cinselliğe, cinsel sağlığa, şiddete dair dair içerik üreterek insanların mental klitorisine hitap etmek, daha fazla soru sordurmak ve hep beraber kafalarımızı -iyi anlamda- açmak istiyorum..” 

“DİNLEYİCİMİZE ARKADAŞLIK EDİYORUZ

Politika danışmanı İlker Hepkaner ve müzisyen Sezgin İnceel, podcast serileri ‘Yine Yeni Yeniden 90’lar’ı şöyle anlatıyor:

“Bu podcast’te herkesin çok severek hatırladığı 90’lar Türk pop müziğine kültürel çalışmalar ve müzik alanından bakıyoruz. 90’ların iyisine kötüsüne nur yağarken, bu on yılın bütününe geniş bir yelpazeden bakmak yerine gölgelerde kimler, hangi görüşler kalıyor, biraz bunların peşine düşüyoruz..

Feminist ve kuir akademisyenler bu döneme baktığında neleri görüyor, neleri hatırlıyor, neleri eleştiriyor, her hafta bunları konuşuyoruz.”

Hepkaner ve İnceel, 90’ların kimi ikonik karakterlerine adanmış bölümlerden o yılların reklam müziklerine, dizilerden Eurovision’a, kadın rock’çılardan “sevdiğimiz sanatçıların sevmediğimiz davranışları”na birçok konuyu çok keyifli bir halde konuşuyorlar.

İkili, sorularımızı birlikte yanıtladı.

Nasıl başladınız ‘Yine Yeniden 90’lar’a?

İlker Hepkaner ve Sezgin İnceel:

“Farklı ülkelerde yaşadığımız için podcast düşüncelerimizi bir araya getirmede bize eniyi araç gibi geldi.. Sonraları YouTube kanalı açsak mı diye düşündük ama dinleyicimiz bizi dinlemeyi daha çok seviyor.. Ancak arada Instagram canlı yayınlarıda yapıyoruz.. Bizim podcast’e başlarkenki amacımız Türkiye pop müziğine ve 90’ların hatırasına dair yazılıp çizilenlere feminist ve kuir bir perspektif getirmekti.. Uzun vadede podcast’imizin herkese açık bir arşiv olmasını ve 90’lara kritik bakışın bir ansiklopedisi görevi görmesini umut ediyoruz..”

Daha önce aranız nasıldı bu formatla.? Podcast dinler miydiniz.?

İlker Hepkaner:

“Evet, ‘Kaçık Prens’ ve ‘Nasıl Olunur?’un sıkı bir dinleyicisiydim, hâlâ çok severek dinliyorum her ikisini de.”

Sezgin İnceel:

“Kesinlikle. O zamanlar ‘Nasıl Olunur’, ‘Onbironsekiz’, ‘Radyo Tiyatrosu’ ve yurtdışından bazı podcast’leri çok dinlerdim.. Sonradan ‘Demostan Sesler’, ‘Mental Klitoris’ ve ‘Velvele’ gibi başka podcast’ler de eklendi favorilerime..” 

Sizinki gibi bir konu, video formatında da epeyce ilgi görürdü aslında.. Podcast’in maliyeti dışında bir avantajı var mı sizin açınızdan.?

İlker Hepkaner ve Sezgin İnceel:

“Avantajlarından ilki teknik.. Podcast, video kaydından daha az zahmetli.. Görüntü olmadığı için mesajımızı daha yalın bir şekilde ulaştırabiliyoruz..

Ayrıca dinleyicilerimiz bizi istedikleri şeyi yaparken dinliyorlar, videodaki zaman ve dikkat talebi çok yok podcast’te.. Ancak bu dezavantajada dönüşebiliyor. Podcast dinlerken yaptıklarını yapmadıkları zaman bizi dinlemeyi kesebiliyorlar..

Mesela pandemi öncesi dinleyicilerimiz bizi işe, okula giderken dinliyorlardı ve pandemi başladığında dinleyici sayılarımız bir anda düştü.. Ancak pandeminin ortasına doğru şartlara uyum gösterdiler, işe giderken dinlenen podcast ev işi yaparken dinlenmeye başladı.. Bu da bizi çok mutlu ediyor açıkçası, dinleyicilerimizin sıkıcı olarak tanımladıkları bir işte onlara arkadaşlık ediyoruz gibi oluyor.”

Podcast, yapımcısının para kazanabileceği bir araç da olmaya başladı.. Sizin bununla ilgili bir beklentiniz, bir planınız var mı.?

İlker Hepkaner ve Sezgin İnceel:

“Evet, bu konuda özellikle bizim gibi düşünen ve bizimle paralel yayınlar yapan diğer podcast’lerle bir araya gelmenin ve birlikte sürdürülebilir gelir yöntemleri üretmenin yollarını araştırıyoruz.. Gelir yolları açmak elbette önemli bir hedef, ancak bunu yaparken yayın özgürlüğümüzü kısıtlamamaya, hâlâ istediğimizi istediğimiz gibi söyleyebilmeye dikkat ediyoruz..” 

Çok yönlü, çok katmanlı bir konu, yanıtı da buraya sığmaz belki ama dilimin ucuna gelmişken sorayım: Podcast, “geleceğin medyası” mı olacak sizce?

İlker Hepkaner:

“Podcast bence çoktan bugünün medyası.. Ancak podcast’in sözü ve sesi ön plana çıkartıyor olması bize sözlü kültürün tarihte yazılı kültürden önce geliştiğini ve yazıya rağmen hayatta kaldığını da hatırlatmalı.. Podcast belki bu yönüyle çok fazla kültürel olgunun ve teknolojik gelişimin bir araya geldiği bir noktada duruyor.. Ancak bence bu podcast gelişmeyecek demek değil. Nasıl yeniliklerle insanlara yeni hikâyeler anlatmaya devam edeceğimizi bir podcast yayıncısı olarak şahsen heyecanla merak ediyorum..” 

Sezgin İnceel:

“Sürekli değişen ve güncellenen bir şekilde ilerlediğimiz için tek bir medyanın bu rolü üstlenebileceğini sanmıyorum. Daha özgür, samimi ve yaratıcı olabileceğimiz platform olanakları arttıkça yaptığımız işlerin formatları da değişecek. Ama hikâye anlatma kısmı baki kalacak kesinlikle.”

İLGİLİ HABER

Duvar// Mahmut Çınır

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top