EKONOMİ

YETKİ BELGESİ OLMAYAN TÜTÜN ÜRETİCİSİNE HAPİS CEZASI …

“Tütün ticareti yapan özel sektör, çiftçinin sütünün, etinin para kazandırmadığını biliyor. Tütün fiyatlarını da buna göre belirliyorlar. Para kazananlar başkaları!”

Tütün satışı eylemcilerine 10 tutuklama

Adıyaman’da, yeni düzenleme kapsamında tütün satmalarına izin verilmediği gerekçesiyle eylem yapmaları sonrası gözaltına alınan 16 tütün üreticisinden 10’u tutuklandı.

Tütün satışı eylemcilerine 10 tutuklama

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “yetki belgesi” almadan tütün ticareti yapmayı yasaklanmasına karşı Adıyaman ve ilçelerinde düzenlenen protesto eylemlerine katılan çok sayıda tütün üreticisi yurttaş gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen kişilerden 10’u tutuklandı.

Gözaltına alınanlardan 6’sı ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

TUTDERE’DEN TEPKİ

CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, karara tepkisini sosyal medya hesabı üzerinden gösterdi. Tutdere, “Adıyaman’da tütün ticaretine hapis cezası getiren yasanın yürürlüğüne tepki gösteren, Anayasal haklarını kullanan 10 tütün üreticisi, Anayasa ve kanuna aykırı olarak, keyfi bir kararla tutuklandılar. Yabancı çiftçiye ödül, yerli çiftçiye hapis. Bu mu adaletiniz” ifadelerini kullandı.

Tütün üreticilerinin protestosu sürüyor: Adıyaman’da yollar kapatıldı

‘Yetki belgesi’ alınmadan yapılan tütün ticaretine hapis cezası öngören yasa yürürlüğe girdi.

Tütün üreticileri ise yasaya karşı günlerdir eylemde.

Tütün üreticilerinin protestosu sürüyor: Adıyaman'da yollar kapatıldı

Abone Ol

Adıyamanlı tütün üreticilerinin, 1 Temmuz itibarıyla tütün satışına yetki belgesi zorunluluğu getirilmesine yönelik protestoları büyüyerek sürüyor.

Bölgenin en önemli geçim kaynağı olan tütünle ilgili tepkilere rağmen vazgeçilmeyen düzenlemeye karşı Kahta’da bir araya gelen yüzlerce üretici, araçlarıyla Adıyaman-Kahta karayolunu trafiğe kapattı. 

“Tütüne uzanan eller kırılsın!” sloganları atan üreticiler, kararın iptal edilmesini istiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan “yetki belgesi” almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapmak 1 Temmuz 2021 tarihinden itibaren yasaklandı. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda Kasım 2017’de yapılan düzenlemeyle yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilecek. 

TÜTÜN ÜRETİCİSİ SAYISINI 18 YILDA 400 BİNDEN 50 BİN SEVİYESİNE ÇEKEN SÜREÇTE NELER YAŞANDI?

Son 18 yılda Türkiye’de kullanılan yerli tütün oranı yüzde 42’den yüzde 11’e geriledi..

Tütün üreten çiftçinin sayısı yüzde 86 azaldı. Üretim 160 bin tondan 82 bin tona geriledi. Piyasanın yüzde 90’ı ise uluslararası şirketlerin elinde..

Tütün Eksperleri Derneği’ne göre dünya oryantal tütün pazarının yaklaşık yüzde 35’i Türkiye’ye ait..

TEKEL’in özelleştirilmesi, tütün piyasasının yüzde 90 oranında yabancı şirketlerin elinde olması, üretiminin kısıtlanması nedeniyle sayıları 18 yılda 405 binden 57 bine gerilen tütün üreticisini bugünlerde hayli ilgilendiren bir tarih var: 1 Temmuz 2021. 

Bu tarihten itibaren Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan “yetki belgesi” almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapmak yasaklanıyor.. 

Sözkonusu uygulama için 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nunda 2017’de düzenleme yapılmış, uygulamaya geçmesi için verilen Haziran2020 tarihi bir yıl daha ertelenmişti.. 

Yüzlerce kısıtlamaya 2000’lerin başından beri alışık olan tütünpiyasası için “yetki belgesi zorunluluğu” yeni değil..

4733 sayılı TütünKanunu, şartları yerine getirmeyenlere para cezası verileceğini söylüyordu.. 

Ancak yeni uygulamada yetki belgesi almadan veya bildirimde bulunmadan tütün ticareti yapanlara 3 yıldan 6yıla kadar hapis cezası da verilebilecek.. 

Ve sözkonusu ceza, üreticiden, köşe başında çuval içinde tütün satan bakkala kadar herkes için işlemde olacak.. 

YENİ DÜZENLEME SİGARA TÜTÜNÜ İÇİN DEĞİL, KIYILMIŞ TÜTÜN İÇİN GEÇERLİ

Yasanın detaylarını, AKP Adıyaman Milletvekili AhmetAydın ve CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere anlattı.. 

Aydın’ın açıklamasına göre çıkarılan yasa, sarma sigarada kullanılan, kıyılmış tütün ile alakalı. 

Türkiye’de 19 milyon insanın tükettiği, her 10 kişiden üçünün tiryakisi olduğu sigaranın içindeki tütün ise kıyılmış tütünden farklı. 

Zaten sigara tütününün üretimi ve satışı 2002’den beri, büyük sigara şirketlerinin üreticilerle yaptığı anlaşmalara, yani sözleşmeli şekilde belirleniyor. 

Yasayla ilgili ilk önergeyi 2008’de kendisinin hazırladığını söyleyen Aydın, “Kıyılmış tütünün geçmişte üretimi dahi yasaktı. Ürünle ilgili ilk adımı AKP olarak biz attık. O zaman üretimi, kişi başı 50 kilogram serbestliğine kadar getirmiştik.”
 

SATIŞ YALNIZCA KOOPERATİFLER ÜZERİNDEN OLACAK

Dışarıdan da çok tütünün geldiğini, kayıtdışılığının arttığını ifade eden Aydın, bunun engellenmesi gerektiğini, dolayısıyla yasal bir zemine ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.. 

Aydın’ın açıklamasına göre ilk önce sivil toplum kuruluşlarından görüş alındı ve üreticilerden oluşan kooperatifler kurulması gerektiği kararına varıldı.. 

Üretici yine ürününü üretecek ancak satışı yalnızca kooperatifler aracılığı ile olacak.. Ancak bu kooperatiflerin kurulması için şartlar var.. Bunlardan biri, bir kooperatifin en az 250 tütün üreticisinden oluşması.. 

Geçen sene yönetmeliğin yayınlanmasından sonra Adıyaman’da 12 adet kooperatif kurulduğunu söyleyen Ahmet Aydın’ın açıklamasına göre bu kooperatiflerde 300 üyesi olan da var, çoğu da yetki belgeli. 

HİZMET BEDELİ DÜŞTÜ, “YENİ TEKNOLOJİ” ZORUNLULUĞU KALKTI

“‘Kaçak’ olarak adlandırılan sarmalık kıyılmış tütün ilk defa yasal hale geliyor” diyen AKP’li vekil, kooperatif kurulurken ödenmesi gereken hizmet bedellerinin de 10’da bir oranında düşürüldüğünü söyledi: 
 

“Yani 70-80 bine bir kooperatif kurulurken bu maliyeti, 7-8 bine düşürdük. 

Ayrıca daha önce kooperatiflerin tesis açabilmesi ve işletebilmesi için yeni teknoloji, yeni sanayi, yeni makina zorunluluğu vardı ki bu çok maliyetliydi. ‘Kooperatifler bunu karşılayamaz’ dedik. 

‘Yeni teknoloji’ zorunluluğunu kaldırdık. İkinci el makina ile daha düşük maliyetle tesis de açabilecekler. İşlettiği ürünü kayıt altına alarak piyasaya arz edecekler. “

CHP DÖNEMİNDE ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINA ALINDI, AKP DÖNEMİNDE ÖZELLEŞTİ

“Tütünü sanki biz yasaklıyoruz gibi bir algı oluşturuyorlar. Tam tersine tütün, geçmişte yasak olan bir üründü. Yasal zemine biz getiriyoruz” diyen AKP Adıyaman Milletvekili AhmetAydın, tütün üreticisinin geçmişte kırsal kalkınma desteğinden yararlanamadığını ancak yönetmelikte bununla da ilgili değişiklik yapıldığını belirtti. 

Ahmet Aydın, 2002 yılında “Kemal Derviş yasalarıyla” özelleştirme kapsamına alınan, British AmericanTobacco’ya satışı ise 2008’de gerçekleşen TEKEL ile ilgili de şunları söyledi: 

“TEKEL’in özelleştirilmesi, tütünü tamamen bitirdi, dibine dinamit koydu.. 

AKP öncesi ithal tütün neredeyse zorunlu hale getirilmişti. TEKEL’in özelleştirilmesi, tütüne kota uygulanması Kemal Derviş dönemiyle oldu.. Bir bakıma CHP döneminde tütün bu noktaya geldi.. Biz tüm engelleri aşağıyukarı kaldırdık.. 

Şartlar çok kolaylaştırıldı. Yeter ki bu iş samimi şekilde, yasal zeminde yapılsın.” 

“YÖNETMELİK ÜÇ YILDA ÇIKAMADI, ALTI AYDA ÇİFTÇİNİN HAZIR OLMASINI BEKLİYORLAR”

CHP kanadı ise kaçakçılıkla mücadele yasasına karşı değil ancak yasadaki bazı detayların yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini savunuyorlar.. 

CHP Adıyaman Milletvekili AbdurrahmanTutdere’ye göre gözden geçirilmesi gerekenlerin başında çiftçiye tanınan süre var.. 

Zira yasa, 2017’de hazırlanmış olsa da. Ne şekilde uygulanacağını açıklayacak yönetmeliğe ihtiyaç vardı.. Ancak söz konusu yönetmelik ancak Aralık2020’de çıktı.. 
 


Abdurrahman Tutdere:

“Aralıktan bu zamana 6-7 ay gibi bir süre var.. Sokağa çıkma yasaklarını düşersek yaklaşık dört aylık bir zaman diliminden bahsediyoruz.. Üreticiden busürede kooperatifini, tesisini kurması, üst kuruldan yetki alması bekleniyor ki bu mümkün değil.. Çokfazla bürokratik işlemi olan bir süreç. Önümüzde ise 9-10 günlük bir süre kaldı.. Tüm Türkiye’de kooperatiflerin yetişmesi çok zor.”

“1 GRAM TÜTÜN SATSA, UYUŞTURUCU MUAMELESİ GÖRECEKLER; HAPİS CEZASI KENEVİRDEN BİLE AĞIR”

Tutdere ve partisi, yönetmeliğin uygulamaya geçmesinin, çiftçiye zaman tanımak adına biryıl daha ertelenmesi gerektiğini söylüyor: 

Hem pandemi şartları hem yönetmeliğin geç çıkmasından dolayı hükümete diyoruz ki; Siz bu süreçte mücbir sebep nedeniyle her şeyi ertelediniz. Türkiye’de hem tütün üreticileri, hem tütün satışı yapan esnaf, hem de bu insanların aileleri var. Milyonları ilgilendiren bir konu. Bu süre verilmezse, nefes aldırılmazsa, bu kadar insan yarın cezaevi yolunu tutmak zorunda kalacak.. 

Türkiye zaten şu anda işsizlikle boğuşuyor. Tütün aile boyu istihdam sağlayan bir ürün. Yönetmeliğin 1 Temmuz’da uygulanmaya başlamasıyla çiftçi üretimden çekilir, işsizler ordusunun büyür, sosyal travmalar artar. “
 

Türkiye’de 2002’de 191 bin hektar olan tütün arazisi, 2011’de 76 bin hektara kadar gerilemişti


İzmir’den Hakkari’ye kadar tütün satan esnaf var. Şanlıurfa’da, Adıyaman’da tütün pazarları var. 2018 verilerine göre sadece İstanbul’da 26 bin satış noktası var. 

Artık kişi bir gram bile satsa, uyuşturucu muamelesi görecek. 

2020’de 562 milyon dolarlık tütün ithalatı yapılmış. Tanzanya’dan bile tütün almışız. Hem bu ülkenin milli servetini dışarıya veriyorsunuz, hem ülkenin çiftçisini hapis cezası ile karşı karşıya bırakıyorsunuz. Alt sınırı üç yıl. Kenevirden daha ağır hapis. 

KANUN “YEDİ ÜYE YETERLİ” DİYOR; TÜTÜN KOOPERATİFİNE 250 ÜYE ŞARTI GETİRİLİYOR

CHP’nin itirazlarından biri kooperatifler için getirilen “en az 250 üye” şartı ve tütün üretiminin, Tarım Bakanlığı’na değil TicaretBakanlığı’na bağlanması. 

Tutdere, “Kooperatifler Kanunu’na göre yedi üyeyle kooperatif kurulabiliyorken tütün üreticilerine 250 şartı getirdiler ve Ticaret Bakanlığı’na bağladılar” açıklamasını yaptı. 

“Tütün bir tarım ürünü. Dolayısıyla kooperatifleşmenin, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri statüsünde değerlendirilmesi gerekiyordu” diyor AbdurrahmanTutdere..

Tutdere’nin açıklamasına göre kooperatifler TicaretBakanlığı’na bağlandığında, üreticiler kırsal kalkınma hibesi alamıyorlar. Alamazlarsa örgütlenmeleri zorlaşıyor.. 
 

Vergi yükünün de çok yüksek olduğunu belirten AbdurrahmanTutdere, “Yüzde 40 ÖTV, yüzde 18 KDV. Stopajlarla birlikte yüzde 62-63’lere varan vergiden bahsediyoruz” dedi ve ekledi: 
 

“Vergi indirimi yapıldı evet. Ancak bunu sadece kooperatifler için yapmadılar. Şirketler de bundan faydalanıyor. Türkiye’de üretim yapan özel firmalar da faydalanacak. Yine kooperatife avantaj yok. Kooperatiflerin pozitif ayrımcılıkla desteklenmesi lazım.. 

Eğer iktidar samimiyse öncelikle çiftçiye verilen süre uzatılsın. Daha sonra kooperatifler, makine ve kredi desteği anlamında desteklensin. “

“AKP’den önce yerli tütün oranı yüzde 50’ydi, şimdi beş yılda yüzde 30’e çekmeye çalışıyorlar”

AhmetAydın’ın “tütün üreticisine kırsal kalkınma desteği geçmişte yoktu, biz bunu değiştirdik” şeklindeki açıklamasını sorduğumuz AbdurrahmanTutdere:

“‘AKP döneminde tütün üreticilerini rahatlatan adımlar atıldı’ demek zor olur” açıklamasını yaptı.. 
 


TEKEL’in özelleştirilmesinin 2008’de tamamlandığını hatırlatan CHP’li vekil:

“Tütün ithalatında yurtdışından gelen tütünden yüzde 40 civarında vergi alınıyordu ve fona aktarılıyordu. Bu fonu sıfırlayan ve dışarıdan tütün girmesinin yolunu açan AKP iktidarı oldu..

AKP’den önce sigara fabrikalarının yerli tütünü yüzde 50 seviyesindeydi.. 

Sürekli gündeme taşımamız üzerine bir kanun getirdiler ve yerli tütün kullanım oranını artırıcı şekilde bir düzenlemeye geçildi.. 

Mevcut durumda yüzde 11 oranında yerli tütün kullanılıyor. Bunun 2022’de yüzde 17, 2023’te yüzde 21 ve ancak 2025’te yüzde 30 olmasını şart koştular.” 

“Tütünü yoksul tüketiyor”

Bir kooperatifin tesis kurması için daha binanın yapım aşamasında imar planında “tütün tesisi” yazması gerektiğini söyleyen CHP Adıyaman Milletvekili:

“Hangi kooperatifin böyle bir imkanı var ki tesisi kuracak ve imar ruhsatında “tütün tesisi” yazacak. Bu durum tabii ki büyük şirketlerin işine geliyor.”  

Milletvekilliği öncesinde Adıyaman tütün platformunda sözcülük yaptığını söyleyen hukukçu, Abdurrahman Tutdere:

“Asgari ücretin 2800 lira olduğu bir ortamda yoksul insanlar sarma tütün alıyor. Bir sigara olmuş 15-20 lira.. Üreticiyi de tüketiciyi de cezalandırıyorsunuz.”

Rekor üretimden tasfiyeye: ‘Bir TEKEL hikayesi

Tütünün dışarıdan alınmasının yasaklanması için 1862’de kurulan, Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü (TEKEL), 1883’te Osmanlı Devleti’nin dış borçları nedeniyle Almanya-Avusturya-Osmanlı ortaklı Tütün Rejisi’ne devredildi.. 

TEKEL’in 1925’te millileştirilmesinden 10 yıl sonra tütün ekilen arazi büyüklüğü 20 bin hektarı geçmişti. 1940’a gelindiğinde ise bu alan çoktan yüzde 240 artmıştı.. 

36 bin ton tütünün üretildiği 1935’te hektar başına düşen verim 1560 kilogramdı. Ancak bu verime bir daha ulaşılamadı. 1970’te hektar başına 453 kilogram olan tütün verimi, 2002’de 775 kilograma kadar yükselebilmişti.. 
 

2001 mâli krizi sonrası, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit tarafından, Dünya Bankası’ndaki görevinden çağırılarak Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanlığı görevine getirilen Kemal Derviş, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile müzakerelerin de başındaki isimdi. 

Ancak “özelleştirme” meselesi, Derviş’ten önce başlamıştı. 

Türkiye’nin IMF’ye 18 Aralık 2000 tarihli olarak ilettiği niyet mektubunda, 7,4 milyar dolarlık ilave fon kaynağına karşılık, “bankacılıkta alınacak kritik tedbirler”, “büyük miktarda döviz girişi için özelleştirmeler” ve “yapısal reformlar” vaat ediliyordu.

2000 yılında özelleştirmelerden 7,5 milyar dolar gelir hedeflenirken, 3,5 milyar dolar gelir elde edilebildiğini söyleyen Türkiye, TEKEL için şunları söylemişti: 
 

“Tütün için destekleme alım politikalarını ortadan kaldıran, tütün alımlarında ihale mekanizmasını oluşturacak Tütün Kanunu 2001 Ocak ayı sonuna kadar çıkarılacaktır.”


TEKEL, verilen taahhütlere uygun olarak, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 05 Şubat 2001 tarih ve 2001/06 sayılı kararı ile özelleştirme programına alındı. Üç yıl içerisinde özelleştirileceği sözü verildi. 

Yasanın çıkması ise Derviş döneminde oldu. 

13 Mart 2001’de göreve başlayan Kemal Derviş, nisanda gazetecilere verdiği röportajda şunları söylemişti: 
 

“Türkiye zor günler geçiriyor ancak bu şekilde devam edemeyiz. Son 10 yılda yurtiçi borç, gayrisafi milli hasılaya oranla iki katına çıktı. Yabancı desteğini sağlamak için çalışmalar devam ediyor. Türkiye’nin IMF ve Dünya Bankası’ndan 10 milyar dolar ile 12 milyar dolar arası kaynağı alabilmesi için birkaç güne ihtiyacı var. “


14 Nisan 2001’de Derviş öncülüğünde açıklanan “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” ise 2002 üretim döneminden itibaren devlet nam ve hesabına tütün alımı yapılmayacağını söylüyordu. 

Kamuoyunda “Tütün Yasası” olarak bilinen, “Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun” 3 Ocak 2002’de çıkarıldı. 
 

Kemal Derviş
Brookings Enstitüsü Küresel Ekonomi ve Kalkınma Programı Kıdemli Uzmanı Kemal Derviş/ Fotoğraf: Brookings.edu // cafemedyam


Kanun, tütündeki devlet desteğini kaldırıyor, üretilecek tütüne kota koyuyor, ürünün firmalarca satın alınacağını söylüyor ve sözleşmeli üretim dönemini başlatıyordu. 

Tütünün ticaretini devlet tekelinden alıp, uluslararası firmaların tekeline veren sözleşmeli üretim modelinde firmalar, hangi üretici ile bir anlaşmaya imza attıysa, ancak o üretici tütün üretebiliyor. Kalanı ise açık artırma ile satılıyor. 

Dönemin TEKEL Genel Müdürü MehmetAkbay, 5 Mart 2002’de yaptığı basın açıklamasında TEKEL’in o yıl kişi başı yalnızca 200 kilogram tütün alacağını, Tekel’in ihtiyacından çok tütün almayacağını: “kurumun şirketleşerek kar edebilir bir yapıya kavuşacağını” söylemişti.

Ekim belgesi alacak üreticiler ile tütün tüccarları arasında bir yazılı sözleşme olacağını söyleyen Akbay, bu sözleşmeyi şöyle açıklamıştı:
 

“Alıcı ve satıcıların serbestçe belirleyeceği miktarda üretilen tütünler, sözleşme şartları dahilinde alıcılar tarafından satın alınacak. Yazılı sözleşme dışında üretilen tütünler ise 2003 yılına kadar oluşturulacak açık artırma mahallerinde satılacak. Açık artırma mahallerinde satılamayan tütünler, üreticilerin bakım ve sorumluluğunda kalacak”


Akbay’ın dediği gibi bir “şirketleşme” olmadı. 

Ani olan bu değişime üretici hazır değildi. Üreticileri destekleyen bir örgüt de bulunmayınca çiftçiler tütün tarımını terk etmeye başladı. Ekim alanları daraldı. Tütün piyasası yüzde 95 oranında yabancıların eline geçti.

2002’de çıkan yasadan, TEKEL’in tamamen özelleşmesine kadar altı yıl geçti. 

Kurumun sigara bölümü, 2008’de 1 milyar 720 milyon dolara British American Tobacco’ya satıldı. 

TEKEL’in İstanbul, Adana, Bitlis, Malatya, Tokat ve yılda 90 milyon lira kâr eden Samsun Ballıca Fabrikası kapatıldı. Yüzlerce insan işsiz kaldı. 

Tütün üreticisi 18 yılda yüzde 85 azaldı

2002’de 405 bin olan tütün üreticisi sayısı yüzde 85 düşüşle 2020’de 57 bine kadar geriledi. Bu, hem sözleşmeli hem de sözleşmesiz üreticilerin sayısı. 

 Üretim (ton)Üretici sayısı
2002159 bin 521405 bin 882
200893 bin 403 181 bin 588
201153 bin 66765 bin 152
201245 bin 61350 bin 881
201373 bin 28471 bin 26
201493 bin 15887 bin 865
201573 bin 7474 bin 695
201667 bin 98962 bin 144
201774 bin 23864 bin 464
201893 bin 665 64 bin 541 
201975 bin 276 55 bin 871
202082 bin 79157 bin 296


Kilogramı 23,2 liraya mâl oluyor, firmalar en fazla 27,5 liradan alıyor

Tütün Eksperleri Derneği’nin verilerine göre kayıtlı yaprak tütün üretiminde en yüksek pay, yüzde 57 ile Ege Bölgesi’nin. Ege’yi yüzde 29 ile Güney ve Doğu Anadolu bölgeleri takip ediyor. 

Ege Bölgesi’nde 2020’de üretilen ve alım satımı 2021’de yapılan tütünün kilogramı için anlaşılan maksimum sözleşme fiyatı, 27,5 lira. Bu değerin yurtiçi ortalaması ise 21,31 lira. 

Ancak Egeli üreticinin kilogram başına katlandığı ortalama maliyet ise 23,2 lira. 

Hane başına yıllık üretimin ortalama 1500 kilogram olduğunu söyleyen Tütün Eksperleri Derneği, üretici gelirinin asgari geçim seviyesinin altında olduğunu, ütün üreticisinin eline kendi işçilik yevmiyesi dışında bir şey geçmediğini söylüyor. 

Bunun yanı sıra çok önemli bir kısmı ihraç edilen Ege bölgesi tütünlerinde, uzun yıllardan sonra alım fiyatı, 4 dolar altına gerileyerek 3,50 dolar civarında gerçekleşmiş oldu. 

Yukarıdaki veriler sözleşmeli tütün üretimine ait. 

Sözleşmesiz tütün üretiminde ise en büyük pay yüzde 87 ile Güneydoğu Anadolu’nun. Kalan yüzde 13 ise Doğu Anadolu. 
 

Ekran Resmi 2021-06-25 12.05.39.png


“20-25 bin sarmalık kıyılmış tütünün yalnızca 14 bin tonu yasal”

TEKEL’İn tasfiyesinden sonra kurulan ancak 2017’de kapatılan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu ile Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nin 2016’da hazırladığı bir araştırmaya göre o dönem konvansiyonel sigaralara göre yüzde 80 daha ucuz olan ve yoğunlukla Adıyaman, Diyarbakır ve Bitlis illerinde üretilen sarmalık tütüne talep, 2010’dan itibaren yükselen vergiler nedeniyle artış gösterdi. 
 

tütün hasadı AA
Adıyaman Çelikhan’da tütün hasadı/ Fotoğraf: AA // cafemedyam


Makalede, sarmalık kıyılmış tütün, tütün yaprağının ve/veya tütün bitkisi parçalarının tamamen veya kısmen hammadde olarak kullanılması ile kıyılarak hazırlanan ürün olarak açıklanıyor. 

Ziraat Mühendisleri Odası’nın 2018 tarihli Tütün Raporu’na göre yaprak sigara kağıdına sarılarak tüketilen bu ürün, TEKEL’in piyasadan çekilmesi ile boşlukta kalmış bulunan tütün üreticilerine alternatif oluşturdu. 

“Yıllık yaklaşık 20-25 bin ton tütün üretiminin olduğu tahmin edilmektedir” diyen Ziraat Mühendisleri Odası, 2018’de bu üretimin yalnızca 11 bin tonunun kayıtlara geçtiğini söylüyor.

Tütün Eksperleri Derneği ise 2020’de kayda geçen sarmalık kıyılmış tütün miktarını 14,5 bin ton olarak açıklıyor. 
 

Ekran Resmi 2021-06-25 11.12.10.png


Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre 2020 yılında yurtiçinde bulunan ve iç piyasaya sarmalık kıyılmış tütün mamulü arz eden on üç firmanın gerçekleştirdiği satış, 2 milyon 399 bin 506 kilogram. Yani yaklaşık 2 bin 400 ton. 

2019’da bu miktar 944 bin 228 kilogramdı. Yani bir yılda 2,5 kat artış oldu. 

2003’te 76 bin 700 kilogram olan iç piyasaya kıyılmış tütün üretimi, 2008’de 270 kilograma kadar gerilemişti. 

Ürün 2011’de 270 bin 900 dolarlık ihracat değerindeyken, 2020’de 476 bin 134 dolara ulaştı. 

20 dal sigaranın 16’sı vergi

TAPDK ve Ege Üniversitesi’nin makalesinde de yer verdiği şekilde; Türkiye’nin 2004 yılında imzaladığı Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesinde yer alan hükümler doğrultusunda sigaralara uygulanan vergi oranı 2010 yılında yüzde 78,25’e, 2011 yılında ise yüzde 84,25’e yükseltildi. 

ÖTV oranındaki bu artış, kaçak sigara piyasasının büyümesine de yol açtı. 2020 yılı itibarı ile sigara üzerindeki vergi yükü, yüzde 63’ü nispi ÖTV olmak üzere ortalama yüzde 81 civarında. 

Başkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Vergi Uzmanı Dr. Ozan Bingöl’ün,  “Vergiye Dair” adlı kişisel internet sitesinde yer alan makaleye göre 16 liralık bir sigarada vergi oranı, satış fiyatının yüzde 81,28’ine tekabül ediyor. 
 

ozan-bingol-sigarada-vergi-yuku-2020-aralik-16-liralik-sigara.png
Kaynak: Ozan Bingöl/ www.vergiyedair.com // cafemedyam


Bingöl’ün açıklamasına göre 16 liralık paket sigaranın yüzde 63’ü nispi ÖTV, yüzde 3,03’ü maktu ÖTV, yüzde 15,25’i KDV ve yüzde 18,72’si üretici fiyatı, dağıtıcı ve bayi payları toplamı. Yani bir paketteki 20 dal sigarının 16’sı vergi. 

Bingöl, ayrıca “Alkol ve tütün ürünlerinde uygulanan vergi politikalarının toplum sağlığını korumak ile bir ilgisini bırakmamış hatta sadece gelir odaklı bir vergi politikası belirleyerek bu politikaları yaşam tarzına müdahale aracına dönüştürmüşüz” açıklamasına yer veriyor

Mayıs 2020’de Sözcü Gazetesi’ne konuşan Bingöl, 2006 yılından bu yana sigaradan kesilen ÖTV ve KDV gelirlerinin toplam 375 milyar liraya ulaştığını söylemişti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın kayıt dışı üretimin yasal zemine çekilebilmesi için hayata geçirdiği yasal düzenleme kapsamında; sarmalık kıyılmış tütün mamulünde ÖTV oranı, 26 Mart 2020 Tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan “2301 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yüzde 63 ten yüzde 40’a çekilmişti. 

Kaçak tütün artıyor, kaçak sigara azalıyor

Tütün Eksperleri Derneği raporunda tütün ürünlerinin yasa dışı ticaretine de yer verildi. 

Derneğin, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele raporlarından derlediği verilere göre 2015’te ele geçirilen tütünün miktarı 2015’te 40 bin 307 kilogramdı.  

Bu miktar, 2018’de 177 bin 229 kilograma çıktı. 2019’da ise 304 bin 807 kilogram oldu.
 


Kaçak sigarada ise azalma var. 

thumbs_b_c_8f207189138390599c158c82815fa9c6.jpeg
2016’da İstanbul Boğazı’nda düzenlenen operasyonda, Moldova bandıralı yük gemisinde 3 milyon 300 bin paket kaçak sigara ele geçirilmişti/ Fotoğraf: AA// cafemedyam

2015 yılında ele geçirilen kaçak sigara miktarı 143,4 milyon paket ile zirve yapmıştı. Bu tarihten sonra ise azalarak 2019 yılında 8,7 milyon pakete geriledi. 

Tütün Eksperleri Derneği raporuna göre sigara ve diğer tütün mamulleri kaçakçılığının azalmasında, iç piyasada bulunan sarmalık kıyılmış tütün tüketimine olan yönelme ile birlikte güney sınırındaki güvenlik önlemlerinin artması rol oynadı. 

17 yılda devletin ihraç ettiği, 42 milyon kilogramdan 91 bin 930 kilograma geriledi

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre 2003 yılında kamunun ihraç ettiği tütün miktarı 42 milyon 76 bin 458 kilogramdı. Ve bu ihracatın değeri 71 milyon 667 bin 191 dolara denk geliyordu. 

Özel şirketler ise aynı yıl 70 milyon 353 bin 752 kilogram tütünü 258 milyon 614 bin 511 dolara ihraç etti. 

Toplamda 112 milyon 430 bin kilogramlık ihracatın değeri 330 milyon 281 bin 701 dolardı. 
 

Ekran Resmi 2021-06-25 11.49.15.jpg
Grafik: Tütün Eksperleri Derneği // cafemedyam


2019’a gelindiğinde ise devletin ihraç ettiği miktar 91 bin 930 kilograma kadar geriledi. Bu miktardaki ihracattan elde edilen gelir 43 bin 700 dolar oldu. 

Buna karşılık 46 milyon 423 bin 190 kilogram tütün ihraç eden özel sektörün eline geçen 253 milyon 373 bin 985 dolar oldu. 

2003’ten 2019’a toplam ihracat toplam ihracat miktarı yüzde 34 düştü ve 46 milyon 515 bin 120 kilogram oldu. Bu ihracatın da değeri 253 milyon 417 bin 685 dolar. 

Tütün ihracatının ithalat karşısındaki üstünlüğü 2021’de bitti 

2019’da ithal edilen 106 milyon 938 bin 435 kilogram tütünün değeri 544 milyon 358 bin 364’tü. 

Tam 10 yıl önce, yani 2009’da değeri 388,5 milyon dolar olan ithal tütünün miktarı 77 milyon 266 bin 310 kilogramdı. 
 

Ekran Resmi 2021-06-25 11.48.59.jpg
Grafik: Tütün Eksperleri Derneği // cafemedyam


2009 yılında Türkiye’nin tütün ithalatı, tütün ihracatından düşüktü. O yıl toplamda 97 milyon 183 bin 802 kilo tütün ihraç edilmiş ve 480,2 milyon dolar elde edilmişti. 

Fındık ve üzümden sonra ülkenin en önemli tarımsal ihraç ürünü tütün, 2012 yılından itibaren ithalat karşısında üstünlüğünü yitirdi

Türkiye 2020 yılında 51 bin 845 ton tütün ihracatına karşılık, 115 bin 459 ton tütün ithal etti. 

2020 yılında 279 milyon dolarlık ihracata karşılık 562 milyon dolarlık tütün ithalatı yapıldı. 

Yerli tütün oranı yüzde 42’den yüzde 11’e kadar düştü

Tütünle ilgili bir diğer önemli veri ise Türkiye’deki tütünün ne kadarının yerli ne kadarının ithal olduğu. 

Türkiye’de yerleşik olan sigara üretim firmalarının yerli tütün kullanımı 2003’te yüzde 42’ydi. Bu oran 2006’da yüzde 35’e geriledi. 

2008’de TEKEL’in sigara biriminin özelleştirilmesi ve tütün fonun da sıfırlanması ile birlikte 2020 yılı itibarıyla yüzde 11′ e kadar geriledi. 
 

Ekran Resmi 2021-06-25 12.21.52.png
Grafik: Tütün Eksperleri Derneği // cafemedyam

Hedef yerli tütünü yüzde 30’a çıkarmak

Tütün Yasası’nın çıkarıldığı 9 Ocak 2002’den bu yana ilk kez yerli tütün kullanımının artırılmasına yönelik bir düzenleme 2020 yılında yapıldı. 

4733 sayılı kanunun altıncı maddesine eklenen hükümle, “Tütün mamulü üreticilerinin, bir takvim yılı içinde yurtiçi piyasaya arz amacıyla ürettikleri ve ithal ettikleri; sigara, nargilelik tütün mamulü, sarmalık kıyılmış tütün mamulü ve pipoluk tütün mamulü kategorilerinde kullandıkları toplam tütünün, kategori bazında en az yüzde 30’unun Türkiye’de üretilen tütün olması zorunludur” şartı getirildi. 

Cumhurbaşkanı, bu oranı yüzde 45’e kadar artırmaya yetkili. 

Bu düzenlemeye geçiş sağlamak üzere tütün mamulü üreticileri, 2022’de yüzde 17, 2023’te yüzde 21 ve 2024’te yüzde 25, nihai olarak yüzde 30 yerli tütün kullanmak zorunda olacak. Sözkonusu karar ile yerli tütün kullanım miktarında üç yıl içinde 7 milyon kilogram artış bekleniyor. 

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verilerine göre 2019 yılında en fazla ithalatın yapıldığı 10 ülke ABD, Almanya, Arjantin, Arnavutluk, Azerbaycan, Bangladeş, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri, Brezilya ve Bulgaristan’dı. 

En fazla ihracatın yapıldığı ülke ise yine ABD. 

Gökçen Tuncer

‘SENEYE TÜTÜN EKMEYECEĞİZ!’

UŞAKLI ÇİFTÇİLER: SENEYE TÜTÜN EKMEYECEĞİZ

Uşaklı tütün üreticileri, pandemiyle birlikte baş gösteren ekonomik krizin, kur dalgalanmalarının, çiftçiliği doğrudan etkilediğini söylüyor.

Tütün şirketlerinden aldığı avansın, mevsimlik işçilerin giderini karşılamadığını söyleyen tütün üreticisi Veli Yarcı:

“Önümüzdeki sene tütün ekmeyeceğim” dedi.

Başka bir tütün üreticisi Esat Yıldız da bu sene son kez tütün ektiğini dile getirerek:

“Tütünün girdi maliyeti pandemiyle birlikte çok arttı, emeğimizin karşılığını alamıyoruz, giderler gelirden fazla” ifadelerini kullandı.

Ege tütünü yavaş yanma, tatlı içim, düşük nikotin ve kokulu tütün olması sebebiyle Dünya’da ilgi görüyor. Türkiye’nin tütün ihracatında yüzde 90-95’lik bir paya sahip olan Ege tütününün 2020 yılı hasadı önümüzdeki 10-15 gün içinde bitecek. Tütün üreticileri son yıllarda mazot, gübre ve ilaç girdilerinin artmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda üretimin yarı yarıya düşebileceğini söylüyor. TEKEL’in özelleştirilmesinin olumsuz etkilerinin üreticiye yansıyacağını öngöremediklerini belirten tütün üreticileri, TEKEL’in kamulaştırılmasını elzem olarak görüyor.

‘Pandeminin getirdiği darboğaz’ ile tütünü son kez eken Uşak’ın Eşme ilçesinde çiftçi olan Esat Yıldız ve Veli Yarcı ile ‘tütüncülüğün bugünü ve yarınına dair sorunları’ konuştuk.

https://www.cafemedyam.com/2019/02/09/turkiye-tutun-endustrisiyle-ayni-masaya-oturamaz/

‘GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ TÜTÜNCÜLÜKTEN UZAKLAŞTIRDI’

Pandeminin ortaya çıkması, tütün dikimini sekteye uğratma ihtimalinden dolayı panik oluşturdu diyen Esat Yıldız:

“Eskiden aile üretimi yapılıyordu artık bu kalmadı. Mevsimlik işçiler tütüne geliyorlar. Tütün dikimini, kırımını ve çapasını yapıyorlar” dedi. Üretici çocukları, emeğinin karşılığını alamadığından dolayı tütüncülük yapmadığını vurgulayan Yıldız, “Çocuklarımız şehirlerde asgari ücretli, sigortalı işlerde çalışıyor. Aileler de buna razı ama gönüllü değil mecburiyetten dolayı” ifadelerini kullandı.

Son yıllarda mazot, gübre, tarımsal ilaç girdileri çok arttı tarımdan hızlı bir kaçışın olduğunu dile getiren Esat Yıldız:

“Tütün ticareti yapan özel sektör, çiftçinin sütünün, etinin para kazandırmadığını biliyor. Tütün fiyatlarını da buna göre belirliyorlar. Para kazananlar başkaları! 2018’de nohut elimizde kaldı. 7 liraya satılan nohudu biz 3 liraya satamadık. Aradan geçen zamanda hala çiftçinin ambarında nohut duruyor. Denizli Güney, Uşak Eşme’de bu sıkıntılar var. Parayı aracılar kazanıyor. Çiftçi kendi kaderine terk edildi” diye konuştu.

‘TÜTÜN EKMEYİ BIRAKTIM’

“2020 mahsulünün hasadı 10-15 gün sonra bütün Ege’de bitecek” diyen Esat Yıldız:

“Şirketler 2021 yılının Mayıs ayında tütünün kilo fiyatını belirleyecekler. Biz Nisan ayında tarlaları tütün ekimine hazır hale getirmek durumundayız. Özel sektör tütünün 2021 fiyatını önümüzdeki Eylül, Ekim ayında açıklamalı, diğer türlü biz tütünü ekilince, şirketin biçtiği fiyata mahkûm olunuyor. Ben tütün ekimini bu sene bıraktım. Önümüzdeki sene burada yüzde 40-50 düzeyinde tütün dikimi azalacak. Birçok insan tütünden vazgeçiyor” dedi.

‘YÜZ ÇİFTÇİNİN 80’İ BANKALARA BORÇLU’

Herkesin avans ücretlerini alamadığını vurgulayan Yıldız şöyle konuştu; 

“Tarım kredilerini ödeyemiyoruz. Avanslar herkese ödenmedi. Şimdi ne olacak? Biri traktörünü satacak, biri tarlasını… Yüz çiftçinin 80’i Ziraat Bankası’na borçlu, bunların bir kısmı ikinci bir bankaya borçlu, salgından en fazla Türkiye çiftçisi etkilendi. 1 kilo tütünün bize maliyeti, 20 liranın üstünde bu sene tütünün tavan fiyatı kiloda 27 buçuk olacak deniyor. Para kazanamıyoruz. Üstelik araçlarımız, tarlalarımız yavaş yavaş elimizden gidiyor. Bu darboğazın esas nedeni özelleştirmedir. TEKEL özelleştirildi, maliyetler arttı, özel şirketlerin kafalarına göre belirledikleri fiyatlara mecbur kaldık. TEKEL tekrar kamulaştırılmalı. Şuan tütün üreticisinin yaş ortalaması 45’in üzerinde bundan 10 yıl önce 30’lu yaş ortalaması vardı. Bu şekilde devam ederse tütündeki çözülüş devam edecek ve yakın tarihte büyük kaçış olacak.”

‘ALDIĞIMIZ AVANS MEVSİMLİK İŞÇİLERİN GİDERLERİNE YETMEDİ’

Uşak Eşme’ye bağlı Keklikli köyünde tütün üreticisi olan Veli Yarcı, mevsimlik işçilerin bir kısmının Suriyeli olduğunu, bir kısmının ise Şanlıurfa yöresinden geldiğini ve tütün hasadını çok iyi bilmedikleri için hasadın geciktiğini ve verimin düştüğünü belirtti:

“Ben avans aldım ancak aldığım para işçilerin masraflarını karşılamaya yetmedi” diyen Yarcı, “Kur yükselince ilaç, gübre maliyeti arttı. Geçen sene 70 liraya aldığımız gübre 110, 50 liraya aldığımız ilaç, 100 lira oldu. 3 ayda 7 bin lira su parası ödedim. Su olmadan tütünün verimi düşüyor. Mecbur kullanmak zorundayız. Üstelik yine geçen sene tütün eksperleri tarlaya gelip numune alıyorlardı. Bu sene para vermemek için ne gelen var ne giden… Dikimden sonra kimse gelmedi. Çiftçinin şuan muhatabı yok. Tütün zahmetli bir iş, bunun karşılığını alamıyoruz. Tütünün bu sene 27-28 lira olacağı söyleniyor. Ancak kilo bazında 30 lira olursa maliyeti üretici de para kazanır. Şuan işçilerin parasını ödemek için çalışıyoruz. Kendi emeğimizden vazgeçtik” diye konuştu. Veli Yarcı da bu sene son kez tütün ektiğini bir daha tütün ekmeyeceğini belirtti.

İLGİLİ HABER

Duvar – Osman Çaklı

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top