SIYASET

SARAY’DAKİ SETA’CILAR

”AB ve ABD, İdlib’de devreye girmeli”

SETA’NIN ÇOCUKLARI BİRBİRİNİ YEDİ

Yoklamaya alıştık. “Derin Mehmet”i, “Süslü Sülü”yü anladık. Ama bir de Pelikancılar var. Onu atladık..

Bugün değil, geçen yıl mayıs ayı…

Peker, bugünkü kadar meşhur olmayan videosunda şöyle söylüyordu:

 “Kesinlikle Berat Bey beni yok etmek istiyor.” 

Şaşırtıcı değil; Peker, İstanbul Savcılığı’nın hakkındaki dosyasını, Albayrak destekçilerine bağlıyordu. Öyle ya, savcılığı yöneten ekibin, Albayrak’ı ‘ikinci lider’ kabul ettiği, herkesin bildiği sırdı.

Sonra bir şey oldu.

Birileri Peker’e “öyle değil” sözlerini uçurmuş olacak. Bir hafta sonra yeni bir video çekti: 

“Birileri tarafından, kendi dostlarımız da kullanılarak bize ‘Bunu Berat Albayrak yaptırdı’ diye şahsımızı devamlı kurdular.”

Peker, sözlerini böyle tadil ediyordu.

Aradan bir yıl geçti, kavga büyüdü, seri videolar başladı. Peker’in yoklama listesine tekmili birden isimleri eklendi.. 

Açıkça söylediğine göre, Albayrak ya da Pelikancılarla düşman olması için onu dolduran Soylucular’dı.

Peki, AKP içinde hizip kavgaları olmasaydı, Peker’in sözlerinin bir kıymeti var mıydı? Kuşkusuz Peker’in sesi, iktidar içindeki gruplara çarparak yankılanıyor, fısıltı çığlığa dönüşüyor. Peker çatlağından süzülen ışık, çekilmiş baltalardan yansıyarak görünür oluyor..

KAVGANIN ORTASINDAKİ SETA

Son örneği mi?

Pelikan diplomasisinin düşünce kuruluşu SETA’dan toplu tasfiye…

Soylu’yu günlerce döven videoların ardından, Erdoğan’ın 25gün süren sessizliğini gördük..

AKP’li vekillerin Soylu’nun en yakınındakilerden tepki gören umursamazlığını da.. Yandaş medya bile onu sahipsiz bıraktı..

Gelgelelim, elini çabuk tutan bir isim parlıyordu. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, 13Mayıs’ta “Yılmadan çalışan bir devlet adamı” diyerek ona destek veren ilk büyük isim oldu..

Bu süreçte ilginç bir şey daha duyduk..

İçişleri Bakanı, çıktığı televizyon programlarında, sistematik olarak, parti içindeki ‘bazı odakları’ hedef aldı..

Bunlardan biri vardı ki ayrıca dikkat çekiyordu: Ahmet Davutoğlu’nun etkili olduğu think tank kuruluşlarından birisine bugün HDP’nin eş genel başkanı olan Mithat Sancar geldi. Bir şey söyledi orada..

Özeti şu: Apo içeriden çıkacak. İki, Suriye’de, Kuzey Suriye’de bir devlet kurulacak, başına geçecek. Üç, Türkiye’de özerk bir anayasa yapılacak, kendine ait bir anayasa yapılacak.”

Soylu’nun işaret ettiği ama adını anmadığı örgüt SETA’ydı. Bir zamanlar Davutoğlu’nun etkili olduğu kuruluş, Davutoğlu-Pelikan kavgasının ardından, Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın denetimine girmişti. Her kuş kendi sürüsüyle uçar ya. Davutoğlu’nun eski öğrencileri bu kez Pelikan sürüleriyle uçmaya başlamıştı.

Soylu’nun özetlediği harita, kuşkusuz ABD damgalıydı. Çözüm sürecinin bitişi, Trump ile “dostum” programı, MHP ile kurulan ittifakla çoktan rafa kalkmıştı.

SETA’NIN ABD İLE MUTABAKAT PROJESİ

Biçim değişir, öz ise çoğu zaman yerinde durur..

 Joe Biden’ın gelişiyle “ABD ile yeni mutabakat” programını savunanlar onlardı. Bir kez de değil. Her krizde sistematik şekilde ilişkilerin onarılmasını öneriyorlardı.. 

Erdoğan’ın ABD ile anlaşarak iktidarını sürdürmesinin imkânlı olduğuna inanıyorlardı.. 

İdlib karşılaşmasında, Libya’daki krizde, Afganistan bekçiliğinde, Ukrayna ya da Kırım meselesinde, ABD ile yeniden buluşmayı, Rusya ile karşıkarşıya gelişin teorisini hazırlayarak yapıyorlardı..

Gizli de değil.. SETA’nın Saray’daki seslerinden Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi de olan Sabah yazarı Burhanettin uran, ABD seçimlerine sayılı günler kala kafalarındakini net şekilde ifade etmişti:

“Demokratların Ortadoğu ve Rusya politikaları Türkiye ile ilişkilerde sadece gerilimler üretmez. Aynı zamanda Karadeniz başta olmak üzere yeni işbirliklerini de tetikleyebilir.”

Reaksiyoner de değil…

Duran, geçen yıl şubat ayında, SETA’nın Kriter dergisinde, “Ankara’nın sabrı taşıyor”, “yeni bir politika arayışı devrede” demiş ve Batı’ya çağrı yapmıştı:

“Rusya’yı dengeleme yükünü sadece Ankara kaldıramaz, denge çöktüğünde Avrupa da ciddi zarar görür.”

Haliyle, Biden mecburiyet değil, SETA’nın beklenen Godot’suydu.

SETA’nın kimlerle iş tutabildiği sır da değil..

15 Temmuz’dan sonra AKP tarafından lanetlenen eski CIA Danışmanı Henri Barkey ile eski fotoğrafı çıktığında, BülentArınç meseleyi çok net açıklamıştı:

“SETA’da konuşma yapıyorum.. SETA’nın temsilcisi de orada. Eğer Barkey tehlikeli bir adamsa onların davet etmemesi gerekir.. Davet listesini ben hazırlamadım, SETA hazırladı..”

Kısacası Soylu, Peker’e SETA üzerinden yanıt verirken aslında devlet içindeki bir başka odakla kavgasını açığa çıkarıyordu.

Örneğin Soylu’nun ilk muhatabı gibi görünen Davutoğlu, anladığımız gibi tarif etti:

 “Benim üzerimden Berat Albayrak’a ateş etmeye çalışıyor.”

Cumhur İttifakı’na, özelikle Soylu’nun temsil ettiği kliğe verdiği destekle bilinen Doğu Perinçek de aynı günlerde parmağıyla tersinden aynı odağı işaret etti:

“SETA örgütünü beslemek, İsrail’i beslemek ve ABD’yi beslemektir.”

Perinçek’e göre, Sadık Albayrak’ın çocuklarının yönettiği kurum, ABD ve İsrail için çalışıyordu.

SETA’NIN ÇOCUKLARININ SAVAŞI

Fotoğrafta eksik kalan ayrıntı, “SETA’nın çocukları” arasındaki itişme..

Bir süredir SETA’nın beyni olan Serhat Albayrak ile SETA’dan yetişen ve kurumun eski yöneticisi olan Fahretti Altun arasındaki yol ayrımı kulislerde konuşuluyordu..

 Altun, ilk göreve geldiğinde, bu olay Pelikan ya da SETA ilişkileriyle açıklansa da Altun’un kendi düzenini kurduğu fısıltıyla söyleniyordu. Bu ayrım çeşitli açıklamalara, atamalara, politikalara hatta açıklamalara yansımıştı..

Peker’in açıklamaları sonrasındaki kırılmanın göbeğindeki SETA’daki ayrım, sonunda fiili bir tasfiyeye dönüştü..

 Geçen hafta Fahrettin Altun’a yakın 5 direktör ve 15 çalışan, toplam 20 kişi kurumdan tasfiye edildi.? Ayrılanların adının, hatta yazılarının, kurum sayfasından silinmesi, “ayrılığın sevdaya dahil olmadığını” ortaya koyuyor..

Gidenlerin başında gelen ve Batı medyasının Türkiye temsilcilerini fişleyen raporla hatırladığımız İsmail Çağlar, yakın zamanda Fahrettin Altun’un da isteğiyle, Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na atanmıştı..

Ayrılanların “yola devam” mesajları da arabadan inenlerin başka bir arabaya bineceğini de gösteriyor. Nitekim kulislerde, geçen yıl Üsküdar’da kurulan bir vakfın, bu sürece hazırlandığı konuşuluyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Peker’in devlet içindeki çatışmaları derinleştiren açıklamaları, tasfiye dalgasını daha da büyütecek. SETA’daki kırılma, önümüzdeki dönem televizyonlardaki tartışma programlarında gördüğümüz kafaların bile değişebileceğini haber veriyor..

Geriye yaslanıp baktığımızda, belki de parçayı değil bütünü görmeliyiz: 

Hem ABD’de hem Türkiye’de, son beş yılda kurulan düzen kendisini yeniden tanımlıyor.. İki sistemi birbirine bağlayan ve çoğunlukla kapı arkasında ilerleyen ekonomik, siyasi, hatta gayri meşru aktörler yeniden diziliyor. Soylu’yu, SBK’yi ya da SETA’yı tartışırken kitabın özetini belki de böyle okumamız gerekiyor.

Hâlâ yanıt veremediğimiz soru: Doğa boşluk tanımadığına göre, düzenin yeni araçları kimlerle ve nasıl kurulacak?

SETA’DA KİM KİMİ TASFİYE ETTİ?

SETA’da tasfiye edilenler Fahrettin Altun’a yakın isimlerin de yer aldığı ‘İstanbul ekibi’nden oluşuyor. Tasfiyeciler ise Burhanettin Duran’ın başında olduğu ‘Sakarya ekibi’…

 Gazete ve gazetecileri fişleyen “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” raporuyla gündeme gelen SETA, bu defa işten atma ve istifa haberleriyle gündemde. Dün fişleme raporunda imzası olan İsmail Çağlar ve 20 kişinin işten atıldığı öne sürülmüştü. Olayla ilgili kulislerde SETA içerisinde iki klik arasında ‘uyumsuzluk’ oluştuğu konuşuluyor. Buna göre İletişim Başkanı Fahrettin Altun’a yakın olan ‘İstanbul ekibinden’ 12 kişi kovuldu. Bu ekibe yakın diğer isimlerse tepki göstererek istifa ettiklerini açıkladı.

ALTUN’A YAKIN İSTANBUL EKİBİ TASFİYE EDİLDİ

Genel Koordinatör Burhanettin Duran ile anlaşamayan ekibin işten atılmasının akabinde Veysel Kurt, Hasan Basri Yalçın, Enes Bayraklı gibi isimler, sosyal medyada yaptıkları istifa açıklamalarında ‘Cumhurbaşkanına sadakat’ ve ‘büyük Türkiye vizyonu’ vurgusu yaptı..

Fahrettin Altun’un işten atılan isimlerle ortak kitap çalışmaları bulunuyor. Altun ayrı ayrı, Hasan Basri Yalçın ve İsmail Çağlar ile iki kitap çıkarmış. İşten atılan ya da istifa edenler İstanbul’daki farklı üniversitelerde görev yapmaları nedeniyle SETA’yı yakından tanıyanlar tarafından ‘İstanbul ekibi’ olarak anılıyorlar.

 İKİ KLİĞİN ANLAŞMAZLIĞI

İstifa ettiğini duyuran İsmail Çağlar, bir süre önce Cumhurbaşkanı imzasıyla Basın İlan Kurumu Genel Kurulu üyeliğine atanmıştı. İstifa açıklamasında da “işten çıkarmaları yanlış bulduğum için ayrıldım” dedi. Ancak Çağlar’ın aslında istifa etmediği, işten atıldığı iddia ediliyor. Dün akşam ortaya çıkan istifa açıklamaları da yeni değil, bir aylık sürecin sonucu. Bir ay önce ilk olarak 12 isim işten atıldı. Bunlar arasında İsmail Çağlar ile Hasan Basri Yalçın da bulunuyordu. Dün akşam itibariyle SETA’dan 8 kişinin istifasını açıklamasıyla birlikte toplam 20 kişinin ilişkisi kesildi.

ALTUN ERDOĞAN’I İKNA ETMEYE ÇALIŞTI İSTİFALAR BİR AY BEKLETİLDİ

İstanbul ekibinin tasfiyesiyle 8 kişinin istifasının bir ay bekletilmesinin nedeni olarak ise Fahrettin Altun’un Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna etmeye çalışması gösteriliyor. Buna göre Altun, kendine yakın ekip hakkında verilen karara müdahale etmeye çalıştı ancak sonuç alamadı. Tasfiyeyi gerçekleştiren kliğin ise ‘Sakarya ekibi’ olarak anılan grup olduğu düşünülüyor. Sakarya ekibi adını, büyük çoğunluğu Sakarya Üniversitesi kökenli siyaset bilimci olan hocalardan oluşması nedeniyle almış. Bu ekibin başında ise Berat Albayrak’a methiyeler düzen, istifası sonrası ‘arka çıkan’ yazılar yazan Burhanettin Duran yer alıyor. Duran, aynı zamanda Sabah gazetesi yazarı.

TASFİYENİN ARDINDA ALBAYRAK MI VAR?

Burhanettin Duran’ın arkasında ‘bir güç’ olmadan böyle bir tasfiyeyi gerçekleştiremeyeceği de iddia ediliyor. Bu gücün ise SETA’yı finanse eden Albayraklar olduğu savunuluyor. Albayrakların onayı olmadan tasfiyenin olmayacağı ileri sürülüyor. SETA’nın gazeteleri fişleyen raporundan sonra Alman hükümetine kuruluş hakkında soru önergesi verilmişti. Önergede SETA’nın kimler tarafından finanse edildiği de sorulmuştu. Finans kısmıyla ilgili önergeye şu yanıt gelmişti: “Federal Hükümet’in bilgisine göre SETA bir devlet kuruluşu değildir. Merkezi Ankara’dadır, İstanbul, Brüksel, Washington, Kahire ve 2017’den beri de Berlin’de bir şubesi bulunmaktadır. Hükümete yakın olan kuruluş büyük ölçüde Albayrak ailesi tarafından finanse edilmektedir.”

SETA’DA TASFİYE: 20 KİŞİ KOVULDU

Gazetecileri fişleyerek hedef gösteren ‘düşünce kuruluşu’ SETA’da, 20 kişi kovuldu.?

Fişleme raporunu hazırlayan İsmail Çağlar’la bazı direktörler ise bu karara tepki olarak istifa ettiklerini duyurdu.

 Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), gazetecileri fişlediği ve büyük tepki çeken “Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları” raporunun ardından tasfiye kavgasıyla gündemde. Fişleme raporunda imzası bulunan İsmail Çağlar’ın da aralarında bulunduğu 20 kişinin işine son verildiği öne sürüldü. Ardından Çağlar ile birlikte bir grup koordinatör, işten atma kararına tepki vererek istifa ettiklerini duyurdu.

ERDOĞAN VURGULU’ İSTİFA DUYURUSU

SETA koordinatörleri Enes Bayraklı, Hasan Basri Yalçın, Veysel Kurt ve Yusuf Özkır, Twitter hesaplarından istifalarına dair ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı sıkça andıkları açıklamalar yaptı. 

Bir süre önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın imzasıyla Basın İlan Kurumu Genel Kurulu’na atanan İsmail Çağlar şu mesajı paylaştı: “Yaklaşık 8 yıl süren SETA hikayesini bitirme kararı aldım. Bazı arkadaşlarımız işten çıkartıldı. İşten çıkarılmaları yanlış bulduğum için ayrıldım. Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki Büyük Türkiye mücadelesine farklı kulvarlarda elimden geldiğince katkı vermeye devam edeceğim.

Diğer mesajlar şöyle:

Veysel Kurt: “Zorunlu ve kişisel bir açıklama: 7 yılı aşkın bir süredir -zor zamanlarda- çalıştığım SETA’dan ayrılma kararı aldım. Sn Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde Türkiye’nin güçlü bir ülke olma yolunda bir akademisyen olarak bildiğimi söylemeye ve elimden geleni yapmaya devam edeceğim.”

Yusuf Özkır: “SETA Vakfı’nda ve Kriter Dergisinde 6 yıldır devam eden görevim sona ermiş bulunuyor.
Bu süreçte çeşitli vesilelerle temasta olduğumuz Kriter okuyucularına, yazarlarına ve çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. CB Erdoğan’ın Büyük Türkiye ideali çerçevesinde yola devam inşallah.”

Hasan Basri Yalçın: “Yaklaşık beş yıldır görev yaptığım SETA’dan ayrıldım. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, elimden geldiğince ve dilim döndüğünce, Büyük Türkiye vizyonunu farklı mecralarda anlatmaya devam edeceğim.”

SETA’da bir süredir Genel Koordinatör Burhanettin Duran ile uyumlu çalışamadıkları belirtilen bir ekibin tasfiye edileceği iddiaları öne sürülüyordu

Duvar // Osman Çaklı

NE OLMUŞTU?

‘ABD VE AB’NİN DEVREYE GİRMESİ GEREKİR

‘ANKARA’NIN SABRI TAŞIYOR YENİ BİR POLİTİKA ARAYIŞI DEVREDE

SETA

‘AB ve ABD, İDLİB’DE DEVREYE GİRMELİ

 “İdlib krizinin üç düzlemi”

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu üyesi, SETA Genel Koordinatörü Burhanettin Duran:

“İdlib krizini yönetmek için Ankara üç düzlemde seferberlik halinde. Bunlar, askeri operasyon, diplomasi ve uluslararası kamuoyu..

Askeri operasyon:

“Gözlem noktalarını tahkim eden Ankara alan kontrolüne geçiş için birlikler sevk etmeye devam ediyor. Başkan Erdoğan, Esad güçlerinin Soçi mutabakatına göre tüm İdlib’den çekilmesi için şubat sonuna kadar süre vermişti. Ve aynı Erdoğan; ‘bugünden itibaren, İdlib’le ve Soçi Muhtırası sınırlarıyla bağlı kalmadan, rejim güçlerini her yerde vuracağımızı buradan ilan ediyorum’ dedi..

“Bu cümleden anlaşılan operasyonun alanı tüm İdlib, ancak saldırının bedeli Esad güçlerine tüm Suriye’de de ödetilebilir..

Bedelin ödetildiği yerin Kamışlı, Halep ya da Şam olması Ankara’nın teknik tercihine ve imkanına bağlı..

Diplomasi:

”Rusya ile görüşmeler devam ediyor..

Uluslararası kamuoyu:

“Washington’ın isterse yapabileceği çok şey var. Kamuoyu desteğinden muhaliflere silah yardımına, rejimin kritik üslerini vurmadan Türkiye’nin güvenliği için yeni öneriler getirmeye kadar..

Unutmayalım, Obama döneminden itibaren Rusya’nın Ortadoğu- Kuzey Afrika’da nüfuzunu genişletmesine fırsat veren ABD politikalarıdır. Türkiye’yi gittikçe Rusya ile çalışmaya yönelten de aynı hatalı Suriye politikasıdır. Washington şimdi inisiyatif alırsa Suriye masasında etkisini genişletir. Aksi durumda Türk-Amerikan ilişkilerinde toparlanmaya katkı sağlayacak bir imkan daha heba edilir.’

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından ABD safında yer tutan Burhanettin Duran, ABD Başkanı Donald Trump’ın açıkladığı ‘İsrail-Filistin barış planına’ Türkiye’nin tepki gösterdiği günlerde, ABD’nin Suriye’de daha çok rol alması gerektiğini söyledi.

‘ANKARA’NIN SABRI TAŞIYOR YENİ BİR POLİTİKA ARAYIŞI DEVREDE

Burhanettin Duran:

”Gün geçmiyor ki Esad rejimi İdlib’de bir hastaneyi, okulu ya da fırını bombalamasın. Sadece 12 Ocak’taki İdlib ateşkesinden bu yana 130’dan fazla sivil öldürüldü. Açıktır ki, Astana ve Soçi süreçlerinin aleyhine bir gidişat hızlandı..

Bu durumun mesajı net: Rusya ve Esad rejimi parça parça İdlib’i ele geçirmekte kararlı..

Son çatışmasızlık bölgesi İdlib’i, sivilleri öldürmek ve Türkiye sınırına yığmak pahasına tümüyle kontrol altına alma niyetindeler. Ankara ise gözlem noktalarını tutmada ve yeni göç dalgasını engellemede kararlı..

Başkan Erdoğan, Rusya’nın sürekli ateşkesi bozmasından rahatsız. İdlib’in en büyük ilçesi Maarat el Numan’ın Esad’ın eline geçmesinden sonra bu rahatsızlığını ifade etmeye başladı..”

YENİ GÖÇ DALGASI’

Burhanettin Duran:

”Erdoğan, önce Afrika seyahati dönüşü ‘Astana süreci diye bir şey kalmadı. Rusya, Astana ve Soçi’ye sadık değil’ cümlesini kurdu; sonra MGK basın açıklamasında ‘İdlib başta olmak üzere Suriye’nin çeşitli bölgelerinde güvenlik güçlerimizi ve sivil halkı hedef almaya devam eden terör saldırılarına karşı gereken ilave tedbirleri alma konusundaki kararlılık’ vurgulandı..

Erdoğan, ‘Türkiye’nin Rusya ile imzaladığı mutabakatın adım adım ihlal edildiğini’ ve ülkemizin ‘yeni göç dalgasına tahammülü’ olmadığını tekrarladı. Bunun için askeri güç kullanmaktan çekinilmeyeceğini ‘Yeni tehditlerin sınırlarımıza dayanmasına seyirci kalamayız. Bu bakımdan Suriye’nin ne diğer bölgelerindeki ne İdlib’deki duruma seyirci kalamayız’ cümleleriyle vurguladı..

Erdoğan’ın açıklamaları Ankara ve Moskova’nın İdlib konusunda ciddi bir ayrışma içerisinde olduğunu gösteriyor. Bu ayrışma Ankara-Moskova hattında son dönemde hayata geçirilen iş birliğini tehdit ediyor.”

RUSYA İLE AYRIŞMAK!

Burhanettin Duran:

”Moskova, Ankara’nın HTŞ’yi engelleyemediğini ileri sürüyor. Ankara ise Rusya ve Esad rejiminin sürekli saldıran ve ateşkesi bozan konumda olduğunu görüyor..

Temel ayrışma şurada: Ankara, İdlib’deki statükonun korunmasını ve siyasi sürece odaklanılmasını istiyor. Esad ise dikkatini siyasi süreç ya da Deyr Ez Zor gibi bölgeler yerine muhaliflerin toplandığı son yer olan İdlib çatışmasızlık bölgesine vermiş durumda..

Ayrım gözetmeksizin sivilleri bombalamak için de HTŞ ve diğer radikal grupları bir mazeret olarak kullanıyor. Görünen o ki bu tablo karşısında Ankara’nın sabrı taşıyor. Yeni bir politika arayışı devrede.”

‘ABD VE AB’NİN DEVREYE GİRMESİ GEREKİR

Burhanettin Duran:

”Erdoğan bir süredir ABD Başkanı Trump ve Almanya Şansölyesi Merkel ile İdlib’deki krizin uluslararası boyutunu konuşuyor. Batı başkentlerinin anlaması gereken Moskova – Şam ikilisinin sadece Türkiye sınırına yönelik bir göç dalgası tehdidi oluşturmadığı. Avrupa demokrasilerini de tehdit eden bir dalgayı zorluyorlar..

Washington ve Brüksel’in harekete geçerek Moskova üzerinde baskı oluşturması lazım..

Erdoğan-Putin diplomasisi sayesinde İdlib krizi bu zamana kadar artısıyla eksisiyle bir şekilde yönetildi. Gelinen noktada ateşkes işlemiyor. Esad rejimi sadece sahadaki askeri güçten anlıyor. İdlib’deki çatışma halinin başka bölgelere sıçrama ihtimali de var. Bu haliyle Astana süreci durdu, Cenevre sürecinin adı bile edilemez.”

ASTANA VE CENEVRE’

Burhanettin Duran:

”Erdoğan’ın önerdiği gibi önce Astana sonra Cenevre sürecinin canlandırılması için ABD ve AB’nin devreye girmesi gerekir. Gerekirse İdlib’den sürülen siviller için askeri güç kullanımı seçenekler arasında olmalı..

Erdoğan’ın, ‘sınırdan 30-40 km içeride’ mülteciler için barınaklar yapma fikri bir tür güvenli bölge kurmak için başlangıç olabilir..

Merkel elini çabuk tutmalı. İdlib’de Rusya’yı dengeleme yükünü sadece Ankara kaldıramaz. Denge çöktüğünde Avrupa da ciddi zarar görür.”

https://www.cafemedyam.com/2020/11/21/setanin-mali-kaynagi/

İLGİLİ HABER

Odatv.com

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top