GÜNDEM

ŞİDDETİN KAYNAĞI: “AYI GENİ”

“KADINA ŞİDDETİ ANCAK KARNINDAKİ BEBEK UYGULAYABİLİR”

Ayı geni nedir, en çok kimlerde görülür?

Psikiyatrist Nevzat Tarhan gündeme getirdi… Şiddeti yöntem olarak benimseyenlerde “ayı geni” mi etkili?

Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a HDP Milletvekili Güzel’e verdiği cevapta şiddetin kaynağı gösterdiği “ayı geni”ni sorduk.. Tarhan, insanların yüzde 30’unda görülen “ayı geni”nin bilimde “davranış bozukluğu”, “şiddet geni” olarak adlandırıldığını söyledi..

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, son günlerde gündemde yer alan isimlerden biri.

Tarhan’ın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Kadına Karşı Şiddetin Araştırılması Komisyonu’nda yaptığı konuşmada İstanbul Sözleşmesi’nin ensest ilişkinin önünü açtığını söylediği iddia edildi.

Bundan dolayı muhalefet partilerinden kimi kadın vekiller, Tarhan’a tepki gösterdi.

Ancak bu tartışmanın öncesinde de Tarhan’ın komisyona davet edilmesine HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’den eleştiri geldi.

Güzel, 15 Haziran 2021 Salı günü Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kadına yönelik şiddeti önleme komisyonuna aynı zamanda SADAT’ın psikolojik savaş danışmanlığını yapan Nevzat Tarhan çağrılınca insan merak ediyor: Bir psikolojik savaş uzmanının erkek şiddetini önlemede nasıl bir katkısı olabilir?” dedi.

Tarhan, ‘Ayı geni’ni örnek göstererek cevap verdi

Bu tweeti alıntılayan Tarhan ise Güzel’e :

“Semra vekilim şiddetin cinsiyeti kimliği olmaz, şiddet şiddettir. Şiddeti hak arama sorun çözme yöntemi gören kişi de bence ‘ayı geni’ vardır. Cinsiyeti önemli değil. Ben psikiyatri uzmanıyım psikolojik savaş kitabımı okumanızı tavsiye ederim” diye cevap verdi.

Tarhan’ın kullandığı ‘ayı geni’ tabirine kısa sürede çok sayıda kişi yorum yaptı. Bazı kişiler de ‘ayı geni’nin ne olduğunu merak etti.

Bu sorunun cevabını bulmak için son günlerdeki tartışmaların odağındaki Tarhan ile konuştuk. Tarhan, ‘ayı geni’ne dair sorularımızı yanıtladı.

nevzat.jpg
Prof.Dr.Nevzat Tarhan / Fotoğraf: uskudar.edu.tr // cafemedyam

“Suç geni olarak biliniyor”

Ayı geni nedir?

Nevzat Tarhan:

Ayı geni diye karikatürize edilmiş bir gen var.. Suç geni, saldırganlık geni ve MAO-A geni olarak da geçiyor..

Suç geni var mı diye İngiltere’de yapılmış bir çalışma 2002’de yayınlandı..

O açıklamada MAO-A (Monoamin oksidaz A) enziminin düşük aktivitede olduğu tespit edilen kişilerin çocukluk çağında bir travmaları olması veya kötü bir çocukluk geçirmeleri halinde bu kişilerin ileri ki yaşlarda öfke ve saldırganlık kontrolü yapamadıkları tespit edilmiş..

Yine bu kişiler daha çok suç işliyorlar. Sosyal yetiştirme tarzıyla gen düşüklüğü birleşirse suça daha yakın oluyorlar..”

Toplumun yüzde 30’una ayı demiş olursunuz”

Peki ‘ayı geni’ tabiri bilimsel literatürde de geçiyor mu?

Nevzat Tarhan:

“Hayır… Orijinalinde böyle bir tabir yok.. Bilim çevrelerinde MAO-A geni, saldırganlık geni daha çok da ‘riskli davranış geni’ olarak biliniyor.. Bu enzimi az salgılayanlar riskli davranışları sergilemeye daha yatkın oluyor.. Ayı geni tabiri bilim çevrelerinde değil daha çok popüler kültürde var yoksa toplumun yüzde 30’una ayı demiş olursunuz..”

“Toplumun yüzde 30’unda var”

Bu genin görülme oranı nedir?

Nevzat Tarhan:

“Yapılan araştırmada MAO-A enzimi zayıf çalışanların oranının toplumun yüzde 30’u olduğu tespit edilmiş.. Bu kişiler suçlu değil ama dediğim gibi sosyal çevrelerinin olumsuz olması durumunda suça daha yatkın kişiler.. Gene sahip olanların kimisi çocukluk çağını güzel geçirmişse spora veya farklı alanlara yönelerek öfke kontrolü yapmayı öğreniyor.. Kötü çocukluk geçirip, öfke kontrolünü geliştiremeyenler ileride suça yatkın hale geliyor.”

Şiddetin bir nedeni de ayı geni diyebilir miyiz?

Nevzat Tarhan:

“Tabii. Bu tarz geni taşıyanlar suç ve şiddet işlemeye daha yatkın oluyor. Suçlu değiller ama. O geni varsa suçlu diyemezsin. Ama İtalya’da bir mahkeme 2021’de bu geni taşıdığı tespit edilen birine indirim yapmış..”

“Sadece erkeklerde değil kadınlarda da ayı geni var”

Ayı geni olarak adlandırılan bu gen, sadece erkeklerde mi var yoksa kadınlarda da görülüyor mu?

Nevzat Tarhan:

“Erkek, kadın ayrımı yok iki tarafta da görülebiliyor.”

Çocuklara da geçebiliyor mu?

Nevzat Tarhan:

“Aktarılabiliyor. Hem anne de hem babadan geliyorsa risk yüksek. Sadece birinde varsa risk daha azalıyor. İkisinde de yoksa çocukta da olmuyor.”

öfkelikadın.jpg
Tarhan, şiddete öfkeye neden olan ayı geninin kadınlarda da olduğunu belirtti / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam

“Şiddetin kadını erkeği olduğunu daha çarpıcı açıklamak için söyledim”

Ayı geni tabirini Twitter mesajınızda niye kullandınız?

Nevzat Tarhan:

“Erkek şiddeti tanımını kullanmadığım için üzerime çok gelinince şiddetin kadını erkeği olmadığını daha çarpıcı açıklamak için bu sefer böyle bir gen olduğunu söyledim.”

“Erkek veya kadın şiddeti diye bir şey bilimsel olarak yok”

Kadına şiddetinin bir nedeni genlerden mı kaynaklanıyor?

Nevzat Tarhan:

“Şiddet genlerle alakalı.. Kadın şiddeti, erkek şiddeti diye bir şeyin bilimsel karşılığı yok.. Kimse söyleyemez. Bilimsel olarak görüşümü söyledim komisyonda. ‘Sen erkek şiddetini söylemedin’ diye bana yüklendiler..”

“İlaç tedavisi gerekebiliyor”

Bu genden kaynaklanan durumu tedavi etme imkanı var mı?

Nevzat Tarhan:

“Evet var.. Herkeste her insanda öfke kontrolünü öğrenebilme kapasitesi var. Bazıları toplum içinde öğrenebiliyor bazısında ilaç tedavisi gerekiyor..”

İlaç tedavisi işe yarıyor mu?

Nevzat Tarhan:

“Öfke ve kıskançlık ilaçla düzelebiliyor.. Biyolojik karşılığı var.. İlaçlar işe yarıyor.”

Siz bu tür hastalarla karşılaştınız mı?

Nevzat Tarhan:

“Bir hastam vardı.. Bağırınca ortalık inlerdi.. Ailesi bir şekilde ikna etti. İlaç tedavisi uyguladık. Öfkelilik hali geçti. Aile başta olmak üzere herkes memnun.. ‘Bir süre sonra ilacı bırakacağım’ dedi. Neden dediğimde ‘Öfkelenip, bağırmayınca kendimi kadın gibi hissediyorum’ dedi. Bu tamamen kültürel işte..

Yine bir öğretmen hastam vardı. Bağırdığında okul inlerdi. Baktık öfke kontrolünü yapamıyor. Biyolojik sorun var. Beyin kimyası bozulmuş. İlaç verdik. İki hafta sonra geldiğinde ‘Hocam bana ne yaptınız öğrenciler sıranın üzerine çıkıyor gene kızamıyorum’ dedi.”

“Şiddet olaylarının yarıya yakını önlenebilir”

Yani ilaçlar işe yarıyor mu?

Nevzat Tarhan:

“İlaçla öfkelilik hali ve kıskançlık düzelebiliyor. Biyolojik karşılığı var. Her şeyi gene indirmek doğru değil ama genin sosyal davranışlarımızda sosyal karşılığı var.. Gen protein üretir.. Ürettiği proteinde bazı kimyasalları azaltıyor.. Azaltınca öfke kontrolü yapamıyor.. Birçok öfkeliliklerin, şiddet olaylarının belki yarıya yakını önlenebilir, tedavi edilebilir şiddet..”

“Kadına şiddeti ancak karnındaki bebek uygulayabilir”

Son olarak kamuoyunda tartışılan İstanbul Sözleşmesi’nin ensest ilişkiyi artırdığına dair açıklamanıza dair bir şeyler söylemek ister misiniz?

Nevzat Tarhan:

“Bir konuyu açıklarken söylediklerimin yarısını almışlar yarısını almamışlar. Saptırma ve manipülasyon var. Benim daha önce söylediğim bir söz var. Kadına şiddeti ancak karnındaki bebek uygulayabilir. Şiddeti onaylamayan onca sözüm var. Ben aile dağılırsa ne olacak konusunu anlatırken 2012’de Almanya’da yaşanan bir olayı örnek olarak anlattım. Bununla alakalı olarak resmi bir açıklamam olacak.”

komisyon.jpg
Tarhan, TBMM Kadına Karşı Şiddetin Araştırılması Komisyonu’ndaki sözlerinin çarptırıldığını öne sürdü / Fotoğraf: AA // cafemedyam

“Konuşmam cımbızlandı”

Bu arada Tarhan’la yaptığımız görüşmenin ardından kendi adına olan siteden ve Twitter hesabından yaptığı resmi açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nin ensest ilişkiyi artırdığını söylediğine dair iddialara cevap verdi.

Tarhan, açıklamasında kendisini şu sözlerle savunarak bir de talepte bulundu:

“Komisyondaki konuşmamda 2012 yılında Almanya’da yaşanan bir olaya ilişkin haberi okuyarak oradaki mahkemenin ensesti temel hak olarak görmesini eleştirdim ve ‘Biz eğer öyle kararlar vereceksek, ensestin önünü açıyorsak, buyurun, isteyen yapsın bunu. Biz şimdi, şu anda eğer böyle bir kararla toplumda kültürel değişimle ilgili bir karar veriyorsak gelecekte bizi bu bekliyor, ben bunu demek istiyorum’ dedim. Konuşmamın cımbızlanarak ‘Sözleşmeyi enseste bağladı’ gibi mesnetsiz bir manşetle haber yapılmasını kınıyor, sözkonusu basın kuruluşlarını tekzip ederek hatanın düzeltilmesi için çağrıda bulunuyorum.”

almananayasa.jpg

Alman Federal Anayasa Mahkemesi, ensesti yasaklayan kanuna itirazları 2008’de reddetti / Fotoğraf: Wikipedia // cafemedyam

Alman Federal Anayasa Mahkemesi, ensesti yasaklayan kanunu anayasaya uygun buldu

Tarhan’ın Almanya’da bir mahkemenin ensesti temel hak gördüğü iddiasına karşın Alman Federal Anayasa Mahkemesi, 26 Şubat 2008 tarihinde Alman Ceza Kanunu’nun “kardeşler arası cinsel ilişki”yi cezalandıran 173/2-2 maddesini, Alman Anayasası’na uygun bularak, anayasaya aykırılık itirazını reddetmişti.

Sözkonusu kararın detayları hukukçu Prof. Dr. Türkan Yalçın Sancar ile Dr. Öğretim Üyesi Tuğçe Nimet Yaşar’ın 2009 yılında Türkiye Barolar Birliği (TTB) gergisinin 80 nolu sayısında yayınlanan “Genel Ahlak ve Alman Anayasa Mahkemesi’nin Kararı” başlıklı makalesinde de detaylıca anlatıldı. Makale internet ortamında da yer alıyor.

NE OLMUŞTU?

Fotoğraf: AA // cafemedyam

Nevzat Tarhan: “İstanbul Sözleşmesi ensest ilişkinin önünü açıyor”

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan:

“Sözleşmede cinsiyetle ilgili tanım net değil. Rol kavramını belirsiz bırakmış, belirsiz bıraktığı için herkes kendisine göre anlıyor, muz gibi, insan ne yerse ona benzetiyor”

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan, Meclis’te Kadına Karşı Şiddetin Araştırılması Komisyonu’nda İstanbul Sözleşmesi’nin “ensest ilişkinin önünü açtığını” söyledi. Muhalefet partilerinden kadın vekiller Tarhan’a tepki gösterdi.

Türkiye’nin farklı üniversitelerinde görev yapan akademisyenler, TBMM’de milletvekillerine, kadına karşı şiddetin durdurulması, kadın haklarının gasp edilmemesi ve eşit yaşam için yapılması gerekenleri anlattı. Muhalefet milletvekilleri ile akademisyenler özellikle İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe konulması gerektiğini vurgularken Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan buna karşı çıktı.

Cinsiyet rollerini “muz”a benzetti

Sunumunda İstanbul Sözleşmesi’nde geçen toplumsal cinsiyet rollerini ‘muz’a benzeten Tarhan:

“Kadın ve erkek biyolojik olarak eşit değil; çünkü birinde testosteron hormonu, birinde östrojen hormonu var. Yani matematiğe karşı çıkıyorsanız çıkabilirsiniz ama biyolojik olarak kadın beyni erkek beyninden farklı. Sözleşmede cinsiyetle ilgili tanım net değil. Rol kavramını belirsiz bırakmış, belirsiz bıraktığı için herkes kendisine göre anlıyor, muz gibi, insan ne yerse ona benzetiyor. Böyle bir cinsiyet rolü.”

İstanbul Sözleşmesi’nin sonunun “ensest ilişkiler” olduğunu da öne süren Tarhan:

“Biz eğer öyle bir karar vereceksek, ensestin önünü açıyorsak, buyurun, isteyen yapsın bunu. Biz şimdi, şu anda eğer böyle bir kararla toplumda kültürel değişimle ilgili bir karar veriyorsak gelecekte bizi bu bekliyor, ben bunu demek istiyorum.” 

AKP’li Çalık devreye girdi

CHP’li Gamze Taşcıer ise Tarhan’ın Diyanet TV’de sarf ettiği, “100 öğrenciden 47’si kız öğrenci. Okutmanın arkasında evlilik karşıtlığı var” şeklindeki sözlerini anımsattı. Taşcıer, Tarhan’ın gerici açıklamalarının kabul edilemeyeceğini söyledi.

Tarhan, bu sözleri neden sarf ettiğini hatırlamadığını öne sürerken komisyonun AKP’li Başkanı Öznur Çalık devreye girdi..

Tarhan’ı savunan Çalık:

“Sizi tanıyan insan olarak insan hakları ve kadın hakları konusundaki hassasiyetinizi, aileye hassasiyetinizi biliyorum” dedi.

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish // Ali Kemal Erdem

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top