GÜNDEM

PEKER’İN İDDİALARINDA İSİMLERİ GEÇENLER VE YANITLARI!

Organize suç örgütü lideri olarak hüküm giyen Sedat Peker’in iddiaları ile ilgili olarak TBMM’de HDP tarafından verilen araştırma önergesi AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

Sedat Peker’in iddialarında isimleri geçenler kimlerdi? Peker’e yanıtları ne oldu?

 Organize suç örgütü lideri olarak hüküm giyen Sedat Peker’in iddiaları ile ilgili olarak TBMM’de HDP tarafından verilen araştırma önergesi AKP ve MHP’nin oylarıyla reddedildi.

Peker başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve eski Başbakan ve AKP Genel Başkanı Binali Yıldırım’la ilgili olmak üzere çok sayıda iddia öne sürmüştü..

Peker’in açıklamaları içinde pek çok kişi hakkında iddialarda bulundu. İddialarda adı geçenlerden bazıları kamuoyunda da tanınıyordu. Bazıları ise yıllar öncesinden bugüne uzanan olaylar zinciri içerisinde yeniden gündeme geldi.

KAMUOYUNDA YENİDEN TARTIŞMA KONUSU OLAN SİYASET-MAFYA-DEVLET İLİŞKİLERİ İDDİALARI İÇERİSİNDE İSMİ GEÇEN İSİMLER ŞÖYLE
ERKAM YILDIRIM

Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım kuru yük taşımacılığı yapan bir denizcilik şirketi kurmuştu. Bu şirket iktidarla muhalefet arasında uzun süre devam eden ‘gemicikler’ polemiğinin de kaynaklarından biriydi.?

SedatPeker, 2020’de Kolombiya’da 4,9 ton kokain yakalanmasının ardından Yıldırım’ın “uyuşturucu için yeni bir rota aradığını” ve bu nedenle pandemi döneminin başında Venezuela’ya giderek “iki ülke arasındaki uyuşturucu rotasını görüştüğünü” öne sürdü..

Bu iddianın ardından açıklama yapan AKP Genel Başkanvekili BinaliYıldırım:

“Oğlum Venezuela’ya gitmiştir.. Orada bahsedildiği gibi Ocak’ta, Şubat’ta değil; geçen sene Aralıkayında gitmiştir.. Beraberinde de Covid ile mücadele amacıyla orada ihtiyaçsahiplerine test kiti, maske gibi birtakım malzemeler götürüp dağıtmıştır.. Ziyaret amacıda bundan ibarettir” dedi.

Erkam Yıldırım ise Peker hakkında suçduyurusunda bulundu..

Venezuelalı gazeteci'den Erkam Yıldırım ve Petrol Bakanı iddiaları
VENEZUELALI GAZETECİ’DEN ERKAM YILDIRIM VE PETROL BAKANI İDDİALARI

Sedat Peker’in işaret ettiği Erkam Yıldırım’ın Venezuela’ya geldiğini hatırlamadığını söyleyen Venezuelalı gazeteci Roberto Deniz, Venezuela Petrol Bakanı Tareck El Aissami hakkında, “Sadece bu dönemde 4-5 kez Türkiye’ye ziyarete gitmişti” dedi.

Suç örgütü lideri Sedat Peker, yayınladığı videolarda Türkiye ve Venezuela arasındaki uyuşturucu ticareti yapıldığını öne sürdü?.

Peker’in uyuşturucu ticaretinde Erkam Yıldırım’a işaret etmesine eski Başbakan olan babası Binali Yıldırım’dan yanıt geldi..

Yıldırım, oğlunun Venezuela’ya gittiğini kabul ederek koronavirüs test kiti götürdüğünü söylemişti. 

‘TÜRKİYE’DEN YARDIM GELDİĞİNİ HATIRLAMIYORUM’

Açıklamalarda bulunan Venezuelalı gazeteci Roberto Deniz:

“Pandemi başladığından beri Çin’den veya Rusya’dan sağlık malzemeleri geldiğinden Venezuela hükümeti bu konuda çok propaganda yapmıştı. Ama Türkiye’den yardım geldiğini hatırlamıyorum. Araştırma yapılırsa ortaya çıkar. İster Türkiye, ister Venezuela tarafında olsun bu konuda ifadeleri vardır” dedi.

Gazeteci Deniz, Venezuela hükümeti ile güvenlik güçlerinin üst düzey kadrolarının Kolombiya ile olan uyuşturucu ticaretini görmezden geldiğini savundu.

ERKAM YILDIRIM İDDİALARI VE PETROL BAKANI ZİYARETLERİ

Deniz, Erkam Yıldırım’ın yardım getirdiğini hatırlamadığını ifade ederken ABD tarafından uyuşturucu kaçakçılığından aranan Venezuela Petrol Bakanı Tareck El Aissami hakkında, “Sadece bu dönemde 4-5 kez Türkiye’ye ziyarete gitmişti” dedi.

Venezuelalı gazeteci Roberto Deniz:

“Bu konuda kamuoyuna malolmuş birçok bilgi ve belge var. Kolombiya’dan gelen uyuşturucuların uçak ve teknelerle Venezuela’dan çıkarak Karayip’teki adalara, oradan başka yerlere gittiğine dair belgeler var. İddialarda adı geçen eski Başbakan’ın oğluna (Erkam Yıldırım) ilişkin elimde bir belge yok. Ama bunun olmuş olma olasılığı çok yüksek. Çünkü buna benzer başka şeyler oldu. Zamanın ekonomiden sorumlu başkan yardımcısı şimdi Petrol Bakanı olan Tareck El Aissami, bu hükümetin en güçlü bakanlarından. Kendisi ABD tarafından uyuşturucu kaçakçılığından aranıyor. El Aissami, Türkiye-Venezuela ittifakının kilit isimlerinden. Zannediyorum sadece bu dönemde 4-5 kez Türkiye’ye ziyarete gitmişti. Bu anlamda ‘Olmuş olabilir’ diyorum. Çünkü uyuşturucu kaçakçılığına izin veren ve bu işten çıkar sağladığı belirlenmiş isimler hâlâ hükümetimizde göreve devam etmekteler.”

HALİL FALYALI

Sedat Peker, Erkam Yıldırım’la ilgili iddiaları arasında Kıbrıs’ta HalilFalyalı’nın misafiri olduğunu ve Falyalı’nın da “uyuşturucu paratrafiğini yönettiğini” de söyledi..

Kıbrıs’ta otel ve kumarhane işletmecisi olarak tanınan Falyalı kendisini, “1986’da ilk Ferrari’yi benaldım Kıbrıs’ta, ilk Rolls-Royce’u da benaldım” diye tanıtan bir isim olarak gündeme gelmişti..


2016’da Türkiye’de bir yasa dışı bahis operasyonuna dair haberde; “Türkiye’yi yıllık 12 milyar dolara zarara sokan bahis çetesini koruduğu” öne sürüldü..

Peker’in iddiaları üzerine CüneytÖzdemir’in Youtube’daki yayınına katılan Falyalı: “Bu bahsi geçen insanların hiçbirini tanımıyorum. Hayatımda 3 kilometre yakınlarına bile gelmedim, görmedim, tanımıyorum” dedi..

Falyalı’nın ABD tarafından kara para aklama ve uyuşturucu ticareti nedeniyle arandığına dair haberler Türkbasınında yer almıştı. Falyalı Özdemir’in yayınında bu konuda şöylekonuştu:

“Bir DEA raporundan bahsediliyor. Doğrudur basından gördük. 30 bin doların aklanmasından dolayı bir soruşturmadan bahsediliyor. Bir adam 30 bin doların aklanmasından böyle bir soruşturma yer mi? FETÖ’den tutuklu olan MetinTopuz aradı, görüşmek istedi. Bizim sizinle görüşecek birşeyimiz yok dedim.”

Halil Falyalı hakkında yeni iddia… Uyuşturucu baronu Töre, “Ticareti birlikte yapıyorduk” dedi, Falyalı “Tanımıyorum” yanıtını verdi

Sedat Peker’in yayınladığı videolarla ismi gündeme gelen Halil Falyalı’nın uyuşturucu ticaretinde Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım ile birlikte iş yaptığı iddia edilmişti

Halil Falyalı / Fotoğraf: Twitter // cafemedyam

Sedat Peker, Mehmet Ağar’ın yönettiği Yalıkavak Marina üzerinden uyuşturucu ticareti yapıldığı iddiasını ortaya attı.

Peker, Yalıkavak üzerinden yürütülen uyuşturucu ticaretinin rotasının bir süre sonra Venezuela ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yönüne döndüğünü ve bu ticarette eski Başbakan Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım’ın da rolünün olduğunu ileri sürdü.  

Peker’in iddiaları arasında ismi geçenlerden biri de Halil Falyalı oldu. KKTC’de kumarhane işleten ve sanal bahis sitelerini yönettiği bilinen Falyalı, Sedat Peker’in ortaya attığı uyuşturucu iddialarını reddetti. 

Falyalı, Yıldırım ve oğlu Erkam Yıldırım’la hayatı boyunca hiç tanışmadığını ifade etti. 

Falyalı’dan Peker’e yalanlama

Falyalı:

“Hayatımda ne Binali Bey’i ne de Binali Bey’in oğlunu… ne yan yana geldik. Diyorlar ya ‘uydu antenlerine baksınlar, sinyallere baksınlar’, baksınlar. Hiçbir zaman biz bir araya gelmedik. Bu bahsi geçen insanların hiçbirini tanımıyorum. Hayatımda 3 kilometre yakınlarına bile gelmedim, görmedim, tanımıyorum.”

behçet töre.jpg
Uyuşturucu baronu Behçet Töre / Fotoğraf: Independent Türkçe// cafemedyam


Uyuşturucu baronu Töre: “Ticareti birlikte yapıyorduk

KKTC’deki kumarhane mazisi yaklaşık 20 yıl öncesine dayanan Falyalı’nın geçmişte iş ortaklığı yapan uyuşturucu baronu Behçet Töre ise Falyalı’yı yalanladı. Şu anda uyuşturucu ticareti yaptığı için verilen cezanın infazı nedeniyle cezaevinde bulunan Töre, avukatları aracılığıyla dile getirdiği iddialarında, Falyalı ile birlikte uyuşturucu ticareti yaptıklarını anlattı.

Ortak kumarhane

Töre, 1998 yılında Halil Falyalı’yla birlikte uyuşturucu ticareti işini yaptıklarını ifade ederek, daha sonrasında KKTC’de ortak bir kumarhane açtıklarını da söyledi. 2001 yılında hapse giren Töre, KKTC’de bulunan International 2000 Hotel Casino’yu Halil Falyalı’yla birlikte açtıklarını, kendisi hapiste olduğu için 2004 yılında otelde kendisine ait hisseleri 10 milyon dolar karşılığında Falyalı’ya devrettiğini ileri sürdü. 

“Saldırı düzenleyecektim Sami Hoştan devreye girdi”

Töre, 2005 yılında cezaevinden çıkıp 2010 yılında tekrar girene kadar Falyalı’dan 10 milyon dolarlık alacağını tahsil etmeye çalıştığını ancak tahsil edemediğini de ifade etti. Töre ayrıca, alacağını alamadığı için Falyalı’nın Türkiye’de olduğu bir dönem saldırı hazırlığı yaptığını ancak araya yer altı dünyasının ünlü isimlerinden Sami Hoştan’ın girdiğini de iddiaları arasına ekledi.

Hoştan’ın araya girmesinin ardından saldırıdan vazgeçtiğini ifade eden Töre, Falyalı’nın borcunu ödemesi için Hoştan ve başka isimlerin şahitliğinde söz verdiğini de ileri sürdü. Töre, o dönemde uyuşturucu ticareti suçunu işlediği gerekçesiyle düzenlenen operasyonda yeniden cezaevine girince, Halil Falyalı’nın borcunu yine ödemediğini belirtti.

Töre’nin oğlu: Cezası bitmek üzereyken Falyalı devreye girdi, yeni dosyası onandı

Behçet Töre’nin oğlu Emrah Töre ise, babasının aldığı cezanın infazı geçen yıl tamamlanmak üzereyken yeni bir dosyasının onandığını ve 3 yıl daha cezaevinde kalacağını söyleyerek:

“Tam cezaevinden çıkmak üzereydi. Yeni dosyası onandı. Halil Falyalı’nın Türkiye’de de eli kolu çok uzun. Onun müdahalesiyle babamın cezaevinden çıkması engellendi” dedi.

Falyalı: Töre’yi tanımıyorum, yorum yapmak istemiyorum

Töre’nin iddialarını Halil Falyalı’ya sorduk. Falyalı, asistanı üzerinden verdiği yanıtta, Behçet Töre’yi tanımadığını ancak Sami Hoştan’ı tanıdığını belirterek, “Bahsi geçen konularda yorum yapmak istemiyorum” ifadelerini kullandı.

Eski KKTC Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’ndan Falyalı açıklamaları

Sedat Peker’in yayınladığı videolardan sonra ismi gündeme gelen Halil Falyalı’yla ilgili, eski KKTC Başbakanı Ömer Kalyoncu ve eski KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı da açıklamalarda bulunmuştu.

KKTC Meclisi’nde bir arazi satışı nedeniyle konuşma yapan Kalyoncu, bu konuşması nedeniyle Falyalı’nın kendisini arayarak kendisini ve ailesini tehdit ettiğini söylemişti. 

Eski KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı:

 “Çeşitli kirli ve yasadışı ilişkilerin Halil Falyalı ismiyle de bağlantılı olduğu yönünde iddiaların olduğu biliniyor.” 

erkam venezuela.jpg
Erkam Yıldırım (sağdan üçüncü) Venezuela seyahatinde resmi heyetle birlikte poz vermişti / Fotoğraf: Twitter// cafemedyam


Erkam Yıldırım’ın Venezuela seyahati 

Sedat Peker’in Halil Falyalı üzerinden dile getirdiği Erkam Yıldırım’la ilgili iddialar, eski Başbakan Binali Yıldırım tarafından yalanlanmıştı.

Binali Yıldırım, Venezuela’da resmi heyetle birlikte fotoğrafları ortaya çıkan Erkam Yıldırım’ın, koronavirüs nedeniyle Venezuela’ya test kiti ve maske götürdüğünü ifade etmişti.

Ancak gümrükte, Erkam Yıldırım’ın test kiti ve maske götürdüğüne ilişkin bir kayıt olmadığı ortaya çıkmıştı.

© The Independentturkish // Can Bursalı

KUTLU ADALI



 Peker’in videolarında adı geçen bir diğer Kıbrıslı ise, 1996’da öldürülen gazeteci ve yazar KutluAdalı’ydı.

Sedat Peker, eski İçişleri Bakanı MehmetAğar ve Korkut Eken’in, Kutlu Adalı’yı öldürtmek için kendisinden tetikçi talep ettiğini, bu talep üzerine kardeşi Atilla Peker’i Kıbrıs’a gönderdiğini, ancak sonradan KorkutEken ile görüştüğünde “başka bir ekibin Adalı’yı öldürdüğünün söylendiğini” aktardı..

Adalı, ikon müzesi olarak değerli eserlere ev sahipliği yapan St. Barnabas Manastırı’nda 14 Mart 1996’da yaşanan silahlı bir baskını araştırmasının ardından tehditler aldığını açıklamış, 6 Temmuz 1996’da ise 61yaşında suikaste uğramıştı..

Adalı, baskından dokuz gün sonra yayımladığı haberinde, tarihi manastırdaki baskında KKTC’nin Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı’na bağlı araçların kullanıldığını ileri sürmüştü..

KKTC makamlarının cinayetle ilgili soruşturmasının sonuç vermemesi üzerine Adalı’yı kimin öldürdüğü belirlenemedi. Bunun üzerine eşi İlkayAdalı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) Türkiye aleyhine dava açtı..

Adalı’nın avukatı, mahkemede, Kutlu Adalı’nın “Türk İntikam Tugayı” ve/veya “Bozkurtlar” hareketi tarafından öldürülmüş olduğuna dair ipuçları bulunduğunu, bu teşkilatların “Türk polisi ve Türk mafyasıyla doğrudan ilişki içinde olduklarını” öne sürdü..

Türkiye adına savunma yapan avukat ZaimNecatigil ise İlkay Adalı’nın “eşinin ölümünden Türkiye’nin sorumlu olduğuna” dair iddiaları “spekülasyon” olarak niteledi. 31 Mart 2005’te AİHM, “cinayet hakkında yeterli ve inandırıcı araştırma yapılmadığı” gerekçesi ile mahkum ettiği Türkiye’yi 95 bin euro para cezasına çarptırdı..

KKTC’de  ana muhalefet Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP), Kutlu Adalı cinayetiyle ilgili soruşturmanın yeniden açılmasını talep etti.

Kutlu Adalı cinayeti! Çarpıcı iddia: Çatlı, Türkiye’den getirdiği genç bir oğlana işletti
KUTLU ADALI CİNAYETİ!

Çarpıcı iddia: Çatlı, Türkiye’den getirdiği genç bir oğlana işletti

Magosa adli şube müdürü Tema Irkad:

“Abdullah Çatlı’ya bu cinayeti işlemesi için görev verildi. Çatlı, cinayeti Türkiye’den getirdiği genç bir oğlana işletti” iddiasında bulundu.

Habertürk gazetesi yazarı Nagehan Alçı, yazısında Kanal SİM Genel Yayın Yönetmeni Sami Özuslu’nun, Adalı cinayetinin işlendiği dönemde Magosa adli şube müdürü olan Tema Irkad ile yaptığı röportajına yer verdi.

Nagehan Alçı, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in kardeşi Atilla Peker’in “Korkut Eken’le Kutlu Adalı’yı öldürmek için Kıbrıs’a gittik” açıklamasının ardından, dönemin Magosa adli şube müdürü Tema Irkad’ın “Abdullah Çatlı’ya bu cinayeti işlemesi için görev verildi. Çatlı cinayeti Türkiye’den getirdiği genç bir oğlana işletti” iddiasını aktardı. 

“Türkiye henüz bu röportajın farkında değil. Ben Özuslu’ya bu röportajın ayrıntılarını sordum. Tema Irkad cinayet günü ile ilgili çok çarpıcı iddialarda bulundu. Şimdiye kadar ileri sürülen en somut iddialar bunlar” ifadelerini kullanan Nagehan Alçı, yazısına şöyle devam etti:

“ŞİMDİYE KADAR İLERİ SÜRÜLEN EN SOMUT İDDİALAR BUNLAR”

Tema Irkad, cinayet günü ile ilgili çok çarpıcı iddialarda bulundu. Şimdiye kadar ileri sürülen en somut iddialar bunlar. Cinayetin işlendiği gün olay yerinde 4 kişi vardı, dedi Irkad. ‘Bunlardan biri Abdullah Çatlı idi. İkincisi Çatlı ile gelen genç biriydi.’ Üçüncü isim olarak TMT’den (Türk Mukavemet Teşkilatı) olduğu bilinen Hüseyin Çiftçi’yi gösterdi emekli polis müfettişi. Dördüncü kişinin ise ismini vermedi. Tema Irkad tetiği çeken kişinin Çatlı ile birlikte Türkiye’den gelen genç şahıs olduğunu iddia etti ve ‘En az 4 kişiydi, daha fazla da olabilir’ dedi.

KAN DONDURUCU İDDİALARI IRKAD’IN AĞZINDAN DİNLEYELİM:

‘Abdullah Çatlı’ya bu cinayeti işlemesi için görev verildi. Çatlı cinayeti Türkiye’den getirdiği genç bir oğlana işletti.’ Bir aracın cinayet gecesi Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığından çıkıp Kutlu Adalı’nın evinin önüne geldiğini, aracın cinayet sonrası yeniden Sivil Savunmaya döndüğünü hatırlatan Irkad ‘Hüseyin Çiftçi’nin yanında biri daha, daha doğrusu birileri daha vardı. Bütün mahalle gördü kardeşim’ dedi.

Hatırlatalım, o dönem Sivil Savunma Daire Başkanı Galip Mendi idi.

Irkad 1996’da emniyetten emekliye ayrılıp Yenidüzen gazetesinde Kutlu Adalı ve Galip Mendi ile ilgili yazılar yazmaya başlamış. Sami Özuslu’ya verdiği röportajda şunları anlatıyor:

‘Aracılarla tehdit edildim. ‘Her sabah yürüyüş yapıyorsun, dikkat et’ dediler. Tehditler boş çıkmadı. Evim ve arabam yakıldı. Mahallede beni takip ettiler. Silahlı çatışmaya girdim….’ O günlerde Polis Genel Müdürü’nün kendisini aradığını ve Lefkoşa Polis Müdürlüğü’ne çağırdığını açıklayan Tema Irkad, ‘Beni alıp Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Galip Mendi’ye götüreceklerini söylediler. Ne münasebet deyip gitmedim’ diyor.

Kutlu Adalı cinayetinin kovan ve mermileri, Kıbrıs’ta balistik uzmanı olmasına rağmen Türkiye’ye gönderilmişti. Sonra Aralık 1996’da Ömer Lütfü Topal cinayeti işlendi ve Adalı cinayetindeki kurşunlar ile Topal cinayetindeki kurşunlar incelendi, her iki cinayette de aynı silah kullanıldığı tespit edildi ve silahta Abdullah Çatlı’nın parmak izi bulundu. Bu tespit Susurluk Raporuna girdi.

Sevgili okurlar buraya röportajın Kıbrıs’ın SİM televizyonunda yayınlanan kısmını da koyuyorum. Kutlu Adalı cinayeti şayet doğru dürüst soruşturulursa karanlıkta kalmış birçok olayı netleştirmek için önemli bir başlangıç olabilir. Bunun için ifadesine başvurulması gereken isimlerden biri de o dönemin tahkikat subayı, KKTC’nin şimdiki Polis Genel Müdürü Ahmet Soyalan.

KORKUT EKEN


 
Sedat Peker’in Kutlu Adalı cinayetiyle ilişkilendirdiği KorkutEken, Türkiye’de 1990’larda adından sıkça bahsedilen bir kişiydi..

O tarihlerde EmniyetGenelMüdür Müşavirliği gibi kritik görevlerde bulunan Eken’in adı, Eylül 1996’da, yani Susurluk kazasından yaklaşık 1,5 ay önce düzenlenen bir basın toplantısıyla kamuoyuna açıklanan İkinci MİT Raporu’nda şöyle geçmişti:

“Emniyet Genel Müdürlüğü’nce PKK ve Dev Sol’a karşı faaliyetler için kullanılıyor görüntüsü ile özel bir suç ekibi teşkil edilmiştir. Tehdit, gasp, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet gibi suçların içinde olan bu grup genellikle eski ülkücülerden teşekkül etmiştir. Grup doğrudan Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a bağlı olup, Emniyet Genel Müdür Müşaviri Korkut Eken tarafından sevk ve idare edilmektedir. Grup üyelerine Emniyet Genel Müdürlüğü’nce ‘Polis’ hüviyeti ve ‘Yeşil Pasaport’ verilmiştir. Bahsi geçen grup, teröristlere karşı faaliyetlerde bulunma görünümünde Almanya, Hollanda, Belçika, Macaristan ve Azerbaycan’a gidip gelmekte, uyuşturucu kaçakçılığı yapmaktadırlar.”

Susurluk kazasının ardından hazırlanan TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Raporu’nda, Susurluk kazasıyla birlikte gündeme gelen ancak halen tam olarak aydınlatılamamış konuların en önemlileri arasında yer alan kayıpsilahlar konusunda da Eken’in adı geçmişti..

Raporda Eken’in “Silahları nereye verdiğimi söyleyemem. Çünkü devlet sırrıdır” sözleri eleştirilmişti..

HADİ VE SÜLEYMAN ÖZIŞIK

Özışık kardeşlerin isimleri, Sedat Peker’in yayınladığı bir videonun ardından Türkiye gündemine girdi..

İkisi de yıllardır gazetelerde yazılar yazan, TV’lere siyasi yorumcu olarak çıkan kardeşlerden Hadi Özışık İnternet Haber’in kurucusu. Süleyman Özışık ise Türkiye gazetesinde köşe yazıyordu. Süleyman Özışık’ın kendi Youtube kanalında yer alan bir videoda, eskiden “sıvacı ustası” olduğunu vurguluyordu. Esra Elönü ile Ülke TV’deki bir programda kendisinden bahseden Özışık, askerlikten sonra gazeteci ağabeyi Hadi Özışık’ın elinden tutmasıyla gazeteci olduğunu söylemişti..

Hadi Özışık ise Süleyman Soylu ile yakın bir gazeteci. Özışık, 1999’da Soylu’nun danışmanlığını yaptığı dönemi bir videoda şu sözlerle anlatmıştı:

“Soylu bana çok iyi imkânlar sağladı. Altıma bir araç verdi, güzel bir maaş verdi, güzel bir makam verdi. Büyük bir vefa göstermişti bana. Yani ben işsizken, güçsüzken, 100 lira paraya ihtiyacım varken, Süleyman Soylu kapımı çaldı.”

CHP Mersin Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Ali Mahir Başarır, Soylu’nun 2017 yılında Özışık’a koruma verdiği gerekçesiyle üç soru önergesi vermişti..

Peker’in Youtube üzerinden videolar yayınlamaya başlamasının ardından Hadi Özışık’ın İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Peker arasında arabuluculuk yaptığı iddia ediliyordu.

Özışık bu iddialarla ilgili Cüneyt Özdemir’in programında “Aracılık yaptıysam namussuzum, şerefsizim, haysiyetsizim, alçağım” demişti. Bunun üzerine Peker, Özışık ile görüşmesinin video kaydını yayınladı..

Peker’in yayımladığı ilk videoda Hadi Özışık’ın Soylu ile görüştüğünü ve o görüşmeye dair diyalogları anlattığı görüldü. Hadi Özışık da “iki sevdiği dostu arasında arada kaldığını” söyledi..

Yayımlanan ikinci videoda ise Hadi Özışık, Peker’in Youtube için çektiği videoda adının çıkarılmasını istedi ve “Süleyman Bey’le görüşmeye giden Süleyman Özışık” dedi. Özışık daha sonra Twitter hesabından yaptığı paylaşımla Soylu’dan ve kamuoyundan özür diledi..


Videonun ardından Hadi Özışık’ın TV100 ile ilişiği kesildi, Süleyman Özışık ise Türkiye gazetesindeki köşe yazarlığını bıraktı. Hadi Özışık ve kardeşinin evlerinde ve işyerinde arama yapıldı..

Süleyman Soylu, Habertürk yayınında yaptığı açıklamada Hadi Özışık’ın kendisi için danışmanlık yapmasının babası Hasan Soylu’nun ricası ile ve Özışık’ın işsiz kaldığı bir dönemde olduğunu söyledi..

FEYZİ İŞBAŞARAN


Eski ANAP ve AKP Elazığ Milletvekili olan Feyzi İşbaşaran, 2009’da trafik polisleriyle girdiği küfürlü bir tartışmanın ardından kesin ihraç talebiyle AKP disiplin kuruluna sevk edilmiş, bunun üzerine partiden istifa etmişti..

İşbaşaran istifa ederken “parti içinde demokrasinin işlemediğini, şantaj ve tehditlerin yaşandığını” söylemiş ve “Başıma bir şey gelirse sorumlusu Erdoğan’dır” demişti..

İşbaşaran 2014 yılında Twitter üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alındığı polis merkezinden çıkışta AK’li bir grubun protestosuyla karşılaşmıştı. İşbaşaran, daha sonra ifadesinin alınması için adliyeye götürülürken de başka bir grubun saldırısına uğramıştı..


Sedat Peker yayınladığı videolarda bu olaylar sırasında İşbaşaran’ın “kemiklerini kırdırdığını” öne sürdü. Bir AKP milletvekilinin nezarethaneye iki kişi göndererek İşbaşaran’ı darp etmeye çalıştığını fakat beceremediğini öne süren Peker, bunun üzerine “avukat kardeşim” diye bahsettiği bir uzak doğu dövüşçüsünü karakola göndererek İşbaşaran’ı darp ettirdiğini söyledi..

Peker’in iddialarına yanıt veren İşbaşaran ise şu açıklamayı yaptı: “Senin muhatabın, hizmet ettiğin Erdoğan, Mehmet Ağar, Korkut Eken ve seni yıllarca kullanan polis teşkilatıdır. -Eşine, çocuklarına yapılana üzüldüm ama sen de onları bırakıp kaçmayacaktın! Sen nasıl bir delikanlısın ki; Bir AKP milletvekili (Metin Külünk), parti teşkilatı ve polisle anlaşarak bir tetikçini gönderip gözaltında elleri kelepçeli birine saldırıyorsun? Benim kemiklerim falan kırılmadı ama bir polisin parmağı kırıldı, o polise üzüldüm.”

İşbaşaran'dan AA'nın haberine tepki gösteren Altınok'a sert yanıt: Peker'e polisleri tahsis eden sensin
İŞBAŞARAN’DAN ALTINOK’A SERT YANIT: “PEKER’E POLİSLERİ TAHSİS EDEN SENSİN”

AKP eski Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran, AKP Erzurum Milletvekili Selami Altınok’a, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’e verilen koruma tartışması üzerinden tepki gösterdi.

AKP Erzurum Milletvekili Selami Altınok, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’e verilen korumanın belgelerine ilişkin:

“Resmi sıfat ve görev taşıyan kişiler haksız bir şekilde ifşa ve itham edilmiştir” ifadelerini kullanarak tepki gösterdi.


AKP eski Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran da, Peker’e verilen koruma tartışması üzerinden Altınok’a sert bir dille yanıt verdi.

İşbaşaran:

“Sedat Peker‘e Istanbul Emniyet müdürü olarak koruma polisleri tahsis eden sensin”

AKP eski Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran:


“Sedat Peker‘e Istanbul Emniyet müdürü olarak koruma polisleri tahsis eden sensin. Anadolu Ajansına ‘Benim adımı neden yazıyorsunuz’ diyeceğine, sana ‘Sedat Peker’e polis koruma memuru ver’ talimatını veren kim?”

HAKAN ÇALIŞKAN

Sedat Peker, intihar eden Silivri Emniyet Müdürü HakanÇalışkan’ın ölümünden Süleyman Soylu’nun sorumlu olduğunu öne sürdü..

Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan, 31 Temmuz 2017’de makamında ölü bulunmuştu. Olayın, Soylu’nun oğlunun bir arkadaşının gözaltına alınması sonrası yaşanan bir dizi olayla ilişkili olduğu iddia edilmişti..

O dönem gazeteci Ahmet Şık’a konuşan Hakan Çalışkan’ın bağlı olduğu İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan bu olayın ardından “Merhum emniyet müdürümüzün başarılı ve kendisini intihara sürükleyecek herhangi bir sorunu olmadığını bildiğimiz bir kişi olduğunu söyleyeyim” demişti..

Süleyman Soylu yine Habertürk TV yayınında yaptığı açıklamada, Çalışkan’la ilgili kendisine yöneltilen iddiaları reddetti, intiharın gerekçesinin araştırıldığını söyledi..

İNTİHAR EDEN HAKAN ÇALIŞKAN’IN TELEFON TRAFİĞİNE ULAŞILDI

Hakan Çalışkan’ı aradığı söylenen dönemin Koruma Daire Başkanı Gülen:

“Devlet kurumları soru sordu da biz cevap mı vermedik? Bu konuyla alakalı hiçbir şeyim söz konusu değil.” .

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun üzerimde “Damokles’in kılıcı gibi sallandırılıyor” diyerek bahsettiği Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intihar ettiği gece yaptığı telefon görüşmesi trafiğine ulaşıldı..

Dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Terörle Mücadele Şube Müdürü Kayhan Ay, Soylu’nun Koruma Daire Başkanı olan Ekrem Gülen tarafından aranan Hakan Çalışkan, 23.37’de ise bizzat İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan tarafından arandı. Hakan Çalışkan olay gecesi saat 03.22’de eşini aradı. Eşinin açmaması üzerine Hakan Çalışkan, “Sesini duymak istedim” şeklinde mesaj attı. Hakan Çalışkan’ın eşine son mesajı ise 03.24’te attığı, “Seni çok seviyorum bir tanem” oldu. Hakan Çalışkan’ı aradığını doğrulayan Ekrem Gülen, “Bir insanı aramış olmak hangi suçu doğurur” dedi.

‘SERBEST BIRAKIN!’

Temmuz 2017’de Terörle Mücadele Şubesi ekiplerinin yaptığı rutin bir kontrol sırasında Hızır ve Osman Kaptan isimli şüpheliler gözaltına alındı. Ertesi gün mahkemeleri olduğu için haklarında yakalama kararı bulunan şüpheliler annelerinin hasta olduğunu belirterek Süleyman Soylu’nun oğlu Engin Levent Soylu’ya telefon açıp yardım istediler..

Durum Bakan Soylu tarafından Koruma Daire Başkanı Ekrem Gülen’e bildirildi.?

İddiaya göre; Ekrem Gülen ise Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ı arayarak gözaltında bulunan kişilerin serbest bırakılmasını istedi. Hakan Çalışkan ise gözaltı işleminin resmiyete döküldüğünü belirterek talebe olumsuz yanıt verdi. Gülen’in bir kez daha Çalışkan’ı arayarak, “Şahıs bakanın yakını ve serbest bırakılması isteniyor” talimatı verdiği öne sürüldü. Şüpheliler böylelikle serbest bırakıldı.. 

Ancak, konu Bakan Soylu ile aralarında “husumet” olduğu bilinen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’a aktarıldı. Bunun üzerine Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ı arayan İstanbul Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, kendisinden İçişleri Bakanı Soylu ve Koruma Daire Başkanı Ekrem Gülen’in sorumluluğunu belirten bir tutanak tutarak olayla ilgili resmi işlem başlatmasını istediği iddia edildi..

Yaşanan telefon trafiği sonucunda Hakan Çalışkan’ın baskılara dayanamayarak intihar ettiği öne sürüldü. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı. Ancak üzerinden geçen 4 yıla rağmen sorumlular hakkında bir dava açılmadı..

TELEFON TRAFİĞİ

Soruşturma dosyasına giren Müdür Hakan Çalışkan’ın intihar ettiği gece eşiyle yaptığı yazışmalar ve telefonuna gelen aramalar ise dikkat çekti. Çalışkan olay gecesi birçok kez dönemin İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı Terörle Mücadele Şube Müdürü Kayhan Ay tarafından arandı..

23.37’de ise Mustafa Çalışkan kendi kişisel telefonundan Hakan Çalışkan’ı aradı. Çalışkan gece 00.40’ta ise eşine attığı mesajda, “Geç oldu. İşler çok gelemem” dedi. Eşiyle 00.53’te yaptığı yazışmada ise eşinin ütü yaptığını öğrenmesi üzerine Hakan Çalışkan, kendisine ait bazı eşyaların ütülenmesini istedi. Saat gece 03.22 olduğunda ise Çalışkan eşini aradı. Eşinin açmaması üzerine mesaj atarak, “Sesini duymak istedim” diye yazdı. Çalışkan’ın eşine son mesajı ise 03.24’te attığı, “Seni çok seviyorum bir tanem” oldu.

EKREM GÜLEN: “SORDULAR DA CEVAP MI VERMEDİK”

Bakan Soylu’nun katıldığı bir canlı yayında o dönemki Koruma Daire Başkanı Ekrem Gülen’e “olayla ilgilenin” dediğine dair itirafta bulunmasının ardından ise Gülen’e ulaştık..

“Hakan Çalışkan’ı arayarak şüphelilerin bırakılması için üzerinde baskı kurduğunuz iddia ediliyor” sorusuna Ekrem Gülen su yanıtı verdi:

“Kim beni neyle suçluyor? İfade başvurusu oldu da ifadeye mi gitmedim? Hakkında suçlama olan bir insan Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan adresi, evi ulaşılabilir olan birisi. Devlet kurumları soru sordu da biz cevap mı vermedik? Benim bu konuyla alakalı hiçbir şeyim söz konusu değil.”  

“Çalışkan’ın üzerinde baskı kurduğumu kim söylemiş? Hangi devlet kurumu söylemiş?” ifadesini kullanan Gülen özetle şunları söyledi:

“Bakın ben devlet memurluğu yaptım. Şimdi başka bir görev yürütüyorum. Ne adli, ne idari makamlar ne de dava dosyasında benimle alakalı bir durum söz konusu değil. Bir insanı aramış olmak hangi suçu doğurur? Olay bu kadar basit. Şimdi biz sizinle telefonda konuştuk, kapattık hangi suç gerçekleşti? Bizler günde yüzlerce kişi ile telefonda konuşuyoruz. Aramamda hiçbir suç unsuru yoktur. Bakın siz beni Facetime’dan (bir arama programı) aradınız. Bakın ben Hakan kardeşimizi Facetime’dan mı aramışım? Normal bir şekilde aradım.” 

Cumhuriyet / Seyhan Avşar

REŞAT HACIFAZLIOĞLU


Sedat Peker’in video görüşmesini yayınladığı bir diğer isim Reşat Hacıfazlıoğlu’ydu..


İstanbul Gaziosmanpaşa’daki Gopark alışveriş merkezinin sahibi olan Hacıfazlıoğlu için Peker daha önce Soylu ile irtibatını sağladığını, bir süredir de kendisi aleyhinde açıklama yapması yönünde baskı altında olduğunu öne sürmüştü..

Peker “akrabam” dediği Hacıfazlıoğlu’nun Soylu ile görüştükten sonra kendisini arayarak yurt dışına kaçmasını söylediğini iddia ediyor..

Soylu ise Peker ile ilişkisinin kanıtlanması halinde “idam” dahil her cezaya razı olacağını da açıklayarak, “Hayatının bir noktasında benimle temasın var ve bu ispatlanırsa Aziz milletimizin gözü önünde idam dahil her türlü cezaya, aşağılanmaya razıyım” demişti..


Bunun üzerine Peker, Hacıfazlıoğlu ile telefon görüşmesini yayınladı. Görüşmede Peker, Soylu’nun kendisi hakkında “pislik” demesine sitem edince Hacıfazlıoğlu’nun “Ya ben de bugün şaşırdım valla, ne bileyim ben anlamadım ki, burada çok sıkıştırdılar onu” dediği duyuluyor..

Hacıfazlıoğlu, Soylu ile konuşacağını da söylüyor, Peker’in Soylu hakkında “Abi bu adamın gençliğinden beri emeğimiz var da abi onda, bize nasıl böyle…” sözleri üzerine “Biliyorum abi işte. Sen bu Ağar’a karşı zaten şey yaptın, biz 6 ay nöbet tuttuk o ilde ya. Böyle bir şeyi nasıl yaptı ben de hayret ettim ya” dediği duyuluyor. Hacıfazlıoğlu ayrıca Soylu’nun tüm akrabalarının Peker’i haklı gördüğünü iddia ediyor, “Ben onun gerekli cevabını vereceğim ona” diyor..

HASAN BERK IŞIK

Süleyman Soylu’nun yeğeni olan Hasan Berk Işık’ın adı ilk olarak kripto para borsası Thodex’teki paraların bir kısmını çalıp yurt dışına kaçtığı gerekçesiyle aranan Fatih Özer’in, Süleyman Soylu ile çektirdiği fotoğrafta yer alan üçüncü kişi olması nedeniyle gündeme gelmişti..

Fakat müzik meraklıları onu daha önceden de tanıyor olabilir. Çünkü kendisi ‘Berk’ adıyla şarkılar yapıyor. Son olarak Şubat 2021’de BabbaMedia’dan çıkardığı “Sen Her Şeyim” adlı teklisinin klibi YouTube’da 2,3 milyon kere izlendi..

Peker, Berk Işık’ın şarkıcı olması için kendisinin aracı olduğunu öne sürdü, “Ablanın kocası Abdullah Beyi benim yanıma yollamadın mı? Oğlu şarkıcı olacak diye Polat Yağcı ile enişteni tanıştırdım. Tüm kanallarda yayınlattım. O zaman iyiydim” dedi..

Polat Yağcı, Erkan Oğur’un düzenlemesini yaptığı Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ın “Hiç Oldum” şarkısının da yapımcısıydı..


Işık’ın Instagram hesabında SS plakalı lüks araçlarla fotoğrafları, “Gangster cenneti” mesajıyla birlikte yer alıyordu. Plakasından yola çıkarak aracın kime ait olduğunu araştıran gazeteci Baransel Ağca, İsmet Çelik’e ait galeta unu üreten bir şirkete kayıtlı olduğunu yazmış ve bu şirketin yetkilisinin “Süleyman beyin yeğenleri sigorta işindedir zaten. Bizim araçları da onlar sigortalar. O nedenle araları iyidir, o arabayı kiralamamıştır, rica üzerine alıp kullanmıştır” dediğini aktarmıştı..

Ağca, bu paylaşımının ardından İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne ifadeye çağrıldığını duyurdu.

ALİ FAİK HACIOĞLU

Peker’in yayınladığı bir videoda “1,6 milyon TL’lik arabaya biniyor, Trabzon’da 5 milyon TL’ye ev yaptırıyor” dediği Hacıoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı..

Bu videonun ardından bir açıklama yapan Hacıoğlu, aracı “hemen hemen 1 yıl önce yarısını borçlanarak 877 bin TL’ye aldığını”, bir süre önce de borçlarını ödemek için satışa çıkardığını söyledi. Hacıoğlu evin maliyetinin ise bahsedilen rakamın 6’da biri olduğunu ve ailesiyle birlikte yaptıklarını belirtti.

SADIK SOYLU

Sedat Peker, Süleyman Soylu’nun akrabası olduğu belirtilen Sadık Soylu için “Ankara’da müsteşar gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığına yerleşmiş, sanki bakanlığı Murat Kurum değil Sadık Soylu yönetiyor” dedi.

Peker, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürlüğü’nde görevli Erdal Kayapınar hakkındaki “FETÖ soruşturmasının” kapatıldığını ve böylece bunun karşılığında bu kişiye istediklerini yaptıranlar olduğunu öne sürmüştü.?


İddiaların üzerine Sözcü gazetesine konuşan Sadık Soylu, Kayapınar için “FETÖ’cü olup olmadığını bilmiyorum. Benim, FETÖ konusundaki hassasiyetimi dünya âlem bilir” dedi..


Çevre ve Şehircilik Bakanlığı döneminde Erdoğan Bayraktar’ın, bir yıl öncesine kadar Murat Kurum’un danışmanlığını yapan Soylu, kadrosunun 19 yıldır Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlı Emlak Konut’ta olduğnu söyledi ve “Bakanlara vurmak için beni yem yaptılar” dedi.1421

MÜBARİZ MANSİMOV

Mübariz Mansimov Gurbanoğlu Azerbaycanlı bir işinsanı olarak tanınıyordu..

Sedat Peker eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı, “FETÖ ile ilişkili olduğu” suçlamasıyla ceza alıp tahliye edilen, Palmali Holding’in sahibi Mübariz Mansimov Gurbanoğlu’na kumpas kurmakla ve Mansimov’a ait Yalıkavak Marina’yı ele geçirmekle suçladı..

Hakkındaki bu iddiaları reddeden Ağar ise “Biz orada olmasaydık, oraya (marinaya) mafya çökecekti” dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu açıklama nedeniyle Ağar’a tepki gösterdi, özür beklediğini belirtti..

Ağar, 13 Mayıs’ta sözlerini “dil sürçmesi” olarak nitelendirerek hem Soylu hem de Emniyet Teşkilatı’ndan özür diledi. Gemicilik sektöründeki Mansimov, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın ortak olduğu BMC Denizclilik’ten tanker kiralamıştı..

Palmali Grup adlı şirketinde çok sayıda gemisi olan Mansimov, 15 Temmuz 2020’de “FETÖ üyeliği” iddiasıyla tutuklanmış, 1 yıla yakın cezaevinde kalmıştı. Mansimov 5 yıl hapis cezası aldıktan sonra tutuklu bulunduğu süre göz önüne alınarak tahliye edilmişti. Ev hapsine alınan Mansimov’a yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti. Son dönemde Palmali Holding’in gemilerinde işçilerin maaş alamadığına dair haberler basında yer almıştı..

MEHMET AĞAR



Eski Adalet ve İçişleri Bakanı, DYP Genel Başkanı, Emniyet Genel Müdürü olan Ağar’ın İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde görev yaptığı dönemde, birçok kişinin işkence gördüğü ya da öldürüldüğü iddiaları gündeme geldi..

Bazı olaylar yargıya da taşındı ve bundan dolayı ceza alan polisler de oldu. Ağar’ın sesini televizyonda duyduklarında basına konuşup Ağar’ın işkencecileri olduğunu öne sürenler de oldu. Ancak Ağar yargı önüne çıkmadı..


Mehmet Ağar 2016’da ise bu dönemle ilgili, “sol örgütlerin arkasında Rusya’nın olduğunu düşündüğünü, öyle şartlandığını ancak sonra Sovyetler’in bir tek TKP’yi desteklediğini gördüğünü, TKP üyelerinin de ellerine bıçak bile almamış, düzgün fikir insanları olduğunu” söyleyecekti..

1993 yılında, henüz 42 yaşındayken Emniyet Genel Müdürü oldu. Uğur Mumcu o yıl öldürüldü. Eşi Güldal Mumcu, bir görüşmelerinde Mehmet Ağar’ın cinayetle ilgili olarak:

“Öyle bir iş ki, bir duvar gibi. Bir tuğla çekersek duvar yıkılır” dediğini söyledi. Ağar ise bu sözleri söylediğini inkar etti. 1996’da İkinci MİT Raporu’nda Ağar doğrudan hedef alınmıştı. Rapor “Emniyet Genel Müdürlüğü’nce PKK ve Dev-Sol’a karşı faaliyetler için kullanılıyor görüntüsü ile özel bir suç ekibi teşkil edilmiştir” cümlesiyle başlıyordu..


İkinci cümlede, “Tehdit, gasp, haraç, uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet gibi suçların içinde olan bu grup genellikle eski Ülkücülerden teşekkül etmiştir” deniyor ve ardından ekleniyordu:


“Grup doğrudan Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’a bağlı olup Em. Gn. Md. Müşaviri Korkut Eken tarafından sevk ve idare edilmektedir.”


Grup üyelerinin “teröre karşı faaliyet” görünümünde yurt dışına gidip gelerek uyuşturucu kaçakçılığı yaptığı iddiası da yer alan raporda, Sedat Peker’in de ismi “Ülkücü faaliyetler” notuyla yer alıyordu.

Öte yandan 1990’ların ikinci yarısında uyuşturucu kaçakçılığından hüküm giyen Hüseyin Baybaşin de o dönemde Mehmet Ağar’ın uyuşturucu kaçakçılığı içinde yer aldığını, bir marinayı kullanarak, yat limanı yakınlarında demir atan büyük gemilere mal yüklendiğini öne sürüyor ve ısrarla “Ağar, servetinin kaynağını açıklasın” çağrısı yapıyordu..


Sedat Peker Uğur Mumcu cinayetinin sorumlusu olarak Mehmet Ağar’ı işaret etti.
Peker ayrıca kendisine karşı yürütülen operasyon için “taşeronluğunu derin devletin başı Ağar ve Pelikancılar yaptı” dedi..

TOLGA AĞAR

Mehmet Ağar’ın oğlu, AKP Elazığ Milletvekili olan Tolga Ağar için Sedat Peker videolarında “Nusret Gökçe’yi kurşunlattığını”, “Yeldana Kaharman’a cinsel saldırıda bulunduğunu” iddia etti..

Tolga Ağar ise bu iddialara “Şahsıma yönelik iftiraları şiddetle reddediyorum. Şaibe yaratarak, ima yoluyla beni suçlamaya çalıştığı adı geçen gazeteciyi tanımam. Konu adli makamlarca soruşturulmuş ve hukuki süreç tamamlanmıştır. Konunun şahsımla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır” diye yanıt verdi ve suç duyurusunda bulundu..

Tolga Ağar, Sedat Peker’in yedinci videosunun ardından yaptığı paylaşımda ise “Biz vatan, devlet, bayrak, namus ve şeref için ölmeyi göze alanların torunlarıyız, çocuklarıyız. Varsa aynı şerefte aynı yürekte olan hodri meydan” ifadelerini kullandı.

ATİLLA PEKER

Sedat Peker’in kardeşi. Abisinin Kutlu Adalı cinayetine dair sözleri sonrasında gözaltına alınıp serbest bırakıldı..

Sedat Peker’in Twitter hesabından paylaştığı savcılık ifadesinde Atilla Peker, Korkut Eken ile Kıbrıs’a gittiğini, Kutlu Adalı’nın öldürülmesi için faaliyet gösterdiklerini fakat başarısız olduklarını anlattı. İfadede adı geçen ve OdaTV’ye konuşan Eski Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi ise “Korkut Eken Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapmış bir büyüğümüz. Saygı duyduğum bir kişi. Kahraman bir subay. Beni de ziyaret etti. Yanında da Atilla Peker isimli kişi vardı. Ama o gün adını bilmiyordum. Onun Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendim” dedi. Bu ziyareti Korkut Eken de doğruladı.

ATİLLA PEKER: “KUTLU ADALI OLAYI BENİM İÇİN BİR SIRDI”

Sedat Peker’in ağabeyi Atilla Peker, Kutlu Adalı’yı öldürmek için Korkut Eken ile birlikte gittikleri KKTC’de yaşadıklarının detaylarını anlattı.

 Gazeteci Kutlu Adalı’yı öldürmek amacıyla Korkut Eken ile birlikte KKTC’ye gittiğini itiraf eden Sedat Peker’in ağabeyi Atilla Peker yaptığı açıklamada talepte bulunmasına rağmen ifadesinin alınmadığını bunun üzerine dilekçeyle savcılığa başvurduğunu söyledi.  

ÖLÜMÜ BENİM ELİMDEN OLMADI” 

Atilla Peker:

1996 yılının mart ya da nisan ayıydı. Kardeşim SedatPeker’in çağrısı üzerine otele gittim. Orada Korkut Eken de bulunuyordu. Kıbrıs’ta, Türktarafını Yunanlılara satmak isteyen PKK’lılar olduğunu, bunların asker ve polislerimizi şehit edenler olduğunu söyledi..

Ben o dönemde 27-28 yaşındayım. Her gencin gösterdiği refleksi gösterip Korkut Bey’le Kıbrıs’a gittim. Şükürler olsun ki KutluAdalı’nın ölümü benim elimden olmadı..

Korkut ağabeyle birlikte Kıbrıs’a gidip bir otele yerleştik. Albay Galip Mendi’nin görev yaptığı Sivil Savunma Dairesi’ne gittik. Orada Yarbay EnverTopuz da bulunuyordu..

Onların KutluAdalı suikastıyla ilgilerinin olup olmadığını bilmiyorum. O görüşme sırasında da Kutlu Adalı adı geçmedi. Ben bu şahsın o zaman PKK’lı terörist olduğunu sanıyordum..

TERÖRİST GİBİ ANLATMIŞLARDI

Atilla Peker:

 KKTC’ye, KutluAdalı’yı öldürmek için gittiğimi biliyordum. Bana, Kutlu Adalı dağlarda gezen PKK’lıterörist gibi anlatılmıştı. Evinin orada keşif yapmak amacıyla iki kez dolaştık. Bu esnada yanımda hep susturucu takılmış Uzi ve Jeriko silah vardı..

Evinin önüne gittiğimizde Adalı’nın yanında 12-13 yaşındaki bir çocuk bulunuyordu. Rahmetli belki başına böyle bir şey gelecek diye çocukla dolaşıyor diye de aklımdan geçti..  Yanında çocuk olursa belki canına kıymazlar diye böyle bir yola başvurduğunu düşündüm. Ev yola yakındı. Evin ışıkları yanıyor ve sesler geliyordu.”

“TEŞHİR OLUNCA TÜRKİYE’YE DÖNDÜK

Atilla Peker:

 28 yaşındaydım, 53 yaşına geldim. Olaylardan öğrendiğim, birileri rant peşindeyken, birileri de vatan millet adına hizmet ediyor.. Ben bunu anladım.. Korkut ağabey de bu şekilde kullanılan, ülkesine hizmet etmek isteyen birisidir..

Kıbrıs’ta çalışmamızın üçüncü gününde, KutluAdalı’yı alayın içine getirdiler. Şimdi düşünüyorum da alay komutanı öldürülmek istendiğini anlamış olacak ki bilinçli şekilde alayın içerisine alınmasını istedi. Bu sebeple eylemi gerçekleştiremedim. Zaten bu durumda evinin etrafında dolaşıp da bu adamı (KutluAdalı’yı) öldürmenin bir anlamı kalmadı. Bu teşhir olduğundan biz de Türkiye’ye döndük. Ama kendisi bana dedi ki, ‘Atilla’cığım, bu olay için tekrar geleceğiz.’..

CEZAEVİNDEYKEN ARADI

Atilla Peker:

 3-4 ay sonra ben silahla yaralamadan dolayı Paşakapısı Cezaevi’nde yatarken Korkut ağabey bana kendisi telefon etti. Benim cezaevinde o zaman cep telefonum vardı..

‘Atilla’cığım ben seni görmek istiyorum’ dedi. Günlerden cumartesi ya da pazardı. ‘Belki içeriye giremezsiniz, ben geleyim’ dedim. ‘Atilla gelip de bana açılmayacak kapı var mıdır?’ dedi..

Ben de ‘Komutanım o zaman zahmet etmeyin ben gelirim’ dedim. Akşamüstü kendimi hastaneye sevk ettirdim. O zaman fazla ring aracı olmadığı için cezaevinden hastaneye taksiyle gittik. Cezaevine dönmek için iki sivil araç getirttim. Tabii amaç cezaevine dönmek değil, Silivri’ye gitmekti..

“YUNANİSTAN’A KAÇIYORUZ ŞAKASI

Atilla Peker:

  Orada komik bir hikaye anlatayım. Astsubayla uzman çavuş bizimle hastaneye geliyor. Ama uzman çavuşun da gardiyanın da Silivri’ye gideceğimden haberi yok. Sadece astsubay biliyordu. Gardiyan sivil araca binmek istemedi. Zorla kolundan çekerek bindirdik. Giderken, ‘Nereye gidiyoruz?’ dedi. Alt sokakta bir yakınımı göreceğimi söyledim. Gardiyan ve uzman çavuş, ‘Biz nereye gidiyoruz’ diye tedirgin oldular. Bizim aracı kullanan akrabam, ‘Sizlerin kaç çocuğu var?” diye sordu. Birisinin üç, diğerinin iki çocuğu varmış. Onlara daire alacağımızı söyledik. Tabii bunları espri mahiyetinde yapıyoruz. ‘Yunanistan’a kaçıyoruz’ deyince uzman çavuş, ‘Atilla, eğer böyle bir şey yaparsan kendimi öldürürüm’ dedi. Şaka yaptığımı söyleyince, ‘Silivri’ye gideceğiz, orada görmem gereken birileri var. Görüşüp döneceğiz’ dedim. Ama inanmıyorlardı. Otele girince rahatladılar. Erlerle gardiyana lobide oturmalarını söyledim..

Uzman çavuş ve astsubayla beraber kardeşim Sedat Peker, Korkut Eken ve tanımadığım iki kişi otelde bekliyorlardı. O gün yaşadığımız yine komik bir şey daha söyleyeyim. Yukarıda, Korkut ağabey astsubay ve uzmanı alnından öpüp, ‘Siz şöyle geçin, yiyin, için’ dedi. Yolda yaşadığımız ilginç olayı anlattım. Orada bulunan kişilerden birisi, ‘Bir aşağıya inip -ben adalet bakanıyım, sizin burada işiniz ne?- diyeyim’ dedi. Orada gülme, curcuna koptu.

“KIBRIS’IN UĞUR MUMCUSU

Atilla Peker:

 Korkut ağabey de ‘Kıbrıs’taki meseleyi hallettik, duydun mu?’ dedi. Ben gazeteden okumuştum, Kıbrıs’ın Uğur Mumcu’sunun suikasta uğradığını. O zaman Kutlu Adalı’nın gazeteci olduğunu öğrendim..

Barış Kuvvetleri Komutanı Korgeneral Hasan Kundakçı Paşa’nın da makamına gittik. Ama herhangi bir şey konuşmadık. Kıbrıs’ı fazla bilmiyordum, Lefke’ye mi, Girne’ye mi gittiğimi bilmiyordum. Böyle bir şey tabii ki yok. Susurluk kazası olunca, dolayısıyla Mehmet Ağar’a bağlı olan bu ekip bir travma geçirince, Korkut ağabey cezaevine girdiğinde, kardeşim Sedat Peker söylediği için ben yanımdaki kardeşlerimden Ali’yi komutana hizmet etmesi için Ayaş Cezaevi’nde yanına verdim. Tahliye olana kadar ona hizmet etti. Ben de dönem dönem cezaevine giderdim. Allah’ın işi, keşke Susurluk kazası olmasaydı. Yine devletin görevlileri, ülkeye hizmet edenler orada rahmetli olmasaydı başka olaylar belki de peş peşe gelecekti.

İFADE ALINMADI, DİLEKÇE VERDİ

Atilla Peker:

 Ben savcılığa bu konuda dilekçe verdim. Sedat Bey’in videosunu gördüğümde, yanımda ailesiyle birlikte misafirlikte olan Yunus Olcay’a bir an önce gidip Fethiye’de ifade vermek istediğimi söyledim.  Fakat o esnada bulunduğum yerden orası 3-4  km. vardı. Yol izni gelir gelmez de yola çıktım. Sivil kişileri evin çevresinde gördüğümde onlar polis mi değil mi tam emin olmadım. Yanımdakine ‘Hızlı şekilde savcılığa gidelim’ dedim. Diğer araçların da peşimden geldiğini gördüm. Bunların, polis olacağını düşündüğümde durduk. Polis olduğunu söyleyen kişilerle eve geldik, ev araması yapıldı. Emniyete geldik. Emniyette silahla ilgili ifademi verdim. Mahkemeye çıkacağımı beklerken beni bir oraya, bir buraya götürüp yordular. Sonunda Yatağan İlçesi’ne getirdiler. Emniyette yanımda bir de memur bekliyordu. Bana kırıcı davranmadılar. Sadece psikolojik ortam kötüydü. Burada ifade vermeden, silahla ilgili Fethiye’de terör suçlarına bakan savcıya ifadeye verdim. Ayhan Sağıroğlu isimli avukatım, ‘KutluAdalı ile ilgili ifade vermek istediğimizi’ söyledi. Ancak o ifadem alınmadı. İfademin alınmamasını ‘Sen bu ifadeden vazgeç’ diye yorumladım. Baro odasında ifademi yazıp dilekçeyi müracaat savcısına sunduk. İfademin alınmasına neden olan silah da benim değil. Evde silah bulunmadı. Araçta bulunan silah bana ait değil. (Atilla Peker, 24 Mayıs’ta Fethiye’de ruhsatsız silah bulundurmaktan gözaltına alınmıştı)

“BU BENİM SIRRIMDI

Atilla Peker:

 Ülkemizin içinde bulunduğu konjonktürde bir şey yapılacağını sanmıyorum. Ama siz amir konumundasınız, yanınızdaki memura diyorsunuz ki ‘benimle ilgili bir tahkikat yap.’ Bu akla mantığa sığacak bir şey değil..

KutluAdalı suikastı, Sedat Peker’in videoda yaptığı açıklama üzerine gündeme geldi. Ben olayı anlatma gereği duydum. Kutlu Adalı olayı benim için sırdı. Eşim bile bu sırrı bilmiyordu. Kimseyle paylaşmamıştım. Madem sırdı, kimseye söylenmemeliydi..

Kardeşim Sedat Peker’e yapılanların sonrasında bu şekilde kendisi de açıklama yapınca, bu açıklamayı doğrular bir açıklama yapmazsam, kardeşimi yalan söylüyor konuma mı getirecektim? Yarın öleceğimi bilsem bile ben bu konuyu açıklardım..

Bu ülkede, vatandaş, ilgili kişiler, herkes her şeyi biliyor ama korkudan kimse doğruları söyleyemiyor. Biz hayata korkusuzca bakarak yetiştirildik. Ben niye yalan söyleyeyim, niye iftira atayım? Sedat Peker’in mafya değil, iyi bir vatan evladı olduğuna inanıyorum..

SÜLEYMAN SOYLU



Peker, ilk yayımladığı videolarda kendisine “Nisan ayında Türkiye’ye dönebileceği sözünün verildiğini” ifade ederken, bazı kişi ve kurumlarla ilgili de birtakım iddialar ortaya attı..


Peker’in videolarına ilk resmi tepki İçişleri Bakanlığı’ndan ve Bakan Soylu’dan geldi. Bakanlığın 9 Mayıs’ta yaptığı yazılı açıklamada, söz konusu iddialar “iftira ve itham” olarak nitelendirildi ve bunların “güvenlik güçleri ile devlet üzerine yeni bir organize suç faaliyet olarak değerlendirildiği” aktarıldı. Peker bu açıklamalar üzerine çektiği videolarda Soylu hakkında çok sayıda iddia ortaya attı ve hakaretler yöneltti. Peker, Soylu’yu “Türkiye’ye dönüş biletimdi” sözleriyle tanımladı ve hakkındaki soruşturmaların ilerlemesi halinde kendisine haber verme vaadinde bulunduğunu ima etti. Soylu, iddialar hakkında 19 Mayıs’ta TRT Haber’de, 24 Mayıs’ta Habertürk TV’de canlı yayında açıklamalar yaptı. Peker’in iddialarını “saçmalık” olarak nitelendirdi ve Türkiye üzerine “bir operasyon düzenlendiğini” öne sürdü. Soylu, Peker’e koruma verdiği iddialarını da reddetti ve bu korumanın kendisinden önceki dönemlerde verildiği, kendi zamanında ise geri alındığını söyledi. Soylu, “İddiaları ve iftiraları tamamen boş olsa da devleti hedef alıyor. Türkiye’ye güya kendi adına bir vesayet ortaya koymaya çalışıyor, neredeyse herkese ‘İpiniz elimde’ diyor ve bir sessizlik hakim (…) 17-25 Aralık, 6-7 Ekim, 15 Temmuz bütün süreçleriyle Türkiye bir operasyona tabii tutuluyor. Türkiye’nin üzerine getirilmeye çalışılan tam da budur” diye konuştu.
Soylu, yaşananlar üzerine istifa etmeyeceğini belirtti.

MUSTAFA ÇALIŞKAN

Soylu’nun suçladığı Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan

Sedat Peker’e verilen ‘koruma’ tartışması…

Sedat Peker’e özel polis koruması verilmesiyle ilgili olarak Soylu:

 “16 Ocak 2015’te DHKP-C tehdidi ile kendisine koruma veriliyor. Şimdi esas iş bundan sonra. İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok, terörden sorumlu müdür de Mustafa Çalışkan. Nurettin Demir Kadıköy Emniyet Müdürü. Özgür Taşdemir emniyet müdürü ihraç edildi. En irtibatlı olduğu kişi Sedat Peker. 2015 yılında sanal bir tehditle Nurettin Demir kardeşinden kalan DHKP-C mirasıyla bir kurgu yapar ve koruma verilir.” ifadelerini kullandı.

Bu açıklamaların ardından Mustafa Çalışkan’a yönelik soruşturma başlatılacağı ve açığa alınacağı iddia edildi.

Soylu’nun suçladığı Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan:

“Allah’a sığınıyorum.. Türkiye’deki en dürüst insanı neden dolayı açığa alacaklar çok merak ediyorum. Çıksın bir görelim bakalım. Türkiye’de insanlar var. Dürüst siyasetçiler var. En başta Sayın Cumhurbaşkanı var. Mustafa Çalışkan gibi bir insanı açığa kim alacak, nasıl alacak bir görelim bakalım. Çok merak ettim” dedi.

“Soylu’nun açıklamaları sizde herhangi bir rahatsızlık yaratmıyor mu?” sorumuza ise Çalışkan, “Bence toplum rahatsız. Benim rahatsız olmam çok da önemli değil” ifadelerini kullandı.

Soylu-Çalışkan tartışmasının perde arkası
SOYLU-ÇALIŞKAN TARTIŞMASININ PERDE ARKASI

Süleyman Soylu ile Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan arasında uzun süredir devam eden gerginliğin perde arkası…

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan arasında yaşanan tartışmanın perde arkasını anlattı.

ÇALIŞKAN-SOYLU TARTIŞMASI: “DEVLET İÇERİSİNDE KAVGA VAR”

Terkoğlu, Süleyman Soylu ile Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Çalışkan arasında uzun süredir devam eden bir gerginlik olduğunu belirtti.

Terkoğlu şunları söyledi: 

“Sedat Peker’in açıklamaları tam da bu noktaya denk düşüyor; Soylu ve Çalışkan arasındaki gerginliğe. Bir tanesi Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intihar etmesiydi. Bu mesele İstanbul Emniyet Müdürü ile İçişleri bakanı arasındaki meselelerden bir tanesiydi. İkincisi, İçişleri Bakanının oğlunun aracının durdurulması iddiası. Kim durdurabilir? Heralde İstanbul Emniyet Müdürlüğü. Peker’in açıklamaları bu gerginlik hattı üzerinde iz bırakıyor.”

Peker’in iddiaları sonrasında Süleyman Soylu’ya AKP kanadından destek gelmediğini hatırlatan Terkoğlu:

“O sessizlik süresinde Soylu’yu kimlerin savunduğunu gördük. Ama kimlerin savunmadığını da gördük..

Bir değil birden fazla AKP vardı. Bugünkü Mustafa Çalışkan açıklamalarıyla devlet içerisinde bir kavga olduğunu gördük”

ORGENERAL GALİP MENDİ

Sedat Peker’in kardeşinin ismini verdiği emekli Orgeneral Galip Mendi konuştu

Organize suç örgütü lideri olduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan Sedat Peker‘in kardeşi Atilla Peker, Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı cinayetine ilişkin iddialarının yer aldığı dilekçeyi, Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim etti.

Kıbrıs’a Korkut Eken ile birlikte gittiklerini kaydeden Atilla Peker:

 “Kıbrıs’ta Sivil Savunma Daire Başkanlığı’na gittik. Orada Kurmay Albay Galip Mendi ile tanıştım. Yardımcısı Enver Tosun Yarbay ile tanıştım. Sonrasında yan odada Korkut Eken Uzi marka silahı bana verdi, bu silahın nasıl kullanılacağını ve susturucunun nasıl sökülüp takılacağını bana öğretti.” 

Eski Jandarma Emekli Genel Komutanı Orgeneral Galip Mendi:

“Bu ülkeye 50 yıla yakın zaman hizmet etmiş biri olarak söylenenleri duyunca üzülüyorum..

1994-1996 arasında Sivil Savunma Daire Başkanlığı’nda görevliydim. 1996 yılında Özel Kuvvetler Komutanlığına tayinim çıktı. Tayinimden hemen önce gazeteci Kutlu Adalı öldürüldü. Kıbrıs’taki bir grup Sivil Savunma Daire Başkanlığı’nı Türk Mukavemet Teşkilatı’nın devamı gibi görüyordu. Olaydan sonra da sanki bununla bağlantılı gibi gösterilmeye çalışıldı. Bu olayın bizimle uzaktan yakından bir ilgisi yok.”

‘Korkut Eken saygı duyduğum bir büyüğüm’

Korkut Eken’in Atilla Peker ile kendisine geldiğini kabul eden Mendi:

 “Korkut Eken Özel Kuvvetler Komutanlığında görev yapmış bir büyüğümüz. Saygı duyduğum bir kişi. Kahraman bir subay. Beni de ziyaret etti. Yanında da Atilla Peker isimli kişi vardı. Ama o gün adını bilmiyordum. Onun Sedat Peker’in kardeşi olduğunu sonradan öğrendim.” .

‘Eken’in elinde bond çanta vardı’

Atilla Peker’in, “Galip Mendi ile tanıştım. Sonra yan odada Korkut Eken Uzi marka silahı bana verdi” şeklindeki iddiasına da yanıt veren Galip Mendi:

 “Korkut Eken’in yanında bond çanta vardı. Ama içinde ne vardı onu bilemiyorum.” 

‘Eken, PKK ile ilgili istihbarat geldiğini söyledi’

Korkut Eken’in, bazı PKK mensuplarının Kıbrıs’ta tedavi edildiğine dair istihbarat olduğunu ve bu sebeple geldiklerini anlattığını söyleyen Mendi, şöyle devam eti: 

“O dönem Barış Kuvvetleri Komutanı Hasan Kundakçı’ydı. Korku Eken, Hasan Kundakçı’yla da görüştü. Korkut Eken bana Kutlu Adalı ile ilgili bir şey söylemedi. PKK ile ilgili istihbarat çalışması yapılacağını söyledi. Biz de kendisine Beyaz Renault marka Toros aracı tahsis ettik. Zaten biz Lefke’deydik. Kutlu Adalı Lefkoşa’daydı.”

‘PKK’nın silah gömdüğü bilgisini araştırmak için araç verdik’

Kutlu Adalı’nın öldürülmeden önce Aziz Barnabas Manastırı baskınına ilişkin yazılar yazdığını ifade eden Galip Mendi:

 “Sivil Savunma Daire Başkanlığı’nın silahlı bir gücü yoktu. Barış Kuvvetleri Komutanlığı bir ihbar alıyor ve PKK’nın o çevreye silah gömdüğü bilgisine ulaşıyor. Orada arama yapılıyor. O aramada kullanılan Beyaz Renault marka Toros araç Sivil Savunma Daire Başkanlığı tarafından tahsis edilmişti. O aramada bu aracın gözükmesinden dolayı da Kutlu Adalı, Aziz Barnabas Manastarı baskınında kullanılan aracın aynı araç olduğunu yazdı.” 

‘AİHM’de 17 yargıç önünde tanık olarak ifade verdim’

Kutlu Adalı’nın eşinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu hatırlatan Galip Mendi:

 “AİHM tarafından ifadem alınmadığı iddia ediliyor. Bu doğru değil. 17 AİHM yargıcının karşısında tanık olarak dinlendim. O dönem Ege Ordu Komutanlığında görevliydim. AİHM yazı yazarak beni dinlemek istemiş. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, benim gitmemi istedi. Kıbrıs’taki ara bölgede yer alan Ledra Palas’ta 17 AİHM hakimi karşısında ifade verdim. O yargıçlar arasında Rıza Türmen de vardı. Hepsi teker teker sorular sordu. Yaklaşık 2 saat sürdü.”

<p>Yayımladığı videolarla Türkiye gündemine oturan organize suç örgütü lideri Sedat Peker, AKP'li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın yeğeniyle evli olduğunu iddia ettiği Serdar Ekşioğlu ile "Suriye'ye giden askeri malzemeler" görüşmesine dair video paylaştı.</p>
SERDAR EKŞİOĞLU

Yayımladığı videolarla Türkiye gündemine oturan organize suç örgütü lideri Sedat Peker, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yeğeniyle evli olduğunu iddia ettiği Serdar Ekşioğlu ile “Suriye’ye giden askeri malzemeler” görüşmesine dair video paylaştı.

<p>Serdar Ekşioğlu, LazOil Enerji şirketinin sahibi olarak görülüyor. Ekşioğlu aslen Rizeli bir iş adamıdır. İstanbul'da Beykoz'da Lazoil isimli akaryakıt istasyonu da bulunmaktadır.</p>

Serdar Ekşioğlu, LazOil Enerji şirketinin sahibi olarak görülüyor. Ekşioğlu aslen Rizeli bir iş adamıdır. İstanbul’da Beykoz’da Lazoil isimli akaryakıt istasyonu da bulunmaktadır.

<p>Peker'in daha önce yayımladığı videoda görülen kağıtta "Suriye'ye giden silahlar Serdar Ekşi şahit ve birçokları" notu dikkat çekmişti.</p>

Peker’in daha önce yayımladığı videoda görülen kağıtta “Suriye’ye giden silahlar Serdar Ekşi şahit ve birçokları” notu dikkat çekmişti.

<p>Ekşioğlu'nun, daha önce basında "City Ambulans Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Ekşioğlu Türkmendağı'na lojistik destek malzemeleri gönderdi" başlığıyla yer aldığı görülüyor.<br></p>

Ekşioğlu’nun, daha önce basında “City Ambulans Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Ekşioğlu Türkmendağı’na lojistik destek malzemeleri gönderdi” başlığıyla yer aldığı görülüyor.

<p>Ekşioğlu'nun, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu'nun danışmanlarından Taha Ün'ün yakın arkadaşlarından olduğu iddia ediliyor.<br></p>

Ekşioğlu’nun, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun danışmanlarından Taha Ün’ün yakın arkadaşlarından olduğu iddia ediliyor.

<p>Peker, Ekşioğlu ile yaptığı görüşmeye dair şu ifadeleri kullandı:</p><p>"Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip abinin yeğeninin kocası Lazoil petrol dağıtım şirketinin sahibi Serdar Ekşi’nin (Ekşioğlu) karakolda milletvekilinin dövülme hadisesinin ve Suriye'ye giden askeri malzemelerle ilgili yaptığım telefon görüşmesi."</p>

Peker, Ekşioğlu ile yaptığı görüşmeye dair şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip abinin yeğeninin kocası Lazoil petrol dağıtım şirketinin sahibi Serdar Ekşi’nin (Ekşioğlu) karakolda milletvekilinin dövülme hadisesinin ve Suriye’ye giden askeri malzemelerle ilgili yaptığım telefon görüşmesi.”

<p>"Serdar Ekşi ne demiştim... Dik duracağız. Sen benle görüşüp sonrasında aleyhimde yapılan çalışmalara ortaklık ettin. Yaptığın her şeyi biliyorum, görüşeceğiz. Biz hepimiz aileyiz her suçta beraberiz."</p>

“Serdar Ekşi ne demiştim… Dik duracağız. Sen benle görüşüp sonrasında aleyhimde yapılan çalışmalara ortaklık ettin. Yaptığın her şeyi biliyorum, görüşeceğiz. Biz hepimiz aileyiz her suçta beraberiz.”

<p>Sedat Peker, 12 dakika 45 saniyelik videoda, Serdar Ekşioğlu ile daha önce gazeteci Hadi Özışık'la yaptığı görüşmeye benzer konularda konuşuyor ve "kendisine haksızlık yapıldığını" söylüyor. </p>

Sedat Peker, 12 dakika 45 saniyelik videoda, Serdar Ekşioğlu ile daha önce gazeteci Hadi Özışık’la yaptığı görüşmeye benzer konularda konuşuyor ve “kendisine haksızlık yapıldığını” söylüyor. 

<p>Serdar Ekşioğlu, Sedat Peker'in haksızlığa uğradığını doğrularken, Peker'in Suriye'ye silah götüren TIR'ların yola çıkışına tanık olduğu şeklindeki sözlerini de onaylıyor. </p>

Serdar Ekşioğlu, Sedat Peker’in haksızlığa uğradığını doğrularken, Peker’in Suriye’ye silah götüren TIR’ların yola çıkışına tanık olduğu şeklindeki sözlerini de onaylıyor. 

<p>Suriye'ye gönderilen silahlar iddiasıyla ilgili konuşan Peker, Ekşioğlu'na, "Biz 4 TIR yolluyorduk 4 TIR da onlar yolluyordu. Onlar Suriye'de başka yerlere veriyordu. Biz satmıyorduk sen de vardın ben de vardım" diyor.</p><p> Serdar Ekşioğlu ise Peker'e "Pelikan'a girme" tavsiyesi veriyor.</p>

Suriye’ye gönderilen silahlar iddiasıyla ilgili konuşan Peker, Ekşioğlu’na, “Biz 4 TIR yolluyorduk 4 TIR da onlar yolluyordu. Onlar Suriye’de başka yerlere veriyordu. Biz satmıyorduk sen de vardın ben de vardım” diyor.

Serdar Ekşioğlu ise Peker’e “Pelikan’a girme” tavsiyesi veriyor.

<p>Serdar Ekşioğlu'nun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili paylaşımı...</p>

Serdar Ekşioğlu’nun İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile ilgili paylaşımı…

<p>Serdar Ekşioğlu ile çete lideri Sedat Peker birlikte görülüyor. </p>

Serdar Ekşioğlu ile çete lideri Sedat Peker birlikte görülüyor. 

VELİ KÜÇÜK: “SÜLEYMAN SOYLU DOĞRU SÖYLEMİYOR”

Emekli Tuğgeneral Veli Küçük,

“Bu sahteciliği yapanlar sonra yargılanmış ve ceza da almıştır. Veli Küçük’le ne ilgisi var bu olayın? Soylu bilmiyor mu bunları?..”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun suç örgütü lideri Sedat Peker’in adamlarına ruhsat verilmesinde işaret ettiği emekli Tuğgeneral Veli Küçük:

“Bakan doğru söylemiyor. Soylu’nun anlattığı ruhsat işi, ben emekli olduktan üç yıl sonra yaşanmıştır.” 

Bakan Soylu, Sedat Peker’in tecavüz iddiasıyla gözaltına alındığını, adamlarının üzerindeki silahların ruhsatının Bilecik’ten alınmış olduğunu anlatarak:

“Tecavüzden dolayı karakola götürülüyor (Peker), orada her şey kapanıyor. Oradaki iki kişi, biz Bilecik’ten aldık diyor. Silah ruhsatlarını Bilecik’ten aldık diyor. Bilecik’te kim var? Veli Küçük var.”

“Soylu bilmiyor mu bunları?”

Veli Küçük:

“2000 yılında emekli oldum. Peker’in adamları 2003 yılında Bilecik’in hemen girişindeki merkez köyü Gülümbe mahalle muhtarlığına orada oturduklarına dair bir belge düzenletmişler. Ona dayanarak Bilecik’ten silah ruhsatı almışlar. Bu sahteciliği yapanlar sonra yargılanmış ve ceza da almıştır. Veli Küçük’le ne ilgisi var bu olayın? Soylu bilmiyor mu bunları?”

Kızı tepki göstermişti

Soylu’nun Sedat Peker’in iddialarıyla ilgili sorulara yanıt verdiği programda emekli Tuğgeneral Veli Küçük ile ilgili sözlerine, önce avukat olan kızı Zeynep Küçük tepki göstermişti.

Zeynep Küçük:

“Sayın Süleyman Soylu’nun ifade ettiği silah ruhsatı verilmesi ile Veli Küçük’ün hiç bir alakası yok. Veli Küçük emekli olduktan 3 sene sonra verilen bu ruhsat nedeniyle mülki amir, köy muhtarı ve jandarma personeli yargılanmış ve ceza almış.”

https://www.cafemedyam.com/2021/05/23/organize-suc-orgutu-lideri-sedat-peker/

İLGİLİ HABER

Duvar // Sputnik



Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top