GÜNDEM

ORGANİZE SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ SEDAT PEKER…

“Bu dünyayı vallahi yakacağım billahi yakacağım..”

Sedat Peker, operasyonun ardından ilk kez konuştu

MEHMET AĞAR’A ŞOK SÖZLER…

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Mehmet Ağar’a şoo suçlamalar yöneltirken, operasyonun arkasında Mehmet Ağar ve Pelikancılar grubunun olduğunu söyledi.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, YouTube hesabı üzerinden yayımladığı bir video ile sessizliğini bozdu.

1-BÖLÜM VİDEO

Peker:

 “Ben kızımın bir damla gözyaşına dünyayı yakarım. Bu dünyayı vallahi yakacağım billahi yakacağım..

Bana yapılan operasyon, derin devletimizin başı olarak bilinen Mehmet Ağar ve Pelikancılar olarak adlandırılan, şuan hiçbir aktiviteleri olmadığı söylenen grup tarafından koordine edilmiştir..

Yazıişleri müdürlerini kardeşim gibi, onların da beni ağabey gibi sevdiği basın organlarında bile suçörgütü diye yazdırabilecek güç ancak, basındaki Pelikancıların oluşturmuş olduğu gruba ait.” 

SEDAT PEKER: “KAFAMA TAKILAN ŞU…”

Sedat Peker:

“Benim kafama takılan sorulardan en önemlisi şu; Mehmet Ağar, yılların kurdu. Hiçbir işinde iz bırakmaz, bu kadar iz… Onun yönettiği, onun yönlendirdiği her şeyiyle o kadar açık ki! Bunu neden yaptı, bunu neden bu kada açık etti? Bunun da illaki vardır bir sebebi..

Taşeronluğunu yapmış olduğu bu organizasyonla, ona bu taşeronluğu verenleri belki mutlu etmiştir.” 

“BU NASIL BİR GÜÇ ZEHİRLENMESİ?”

“Ben de oy verdim, bir çok desteklerde bulundum” dediği AKP hükümetini de hedefe alan Sedat Peker;

“Evime düzenlenen operasyon sırasında eşime ve çocuklarıma yönelik gösterilen tutum.., Düzenlenen ‘gizli’ toplantılarda benim için “Onu yok edeceksiniz” denildi… Bu nasıl bir güç zehirlenmesi.” 

https://www.cafemedyam.com/2021/02/03/organize-suc-orgutu-liderinden-berat-albayrak-aciklamasi/

ERDOĞAN’IN SÖZÜNÜ HATIRLATTI

Erdoğan’ın bir sözünü hatırlatan Sedat Peker:

 “Sayın Cumhurbaşkanı açıklamıştı. Sabahın 05.00’inde insanların evine gidilip böyle şeyler yapılmayacak demişti.. Erdoğan’ın bu sözüyle dalga geçilirmişçesine 50 polisle evim basıldı..”

Bu durumu “Mehmet Ağar polisliği” olarak niteleyen Peker, “Derin devletimizin başı… Geldik 2020’ye, insanları çocuklarıyla, kadınlarıyla korkutacak” diye konuştu.

MEHMET AĞAR’A ŞOK SUÇLAMA

Sedat Peker, videonun devamında, “dünyanın en değerli adamlarından biri” diye anlattığı, FETÖ iddiasıyla tutuklanıp, tahliye edilen Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Azeri iş insanı Mübariz Mansimov hakkında iddialara yer verdi. 

Mehmet Ağar’a seslenen Peker:

 “Sen hiçbir şeyken, tüm itibarın bitmişken, seni yanına aldı. İtibar verdi. Para verdi. Ve sen, gidip bazılarıyla anlaşıp, FETÖ’cü diye adamı içeri attırdın. Mübariz; FETÖ’cülük. Ya buna deliler bile inanmaz ama yapıldı bu ülkede” diye konuştu. 

Peker şöyle devam etti:

“Adamın, Bodrum’daki milyar dolarlık yerini aldınız, el koydunuz. Ya sen devlet memuruydun. Sen nasıl alabildin o milyarlarca dolarlık yeri. Ama doğru sen üzerine almadın. İkili anlaşmalarla, senin yüzden garanti altına alındı. O Azerilerin üzerine yapıldı. Bunların hepsini uzun uzun konuşacağız. Normal bir adamı nasıl FETÖ’cü yapıp mallarına çöktüğünü…”

SEDAT PEKER MEHMET AĞAR’I NEDEN HEDEF ALDI?

Sedat Peker, operasyonun ardından ilk kez konuştu ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ı hedef aldı. Yaşananlar “Türkiye 90’lara döndü” yorumlarına neden olurken olayın perde arkasında ise milyonlarca liralık ağ vardı.

Son yıllarda yurttaşlar “Türkiye 90’lara döndü. Yine aynı şeyleri yaşıyoruz” diyor.

Türkiye, hem siyasi atmosfer hem ekonomik kriz hem de sosyal bunalımlarıyla geçmişini, yani yurttaşın dediği gibi 90’ları hatırlatıyor. 

Dün, Sedat Peker tarafından paylaşılan 41 dakikalık video da yine 90’ların Türkiye’sini akıllara getirdi.

MEHMET AĞAR VE PELİKANCILARI HEDEF ALDI

Peker açıklamasının devamında ise hakkındaki soruşturma ve operasyonların eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Pelikancılar tarafından koordine edildiğini söyledi. 

Kamuoyunun ilk olarak 1 Mayıs 2016’da adını duyduğu Pelikan grubu, o dönem Başbakan olan Ahmet Davutoğlu’nu hedef alan “Pelikan Bildirisi” yayımlamıştı. Pelikan grubunun içerisinde ise hakimler, savcılar ve medya mensupları yer aldığı ileri sürülüyor. Grubun bir dönem de yargıda en güçlü olduğu yerin ise İstanbul Adalet Sarayı olduğu belirtiliyor.

“FETÖ’CÜ DİYE ADAMI İÇERİ ATTIRDINIZ”

Peker açıklamasına “Dünyanın en değerli adamlarından biri” diye anlattığı ve FETÖ’den ceza alıp tahliye edilen Palmali Holding’in sahibi Forbes’in dünyanın en zengin 500 iş insanı listesine giren Mübariz Mansimov ile devam etti.

Mehmet Ağar’a seslenen Peker, “Sen hiçbir şeyken, tüm itibarın bitmişken, seni yanına aldı. İtibar verdi. Para verdi. Ve sen, gidip bazılarıyla anlaşıp, FETÖ’cü diye adamı içeri attırdın. Mübariz; FETÖ’cülük. Ya buna deliler bile inanmaz ama yapıldı bu ülkede. Adamın, Bodrum’daki milyar dolarlık yerini aldınız, el koydunuz” diye konuştu.

Peker’in Ağar için “Adamın, Bodrum’daki milyar dolarlık yerini aldınız, el koydunuz” dediği yer ise bir dönem Mübariz Mansimov’un sahibi olduğu Yalıkavak Marina’ydı (Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı Yatırımları).

MEHMET AĞAR MARİNA’NIN BAŞINA NASIL GEÇTİ

Mübariz Mansimov’un sahibi olduğu Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı Yatırımları’nın satışı tartışma yaratmıştı. 

Mansimov, marinadaki hisselerinin bir bölümünü, 2016 yılında satmıştı. Aradan bir yıl geçtikten sonra Gurbanoğlu, otel ve marinanın değerinin altında hatalı biçimde devrinin gerçekleştirildiği iddiasıyla Palmarina Holding ve RSR Holding’e dava açmıştı. İddialara göre, hisseleri satın alan isimler SOCAR’la bağlantılıydı.

Mansimov açtığı davada söz konusu devir bedelinin hatalı bir biçimde belirlendiğini iddia etmişti.

Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı Yatırımları’na 2014 yılında eski içişleri bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP’li vekil Zülfü Tolga Ağar şube müdürü olarak atanmıştı. 

Palmali’nin sahibi olan Mübariz Mansimov geçen sene tutuklanırken Bodrum Yalıkavak Turizm ve Yat Limanı Yatırımları’nın Yönetim Kurulu Başkanlığı koltuğuna Mehmet Ağar oturmuştu.

MEŞHUR FOTOĞRAF ORADA ÇEKİLMİŞTİ

Sedat Peker’in işaret ettiği “Bodrum’daki milyar dolarlık marina” geçen yıl sosyal medyada gündem olan fotoğrafı da akıllara getirdi.

Emekli Korgeneral Engin Alan, emekli Albay Korkut Eken, organize suç örgütü liderliğinden hüküm giymiş Alaattin Çakıcı ve eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın Bodrum’da bir araya geldiğine dair fotoğraf paylaşılmıştı. O fotoğraf Bodrum Yalıkavak Marina’da verilmişti. Yani bir dönem Mübariz Mansimov’un sahibi olduğu yer…

MASADAKİ KİTAP NE ANLATIYOR?

Öte yandan Sedat Peker’in açıklama yaptığı sırada masada yer alanlar dikkat çekti. Masada, Godfather (Baba) adlı kült romanın sahibi Mario Puzo’nun “Omerta” adlı kitabı yer alıyordu. 

Omerta’nın anlamı ise mafyalar arasındaki bir tür “Suskunluk Yasası”. Mafyalar bu anlaşmaya uyuyor ve hiçbir şekilde devlete güvenmeyip, polise tek kelime anlatılmıyor.

Peker’in “Suskunluk Yasası” ile nasıl bir mesaj vermek istediği ise merak konusu.

Öte yandan masada yer alan kağıtlar da “Elimde bilgi belge var” olarak yorumlandı. Ayrıca televizyonda MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’in de görüldü. Bunun da MHP’ye ve Alaattin Çakıcı’ya verilen bir mesaj olduğu iddia edildi.

Gündemdeki aktörlere, olaylara bakınca; yaşananlar geçmişi hatırlattı. 

Yani son dönemde yurttaşların dediği gibi “Türkiye karanlık yıllara, 90’lara döndü…”

MÜBARİZ MANSİMOV MEHMET AĞAR’LA İLGİLİ NELER ANLATTI?

Sedat Peker, Mehmet Ağar’ı FETÖ’den ceza alıp tahliye edilen Palmali Holding’in sahibi Mübariz Mansimov Gurbanoğlu’na kumpas kurmakla suçladı. Bu açıklama akıllara Mübariz Mansimov’un dava sürecini getirdi.

Mansimov’un, sorgusunda Ağar’la ilgili neler anlattığına ulaştık.

Peker, Mehmet Ağar’ı FETÖ’den ceza alıp tahliye edilen Palmali Holding’in sahibi Mübariz Mansimov Gurbanoğlu’na kumpas kurmakla suçladı.

Bu açıklama akıllara Mübariz Mansimov’un dava sürecini getirdi. Peki, bu süreçte Mübariz Mansimov, Mehmet Ağar ve FETÖ suçlamalarıyla ilgili neler anlattı?

Peki, Mehmet Ağar ve Mübariz Mansimov arasında geçenler sadece Yalıkavak Marina’dan ibaret miydi?

SORGUSUNDA TEK TEK ANLATTI

Erdoğan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan’la da iş ilişkileri bulunan, AKP’li yıllarda Forbes’in dünyanın en zengin 500 iş insanı listesine giren Mansimov, FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla 17 Mart 2020’de tutuklanmıştı.

O gün Emniyetteki işlemleri tamamlanan Mansimov, savcılık ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Burada Mansimov’un, hakim tarafından sorgusu alındı.

Sorgu kaydında Mansimov, Mehmet Ağar hakkında çok sert ifadeler kullandı. Sorguda, Peker’in de yeniden gündeme getirdiği Yalıkavak Marina’dan başka ayrıntılar da yer aldı.

“AĞAR’A PEYGAMBER GİBİ BAKIYORDU”

Mansimov sorgusunda, kendisine kumpas kurulduğunu öne sürerken, bunu da Mehmet Ağar, çalışanları ve SOCAR tarafından organize edildiğini söyledi. Bir dönem Ağar’ın ofisinin kendi şirketi içerisinde olduğunu anlatan Mansimov, FETÖ’nün Rusya yapılanmasında kilit isimlerinden “Saffet” kod adıyla bilinen Ahmet Hamdi Vural’ın sık sık Ağar’ı ziyaret ettiğini öne sürdü ve “Vural, Ağar’a peygamber gibi bakıyordu” dedi. 

Mansimov ayrıca Ağar’ı birçok kişinin ziyaret ettiğini, bu kişilerin kim olduğunu sorduğunda ise “İyi çocuklar, MİT’çiler” diye yanıt aldığını söyledi.

ERDOĞAN’IN İSTEĞİYLE GÜLEN’LE GÖRÜŞTÜĞÜNÜ İDDİA ETTİ

Sorgu sırasında en dikkat çeken ifadeler ise FETÖ lideri Fethullah Gülen’e yapılan ziyarette yaşananlar. 

Fethullah Gülen’i hayatında iki kere gördüğünü öne süren Mansimov, ilk kez 2007 yılında dönemin Başbakanı şimdiki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın isteği üzerine gördüğünü, ikinci kez ise 2012 yılında görüştüğünü öne sürdü.

AĞAR: “SEN DE GEL HOCANIN YANINA”

Mansimov’un, 2012 yılında Gülen ile görüşmesine dair anlattıkları ise dikkat çekiciydi.

Mansimov’un o görüşmeye dair dile getirdiği iddialar şöyle:

“İkinci görüşmem 2012’de. Mehmet Ağar cezaevinden çıktı. Mehmet Ağar, New York’a gitmek istediğini söyledi. ‘Tamam’ dedim ‘benim de orada şirketim var gidelim.’ Geldik benden rica etti ‘sen de gel hocanın yanına’.. 

Ben de Mustafa Erdoğan’a (Tayyip Erdoğan’ın kardeşi) telefon açtım ve ‘beni çağırıyor gideyim mi’ diye sordum. ‘Git gör ne konuşuyorlar’ dedi.. 

Geldim Fethullah denen şerefsiz çok özür diliyorum acayip ağır laflar söylüyor Tayyip beyin arkasından. Bu arada beni sancıyor ‘okulları sen kapattın ben biliyorum’. Mehmet Ağar aramızda arabuluculuk yapıyor sanki o Ağar’ı serbest bıraktırmış. Ben de ona küfür ettim ‘Tayyip beyin arkasından konuşma’. Orada İhsan Kalkavan da vardı Mehmet Ağar’ı oraya götüren İhsan Kalkavan’dı. Oradan çıktık ben döndüm Mehmet Ağar orada kaldı daha ne konuştu bilmiyorum. Hemen İstanbul’a dönüp Tayyip beye, Mustafa Erdoğan’a ve MİT müsteşarına yapılanları anlattım.”

Mansimov, Ağar ile arasındaki iplerin kopuşunun ise bu görüşmelerin ardından yaşandığını söyledi. Mansimov, güvendiği önemli kaynaklardan Mehmet Ağar’ın Pelikan grubunun bir dönem yargıda en güçlü olduğu İstanbul Adalet Sarayı’nda savcılara ciddi paralar verdiğini ve kendisini hapse attırmak için kumpas kurduğuna dair duyum aldığını öne sürdü.

“O AN ORADA OLSAYDI VURUP ÖLDÜRÜRDÜM”

Mansimov’un Ağar ile arasındaki gerilimi ise şu ifadelerle anlattı:

“En önemlisi Mehmet Ağar denilen şahıs benim hanımın önünü kesiyor, ‘seninkinin başına gör daha neler gelecek her şeyi hazırladık’ diye. Biz bu konuda dava açtık ama sayın başsavcı bizi ciddiye almadı. Biz Türküz, bir hanımın önünü kesmek ne demek ya bir de kendi evimizin önünde buraya arabanı bırakamazsın kapıdayım yani yalan niye söyleyeyim. O an orada olsaydı vurup öldürürdüm onu ben. Marinaya karşı dava açtım mallarımı geri almak için. Bütün bunları davadan vazgeçirmek için yaptılar.”

Evet, daha önce Mübariz Mansimov’un iddianamesinde neler yer aldığını, Sedat Peker’in dilinin altında ne olduğunu kaleme almıştık. Şayet Mansimov’un sorgu kaydında anlattıkları doğruysa mesele sadece Yalıkavak Marina ve davalardan ibaret değil.

Tantan, Peker'in mesajının şifrelerini açıkladı: Hedefi kim?
ESKİ İÇİŞLERİ BAKANI SADETTİN TANTAN AÇIKLAMALARDA BULUNDU

Peker’in mesajının şifrelerini açıkladı: Hedefi kim?

Eski İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, suç örgütleri operasyonları ve kripto vurgunlarını anlattı.

ÖRGÜTLÜ SUÇUN DEREBEYLERİ

Tantan legal ve illegal anlamda bir tehditten bahsederek son günlerdeki “mafya” tartışmalarıyla ilgili şunları söyledi: 

“Örgütlü suçun derebeyleri legal anlamda ülkeye hakim oldular. İllegal anlamda mafyamsı yapılar legal anlamda da kirli ve kimliksiz siyasetçi, bürokrat, iş adamı, cemaatler ve PKK/KCK’lar, yani silahlı ve silahsız örgütler hem kendi yandaşlarını mali olarak güçlendirdi, hem de siyasi gücü güçlendirdikleri için ülke yönetimini, ülkenin geçmiş ve geleceğini tehdit ediyor risk oluşturuyor.”

Anadolu sermayesinin çöktüğünü, yolsuzluk, yoksulluk ve yasakların Türk insanına reva görüldüğünü söyleyen Yurt Partisi Genel Başkanı Tantan:

 “Yolsuzlukla mücadale edemeyen yolsuzluk yapanı arşivleyerek süreç içinde tehdit ederek kullanan siyasi bir zihniyet var.” 

TANTAN: PEKER’iN MESAJININ ŞİFRESİ

Peker’in açıklamasındaki “Kendisine saygı duyduğum bazı devlet büyüklerim yapılan haksızlığın farkındayız. Nisan ayında ülkede bir çok değişikliğin olacağını ve benim Türkiye’ye davet edileceğim söylendi” sözlerine değinen Tantan:

 “Siyasetçinin kirli ve kimliksiz hergün fotoğraflarda ortaya çıkıyor. Tabii onlar siyasetçilerle iç içe oldukları için bildikleri şeyler vardır.” 

AÇIKLAMANIN HEDEFİ KİM?

Peker’in videosunda bulunan ‘Omerta: Suskunluk Yasası’ kitabı ve 3 zarf ile “Konuşurum” tehdidinde bulunduğu iddialarıyla ilgili ise Tantan:

 “Herhalde kendisi de onu ifade ediyor. Mesajının sahibi ise ona kim koruma polisi vermişse, Beykoz ormanlarında o konutu kim vermiş, kim izin vermişse tehdit onadır, başkasına değil.” 

Kripto vurgunlarıyla ilgili Tantan bu işin yasal alt yapısı olmadığını kaydederek şunları söyledi: 

“Dünya dijital sisteme geçiyor. Yasalarda boşluklar var. Bugün yapılması gereken şey kolluk ve istihbarat teşiklatılarının görev tanım ve tariflerini dijital dünyanın ihtiyaçlarına göre yeniden belirlenmesi gerekiyor.”

MAFYA, SİYASET, KRİPTO

Kripto para vurguncuları ile suç örgütleri arasında “hiç şüphesiz” bağ olduğunu vurgulayan Tantan:

“Onlar siyasiler ve mafyamsı yapılarla birliktedir. Dikkat ederseniz geçmişte mafyamsı yapılar, şöyle diyelim bir şekilde kullanılan insanlar süreç içerisinde farklı şekillerde kullanıldığı için de o insanlarda kendi ve yandaşlarını geçindirmek için yeniden sahneye çıkartırdılar ve yaşama devam etmek istiyorlar. Bunlar da yasal boşluklardan istifa ederek kendi güçlerini artıemak istiyorlar. bunlar devletin desteği olmadan yurtiçi ve yurtdışında nefes dahi alamazlar.” 

Ülkenin yönetilemediğini ifade eden Tantan :

“Örgütlü suçun derebeylerinin hakim olduğu bir ülke var. Ve bunu ortadan kaldıracak muhalefet ve TBMM görevini ifade edemiyor.” 

“MEHMET AĞAR VE PELİKANCILARIN GERÇEK YÜZÜ (ÖDEŞMEK ADETTENDİR)”

Hakkında “organize suç örgütü yöneticisi ve üyesi olmak” suçlamasıyla soruşturma yürütülen Sedat Peker, 56 dakikalık yeni bir açıklamada bulundu.

Peker’in sosyal medya hesaplarından paylaşılan videoda “Mehmet Ağar ve Pelikancıların gerçek yüzü (Ödeşmek Adettendir)” ifadeleri yer aldı.

2-BÖLÜM VİDEO

Bir önceki videosunda masasında yer alan kitaplar üzerine Peker’in nasıl bir mesaj vermek istediğine dair haberler yapılmıştı. Konuyla ilgili konuşan Peker:

 “Bir niyetle o kitapları oraya koydum. Meraklı olanlar onu düşünsün yorumlasın diye. Veya başka bir obje” diye belirtti.

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Pelikan grubunu hedef alan Sedat Peker:

 “Beni küçültmek asla mümkün değildir. Aslanın inine giriyorsan parçalanmayı göze alacaksın. Eş zamanlı operasyonla daha beni Türkiye’ye getiremediler. Şu anda da uğraşıyorsunuz. Hepsinin farkındayım” dedi.

SERHAT ALBAYRAK AÇIKLAMASI

Peker açıklamasında, Eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ağabeyi Serhat Albayrak’ın başında olduğu Turkuvaz Medya’nın kendisine yapılan operasyonda yer aldığını öne sürdü. 

Bir yakınının Serhat Albayrak ile görüştüğünü söyleyen Peker:

 “Bir tane akrabam var ona dedim ki: ‘Sen bakan beyin abisini biliyorsun. Turkuvaz Medya’nın başında Serhat Albayrak. Kendisiyle bir konuş. Onların organize ettiğini söylüyor. Bir konuş. Ama lütfen gözüne bak. Samimiyet gözdedir. Gidip kendisiyle muhabbet ederken ‘Bizim kendisine hiçbir düşmanlığımız yok. Bizim cenah da onu sever’ diyor” ifadelerini kullandı.

“Sabahın 5’inde polisler gelmiş ATV orada” diyen Sedat Peker, kendisine düzenlenen operasyon üzerine Turkuvaz Medya’ya bağlı ATV’yi işaret etti ve Pelikan ayrıntısına dikkat çekti.

OPERASYON TEPKİSİ

“Bir kere uyuşturucu sattıysam ve para kazandıysam ben dünyanın en şerefsiz insanıyım” diyen Peker evine narkotik polisinin gelmesine de tepki gösterdi.

Peker:

 “Uyuşturucunun nerede olduğunu herkes biliyor. Dünyada en çok uyuşturucu kullanılan ikinci il İstanbul. Üçüncü il Adana. Kolombiya’da Türkiye’ye gönderilecek 4 ton 900 kilo kokain ele geçirildi. Türkiye’de bunu teslim alacaklara hiçbir operasyon yapılmadı. Bu adam kaç tane uyuşturucu satıcısının öldürülmesinden yargılandı biliyor musunuz” diye belirtti.

“MÜBARİZ’İ FETÖ’CÜ DİYE İÇERİ ATTIRIP MALLARINI ALDIN”

Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Palmali Holding sahibi Mübariz Mansimov’un arasında geçenleri anlatan Peker:

 “Sen Mübariz’i FETÖ’yle tanıştırdın sonra onu FETÖ’cü diye içeri attırıp mallarını aldın” dedi.

Peker, “İlerleyen videolarda 1996’da Kıbrıs’ta faili meçgul bir şekilde öldürülen Kutlu Adalı’yı konuşacağız. Beni aşağıladınız, beni küçültemezsiniz” dedi.

“TOLGA AĞAR’I TECAVÜZDEN ŞİKAYET EDEN KADIN ÖLÜ BULUNDU”

Sedat Peker, Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP’li vekil Tolga Ağar için ise dikkat çekici iddialar kullandı. 

Peker şunları söyledi

“Tolga Ağar’ın bir kız arkadaşı var Kırgız ya da Kazak uyruklu. Kızcağız jandarmaya gidiyor, Tolga Ağar bana tecavüz etti diye. Kız şikayet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor.”

Sedat Peker'in açıklamaları gündeme getirdi: 'Yeldana Kaharman' olayı nedir?
‘YELDANA KAHARMAN’ OLAYI NEDİR?

Elazığ’da 28 Mart 2019’da evinde ölü bulunan Kazakistan uyruklu Fırat Üniversitesi İletişim Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi Yeldana Kaharman.

O dönem Kaharman olayına, Mehmet Ağar’ın AKP’li milletvekili oğlu Tolga Ağar’ın adı karışmış ve ilgili haberlere erişim engeli getirilmişti.

YELDANA KAHARMAN…

Elazığ’da yayın yapan Kanal 23 Televizyonu’nda program sunuculuğu görevi üstlenen Kazakistan uyruklu üniversite öğrencisi Yeldana Kaharman (21), ev arkadaşı tarafından mutfakta hareketsiz bulunmuştu. Genç kızın arkadaşı hemen durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirmişti. Olay yerine gelen sağlık ekipleri, Kaharman’ın hayatını kaybettiğini belirledi. Genç sunucunun cenazesi otopsi için Fırat Üniversitesi Hastanesi morguna kaldırılmıştı.

Yeldana Kaharman’ın eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar ile röportaj yapmak için evine gittikten bir gün sonra ölü bulunması nedeniyle bazı iddialar gündeme gelmişti.

Kaharman’ın ölümünden önce “tecavüze uğradığı” iddia edilmişti.

Kaharman’ın, cinsel saldırıya uğradığı ve intihar ettiği iddiası birçok medya kuruluşunda gündeme getirilmişti. “Yeldana Kaharman” adıyla Ekşi Sözlük’te 11 Şubat 2020’de açılan başlığa İstanbul 5’inci Sulh Ceza Hâkimliği’nce erişim engeli getirilirken, Birgün’ün ise 22 Şubat 2020’de yaptığı Ekşi Sözlük ‘Yeldana Kaharman’ başlıklı haberine erişim engeli getirilmişti.

YENİDEN ENGELLEME

İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliği’nin erişim engelleme ile ilgili yapılan haberler de kişilik hakları ihlali gerekçesiyle, Elazığ 1. Sulh Ceza Hakimliği‘nin 24 Mart 2021 tarih ve 2021/2326 sayılı kararı ile erişime engellenmişti.

TOLGA AĞAR KİMDİR?

Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar, AKP Elazığ Milletvekili, Meclis Milli Savunma Komisyonu Üyesi ve aynı zamanda AKP Genel Merkez Ege Bölge Koordinatörü.

Ağar daha önce Erdoğan ile arasında geçen diyalogla gündeme gelmişti. 

Ağar’ın gençlik buluşmasında yaptığı konuşmada, “Sayın Cumhurbaşkanımız Elazığ’a geldi. Miting için ayakta bekliyoruz, protokol dizildi, tek tek tokalaştı, sıra bana geldi, şöyle yüzüme baktı gülüyor, ben niye gülüyor dedim tam o sıra, ‘Evladım senin bıyıklar uzamıyor mu?’ dedi. Ben de, ‘Efendim uzar’ dedim yanağımı okşadı” diye anlatmıştı.

Ağar’ın hikayeyi anlatırken, “Cumhurbaşkanı denince bize Allah gibi geliyor” demesi kamuoyunda tepki çekmişti.

Son olarak AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar, Erdoğan tarafından Genel Merkez Teşkilat Başkanlığı Marmara Bölge Koordinatörlüğü görevine atandı.

JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI’NDAN SEDAT PEKER’İN İDDİALARINA YALANLAMA

Jandarma Genel Komutanlığı, suç örgütü lideri Sedat Peker’in, Tolga Ağar’dan şikayetçi olan bir kadının helikopterle alındığı, sonrasında ölü bulunduğu iddiasını yalanladı.

 Jandarma Genel Komutanlığı, suç örgütü lideri Sedat Peker’in Tolga Ağar’la ilgili iddialarını yalanladı.

Yurt dışında olan Suç örgütü lideri Sedat Peker, Yeldana Kaharman’ın, eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar’ın cinsel saldırısına uğradığı şikayetinin ardından ölü bulunduğunu öne sürmüştü.

Peker, “Kız şikayet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor” demişti.

Jandarma Genel Komutanlığı, iddialarla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Yeldana Kaharman’ın başvurusu olmadığı belirtilen açıklamada, “Yeldana KAHARMAN isimli kadının, Jandarmaya herhangi bir müracaatının kesinlikle söz konusu olmadığı gibi, helikopterle aldırılması iddiası da tamamen gerçek dışıdır” denildi

PEKER, BUGÜN JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI’NIN AÇIKLAMASINA YANIT VERDİ

Sedat Peker’den Jandarma’ya ‘Yeşil’ hatırlatmalı yanıt: “Buna inanmak safdillik olur”

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, Yeldana Kahraman’ın ölümüyle ilgili iddiaları üzerine bir açıklama yapan Jandarma Genel Komutanlığı’na yanıt verdi.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in siyasetin gündemine oturacak açıklamaları sürüyor.

Kendisinin başında bulunduğu iddia edilen şebekeye yönelik operasyonlar sonrası yayınladığı bir videoda Peker, Yeldana Kaharman’ın ölümüyla ilgili iddialarda bulunmuş, “Mehmet Ağar’ın oğlunu tecavüzden şikâyet eden kadın ertesi gün ölü bulundu” demişti.

Peker’in iddiasına Jandarma Genel Komutanlığı’ndan yanıt gelmişti:

“Yeldana Kaharman isimli kadının jandarmaya herhangi bir müracaatı kesinlikle söz konusu olmadığı gibi helikopterle aldırılması iddiası da tamamen gerçek dışıdır.” denilmişti.

Peker, bugün Jandarma Genel Komutanlığı’nın açıklamasına yanıt verdi:

“Jandarma Genel Komutanlığı gibi nadide bir kurumun kamuoyunda yapılan bu tip tartışmalara savcılık yazısı olmadan dahil olması bence çok doğru bir davranış değil” diyen Peker,:

 “Ben öldürülen kız kardeşimizin helikopterle alındığını iddia etmedim. Derin devletimizin başı Mehmet Ağar’ın oğlunu helikopterle aldığını söyledim” dedi.

Peker ayrıca ‘Yeşil’ kod adlı Mahmut Yıldırım’ı da hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Ayrıca yeşilin jandarma karakolundan 6 sivili alıp yok ettiği gerçeği ve bunun gibi birçok olay ortadayken öldürülmüş bir kızın bir gün önce verdiği şikâyet dilekçesinin yırtılarak yok edilemeyeceğine inanmak safdillik olur (hele ki Mehmet Ağar gerçeği ortadayken)” 

DİLİPAK: PEKER’İN AÇIKLAMALARI WİKİLEAKS’DAN DAHA BETER VURDU

“Bu süreç Ankara’yı da vurur. Bu işten sadece AK Parti değil, diğer partiler de payını alır”

Akit gazetesi yazarı Abdurrahman Dilipak, “suç örgütü elebaşı” olarak aranan Sedat Peker’in yaptığı açıklamaları köşesine taşıdı.

Dilipak, “Şimdi tevbe zamanıdır” başlıklı köşe yazısında “Peker’in açıklamaları Wikileaks’dan daha beter vurdu” dedi ve şu ifadeleri kullandı:

Bu süreç Ankara’yı da vurur. Bu işten sadece AK Parti değil, diğer partiler de payını alır. Bu işten Sermaye, siyaset, bürokrasi, STK’lar, Media herkes payına düşeni alır. Mafia deyip geçmeyin. Bu iş yargıya da uzanır, akademiye de, dahasını da söyleyeyim Cemaat yapılarından bazılarına da ulaşır. Cemaat denen yapılar içinde yer alan bazı gruplar eskiden beri uluslararası istihbarat örgütleri, derin yapılarla hep kol kolaydılar. Bazılarını zaten doğrudan uluslararası istihbarat örgütleri ya da derin devlet kendisi örgütlemişti. FETÖ uluslararası örgütlere örnek, Kalkancı tarikatı ise bizim yerli ve milli derin devletimizin eseri. Kalkancı tarikatının aktörleri arasında yer alan önemli isimler bugün bazı siyasi partilerimizin tepesinde, kimi bakanlık koltuğunda oturmuyor mu? Ve işleri üzerini örttükçe bu işler perde gerisinde büyüyüp gelişiyorlar. Bakın, bu işlerin zamanında önünü almazsanız, sonra onlar sizin önünüzü alır. Onlar maske takıp en yakınlarınıza, hatta ailenize el uzatırlar. Onlarla sıcak ilişkiler kurarlar. Beklentileriniz, korkularınız, meziyetleriniz, riskleriniz, ilişkileriniz not edildikten sonra mahremlerinize ulaşmak zor değildir. Bir adım sonrası onların tuzağına düşersiniz.

TOLGA AĞAR’DAN SEDAT PEKER’İN İDDİALARI HAKKINDA AÇIKLAMA

“Şaibe yaratarak, ima yoluyla beni suçlamaya çalıştığı adı geçen gazeteciyi tanımam. Konu adli makamlarca soruşturulmuş ve hukuki süreç tamamlanmıştır”

AKP Elazığ Milletvekili Tolga Ağar, Sedat Peker’in kendisi hakkındaki iddiaları hakkında bir açıklama yaptı. Peker’in Yeldana Kaharman’ın ölümü hakkında suçladığı Ağar, iddiaları “itibar suikastı” olarak niteledi ve “Şaibe yaratarak, ima yoluyla beni suçlamaya çalıştığı adı geçen gazeteciyi tanımam. Konu adli makamlarca soruşturulmuş ve hukuki süreç tamamlanmıştır. Konunun şahsımla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır” dedi.

“Türkiye’de herkes herkesi tanır, bilir ve değerlendirir”

Ağar, sosyal medya hesabından paylaştığı açıklamada:

“Uzun süredir yurtdışında kaçak yaşadığı anlaşılan suç örgütü mensubu S.P. isimli kişi tarafından şahsıma yönelik iftiraları şiddetle reddediyorum..

Hangi karanlık hesaplar için bu şeref ve itibar suikastına giriştiğinin açığa çıkması için hukuki işlemleri başlatacağım. Şaibe yaratarak, ima yoluyla beni suçlamaya çalıştığı adı geçen gazeteciyi tanımam. Konu adli makamlarca soruşturulmuş ve hukuki süreç tamamlanmıştır..

Konunun şahsımla uzaktan yakından ilgisi bulunmamaktadır. Buradaki kurnazlık, siyasi husumet içerisinde olunan çevrelerin iftirasına destek vereceği ümididir. Daha düne kadar kendisine hakaret ederek itibarsız şahıs muamelesi yapanların, amaç siyasette malzeme olarak kullanma olunca, konu ile ilgili hiçbir araştırma, soruşturma lüzumu görmeksizin, hevesle üzerine atlamalannı derin bir üzüntü ile karşılıyorum..

Kendi siyasi hesaplarına suç örgütü mensubunun beyanlannı dayanak yapmaya çalışanları kamuoyu vicdanına havale ediyorum. Türkiye’de herkes herkesi tanır, bilir ve değerlendirir. “Tezyif müzeyyifın kadri ile mütenasiptir” yani “Hakaret, hakaret edenin gücü ve kişiliği ile orantılıdır.” Kamuoyuna saygılarımla sunarım.”

NUSRET, SEZGİN BARAN KORKMAZ VE EMİR SARIGÜL

Peker, videonun bir kısmında da restoran zinciri sahibi Nusret Gökçe, hakkında yakalama kararı bulunan iş insanı Sezgin Baran Korkmaz ve siyasetçi Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül hakkında şu ifadeleri kullanmıştı:

“Nusret diye bir kardeşimiz var etçi. Konunun diğer kahramanı Mehmet Ağar Bey’in oğlu Tolga Ağar. Yanında kız arkadaşı, Emir Sarıgül’ün evine geliyorlar Beykoz Konakları’nda. Onun bir alt sokağında da Mehmet Ağar Bey’in evi var. Ağar’ın yanında da Sezgin Baran Korkmaz var. Sarıgül’ün evinde birlikte kokain içiyorlar. Tolga Ağar Nusret’e telefon ediyor, “Akıllı ol” diyor. Nusret de küfür etmeye başlıyor. Ardından Tolga Ağar öfkelenerek ateş ediyor. Sesi duyan  Sarıgül ve Sezgin Baran Korkmaz yukarı geliyorlar. Sarıgül “Gereğini yapın” diyor. O gün orada ayrıca İl Emniyet Müdür Yardımcısı Cevdet Hürol var. Sururi Saydam, Beykoz’dan sorumlu Emniyet Müdür Yardımcısı. Sunay Balıklıkaya, C Bölge Müdürü, şu an emekli. Bu müdürlerimiz de orada. İl Emniyet Müdürü işlem yapacağız diyor. Mehmet Ağar ve Tolga Ağar engelliyor. Sonucunda Emir Sarıgül’ün şoförüne tek el ateş ettiriliyor ve arkadaş cezaevine gidiyor.”

BAŞSAVCILIKTAN, SEDAT PEKER’İN, YELDANA KAHARMAN İDDİALARINA YANIT

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Yeldana Kaharman’la ilgili açıklama yaptı.

Gazeteci Yeldana Kaharman Elazığ’da ölü bulunmuştu. Kaharman’ın AKP Elazığ Milletvekili ve Mehmet Ağar’ın oğlu Tolga Ağar tarafından öldürüldüğü öne sürülmüştü.

Savcılığın açıklaması şöyle:

 “Olayla ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen soruşturma kapsamında yapılan olay yeri incelemesi, ölü muayene ve otopsi işlemi ve dinlenen tanık beyanları sonucunda müteveffa Y.K’nin asıya bağlı gelişen asfiksi sebebiyle vefat ettiği, müteveffayı intihara azmettiren, teşvik eden, intihar kararını kuvvetlendiren veya intiharına herhangi bir şekilde yardım eden kimsenin bulunmadığı tespit edilerek 16 Ekim 2019 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği anlaşılmıştır.” 

Türkei ultra-nationalistischer Verbrecherboss Sedat Peker

“ADALETİN GİRMEDİĞİ YERE MAFYA GİRER”

Kazakistanlı muhabir Yeldana Kahraman’ın şüpheli ölümüyle ilgili iki yıl önce ortaya atılan iddiaların üstü kapatıldı. Aynı iddiaları Sedat Peker dile getirince her yerde haber oldu. Neden?

Bir gün çıkarlar çatışır, mafya kozlarını çekip çıkarır ve kirli çamaşırlar ortalığa dökülür. Adaletin yargı tarafından sağlanmadığı yerlerde bu böyledir. Önce ortak çıkarlar suçların gözardı edilmesine yol açar. Mafya reisi, suçları aleni de olsa, kolay kolay hapse girmez. İktidarın nüfuzundan faydalanır. Mesela cumhurbaşkanının memleketlisi olmakla övünür, kendi çapında miting yapar, arkasına Erdoğan posteri asar, oradan kendine gün ve rol biçip tehditlerde bulunur. Bir Allah’ın kulu gidip “Sen ne yapıyorsun” demez. Polis mitingi dağıtmaz, cumhurbaşkanının nüfuzunu kullanmaya çalışan bir kabadayıya “Hop” demez. Gökkuşağı bayrağına tahammülü yoktur ama, orası ayrı.

Gazeteciler haber yaptıkları için tutuklanır. Akademisyenler barış bildirisi imzaladıkları için yargılanır ama bu adamlara bir şey olmaz. Aynı kişi Barış Akademisyenleri’ni “Sözde aydınlar, çanlar ilk önce sizin için çalacak”, “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızla duş alacağız” diye tehdit eder, hedef gösterir, 11 yılla yargılanır, ama “suçun yasal unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle beraat eder..

O, ileriki yıllarda “ifade özgürlüğünün” tadını çıkarır, mesela Demirören’in Milliyet Gazetesi tarafından Yılın En Hayırsever İşadamı ödülü alırken, ayrımcılık karşıtı Tweet’ler atan gazeteci, yazar, siyasetçi ve sanatçılar, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçundan soruşturulabilir.

Ne var ki mafyanın özgürlüğü, sırtını dayadığı iktidardan birileriyle çıkarları çatışana dek sürer..

Sedat Peker’in yurt dışına çıkmasına hangi çıkar çatışması neden oldu, tam olarak bilmiyoruz ama Peker’in Mehmet Ağar, oğlu AKP Elazığ Milletvekil Tolga Ağar ve Pelikancılar’la bir sorunu olduğunu net şekilde anlamış bulunuyoruz..

Hatırlayın, Peker yurt dışına çıktıktan sonra, Mayıs 2020’de yayınladığı ilk videosunda, Berat Albayrak’ın kendisine karşı doldurulduğunu anlatmış, “Berat Albayrak beni yok etmek istiyor” demişti.

Sonra etrafındaki çember, sahte kimlik nedeniyle Kuzey Makedonya Cumhuriyeti’nden Kosova’ya sınır dışı edildiği Ocak ayından beri iyice daraldı. Peker son videoları ise eşi ve kızlarının oturduğu eve yapılan baskın ve 5 ildeki operasyonlar üzerine kaydetti. Peker, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, nitelikli yağma, gasp, rüşvet, yaralama, tehdit, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma gibi suçlamalarla yapılan operasyonların Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar’ın işi olduğunu öne sürdü; bildiği ya da bulduğu ne varsa, orta yere boca etti. Konuşmasına “Ödeşmek adettendir” başlığı atmasa ve videonun sonunda Nihal Atsız’dan alıntı yapmasa, hümanist bir hak mücadelecisi olduğu iddiasında bile bulunabilirdi.

Ödeşme ihtiyacı 

Şüpheli şekilde ölen genç bir kadın için adalet talep etmek, Peker’in üzerine vazife olabilir mi zaten?

Kazakistan uyruklu 21 yaşındaki muhabir Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüyle ilgili iddiaları ilk ortaya atan gazeteci Sedat Sur’du. Sedat Peker de, Kaharman’ın jandarmaya başvurduğu, Mehmet Ağar’ın oğlunu helikopterle aldırdığı, genç kadının ertesi gün ölü bulunduğu gibi iddiaları bire bir tekrarladı..

Gazeteci Sur, Tolga Ağar’ın Kaharman’ın çalıştığı Kanal23 televizyonunun gizli ortağı olduğunu da öne sürmüş, sonra da Twitter hesabını kapatmıştı. Peker’in videosundan sonra hem Tolga Ağar’dan, hem de jandarmadan yalanlama geldi..

Tolga Ağar “Adı geçen gazeteciyi tanımam” dediği açıklamasına “Konu adli makamlarca soruşturulmuş ve hukuki süreç tamamlanmıştır” diye bir cümle de ekledi. Adli makamlar neyi soruşturdu, konu nasıl kapandı, orası henüz meçhul. Bu arada “ödeşme” kararlılığında olan Peker devam etti, jandarmanın “Bizde başvuru yok” açıklamasına, “Öldürülmüş bir kızın bir gün önce verdiği şikayet dilekçesinin yırtılarak yok edilemeyeceğine inanmak safdillik olur” diye karşılık verdi..

Üstü kapatılmak istenen şüpheli bir kadın ölümünün, ancak Peker’in “ödeşme” ihtiyacı nedeniyle yeniden gündeme gelebilmesi ancak Peker konuşunca bu kadar geniş haber olması, açıkçası bana ağır geldi.

Peker bir sonraki videosunda da Kıbrıslı gazeteci Kutlu Adalı’nın 1996’da bir suikastle öldürülmesinden de söz edeceğini duyurdu.

Kutlu Adalı, Ada’daki beyaz Toros’ların karıştığı St. Barnabas Kilisesi soygununu haber yapmış, daha sonra evinin önünde Uzi marka silahla başından vurularak öldürülmüştü. Kıbrıs’ta herkes beyaz Toros arabaların Özel Kuvvetler’in uzantısı olan Sivil Savunma Teşkilatı’na ait olduğunu biliyordu..

Bazı iddialara göre, suikast silahı da o sırada adada bulunan Abdullah Çatlı’ya aitti. Bakalım Sedat Peker’in “ödeşmek adettendir” serisinde daha fazlasını duyacak mıyız? Bu çatışmadan ortalığa yargıdan kaçırılan başka ne pislikler saçılacak?

İHA, YELDANA, OKTAY KAYNARCA, ERDOĞAN VE ALBAYRAK İDDİALARI

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, yaklaşık 1 saatlik 3’üncü bir açıklama daha yaptı. Peker, kendisinin Türkiye’ye getirilmesi için FAS’a ‘İHA hibesi’ yapıldığı iddiasında bulundu.

Sözkonusu konuşma, Sedat Peker’in sosyal medya hesaplarından paylaşılan “Derin Devletçiler, Pelikancılar; Bir Tripoda, Bir Kameraya Yenileceksiniz” başlıklı video ile yayınlandı.

3-BÖLÜM VİDEO

JANDARMA’YA YANIT: CIVIL CIVIL KIZ NASIL ÖLÜR?

Konuşmasında Yeldana Kaharman’ın ölümüyle ilgili ortaya attığı iddialar üzerine Jandarma Genel Komutanlığının yaptığı açıklamaya yanıt veren Peker:

“Ömrüm devletin içerisinde geçti. Amacım asla devleti kötülemek değil. Dünya yerinden oynasa asla böyle birşey yapmam. Devlet ebed müddet, devlet kutsal ama devletin içerisinde görev yapan her insanın söylediği kutsal kelam olarak kabul edeceğiz diye bir kanun yok.

O günü şöyle bir hikayeyle canlandıralım: Rahmetli kızcağız (Yeldana Kaharman’dan bahsediyor) Jandarma’ya gidiyor, ‘Tolga Ağar’a röportaj yapmaya gittim, bana tecavüzde bulundu’ diyor. ‘Hanımefendi şikayetinizi aldık, siz doktora gidip konuyla ilgili yarın bir rapor alın’ (Jandarmanın cevabı). Ertesi gün 18 yaşındaki kız öldü, kendiliğinden! Cıvıl cıvıl, hayat dolu kız nasıl ölür? 1 gün evvel şikayet eden kız 1 gün sonra öldü! Jandarma komutanı, bir üst komutanını arar, ‘yanıma gel’ der. Büyük komutan öbür komutana “yav kardeşim zaten kızın psikolojisi iyi değilmiş, ülke zaten gergin, tahkikata gerek yok’ der. Tiyatro bu ya! Ayriyeten de ‘Sen çok başarılı bir komutansın. İnşallah ileriki zamanlarda iyi bir paşa olacaksın’ der. ‘Emredersiniz efendim!’ (Peker elindeki kağıdı yırtıyor) Hani şikayet, yok, gitti! Bunların sonunda kanuni hiçbir tahkikat olmayacağını, göstermelik tahkikat olsa da hiçbir sonuç alınmayacağını bilmiyorum. Ama vallahi, billahi, tallahi şunu biliyorum: Yenileceksiniz, yaptıklarınız gayrettullaha dokundu, yenileceksiniz.” dedi.

Konuyla ilgili olarak “Benim oraya artık bundan sonra gelmem mümkün değil. Zaten getirmek için herşeyi yapıyorsunuz. Siz alıp getireceksiniz” diyen Peker:

“Diyet olarak parmağımı koydum. İki tane müfettiş yollayın buraya. Yalan makinesi verin, devlette var. Alıp gelsinler. Yalan makinesi ‘yalan söylüyor’ dediğinde bir parmağım kesilecek. Parmaksız Sedat olarak anılmayı göze aldım da siz de lütfedip müfettiş göndermeyi göze alın” ifadelerini kullandı.

“OKTAY KAYNARCA’YI ARADIM”

Peker, eski Bakan ve Erdoğan’ın damatı Berat Albayrak’ın abisi Serhat Albayrak’a hitaben ise şunları söyledi:

“Eşkıya dizisi var ATV’de oynuyor. Turkuvaz grubunda, Serhat Albayrak, Berat Albayrak beyin abisi. Esas tehlikeli beyin hep o derler. Dizinin içine bir karakter sokmuşlar. Hafta giriyor karakter. Kim bu karakter? Adını Peker koymuşlar. Bir araba süren bir arkadaş. Oradan birisi bir şey diyor, diğeri de diyor ki ‘Bırak onu o hep boş konuşur’ öyle mi? Şimdi dolu konuşacağım. Bizim Anadolu’da söz vardır. Havlayacağını bilmeyen köpek eve kurt çağırır derlerler. Madem böyle konuşalım. Biraz dolu, kuvvet kadar dolu, isteğinizde havuz kadar dolu. Beni haber yaptınız ya ben çabuk öğrenirim. Şimdi gazeteciliğe merak saldım. Beni dizi karakterlerine sökün siz o zaman göreceksiniz. O zaman vallahi göreceksiniz. Dünyada birinci haber nasıl olunuyormuş göreceksiniz. Ben çabuk öğrenirim hem de çok çabuk. Bana ‘bizim ilgimiz yok’ diyorlar. Pelikan grubunun yönlendirdiği kendi televizyonlarında dizilerin içine imgeleme koyuyorlar. Fetö’yla onla bunla. Bana aynısını yapıyorlar. Oktay Kaynarca kardeşimi aradım. Böyle böyle oldu beni arıyorlar. Dedi /haberim yok, mümkün değil’ dedi. Beni yapımcı arkadaşla bir görüştür dedim. ‘Ben konuşurum’ dedi. Daha sonra aradı ‘tesadüf, denk gelmiş’ dedi. Adamın adı Peker boş konuşurmuş. Ben de çocuğum, ben de malım ya. Ne yapalım dedi Oktay. Ben de öbür bölüm de Peker boş konuşmamış diye bir şey ekle dedim. Dedi ‘bunu yapamıyorlar’. Ne yapabiliyorlar dedim? Dedi ‘ O karakteri diziden çıkarırlarmış’ dedi. Olmaz kardeşim dedim.”

“PELİKANCILAR ARACI YOLLADI”

AKP içerisindeki olduğu iddia edilen ve ‘Pelikan’ denilen ekiple ilgilide konuşan Peker:

“Pelikancı olarak bilinen arkadaşların başı olarak geçen Süheyb diye bir arkadaş var. Kendisini tanımıyorum. Benim yanıma bir gazeteci kardeşimi yolladı. Bir konu hariç onunla iyi anlaşırız. O kardeşimizle konuşurken bana ‘Abi ben aracıyım. ‘Tolga Ağar’a laf dersen Hükümet’e laf demiş gibi olursun.’ dedi. Hakan Fidan’la Mehmet Ağar’ın arası açıkmış, Hakan Fidan’la beraber böyle bir organizasyon yapıp Hükümet’e… Ya siz deli misiniz kardeşim? Benim böyle bir hayalim yok. ‘Ben Sayın Hakan Fidan’ı tanımıyorum, hayatımda hiç görüşmedim tanışmadım.” diye konuştu.

Serhat Albayrak’a seslenen Peker:

“Senin yengene, yengenin annesine, Cumhurbaşkanımızın eşine küfür etti diye ben milletvekilinin devletin karakolunda kemiklerini kırdırdım. Yetmedi mahkemeye çıkarken biraz daha kırdırdım. Pişman mıyım? Değilim. Karıya. kıza, anaya kötü laf olmaz. O adam yapmıştır. Bir milletvekili yanıma geldi dede ki ‘Bu namus meselesi. Böyle söylüyorlar. O geldi söyledi. Hemşerimiz, onu da pasifize etmişler. Yeni MYK’ya aldılar. Karakol amirini ayarlayacaklar, iki çocuk girecek ve orada kavga edecek. Karakol amirine bile söz getiremediler. Ben avukat kardeşimi yolladım. Uzak doğu dövüşçüsü. Devletin karakolunda içinde ben onların namusunu korudum. Siz ne yaptınız? Siz ne yaptınız? Benim karımın iç çamaşırını erkek polise aratmaya kalktınız? Pezevenklerin evine giderken kadın polis getirdiniz, benim evime getirmediniz.” diye konuştu.

(Feyzi İşbaşaran’a karakolda dayak: AKP eski Elazığ Milletvekili Feyzi İşbaşaran’a yönelik darp olayına Sedat Peker’in avukatı İsmail Barbaros Aslan’ın da karıştığı ortaya çıktı.. 8/12/2014)

FAS’A ‘PEKER KARŞILIĞI İHA’ İDDİASI

Kendisini Türkiye’ye getirilmesinin karşılığında Fas’a İHA hibe edildiğini iddia eden Peker:

“Allah’tan Fas Kralı namuslu adam. Babasından gelen bir geleneği varmış, kendisine teslim olan kimseyi vermezmiş. Suudi Arabistan’dan gelenleri de vermiyormuş” dedi.

Kendisinin kaçırılmak istendiğini belirten Peker:

“Beni kaçırmak için gelen arkadaşlara bir sözüm var: Beni öldürsünler. Bak yemin ediyorum. Ben bilemem bunlar devlet görevlisi midir suikastçi midir nedir, kendimi korurum. Canım yanar bir devlet görevlisiyle çatışmada ölürsem, öldürülürsem. Yapmayın” dedi.

‘ERDOĞAN’ MESAJI

Kendisiyle ilgili soruşturma üzerine AKP kadrolarına da seslenen Peker:

“Siz Türk-İslam davasına inanan gençlerin abisini çaldınız. Tayyip Erdoğan’la herkesin arasına mesafe koydunuz. Ona ayrı bir Türkiye anlattınız. Oysa gerçek Türkiye bu değil. Atadığınız kadrolar, bence en tehlikeli olanlar onlar. İnsanların içini kan doldurdunuz. Sayın Cumhurbaşkanına olan sevgilerinden susuyorlar ve susacaklar. Ben cezaevinde yatarken, Sayın cumhurbaşkanımız başbakan olduğu dönemde ben ona ‘Bir gün Türk-İslam birliği kurulacak’ diye dua ediyordum. Biz bu itikat üzereyiz. Siz, ‘kral dairelerinde alemlere akalım’. Siz Pelikancılar, derin devletimizin başıyla iş tuttuğunuz için yenileceksiniz” dedi.

BARIŞ AKADEMİSYENLERİNE TEHDİDİ

Sedat Peker, Barış Akademisyenlerine yönelik ölüm tehdidi içeren konuşmasıyla ilgili de:

“Bildiriyi okudum, baktım ‘ya bu bildiri resmen terör örgütünün olduğu bu ülkede, her yerde bombalar patlıyor, öyle bir zamanda yayınladılar ki benim okuduğumdan anladığım terör örgütlerin nefes kazandırmak için. Barış akademisyenliği diye anlamadım. Terör örgütlerine direkt destek anladım. Benden özür dilememi bekliyorlarsa o zaman bir açıklama yapacaklar. İki satır yazı yazsınlar. ‘Biz kardeşim terör örgütüne destek için bunu yazmadık’ O zaman nen normal özür de dilemeyeceğim ‘ya hayvanlık etmişiz hakkınızı helal edin’ diyeceğim. Dedim ki ‘eğer ki bir gün bizim devletimizi bu terör örgütleri yıkmayı başarırlarsa, polis işlemez olur, askeriye işlemez olursa bakkal Ahmet, kasap Recep bunlar topraklarını korumak refleksiyle mücadeleye başlar’ dedim. Ve ‘siz onlara destek olduğunuz için sizi bulurlar’ dedim. Sonuna da pimi çekilmiş bomba gibi olan o sözü ekledim. Kanlarınızla da ‘duş alacaklar veya alacağız’ dedim. Yine söylüyorum. Hangi terör örgütüne kim destek verirse versin aynı itikat üzerindeyim ancak bu yazımdan dolayı çocukları eşleri korkmuş olabilir. Onlardan da özür diliyorum” diye konuştu.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN SEDAT PEKER AÇIKLAMASI

İçişleri Bakanlığı, hakkında kırmızı bülten talep edilen Sedat Peker’le ilgili bir açıklama yaptı.

İçişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada:

 “Hakkında Kırmızı Bülten talep edilen organize suç çetesi sözde yöneticisi S.P., dönem dönem çeşitli iletişim mecraları aracılığıyla “iş insanıyım, bu işlerden çekildim” demesine rağmen, yine organize suça yönelik faaliyetleri tespit edilmiştir. Konu adliyeye sevk edilmiş ve neticesinde bu süreç, operasyona dönüştürülmüştür” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verdi:

”Güvenlik güçlerimiz, ülkenin huzuru ve güvenliği için, hukuk devleti çerçevesinde tüm imkanlarını, kararlılıkla ve sorumlulukla seferber etmektedir. Huzur ve güvenin temin edilmesinde birçok alanda edilen başarılar, organize suç ile mücadelede de hem operasyon verilerinde hem de halkımızın günlük hayatında hissedilmektedir.

Bu çerçevede 15 Temmuz sonrasında 1.738 operasyon yapılmış, 22 bin 636 şüpheli gözaltına alınmış, 8.414’ü tutuklanmış; 31 ulusal düzeyde, 13 bölgesel düzeyde ve 304’ü de yerel düzeyde olmak üzere toplam 348 organize suç örgütü çökertilmiştir.

Organize suç örgütlerinin güvenlik güçlerimiz karşısındaki sıkışmışlığı, acizliği ve her operasyonda elde edilen üstün başarılar, bu yapıların tamamen temizlenmesini sağlamaktadır.

Güvenlik güçlerimizin ağır saha baskısı karşısında, bu yapılara mensup kişiler, dönem dönem “örtüleme yöntemi” olarak adlandırdığımız bir yöntemle kamuoyuna “faaliyetlerinden uzaklaştığı” izlenimini vermek isterler. Ancak bu konudaki hedeflerimizi ısrarlı takibimiz, bu örtüleme adımlarına rağmen devam eder.

Hakkında Kırmızı Bülten talep edilen organize suç çetesi sözde yöneticisi S.P., dönem dönem çeşitli iletişim mecraları aracılığıyla “iş insanıyım, bu işlerden çekildim” demesine rağmen, yine organize suça yönelik faaliyetleri tespit edilmiştir. Konu adliyeye sevk edilmiş ve neticesinde bu süreç, operasyona dönüştürülmüştür

Anılan kişinin, yurt dışından sosyal medya üzerinden gerçekleştirdiği yayınlardaki iftira ve ithamları, güvenlik güçlerimiz ve devletimiz üzerine yeni bir organize suç faaliyeti olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, anılan kişi ülkemize getirilip adalete teslim edilinceye kadar sürecin takibi sağlanacaktır.

Güvenlik güçlerimiz, bugüne kadar yaptığı gibi bundan sonra da halkımızın huzurunu bozacak tüm suç örgütleriyle mücadelesini, bu yapılar hareket edemeyecek duruma gelinceye kadar sürdürecektir.

Ayrıca 15 Temmuz’dan sonra art arda yapılan operasyonlarla büyük darbe vurduğumuz organize suç örgütlerinin son kalıntılarını da 2021 yılında tamamen bitirme kararlılığında olduğumuzu, kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.”

Sedat Peker'in

ESKİ MİLLETVEKİLİ FEYZİ İŞBAŞARAN, PEKER’E YANIT VERDİ.

Sedat Peker’in “Kemiklerini kırdırdım” dediği isimden yanıt: Kullanılma süren doldu

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in “Kemiklerini kırdırdım” dediği eski milletvekili Feyzi İşbaşaran, Peker’e: “Seni oralarda daha fazla öttürmezler. Kullanılma süren doldu” diye yanıt verdi.

AKP eski Elazığ Milletvekili İşbaşaran, 2014 yılında “Twitter’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği” gerekçesiyle gözaltına alındığı polis merkezinden çıkışında bir grubun protestosuyla karşılaşmış, daha sonra ifadesinin alınması için adliyeye götürülürken de başka bir grubun saldırısına uğramıştı.

Feyzi İşbaşaran:

. “Sen benim muhatabım değilsin ama videoda adım geçtiği için bir iki şey yazmak istedim..

Senin muhatabın, hizmet ettiğin Erdoğan, Mehmet Ağar, Korkut Eken ve seni yıllarca kullanan polis teşkilatıdır. -Eşine, çocuklarına yapılanan üzüldüm ama sen de onları bırakıp kaçmayacaktın! Sen nasıl bir delikanlısın ki; Bir AKP milletvekili (Metin Külünk), parti teşkilatı ve polisle anlaşarak bir tetikçini gönderip gözaltında elleri kelepçeli birine saldırıyorsun? Benim kemiklerim falan kırılmadı ama bir polisin parmağı kırıldı, o polise üzüldüm..

Türkiye’de polis olmadan mafya olmaz. Polisin kanatları altında yıllarca çetecilik faaliyetlerinde bulundun, sana mafya da denilmez. Mafyanın, İtalya’da olduğu gibi kurumsal kimliği var, polisle, istihbarat ile işbirliği yapmaz ama sen polis işbirlikçisisin ve kullanılma süren doldu..

Bir de ‘Feyzi İşbaşaran beni şikayet ediyor’ diyorsun. Seni kime şikayet ettim veya ediyorum? Şikayet etmem gereken kişi ve kurumlar senin sahiplerin zaten. Erdoğan ve ailesini tehdit ediyorsun, seninle onların meselesi, beni hiç ilgilendirmez!..

İstediğin kadar Hakan Fidan’a güzellemeler yap, seni oralarda daha fazla öttürmezler, gerisini Mit/polis abilerine anlatırsın. MİT/polis himayesinde mafyacılık oynamanın ömrü bu kadar! Umarım adil yargılanırsın ve cezaevinde başına bir iş getirmezler.”

YELDANA KAHARMAN’IN OTOPSİ RAPORU ORTAYA ÇIKTI

Öldürüldükten sonra asıldığı şüphesi var

Gazeteci Baransel Ağca, Sedat Peker’in Tolga Ağar’ı işaret etmesiyle yeniden gündeme gelen Yeldana Kaharman’la ilgili otopsi raporunu yayınlayıp “Tahmin ettiğimin ötesinde çelişkiler var” dedi.

 Gazeteci Baransel Ağca, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ‘AKP Milletvekili Tolga Ağar’ın cinsel saldırısına uğrayıp şikayetçi oldu, ardından ölü bulundu’ iddiasını ortaya attığı Yeldana Kaharman ile ilgili sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu. 

Baransel Ağca, Twitter hesabından, iki yıl önce Elazığ’da evinde cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki üniversite öğrencisi Yeldana Kaharman’ın Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı tarafından hazırlanan otopsi ve toksikoloji raporunu yayınladı.

“Yeldana Kaharman’ın şüpheli ölümüne dair 2 yıldır bulunamayan otopsi raporuna ve toksikoloji sonucuna ulaştım” ifadelerini kullanan Ağca, “Tahmin ettiğimin çok ötesinde çelişkiler var. Gelin hep birlikte bu çelişkilere yakından bakalım” diyerek şunları kaydetti: 

‘KANINDA ALKOL BULUNAMADI’

1 – Yeldana’nın hayatını kaybettiği gece onu son kez gören iki kişinin de net olarak söylediği şey, Yeldana’nın çok fazla içki içtiğiydi. Hayatını kaybettiği gün yapılan otopsi sırasında alınan kan örneklerinin sonucuna göre Yeldana’nın KANINDA ALKOL ARANDI FAKAT BULUNAMADI.

https://twitter.com/brnslagca/status/1391319103399415811?s=19

‘ÖLDÜRÜLDÜKTEN SONRA ASILDIĞI ŞÜPHESİNİ AKLA GETİRİYOR’

2 – En önemlisi bu. Bir kişi kendini astığında o kişinin kendini asarak öldürüp öldürmediğini adli tıp bulabilir. Yani ölüm asılma öncesi mi sonrası mı yaşandı? Bu soruya adli tıp cevap verebilir.

Adli tıpçılara sordum ancak kaynaklara da bakalım.

Ası ile ölüm bulgularına ve rapora baktığımızda yine bir çelişki görülüyor. Harici muayenede telem bölgesinde ekimoz var denilen raporda otopsiye geçildiğinde belirgin bir kanamaya, hematoma rastlanmadığı belirtiliyor. Boyundaki yumuşak doku, kemik ve kıkırdakta hiçbir şey yok!

Yani dışarıdan bakıldığında görülen telem izi açıldığında içeride herhangi bir kanama, doku zedelenmesi veya kıkırdak, kemik hasarı yok. Bu da Yeldana’nın öldürüldükten sonra asıldığı şüphelerini akla getiren bir durum.

‘ASILDIĞI ŞÜPHESİNİ ARTIRAN BİR DİĞER ŞEY’

3 – Ölü lekeleri. Kendisini asan kişinin ölü lekeleri eldiven ve külotlu çorap şeklinde gerçekleşiyor. Sebebi ölümde kan dolaşımının durup bir süre asılı kalma nedeniyle kanın aşağı inmesi. Yeldana’nın 5 saate yakın asılı kaldığı söyleniyor. Ama ölü lekeleri vücudun arkasında…

Ölen kişide ölü lekelerinin vücudun arka kısmında yer alması… Bu bize kişinin öldüğü sıradaki pozisyonu hakkında net bir şey söylemese de öldükten sonra birkaç saat uzanmış vaziyette durduğunu söylüyor. Bu da Yeldana’nın öldükten sonra asıldığı şüphesini artıran bir diğer şey.

‘SEVGİLİSİNİN GÖRDÜĞÜ MORLUKLAR OTOPSİ RAPORUNDA YOK’

– Yeldana’nın intihar ettiği gecenin öncesinde yanına gelen sevgilisi Ciran, bacaklarında büyük morluklar gördüğünü ve bu konudaki ısrarlı sorularına rağmen Yeldana’dan “Merdivenden düştüm” yanıtını aldığını söylüyor. Otopsi raporunda bu morluklar da kesin bir dille reddediliyor.

5 – Ben sözelciyim ve bu işin içinden çıkamadım ama bu metne göre Yeldana’nın kendini asabilmesi için boyundan sonraki uzunluğunun 50 cm veya daha küçük olması gerekiyor. Bir de bir yerde boy 1.65-70, bir yerde 1.56 geçiyor. İki şekilde hesaplayabilen varsa lütfen yardımcı olsun.

‘HTS KAYITLARI YOK, O GECE KİMLERLE GÖRÜŞTÜ’

6 – Şimdi bende 50 sayfaya yakın bu konuya dair belge var. İçlerinde Ciran’ın telefon kayıtlarının da olduğunu gördüm. Hatta o gece yaptığı WhatsApp araması ve mesajları da var. Ama Yeldana’nın HTS kayıtları yok. O gece Yeldana kimlerle görüştü? HTS kayıtları dosyada var mı?

‘APAR TOPAR KAPATILAN DOSYA YENİDEN AÇILMALI’

Baransel Ağca, otopsi raporundaki çelişkilere dikkat çektikten sonra şunları yazdı: Hazırlanan otopsi raporunda hem iç çelişki hem de tanık ifadeleriyle uyuşmayan noktalar var. Buna göre en kötü ihtimalle Yeldana öldürüldü ve asıldı. En iyi ihtimalle -ki bu durumda iyi ihtimal yok- rapor özensiz hazırlandı. Her iki durumda da yeni bir soruşturma açılmalı.

Ortadaki çelişkileri ben bile görebiliyorsam konuda uzman kişiler daha farklı ve belki daha önemli şeyler yakalayabilir. Şu an için benim en başta dile getirdiğim intihara sürüklenme şüphesi, yerini öldürülme şüphesine bıraktı. Çevresi tarafından hayat dolu biri olarak bilinen, önümüzdeki 10 yılını planlayan Yeldana, küs olduğu sevgilisiyle barıştığı günün gecesinde şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Dosya intihar denilerek apar topar kapatıldı. Şimdi o dosyayı yeniden açacaksınız.#YeldanayaNeOldu”

“METİN KÜLÜNK 100 KİŞİ İLE GELDİ”

Feyzi İşbaşaran:

“Senin “Dövüşçü” diye gönderdiğin sahte diplomalı avukatın, Beyoğlu Emniyet Amirliğine polis yardımı ile içeri alındı, bana bir tekme attı ve benden iki tokat yiyip yere düştü. -Benim kemiklerim falan kırılmadı, adamın 4 saat tutulduğu odada altına işedi, temizlemek polise kaldı.”

‘METİN KÜLÜNK 100 KİŞİ İLE GELDİ’

Feyzi İşbaşaran:

“İkinci gün bugün sana sahip çıkamayan AKP Milletvekili Metin Külünk 100 kişi ile geldi, Çağlayan Adliyesi’nde çıkan arbedede bir polisin parmağı kırıldı, bir polis de düşüp kafasını yere çarptı ve hastanelik oldu. -Bana hiçbir şey olmadı, kemiklerini kırdım palavrası atma!”

‘ADNAN HOCA DENİLEN DELİ ŞİKAYET ETTİ’

Feyzi İşbaşaran:

“Gözaltına alınmamın nedeni, Adnan Hoca denilen delinin şikayeti üzerine oldu. Erdoğan ile hiç ilgisi yoktu. -Eşini çocuklarını bırakıp kaçan adam (!) Erdoğan’ın namusunu korumak sana mı düştü. Erdoğan kendi namusunu korur, sen kendi namusunu korumaya bak!”

‘SENİ YAKINDA KANKANIN YANINA GÖNDERİRLER’

Feyzi İşbaşaran:

“Senin kankan, can yoldaşın Adnan Oktar bin yıl ceza aldı. Seni de pek yakında onun yanına gönderirler. Korkunun ecele faydası yok!”

SEDAT PEKER’İN AVUKATLIĞINI YAPIYORDU

Feyzi İşbaşaran, 2014 yılında Twitter’da, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alındığı polis merkezinden çıkışta AK Partili kalabalık bir grubun protestosuyla karşılaşmıştı. İşbaşaran, daha sonra ifadesinin alınması için adliyeye götürülürken başka bir grubun saldırısına uğramıştı. Saldırı olayına karıştığı iddia edilen isimlerden biri de avukat İsmail Barbaros Aslan’dı. Sedat Peker’in avukatlığını yapan Aslan, o dönem Hürriyet gazetesine, “Ben o kavgaya katılmadım. Evet oralarda bulundum; ancak aldığı darptan benim bir dahlim yok. Bunu gösteren bir kamera kaydı da görgün tanığı da yok. Bu iddialar ile ilgili polise ifade verdim. Zor bir gece geçirdim. Kendisi bizi suçladı; benden şikâyetçi oldu. Ben de kendisinden şikâyetçi olacağım” demişti. 

SEDAT PEKER’İN ADLİ SİCİL KAYDI ‘TEMİZ’ ÇIKTI

Videoları gündemde olan ve hakkında soruşturma başlatılan Sedat Peker’in adli sicil kaydının temiz olduğu ortaya çıktı.

Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş: “Susurluk’u aşan bir durum var” .

Organize Suç örgütü lideri olduğu belirtilerek kırmızı bültenle aranan Sedat Peker’in, Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar üzerinden ortaya attığı iddialarla ilgili yargıdan henüz bir adım atılmadı. İddiaların araştırılmasına ilişkin herhangi bir inceleme veya soruşturma olmadığı öğrenilirken, 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında muhalif kesimleri hedef gösteren ve üç davada beraat, bir soruşturmada ise takipsizlik alan Sedat Peker’in adli sicil kaydının “temiz” olduğu ortaya çıktı.

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “suç örgütü” soruşturması kapsamında aranan Sedat Peker’in, operasyondan aylarca önce kendisine “bilgi gelmesi” üzerine yurt dışına kaçtığı basına yansımıştı. Bu operasyon konusunda “Pelikancılar” ve Mehmet Ağar’ı suçlayan Peker’in YouTube hesabı üzerinden yayınladığı üç video, gözleri bir yandan da bu tartışmaya çevirdi.

“Hukuk sisteminin zayıfladığı, devlet kurumsal yapılarının çözüldüğü ve siyasetin içinde belirli şahısların mafyatik insanlarla olan ilişkilerinin geliştiği bir sürece” işaret eden Eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’e göre Susurluk dönemindeki yapıyı aşan bir durum ortaya çıkmış durumda.

PEKER NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI?

Rizeli bir ailenin çocuğu olarak Sakarya’da 1971 yılında dünyaya gelen Sedat Peker, faili meçhul cinayetlerin yaşandığı, Susurluk çetesi ve JİTEM gibi suç örgütlerinin ortaya çıktığı 1990’lı yıllardan itibaren mafya oluşumlarının içerisinde yer aldı.

Çevresinde kendisine “Reis” denilen Peker, daha sonra bu lakabını mahkeme kararıyla isim dahi yaptırdı ve “Reis Sedat Peker” adını aldı.

2000’lerin başına kadar Peker’e zaman zaman çeşitli operasyonlar yapıldı. 1997’de Rize’de Abdullah Topçu’yu öldürmek suçundan beraat eden Peker, daha sonra işlediği çeşitli suçlar nedeniyle Romanya’ya kaçtı.

1998’de bu ülkeden Türkiye’ye getirilen Peker, “suç işlemek amacıyla oluşturulan örgüte üye olmak” suçundan 8 ay 29 gün tutuklu kaldı. İstanbul’da 12 Mart 2005 tarihinde düzenlenen operasyonda tutuklanan Sedat Peker, 109 kişinin yargılandığı davada, “çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek”, “hürriyetinden yoksun bırakmak” ve “evrakta sahtecilik” gibi suçlardan toplam 14 yıl 5 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Peker’in aldığı hapis cezası, bu süreçte bozularak 1 yıl 3 aya düşürüldü.

NE ZAMAN SERBEST BIRAKILDI?

Peker, 27 Ocak 2012 yılında Ergenekon davasında “silahlı örgüt üyesi olmak” suçundan da tutuklandı. Bu davada 10 yıl hapis cezasına çarptırılan Peker, 17-25 Aralık operasyonundan sonra cemaat ile hükümet arasındaki ortaklığın bozulmasının etkisiyle Ergenekon davasında yaşanan tahliyeler kapsamında cezaevinden çıktı. Yaklaşık 9 yıl cezaevinde kalan Peker, çıktıktan sonra “yıldızı” parlayan isimlerdendi. “Hayırsever işadamı” görüntüsü veren Peker, 2015’te Taha Ün’ün düğününde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile fotoğraf vermişti. Rize’de 10 Ekim katliamından bir gün önce, 9 Ekim 2015’te 4 bin kişinin katıldığı “teröre lanet” mitinginde konuşan Peker, “Adeta dünyanın şah damarları kesilmişçesine oluk oluk hepsinin kanlarını akıtacağız. Nehirler dolusu kanları aktıkları zaman anlayacaklar” şeklinde tehditler savurdu.

‘KANLARINIZLA DUŞ ALACAĞIZ’ AÇIKLAMASINA BERAAT

15 Temmuz darbe girişiminin ardından “alan” kazanan Peker, bu süreçte toplumun muhalif kesimlerini de hedefine koymayı sürdürdü. Ancak yargı, Peker’in tartışmalı sözlerine “hoşgörülü” yaklaşan kararlara imza attı.

Sedat Peker, 13 Ocak 2016 tarihinde kendi adını taşıyan internet sitesinde, “Sözde Aydınlar Çanlar İlk Önce Sizin İçin Çalacak” başlıklı bir yazı kaleme aldı. Yazıda, Barış Akademisyenleri’ni hedef gösteren Peker, “Oluk oluk kanlarınızı akıtacağız ve akan kanlarınızda duş alacağız” dedi. Şikâyet üzerine Peker hakkında İstanbul Anadolu 20. Asliye Ceza Mahkemesi’nde “tehdit” ve “suç işlemeye alenen tahrik etmek” suçlarından dava açıldı. Mahkeme, 13 Temmuz 2018’de suçun yasal unsurlarının oluşmaması gerekçesiyle Peker’in beraatine karar verdi.

Kararın gerekçesinde, sanığın ele aldığı metinin kaba ve ağır sözler içerse de suç işleme kastı ile söylenmediği iddia edilirken, “devlet egemenliğinin ortadan kalkması, kamu düzenini bozulması halinde yaşanacak olası durumlara vurgu yapmak amacıyla uyarı mahiyetinde söylendiği” savunuldu.

‘BAYRAK DİREKLERİNE ASACAĞIZ’ SÖZÜNE DE BERAAT 

Peker, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de “suç işlemeye alenen tahrik etmek” iddiasıyla yargılandı. Peker’in yargılanmasının nedeni, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümünde 2017’de Üsküdar’da düzenlenen şehitleri anma programındaki “Cezaevleri de bir gün basılacak. Ancak onların hayal ettiği gibi değil. Dışarıda yakaladıklarımızın hepsini ağaçlara, bayrak direklerine astıktan sonra cezaevlerine de gireceğiz. Onları cezaevlerinde de asacağız. Boyunlarından asacağız bayrak direklerine” sözleri oldu.

Sedat Peker’i “eylemin suç oluşturmadığı” gerekçesiyle beraat ettiren mahkeme ise şu gerekçeyi kararına yazdı: “Sanığın sözlerinden, genel olarak devlet ve hükümete karşı yeni bir darbe girişiminde ya da eylemde bulunulması halinde milletin aynı şekilde ve daha şiddetli olarak karşılık vereceği anlamının çıktığı, bu sözlerin de herhangi bir suç oluşturmadığı, zira ismi ne olursa olsun, terör örgütlerine karşı devlet ve milletin yanında olmak her Türk vatandaşının borcu ve görevi olduğu, sanığın bu görevini kendi dünya görüşü çerçevesinde, yargılamaya konu sözleri ile kendince ifa ettiği, anılan bu sözleri sarf ettikten sonra herhangi bir şiddet içerikli olay ya da eylemin de baş göstermediği anlaşılmıştır.”

ALTAYLI’YI TEHDİDE BERAAT, ‘SİLAHLANIN’ ÇAĞRISINA TAKİPSİZLİK

Sedat Peker, “Seni bugüne kadar öldürmemiş olmam bile, benim suç örgütü lideri olmadığımın en büyük kanıtıdır” diyerek gazeteci yazar Fatih Altaylı’yı tehdit etmek suçundan da İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandı. Peker, davada 2019 yılında beraat etti. 2019’da İstanbul Ataşehir’de bir işyerinin açılışında konuşan Sedat Peker, “Silah iyi insanların elinde bir güvencedir. Bu sebeple imkânı olanlar ruhsatlı silahlar, av tüfekleri alsınlar, mutlaka hazırlıklı olsunlar” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bu sözlere ise takipsizlik kararı verdi.

ADLİ SİCİL KAYDI ‘TEMİZ’

Sedat Peker’in “Adli Sicil Kaydı” sorgulamasında “Yukarıda kimlik bilgileri bulunan şahsın adli sicil kaydı yoktur” sonucu çıktı. Peker’in “arşiv kaydı”nda ise sadece Kelebek operasyonundaki mahkûmiyet kararı yer aldı.

ÇAKICI CEZAEVİNDEN ÇIKMADAN YURTDIŞINA KAÇTI

Siyasi iktidarla yakın ilişkiler kuran, yargı tarafından da korunduğu izlenimi verilen Sedat Peker, Ocak 2020 tarihinde sürpriz bir şekilde yurt dışına çıktı.

Karabağ’dan açıklama yapan Peker, bunun gerekçesini ise “Bu sene üniversite mezuniyetimi tamamlayıp diplomamı alacağım. Ayrıca ticari çalışmalarım için bazı ülkelerden de oturum alma işlemlerimi tamamladım” sözleriyle açıkladı.

“Ben herhangi bir suç işlemedim ki aranayım” iddiasında bulunan Peker, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin polisleriyle hiçbir sorunum yok, olamaz da. Ancak bu şerefli teşkilatın içine bir şekilde monte olmuş görünürde polis ama özünde hain olanlarla bizim hesabımız her zaman var olacaktır” diyerek, polis teşkilatı içindeki bazı grupları işaret etti.

Peker’in yurt dışına kaçmasının ardından Alaattin Çakıcı ile yaşadığı gerilim de gün yüzüne çıkmaya başladı. Çakıcı’nın henüz cezaevindeyken Peker’e yönelik “ona etek giydireceğim” sözü sosyal medyada yayıldı.

Bunun üzerine bir video yayınlayan Peker, “Ancak küçük Sedat’a prezervatif giydirebilir” yanıtını verdi.

MHP lideri Devlet Bahçeli’nin ısrarı üzerine infaz paketi kapsamında Alaattin Çakıcı 16 Nisan 2020’de tahliye oldu. Peker’in boşalttığı yeri, Çakıcı doldurdu. Mayıs 2020’de ise bir arabulucunun etkisiyle telefonda konuşan Peker ve Çakıcı’nın barıştığı iddia edildi. Çakıcı, bir süre sonra Bodrum Marina’da Mehmet Ağar, Korkut Eken, Engin Alan ile birlikte fotoğraf verdi.

PEKER’İN ORTAYA ATTIĞI İDDİALAR

9 Nisan 2021’de “Sedat Peker Suç Örgütü”ne yönelik 63 kişiye operasyon düzenlenmesiyle birlikte Sedat Peker, üç ayrı video yayınlayarak karşı hamle yaptı.

Peker, konuşmalarında özellikle Mehmet Ağar ve “Pelikancılar” diyerek Serhat Albayrak’ı suçladığı görüldü.

Palmali Group’un sahibi Azeri-Türk iş adamı Mübariz Mansimov’un Gülen yapılanmasını kapsamında tutuklanması konusunda Ağar’a işaret eden Peker, Ağar ve oğlu Tolga Ağar’ı Mansimov’un mallarına çökmekle suçladı.

Peker, Elazığ’da 28 Mart 2019’da evinde ölü bulunan Kazakistan uyruklu üniversite öğrencisi Yeldana Kaharman’ın ölümünden Tolga Ağar’ı sorumlu tutarak “Bir tane kızcağız var Kırgız veya Kazak uyruklu. Bir gün evvel jandarmaya gidiyor, ‘Tolga Ağar bana taciz yaptı’. Tecavüz, kibarlaştırmaya gerek yok. Kıza tecavüz ediyor. Kız şikayet ediyor. Daha sonra helikopterle gelip babası (Mehmet Ağar) bu kızı aldırıyor. Kız ertesi günü ölü bulunuyor… Kimse ağzını açmıyor. E derin devletin başı. Adam ne isterse o oluyor” dedi.

Kolombiya’da operasyonla ele geçirilen 4 ton 900 kilo kokainle ilgili de Ağar’a işaret eden Peker, “Lütfen internete gidin bakın Kolombiya Limanı’nda 4 ton 900 kilo kokain yakaladılar. Açıklama yaptılar, ‘Bunlar Türkiye’ye gidecekti’ diye. İzmir Limanına bir kimya firmasına. Türkiye’de bu kokainleri teslim alacak yerle ilgili hiçbir operasyon yok. Hiç kimseye. Biz 4 ton bulgur getirsek bizi alır faturayı eksik yazdık diye gelir nezarete atarsınız. Uyuşturucunun geldiği adres belli” dedi.

Peker’in bir diğer iddiası da eski AK Parti milletvekili Feyzi İşbaşaran’ı cumhurbaşkanına hakaretten gözaltına alındığı sırada “dövdürttüğü” oldu.

YARGI SESSİZ

Peker’in iddialarının ardından gözler yargıya çevrildi. Peker’in Kazakistanlı gazetecinin ölümüyle ilgili Tolga Ağar’ı suçlamasına karşılık Jandarma Genel Komutanlığı ile Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmadı, bunun yerine Peker’i yalanlayan bir açıklama yaptı. Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve oğlu Tolga Ağar’la ilgili de henüz açılmış bir soruşturma yok. Peker’in diğer iddialarıyla ilgili de herhangi bir soruşturma açılmadığı öğrenildi. Buna ilişkin ne yargı ne de bakanlık çevreleri olumlu bir yanıt vermedi.

MAFYA-DEVLET-SİYASET İLİŞKİSİ YENİDEN Mİ CANLANIYOR?

Uludağ’ın haberinde eski MİT Müsteşar Yardımcısı Cevat Öneş’in de Sedat Peker’in iddialarına ilişkin değerlendirmeleri yer aldı. Peker’in 1990’lı yıllardan itibaren günümüze kadar gelen gelişmelerden örnekler verdiğini anımsatan Öneş, yaşanan kavgayı “Bu konuşma olayı; hukuk sisteminin zayıfladığı, devlet kurumsal yapılarının çözüldüğü ve siyasetin içinde belirli şahıs ve grupların mafyatik veya suç örgütü ile bulaşık insanlarla olan ilişkilerinin geliştiği bir süreçte yeniden bir ortaya çıkış olarak görülebilir. Burada suç örgütleri arası veya belirli bir gruplar arasındaki bir alana hâkimiyet kurma ve karşılıklı birbirlerini tasfiye olayının da etkisini görüyorum” şeklinde özetledi.

“Bu tamamen tarafsız ve bağımsız yargı sisteminin ortadan kalktığı, güvenlik sistemindeki zafiyetlerinin oluşması ve maalesef bazı örnekler, siyasette bu grupların kullanma ihtimalinin de ortaya çıktığını gösteriyor” diyen Öneş, son dönemde bazı gazeteci ve siyasetçilere yönelik saldırıların arkasında bu grupların kullanılıp kullanılmadığının da araştırılmasını istedi.

‘SUSURLUK’U AŞAN BİR DURUM’

Öneş, “Çakıcı ve Mehmet Ağar ekibinin yeniden alan hâkimiyeti kazanması, yeniden Susurluk dönemine mi geçildiğini gösteriyor? sorusu üzerine ise “Susurluk dönemindeki yapıyı aşan bir durumun ortaya çıktığını düşünüyorum. Susurluk döneminde devlet içindeki kirlenmiş yapılar olduğu kadar, bunları temizlemek isteyen kurumsal yapılar da vardı. Ama devlet içinde gene siyasi bağlantıları olan dar çerçevede olmasına rağmen illegal yapılarını yürütebilen bu tip örgütsel yapılar ortaya çıkmıştı. Bugün böylesine yapılarla ilişkilerin siyasetçiler tarafından sergilendiği bir dönemi de ortaya çıkarıyoruz. Siyasetin açıkça Peker ve Çakıcı grubuyla olan ilişkileri ortada. Böylesi yapılar için af yasası çıkarıldı. Onun için Susurluk dönemini aşan bir durum var, diyorum” yanıtını verdi.

Çakıcı-Ağar yapısının şu an hangi siyasi kanada yakın olduğuna ilişkin soruyu da cevaplayan Öneş, “Erdoğan iktidarının çürümekte olduğunu herkes görüyor. Bunun telaşının AKP üzerinde de olduğunu değerlendirebiliyoruz. Ama buna rağmen özellikle siyasi ve ekonomik istikrarsızlığın olduğun bir ortamda, hukuk sisteminden uzaklaşılan bir ortamda, bu tip yapılarla ilişkilerin geliştiğini de görebiliyoruz. O bakımdan bunu Bahçeli veya AKP iktidarının bağlantısının ağırlıklı olduğu şeklinde değil, gelişmeleri gören bilenlerin bir ittifakı olan sonuçlar olarak bakıyorum” görüşünü aktardı.

YALIKAVAK MARİNA’DAN SEDAT PEKER’İN İDDİALARINA YANIT

Mehmet Ağar’ın Mübariz Mansimov’u tehdit ederek Yalıkavak Marina’yı aldığı iddiasıyla ilgili şirketten yapılan açıklamada:

“İddiaların, gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur.”

Yalıkavak Marina, suç örgütü lideri Sedat Peker’in eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın iş insanı Mübariz Mansimov tehdit ederek “marinaya çöktüğü” iddiasıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.

Ağar’ın oğlu AKP Elazığ Milletvekili Zülfü Tolga Ağar’ın Yönetim Kurulu üyesi olduğu şirketin açıklamasında:

“Sosyal medyada şirketimizin yöneticileri ve marinamız hakkında maksadı belli, karalayıcı beyan ve haberlerin yer aldığını görüyor ve bu durumu büyük bir üzüntü ile takip ediyoruz. Bahsi geçen beyan ve haberlerde yer alan Yalıkavak Marina hakkındaki iddiaların, gerçekle uzaktan yakından ilgisi yoktur” denildi.

Marinanın devrinin hisse bedelleri ödenerek gerçekleştirildiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Yalıkavak Marina’nın yöneticisi ve ortakları olarak, Türkiye’de ticari faaliyete başladığımız günden bu yana hukukun ve ticari hayatın dışına çıkan hiçbir işlemimiz olmadığı gibi gerçek olmayan veya gerçeğin saklandığı hiçbir ortaklık veya girişimimiz de olmamış ve olmayacaktır. 2016 yılında, eski ortakların hisselerini bedelini ödeyerek devraldığımızdan bu yana Yalıkavak Marina’yı dünya markası haline getirmekten başka amacımız olmadı. Öncelikle idari, mali ve hukuki alanda oldukça değerli kişilerden oluşan bir yönetim kurulu oluşturuldu. Bu yetkin kurulun başında da ülkemize her alanda değerli hizmetler vermiş olan Sayın Mehmet Ağar yer almıştır. Sayın Mehmet Ağar şirketimizde sadece Yönetim Kurulu başkanı olup bunun haricinde ne geçmişte ne de şimdi hiçbir ortaklık veya ortaklıktan doğan haklara sahip olmamıştır.”

SEDAT PEKER: “BERAT BEY’E SEN BENİ DÜŞMAN ETMEDİN Mİ?”

Sedat Peker, sosyal medya hesaplarından yeni bir video yayınladı.

Hakkında “organize suç örgütü yöneticisi ve üyesi olmak” suçlamasıyla soruşturma başlatılan Sedat Peker, sosyal medya hesaplarından yeni bir video yayınladı.

Peker, 1 saate yakın konuştuğu “Bazıları Aslan Hikayesini Anlatmadan Avcının Hikayesine İnandılar. Görüşeceğiz” başlıklı videoda, Silivri Emniyet Müdürü Hakan Çalışkan’ın intiharıyla ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya seslendi.

4. BÖLÜM VİDEO

Sedat Peker:

“Silivri’de intihar eden Emniyet müdürünü anlatsana? Emniyet müdürü arkadaşları onun neden intihar ettiğini biliyorlar, neden söylemiyorlar. Anlat temiz Süleyman, tertemiz Süleyman, süslü Süleyman.”

“KORUMA POLİSİ SEN VERMEDİN Mİ?”

Peker:

 “Süleyman Soylu, sen ‘Sedat Peker’e dosya hazırlıyorlar, tehlikeli bir durum olursa haber vereceğim’ demedin mi; koruma polisimi sen vermedin mi? Temiz Süleyman’ın istifa olayı var ya, bir gün önce robot hesaplardan tweetler hazırlandı.” 

Sedat Peker, Bakan Soylu ile ilgili şu iddialarda bulundu:

“Bizim temiz Süleyman var, Sayın İçişleri Bakanımız. Bir arkadaş aradı dedi ki, ‘Süleyman Bey’in üzerine çok geliyorlar, bir şeyler söyleyecek, arkadaş kusura bakmasın.’ Bizim temiz Süleyman bir tweet attı, ‘Suç örgütü liderini takipteyiz’ tamam. Millet buna biraz daha saldırınca ertesi gün ‘Pislik, mafya lideri’ dedi. Şimdi namusluca konuşacağız. İnsanın yalan söyleyip söylemediği her şeyinden belli oluyor. Ben zaten delilleriyle anlatacağım. Namus sahibiysen konuş ya, Berat Bey’e sen beni düşman etmedin mi? Akrabam Reşat Hacıfazlıoğlu, senin bütün organizasyonlarını yapan. Ya sen değil miydin DYP’nin başına ulaşmak için, seni kongrelere almıyorlardı, yanında kim var bakın, benim arkadaşlarım, akrabalarım. Onlar senin yanında değil miydi? Benim akrabam gelip ‘Reis’in kulağına bir şeyler geliyor, İstanbul’da sorunlar var’ dediğinde, ‘İstanbul’u ben yönetmiyorum, Berat yönetiyor’ dedin mi, demedin mi? ‘O yaptırıyor her şeyi’ dedin mi demedin mi? ‘Sedat Peker’in akrabası, bir cenazedeyiz, telefon sinyalleri var, cenazede görüştük, sen demedin mi ‘Sedat Peker’e dosya hazırlıyorlar. Ben tehlikeli bir durum olursa haber vereceğim’ demedin mi? Senin bu dünyada hep yıldızın parlak olacak.”

“EŞKİYA MISIN SEN?”

“Allah mısınız siz? Pelikancısı, Ağarcısı, Süleymancısı… Nedir ulan? Sarmışsınız Tayyip abinin çevresini, dünyayla bağlantısını kesmişsiniz. ‘Ülke böyle büyüyor ülke şöyle büyüyor’, insanlar intihar ediyor. Sen bakan değil misin? Onlarla ilgilensene. Senin görevin gazeteciye, parti başkanına, ona buna… Eşkiya mısın sen? Millet kuru soğana muhtaç oldu”

PEKER’İN İDDİALARI ÜZERİNE SOYLU’DAN AÇIKLAMA

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, hakkında “organize suç örgütü yöneticisi ve üyesi olmak” suçlamasıyla soruşturma başlatılan Sedat Peker’in açıklamalarının ardından Twitter’dan paylaşımda bulundu.

Soylu’nun açıklaması şöyle:

“Aylardır bu senaryonun bu noktaya geleceğini bekliyordum.. Birilerinin elinde operasyon elemanı olan mafya pisliği, yıllarca bu ülkede tehdit ve şantajla pekçok insanın canını acıttı. Devlet ve millet gibi kutsal kavramların ardına sığınarak kan emici oldu, her türlü pisliğe bulaştı. Türkiye, tam da bunlar gibi pespayelerle mücadele ederek temizleniyor ve yükseliyor. Kullandığı uyuşturucunun beynini yok ettiği, müptezel operasyon elemanına sesleniyorum: İddianı, iftiranı, her şeyin açığa çıkması için yargıya taşıyorum. Ben adalete teslimim. Sen de operasyon faresi gibi kaçma, ülkene gel adalete teslim ol.

Elbette ki cesaret aldığın bir yerler vardır. Tüm iftira ve ithamlarına mal bulmuş mağribi gibi sarılan ve ‘şereflice’ siyaset malzemesi haline getiren Nasıl olsa Kemal Kılıçdaroğlu gibi ağabeyin var. Nasıl olsa Meral Akşener gibi ablan var Nasıl olsa Ali Babacan gibi kardeşin var. Nasıl olsa Ahmet Davutoğlu gibi hocan var. Nasıl olsa Birgün gibi gazeten var. Nasıl olsa Cumhuriyet gibi gazeten var. Nasıl olsa Sözcü gibi yayın organın var. Nasıl olsa Fetö’nün sosyal medya ağı var. Nasıl olsa Hdpkk’nın tam desteği var. Nasıl olsa bu tiyatroya günlerdir aval aval bakan, her şeye konuşup laf söyleyen ama hala Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını anlamayan, şimdi susan ödlekler var.

Hükümetlerimiz ve partimiz terörden uyuşturucuya kadar pek çok suç kaynağında Cumhuriyet tarihimizin en başarılı sonuçlarını üretti. Ancak, başından itibaren en en başarılı olduğu alan, mafyadan bu ülkeyi ve milleti kurtarmaktır. Onun için Liderimiz Recep Tayyip Erdoğan’a minnettarım. Mafya pisliklerine ve onların pis oyunlarına müsaade etmediği için…

İddiana, iftirana gelince… Senin gibi kalleşlerle ve müptezellerle yüzleşe yüzleşe Türkiye bu noktaya geldi. Üzerime düşeni alıyor ve yüzleşiyorum. İstanbul ve Bursa mahkemelerinde iki dosyan var. İstanbul’daki dosyanın başlangıcını bilmiyorum. Ancak dosyanın yeniden hareketlenmesi ve operasyona dönmesinde bizatihi katkım var. Bursa’daki dosya ise bir kişinin şahsıma şikayeti ile baştan sona benim takibim. Hayatının bir noktasında benimle temasın var ve bu ispatlanırsa Aziz milletimizin gözü önünde idam dahil her türlü cezaya, aşağılanmaya razıyım.

Bayram günü bu müptezellikle kendilerini meşgul ettiğim için Aziz Milletim beni bağışlasın. Çünkü beni tanıyanlar ve birlikte çalışanlar bilir ki mafyadan nefret ederim. Beş yıla yakın İçişleri Bakanlığı dönemimde mesai arkadaşlarıma bu konuda hangi talimatları verdiğim, nasıl tavizsiz olduğum, yerel, bölgesel ve ulusal yüzlerce çetenin çökertilmesi sonucu ile açıktır. Allah’a hamdolsun olsun mafyaya hayat hakkı tanımadık. Böyle bir ihmali, devletime ve milletime ihanet sayarım. Bedeli ne olursa olsun terörle uyuşturucu ile organize suç çeteleri ile ve tüm suç unsurları ile mücadelemiz kökünü kazıyana kadar devam edecektir. Aziz milletimize saygılarımla.

Not: Bu süreçte ‘belki dil sürçmesidir’ diye hala tekzibini beklediğim cümle. Biz olmasa idik oraya mafya çökecekti cümlesidir. İnşallah saygısız gazetecinin çarpıtmasıdır. Benim devletim Libya’ya ve Karabağ’a çökülmesine fırsat vermedi. Kıytırık bir marinaya mafya bozuntularının çökmesine fırsat vermez. Türkiye eski Türkiye değil.”

“SEDAT PEKER’E KORUMA POLİSİNİN BELGESİ”

CHP Mersin Milletvekili ve Parti Meclisi (PM) Üyesi Ali Mahir Başarır, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’e verilen koruma polislerinin belgesini paylaştı.

AKP iktidarında şiddet gören kadınların değil mafya liderlerinin korunduğunu belirten CHP’li Başarır: ‘’Mafya lideri Sedat Peker 9 Ekim 2015 tarihinde Rize’de ‘teröre lanet’ mitingi yapıyor. Burada, ‘oluk oluk kan akıtacağız’ diyor ama bu şahıs, aynı yıl devlet tarafından korunuyor. İş adamı kılıfı altında, Türkiye’de mafyalığın halk gözündeki en bilinen yüzlerinden birisine koruma veriliyor. Diğer tarafta ise tehdit almasına rağmen koruma verilmeyen binlerce insan var. Fakat, ‘oluk oluk kan akacak’ diyen şahıs ise koruma altında’’ dedi.

“6 SENE ÖNCE KORUMA TAHSİS EDERKEN SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ DEĞİL MİYDİ?”

Ömer Çelik’in, ‘Elinde belge bulunan mahkemeye gitsin’ sözlerini de hatırlatan CHP’li Başarır şu ifadeleri kullandı: 

‘’Bu şahsa, iktidar tarafından 6 sene önce koruma verilmiş. Bu şahıs, 6 sene önce mafya lideri, suç örgütü lideri değildi de AKP iktidarı ile arası bozulunca mı suç örgütü lideri oldu? Siz bu illegal odaklara koruma tahsis etmişsiniz. Ömer Çelik, ‘mahkemeye başvursun’ diyor ama Süleyman Soylu attığı tweet ile yargıya etki edebildiğini açıkça ifade etmiş. Karşımızda, neresinden tutarsak tutalım elimizde kalan bir olay var. Bu yüzden TBMM’de bu konuyla alakalı bir araştırma komisyonu kurulmalıdır.’’ 

“UTANIP İSTİFA EDECEKLERİNE KONUYU MUHALEFETE GETİRİYORLAR”

“Eşinden, sevgilisinden şiddet gören kadınlara koruma sağlayamayan iktidarın; bir mafya liderinin güvenliği için koruma görevlendirmekten çekinmediğini belirten CHP’li Başarır: şu ifadeleri kullandı.

‘’AKP iktidarı, yalan söylemeye devam ediyor. Dün emrine koruma polisi görevlendiren İçişleri Bakanı, bugün ise organize suç örgütü lideri diyor. CHP olarak bizim görüşümüz ise en başından beri nettir; bu şahıs organize suç örgütü lideridir. İzmir İl Emniyet Müdürlüğü’nün yayımladığı yazıya göre; bu şahsa, İstanbul Valiliği tarafından 2015 yılında koruma polisi verilmiş ve yine bu şahsın söylemlerine göre, Süleyman Soylu zamanında da bu uygulama devam etmiş. Fakat, burada bu mafya liderine koruma polisi verildiği ortaya çıkmışken utanıp istifa edeceklerine konuyu muhalefete getirip yüzsüzlük ve arsızlıkta çığır açıyorlar.’’ 

SEDAT PEKER, AĞAR’A OFFSHORE HESAPLARINI SORDU

Sedat Peker yayınladığı 5. videoda, Mehmet ve Tolga Ağar’a ilişkin baz istasyonu kayıtlarına bakılması çağrısı yaptı.

Peker’in masasında bu kez ‘Hayırsız Peygamber Bob Dylan’ kitabı vardı.

 Sedat Peker, ‘Her günahın bir intikam meleği olur’ başlığıyla yayınladığı 5. videoda, daha önce gündeme getirdiği iddiaları sorular şeklinde sıralayarak, “Savcılar harekete geçerse, tüm tüm anlattıklarım bir hafta içinde delillenir” dedi. Mehmet Ağar’la ilgili  offshore hesapları ve gizli ortaklıkları soran Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya da bir kez daha “Sen benim jokerimdin, dönüş biletimdin” diye seslendi.

‘BUNDAN BÜYÜK DELİL Mİ OLUR?’

Soylu’nu danışmanının 1 milyon 600 bin liralık arabaya bindiğini, Trabzon’da 5 milyon liralık ev yaptırdığını öne süren Peker:

“Danışma maaşı ne kadar, en fazla 10 bin lira değil mi? Bir de akrabası var Sadık Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan hiç çıkmaz. Sadık Soylunun telefonundan Çevre Bakanlığı’ndaki bürokratlar günde kaç ker aranıyor, bir bakın. Bundan büyük delil mi olur?” diye sordu.

 Eski başbakan Tansu Çiller’in eşi Özer Çiller ile aralarındaki sohbeti de anlattı.

‘PARAYLA OPERASYON YAPTIRILIR MI?’

Mehmet Ağar’ın operasyondan önce Antalya’da 12 civarında kişiyle yemek yerken kendisiyle ilgili konuşulduğunu belirten Peker:

“Göreceksiniz 3-4 güne neler olacak…. Emniyette talimatla operasyon olur, sen hiç para dağıtılarak Emniyet’te suç örgütü operasyonu yaptırıldığını duydun mu? Onlara da değineceğim” dedi.

Organize suç örgütü lideri Peker’in, savcılık makamının olası bir soruşturma yapması halinde yönelteceği olası sorular şeklinde yaptığı açıklama şöyle:

BAZ KAYITLARINA BAKILACAK MI?

Örgütlü suçlar savcısı, özel kalemine şunları dese;

🔸Sedat Peker’in açıklamalarında bahsettiği Beykoz Konakları’nda bulunan bütün şahısların, Sezgin Baran Korkmaz, Emir Sarıgül, Mehmet Ağar, Tolga Ağar, Tolga Ağar’ın kız arkadaşı, Emir Sarıgül’ün şoförü, sonradan gelen emniyet mensupları aynı yerde, aynı evde bulunmuşlar mı, aynı saat diliminde telefonları sinyal veriyor mu? Baz istasyonu kayıtları bir günde gelir, savcı isterse…

🔸İkincisi, Sedat Peker’in açıklamalarında bahsettiği üzere Tolga Ağar ve kız arkadaşının saç tahlilinin (kokain iddiası) yapılması. Milletvekili olduğu için kendisi eğer bu yönde tasarruf bildirmezse milletvekilliği sonrasında bunun incelemesinin yapılması… Sayın savcı buradan bahisle devam eder…

AĞAR, SALİFOV İÇİN EMNİYETİ ARADI MI?

🔸Rus voroskoy sistemi, yani kanun dışı insanların oluşturduğu yapının bir grubunun başında olan Nadir Salifov (Guli lakaplı), Türkiye’de gözaltına alınıp, polis cinayetine karıştığı için deport edildi mi? Organize şubede bu kişinin deport tutanağında polis katili olduğu yönünde yazı var mı? Ayrıca böyle bir evrak organize şubede var mı?

🔸Sedat Peker’in açıklamalarında iddia edildiği üzere Mehmet Ağar kendi telefonundan ya da koruma polislerinin telefonundan dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan’ı arayıp bu arkadaşı bırakın dedi mi? Sinyal ve baz kayıtlarının alınması gerekir, doğru olan o?

🔸Sedat Peker’in açıklamalarında bahsettiği  Nadir Salifov tekrardan Türkiye’ye giriş yapabilmiş mi? Giriş yapmışsa hangi birimin, hangi mahkemenin vermiş olduğu kararla Türkiye’ye gelebilmiş ve deportu kaldırılmış…

🔸Sedat Peker’in bulunmuş olduğu Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki Türk büyükelçiğine yazılıp, bu konuyla ilgili bilgisinin sorulması,

GİZLİ ORTAKLIK VAR MI?

🔸Mübariz Mansimov’a ait olan ve Sedat Peker’in açıklamalarında Mehmet Ağarlar tarafından gaspedildiği söylenen 1 milyar dolar değerindeki yat limanı gerçekten 29 milyon dolara alınmış mı? Yine bahsi geçen yat limanını alan kişiler, offshore hesaplarında bir şirket kurmuş mudur, bu şirketin içinde gizli bir ortaklık mevcut mudur? Mansimov’un konuyla ilgili ifadesi alınacak mıdır?

AĞAR VE MANSIMOV’U GÜLEN’E HANGİ DEVLET KURUMU GÖNDERDİ?

🔸Ayrıca Mansimov ile Mehmet Ağar ABD’ye birlikte Fethullah Gülen’i ziyarete gitmiş midir? İlgili bakanlığa yazı yazılarak uçuş kayıtlarının istenmesine… Yine ayrıyeten Mehmet Ağar yapmış olduğu açıklamada devletin bilgisi dahilinde gitmiş olduğu yanıtından bahisle, devletin hangi birimi tarafından gönderilmiştir? Elinde bu yönde yazılı bir emir var mıdır? Eğer yoksa, devlet geleneğinde suç örgütü, terör örgütü olarak bilinen kişiye sözlü talimatla insan yollanır mı? Bununla ilgili kurumlara sorulmasına…

KOLOMBİYA’DA YAKALANAN 4 TON 900 KİLO KOKAİNİN ALICISI İZMİR’DEKİ ŞİRKETLE İLGİLİ ÇALIŞMA YAPILDI MI, GÖZALTI VAR MI?

🔸Kolombiya’dan yüklenen 4 ton 900 kilo kokainin, açık kaynaklarda dahi İzmir’de bir kimya şirketine geldiği ortadayken ve bunu Kolombiya Milli Savunma Bakanı, Kolombiya Organize Şuçlar Daire Başkanı ve diğer yetkililer basın önünde açıklamışken, bu ihbar kabul edilerek, Kolombiya devletinden yazı gelmese bile bu bahsi geçen şirketle ilgili herhangi bir çalışma yapılmış mıdır? Bu konuyla ilgili gözaltı kararı olmuş mu? Eğer olmamışsa bu konuyla ilgili iki tane müfettişin İzmir Emniyet Müdürlüğü’ne gönderilerek, orda bu konuyla ilgili rapor hazırlanmasının istenmesine..

TOLGA AĞAR TUNCELİ’DE MİYDİ? TELEFON SİNYAL KAYITLARINA BAKILACAK MI?

🔸Yine Sedat Peker’in yapmış olduğu açıklamalardan bahisle, Tunceli’de tecavüze uğradığı ve ertesi günü intihar ettiği söylenen Yeldana (Kharman) isimli yabancı uyruklu bayanın adli tıp raporunun istenmesine, organize suç kapsamında değerlendirildiğinden dosyanın ikmalen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bölümü’ne gönderilmesine… Ayrıyeten adli tıpta, basında çıktığı gibi çelişkiler olduğu yönünde iddialar nedeniyle bilirkişiye gönderilmesine, bilirkişinin fikriyatı yeterli olmazsa gerekirse mezarının açılarak yeni bir adli tıp raporunun düzenlenmesine, bu konularla ilgili makamlara yazı yazılmasına… Bahsi geçen zamanlarda Tolga Ağar’ın bahsi geçen şehirde olup olmadığına ilişkin telefon sinyal kayıtlarının çıkarılmasına dendiğinde sayın savcımızın hiç zahmet etmesine gerek yok, bunların cevabı bir haftada gelir. O zaman kimsenin kafasında bir şüphe kalmaz.

KONTENJANDAN AVUKATLIKTAN SAVCILIĞA GEÇİRİLENLER İKİ BİRİME YÖNLENDİRİLİYOR

Bana diyor ya (İçişleri Bakanı Süleyman Soylu) ‘pis, pislik’ diye… O zaman temiz Süleyman’ın, derincilerin başı Mehmet Ağar’ın doğru söyleyip söylemediği anlaşılır. Bunu yapmak zor değil ki, devletin dünya kadar savcısı var. Bir de Süleyman Soylu’nun, Mehmet Ağar’ın kendi kontenjanından soktuğu avukat savcıları da var. FETÖ’cülerden boşalan yerlere atama yapılacak ya, kendi kontenjanlarından kaçar hakim savcı sokmuşlar? Eskiden örgütlü suçlarda kıdemli savcılar çalışırdı. Avukatlıktan savcılığa geçen hakim ve savcıların örgütlü suçlar ve terör birimlerine bu kadar yoğun yönlendirilmeleri gerçekten kafa karıştırıcı. Bana diyor ki (Süleyman Soylu) ‘fare gibi kaçma gel adalete sığın’… Senin tayin ettirdiğin hakime savcıya değil mi, senin bakanı olduğun İçişleri Bakanlığı’na geleyim değil mi? 

5. BÖLÜM VİDEO

SÜLEYMAN SOYLU’NUN DANIŞMANINDAN SEDAT PEKER’E ARABA YANITI

Ali Faik Hacıoğlu:

“1.6 milyon TL’ye değil, 877 bin TL’ye aldım”

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker son yayınladığı videoda, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun danışmanı Ali Faik Hacıoğlu’nu hedef göstermişti.

Peker:

“Süleyman Soylu’nun Ali Faik Hacıoğlu diye danışmanı var. Bu kişi 1,6 milyon liralık arabaya biniyor. Trabzon’a 5 milyon TL’ye ev yaptırıyor. Danışman maaşı 10 bin TL ya vardır ya yoktur. Danışmanı bile zengin…”

Hacıoğlu:

“Ben Ali Faik Hacıoğlu, Hayatımda eroin, kokain satmadım, kimseyi öldürmedim, kimsenin malına çökmedim. Devletime, milletime ihanet etmedim. Devletimi yabancı servislere satmadım..

Söz konusu evin yapımını ailesiyle birlikte, İçişleri Bakanlığı danışmanlığına getirildiği 2016 yılında tamamladıklarını savunan Hacıoğlu, evin ifade edilen rakamın 6’da birine mal edildiğini öne sürdü..

Bahse konu aracı ise “hemen hemen 1 yıl önce yarısını borçlanarak 877 bin TL’ye aldığını” söyleyen Hacıoğlu aracı bir süre önce “borçlarını ödemek için” satışa çıkardığını savundu.

Hacıoğlu:

“Müptezellikte, millete ihanet etmede ve gayri meşru kazançlarla insanlara zulüm edenler, geçmişte FETÖ ile iş tutup zalimlikte zirve olan karakter yoksunları, şimdi kendi gibi müptezellere sufle ederek itibar suikasti yapacaklarını zannediyor.”

SEDAT PEKER, BU KEZ HADİ ÖZIŞIK İLE GÖRÜŞMESİNİN VİDEOSUNU PAYLAŞTI

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Sedat Peker arasında aracılık yaptığı öne sürülen Hadi Özışık, kendini ‘söyleyen şerefsiz’ sözleri ile savundu.

Peker bu açıklamanın ardından Özışık ile olan görüşmesinin videolarını paylaştı.

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in tarif ettiği üzere suç örgütü lideri Sedat Peker ile görüştüğü ifade edilen Hadi Özışık, Halk TV’ye açıklama yaparak, “Görüşen şerefsizdir” yönünde açıklama yaptı.

Hadi Özışık’ın açıklamalarından kısa bir süre sonra Sedat Peker, söz konusu görüşmenin videosunu yayınladı. Hadi Özışık’ın Peker ile konuşmasında Süleyman Soylu ve oluşan gündeme ilişkin Peker’e bilgi verdiği görüldü.

İki videoyu peş peşe paylaşan Peker:

“Kıymetli dostlarım, İnternethaber sitesinin sahibi olan Hadi Özışık – Süleyman Özışık kardeşler en yakınları olan Süleyman Soylu’yla benim aramda aracılık yaptıklarını yalanlamışlar. ‘Söyleyen şerefsizdir’ demişler. Ben kimseye hile yapmam, ancak kendimi de rezil duruma düşürmem” notunu düştü. 

Sedat Peker, Süleyman Soylu ile aralarında arabuluculuk yaptıkları iddiasını reddeden gazeteci Hadi Özışık’la yaptığı görüşmeyi yayınladı. Görüşmede Hadi Özışık, Peker’in haklı olduğunu söylüyor.

 Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, kendisi ile İçişleri Bakanı Süleyman Soylu arasında arabuluculuk yaptıkları iddasını reddeden gazeteci Hadi Özışık’la yaptığı görüntülü görüşmeyi sosyal medya hesabından yayınladı. Görüşmede Hadi Özışık, Süleyman Soylu’nun Sedat Peker’e yönelik açıklamalarında hata yaptığını söylüyor, Mehmet Ağar’la ilgili olarak “Biz olmasak Yalıkavak Marina’ya mafya girer” sözü nedeniyle ‘aptal’ ifadesini kullanıyor. 

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Fatih Ertürk’ün Halk TV’de sunduğu Günün Raporu programında, “Süleyman Soylu’ya çok yakın bir gazeteci Sedat Peker ile bir görüşme gerçekleştirdi mi? Yaptığı görüşmede ‘Yeni videolar yayınlama. Bakanımız seninle ilgili bir şeyler söyleyecek ama sinirlenme, kapatalım bu işi’ dedi mi? Sonrasında Süleyman Soylu’nun Sedat Peker ile ilgili açıklamalarından sonra, Sedat Peker çektiği bir videoyu o gazeteciye yolladı mı? O gazeteci o videoyu Süleyman Soylu’ya izletti mi? Sonra dönüp Peker’e, ‘Aman bu videoyu yayınlama’ dedi mi demedi mi?” diye sordu.

Gazeteci Hadi ve Süleyman Özışık’ın iddiaları yalanlamasının ardından Twitter hesabından bir paylaşım yapan Sedat Peker Hadi Özışık’la yaptığı görüntülü görüşmeyi şu notla yayınladı: 

“İnternethaber sitesinin sahibi olan Hadi Özışık – Süleyman Özışık kardeşler en yakınları olan Süleyman Soylu’yla benim aramda aracılık yaptıklarını yalanlamışlar, ‘Söyleyen şerefsizdir’ demişler. Ben kimseye hile yapmam, ancak kendimi de rezil duruma düşürmem.”

Sedat Peker’in yayınladığı görüntülerde bir nargile kafede olduğu görülen Hadi Özışık, Sedat Peker’in yayınladığı videoların Türkiye’de ses getirdiğini anlatırken Mehmet Ağar’ın yaptığı açıklamayla ‘harakiri’ yaptığını belirtti.

Hadi Özışık, “Aptal herif diyo ki biz olmasak buraya mafya çöker. Bu, en çok bizimkine (Soylu’yu kastediyor) darbe vuruyor. Diyor ki burada asayiş yok ben sağlıyorum.” 

Sedat Peker, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kendisiyle ilgili kullandığı ‘Pislik’ ifadesine tepki gösterirken Hadi Özışık “Valla abi ben anlamadım. Ben dün ona (Soylu’yu kastediyor) dedim ‘Sen niye kendini ortaya atıyorsun” cümlesini kuruyor. Peker de “Bu adam demedi mi Cumhurbaşkanımız da biz de onu çok seviyoruz diye beş ay önce” diye konuşuyor.

Peker görüşmenin devamında Soylu’yu kastederek “Biz onun için Berat beyle düşman olduk. İllere bunu sokmuyorlardı genel başkanlığa oynadığında. Benim akrabalarım altı ay nöbet tuttular, hep yanındaydılar. O benim dönüş biletimdi. Hani nisanda dönüyorduk” deyince Özışık da “Anlam veremiyorum. Ben çözemedim açıkçası. Sen haklısın” dedi. 

Peker, Soylu’nun kendisi için dönüş bileti olduğunu bir kez daha yinelerken:

“Ben buna yarın dalarsam kusura bakma. Vallahi yenilecekler, bunlar zalim oldu artık. Babasıyla 30 senedir dostuz. 20 sene bu adama yatırım yaptık. Nisanda hani her şey değişecekti ülkede. Hani dönecektik. Hani seviyordu bizi. Suç örgütü lideri sözünden nefret ediyorum, hadi onu kabul ettik de pislik ne” dedi.

Özışık:

“İyi düşün iyi taşın. Onların anlamadığı bir şey var. Ben arkadaşa söyledim ‘Çocukları için yapıyor dedim. Köprüleri atmasının tek nedeni çocukları dedim. Seninle dostluğuma devam ediyorum. Kırılmam da… Sen nasıl istiyorsan öyle yap ben sana kırılmam. Canımsın benim. Moralini bozma” diye konuştu.

Peker’in paylaştığı ikinci videoda ise Hadi Özışık, Sedat Peker’in Süleyman Soylu’yu suçlayan videolarında kendi ismini vermesine sitem ederek “Abi gözünü seveyim benim adımı niye geçirdin… Benim ismimin sende gizli kalması gerekir” dedi.

Peker:

“Sen olayın şahidisin. Sen Süleyman Bey’le görüşmeye gidiyorsun bu konu açılıyor. Ben öyle anlattım.” diye yanıt verdi. 

Özışık da gidenin kendisi değil ağabeyi Süleyman Özışık olduğunu söylüyor ve “Çocuklar Hadi Özışık kısmını kırparlarsa bir sorun yok.”

Son dakika | Süleyman Soylu'dan Peker'in iddialarına ilişkin yeni açıklama:

SÜLEYMAN SOYLU’DAN PEKER’İN İDDİALARINA İLİŞKİN YENİ AÇIKLAMA

“Özışık kardeşler hakkında suç duyurusu yapacağım”

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in videoları Türkiyde mafya, medya ve siyaset üçgeninde neler yaşandığını ortaya koydu. 

Bugün sosyal medya hesabından iktidar yanlısı yazı ve yayınlarıyla bilinen gazeteci Hadi Özışık’la görüşme yaptığı videoyu paylaşan Peker, Hadi Özışık’ın Soylu hakkında söylediklerini kamuoyuyla paylaşmıştı. 

‘Arabuluculuk” iddiasını yalanlayan Soylu, Süleyman Özışık ile yakın zamanda görüşmediğini açıkladı. Bakan, Hadi ve Süleyman Özışık hakkında yarın suç duyurusunda bulunacağını da belirtti.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sedat Peker’in yayınladığı son videoları izlediğini ve büyük şok yaşadığını dile getirdi.

Soylu, Hadi Özışık ile Süleyman Özışık kardeşleri tanıdığını belirterek, “Yıllardır birlikte teşrikimesaide bulunduğumuz arkadaşlar bunlar, şaşkınım” dedi.

“ÖZIŞIK İLE GÖRÜŞMEDİM!”

Sedat Peker ile hayatında hiç tanışmadığını söyleyen İçişleri Bakanı, SuperHaber’e yaptığı açıklamada, kendisiyle gerçekleştirildiği öne sürülen “arabuluculuk” ziyaretinin hiç yaşanmadığını vurguladı.

Soylu:

“Süleyman Özışık ile en son geçen yıl haziran ayında görüştüm, yakın zamanda Süleyman Özışık ile temasımız olmadı.”

Kendisine bir kumpas kurulduğunu ileri süren Bakan Soylu sözlerine şöyle devam etti;

“Yakından tanıdığımız arkadaşlar ismimizi kullanarak bir mafya lideri ile bana tuzak ve tezgâh kurdular. Yarın sabah Hadi Özışık ile Süleyman Özışık hakkında suç duyurusunda bulunacağım.”

“KEŞKE BUGÜNLERİ GÖRMESEYDİM”

Yaşananlar nedeniyle oldukça üzgün olan Soylu,:

“PKK ile terör örgütleri ve çeteler ile bu kadar mücadele veriyoruz, keşke başıma bir şey gelseydi de bugünleri görmeseydim.”

HADİ ÖZIŞIK GECE YARISI AÇIKLAMA YAPTI

Özışık’tan herkes uyurken ‘Peker’ açıklaması: “Soylu’nun haberi yoktur”

Suç örgütü lideri Sedat Peker’in, İnternethaber’in sahibi Hadi Özışık’la yaptığı görüşmenin kaydını yayınlamasının ardından  taraflardan açıklamalar gelmeye devam ediyor. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, suç duyurusunda bulunacağını açıklamasının ardından, Özışık dün gece sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, özür dileyerek, görüşmeyi kendi inisiyatifi ile yaptığını belirtti.

GECE ÖZÜR DİLEDİ

Hadi Özışık:

“Sn. Süleyman Soylu ile yıllardır süregelen bir hukukum var. Sedat Peker’i de tanırım. Yayınladığı videoların maksadını aşmaya başladığını düşündüğümden dolayı kendisiyle birkaç görüşme yaparak, sakinleştirmeyi ve Türkiye’nin gündemini meşgul eden bu tatsız durumu nihayete erdirmesini sağlamaya çalıştım. Bu görüşmelerden Sayın Soylu’nun haberi ve bilgisi yoktu -olamazdı da. Peker ısrarla tavrını sürdürünce ‘haklısın’ diyerek konuyu kapatmak durumunda kaldım. İyi niyetle aldığım inisiyatifin olumsuz sonuçlarının sorumluluğu da şahsıma aittir. Sayın Soylu’nun da ifade ettiği gibi kendisiyle bu konuda ne şahsımın ne de kardeşimin hiçbir irtibatı olmamıştır”

KARDEŞ SÜLEYMAN ÖZIŞIK DA PAYLAŞIM YAPTI, SİLDİ

Videolarda adı geçen diğer kardeş Süleyman Özışık da sosyal medya hesabından ilk olarak özür mesajı paylaştı, daha sonra paylaşımını sildi. 

Özışık’ın sildiği mesajda, “Yaşanan bu durumdan ve İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’nun bu mesele üzerinden hedef haline getirilmesinden dolayı çok üzgünüm” ifadelerini kullanmıştı. 

SEDAT PEKER: “MİLLETVEKİLİ İSTEDİ, HÜRRİYET GAZETESİ BASKININI BEN YAPTIRDIM”

Sedat Peker, 8 Eylül 2015’deki taşlı, sopalı Hürriyet gazetesi baskınını, bir milletvekilinin talebiyle kendisini yaptırdığını söyledi, “Milletvekilinin telefon sinyallerine bakabilirsiniz” dedi.

6- BÖLÜM VİDEO

‘BİZE TUZAK KURDULAR’

Peker, kendisi hakkındaki gelişmeleri fitilini ise iki gelişmenin tetiklediğini öne sürerek, şunları söyledi:

“Fitilin ilk ateşlenmesi Michael Rubin adında Amerikalı bir yazarın, yazdığı yazıyla oldu. ‘Sedat Peker etki alanını bu şekilde geliştirmeye devam ederse, Tayyip Erdoğan sonrasında, Tayyip Erdoğan’a ihanet etmez’ dedi. ‘PanTürkizm görüşüne sahip bu kişi bu şekilde güçlenmeye devam ederse, Tayyip Erdoğan sonrası oraya simge birinin seçilmesini sağlar. Arka perdeden de ülkeyi o yönetir’ dedi. Buna inanan ruh hastaları oldu, işin kötü yanı bizim arkadaşlarımız da gururlandılar, ‘Artık seni dünyada insanlar daha iyi anlayacak, konumunu anlayacaklar’ dediler. Dedim ki, bu tuzak, bize tuzak kurdular. Tayyip Erdoğan sonrasına kimin planları varsa bizi mahvedecekler dedim. Bu yazıyı çeşitli yerlerde yayınladı, sonra birden yayınlanması kesildi, durduruldu. Herkesin okuması engellendi.

ELAZIĞ’DA MİTİNG KONUSU İKİNCİ KIRILMA NOKTASI OLDU

İkinci kırılma noktası; Elazığ’da şehit aileleri beni davet etti, miting yapacağız. Kasımpaşa’da binlerce kişinin katıldığı iftardayız, Mehmet Ağar bey beni aradı, hangi Mehmet, derin Memet… Bugün farkındaysanız yoklama (bazı isimleri anması) yapmadım, çünkü derin Memet ve arkadaşlarının ameliyat olduğunu öğrendim. O yüzden ameliyat olduğu için iyileşene kadar makara yapmayacağım. Müsaade ederseniz bir yoklama yapmak istiyorum. Süslü Sülüman ve saz arkadaşları orda mısınız? Bir de konuk bir oyuncu alacağız, Demirören var, Yıldırım Demirören. Ancak ona da bir isim vereceğim çünkü o isme layık değil. Öyle bir isim böyle bir adam… Adana’da pamuğa pambık derler, bundan sonra buna pambık Ören diye sesleneceğim, anlayın ki bu… Pelikancılar hep kaytarıyorsunuz, farkındayım, sizin peşinizi bırakmam, bakın neler yaptınız… Ancak bu aralar süslü Sülüman ve arkadaşlarına taktığım için onlardan devam edeceğim. 

Kasımpaşa Taksim’de çok bir iftar daveti var. Mehmet Ağar beni aradı, dedi ki derin Memet, ‘Elazığ mitingini iptal eder misin?’ Dedim ki ben oraya şehit aileleri çağırdı, nasıl iptal edeyim… Dedi ki aynı gün CHP’nin de mitingi var orda, devletten bilgi geldi, karışıklık çıkacak. Dedim ki şehit aileleri devlet başkanından bile önce gelir, gitmem lazım, seni sonra arayayım… Sonra bir daha aradı kendisi, ben oraya gitmezsem rezil olurum dedim. Orada en az 30 bin kişilik miting yaparım dedim. Ağar ama ‘provoke çıkacak, çatışma falan…’ Konu netleşmeden telefonu kapattık. Sonra bir baktım Elazığ gazetelerinde, ‘Sedat Peker mitingi iptal etti’ haberleri çıktı. Bunun üzerine, arkadaşlara hazırlanan, Elazığ’a mitinge gidiyoruz dedim. Sonra şu anda hükümetin içinde bakanlık yapan bir beyefendi, o zaman özel kalem müdürü, kendisi benim bir yakınımla görüşüyor, ‘Oraya gitmesin, karışıklık çıkacak’ dedi. Yine olmaz dedim. Sonra valilikten karar çıkardılar, ‘güvenlik’ gerekçesiyle miting iptal oldu. İkinci kırılma noktası bu oldu. Herhalde boyun eğmediğim için bizi kullanışsız gördüler. Dedim Memet, yanlış varsa söyle.

PİS İŞLERİ KİM BİLECEK?

Çakma gazetecileri unuttuğumu sanmasınlar. Bunlar diyorlar ki ‘Suç örgütünün liderine inanılır mı?’ Cami hocasının dediğine mi inanacaksın, bu işler pis iş, pis işleri kim bilir pislikler (Süleyman Soylu’nun kendisine pislik demesine atfen) bilir… Dünyadaki en büyük skandallar cami hocalarının ya da bir kilise papazının anlattıklarından mı ortaya çıktı? Benim söylediklerimi etkisiz hale getirmek için üretebildikleri en büyük hikaye bu… 

SUÇ ÖRGÜTÜ OLMADAN BÜYÜK SKANDALLAR ORTAYA ÇIKAR MI, CAMİ HOCASI MI ANLATACAK?

Bana suç örgütü diyen herkes utanacak, o suç örgütünü de anlatacağım ama ben 40 yaşından küçüklere anlatacağım, büyükler gelirse onlar misafir. Suç örgütü olmadan dünyada büyük skandallar ortaya çıkar mı ya da devletin içinden bir adam olmadan, cami hocası mı anlatacak skandal olacak bu işleri… Çakma gazeteciler siz ne verirlerse onu diyorsunuz, siz hediye, prim peşindesiniz, şerefiniz maaşınız kadar. 

Ben cezaevindeyken Fethullahçılar annemin cenazesine katılmama izin vermedi, herkese tanınan hakkı bana tanımadılar, üstelik bilirler; herkes babasının oğludur, ben annemin oğluyum… 

CUMHURBAŞKANI’NA GİDEN İŞADAMLARI ÜÇ ARAMADAN GEÇİYOR, BİLDİĞİN HIRSIZ MUAMELESİ…

Bizim böyle çok şanlı, basında tanıdığımız büyük işadamları var ya, sayın cumhurbaşkanımızın yanına gidince güvenlik amacıyla üç tane aramadan geçiyor. Ordaki görevli kardeşlerim anlattı; Poliste hırsızlara yapılan muamele vardır, ‘saatini çıkar, şununu çıkar bununu çıkar’ diye, bunlara saatini çıkar, oyunu çıkar, buyunu çıkar, bildiğin hırsız muamelesi yapıyorlar. Gerçi polis biliyor, bunlar da hırsız, bir ihale kapayım diye, ve öyle gurursuzlar ki… Bir tek Turgay Ciner, o demiş ‘Noluyor arkadaşlar, nedir bu demiş…’ Ben bunlara yalı çetesi diyorum, onlar para için her şeyini, onurunu gururunu satan adamlar, o kadar paranız var, hırsız muamelesi yapılıyor size yine gidiyorsunuz… Bir çıkar demez mi, Cumhurbaşkanına ‘bize kapıda böyle böyle yapıyorlar’ diye. Tabi 300 milyon dolar, 500 milyon dolar, 1 milyar dolar ihale, ondan sonra onu çıkar üstünden, bunu çıkar… Onlar işadamı ben organize suç örgütü lideri ondan sonra… Soydunuz devleti tarihin her döneminde. https://b27235b640e753f632ac8874b3bb22f8.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

HÜRRİYET GAZETESİNİ, MİLLETVEKİLİ İSTEDİ BEN BASTIRDIM, ONDAN SONRA SATILDI

Gazeteciler diyor ya, ‘organize suç örgütünün dediğinden bişey mi olur?’ Tamam, ben yaptırdığımı anlatacağım, ispatlarıyla anlatacağım, delilleriyle. Hürriyet gazetesindekilerden, pambık Demirören ekibi dinliyor musunuz? Şatafatlı gazeteciler, ünvanlı gazeteciler, sizin gazetenizi ben bastırdım. Bak suç ikrarı yapıyorum. Hürriyet’i bastırmadan önce gelen milletvekilinin telefon sinyallerine de bakın, ismini söylemeyeyim ayıp olur, bakabilirsiniz. ‘Bizim gençlik kollarından bir takım arkadaşlar gidecek, ama onlar profesyonel değil, sen böyle arkada’ dedi milletvekili, tamam dedim, ben gönderdim.  Savcılar alın size ağır delil, ikrar; Milletvekili rica etti, ben de yaptırdım. Milletvekili rica etti böyle böyle diye… 

Eeee, Aydın Doğan yaşlı adam, bir yandan ölüm korkusu sardı, bir yandan devam eden mahkemeler, ben ölürüm çocuklarıma dert kalmasın, ondan sonra hoopp (Hürriyet gazetesinin Demirören’e satışı…) Senin (Demirören) oturduğun koltukta benim emeğim var, ben pisliğim siz temiz ha. Pambık Demirören, seni elime aldım, adım adım takip edeceğim, Azerbaycan’da falan her yerde… 

ULUSLARARASI SUÇ ÖRGÜTERİ AHTAPOT GİBİ TÜRKİYE’Yİ SARMIŞLAR

Bir gün Tayyip Abi (Erdoğan) görecek, uluslararası ölçekte suç örgütleri var, ahtapot gibi, Türkiye’yi, çevre ülkeleri sarmışlar. Tüm dünyanın bir çok ülkesine çöreklenmişler. Çevresini saran bunları budayacağına inanıyorum. 

AHMET HAKAN SALDIRI…

Size bir delil daha söyleyeyim; AK Parti’nin gençlik kolları Abdurrahim Boynukalın, milletvekili, spor bakanı yardımcısıydı, şimdi hangi görevde bilmiyorum. O bir kaç gazeteciyle röportaj yapıyor, yanında da AK Parti’nin kelle isimleri, gazeteci soruyor ‘İşte sizin adınız da geçiyor (Hürriyet baskını)…’ Yok diyor, gazeteci dövdürme olayıyla, Hürriyet binasının basılması olayını Sedat Peker’in yaptırdığı anlaşılınca ben rahatladım’ diyor. Adam da bunun yazmış mı, açın bundan büyük delil olur mu sayın savcılar?

BELKİ ARABANI SÜREN ŞOFÖR KARDEŞ, BELKİ SANA YEMEK GETİREN KARDEŞİMİZ…

Sülü sen öyle plancısın, öyle plancısın, ama Allah yardım etti pisliklerin ortaya çıktı. Bizi yenemezsin. Bir de diyorlar FETÖ’den bilgi alıyor diye, FETÖ kim… Biz milyonlarca kişiyiz, belki senin arabanı süren şoför kardeş, belki sana yemek getiren, belki bahçıvan, gittiğin yerdeki… Biz herkesten kalabalığız, vatan fedaileri, arasında gözle görülmeyen bağlar vardır… https://b27235b640e753f632ac8874b3bb22f8.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

YOLLADIĞINIZ ARACILARLA BENİ KANDIRAMAYACAKSINIZ

Bu sefer yolladığınız aracılarla beni kandıramayacaksınız. Çünkü ölümler insanlara bilgi bırakır. Hazreti Ali Efendimize yaptığınız gibi mızrakların ucuna Kuran yaprakları koyup en hassas yerinden vuramayacaksınız. Zaman kazanmak için o yolları yemem ben. Tezgahçı Sülü…Ehl-i Beyt’e kurulan tezgahın aynısını kuruyordun, yakalandın… 

613 KİŞİYE DİNLEME KARARI ALMIŞLAR

Şimdi 613 kişiye dinleme kararı almışlar, bir organizasyon içindeler. Ancak hem kendisi hem yardımcısı, danışmanı hep FETÖ kelimesini geçiriyor, yapmayın. Devletin namusunu yaraladınız ama devletin aklını yaralarsanız mahvoluruz. İnsanların kafasındaki FETÖ sorgulamalarını yüzde 50’ye 50’ye getirdiler, şaibeli bunlar, hile var diye, yapma büyük hata. Bana Sedat Peker terör örgütü soruşturması açın, cezadan korkmam. FETÖ derseniz, bu sefer insanlar bu yargılamalar sahte diyecek, aptallık yapmayın. 

NEREDE BU UYUŞTURUCU?

Sülü, 1,5 sene önce dünyanın en büyük uyuşturucu operasyonu diye operasyon yaptınız ya, herkesi inandırdınız buna. Dünyanın en büyük uyuşturucu operasyonunda yarım kilo uyuşturucu olmaz mı, nerede bu uyuşturucu..

“5 MİLYON DOLAR VERİRSEN SENİ DOSYADAN ÇIKARTIRIZ”

Peker, Bakan Süleyman Soylu’nun oğlu ile ilgili de dikkat çeken iddialarda bulundu.

Peker şunları söyledi:

“Kuşçubaşı Eşref’i bilir misin Sülü, doktor Bahattin Şakir’leri bilir misin? Gel hepsinin  hayatını sana aylarca anlatayım. Zenci Musa’nın da. Dava adamı. Hey gidi Sülü hey neler yapmayacağız. Şimdi bu 613 kişiye dinleme kararı almış bu arkadaşlar bir organizasyon. Ancak hem kendisi hem yardımcısı söylediğim şeylerle ilgili danışmanı hep FETÖ kelimesi geçiriyor. Bak yapmayın. Samimi söylüyorum. Devlet aklı ve devlet namusu devletin sahip olduğu iki şeydir. Devletin namusunu yaraladınız ama devletin aklını yaralarsanız mahvoluruz.

Youtube’u izlemeye başladım, adamlar öyle etkili ki ben bile izlemeye başladım, ne diyor diye. Ve sizin basın değil adamlar oradan belirliyor gündem. İnan! İnsanların kafasında FETÖ sorgulamalarını yüzde 50’ye getirdiler şaibeli bunlar diye, bir iş var, hile var diye. İnan! Yapma büyük hata. Bana Sedat Peker terör örgütü diye dava açın. Cezadan korkan senin gibi olsun. Ama FETÖ ile yaptığınız… Lan insanlar diyecek bu adam bunların en nefret ettiği adam. Lan bu adama bunca zulüm ettiler, annesinin cenazesine gitmesine izin vermediler. Lan insanlar bu sefer bu yargılananların hepsi sahte diyecek. Aptallık yapma. Doğru Resul Holoğlu var, organizeden sorumlu emniyet genel müdür yardımcısı. Senin özel operasyon adamın.

“AYRICALIKLIYDI, BENİM GİBİ…”

Geldik bir daha Sülü. Aslan Sülü.  Yav bu dünyanın en büyük uyuşturucu operasyonu diye bir operasyon yaptın ya 1.5 sene falan önce gazetelerde herkesi inandırdınız lüks arabalarını falan gösterip. Lan dünyanın en büyük uyuşturucu operasyonunda yarım kilo uyuşturucu olmaz mı? Nerede bu uyuşturucu?

Allah aşkına dinleyin sayın savcılar delilleriyle anlatacağım. O operasyonda Nevzat Kaya diye şahıs var. Yeniköy Motors’un sahibi operasyondan 10 gün öncesine kadar kendi bindiği arabada Süleyman Soylu’nun oğlunun ihtisaslı plakası var. Yani Emniyet’ten oradan buradan geçer. Yani İçişleri Bakanı’nın ailesine ait görünüyor plaka. Durdurulmaz. Ayrıcalık da benim gibi. Ben de öyle ayrıcalıklıydım. Şimdi küstüm benim ayrıcalıklarımı  aldılar ellerimden. Küstüm ben onlara.

Operasyondan 10 gün önce gidiyor, Engin oğlum böyle böyle büyük bir operasyon olacak, bu ihtisası iptal etmemiz lazım. Tamam. Tarihine bakın operasyondan kaç gün önce? O Yeniköy Motors’un sahibi Nevzat Kaya’nın kullandığı araç plakasının ihtisası iptal edildi. 10 gün önce. İki; telefon irtibatları Engin’le ne zaman kesildi? 10 gün önce. Engin buna diyor ki, 5 milyon dolar verirsen seni bu dosyanın içinden çıkarabiliriz. O da diyor kardeşim ben onlara iki araba sattım niye para vereyim diyor. Anlamıyor. Tamam diyor. Operasyon oluyor bunu da alıyorlar. Bu cezaevinde, sonra karısı Engin’i arıyor. Ailece görüşüyorlar. Tabii bunlar dostlarına yapar en güzel özellikleri o. Biz onu çok severiz, lak boğ! Bu aslında Abdullah Öcalan’ın taktiğidir. Bunlar nereden öğrendi!”

7. BÖLÜM VIDEO
Peker: 'Şehit olduğunda yanına ilk kim geldi? Katil hep ilk gelir'

PEKER: “ŞEHİT OLDUĞUNDA YANINA İLK KİM GELDİ? KATİL HEP İLK GELİR”

Suç örgütü lideri Sedat Peker, mafya-siyaset-güvenlik bürokrasisi ve iş dünyasına ilişkin iddialarda bulunduğu videoların yedincisini yayınladı.

Bu kez siyah gömlek giyen Sedat Peker yine konuşmaya yoklama alarak başladı ve Süleyman Soylu’nun yoklamasını almayacağını söyledi.

Peker, siyah gömlekle ilgili olarak ise “Benim üzerimden bahis yapıyorlar. Yok beyaz gömlekle, yok ceketle… Artık işe uyandım. Bak ters köşe yaptım. Üzerimden para kazandırmam” ifadelerini kullandı.

Mekan değişikliğiyle ilgili olarak ise Peker “Türkiye’den kalabalık bir grup arkadaş geldi. O yüzden mekan değiştirdik. Daha sonra tekrar bir mekan değişikliği yapabiliriz” diye konuştu.

Peker şunları söyledi:

“Derin Memet ameliyat olduğu için Bodrum’da hastanede, o yüzden onu yoklamaya almayacağız. Atmosferin değişikliğini görmüşsünüzdür, Türkiye’den kalabalık misafirlerimiz geldi, aslında ben düşkün Abdulkadir ile süslü Sülü’yü bekliyordum, ama onlar gelmediler, her zaman olduğu gibi devletimizi işin işine karıştırdılar. O yüzden bir yer değişikliği yaptık, belki önümüzdeki günlerde bir yer değişikliği daha yapmayı düşünüyoruz. Bugün çok çok ama çok ciddi konular bölümüne giriş yapmaya başlayacağız.

BANA SEN FAŞİSTSİN DİYORLAR, SULTANGALİYEV’İ OKUDUNUZ MU?

Bana sen Turan diyorsun, faşistsin diyorlar. Sultangaliyev, Sosyalist turan, düşüncesini okudunuz mu?…

Bir de, milleti sokağa dökmeye, ortalığı karıştırmaya çalışıyormuşum, öyle diyorlar. Eğer ki kim size sokağa çıkın burayı yağmalayın diyorsa o haindir. Bir gün ben size dersem sokağa çıkın diye, bilin ki ufak kızımın başına silah dayamışlardır. O yüzden onu söylüyorumdur. Sülü gördün mü bak bunu da söyledik, artık bloke oldu bu da.

BEN DESEM BİLE SOKAĞA ÇIKMAYIN

Darbe için zemin hazırlıyormuşuz, ben bunları onun için yapıyormuşum. Namus sahibi olan herkes eğer bir gün darbe olursa bütün herkes darbeye direnmekle mükelliftir. Eğer ki bir gün darbe olursa, ben size dersem sokağa çıkın darbeye destek verin dersem bilinki, ufak kızımın başına silah dayamışlardır, dayanamamışımdır. Ben desem bile sokağa çıkmayın kardeşlerim.

En komiği, bir şema yapmış (Süleyman Soylu). Ben bunun çapını bildiğim için seyretmedim TRT’deki yayını. Başlıkları bana getirin arkadaşlar dedim. Süleyman sana vallahi devletin ruhunu anlatacağım, inşallah bu sefer anlarsın. Görüşeceğiz seninle.

FETHULLAHÇILARIN İÇİNDEKİ CANAVARI GÖRDÜM

Fethullahçılarla düşüncelerimi anlatmak istiyorum. Ben 80’lerde, sizin masumiyetinizi görüp ya iyi insanlar bunlar diyenlerdenim bütün ülke gibi. Ama ben sizin içinizdeki canavarı gördüm. Şehit Kuddusi Okkır’ın memleketine gidecek ambulans parası yoktu. Ölüsünü evine getirecek parası olmayan adamı Ergenekon’un finansörü diye ülkeyi inandırdılar.

Evinde arama yapıyorsunuz general adamın, çocuk pornosu çıktı diye gazetelere haber verdiniz. Başka bir general otele kız arkadaşıyla gidiyor. Otelde ihbar var deyip kadının çantasını ararken avuç içinde bir ekstaziyi bırakıp, ‘Büyük skandal, general-kadın uyuşturucu partisi’ diye haber yaptınız. Kan tahlili bile yok, çünkü siz koydunuz. General namuslu adamdı istifa etti. Daha örnek vereyim mi Ali Tatar… Herkes uyansın diye adam kafasına sıktı. Bunlar gazetede ‘Hesap vermeden nereye gidiyorsun?’ diye yazdılar. Sizin elinizde cennetin anahtarı olsa ben o cennete girmem. Ya siz Muzaffer abiyi kanser hastasıyken inim inim inlettiniz, şehit oldu. Ali Tatar da şehittir.

MUHABİRİN SORU SORDUĞU BAKANIN ABİSİ DE FETÖCÜ O ZAMAN

Sülü ne oldu? Ama senin devamlı Fethullah Gülen’le yazıların çıkıyor. Röportaj yapmışsın. Danışmanlarının Fethullah Gülen’e övgüleri ortaya çıkıyor. Bak ben bu kadar açık söylüyorum ya sen? Ben Süleyman’ın buraya maketini koydum. En komiği bir AA muhabiri genç arkadaş Süleyman Soylu ile ilgili soru sordu. Adamın abisi FETÖ’cüymüş dediler. Senin elinde devletin imkanlarını yok muydu? Bilmiyor muydun abisinin FETÖ’cü olduğunu. Onun abisi FETÖ’cü ise orada iki bakan bu konularla muhatap, onun da abisi FETÖ’cü. Her abisi FETÖ’cü olan FETÖ’cü ise bakan devletin her sırrının olduğu toplantıyı izliyor. Yaptığınız savunmanın mantıksızlığını anlatıyor. Ciğeri yanmış adam söylüyor. Yarın onu da FETÖ’cü bulursunuz. FETÖ’cüler de öyle yapardı. O onu aramış, o onu aramış, o da onu aramış… Yedinci aramada, bir köyde en sade yaşayan bir insan bile dünyada her insanı silsileyle aramış oluyor. Onun mantığı var burada anlatmayayım şimdi onu. Devletin ruhunu yok ettiniz.

SUÇ ÜSTÜ YAKALANMIŞ BİR İNSANIN EZİKLİĞİ VAR ÜSTÜNDE

Şimdi televizyona çıkmışsın. Seni rezil rezil rüsva edeceğim. Üzülüyorum, utanmıyorum, mahcup oluyorum. Devletin bakanına inanan en fazla yüzde 9 çıkıyor. Yüzde 91 onun suç örgütü dediği insana inanıyor. Orada oturmuşun (TRT’deki yayın), vücut dili okuyanların hepsi, ‘psikolojisi, suç üstü yakalanmış bir insanın ezikliği hali vardı üzerinde’ diyor. Gördüm resmini.

MAHALLEDE OKEY MASASI KURACAK ADAM TOPLAYAMAZSIN

Parti desteğiyle, gazete basın desteğiyle siz bu kadar insan topluyorsunuz. Basın desteği yok, teşkilat yok, bir satır yazıyla ben sizin topladığınız kalabalığı topladım, sen mahallede okey masası kuracak adam toplayamazsın o sevimsiz suratınla. Vicdan ya, yarım saat orada uyuşturucu konusunu (Süleyman Soylu’nun TRT’deki yayını) anlatmışsın. Benim hayatım, uyuşturucu satanların ölümüyle suçlanmakla geçti. Oraya çıkıp onları söyleyip benim bu şekilde seni rezil edeceğimi düşünemedin mi? BTK’dan devamlı yazdırıyorsunuz ya, siteler kapansın diye. Ne oldu kapattınız bir tanesini, ne oldu?

‘DEVLETİN O ŞEREFLİ MAKAMINDAN AYRILDIĞINDA BİR GÜN YÜZLEŞECEĞİZ’

Devletin İçişleri Bakanlığı makamında bir deli oturuyor. Bu adam hasta. Lan ben Köfteci Yusuf’u n’apayım? 10 tane köfte tezgahı kursam 30 bin kişiye satsam Köfteci Yusuf’un hasılatından daha fazla param olur. Sen hasta ruhlusun. Bizim akrabaya baskı yapıyormuşsun açıklama yapsın diye, akraba makraba ayırmadım herkes kayıt altında. Reşat Baba seni severim sayarım, sakın böyle bir hataya düşme! 

Devletin bakanısın neden gazetecilerle FaceTime üzerinden konuşuyorsun? Niye müdürünün telefonundan? Sana sözüm olsun… Devletin o şerefli makamından ayrıldığında bir gün yüzleşeceğiz, bu dünya böyle sürmez. Senin boynuna köpek tasması takıp sokaklarda gezdireceğim.

BU İŞİN SONUNDA NE OLACAK?

Almanya’ya gitsem diyecekler “Can Dündar orda, bu da onlarla anlaştı”, Amerika’ya gitsem FETÖ’yle anlaştı, ulan zaten İsrail’e gitsem “bak gördün mü onu yahudiler destekliyor”, Yunanistan’a gitsek “tarihi düşmana gitti”. Lan gidecek ülke mi var nereye gideyim?

 Bu işin sonunda ne olacak diyorlar. Ben bu işin sonunda öyle bir hikaye yazacağım ki bu dünyada kimse ufak kız çocuklarını ve annelerini üzmeyecek.

“ERKAN YILDIRIM İDDİASI

Erkan Yıldırım, Halil Falyalı’nın otelinde veya casinosunda misafiriydi. Mehmet Ağar bu senkronizenin ortasında. Erkan Yıldırım’ın Süleyman Soylu ile çevresinde bu konularla ilgili dostluğuna bakın.

Kokain önceden Kolombiya üzerinden geliyordu. Geçen seni haziran ayında 4 ton 900 kilo yakalandı. Sonra yeni güzergah çalışması yapıldı. Çünkü Amerika Uyuşturucuyla Mücadele, çok güçlü orada, sürekli üstlerinde. 800 kilometre Venezüella’yla sınırları var. Oraya geçirmek kolay çünkü Amerika’nın kontrolü yok. Suriye Lazkiye de Amerika kontrolünde değil. Bu mal yakalandıktan sonra yeni bir güzergah kurmak için Venezüella’ya kim gitti? 

Binali Yıldırım’ın oğlu Erkan Yıldırım. Ocak ayında ve Şubat ayında gidip 4 gün kaldı.

Hep böyle yapıyorlar, vatanseverlik ile milleti coşturuyorlar herkesi birbirine sokuyorlar. Şimdi diyecekler niye anlatmadın? Lan neyi anlatayım siz gördüğünüz her şeyi anlatıyor musunuz?

Mehmet Ağar, tüm uyuşturucu işi yapanlar bunun arkadaşı. Kürt iş adamları diyorlar ya… Hayır uyuşturucu işi yapıyorlardı hepsi. Hepsinden para aldı ve tüm işlerini hallediyordu.

UĞUR MUMCU NEDEN ÖLDÜRÜLDÜ?

Uğur Mumcu bence şehittir. Neden öldürüldü? Öldürüldüğü zaman yazdığı yazılara bakın. Hep terör bölgelerinde uyuşturucu tarlaları olur ve silah ticareti. Şehit olduğunda yanına ilk gelen kim? Mehmet Ağar. Katil hep ilk gelir.

Sedat Peker arkasında bulunan tahtada yazanları göstererek

“Beni bunları açıklamak zorunda bırakma eğer açıklarsam devlet uluslararası hukuk önünde suçlu duruma düşer bu yüzden uluslararası hukuğu okuyorum ki devlete sıkıntı çıkartmayayım…”

“UYUYAN DEVİ UYANDIRDINIZ”

Bunlar bana ne yaptı gittiğim ülkelerde anlatacağım.

Ben bu ülkeden gittim kimseyle muhatap olmuyorum. 8 ay kaldım sonra bana emniyetten bir davet. Ulan herkes arkaşımız orda da… Bütün iktidar partisi ortakları herkes. Dediler ki parmak izi, bir resim  uygulamamız var. Devlet işte sonuçta verdim. Araştırdım Türkiye İnterpolünden yazı gelmiş. Aynı anda Sırp gazeteleri de haber yapmaya başladı. Sırbistan’la kimin arası iyi? Bizim. Tak işi anlamadım…

Kosova’ya geçtik orda da seviliyoruz. Yapmış olduğumuz yardımlardan dolayı. Hemen Makedonya’ya geçtik. 

Türk Partis’nin Başkanı Erkan Başkan ‘burada kal’ dedi. Gittik görüşmeler yaptık, tamam dedik kalacağız. 3. ayın sonunda inanın Amerika Saddam’ın sarayına öyle girmedi. Yüzlerce asker, tüfekler, bombalar… Ne oluyor? dedim. Adamlar çatışmalar bekliyor. Geldiler eve çocuk mocuk, beni aldılar götürüyorlar. Vize ihlali yapmışım cezası 50 Euro. 50 bin dolardır o operasyonun fiyatı.

Bir anda göç idaresinin müdürüne polisler… Afrin’in iş yerine polisler… Bizim büyükelçilik İçişleri Bakanlığını arıyor. Bir insana bu kadar zulüm edilir mi? Oturuyorduk kitap okuyorduk. Bırakın bizi ya. Uyuyan devi uyandırdınız. Bundan sonra sorun sizin, benim değil. 20-25 senedir yatıyordum.

Birgün bir arkadaşı aradım dedim ki böyle böyle… İp ayrı yere gidiyor. Bana 5 sene deport vurdular. Vize ihlaline olur mu ya? Ordan Arnavutluk’a sınır bölgesindeyiz. Orda kalayım biraz dedim. Çıkış yapacam ‘dur’ dediler. Bir tane müdür öbürlerine ‘bırakın’ dedi. Kalktık Fas’a gittik. İkinci gün her yer polis yine…

Bir nefes alayım arkadaş ya! Ukrayna’daki istihbarattan gizli yazışmaları aldı arkadaş. Bizim büyükelçilikle Ukrayna Cumhurbaşkanlığı arasında. Bu da enterasan.. Gidecek ülkeler bitiyor. Deport, deport, deport…

Aynı anda Türkiye’de operasyon başlattılar alt zemini hazırladılar… Orda da gazeteler yazıyor. Bir gazeteci ‘Peker bizim ülkemizde değil ama pasaport şu gün alındı diyorsunuz. Karakolun kameralarında görüntüleri yok, imzasının olması, göz retinasının olması lazım bunlar da yok diyor. Bu pasaport hiç kullanılmamış. Bu işte hile var’ diyor… Ülkenin sayın Cumhurbaşkanı ‘Peker gözetim altıdaydı, bu ülkeye herkes gibi gelebilir bu ülkede suç işlemedi’ diyor.

Büyükelçilik o operasyonun olacağını biliyor. Sadece resmim var. Bu operasyona kılıf hazırlanacaktı. Gazeteciler araştırsana Fas’a insansız hava aracı hibe edilmiş mi? Sizin namusunuz maaşınız kadar.

SEDAT PEKER, ERDAL KAYAPINAR’IN FETÖ SORUŞTURMASI BELGESİNİ PAYLAŞTI

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, “Erdal Kayapınar, Çevre Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü. Bu adamla ilgili bir FETÖ soruşturması varmış, o nasıl kapandı” diye sormuştu. Peker, Çevre Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar’ın, Süleyman Soylu’nun akrabası Sadık Soylu tarafından ihbar edildiği iddiasında bulunarak bir belge paylaştı.

Sedat Peker, Erdal Kayapınar'ın  FETÖ soruşturması belgesini paylaştı

Hakkında organize suç örgütü liderliğinden yakalama kararı bulunan Sedat Peker, 7. videosunda , “Erdal Kayapınar, Çevre Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü. Bu adamla ilgili bir FETÖ soruşturması varmış, o nasıl kapandı” diye sormuştu.

Peker, şu ifadeleri kullanmıştı:

“Senin Ankara’da bir akraban var ya Sadık Soylu. Bir iş merkezi var Next Level Ankara’da. Bu devletin bir yeri. Şimdi buraya bakanlığın tüm yüksek bürokratları orada, bütün iş adamları burada. Murat Kurum bakan, o mu yönetiyor, Sadık Bey mi?

Bir de bir aram var Erdal Kayapınar, Çevre Bakanlığı’ndan genel müdür. Bu adamla ilgili FETÖ soruşturması nasıl kapandı, soruşturman kapandı, genel müdürsün. Sonra da FETÖ’cülerle ben yakınmışım. Halletiniz ya, şimdi kat kat imarlar çıkıyorsunuz, adam ya FETÖ’cüyse. Lan devleti yok ettiniz, artık insanlar FETÖ’ye inanmıyor. Sizin iletişimle ilgili uzmanlarınız kim, maaş vermeyin. Devleti düşürdüğün duruma bak ya.

Sayın savcılar siz delil mi istiyorsunuz, kameralar var, devletin bakanlığa ait resmi binasında nasıl oturuyor müsteşar gibi, bakan gibi. Neden bütün iş adamlarıyla devletin tüm görevlileri orada, bir yazı yazacaksınız HTS kayıtları gelsin. Hangi bürokratlar bu adamın yanına geliyor, telefonunu arıyor. Ben iddia ediyorum Murat Kurum’u o o kadar aramıyor Çevre Şehircilik Bakanlığı’nda.”

“SAYIN SAVCILAR, BAŞKA DELİLE İHTİYACINIZ VAR MI?”

Peker, Twitter hesabı üzerinden soruşturmanın belgesini paylaşarak, “Çevre Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar’ın Sadık Soylu tarafından kapattırılarak (kendisine köle hale gelmesini sağladığı) fetö soruşturma evrakı. “Sayın savcılar, başka delile ihtiyacınız var mı?” ifadelerini kullandı.

İşte o belge:

8. BÖLÜM VİDEO

Sedat Peker 8. videosunu yayınladı

Sedat Peker 8. videosunu yayınladı

“Süslü Süleyman’a tek ayak üstünde durma cezası vereceğim. Çünkü çok ayıp şeyler söylemeye başladı.

Çakma solculara, gazetecilere selam… Süleyman iç çamaşırından sonra çocuk pornosunu örnek vererek konuşmaya başladı. Tedavi görmesi lazım. Süleyman bana artık doktorum diyeceksin. Biz senle artık ahiretlik olduk. Seni cehenneme koysunlar. Diyeceğim beni yanına koyun. Bizim artık ayrılmamız mümkün değil.

40 yaşından küçük kardeşlerim sizin sorununuz var. TV’de gördüklerinize inanıyorsunuz. İnanmayın dedim. Bana da inanıyorsunuz. Olaylara şüpheyle bakın. Doğruyu yakalamış olursunuz. Ben sizinle akit yaptım. Söz namus…

Çakma solcular, gazeteciler geçmişte bana küfür yazdınız. ‘Ben muhalifleri bayrak direğine asacağım oluk oluk kanlarını akıtacağım’ demedim. FETÖ’cüler dedim. Aynı yalanı defalarca tekrarlarsanız inandırırsınız. 

Başka bir başbakanlık dönemdeki skandalı anlatacağım. O zaman da ‘temiz toplum’ diye bağırıyorlardı. Samimi söylüyorum. Bizim düşkün Abdulkadir bir yazı yazmış. ‘Komplo’ diye… Kameraya, tripota, zekaya yenileceksiniz.

KEŞKE TAYYİP ABİ O ZAMAN OLAYLARA MÜDAHALE EDİP ÇÖZSEYDİ

FETÖ’cülere, Pelikancılara, Derin Memet’e söyledim. ‘Gelecek’ dedim. Keşke bu kadar anlatım varken Tayyip Abi olaylara müdahale edip çözseydi…

Düşkün Abdulkadir CIA falan deyip duruyor. Onları geç yok öyle bir şey. Onlar da ne olduğunu anlamaya çalışıyor.

Filistin’e imgelerle destek vermeye çalıştım. Azerbaycan’da olay oldu. SEA’ları yolladık. Katar’da sorun oldu. Askeri birlik kurduk. Azerbaycan’da SOCAR var. Alt şirketleri var. Katar’da zaten başka yerler de paralar var. Filistin’de ne var. ‘Hamaset’. Sonra ‘Kardeşlerimizle beraberiz…’ E oraya da yollasaydınız.

‘Devlerimizin maddi sıkıntısı’ var. Parayı biz toplayalım…İsrail’e giden malların kimin gemileri olduğu belli. ‘Boykot edelim’ 

Buraya değinmek lazım. ‘Aman devlet elden gidiyor, din elden gidiyor’ 10 tane SEA yollayın. Parayı ben toplayacağım.

Böyle bir şey 15 Temmuz’da da oldu. İlk sokağa çıkanlardanım. ‘Rütbelileri vurun’ dedim. ‘Kim vurun dedi?’ derseniz. Sedat Peker dedi dersiniz’ dedim. Polis, asker herkes şok içinde. Konuşan siyasetçi, şarkıcı, kıl, tüy. Ben bu tür oyunların içinde olmayı kendime yediremedim. ‘Gel konuşma yap…’ Eşime dedim ‘gitmiyoruz’…

SENİN HİÇBİR GÜCÜN YOKKEN BEN VARDIM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uluslararası bir komplo olduğunu söyledi, bulup getireceğiz” dedi. Devlet bulup getirir. Onda bir sıkıntı yok. Beni getirmek gerçekleri değiştirecek mi Tayyip Abi. Bundan sonraki videoyu ben kardeşiniz olarak karşınıza geçip anlatacağım. Ne zaman tanıştık. İki tane müfettiş, yalan makinası… Ben yalan söylüyorsam iki tane sıkacağım kafama.

Bütün bunları halk biliyor. Bir sen bilmiyorsun abi. Asla saygısızlık içinde olmayacağım sana karşı. Ben vatan haini değilim. Senin hiçbir gücün yokken ben vardım. Onların hiçbiri yoktu. Alkış beklemedim. Elimden ne geliyorsa yaptım. Bir dahaki videoda karşılıklı oturalım, açık delillerle doğrulayacağım. Helalleşeceğiz abi.

Şey diyorlar ‘Devleti yıpratmak için anlaşma bilmem ne…’ Ben Kutlu Adalı cinayetinde kriminal bir yapı var dedim. Bir ucu Venezuela’da dedim. Doğruyu söyledim.

Karşı taraf çok çoğaldı. Aklımı tatilinden geri çağırdım. 

KASETLERİ VAR HALİL’DE

Bir de uluslararası uyuşturucu trafiği diyorlar. Eski Başbakan’ın oğlu Binali Yıldırım…  Haluk Balyalı’yı niye gidip almıyorsunuz? Herkesi gidip alıyorlar. Türkiye Devlet İşleri’nden aranıyor. Niye gidip almıyorsunuz? Yayınladı arkadaşlar. Orta Doğu’nun uyuşturucu patronu diye. Kasetleri var Halil’de…

SOYLU’NUN KATILDIĞI CANLI YAYIN 

Süslü Süleyman’a geldik. Kısa geçeceğiz. Alevilik Şiilik konusuna değineceğim. Mahallede bir çocuk gelir. ‘Kardeş hoşgeldin’ dersin. Bakarsınız bunda bir kaypaklık var. Tam döveceksiniz, hemen bağırmaya başlar. ‘Sen Ali’nin ablasını parmaklamadın mı? Küfür etmedin mi anasına? falan. Hop bir bakarsın bu aradan yürür. Bunlara kaşar denir. O televizyon kanalında görmedin mi? Tak aradan yürüdü gitti…

Sülü cezalısın. Seni tedavi de edeceğim. Bu saydı saydı saydı gitti. Adama demezler mi? Namus sahibiysen açıkla. Hani nerede ortakmışız? Nerede resim çektirmişiz? Devamlı görüşmüşüz. O kadar emin söyledi ki ben bile düşündüm. Bir samimiyetliğimiz de yok. Zorladım çıkaramadım.

Ama orada Erhan Tuncer… Tak aradan yürüyecek ya kafaları karıştırıp… Bir tane de ablası DHKP-C’liymiş ordan FETÖ’ye bağladı.

Ben desem ki ‘Nurettin diye birini tanımıyorum’ kimse kanıtlayamazdı. Ama tanıyorum’ Komiser muaviniydi. Birgün çevirme yaparken tanıştık. Sırrı biliyormuş. Sülü dinle…

‘Dedim bu aradaş niye içine kapanık’ arkadaşı anlattı. Ablasının toplantı yaptığını biliyormuş bu da akademide öğrenci bilgi veriyor ablasının toplantılarını. Çatışma çıkıyor Nurettin’in ablası ölüyor. 34 sene önce ölmüş. Bu adam deli. Mahallenin kaşarı tak tak tak anlattı kaçtı.

Benim DHKP-C’nin korumasına mı ihtiyacım var? Bir de diyor ki ‘Ajan’. Öyleyse benim dosyada niye koruma polislerinin ifadesi yok? Sen nasıl bir adamsın ya! Harbi mahallenin kaşarısın sen ya.

Bir de diyor ki yurt dışına gitmedi. 7-8 ay yanımda kaldı koruma polisi evrakları orada. Bir de diyor ki ‘tecavüzcü’. Ulan sapık senin tipin tecavüzcüye benziyor. Şu tipe bir bak. ‘Karakolda olayı kapattı diyor’ Ben savcılığa gittim, anlattım. Şikayetçiyim dedim polislerle ilgili.

Şanlı gazeteciler var ya. Savcılığın kararını göndereyim yayınlayın dedim. İlan verin dediler.100 bin dolara yakın paramı aldılar. Onlar ayrı soyguncu…

Tecavüz olayında diyor ya ‘teşhis etmiş’ O tahkikatı yapanların hepsi cezaevinde şimdi FETÖ’den.

Şimdi Sülü’ye bağlı sosyal medya hesapları var. Araştırdım. 20 gr kokain yakalanmış kadının üzerinde tutuklama yok, gizlilik kararı koymuşlar dosyaya. Ulan kansızsın sen.

Şimdi faili meçhul cinayetler neler neler anlatacak bu adam…

Bir de FG plakalı bir araçtan bahsediyor. Dedim kiralık mıydı ne… Her öyle plaka olan FETÖ’cü mü? O zaman AÖ olanı da Öcalan’dan tutuklayın. Sonra birisi mesaj yazmış. Beykoz’da plaka verilirken FG’ydi diye. Siz delirmişsiniz. Fındık kadar beynin yok Cumhurbaşkanı olmaya kalkıyorsun.

Deli arkadaş vallahi deli ya… Namussuz yine ailemi kattı. Eşimin şirketi var. Kaç liralık şirket ki para transferi olsun. Ben İsrail değilim. Ben Merdan Yanardağ da değilim. İsmail Saymaz bir de senden özür diledi ya. Saymaz’ı Haber Türk’ün Veysi boşa düşürdü. Ulan Veysi… Kalk git masadan. İki dakka konuştunuz… 

“SADAT, BENİM ÜZERİMDEN EL NUSRA’YA SİLAH VE ARAÇ YOLLADI”

MİT TIR’ları yakalandıktan sonra kafamda şöyle bir şey oluşmuştu: Biz oraya hem toplumun duygularını yükseltmek hem de oradaki kardeşlerimize, Bayırbucak Türkmenlerine ve diğerlerine yardımcı olmak için İHA, kıyafetler, -ama sayıca çok fazla, oradaki tüm savaşçılara yetecek kadar- telsizler, çelik yelekler, onlar bunlar, tırlarca… Bu projeji düşündük. O milletvekili arkadaşımızla da konuştuk. O da düşünceyi aldı, iletmesi gereken yerlere iletti. Sonra dediler ‘Biz ek TIR’lar verelim, sizin TIR’larla beraber (gitsinler)’. Bizim TIR’lar ‘Sedat Peker yardım konvoyu’ diye gidiyor. Basına da resimler veriyoruz. Tüm ekipmanları yolluyoruz. Ama benim adıma giden diğer araçlar var. Onlar da başka yerdeki Türkmenlere gidiyor diye biliyoruz.

Araçların içinde ne olduğunu bilmiyoruz, bilmiyoruz dediysem silah var, saf çocuk değiliz.

Bu da normal, olması gereken şey. Ama bu MİT tarafından, askeriye tarafından organize edilmiyor. SADAT tarafından organize ediliyor, SADAT’ın içindeki bir ekip tarafından.

Bunların hepsini ben kendi paramla alıyorum ama onlar hariç, onların benimle hiçbir ilgisi yok ama benim adıma gidiyor. İşlem yapılmıyor, kayıt yapılmıyor, direkt geçiş yapılıyor. Sonra ben yüklü miktarda Mitsubishi araçlar yollamaya başlayınca dediler.

‘Bize de biraz verir misin, orada savaşçılar…’ dedim tamam, verelim. Türkmenler her yerden videolarla teşekkür ediyorlar aracı aldık diye, bir iki tanesi arapça konuşuyorlar. Sonra bizim Türkmen arkadaşlar ‘Bunlar el Nusracı’ dedi. Bizim diğer arkadaşlar da ‘Bu gidenler el Nusra’ya gidiyor’ diyor. Evet, benim üzerimden gidiyor. Samimi yapıyorum. Ama ben yollamadım, SADAT’çılar yolladı.”

ALBAYRAK’IN YERİNİ SÖYLEDİ

Murat Sancak, Ramazan Öztürk tüm hiyerarşi orada Ebu Abdurrahman ticaret böyle yapılıyor.

Bunlara silah veriyorsunuz bunlar bizim Türkmenlerle savaşıyor. Bizim üstümüzden gidiyor. Diyorlar ki ‘yeni dengeler var’ dedim ‘anlatın’. Berat Albayrak nerede biliyor musunuz? Sancak’ın Beylikdüzü’ndeki evinde kalıyor. Oradaki para neden bizim devlete gelmiyor. Hala bizden gidiyor

SEDAT PEKER, SERDAR EKŞİOĞLU İLE TELEFON GÖRÜŞMESİNİ YAYINLADI – VİDEO

Organize suç liderliğinden hükümlü Sedat Peker bugün Twitter hesabından yeni bir telefon görüşmesi paylaşımı yaptı. 

Peker paylaşımında “Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip abinin yeğeninin kocası Lazoil petrol dağıtım şirketinin sahibi serdar ekşi’nin karakolda milletvekilinin dövülme hadisesinin ve Suriye’ye giden askeri malzemelerle ilgili yaptığım telefon görüşmesi. serdar ekşi ne demiştim… Dik duracağız. Sen benle görüşüp sonrasında aleyhimde yapılan çalışmalara ortaklık ettin. Yaptığın her şeyi biliyorum, görüşeceğiz. Biz hepimiz aileyiz her suçta beraberiz” notunu yazdı.

12 dakika 45 saniyelik videoda, Peker daha önce Hadi Özışık’la yaptığı görüşmedekine benzer konularda Ekşioğlu Akaryakıt Ürünleri A.Ş.’nin sahibi Serdar Ekşioğlu ile konuşuyor ve “kendisine haksızlık yapıldığını” söylüyor. Ekşioğlu Peker’in haksızlığa uğradığını doğrularken ayrıca, Peker’in Suriye’ye silah götüren TIR’ların yola çıkışına tanık olduğu şeklindeki sözlerini de onaylıyor. Suriye’ye gönderilen silahlar iddiasıyla ilgili konuşan Peker, Ekşioğlu’na, “Biz 4 TIR yolluyorduk 4 TIR da onlar yolluyordu. Onlar Suriye’de başka yerlere veriyordu. Biz satmıyorduk sen de vardın ben de vardım” diyor. Serdar Ekşioğlu ise Peker’e “Pelikan’a girme” tavsiyesi veriyor.

Bu kısımda şu diyalog yaşanıyor:

Ekşioğlu: Reisim Pelikan’a girme.

Peker: Onlar da işin içinde nasıl girmeyeyim?

Ekşioğlu: Pelikan’ın başı Süheyb’i aradım ben Hilal’in kocası var ya…

Peker: O benimle görüşmek istemiş zaten.

Ekşioğlu: Reisim ben görüşeyim mi Süheyb’le.

Peker: Görüşsen ne diyecek ki?

Ekşioğlu: Ben Feyza’yla görüştüm Hilal’in yardımcısı.

Ekşioğlu ayrıca, eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın kardeşi Turkuaz Medya Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak için de “Serhat Albayrak medyadan gidecek, TRT ekibi de rahatsız, partinin kendisi rahatsız, AKP’nin önde gelenleri A Haber’e çıkmıyorlar” diyor.

VEKİLE DARP: ‘BEN ORADAYDIM’

Ekşioğlu’nun, Peker’in avukatını gönderip karakolda bir milletvekilinin darp edilmesi iddiasıyla ilgili hatırlatmasını da onayladığı görüntülere yansıdı. 

Peker, bu konuyla ilgili, “Metin ağabey sözde karakol amirini organize edecekti, ilkin iki kişi kavga edecekti. Öyle bir organizasyon olmayınca karakol amirini ayarlayamadı” derken

Ekşioğlu da “Ben oradaydım” ifadelerini kullanıyor.

Ekşioğlu’nun “Metin Külünk’ün bağlantıları kopuk” dediği görüşmede Peker’in “Nasıl üstü çizilmiş, MKYK üyesi” şeklinde konuştuğu görülüyor.

‘BİZ SATMADIK SEN ŞAHİTSİN’

Suriye silahları konusunda ise “O malzemeleri yollarken sen yok muydun biz 4 TIR yollarsak 4 TIR da onlar veriyordu. Onlarınkinin dağıtımı biz yapmıyorduk. Onlar Suriye’de başka yerlere veriyordu. Onlar getiriyorlardı silah mı satıyorlardı biz satmadık sen şahitsin. Bizle yolluyorlardı daha önceki gibi sıkıntı yaşanmasın diye. Bu yaptıkları namussuzluk” şeklinde konuşan Peker’i, Ekşioğlu “Doğru doğru” diyerek onaylıyor.

DÜN, ‘AÇIKLAYACAĞIM’ DEMİŞTİ

Peker, dün yaptığı açıklamada “Pazar günkü videoya kadar canınız sıkılmasın diye yarın akşam üzeri saatlerinde, zaman geçirmek için, aperatif niyetine birisiyle yaptığım telefon konuşmamı yayınlayacağım. Konu Suriye silahları” ifadelerini kullanmıştı.

DAHA ÖNCE GÖSTERDİĞİ KAĞITTA İSMİ YAZIYORDU

Serdar Ekşioğlu’nun ismi daha önce Peker’in Mayıs ayı başında yayınladığı bir videoda kameraya gösterdiği kağıtta, “Suriye’ye giden silahlar Serdar Ekşi şahit ve bir çokları” notunda geçmişti.

PEKER VE EKŞİOĞLU ARASINDA GEÇEN DİYALOGLAR ŞÖYLE:

Serdar Ekşioğlu: Reisim.

Sedat Peker: Napıyorsun kardeşim.

Serdar Ekşioğlu: İyi sen nasılsın iyisin?

Sedat Peker: Ne var ne yok, arayayım dedim seni.

Serdar Ekşioğlu: Bende yeni numaran yoktu reisim.

Sedat Peker: Bugün Mithat Ekşi’yle görüştüm, halaoğluyla o söyledi görüşmüşsünüz.

Serdar Ekşioğlu: Dün uğradım ona da, biraz sohbet ettik. Bu konuları da genel manasıyla bir konuştuk da. Reisim ortalık yangın yeri Kuran çarpsın.

Sedat Peker: E hakettiler da…

Serdar Ekşioğlu: Fazlasıyla. Ama reisim şu Pelikan’a girmeden aslında, daha girmeden artık… 

Sedat Peker: Ama kardeşim onlar da var işin içinde nasıl girmeyeyim…

Serdar Ekşioğlu: Ama işte ben şeyi aradım, Hilal’ın kocası. Pelikanın başı o zaten, Süheyb’i ben aradım.

Sedat Peker: Benimle görüşmek istemiş zaten, Fatih’le görüşmüş, ilk günler görüşmek istemiş, çok sinirliydim o zaman, hâlâ daha sinirliyim.

Serdar Ekşioğlu: Süheyb’i ben aradım, abi ben burada değilim, geleyim mutlaka görüşelim dedi. Görüşecektim onunla. Reisim sen sigaraya mı başladın?

Sedat Peker: Sigaraya başlatan kader utansın. Size zorla eziyet ediyorduk, hiç kimseye sigara içtirmiyordum. Bak bizi de sigaraya başlattı hayat.

Serdar Ekşioğlu: Reisim ben bir görüşeyim mi Süheyb’le?

Sedat Peker: Görüşsen ne diyecek? Yani varım mı diyecek? Yokum diyorlar. Bir enteresan şey var, şunu söylüyor. O şeyle konuştuğumuzda, Fatih kardeşimle, ben Fatih’i severim, böyle bir geldi bir şeyler anlattı kafamı karıştıracak. Devletin içinde bir grup varmış da, Mehmet Ağar’ı tutuyormuş da, karşıymış da, MİT’i söylüyor. Sanki ben onlarla beraber hükümete şey yapıyormuşum da. Dedim ki kardeşim sen ne anlatıyorsun dedim ya. Git söyle dedim onlara, benim çocuklarımın göz yaşının bedelini ödeyecekler. Benim hırsızın uğursuzun evine giderken kadın polis götürüyorlar, beni aşağılamak için kadın polis almadan evime gelecekler, ayriyeten narkotik köpeğiyle benim evimi arıyorlar. Biz dedim evde torbacının ne işi var. Bunu dedim ödeyecekler. O Tolga’yı da babasını da… Sinirlendim o zaman biraz şey konuştum.

Serdar Ekşioğlu: Şöyle ben, Süheyb’le… Feyza’yla ben konuştum, Hilal’in yardımcısı var. Seni de takip ediyor hatta, Twitter’dan. Bu Hilal’in yardımcısı, beni aradı. İlk video yayınladın ya reis Pelikanlar diye.

Sedat Peker: Ya ben Hilal Hanım’ı gıyabında tanıyorum, Fatih anlatıyordu iyi insan, öyle böyle değil diye, ben başka tanımıyorum, bilgim yok.

Serdar Ekşioğlu: İşte Hilal, bu Pelikancılar olarak dedikleri kişiler Hilal’le kocasıyla, Bosphorus ekibi var ya. Biraz şey, Ahmet Davutoğlu’nun, DEVA’nın kullandıkları şey. Mesela ben Hilal’le görüşüyorum.

Sedat Peker: Herkes Pelikancı diyor onlara, Ahmet Davutoğlu söyledi diye Pelikancı demedim ki ben onlara.

Serdar Ekşioğlu: Ama şöyle ben mesela, benim Süheyb’le ikili konuşmalarımda Mehmet Ağar’dan nefret ediyorlar.

Sedat Peker: Ya nasıl nefret ediyorlar da, bütün hepsini Berat Bey yönlendirmiyor mu Serhat’la beraber. Bilmiyor muyuz da onları, diğer taraftan da Mehmet Ağar’la Berat’ın yakınlığı. E Tolga’yı getirdiler Marmara teşkilat başkanı yaptılar. Tecavüz etti, kızı öldürdü, Beykoz’da ateş ettin, bütün hepsi delilli ispatlı şeyler, e babasının yaptıkları… Bunu kim yaptı, Berat yaptı. Herkes biliyor. Öyle değil mi kardeşim, o yaptı ya. Birbirinden nasıl nefret ediyor bu anlamıyorum ki o zaman.

Serdar Ekşioğlu: Vallahi başka bir şey var reisim ya. Ben anlamıyorum. İkili ilişkilerimde…

Sedat Peker: İlk videoyu yayınladım, Eşkiya diye bir dizi var. İlk videodan sonra diziye bir karakter sokuyorlar, adı Peker. Herkes aradı bana söyledi, bu diyor arabayı süren arkadaş Peker diyor, o diyor çok fazla konuşur önemseme diyor. Şimdi kardeşim ne yapacağız? Pelikan yok diyorsun, Sabah, ATV’yi bütün hepsini ortak bir beyin yönetiyor. Serhat başlarında. Berat, Serhat, gerçi esas beyin Serhat mı ne o.

Serdar Ekşioğlu: Zaten Serhat o ama, Serhat’ın da gideceğine dair bir bilgi var, medyanın başından gidecek diye.

Sedat Peker: La nereye gidecek, televizyon kanalı onun, her şey onun, kendilerinin da.

Serdar Ekşioğlu: Ya ama o medyanın başına, TRT ekibi de çok rahatsız Serhat’tan. Partinin kendisi rahatsız. AKP’nin önde gelenleri A Haber’e çıkmıyor reisim.

Sedat Peker: O haber değil miydi darbe gecesi Tayyip Abi’nin yayınını vermeyen, eeey ey. La bana bunu nasıl yaparlar. Ben Tayyip Abi’nin eşine, Berat’ın eşine, öbürlerinin eşine o lafları söyledi diyor milletvekili. Lan neler yaptık ya.

Serdar Ekşioğlu: Dün bunu konuştum onlarla, Uğur’a bunu söyledim. Dedim atla eşşeği karıştırıyorsunuz, Bilal Bey’in yardımcısı… Bak dedim bahsettiğiniz insan dedim ben bizzat içindeydim dedim, Barbaros dedim reisin avukatı. Bu adam eski milletvekili olanlara dedi.

Sedat Peker: Bir de Metin abi sözde şeyi organize edecek, o görüştü geldi karakol anını organize edecekti ilkin iki kişi kavga edecekti ondan sonra o olmayınca Barbaros’la o kadar…

Serdar Ekşioğlu: Ben oradaydım, ben biliyorum zaten hikayeyi. Onlar da çok şaşkın zaten.

Sedat Peker: Karakol amirini ayarlayamadı, Metin abi oradan yürüdü gitmişti. Ertesi gün adliyeye çıkarken adamın… Ben pişman değilim, tanımadığım 14 yaşındaki kıza tecavüz etti diye kolunu kırdım yetmedi, bacağını kırdım. Bütün tecavüzcüler, karıya kıza kim namussuzluk yapıyor bedelini öder. Lan ama senin namusun için. Serhat senin yengenin namusun için yaptım. Cumhurbaşkanımızın, Metin abi görüşme yaptı geldi, böyle bir şey olur mu arkadaş. Bizim karımızın namusu namus değil mi, bizim namusumuz namus değil mi? Bizim evimize polis yolluyorsunuz kadın polis yok. Hırsıza var, torbacıya var, herkese var ama bizim eve yok.

Serdar Ekşioğlu: Yav abi şöyle, ben seninle hatırlıyor musun 6-7 ay önce konuşmuştuk, baya hani yoldayken, o zaman Karadağ’daydın reisim. Orada da mesela hani ben şeyi anladım, beni Türkiye’ye hemen çağırdılar. Facetime’dan görüşmüştük seninle abi. İşte dinlenmiyor, ben görüştüğüm zaman beni hemen aradılar. Dinlenme yok ama görüyorlar ama. İletişim kodumuzu, sen Sedat Peker’le görüştün mü diye sordular, benim ağabeyim dedim, ailemin dostu dedim. Anlamıştım, burada bir şeyler var ama… Metin abi biraz kopuk. Kendisinin üstü çizilmiş durumda. 

Sedat Peker: Nasıl üstü çizilmiş? MKYK’ya girdi.

Serdar Ekşioğlu: Ya resiim MKYK önemli değil ya.

Sedat Peker: Nasıl önemli değil, partinin kalbi orası. Metin abiyle bugün görüşecem. O diyormuş sağda solda bu adama bu yapılmamalıydı diye.

Serdar Ekşioğlu: Reisim herkes aynısını söylüyor.

Sedat Peker: Lan bir de o Suriye silahları konusu lan. O kadar namussuzluk yaptılar lan bir tanesi bir yerde bir yazı yazdırmıyor. Bu adam bu silahları, kendi yolladıklarını kendi parasıyla yolladı. Lan oğlum sen oteldeydin, sen de vardın, sen yok muydun? Her seferinde sen de vardın.

Serdar Ekşioğlu: Vardım, hatta…

Sedat Peker: Biz 4 TIR yolluyorduk ya, 4 TIR da onlar veriyordu. Biz onların dağıtımını kendimiz yapmıyorduk. Biz parasını verdiğimiz, kendi aldığımız şeyleri onların dağıtımında. Onlar Suriye’de veriyorlardı başka yerlere. Ulan bunlar silah mı satıyordu, biz satmıyorduk, sen de vardın ben de vardım. Bir tane gazeteye niye yazmıyorlar, bu adam kendi parasıyla alıyordu yolluyordu. Öbürleri de benim TIR’la beraber gidiyordu, biliyon da işte şeye takılmasın diye, devletin şeyi… Daha önceki sıkıntı yaşanmasın diye. Bu namussuzluk ya, vallahi namussuzluk ya.

Serdar Ekşioğlu: Reisim ben bir görüşeyim şeyle ister misin? Ben bu Süheyb’le bir görüşeyim mi? Süheyb çünkü benimle hemen abi geleyim görüşelim dedi. Ben şehir dışındayım Serdar abi dedi.

Sedat Peker: Süheyp’i bir arasana, benimle görüşmek istemiş. O söylediği MİT konusu kafama takıldı, bir söyle telefonla konuşalım bu nedir bir anlatsın. Mehmet Ağar’ı mahvedeceğim. Beni ikna etsin nedir bu MİT konusu. Bir anlatsın bana. Bir konuş onla.

Serdar Ekşioğlu: Ben salı günü yanına gideceğim, buluşacağız ya, seni arattırayım.

Sedat Peker: Salı günü geç olur, pazar günü video çekeceğim, bunları yeniden söyleyeyim.

Serdar Ekşioğlu: O zaman ben bir arayayım şimdi, haber veriyorum sana

Sedat Peker:  Tamam, bir konuş. 

9. BÖLÜM VİDEO
SEDAT PEKER: BELEDİYELERDE RÜŞVET, DERNEĞE HAYIR ADI ALTINDA ALINIYOR

Belediyeler ve taşeron ihalelerde, rüşvetin ‘derneğe hayır adı altında’ alındığını anlatan Sedat Peker “Parayı alınca, belediye başkanı 100 bin liralık iş için 1 milyon lira fatura kesiyor” dedi.

Sedat Peker, 9. videosunu Youtube üzerinden ‘Yaşadıkça ve yaşlandıkça değil, direndikçe büyürüz’ başlığıyla yayınladı.

Peker’in açıklamaları şöyle:

“Sizinle bir sözlü bir akdimiz var, artık bun ete kemiğe büründürmenin vakti geldi. Bu işten büyük kârlı olan sizsiniz, ben küçük kârlı olanım. Benim kârım, kişisel gelişimde aslan avlamak diye bir şey vardır. Hayatında büyük başarı yakalandığında geçmişte yaptığın ufak tefek hatalar bir anda unutulur, gündem dışı olur. Cezaevi falan komik şeyler, ben onlarla ilgilenmiyorum, insanların algısındakini söylüyorum. Hak etmediğim şeyleri yüklediler bana. Bu hikâyeyi başarıyla neticelendirirsek, ben aslan avımı tamamlamış oluyorum, kişisel gelişim böyle tarif ediliyor. Bu işte benim kârım bu, e diyeceksiniz bizim kârımız ne? Anlatacağım, hepsini anlatacağım. 

BÖYLE HIRSIZLIK MI OLUR DİYE KAFAYI YİYECEKSİNİZ

Ben size ülkede nasıl para çalınıyor, belediyelerdeki rüşvet sistemi, alt dernekler var anlatınca kafayı yiyeceksiniz böyle profesyonel hırsızlık mı olur diye… Devlet ihalelerinde de taşeron sistemi. Ben bu ve bunun gibi olayları anlatacağım, bir nesil sonra zaten iktidar size geçecek. Bütün hırsızlıklarını yasal, gayrimeşru her şeyi anlatacağım. Bu kadar adam neden engellemiyor diyeceksiniz, ya engellemek istemiyorlar ki kardeşim.

BUGÜN BELEDİYELER NASIL SOYULUYOR, TAŞERON HIRSIZLIĞINI ANLATACAĞIM

Belediyeler nasıl soyuluyor ben size anlatayım mı? Bak engellemesi de çok basit. Ama hepsini bugün anlatmayacağım. Bugün belediyeleri anlatacağım, taşeron hırsızlığını anlatacağım. Çünkü akdımiz var, akdimize sadık kalacağız. Hepsini parça parça anlatacağım.

BELEDİYELERDE RÜŞVET, DERNEĞE HAYIR ADI ALTINDA VERİLİYOR

Bir belediye başkanına rüşvet vermeye gittiğinde, adam huylanıyor, senden parayı almıyor. Ya kelek yaparsa, ya kayıt gizli kayıt yapıyorsa, kamera varsa diye. ‘Bizim bir alt derneğimiz var, alt kuruluş, oraya şu kadar yardım yap’ diyor. Sen gidiyorsun oraya parayı yatırıyorsun, işte sözde hayır işi için. Hiç kusura bakmayın belediyeciler söz verdik doğru konuşacağız.

PARAYI YATIRINCA, BELEDİYE BAŞKANI 100 BİN LİRALIK İŞ İÇİN 1 MİLYON LİRA FATURA KESİYOR

Sen gidiyorsun paraya yatırıyorsun, ondan sonra ne yapmak istiyorsan onu yapıyorsun. Hani Sülü’nün Ankara’da akrabası var ya, onun yaptığı işlerin bu belediye aksanı. O dev olmuş, bakanlar, genel müdürler hepsini yönlendiriyor. Benim anlattığım belediyelerdeki sistem. Şimdi sen oraya parayı yatırdın ya, belediye başkanına gitmedi diyeceksin para. O ne yapıyor? 100 bin liralık bir iş var, en güvendiği arkadaşına diyor ki ‘1 milyonluk fatura kes’ diyor. İşi, istediği insana verme gibi bir saçma bir şey var, onu da siz (gençler) kaldıracaksınız. En iyi teklif verenin ihaleyi alması lazım. Sonra o 1 milyon liralık işi alıyor ama 100 bin liraya yapıyor. Ona 100 bin lirayı veriyor, 100 bin de vergi vesaire çıkarsa, geriye kalan 800 bin lirayı kılçıksız alıyor cebe indiriyor. Bakın şaka yapmıyorum. Ve hiçbir polis takip altında neden falan neden ceza almıyorlar, sonunda beraat ediyorlar? Çünkü sistem bunun üzerine.

1 MİLYAR DOLARA İHALEYİ ALIYOR, DOĞRUDAN ALT TAŞERONA 400 MİLYON DOLARA VERİYOR, HİÇBİR İŞ YAPMADAN 600 MİLYON DOLARI KILÇIKSIZ BU TARAFTA

Taşeron sistemi nasıl işliyor, onu da anlatacağım. Bunlar bir ufak hamleyle değiştirilebilir. İnsanın karısına, çocuğuna zaafı olur, onu etkileyip seni yönlendirebilirler. Sistem kuracaksınız siz. Aslan avını bana yaptıracaksınız, ben de size anlatacağım.

Siz hep diyorsunuz ya, beşli çete, onlu çete, onlara ihaleyi veriyorlar diye. 1 milyar dolara ihaleyi alıyor, siz zannediyor musunuz ki bunların işçileri var, hayır yok. Alt taşeron sistemi var. Bunlar işi taşeronlara veriyorlar. 400 bin milyon dolara taşerona veriyor, 600 milyon dolar kılçıksız bu tarafta.

ALT TAŞERONUN DA ALT TAŞERONU VAR

Alt taşeronun da alt taşeronu var. Samimi söylüyorum, rezalet, komedi. Tüm sistem bu şekilde çalışıyor. O alt taşeron ne yapıyor? En son o taşeronun da bir altı var, onlar kamyonların filan sahipleri var ya, onlar da yolunu buluyor da, emeğinin karşılığını buluyorlar. Ama ortadaki para ne kamyon, ne o ne bu. Taşeron sistemini kaldırdım diyeceksin. İhaleyi açacaksın, telefondan bile ihaleye girecek, tüm evrakları hazırlayacak. Madem taşeron bunu yapabiliyor, maliyeti bunu 200 milyon niye devletten 1 milyar çekiyor. Bu para nereye gidiyor? Bu para sizde kalınca, asgari ücret 10 bin olacak.

NAMUSLU GAZETECİLERE KORKU İKLİMİNİ AŞMALARI İÇİN CESARET VERİLMESİ LAZIM

Siz benim için ne yapacaksınız? Namuslu gazeteciler var ya, ben boşa konuşmam, bir şey konuşuyorsam bana inanın. Beni size, sizi de başkasına mahcup etmem. ‘Sedat Peker’in her dediği doğru çıkmaya başladı’ diyorlar. Bir tanesi yanlış çıksın elimi keseceğim diyorum ya anlamıyor musunuz?

Siz gazeteciler, korku iklimi var ya, kırıldı gerçi de. O korku iklimini aşmaları için gazetecilere cesaret vermeniz ama namuslu olanlara. Siz onlara cesaret verince muhalefet partilerinin içinde atarlı yürekli tipler var, onlara da coşkuyu verince, baskıyı kurunca, oy vermeyiz, bir gidecekler, iktidar. İktidar keşke açsaydı, bütün her şey ortaya çıkacak.

SÜLEYMAN DİYOR YA ‘POLİÇE SESİNİ ÇOK SEVİYORUM’ DİYE, ŞİRKETİN 57 KAT BÜYÜMÜŞ

Engin Sigorta (Süleyman Soylu ailesinin şirketi). Süleyman diyordu ya, ‘Ben o poliçe sesini çok seviyorum’ diye. Şirketin yüzde 5 bin, 7 bin derken 57 kat büyümüş. Dünyanın neresinde böyle bir şey var. O poliçenin sesinde ben de uyurum, herkes uyur.

YÜCE DİVAN’A GİDECEKSİN, DELLİLERİ DE BENDE

Erdal Baba’ya araba, 20 sene evvel sana getirip sigortalattığında Erdal Baba diyordun. Şimdi Erdal Baba lazım değil ki. Bütün holdingler sende, poliçe sesi. E uyursun tabii. Sülü Allah’a yemin olsun, iğnenin deliğinden geçireceğim seni kibrit kutusundan alıp. Bugün senin son günün. Sen Yüce Divan’a gideceksin, yargılanacaksın, hiçbir şansın yok. Anlattıklarımın altlarını da hazırladım, delilleri de bende, sen bitireceğim.

MADEN SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİYİM, ODANA ÇAĞIRIP MİSAFİR ETTİĞİN…

Madem ben suç örgütü lideriyim, sana yurt dışına gitmeden önce odanda çağırıp misafir ettiğin, dur oraya geleceğim, Sülü bekle.

Ben böyle aile var, üç tane ufak çocuğum, iki tane oğlum, iki tane arkadaşım. Biz bir yere gidiyoruz da bunlar nereden öğreniyor diyorum? Nereden öğreniyorlarmış biliyor musunuz. İnternette bir program varmış, saçma sapan her şeyi okudum çocukluktan beri ama yaş geçmiş herhalde teknolojiyi yakalayamıyorum. Bu görselleri, görüntüleri bilgisayara yüklüyorlar. Hangi oteldesin, neredesin eşleşme yapıyor. Bu yüzden arka fonda böyle zevksiz şeyler yapacağız kusura bakmayın. Yoruldum kardeşim. Gecenin birinde çoluk çocuk geldik yeni bir yere yerleştik, epey bir yol geldik.

MUKTEDİR OLANLARIN ÇOCUKLARI, TORUNLARI BENİM YAŞADIĞIMI YAŞAYACAK

Bugün muktedir olanların çoğu, yaşları çok olanlar ölür yaştan, onların çocukları, torunları benim yaşadığımı yaşayacaklar. Nereden mi biliyorsun? Bu ülkede ne yaşanacaksa hep söyledim. Çocukluk arkadaşlarıma sorun. Orta Doğu’da yaşanacakları 25-30 sene önce söyledim. Çin’in yükselişini, Şanghay Beşlisi’ni anlattığımda kimse bilmiyordu. Vallahi gezecekler, ben tecrübeliyim ailemi de kendimi de korurum, sistematiğim var, aklım var. Onlar sudan çıkmış kuş gibi olacaklar. Bu rezilliği nasıl FETÖ’cüler yaşadı, onlar da yaşayacaklar.

‘Ona istihbarat yardım ediyor’ diyorlar. Lan mal, ulan beyinsizler, ulan çakma yorumcular. MOSSAD, CIA bilmem kim bana yardım etse demezler miydi, fon arkada, sabit yerde çek demezler miydi? Namussunuz, şerefiniz yok ulan sizin.

YENİ BİR YERE GELDİK’

Saatin gece yarısını geçtiğini belirten Peker, ”Yollarda çoluk çocuk geldik. yeni bir yere geldik” dedi.

‘OĞLUMA ÇATAL FIRLATTIM!’

Küçük oğluna kardeşlerini ağlattığı fırlattığı çatalın saplanmasından bahseden Peker, ”Ufak erkek oğlum Boğaçhan 10 yaşındaydı, şimdi 12 yaşında. Kardeşlerini ağlatmış. Sinirlendim o an elimde çatal vardı, onu fırlattım. Annesi Muğlalı kibar bir insan, bizim gibi vahşi değiller. Çatal tabii saplandı. Annesinin aklı yerinden gitti. Boğaçhan ‘Ben senin oğlun değil miyim?’ dedi. İlk kelimem ‘Bir daha onları ağlatırsan, seni öldürürüm’ dedim. Erkek çocuklarında baba olduğumu hissetmedim, kız çocuklarımda baba olduğumu hissettim” dedi.

‘ARTIK BENİ ÖLDÜRMEDEN KURTULUŞUNUZ YOK’

SADAT ile ilgili iddialarını tekrarlayan Peker,”Onların da kafası karışık, her şey planladığım gibi işliyor. Dakika, dakika her şeyi planladım. Bütün riskleri planladım. Allah belanızı verdi. Artık beni öldürmeden kurtuluşunuz yok. Bir de diyorlar ‘Türkiye’den MİT gelecek’ niye MİT’teki kardeşlerimizi katıyorsunuz? Kendinize güveniyorsanız, siz gelin. Siz hepiniz, ben tek hadi gelin. Bizim MİT’le ne işimiz var? Ben devletin aleyhinde ne söyledim? Devletin içinde yer almayan bir kuruluş SADAT, şu anda orada yapılan ticaret ve silahlar…” ifadelerini kullandı.

AKİT TV

Akit TV’den bahseden Peker, ”Akit medya grubuna makara yapmayacağım. Beraber sofra kurduk yemek yedik. Ama söyleyecek kelamlarım var onlara. Akit TV’nin yazı işleri müdür var Murat Alan. Sen saldırıya uğradığında hastaneye ilk gelen ben değilmiydim Ben sana en sevdiğim silahı verip, bir daha gelirlerse vur demedim mi? Sana cezaevinde ben bakacağım demedim mi? Biz senle o kadar muhabbet ettik. Göreceksiniz suç örgütünü” ifadelerini kullandı.

BİNALİ YILDIRIM’IN OĞLU

Binali Yıldırım’ın oğlundan bahseden Peker, ”Sayın Başbakan… Senin oğlunu korumana gerek yok ki. 15 senede kaç milyar dolarlık servet yapmış. Sadece Hollanda ayağını biliyoruz. Hollanda devleti açıkladı diye… Senin çocuğun gerizekalı mı bırak o konuşsun” dedi.

10 BİN DOLAR İDDİASI

Peker, ”Benim 10 bin dolar yolladığım bir milletvekili yok ama daha çok yolladıklarım var. Bana 10 bini doları nasıl yakıştırdınız. Ben aç, açıkta kalırım yine herkesten fazla veririm. Hani diyorlarla ya bunu açıkla diye. Ben kimseye 10 bin dolar vermedim ama daha büyük paralar yolladım. Çanta çanta” ifadelerini kullandı.

METİN KÜLÜNK AÇIKLAMASI

Şimdi Metin Külünk’ten konuşacağız diyen Peker, ” Metin ağabeyden. Metin abi beni telefondan aradı, Biden beni Erdoğan’a karşı… Ya dedim abi ne diyorsun sen, Biden işi gücü bırakmış Sedat Peker’i mi bekliyor, hepten delirdik, vallahi delirdiler. Adamlar dünyayı yönetiyor, onun devlet başkanı Sedat Peker’i mi bilecek. Benim kendi meselem var. Beni sakinleştirdi, konuştu konuştu. Sonra benim yanımdan ayrıldı, beni itibarsızlaştırmak için kurulan mafyalar var, tecavüz hikayelerini kurgulayan puştlar var ya, onlar var, vekiller var, devletten adamlar var. Özel adamları ama fındık kadar beyinleri var. O yüzden Metin ağabeyi konuşacağız. Beni tolda bırakanı rezil edeceğim, ha Metin ağabeyi rezil etmeyeceğim, ne yaşadık onu anlatacağım” ifadelerini kullandı.

‘AKP’NİN DAĞITTIĞI KAHVELER BENİM’

Peker, ”Bana pislik mafya diyorlar ya, Ak Parti’nin seçim zamanı dağıttığı kahveler var ya, seçim zamanı. Hepiniz içtiniz, Tarihi Beyoğlu Kurukahvecisi, benimdi o, hani ben pislik mafyaydım. Ulan onlarca milyon liralık kahveyi benden siz alıp dağıtmadınız mı her yerde. Lan bir lira mı verdiniz, verdiyseniz hani fatura. Lan size yazıklar olsun” dedi.

SEÇİM ZAMANI ARABASINA PARA BIRAKIRDIM

Peker, ”Metin ağabeyle, Ömer Külünk diye bir yakını var mesela, nasıl ilişkimiz onu anlatayım. Tefeciler benim yeğenimin yerini almış, o zamanın parası bugünün 1,5 milyon lirası, tefecilerle bir konuşsan şey yapsa. Ya dedim Metin ağabey, ben ismimi unutturmaya çalışıyorum, o onu arayacak, o onu arayacak sanki ben tahsilat yapıyormuşum gibi. Dedim ağabey kaç para ben vereyim. O konuda ismi geçen bir iki işadamı arkadaş var, biz ödeyelim dedik. İş para ödemeye gelince bir tek ben ödedim, tapuyu aldık verdik. Biz para verdik mi böyle veririz. Almanya’daki o dernekler var ya, onlara rica ederdi para yollar mısın diye, el altından onlara para yollardım. Ama öyle her ay giden 10 bin yok, seçim zamanı geldiğinde arabasına para bırakırdım. Ya şimdi ben böyle deyince bizim diğer milletvekili tanıdıklar, lan bizi de, lan oğlum biz kimseyi söylemeyiz. Ama Biden miden gel film yap, sonra beni karalama kampanyasına abilik yap. İstesem gömmek için evet verdim derdim ama 10 bin değil çok daha fazlasını verdim” dedi.

‘BİZ GAZETEYİ BASTIK’

Demirören ile ilgili iddialarda bulunan Peker, ”Biz gazeteyi bastık. Aydın Doğan kargaşalardan korktu verdi gazeteyi. 750 milyon dolara verdi hepsini. Aslından bir tanesi o kadar ederdi. Bu 750 milyon doları Ziraat Bankası verdi. Bu 750 milyon doları ödemedi. Ana parayıda, faizinide ödemedi” ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUK DAYANAMADI KAFASINA SIKTI’

Ekrem Güler ile ilgili iddialrada bulunan Peker, ”Silivri Emniyet Müdürüne baskı yaptı. Çocuk dayanamadı kafasına sıktı” dedi.

Peker, ”Paramount Otel var. Sahibi kim, Sezgin Baran Korkmaz. Bu arkadaş Türkiye’de de ABD’de de aranıyor. Bu adamın otelinde kimler var. Bölge İdare Mahkemesi Başkanı Esad Topklu, o kadar rahatlar ki sıfır X5 ile işe gidiyor. Tayyip abi niye alamıyor bunu. Onu da anlatacağım” dedi.

‘ARANAN ADAMIN OTELİNDE HAKİMLER KALIYOR’

Peker, ”Başka, bunun eski koruması, kendi korumasıydı, onu koruma dair başkanı yaptı. Kim, Ekrem Güler, kim Silivri’deki genç emniyet müdürünün intihar etmesine neden olan canavar hain, bunalıma soktu, kafasına sıktı. Veysi Ateş, tatil ekibinde. Bunlar tatili de birlikte yapıyorlar, kesmeyi de birlikte yapıyorlar. Resul olaya sonradan dahil olacak, bunlar tatil ekibi. Bir de Muğla Emniyet Müdürü, Marina vardı ya, el konulan, şimdi de otele el koyuyorlar. Sezgin Baran Korkmaz, en son Mübariz de demişti, sendeki belgeler benim şirketim ama bende yok demişti, bende var kardeşim. Sakın onlarla anlaşayım deme, patlatırım rezil olursun. Müşteri portföyünün tamamı bende, hangi hakimler savcılar. Siz aranan adamın otelinde ne işiniz var? Hani lan faturalarınız? Suit odada kalıyorsunuz, 100 bin lira yapıyor, lan sizin maaşınız kaç para, hani fatura” diye sordu.

‘BARAN KORKMAZ’I SÜLEYMAN SOYLU YURTDIŞINA GÖNDERDİ’

Peker, ”5 Aralık Resul Holoğlu, Organize Suçlardan Sorumlu Emniyet Müdür yardımcısı telefon açıyor Korkmaz’a. Sezgin Baran Korkmaz kim ABD’de aranıyor.  İçişleri Bakanlığı’na çağırıyor. Saat 10.30, 12.30 çıkış. Sezgin Baran Korkmaz 45 milyon dolar bir iş adamından alacağı var.(İnan Kıraç) Süleyman buna ‘Senin hakkında tahkikat yapıldı, yurtdışına çık. Yukarının haberi var, bu parayı da sil, sorun çıkacak’ diyor. Yukarısı da Tayyip abi. Amerika’dan da büyük para gelmiş diye herkes biliyor ya.. Bütün kayıtlar çıkacak. Sezgin Baran Korkmaz, 6 Aralık’ta yurtdışına gidiyor. İçişleri Bakanı, Organize Suçlar Daire Başkanı’nı telefonla arayıp, hakkında 6 aydır dosya hazırlanan adamı İçişleri Bakanlığı’na çağırıyor ve görüşüyor ve yurtdışına çıkmasını söylüyor. Bu 45 milyonu kabul etti ya Sezgin Baran, ne yapsın devlet var karşısında. Oteli de istediler. Böyle bir namussuzluk olur mu? Siz muhaliflere baskıyı kuracaksınız, 5 Aralık’ta Sezgin Baran Korkmaz İçişleri Bakanlığı’na geldi mi kamera kayıtlarını çıkarın. 6 Aralık’ta yurtdışına çıkmış mı? Sezgin Baran Korkmaz bakıyor her şey elden gidecek, dönmüyor. 28 Aralık’ta operasyon yapıyorlar. 29 Aralık da 45 milyon doların ödenme günü, haciz olacak o gün. Karısını gözaltına alıyorlar. Bu Veysi.. Ben olayı toparlayayım diye arayan da bu Veysi. Aranan adamın oteline gidip kalıyorsun, onbinlerce, yüzbinlerce euro hesap hiçbiriniz ödemiyorsunuz sonra adamı gasp ediyorsunuz. Mehmet Ağar’dan öğrenmiş bu taktiği. Siz bu adamın arkadaşı değil misiniz? İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı izin vermiyor, Cumhurbaşkanına gidiyor, haberiniz varmış. Haberim yok diyor. Hangi savcı hangi hakim kaldı hepsinin listesi bende” dedi.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet / Furkan Karabay

© Deutsche Welle Türkçe / Banu Güven

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top