GÜNDEM

METİN KÜLÜNK!

“Erdoğan’ın uzun kolu, AKP İstanbul Milletvekili ve Dış İlişkiler Başkan Vekili Metin Külünk ve Başdanışmanı İlnur Çevik üzerinden Almanya’ya uzanıyor.”

FEYZİ İŞBAŞARAN’DAN AKP’Lİ MİLLETVEKİLİNE SORU: “10 BİN DOLAR ALAN SEN MİSİN?”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, bir siyasetçinin organize suç örgütü lideri Sedat Peker’den her ay 10 bin dolar aldığına dair iddiası siyaset gündeminin üst sıralarında tartışılmaya devem ediyor.

Kulislerde ismi geçen milletvekilinin AKP’li Metin Külünk olduğu iddia ediliyor.

İşbaşaran’ın Twitter’dan yaptığı paylaşım şöyle:

PEKER’İN İŞARET ETTİĞİ AKP’Lİ KÜLÜNK’ÜN ALMANYA’DAKİ ÇETE FAALİYETLERİ

Ülkücü mafya Sedat Peker’in videoları, bizzat suça ortak olan, bir dönem iktidar tarafından kullanılan birinin itirafları niteliğinde olduğundan iktidar bloğunda biriken suçların ortaya saçılmasına, kirli ilişkilerin dökülmesine neden oldu.

Bazı isimler açıktan zikredilirken, Peker kimine işaret etmekle yetiniyor. İşaret edilenlerden birisi de Metin Külünk. 

AKP’NİN ALMANYA’DAKİ PARAMİLİTER ÖRGÜTÜ: ALMANYALI OSMANLILAR

28 Mart 2018’de Stuttgart Eyalet Mahkemesi’nde görülen ceza davasında, yaşları 19 ile 46 arasında değişen 8 sanık yargılandı..

Ceza davasındaki dosyalardan biri Celal S.’nin bir zamanlar kendisinin de üye olduğu Almanyalı Osmanlılar Boks Klübü (Osmanen Germania Boxclub) adlı çeteye karşı açılan davadır.

Celal S. 2 Şubat 2017’de Türkiye’den tatilden döner. Çete içindeki iki eski arkadaşı tarafından Baden-Württemberg eyaletinin Herrenberg beldesinde tuzak olarak hazırlanmış eve davet edilir. Üç gün boyunca ağır işkenceden geçirilen Celal S., bir yolunu bulup kaçar. Hayatını zor kurtarır.

Üç gün boyunca Celal S.’nin birkaç dişi kerpetenle sökülür. Kalçasına silahla ateş edilir. Kalçasına saplanan kurşun uyuşturulmadan, işkence edilerek bıçak ve kanca yardımıyla çıkartılır. Kan kaybından ölmesine ramak kala Celal S. kaçmayı başarır. (Spiegel Online, 25 Mart 2018)

Savcılık dosyasında yer alan 80 civarındaki suç dosyasından biridir yalnızca Celal S.’nin başından geçenler.

Bir başka dosyada da 21 Kasım 2016’da Ludwigsburg’un kent merkezinde ”ibreti alem olsun” diye 18 kişilik Almanyalı Osmanlılar çetesinin üyeleri tarafından Olgun B.’nin beyzbol sopaları ile linç edilmesi var. 

”Durmak yok! Durmak yok! Bir daha ayağa kalkmamalı!” haykırışları arasında dövülmesi akabinde, hayatını kaybetmesi var örneğin.

Olgun B.’nin “suçu”, Kürt Rocker grubu olarak adlandırılan “Bahoz” grubundan olmasıydı. Almanyalı Osmanlılar çetesinin “reis”lerinden Levent U. ve Robin O.’nun emir vermesi ile kendi jargonlarında “cezalandırma” adı verilen bir saldırı gerçekleştiriliyor. Gizli saklı değil. Bilinçli olarak açık alanda “infaz” gerçekleştiriliyor. Amaç “diğerlerine de” gözdağı vermek.

Celal S.’nin cezalandırılmak istenmesinin bir gerekçesi de bu olay: Celal S., Bahoz grubundan Olgun B.’nin linç edilmesini onaylamıyor ve çeteden uzaklaşıyor. Güruhun reisleri hem içe hem de dışa dönük korku salmak için Celal S.’yi cezalandırıyorlar…

15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİYLE ALMANYALI OSMANLILAR ÇETESİ ARASINDA BAĞLANTI VAR MI?

Frankfurter Allgeimeine Zeitung’dan Rüdiger Soldt, 15 Temmuz 2016 darbe girişimi ile Almanyalı Osmanlılar çetesi arasında bağlantı olduğuna işaret ediyor.

Gazeteci Soldt, 26 Mart 2018’de Frankfurter Allgemeine Zeitung’da yer alan makalesinde, “Yalnızca organize suç değil” başlığını tercih ederken, meselenin siyasi boyutuna dikkat çekmeyi amaç edinmişti..

Rüdiger Soldt:

“Stuttgart’daki davanın siyasi boyutları var. Rocker grubuna yapılanların bağlantıları Ankara’ya kadar uzanıyor” ifadesini kaydederken de aynı boyutun altını çiziyor.

Soldt, 2015’den beri Stuttgart çevresinde örgütlenmekte olan “Bahoz” adlı Kürt rocker grubunun Almanyalı Osmanlılar grubunun oluşmasında hızlaindırıcı etken olduğunu, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminden sonra “Ankara’nın buraya ilgisinin güçlendiği”ni ifade ediyor.

Belli ki bu saptama yalnızca Frankfurter Allgeimeine Zeitung’un yazarının özel yargısı değil..

Sol Parti Meclis Grubu adına yanıtlanması için verilen önergelerden birinde şu ifadeye yer veriliyor:

 “Federal Hükümetin değerlendirmesine göre, Türk hükümeti Almanya’daki örgütler, dernekler ve çeşitli gruplarla Almanya’da yaşayan üç milyondan fazla insan üzerinde etkili olmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümetteki AKP bu kurumları, özellikle 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra destekledi.” (Kleine Anfrage: 19/154)

BUNDAN DAHA AÇIK NASIL İFADE EDİLİR?

Almanya’daki Federal Hükümet hem AKP’nin hem de bizzat Erdoğan’ın bu çete ile bağlantı içinde olduğunu resmen kabul ediyor.

Junge Welt gazetesinden Gitta Düperthal’ın deyimiyle, ”Erdoğan’ın uzun kolu” bu paramiliter yapılar ile derin ve güçlü bağlantılara sahiptir.

Erdoğan’ın uzun kolu, AKP İstanbul Milletvekili ve Dış İlişkiler Başkan Vekili Metin Külünk ve Başdanışmanı İlnur Çevik üzerinden Almanya’ya uzanıyor.

Diğer bir Başdanışmanı olan Muhammet Taha Gergerlioğlu’nu da Almanya’ya göndermişti. 17 Aralık 2014’te Frankfurt Havalimanı’nda ülkeye ayak basar basmaz gözaltına alınıp, yaklaşık iki yıl hapis yattıktan sonra Alman hükümetiyle yapılan özel anlaşmalar sonrasında sınır dışı edilmişti.

METİN KÜLÜNK – İLNUR ÇEVİK İKİLİSİNİN ALMANYALI OSMANLILAR ÇETESİYLE OLAN BAĞI

12 Aralık 2017’de Alman ikinci kanalı ZDF’de yer alan ”Frontal 21” programı ile Stuttgarter Nachrichten gazetesindeki habere göre, AKP milletvekili ve Dış İlişkiler Başkan Vekili Metin Külünk’ün Almanya’da faaliyet yürüten ”Almanyalı Osmanlılar” çetesiyle yakın temas içinde olduğu belirtilmişti.

Sözü geçen programda, Almanyalı Osmanlılar adlı çeteyle yakın temas içinde olduğu belirtilen AKP milletvekili ve Dış İlişkiler Başkan Vekili Metin Külünk’ün, Almanya içinde provokatif eylemler yapılması için çok yönlü örgütlemelerde bulunduğu ifade ediliyor.

İddialar arasında, sözü geçen çeteye Erdoğan’ın bilgisi dahilinde para verildiği de belirtiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan hakkında şiir yazan Alman moderatör Jan Böhmermann’ın “cezalandırılması” için Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UTED) Mannheim eski başkanı Yılmaz İlkay Arın üzerinden Almanyalı Osmanlılar adlı çetenin azmettirildiği; bu azmettirmenin de Metin Külünk üzerinden örgütlendiğine dikkat çekiliyor.

Stuttgarter Nachrichten gazetesinden Franz Feyder’in haberindeyse, Erdoğan’ın Başdanışmanı İlnur Çevik’den başlayıp, UTED yöneticisi Yılmaz İlkay Arın’a, oradan MİT elemanı Mehmet D. ile iletişim halindeki çete reisi Mehmet Bağcı‘ya kadar giden bir şema veriliyor.

Bu irtibat şemasına göre, Almanyalı Osmanlılar çetesinin reisi Mehmet Bağcı’nın cezaevinde olmasından dolayı işlerin Selçuk Şahin üzerinden yürütüldüğüne değiniliyor.


Çetenin silahlı ekibi Almanyalı Osmanlılar Boks Klübü olarak verilirken, çete reislerinden Levent Uzundal adlı kişinin rolüne de dikkat çekiliyor.

Sözü geçen haberde, Almanya’da Erdoğan karşıtı muhalefetin susturup, baskılanması için MİT’in görevlendirildiği belirtiliyor.

KİM BU ALMANYALI OSMANLILAR?

Almanyalı Osmanlılar adlı çetenin “resmi tanıtım videosu”nda “Kana kan” en çok kullanılan slogan. Bol bol kas gösterisi yapılırken, kanın yüceltilmesi, işgal ve şiddet övgüsü gırla… Tanıtım videosunda tek bir kadına bile yer verilmemesi, sözü geçen güruhun faşist ideolojiyle olan akrabalığına kanıt olarak da görülmelidir. 

Almanya’nın 22 kentinde örgütlü olduğu belirtilen çetenin, 1500 civarında üyesi olduğu tahmin ediliyor. Sözü geçen çetenin reisi, diğer sıfatıyla “dünya başkanı” Mehmet Bağcı, yardımcısı ise “dünya başkan yardımcısı” Selçuk Şahin’dir. 

“Milli dava”, “Osmanlı ecdadımız”, “Türklük” gibi kavramların havada uçuşup, Yeniçeri kavuğu-motosiklet-yumruk sembollerinin sürreel bir tarzda iç içe boca edildiği bu yapının asıl varlık zemini hiç de kendilerinin anlattığı gibi değildir. Asıl yaşam kaynakları fuhuş, uyuşturucu, organize suç, tehdit, baskı, silah ticareti ile para karşılığı AKP’nin pis işlerini yapmaktan ibarettir.

SIĞINMACILAR ÜZERİNDEN ÇOK PARA ELDE ETTİLER

“Boks kulübü” ve “güvenlik şirketi” adı altında özel güvenlik “hizmeti” de veren bu güruhun, yüksek sayılabilecek bir geliri sığınmacı krizinde elde ettiği Alman medyasında çokça ifade edildi. O dönemde “özel güvenlik hizmeti” adı altında pek çok kentte ihale kapan çetenin, ciddi rakamlar elde ettiğinin altı çiziliyor.

AKP’nin paramiliter gücü Almanyalı Osmanlılar’ın “dünya başkan yardımcısı” Selçuk Şahin, 2016’da internette paylaştığı bir fotoğrafta Erdoğan’ın bir danışmanı (İlnur Çevik) ile poz veriyor. Ayrıca kendilerinin Avrupa Türk Demokratlar Birliği’nin (UTED) “güvenlik ekibi” olduğunu açıklıyor.

Her ne kadar mahkemede her iki taraf da bunu inkâr etse de, Alman istihbaratı yetkilileri UTED ile Almanyalı Osmanlılar çetesi arasındaki ilişkinin varlığından emin olduklarını açıklıyorlar. (FAZ, 26 Mart 2018)

2016 ilkbaharında Erdoğan’a hakaret ettiği iddia edilen ZDF moderatörü Jan Böhmermann‘ın, “en azından izlenmesi” için UTED tarafından Almanyalı Osmanlılar adlı güruha “sipariş” verildiği ortalığa saçılmış bilgiler arasında yer alıyor. Yine bu dönemde çetenin Stuttgart reisi olan Levent Uzundal ve Selçuk Şahin’in Erdoğan’dan silah alımı için para istedikleri Alman medyasında yer aldı.

Hessen ve Baden Württemberg Eyalet Kriminal Daireleri, UTED’in “AKP’nin yurtdışı örgütü” olduğuna dair kuşkularının kalmadığını açıkladılar. (FAZ, 26 Mart 2018)

‘SIĞINMACI ANLAŞMASI BOZULMASIN DİYE SORUŞTURMA SINIRLI TUTULUYOR’

Hür Demokrat Parti (FDP) Baden Württemberg Eyalet Parlamentosu milletvekili Hans-Ulrich Rülke, UTED ile Almanyalı Osmanlılar arasındaki ilişkinin açığa çıkartılması için araştırma önergesi verdi.

Rülke, Eyalet İçişleri Bakanı Thomas Strobl’u Almanyalı Osmanlılar adlı örgütü “yalnızca organize suç örgütü” olarak görmek istemekle suçladı. Çünkü Strobl, Şansölye Angela Merkel’in Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi (CDU) üyesidir ve Erdoğan-Merkel arasındaki “sığınmacı anlaşması”nın bozulmasını istememektedir! 

İDDİA: SOYLU’NUN ‘PEKER’DEN 10 BİN DOLAR ALIYOR’ DEDİĞİ KİŞİ METİN KÜLÜNK

Süleyman Soylu’nun Sedat Peker’e dair açıklamaları gündem oldu.

Soylu’nun, ‘Peker’den 10 bin dolar alıyor’ dediği kişinin AKP eski milletvekili Metin Külünk olduğu iddia edildi.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yayımladığı 6. videoda:

“Bir milletvekilinin ricasıyla Hürriyet’e baskın yaptığıyla” ilgili açıklamaları gündem oldu. Peker, “Hürriyet’i bastırmadan önce gelen milletvekilinin telefon sinyallerine de bakın, ismini söylemeyeyim ayıp olur, bakabilirsiniz. Milletvekili rica etti, ben de yaptırdım” dedi.

2015 yılında Hürriyet gazetesine yönelik saldırıyı organize ettiği iddiası bir süre basında dile getirilen AKP Abdurrahim Boynukalın videonun ardından:

“Açıkçası çok rahatladım. Yıllardır üzerimize yapışan cam, kamera, turnike kırma gibi kriminal meselelerin bizimle alakası olmadığı açıkça ifade edilmiş” dedi.

Boynukalın daha sonra bu açıklamayı silerken söz konusu AKP’linin kim olduğu tartışma yarattı.

BirGün’ün kulis haberine göre, Peker’e istekte bulunan milletvekilinin AKP Merkez Karar ve Yürütme Kurulu (MKYK) Üyesi Metin Külünk olduğu söyleniyor.

SOYLU: BİR MİLLETVEKİLİ PEKER’DEN 10 BİN DOLAR ALIYOR

Öte yandan Soylu, katıldığı TRT Haber yayınında, bir milletvekilinin Peker’den ayda 10 bin dolar aldığını iddia etmişti.

Soylu, Peker’in kendisi hakkında iddialarına ilişkin:

“Benim haberim olması, benim idam edilmem anlamına gelir. Böyle bir şey akıldan geçirilebilir mi? Kekelemişler ben ne yapayım. Kim kekelemiş ise hesabını ondan sorsun, ayda 10 bin dolar hangi siyasetçiye gönderiyorsa ondan sorsun. Yanlışlıkla yazdıkları bir yere düşmüş” demişti..

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Soylu’ya yönelik çağrısında Peker’den kimin para aldığını açıklamasını istedi. Ankara’dan gelen kulislere göre söz konusu iddiada bahsedilen AKP’li Metin Külünk… 

METİN KÜLÜNK İLE SÜLEYMAN SOYLU GERGİNLİĞİNİN GEÇMİŞİ

Süleyman Soylu ile Metin Külünk arasında uzun süredir pek çok gerginlik yaşandığı kamuoyunda biliniyor. Külünk son olarak İçişleri Bakanlığı’nın tam kapanma genelgesine de tepki göstermişti.

Külünk: “Belirsiz Normalleşme Genelgesi işlevinde bu tarz planlar gerçekten sadece anormalleşmeyi besler” ifadesini kullanmıştı.

2020’de yaşanan dernek baskınıysa ikili arasındaki gerginliğin ulaştığı noktanın göstergesiydi. İddialara göre, AKP eski milletvekili Metin Külünk’ün çalışanları Süleyman Soylu’ya yakınlığı ile bilinen Milli Beka Hareketi Derneği’ni bastı..

Milli Beka Hareketi Derneği Başkanı Murat Şahin, baskın anına dair görüntüleri paylaştı.

Milli Beka Hareketi Derneği Başkanı Murat Şahin Külünk’ün İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yönelik eleştirilerine karşı Soylu’nun yanında yer aldıkları için bu saldırının hedefi olduklarını iddia etti. 

PEKER: “MİLLETVEKİLİ RİCA ETTİ, FEVZİ İŞBAŞARAN’IN KEMİKLERİNİ KIRDIRDIM”

Sedat Peker, önceki günlerde yayınlanan videolarında eski AKP Elazığ milletvekili Fevzi İşbaşaran’ı dövdürdüğünü açıklamıştı.

Peker, “Bir tane milletvekili dostumuz var o dönem. Yanıma geldi ‘Bu namus meselesi’ dedi, ‘Böyle söylüyorlar, ben bir gidip görüşeyim, kardeşim bununla ilgilensin’ dedi. Geldi. O milletvekilinin ismini söylemeyeyim, iyi bir dostumuz, hemşehrimiz. Onu da pasifize etmişlerdi, şimdi tekrardan MKYK’ya aldılar” demişti. 

AKP’Lİ ÇAMLI, SOYLU YERİNE KÜLÜNK’E DESTEK VERDİ

AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Sedat Peker’den 10 bin dolar aldığı iddia edilen AKP eski Milletvekili Metin Külünk’e destek verdi.

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in yayımladığı 6. videodaki “Hürriyet’i bastırmadan önce gelen milletvekilinin telefon sinyallerine de bakın, ismini söylemeyeyim ayıp olur, bakabilirsiniz. Milletvekili rica etti, ben de yaptırdım” ifadeleri üzerine İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Benim haberim olması, benim idam edilmem anlamına gelir. Böyle bir şey akıldan geçirilebilir mi? Keklemişler ben ne yapayım. Kim keklemiş ise hesabını ondan sorsun, ayda 10 bin dolar hangi siyasetçiye gönderiyorsa ondan sorsun. Yanlışlıkla yazdıkları bir yere düşmüş” demişti.

Bu ifadeler sonrası Soylu’nun, Sedat Peker’den ayda 10 bin dolar aldığını söylediği siyasetçinin eski AKP milletvekili Metin Külünk olduğu iddia edilmişti.

ÇAMLI’DAN KÜLÜNK’E DESTEK

Bu iddialar üzerine ‘Yeliz’ lakaplı AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, Külünk hakkındaki iddialara karşılık sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı.

AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı:

“Metin Külünk en az 40 sene önce, Amerikan’ın “bizim çocuklar”ı “şartları oluşturmak” için sokakları cepheleştirdikleri günlerde,cepteki üçbeş mermiyi paylaştığım adamdır. Şaribülleyli vennehar tiplerin “maaş” tantanasıyla, ismini ağızlarda çiğnemesi doğru değil..!”

ANADOLU AJANSI VE AKP’LİLER SESSİZ

Öte yandan organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in Soylu hakkındaki iddilarına yönelik AKP’liler sessizliğini korumaya devam etti. Anadolu ajansı ise dün akşam Habertürk TV’de yayınlanan programda Soylu ile ilgili haberleri servis ederken 2 buçuk saat sonra bildirim attı ve Soylu’nun Arif Değer ile ilgili sözlerine yer verdi.

Soylu-Külünk-Peker için dikkat çeken Almanya iddiası

SOYLU-KÜLÜNK-PEKER İÇİN DİKKAT ÇEKEN ALMANYA İDDİASI

Sedat Peker’in videolarıyla beraber AKP’li Metin Külünk ile ilgili iddialar da ortaya atıldı. Benzerleri önceki senelerde Almanya’da da gündeme gelmişti.

Deutsche Welle Türkçe’den Elmas Topcu’nun haberine göre,

ALMANYALI OSMANLILAR ÇETESİ BAĞLANTISI İDDİALARI

24, 25, 26’ncı dönem AKP milletvekilliği yapan Metin Külünk, uzun süre Almanya’daki Türkiye kökenlilerin yakından tanıdığı bir isimdi. Geçen yıllarda adı hemen hemen haftada birkaç günü Almanya’da bir etkinlikte, toplantıda veya AKP’nin lobi kuruluşu olarak nitelenen şimdiki adıyla Uluslararası Demokratlar Birliği (UID) önceki adıyla Avrupa Türk Demokratlar Birliği (UETD) teşkilatlarında ziyaret veya faaliyetlerde geçiyordu. Onun için “Erdoğan’ın Almanya’daki Türklerden sorumlu adamı” yorumları yapılıyordu. Tam da bu bağlantıları AKP’li vekil Külünk’ü daha sonra Almanya’da başını ağrıtan ve ülkeden ayağının kesilmesine neden olan olaya sürükledi. Nitekim Alman medyasında 2017’nin sonu ve 2018’in ilk aylarında yayınlanan haberlerde Külünk’ün Almanyalı Osmanlılar olarak bilinen organize suç çetesi ile yakın ilişkiler içinde olduğu; örgütün Külünk ile UETD’nin eski bir yöneticisi üzerinden bağlantıya geçtiği iddia edildi.

Bu iddianın ortaya atılması, Stuttgarter Nachrichten, ZDF ve Der Spiegel’in yayınladıkları, soruşturması tamamlanan ve iddianamesi kabul edilen Almanyalı Osmanlılar davası hakkındaki haberlerle oldu. Hessen Emniyet Teşkilatı’nın gizli dinleme ve takibat protokollerine dayandırdıkları haberlerde de Metin Külünk’ün adı geçti.

O protokollere göre, polis soruşturma kapsamında yaptığı telefon dinlemelerinden birinde Metin Külünk’ün bir görüşmesine denk geldi. Görüşmede telefonun diğer ucundaki kişi ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Polis dinlemesine takılan 1 Haziran 2016 tarihli o konuşmada Külünk’ün, Federal Meclis tarafından kabul edilen Ermeni Soykırımı tasarısına karşı yeni bir gösteri hakkında Erdoğan ile konuştuğu rapor edildi.

Kayda geçen bir başka konuşma da AKP’nin Almanya’daki lobi kuruluşu diye nitelenen eski adıyla UETD yeni adıyla UID adlı kuruluşun o dönem Ren-Neckar Bölge Teşkilatı Başkanı Yılmaz İlkay A. ile Metin Külünk arasında geçiyor. Polis kayıtlarına göre, görüşmede A., Almanya’daki AKP taraftarlarının silahlanmasını talep ederken, Külünk ise Almanya’da Kürtlerin kafalarına sopalarla vurulup dövülmesini, bunun görüntülenmesini ve görüntülerin de Türk hükümetine aktarılarak, muhaliflerin korkutulmasında kullanılmasını istiyor.

İddianameye temel teşkil eden bu dinleme kayıtlarını rapor eden bir memurun, “Almanyalı Osmanlılar Ankara ile yoğun bağlantı içinde. Söz konusu grup Türkiye’nin Almanya’daki dayakçıları” diye not düşüyor.

SİLAH İÇİN PARA SUÇLAMASI

Metin Külünk ile bağlantılı olan ve onun Almanya’dan ayağının kesilmesine yol açan en ciddi suçlama ise Darmstadt kentindeki soruşturmada öne sürüleni. Neue Zürcher Zeitung gazetesinin 25 Kasım 2018 tarihli bir haberinde, Alman makamların tuttuğu 2017 tarihli “gizli” ibareli bir rapora işaret ediliyor. Orada “İsviçre lojistik faaliyetlerde örgüte (Almanyalı Osmanlılar) para ve silah sağlamada büyük öneme sahip” ifadesinin yer aldığı aktarılıyor. Yine o haberde Türkiye’nin Almanyalı Osmanlılara silah temininde maddi destek verdiği öne sürülüyor ve çetenin dünya lideri olduğunu iddia eden Mehmet Bağcı’nın İsviçre’de scorpion marka bir silah, şarjör ve mermi ısmarladığı belirtiliyor. Koblenz’de silahın teslimatının yapılmasından kısa süre sonra alan grubun polis kontrolüne takıldıkları ve o zamandan beri Darmstadt’da soruşturma yürütüldüğü kaydediliyor. Soruşturmayı yürüten Darmstadt kentinin bağlı bulunduğu Hessen Emniyet Teşkilatı, Almanyalı Osmanlılar bir organize suç çetesi olsa da giderek siyasileştiğini, AKP ve UID’in (eski adıyla UETD) tesiri altına girdiğini savunuyor. Darmstadt Savcılığı o dönem Metin Külünk ve MİT mensubu olduğu iddia edilen bir kişi hakkında daha soruşturma başlatıyor. O dönemden beri Metin Külünk’un Almanya’ya gelmediği  dikkat çekiyor.

ZDF ve Stuttgarter Nachrichten’in, Alman emniyet birimlerinin takibat protokollerine dayandırarak verdiği Aralık 2017 tarihli ortak bir haberinde ayrıca Metin Külünk’un Almanyalı Osmanlılara çok defa para verdiği veya verdirdiği de ileri sürülüyor. Soruşturmayı yürüten ekip, bu parayla silah satın aldığından yola çıkıldığı iddia ediyor.

REUL: AKP İLE BAĞI VAR

2016-2018 yıllarında federal meclise veya farklı eyalet parlamentolarına sunulan soru önergelerine verilen cevaplarda Almanyalı Osmanlıların özünde uyuşturucu, kara para aklama, silah kaçakçılığı, adam yaralama, haraç, şantaj gibi tipik organize suç çetesi faaliyeti yürüttüğü, ancak diğer yandan üyelerinin hem AKP hem UID, (Eski UETD) hem de ülkücü ve milliyetçi çevrelerle ilişkisi olduğu belirtiliyor.

Türkiye kökenlilerin yoğun yaşadığı Kuzey Ren-Vestfalya’nın İçişleri Bakanı Herbert Reul bir soru önergesine verdiği cevapta Almanyalı Osmanlılar ile Türk hükümeti arasındaki bağa dikkat çekmişti.

22 Ocak 2017 tarihli önergeye cevapta Reul:

 “Almanyalı Osmanlılar siyasi boyutu da olan, Türk milliyetçiliği ve internette hatta aşırı sağcı görüşleri savunan rockçı gruplar benzeri bir çetedir” tespitinde bulunuyor.

Reul:

 “Almanyalı Osmanlıların siyasi boyutunun görünürlüğü çetenin önde gelenlerinin AKP’liler ile bağı, Türk yargısıyla ilişkisi, AKP’nin lobi kuruluşu UETD’nin etkinliklerinde güvenlikten sorumlu olması ve Türk hükümetini destekleyen gösterilere katılmasıyla ortaya çıkmaktadır” diyor.

Baden-Württemberg eyalet parlamentosuna sunulan bir soru önergesinde ise Almanyalı Osmanlıların “Dünya Başkanı” diye niteledikleri liderleri Mehmet Bağcı’nın bir grupla Erdoğan’ın Başdanışmanı İlnur Çevik’i ziyareti ve ziyarete dair paylaştıkları fotoğrafa dikkat çekiliyor. Ziyaret ile ilgili olarak yapılan paylaşımda “Saygıdeğer kurucumuz ve Cumhurbaşkanımızın danışmanlarından İlnur Çevik, Almanyalı Osmanlıları Cumhurbaşkanlığı’nda kabul etti” deniyor. Paylaşılan fotoğrafta da Mehmet Bağcı’nın yanındaki İlnur Çevik’in gömleğinin üzerine Osmanen Germania (Almanyalı Osmanlılar)logolu gri bir tişört giydiği görülüyor ve Cumhurbaşkanlığının yurt dışındaki terör örgütlerine karşı mücadele eden Türk vatandaşlarının arkasında olduğunu söylediği belirtiliyor.

ALMANYALI OSMANLILAR NE ZAMAN KURULDU?

Alman emniyetinin verilerine göre Metin Külünk’ün bağlantı içinde olduğu belirtilen ve Alman güvenlik birimleri tarafından da “rokçı organize suç çetesi benzeri” diye tanımlanan Almanyalı Osmanlılar 2014 yılı sonu 2015 başında kuruldu. Kendilerinin tanımlamasına göre boks kulübü olarak kurulan yapılanma kısa sürede Almanya, Türkiye, Avusturya, İsveç ve İsviçre’de örgütlendi.

Almanyalı Osmanlılar üyesi sekiz kişiye yönelik soruşturma 2017 yılı sonunda tamamlandı. 26 Mart 2018’de de Stuttgart’ta dava görülmeye başladı. Ocak 2019’da sonuçlanan davada yedi sanık uyuşturucu ticaretinden, şantaja, fuhuşa zorlamadan ağır adam yaralamaya farklı cezalara çarptırıldı. Almanyalı Osmanlılar Stuttgart Teşkilatı Başkanı Levent U.’ya altı yıl altı ay, Almanyalı Osmanlılar Dünya Başkan Vekili Selçuk S.’ye üç yıl dört ay hapis cezası verildi. Almanyalı Osmanlılar Dünya Başkanı Mehmet Bağcı ile diğer sanıklar tecilli hapis cezasına çarptırıldı.

DAVADA SİYASİ BOYUT AYDINLATILAMADI

Davaya bakan hakimler sıkça Almanyalı Osmanlıların finanse edilmesi, AKP veya Cumhurbaşkanlığı Sarayı ile ilişkisi ve oradan yönetilip yönetilmediği konusunda olayın siyasi boyutu olduğunu dile getirdi. Ancak sonunda bu bağlantıları tüm hatlarıyla ortaya koyacak somut kanıtlar bulunamadığı kaydedildi.

Temmuz 2018’de Federal İçişleri Bakanlığı’nın yasakladığı Almanyalı Osmanlıların Stuttgart’taki davası, Ankara ile bağlantısı Almanya’daki önemli davalardan biri oldu, büyük ilgi gördü. Ancak siyasi boyutun öne çıkmaması eleştirildi.

Davadaki siyasi boyutun aydınlatılması önündeki en büyük engel, farklı eyaletlerde yürütülen soruşturmada yapılan dinleme protokollerinin ve gizli polislerin ifadelerinin Stuttgart’ta görülen davanın mahkeme heyetine sunulmaması oldu. Almanya’da geçmişte de Türkiye bağlantılı benzer davalarda soruşturmayı yürüten bazı polislerin, güvenlik memurlarının ifadeyi, istihbaratın iş birliğini reddetmesi nedeniyle benzer şekilde aylar süren yargılama sürecine rağmen hafif cezalarla veya takipsizlik kararlarıyla sonuçlanmıştı.

METİN KÜLÜNK 9. VİDEOYA SAATLER KALA 16 TWEET ATTI: “ELÇİ SÖZCÜDÜR”

Peker’in 9. videosuna saatler kala ’10 bin dolar alan siyasetçi’ olduğu öne sürülen Metin Külünk, art arda 16 tweet attı:

“Seçimle gelenler, görev alanlar devletin elçisidir. Elçi sözcüdür…”

 İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, “Sedat Peker’den 10 bin dolar alan siyasetçi” sözlerinin hedefindeki isim olduğu ileri sürülen AKP MKYK üyesi ve eski milletvekili Metin Külünk, Peker’in 9. videosunu yayınlamasına saatler kala Twitter’dan açıklamalar yaptı. Art arda 16 Tweet atan Külünk, “Elçinin hukukunun korunması çok değerlidir Türkün töresinde…” dedi. 

Külünk’ün tweetleri şöyle:

– Türkiye’nin Enerjisi Kimleri Hareketlendirdi. Devlet “Canlı” varlık gibidir; bedeni, ruhu,dili ve eylemi vardır. Hafızası ve hayali vardır. Hatta heyecanları, üzüntüleri vardır. Türkiye Cumhuriyeti bin yılı aşkın büyük Türk devlet canlılığının son yüzyıldaki yaşanmışlığıdır.

– Dolayısıyla liderler, seçimle iş başına gelenler, görev alanlar bu canlı devletin elçisidir. Elçi sözcüdür. Elçinin hukukunun korunması çok değerlidir Türkün töresinde Türk Devlet tarihinde binlerce Elçi geldi ve görevlerini yapıp gittiler.

– Devleti varlık olarak yaşatan iki unsur vardır: Kaynak ve Birlik Kaynağınız bazen sadece toprağınız olur; bazen insan sayınız ve kaliteniz olur. Bazen de yer altı ve üstü kaynaklarınız olur. Birlik ise bazen inançta, bazen yaşanmışlıklarda, bazen hedefte oluşur.

– Türk Devleti için kaynak yüzlerce yıl hep toprak genişliği , birlik ise farklılıkları bir arada yaşatma tecrübesi oldu. Fakat çağımızda artık toprak kaynak olarak yetmiyor ve tecrübe de birliğe yetişmiyor.

– Çağımızda kaynak artık “Varlık Bilgi Akletme Veri Yapay Zeka ve Robotik Teknoloji olmak durumdadır. Birlik için ise “Devleti Markalaştırma”yı ortak hedef bilmek gerekir. Dolayısıyla, Petrol, Doğal Gaz, Madenler varsa o zaman önemli kaynağımız var demektir.

– Bilgi, Teknoloji varsa o zaman Devletin Markalaşması vardır. Dikkat! Türkiye’ye kaynak alanında ısrarla şu dayatılıyor: “Sen de kaynak yok!… Sen dünyadaki Endüstrilere ucuz insan kaynağı ol!…” ve birlik için ise şu kurnazca telkin yapılıyor:

– “Devletini Markalaştırmak küresel ölçekte bilgi, teknoloji gücü gerektirir; buna zaman yok! Diyorlar ki siz birliğinizi düğünlerde, derneklerde , partilerde kendini yaşatmakla yetin!…”. Bu asla kabul edilemez! Geçit verilemez!

– Türkiye’yi dünyanın kaynak haritasında “Küresel Endüstrinin Deposu”, “ Büyük ticaret akslarının konaklama tesisi” etiketleriyle sunmak hem topluma hem de devlete haksızlıktır.

– Elimizi vicdanımıza ve aklımıza koyalım: Geçmiş dönemlerde Türkiye’yi bu duruma düşüren politikalar hep var oldu. Ancak AKP döneminde modern çağımızda “Endüstri kaynağı” ve “Devleti markalaştırma” hedeflerine yönelik büyük gayretler ve başarılar dönemi oldu.

– Doğal Gaz rezervi,Savunma Sanayi ve Bilişim Teknolojisine yatırım bu bağlamdaki gayretlerdir. Şimdi! Endüstri kaynakları ve Devleti markalaştırma yani markalar üretip, dünyaya kabul ettirip “Türkiye” denildiğinde Markaların akla gelmesi bizim devletimizin ana ekseni iken;

– Enerji ve Savunma sanayisinde büyük değişimler yaşanırken Millet ittifakından Doğal Gaz rezervleri bulunduğunda heyecan duyması ve bayram havasında açıklamalar beklerken;

– Maalesef ısrarla Devleti kaynak ve birlik alanında küresel güçlere şikayet eden; küresel endüstrilere depo olacak sınırda tutan politik açıklamalarda buluyoruz!

–  Türkiye’nin Petrol, Doğal Gaz, Madenler, Savunma Sanayisi,Bilişim Teknolojileri alanındaki enerjisinden rahatsız olanlar, Türkiye’nin enerjisini mezhepler, komşular, etnik gruplar, yaşam tarzları tartışmaları üzerinden yavaşlatmak ve yormak istiyorlar.

– Hayatın enerjisi içinde oluşan tartışma konuları tabi ki olacaktır; ancak bu tartışma konularını Devletin enerjisini yavaşlatacak ve hatta aleyhinde olacak negatif enerjiye dönüştürmenin kimseye faydası yoktur.

– Türkiye’ye enerji kaybettirerek iktidara gelme hevesine giren muhalefete tarihi bir gerçeği hatırlatalım: Devletler varlıklarını muhalefetin sanal enerjisine ve nefretlerde buluşan birliklerde kurulmaz! O nedenle devletler kurulmadıkları zeminlerde ölmezler!

– Lütfen Türkiye’nin faydasına olacak enerjilere sondaj yapalım! Bunu da hep birlikte başaracağız Tüm farklılıklarımızla beraber bir arada başaracağız. 

İLGİLİ HABER

sOL / Besim Tokgöz

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top