EKONOMİ

GENELLİKLE SONU ‘EVİM’ İLE BİTEN ŞİRKETLER MASUM MU

Faizsiz ev veya araba finansmanı sağlayan şirketler için herhangi bir yasal düzenleme henüz bulunmuyor.

“PEK TASVİP ETMEDİĞİMİZ BİR OLUŞUM”

Faizsiz ev imkanı sağlayan şirketler: “Altın gününün ‘ev’ versiyonu”

Faizsiz bir şekilde ev veya araba satın almak isteyen kişilerde ve bu alanda faaliyet yürüten şirketlerde son yıllarda ciddi bir artış yaşanıyor.

Genellikle sonu ‘evim’ ile biten bu şirketler, masum bir yardımlaşma örneği mi yoksa ilerleyen dönemlerde mağduriyetlerle anılacak olan bir zincirin halkası mı?

“KATILIM ÜCRETİ” İLE KAZANÇ

Müşterilerine faizsiz araba veya ev alma imkânı sunan şirketlerin sayısında son yıllarda büyük ilgi görüyor. Emlak ve otomotiv pazarında milyarlarca Türk Lirası değerinde kazanç elde eden şirketler, sistemlerine dahil olan müşterilerin ödediği “katılım ücreti” ile kazanç elde ediyor.

İçerisinde olduğumuz yıl itibariyle faizsiz araba ve ev sahibi yapan şirketlerin sayısı 40’a yaklaşmış durumda. Türkiye’deki toplam konut satışlarından elde edilen pay ise yüzde 15 seviyelerinde.

Şirketler, internet siteleri ve televizyon kanallarında yayınlanan reklamların yanı sıra şehirlerin en işlek caddelerindeki afişler ve peş peşe açtıkları ofislerle de dikkat çekiyor.?

Bankalardan kredi çekmek istemeyen ve faiz sistemine sıcak bakmayan kişiler bu şirketlere rağbet gösterenler arasında yer alıyor..

Şirketler tarafından sisteme giren kişilere, bütçesine göre dilediği yerdeki evi ya da arabayı alabilme imkanı sağlayan finansman desteği sunuluyor..

Karşılıklı olarak belirlenen tutar üzerinden ev ya da araba arayışı içerisine giriliyor..

Kayıt aşamasında belirlenen fiyat sonrasında, ödenecek peşinat tutarı ve taksit sayısı belirleniyor. Daha sonrasında sisteme giren kişilerin borçlarına, alacağı evin ya da arabanın tutarına, ödeyeceği takside ve peşinata bakılarak gruplar oluşturuluyor ve sistem içerisinde 200 aya kadar ödemenin sürdüğü bekleyiş başlıyor.

“ALTIN GÜNÜNÜN EV VERSİYONU”

Şirketler, evleri inşa etmek yerine, hazır konut sektörüne yöneliyor.

Ödeme şekilleri ve uyguladıkları yöntemler firmadan firmaya farklılık gösteriyor. 1991 yılında faaliyet göstermeye başlayan Eminevim, bu şirketlerden sadece bir tanesi. Şirket, müşterilerine ‘çekilişli’ veya ‘çekilişsiz’ şekilde iki farklı seçenek sunuyor.

Çekilişli sistem, şirket tarafından “gün taksiti ödemeye” benzetiliyor. Bu sistemde, taksit sayısı kadar katılımcı bir araya gelerek, her ay toplanan taksitlerle bir katılımcının ev sahibi olması sağlanıyor..

Çekilişler, beş ayda bir kez olacak şekilde gerçekleştiriliyor..

Şirket, bu sistemi “Müşteriler, altın gününe değil de ev gününe girmiş oluyor” diyerek tanımlıyor.

Çekilişsiz sistemde ise ödenen peşinat ve aylık taksitlere göre belirlenen tarihte geri ödeme gerçekleştiriliyor. Taksitler her yıl belirli oranda artarak daha erken sürede teslimatın gerçekleşmesi amaçlanıyor. Müşteriler, eğer aylık taksitlerde geciktirme yapmaya başlarsa kendilerine faiz yerine ‘gecikme cezası’ uygulanıyor.

“GERÇEKLEŞTİRİLEN ÇEKİLİŞLERİN ŞEFFAFLIĞI TARTIŞILIYOR”

Şirketten şirkete başka bir isimle ifade edilse de hepsinin uyguladığı yöntemin temelinde “ELBİRLİĞİ SİSTEMİ ” yatıyor.

Sisteme dahil olan kişiler, ödeme güçlerine göre oluşturulan, sayısı 40 ile 200 arasında değişen gruplara dahil ediliyor..

Belirlenen tarihlerde ise oluşturulan gruplar için noter huzurunda çekiliş gerçekleştiriyor..

*Çekilişli sisteme dahil olup, ev ya da araba sahibi olmak isteyenler bazı kişiler ise gerçekleşen çekilişlere sahte isimlerin eklendiğini ve bu sayede gerçek kişilerin çekilişte çıkma ihtimallerinin düşürüldüğünü belirtiyor.

Firmalar, sistemlerine dahil olan kişilerden öncelikle 15 bin liraya varan organizasyon bedelini tahsil ediyor. Bu ücretin hangi amaçla alındığı imzalanan sözleşmelerde açıklanmıyor. Alınan bu organizasyon bedelleri, müşteriler tarafından ciddi bir durum açıklanmadıkça geri iade edilmiyor.

Bu durum, 2017 yılında mahkemeye taşınmış, sisteme dahil olan bir kişi yaşadığı sağlık sorununu sebep göstererek sistemden çıkmak istediğini vurgulamış ve ödediği katılım miktarının tarafına ödenmesini talep etmişti. Firmanın katılım payının tamamını değil de bir kısmını ödemesi sebebiyle Sapanca Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı. Mahkeme, katılım ücretinin ne için alındığının, hangi hizmetlerin verildiğini tam olarak açıklamadığını belirterek, kalan tutarın da ödenmesini hükmetti. Çoğu zaman herkes parasının tamamını geri alacak kadar şanslı olamıyor.

“KREDİ ÇEKSEYDİM ŞİMDİYE ÇOKTAN EV SAHİBİ OLMUŞTUM”

Kocaeli’nde ikamet eden 55 yaşındaki emekli Gülten Duymuş da parasının tamamını alamayan kişilerden biri.

Fuzulevim’in sistemine 2017 yılında, 7 bin lira katılım ücretini ödeyip dahil olan Duymuş, 2020 yılında çekilişin bir türlü kendisine çıkmaması sebebiyle sistemden ayrılma kararı alıyor..

Şirketin insanların duygularını, dini kullanarak suistimal ettiklerini belirten Gülten Duymuş şunları söylüyor:

“Ofislerine gittiğiniz zaman sizi neredeyse kapıda karşılıyorlar. Çalıştırdıkları insanların ikna kabiliyeti çok yüksek, resmen insanı hipnotize ediyorlar. Bir an önce imza attırmaya odaklı çalışıyorlar. Öyle bir konuşuyorlar ki kapıdan çıktığınızda ev sahibi olacağınıza inanıyorsunuz. Sisteme girerken sayfalarca sözleşme imzaladım. Bunların ne olduğunu sorduğumda da ‘Bir önemi yok, öylesine imzalatıyoruz. Bunlara takılmayın’ şeklinde cevap verdiler. Şimdi o imzaladığım sözleşme gereği yatırdığım paramın tamamını geri alamıyorum. Bankaya başvurup, kredi çekseydim şimdiye çoktan ev sahibi olmuştum. Faiz öderdim ama en azından evimde oturdum”

“SAHTE YORUM YAZMALARI İÇİN AYRILMIŞ PERSONEL KONTENJANI BULUNUYOR”

Faiz sistemine girmemek için bankaları tercih etmek yerine Fuzulevim’e başvuran Osman Bey 80 bin liralık anlaşma imzalamış ve 8 bin lira organizasyon ücreti ödemiş.

Yaptığı araştırmalar sonucunda güvenilir bir firma olduğuna karar verdiği Fuzulevim’den, sisteme katıldıktan 15 gün sonra ayrılma kararı alıyor..

Şirketin organizasyon ücretine el koyduğunu belirten Osman Bey ise şunları söylüyor:

“Bir an önce arabam, evim olsun diye sisteme katılmak istiyorsun. Bana ‘arabanızı kesin olarak 10 ay içerisinde teslim edeceğiz’ dediler. Sisteme katıldıktan sonraki 15 gün içerisinde aklım başıma geldi. Yaptığım araştırmalar sonrasında birçok mağdurun olduğunu gördüğümde sistemden çıkma kararı aldım..

Ofislerine talebimi iletmek için gittiğimde resmen sorguya çekildim. Sistemden çıkmamam için araba yerine, ev grubuna girmemi istediler. Çekiliş kısmı tam bir muamma. Yaptıkları sahtekarlığın, çekiliş sırasında değil de öncesinde oluşturulan listelere sahte isimler ekleyerek yaptıklarını duydum..

Kendi sosyal medya sayfalarına insanları teşvik edecek güzel yorumlar yapılması için çalışanlarını kullanıyorlar. Sahte yorum yazmaları için ayrılmış personel kontenjanı bulunuyor”

“ŞİKAYET YORUMLARIMI SİLMEM İÇİN İSTANBUL’DAN ARANDIM”

Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşayan ve telefoncu dükkanı işleten 37 yaşındaki Mehmet Emin Sayar, babasının kendisine çalışıp bıraktığı ev gibi kendisi de iki çocuğu için aynı şeyi yapmak istiyor.

Muhafazakar yaşantısı nedeniyle faiz sistemine yanaşmak istemeyen Sayar, bir arkadaşı aracılığıyla Fuzulevim’e başvuruyor. İki çocuğu için de 300’er bin liralık bir daire almak için sözleşme imzalıyor. Daha sonrasında iş yerinin basılmasına varan ev sahibi olma sürecini şu şekilde anlatıyor:

M. Emin Sayar:

“Bana ne olursa olsun, herhangi bir ölüm-kalım durumunda komisyon ücretinin tamamını iade edeceklerini söylediler. Söyledikleri şeyin sözleşmede yazmadığını gördüğümde ofislerine gittim. Bana ‘Şirketin inisiyatifine bağlı olarak paralar kuruşu kuruşuna ödeniyor’ dediler. Söz uçar yazı kalır diyerek tarafıma söylediklerini sözleşmeye de yazmalarını istedim. Yapamayacaklarını belirttikleri an sistemden çıkma kararı aldım. Organizasyon bedelinin tamamını iade etmediler..

30 Kasım gecesi sikayetvar.com’a yazdım. Ertesi gün işyerime Fuzulevim’den iki kişi gelip, ‘Nasıl şikayet edersin’ diyerek bağırmaya başladı. İşyerinde kamera olmadığı için telefonumu çıkarıp kayıt almaya başladım. Gelen çalışanlara ‘Hani paranın tamamını ödeyecektiniz?’ diye sordum. ‘Hayır böyle bir şey demedik’ dediler. İşyerimde video kayıt aldığım için beni emniyete şikayet ettiler..

Yaşadığım mağduriyeti Fuzulevim’in sosyal medya hesaplarına ve patronları Eyüp Akbal’ın hesaplarına yorum olarak yazmaya başladım. Daha sonrasında şikayet yorumlarımı silmem için İstanbul’dan arandım ve şirketin bütün hesaplarından engellendim. Şirket ile karşılıklı olarak birbirimizden şikayetçi olduk. Bankalardan çok bunları görür olduk. Benim canım yandı başkasının yanmasın”

“YOUTUBE ÜZERİNDEN İNSANLARI BU ŞİRKETLERE YÖNLENDİREN, VAAZ VEREN HOCALAR VAR”

Furkan Özdemir, bankalara yaptığı kredi başvurularının sonuç vermemesi üzerine 2012 yılında Eminevim’in sisteme yüzde 20 peşinat ödeyerek girmiş..

2015 yılında çekilişte çıkmasına rağmen, piyasada 100 bin liraya ev olmadığı için kendisine herhangi bir teslimat yapılmamış..

Özdemir:

“Bu sistemle ev alan kişilerin sayısı bir eli geçmez..

Çekiliş sistemleri içerisinde 20 ya da 30 kişi olduktan sonra grubu kapatıyorlar. 120 kişi gibi görünüyor ama geri kalanı gerçek olmayan kişiler. Eskiden çekilişin kime çıktığını görebiliyordunuz. Şimdi ise Kişisel Verileri Koruma Kanunu gereğince bilgi paylaşımında bulunmuyorlar..

Şu an birçok kişi var parasını almaya çalışan. Uzattıkça uzatıyorlar, insanları yıldırıyorlar..

YouTube üzerinden insanları bu şirketlere yönlendiren, vaaz veren hocalar var. Bazı hocalar, bu sistemleri önerirken, bazıları da karşı çıkıyor. Şirket, size herhangi bir güvence vermezken, sisteme girmeniz halinde sizden iki memur kefil istiyor, alacağınız araba ya da eve haciz veya ipotek koyuyor bu da yetmiyor üstüne de vekaletname alıyor. Bu şirketler batıp gittiğinde geri mahkemelerde sürünmek kalıyor”

“İMZALANAN SÖZLEŞMELERİN TÜKETİCİYİ KORUYAN HERHANGİ BİR YANI YOK”

Fuzulevim’e kaydolduktan sonra ayrılmak isteyen ve ödediği katılım ücretini geri alamayan Hayri Şeker, yaşadığı mağduriyeti mahkemeye taşımaya karar veriyor.

Şeker’in avukatı Muhlis Demir, imzalanan sözleşmelerin şirketten şirkete farklılık gösterdiğini ama hepsindeki ortak noktanın tüketiciyi değil de şirketin kendisini koruduğunu belirterek:

“Emsal karara istinaden önce arabuluculuk sürecini, anlaşma sağlayamadığımız durumda ise Tüketici Mahkemesi’ne dava sürecini başlatacağız. Bundan 5 yıl öncesinde bu şirketler yeni ortaya çıkmaya, çoğalmaya başladığı zamanlarda şu anki yaşananları o zamandan fark etmiştim. Bu sistemler, bana kesinlikle makul gelmiyor. Güven oluşturan bir ilerleme ve netlik yok. Sözleşmelere baktığım zaman bütün maddeler şirketle alakalı. İmzalanan sözleşmelerin tüketiciyi koruyan herhangi bir yanı yok. Sisteme dahil olan kişiler, imza atmadan önce bana danışsaydı ben ‘imzalamayın’ derdim” diyor.

“PEK TASVİP ETMEDİĞİMİZ BİR OLUŞUM”

Görüş almak için ulaştığımız çoğu kişi, emlak sektörü içerisinde olmalarına rağmen sistem hakkında bilgi sahibi olmadıklarını belirtiyor.

Çekiliş ve geri ödemelerin alınması konusunda sistemin belirsiz olduğunu söyleyen Ankara Tüm Emlakçılar Odası Başkanı Ahmet Rıfat Yetkin:

“Sistemler hakkında detaylı bilgi bulunmadığı için pek tasvip etmediğimiz bir oluşum. İleride ne olur, ne biter şimdilik bilinmiyor ama mağduriyet yaratacağı kesin. Güven vermeyen bu sistemlerin, ne gibi sorunları beraberinde getireceğini bekleyip göreceğiz” dedi.

“32 YILDIR AYAKTA DURAN BU SEKTÖRE BUNDAN SONRA DA BİR ŞEY OLMAZ”

Sisteme dair yaşanan şikayetleri değerlendiren KATILIMEVİM TEMSİLCİSİ ÖZCAN ARIK’a göre yaşanan şikayetler, sisteme dahil olan müşterilerin sabırsız olmasından ve sadece kendilerini düşünmesinden kaynaklanıyor.

Şirketlerinin tek kârının müşterilerden alınan katılım bedeli olduğunu belirten Arık, çekilişlerde ‘joker’ müşteri kullanıldığı iddialarının ise asılsız olduğunu belirtiyor ve şunları kaydediyor:

KATILIMEVİM TEMSİLCİSİ ÖZCAN ARIK:

“Peşinat, teslimat tarihinin erkene çekilmesini sağlar. Çoğu müşteri, ödemelerini erteledikleri için otomatik olarak teslimat sürelerini de ertelemiş oluyor. Diğer firmaların aksine biz, sistemden çıkmaya karar veren müşterilerimize katılım bedellerini üç ay içerisinde geri ödüyoruz. Katılım bedeli, dükkanın kirası, giderleri ve çalışan maaşlarının kaynağıdır. Bankaların ödemelerin gecikmesi halinde uyguladıkları faizleri biz teslimatı erteleyerek uyguluyoruz. Devlete verdiğimiz 50 milyon liralık teminatımız ile herhangi bir kriz ve batma durumunda buradan müşterilerin mağduriyetlerinin giderilmesi sağlanacak. 32 yıldır ayakta duran bu sektöre bundan sonra da bir şey olmaz”

“YASAL DÜZENLEME BEKLENİYOR”

Faizsiz ev veya araba finansmanı sağlayan şirketler için herhangi bir yasal düzenleme henüz bulunmuyor.

Bu durum, sistemin önündeki en önemli açık. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu aracılığıyla bu şirketler için bir yasal düzenlemenin yıl sonuna kadar gerçekleştirileceğini söylese de şu ana kadar herhangi bir adım atılmış değil. Düzenlemelerin yürürlüğe girmesi durumda sektöre gelecek olan ‘devlet güvencesi’ sayesinde sistemde yer alan kişi sayısında ve pazar payında iki kat artış yaşanacağı tahmin ediliyor. Mağduriyet yaşadığını belirten kişiler için ise ne yapılacağı belirsizliğini koruyor.

FAİZSİZ KONUT VE TAŞIT EDİNDİREN ŞİRKETLERE YASAL DÜZENLEME GELİYOR

faizsiz konut ve taşıt edindirmeyle ilgili tasarruf finansman şirketlerinin denetim altına alınmasını içeren kanun teklifi Meclis Başkanlığına sunuldu.

AKP, faizsiz konut ve taşıt edindirmeyle ilgili tasarruf finansman şirketlerinin denetim altına alınmasını içeren Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni, Meclis Başkanlığına sundu.

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş:

“Piyasada faizsiz konut ve taşıt edindirmeyle ilgili şirketler bulunuyor. Tasarruf finansman şirketleri olarak bilinen yapılara yönelik bir düzenleme yapacağız.”

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş, 23 maddelik kanun teklifinin detaylarını paylaştı.

Mehmet Muş:

“Tasarruf finansman şirketleri, ilk kez 1991’de başladı. 1990-1992’den bugüne aslında iki tane firmaydı fakat son dönemlerde bunların sayısında ciddi bir artış gözlemliyoruz. Dolayısıyla kanun teklifimizle bu alanın, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından denetlenmesini öngörüyoruz..

Düzenlemeyle bu şirketlerin minimum sermayesinin, 100 milyon lira olarak belirleneceğini belirtmeliyim. Şirketlerin yaptıkları sözleşmelere, BDDK tarafından getirilecek rasyolara göre, bu 100 milyon lira minimum. Bu, bazı şirketler için 150 milyon lira da olabilir, 200 milyon lira da olabilir. Dolayısıyla bundan sonra bu yapılar, BDDK tarafından denetlenecek. Bunlar, BDDK’nin belirleyeceği rasyolara göre faaliyetlerini sürdürecek. O rasyolarda; likidite rasyosu, sermaye yeterlilik rasyosu, özkaynak yeterlilik rasyosu var. Bu rasyolarla ilgili oranları tutturmak zorunda olacaklar.”

BDDK’nin, bu konuda detaylı bir yönetmelik çıkaracağını bildiren Muş

“Bu yönetmelikle buralar sıkı bir takibe alınmış olacak. Bu şirketlere yine bir muhasebe standardı getirilecek, bazı yazılım düzenlemeleri getirilmiş olacak.

Bu şirketler, fon havuzunu ve operasyon için kullandıkları hesaplarını ayırmak zorunda. Şirketler kesinlikle bu fon havuzlarında topladıkları kaynağa dokunamayacaklar. Operasyonlar için aldıkları bir organizasyon bedeli, bunu ayrı bir hesapta tutup bunu masraflar, karlar için kullanabilirler ama vatandaşlardan topladıkları fona kesinlikle dokunamayacaklar. Bunu faizsiz enstrümanlarla değerlendirebilecekler. Çünkü sistem faizsiz finansmana dayanıyor..

Düzenlemeyle, bu şirketlerin yöneticilerinin ve şirket sahiplerinin, zimmet suçu işlemesi durumunda 6 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası ve 5 bin güne kadar adli para cezasına çarptırılabileceklerini ve bu zararın da tazminine gidilebileceğini açıklamak isterim.”

“FAALİYET İZNİ ŞARTI GETİRİLECEK”

AKP Grup Başkanvekili Mehmet Muş:

“Burada bir geçiş süreci vereceğiz. Sermaye için 6 aylık bir süre öngörüyoruz. BDDK’ye bununla alakalı uzatma yetkisi vereceğiz. Bu sermayeyi karşılamalarını istiyoruz..

Yine burada bundan sonra her kim bu alanda faaliyet gösterecekse BDDK’den kesinlikle faaliyet izni almak zorunda. Faaliyet izni olmadan bir çalışma içine girenler hapis cezasıyla cezalandırılacaklar..

Mevcut şirketler de 1 ay içinde, önümüzdeki 6 aylık süreç içerisinde BDDK’nin yeni getirdiği yükümlülükleri karşılayabilme adına bir plan sunacaklar. Bu plan dahilinde şu anda mevcut faaliyet gösteren faaliyet gösteren firmalar da BDDK tarafından verilecek izne tabii olacaklar. İzin almak zorundalar ki faaliyetlerine devam edebilsinler..

Tek amacımız, vatandaşımızın tasarruflarının daha güvenceli, daha öngörülebilir şekilde bu fonlarda toplanmasını ve vatandaşımızın buradaki fonlarla beraber ev, konut sahibi olmasını sağlamaktır.”

Bu şirketlere, bir çerçeve çizileceğini, çünkü bunların sayısının çok fazla ve her geçen gün arttığını aktaran Muş:

“Belli limitler, kıstaslar getirmemiz gerekiyor. Sermaye yapılarının güçlü olmasını arzu ediyoruz. Çünkü insanlar buraya parasını yatırıyor. Havuzda toplanan fonları bazı şirketler kullanabiliyor. Bunun kullanılmasını istemiyoruz.”

Fon havuzuna kesinlikle firmalar tarafından müdahale edilmesini istemiyoruz diyen Muş:

 “Vatandaşlardan bir fonda para toplanıyor. Sonra sırasıyla, çektikleri kuraya, belli bir sıraya göre herkes belirlenen rakamı alıyor ve taksidini ödüyor. Dolayısıyla bu fon havuzuna kesinlikle firmalar tarafından müdahale edilmesini istemiyoruz ki burada ilerleyen süreçlerde vatandaşların bir hak kaybı, zararı oluşmasın. Bunlarda bu alanlarda düzenlemeler çok muğlak. Bunlar bu düzenlemeyle daha tanımlı, öngörülebilir bir alana taşınmış olacak. Sermaye yeterlilikleri getirdiğimiz için de güçlü yapıların, firmaların bu alanda faaliyet göstermesinin aslında önü açılmış olacak. Güçlü firmaların sermaye yapısı, mali bünyesi güçlü olan yapıların bu alanda kalmasını istiyoruz”

300 BİN KONUT MAĞDURUNA ŞİMDİ DE YENİ ‘EVİMZEDELER’ EKLENEBİLİR”

Ev alımları sırasında yaşanan mağduriyetler pandemi sürecinde de son bulmadı.

Türkiye’de 300 bine yakın konut mağduru olduğunu iddia ediliyor. Hanelci ve Koçak, bu sayıya yenilerinin eklenebileceği konusunda uyarılarda bulundu

Konut alımları sırasında birçok insan da mağdur olabiliyor / Fotoğraf: AA// cafemedyam

Her insan kendisine ait bir evi olmasını ister.

Kimisi bu şansa ailesinden kalan miras sayesinde daha genç yaşlarda kavuşur.

Kimisi ile çalışarak kendi imkanlarıyla alır.

Ancak bir ev almakla da çoğu zaman iş bitmiyor.

Bir evi olan da ya yatırım ya da çocuklarının geleceğini düşünerek ikinci, üçüncü, hatta dördüncü evi almaya çalışıyor.

Sonuç olarak bu döngü böyle sürüp gidiyor.

Ancak konut alımları her zaman mutlu sonla sonuçlanmıyor.

Özellikle son yıllarda ev alımları sırasında yaşanan sorunlar on binlerce insanın mağdur olmasına neden oldu.

Her birinin mağdur oldukları zamanlar, yerler ve projelerde farklılıklar olsa dahi yaşadıkları sorunlar arasında büyük benzerlikler de var.

Pandemide herkesin içe çekildiği, gündemin farklı sorunlara yoğunlaştığı, insanların bir araya gelmekte zorlandığı süreçlerde bile konut mağdurları seslerini duyurmaya çalıştılar.

Hatta daha önce bilinen konut mağduriyetlerine yenisi eklendi ve bunlar gerek sosyal medyada gerekse sokakta yaptıkları etkinliklerle seslerini duyurmaya çalıştılar.

Parasını ödediği ofisin tapusunu altı yıldır alamadı

43 yaşındaki Sezgin Yurdakul, sesini duyurmaya çalışan konut mağdurlarından sadece birisi.

26 yıldır gemilerde kaptanlık yapan 3 kız babası Yurdakul, Ataşehir’de henüz inşaat halinde olan bir plazadan ofis almak üzere 2013 yılında o günün koşullarında 100 bin dolar ödedi.

Tapunun ise inşaatın bitmesinin ardından iskanın alınmasından sonra verileceği söylendi.

2015 yılında inşaat bitip iş ofislerin tapusu teslimine gelindiğinde firma, belediye ile resmi, bankalarla da kredi ödemelerine dair yaşadığı sorunları ileri sürerek tapuları vermedi.

Yurdakul, suç duyurusunda bulunmalarına ve dava açmalarına karşın sonuç alamayınca bu sefer de firma önünde eylem yapmaya başladıklarını söyledi.

Kendi durumunda olan 60 kişinin daha olduğunu aktaran Yurdakul, bir bankanın, firmanın ödemediği kredi nedeniyle ofislere haciz işlemi başlattığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Tek isteğim son kuruşuna kadar borcunu ödediğim mülkümün tapusunun verilmesi. Firmanın sahibi, hissedarı değilim. Onların bankalarla yaşadığı sorunların bir tarafı da değilim. Nasıl karına ortak değilsem zararının da sorumlusu değilim. Müşteriyim. Bir anlaşma yaptık. Anlaşmanın bana yüklediği sorumluluğu zamanında ve eksiksiz yerine getirdim ama onlar bunu yapmadı. Bana ayıplı mal verdi.”

Mağdur oldu, mücadeleye öncülük etti

Konutla Dolandırılan Hak Sahipleri Platformu Başkanı Özlem Hanelci de konut mağdurlarından.

Esenyurt’ta tanıtımı televizyonlarda ünlü kişilerce yapılan büyük bir holdinge ait projeden ev aldı. Ancak evi teslim alamadı Hanelci.

Hanelci, kısa sürede kendisi gibi 3 bin 500 mağdurun daha olduğunu öğrendi.

Sosyal medyadan temas kurarak organize olmaya başladıklarını ifade eden Hanelci, aynı bölgede başka firmalardan da konut alarak kendileriyle benzer sorunlar yaşayanlar olduğunu vurguladı. Hanelci bu nedenle tüketici derneklerinin desteğiyle platformu oluşturarak mücadeleye başladıklarını belirtti.

En çok mağdur maketten satışlarda

Hanelci, mağduriyetlerin genelde satışı maketten diye tabir edilen, hukuki adı ön ödemeli konut satış sözleşmesi olan sözleşmelerle tüketicilerden para toplanarak önce satılan sonra teslim edilmesi gereken projelerde olduğunu kaydetti.

İstanbul’da 100 bin Türkiye geneli 300 bin mağdur var

Hanelci, İstanbul’da çoğunluğu Fikirtepe, Tuzla ve Esenyurt’ta olmak üzere 100 bin, Türkiye genelinde ise 300 bine yakın kişinin konut alımlarında çeşitli şekillerde kandırılarak bir nevi dolandırıldığını öne sürdü.

Hanelci, mağduriyetlerinin yaşanmasının nedenini satıcıların kanunlara uygun satış yapmamasına ve bu satışları denetleme görevinde bulunan idarenin görevini ihmal etmesine bağladı.

“Konut dolandırıcılığını kabul ettirdik”

Konutla Dolandırılan Hak Sahipleri Platformu olarak konuyu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) gündemine de taşıdıklarını dile getiren Hanelci, “Çalışmalarımızla konut dolandırıcılığını kabul ettirsek bile maalesef araştırma komisyonu kurulmasını kabul ettiremedik” diye konuştu.

“Aynı projede ikinci, üçüncü faz mağdurlar oluşmaktadır”

 “Gelecekte yeni mağduriyetler bekliyor musunuz?” sorusuna Hanelci, şöyle cevap verdi:

“Kanuna aykırı sözleşmeler düzenlenerek maketten yapılmış satışlarla oluşturulan mağdurlar varken şimdide yarım kalan projeler yine kanuna aykırı şekilde başka kişilere satılmaya devam etmektedir. Aynı projede ikinci üçüncü faz mağdurlar oluşmaktadır. İşin en ilginç tarafı ise bu mağduriyetler mahkemelerde proje ile ilgili dolandırıcılık davaları devam ederken gerçekleşmektedir. Çünkü taleplerimize rağmen ceza mahkemelerinde suç geliri projelere tedbir konulmamakta mağdur müştekilere mahkemeler bile hukuka gidin hukuka demektedir.”

“SÖZLEŞMEYİ NOTERDE YAPIN, TAPUYA ŞERH KOYUN”

Tüketici Koruma Derneği Başkanı Aziz Koçal ise taksitle alım sözleşmesi ile şirket tarafından vatandaşa banka kredisi kullandırılarak şirket tarafından konut satışı yapılmasının da ciddi bir sorun olduğunu kaydetti.

Koçal, şunları kaydetti:

“Bu gibi durumlarda vatandaşlarımız bilinçli olması sözleşmeyi mutlaka noterden yapmaları ve tapuya şerh koydurmaları, mağduriyetlerini önleyeceklerdir. Aksi taktirde müteahhit zor duruma düşmüş ise bankalar veya başka alacaklılar tarafından icra işlemleri yapılabiliyor. Bu nedenle de ev teslim edildiği halde tapusunu alamayan birçok vatandaş mevcuttur. Bunun da önleyecek bir düzenleme mutlaka yapılmalıdır. Vatandaşlarımız da kendini koruyacak bahsettiğimiz işlemleri yapması gerekir.”

“Yeni evimzedeler çıkabilir”

Son zamanlarda ise başına bazı isimler eklenen  “…….Evim” gibi faizsiz ev araba satışı ya da organizasyonu yapan  kuruluşların çıktığını söyleyen Aziz Koçal, buralarda da çeşitli mağduriyetler doğmaya başladığını öne sürerek şöyle dedi:

“Bu şirketler yüksek organizasyon bedeli alıyorlar, vatandaş sistemden ayrılmak istediğinde ise bu bedeller iade edilmemektedir. Her ne kadar yakın zamanda bir düzenleme yapılmış ise de, bu düzenleme yetersizdir. Bu kuruluşlar nedeniyle önümüzdeki yıllarda yeni ‘evimzedeler’ çıkabilir. Bu sistem tarafların katıldığı çeşitli toplantılar ile vatandaşların mağdur olmayacağı bir yasal mevzuata kavuşturulmalıdır.”

İskanı alınmayan binalarda fatura yükü artıyor

Koçal, sözlerinin devamında yaşanan başka konut mağduriyetlerini anlatmayı sürdürdü:

“Yeni bitmiş binalardan ev alan vatandaşlarımızın bir başka mağduriyetleri ise müteahhit tarafından binaya iskan alınmadığından elektrik ve suyu tek saat üzerinden geçmekte olup, tarife ise şantiye tarifesinden olup faturalar yüklü gelmektedir. Müteahhit bu durumu vatandaşa söylemediğinden konut alındıktan sonrada yük tüketiciye kalmaktadır.” 

“Bazı emlakçılar da mağdur ediyor”

Bir başka sorunun ise bazı emlakçılardan kaynaklı yaşandığını öne süren Koçal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Emlakçılardan ev alınırken azda olsa yaşanan sorunları, farklı ev gösterilmesi, evin özellikleri alıcıya anlatılırken olmayan özelliklerin söylenmesi, alınan kaporalar, ev söylenen şekilde olmadı ise  yada tüketicinin cayması durumunda iade edilmemesi gibi çeşitli sorunlar yaşanmaktadır. Vatandaşlarımız mutlaka yetkili ve emlakçı belgelerinin varlığını kontrol etmeli, kaparo vermeden evi ve evin tapusu ile adres teyidini yapması gerekmektedir.”

İLGİLİ HABER

Duvar / Ogün Akkaya – Cumhuriyet

© The Independentturkish //Ali Kemal Erdem

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top