SIYASET

“CUMHURİYET TARİHİNİN EN FAİZCİ LİDERİ BUGÜNKÜ CUMHURBAŞKANIDIR”

“AKP değişti, bozuldu ve çürüdü.”

“bugünkü iktidar Cumhuriyet tarihinin en faizci hükümeti”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, partisinin Yalova 1. Olağan İl Kongresinde konuştu.

Yalova için “Çınar Şehir” ifadesini kullanan Davutoğlu, Yalova’nın ağır sanayi merkezi yapılması yerine doğal güzelliklerinin korunduğu bir şehir olarak kalması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, Yalova’nın tarım, turizm, ticaret ve eğitim konusunda geliştirilmesi gerektiğini belirterek, “3 harfli marketlerin esnafı yok etmesine izin vermemeliyiz” diye konuştu.

“Hem akıllarını yitirdiler hem vicdanlarını”

Erdoğan’ın Kanal İstanbul’u indadına yapacaklarını söylediğini hatırlatan Davutoğlu:

“Marmara’da yaşanan deniz salyası (müsilaj) tehlikesine dikkak…Devlet yönetmek inadına yapılan bir iş değildir. Devlet yönetmek akılla, bilgiyle ama en önemlisi vicdanla yapılan bir iştir. Maalesef bugün başta Cumhurbaşkanı olmak üzere hem akıllarını yitirdiler, bilgileri zaten yoktu, vicdanlarını da yitirdiler..

Görevdeyken Kanal İstanbul konusunda Erdoğan’ı birkaç kez uyardım. Marmara ve tabii ki Yalova gözümüzün nuru gibi korumamız gereken ecdadın bir emanetidir.” .

“BURADAN SUÇ DUYURUSUNDA BULUNUYORUM”

Erdoğan’ın Kanal İstanbul ile ilgili temelin haziran ayı sonunda atılacağını açıkladığını söyleyen Ahmet Davutoğlu, partisinin oluşturduğu gölge kabinenin bu konuyu incelediğini belirterek şöyle konuştu:

“Bu proje bir hukuki skandala imza atılacak projedir. Çünkü yapım ihalesi yok. Küçük ölçekli deplase ihalesi var. Bunu Kanal İstanbul’un 9 köprü ihalesine dönüştürüyorlar. Bu bir suçtur. Yapım ihalelerinde eğer projenin mahiyeti yükselmişse ya da değeri yüzde 20 yükselmişse yeni ihale yapılması gerekir.Şimdi bunlar bir suç işliyorlar. Bütün müjdeleri tükettiler, ülkenin gündemini değiştirmek için Cumhurbaşkanı ‘Haziran’da kazma vuracağız’ diyor. Suç işliyor. Bürokratlar da suç işler. O firmaya da açıktan söylüyorum, bir gün Türkiye’de hukuk yeniden egemen olduğunda hesabını verirler. Buradan Kanal İstanbul’a yatırım yapacak bütün firmalara da bu hukuksuzluğun içinde bulunmayın diyorum” 

Davutoğlu, olası bir deprem, savaş veya terör saldırısı durumunda Kanal İstanbul’un güvenlik riski yaratacağını söyledi. Erdoğan’ın Kanal İstanbul’un iki yanına iki şehir kurulacağını açıkladığını söyleyen Davutoğlu:

“Bunlar arsaya baktığında doların yeşilini görür. Biz ise vatan toprağına baktığımızda yeşili görürüz, maviyi görürüz ve o vatan toprağının bize emanet olduğunu biliriz.”

“Cumhuriyet tarihinin en faizci lideri”

Erdoğan’ın enflasyonla faiz arasında kurduğu ilişki nedeniyle son 6 ayda 3 Merkez Bankası başkanı gördüğünü ve bu gidişle yakında yenisinin de görüleceğini kaydeden Ahmet Davutoğlu, Erdoğan’ın televizyon programında Merkez Bankası başkanının faiz indirimi konusunda uyardığını söylediğini, MB Başkanı’nın da ‘düşürmeyeceğiz’ demek yerine ‘sıkı para politikası uygulayacağız’ dediğini hatırlatarak:

“Ne yapacağınızı doğru dürüst söylesenize. Niye Türkiye’nin ekonomi kaderini bir kişinin cehaletine bırakıyorsunuz. Faizi düşüreceğiz diye diye bizden yüzde 7’den aldığı faizi yüzde 19’a çıkardı daha da yukarı çıkıyor. Faiz her düşecek dedğinde yükseliyor. Bir de manevi değerlerimizi buna alet ediyor. Eğer Türkiye Cumhuriyeti’nin en faizci lideri, en faizci bakanlar kurulu varsa, o bugünkü bakanlar kuruludur. En faizci lider de bugünkü cumhurbaşkanıdır. Türkiye’de hiçbir dönem faizler dünya ortalamasının 17-18 katı olmamıştır.”

“Dünyanın en pahalı televizyon programı”

Erdoğan’ın televizyondaki iki saatlik konuşmasının Türkiye ekonomisine 90 milyar TL’ye malolduğunu savunan Davutoğlu:

“Dünyanın en pahalı televizyon programı. O ne zaman konuşsa dolar fırlıyor, Türk Lirası eriyor. Kimlere ne kazandırdılar.”

“Siz gideceksiniz, biz geleeğiz”

İktidarın kendi partilerine her türlü baskıyı yaptığını belirten Davutoğlu:

“Korkularının sebebini biliyoruz. Korkunun ecele faydası yok. Görünen dağın ırağı olmaz. Siz gideceksiniz, biz geleceğiz allah’ın izniyle.”

Afyonkarahisar’ın Güney Beldesi’nde Gelecek Partisi aday çıkarana kadar AK Parti’nin kesin kazancağı gözüyle baktığını ancak kendilerinin aday  çıkarması ile birlikte Güney’e bakan akını olduğunu savunan Davutoğlu:

“Bir eski bakan ‘Netanhayu buraya bakıyor’ dedi. Bir başka vekil ‘gerekirse para verin bizi ite köpeğe muhtaç etmeyin’ dedi. Onlar rüvet alabilir, mafyadan maaş alabilir. Bu ülkenin topraklarını 3-5 müteaahide peşkeş çekebilir. Ama bu milletin oyu satılık değildir”

“Mafyadan 10 bin dolar alan milletvekili kim?”

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bir siyasetçinin Sedat Peker’den her ay 10 bin dolar aldığı yönündeki iddiası konusunda Erdoğan’ın sessiz kaldığını söyleyen Davutoğlu:

“Eğer AKP’nin onurunu düşünmüyorsanız, İstiklal Savaşı’nı yürütmüş olan ve 15 Temmuz’da kahrmanca direnen gazi meclisin onurunu düşünün ve kimse o milletvekili gereğini yapın.”

Erdoğan’ın “Böyle bir olay yoktur” demediğini belirten Davutoğu, “Diyemiyor. Çünkü biliyor, var bu olay” dedi. Davutoğlu, Devlet Bahçeli ve Doğu Perinçek sahip çıkmasaydı, Erdoğan’ın da Soylu’ya sahip çıkmayacağını savundu.

 “Konuşmamızdan korkuyorlar”

Geçmişte benzer iddialar üzerine olayın üzerin gidildiğini hatırlatan Ahmet Davutoğlu, iddialarla ilgili olarka TBMM önünde yaptıkları basın açıklamasına izin verilmek istenmediğini belirterek şöyle konuştu:

“Bir eski Başbakan olarak kırmızo halılar üzerinde -şimdi turkuaz oldu- girdiğim Meclis’in önünde, daha önce bana milletvekli, bakan ve başbakan olarak selam duran polisler bu sefer benim orada konuşmamı engellemeye çalıştı. Yaralananlar, darp edilenler oldu. Çünkü hakikatleri konuşmamızdan korkuyorlar” 

FETÖ ile ilgili bütün şirketlerin Hazine’ye irat kaydedilmesi gerekirken bu şirketlerin birilerin peşkeş çekildiğini savunan Davutoğlu:

“Bunlar savaş zengini. Ne işi var Mehmet Ağar’ın marinanın üzerinde. Nitekim Soylu’da istifa etsin’ dedi. Sonra istifa etti. ‘Biz olmasaydık oraya mafya çökecektik’ ne demek? Mafyanın varlığını ve hukuk düzeninden üstün olduğunu tiraf ediyor ve Cumhurbaşkanı susuyor. Bu nasıl bir zillettir.”

“BİRİLERİ DOLARDAN KÂR EDİYOR DA CUMHURBAŞKANI O KÂRI ARTIRMAK İÇİN Mİ YAPIYOR?”

Gelecek Partisi lideri;

“Anayasadan konuşuyorlar, 128 madde. Eğer bilinçli yaptıysa biri, size tuzak kurmuş Sayın Cumhurbaşkanı, 128’i yine önünüze koymuş.”

Erdoğan, sarf ettiği “Merkez Bankası Başkanı ile görüştüm, bizim bir defa faizleri düşürmemiz şart” ifadesini eleştiren Davutoğlu şunları kaydetti:

Sayın Erdoğan öğrenemeyecek, “Ekonomi mezunuyum” diyor, Hayır, ekonomiye giriş dersinde faiz-kur-enflasyon ilişkisi anlatılır. Üçünün ilişkisini bilmeyene ekonomi dersi almış denmez. Bu ilişki denklemini yanlış kurduğu için Sayın Cumhurbaşkanı, Merkez Bankası’nı faiz enflasyon ilişkisinde kuru unutarak yanlış bir yere oturttuğu için, bizden yüzde 7 civarında aldığı faiz oranlarını yüzde 19’a çıkarttı hala da dünyanın en yüksek faizi Türkiye’de. Ve halen aynı hatada ısrar ediyor, Merkez Bankası ile ilgili konuşmasının hemen arkasından Dolar yine tarihi rekorunu kırdı. İnsan artık şüphe etmeye başlıyor: Bu Dolar’ın yükselmesinden biri kâr ediyor da Cumhurbaşkanı kritik vakitlerde o kârı artırmak için mi yapıyor, nedir bu yani? Nedir milletin bu çilesi? Her Dolar yükselişinde mazotun, gübrenin, yemin nasıl arttığını görmüyor mu Sayın Cumhurbaşkanı?

“Hiç kurtuluş yok bu 128’den”

Erdoğan’ın aynı yayında Merkez Bankası rezervlerinden kaybolduğu iddia edilen 128 milyar dolarla ilgili eleştirisine, “Merkez Bankası’nın parasının nereye gittiği sorulur mu? Bunların hesabı kitabı yok, bunlar anlamaz bu işlerden” karşılığını vermişti.

Gelecek Partisi lideri Davutoğlu:

“128 milyar nerede? sorusu sorulamazmış, nasıl sorulurmuş, Cumhurbaşkanı gazeteciler sanıyor bizi herhalde, biz hangi soru soracağımızı ondan talimat alacak değiliz. 128 milyar dolar nerede sorusu sorulacak, sorulmaya devam edecek. Şimdi de soracağız, iktidara gelirsek de soracağız, hep soracağız. Çünkü o tüyü bitmemiş yetimlerin malıdır. Siz bu sorudan kaçamayacaksınız. Anayasa’dan konuşuyorlar, 128 madde. Eğer bilinçli yaptıysa biri, size tuzak kurmuş Sayın Cumhurbaşkanı, 128’i yine önünüze koymuş. Bilinçli yapmadı da siz buna karar verdiyseniz siz de bilinçaltınızda 128 ile yaşamaya devam edeceksiniz. Hiç kurtuluş yok bu 128’den”

Independent Türkçe

“BİNALİ YILDIRIM, SÜLEYMAN SOYLU VE BERAT ALBAYRAK CUMHURBAŞKANI’NIN KOORDİNASYONUNDA BANA KUMPAS KURDULAR”

Habertürk TV’de Teke Tek programında Fatih Altaylı’nın sorularını yanıtlayan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunuyor. Davutoğlu, son olarak organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ‘Suriye’ye silah sevkiyatına SADAT’ın da dahil olduğu’ iddiasına da yanıt verdi.

SURİYE’YE GİDEN SİLAHLAR : BENİM DÖNEMİMLE ALAKASI YOKTUR

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu:

“Konunun bana nasıl geldiğini anlayamadım..

İzlerken çok üzüldüm. Konunun bana nasıl geldiğini anlayamadım. Bir kere bu iddiaların hepsi yalan. Bir kere Süleyman Soylu’ya bir teşekkür borcum var. Bunu yıllardır anlatmaya çalışıyordum. Parti içinde darbe teşebbüsüyle kumpas kuran bir ekip vardı. Bunu anlatmaya çalışıyordum. Perde gerisini devlet adamı ahlakıyla anlatmakta zorluklar yaşarken Süleyman Soylu ortaya koydu..

 Madem ki pandoranın kutusunu açtılar. Binali Yıldırım, Süleyman Soylu, Berat Albayrak bu üç kişi. Bu üç kişinin hesapları farklıydı. Sedat Peker’in videolarıyla ortaya çıkan tablo, bu üç kişinin iktidar için yürüttüğü çirkin ve kirli mücadele. Tayyip Erdoğan sonrası öne geçme mücadelesi..

 Ben Başbakan iken terörle mücadele, reformlarla uğraşıyordum. İki seçim, üç kongre yönettim. Ben bunlarla uğraşırken bu arkadaşlar bunlarla uğraştı..

Ben onların ihtiraslarına engeldim. Bir dalga kıran gibiydim. Şu gün dökülen şeylerin çoğu için o gün kapsamlı bir reform hazırlığındaydım. Siyasi şeffaflık, ihale yasası. Tek tek yolsuzluklar sistemik hale dönüşüyordu. Bunlara karşı mücadele yapmak lazımdı. Ben bu mücadeleyi başlayınca… İlk şeffaflık yasasından söz etmem 2015’tir. Herkes benden rahatsız oldu..

Bu üç kişi kendi siyasi ihtiraslarına beni engel görüyorlardı. Bir taraftan devleti yönetiyordum. Sayın Binali Yıldırım ‘Başbakanlık benim hakkım’ diye düşünüyordu. Süleyman Soylu bir başka partiden geldi. Mustafa Şentop dahil birçok isim Süleyman Soylu hakkında bana rapor sunuyordu. Berat Albayrak partiyi mirası gibi görüyordu. Sayın Cumhurbaşkanı’nı tabiri caizse doldurdular. Sanki liderlik yarışı varmış gibi.”

“CUMHURBAŞKANI İLE ARAMIZDA BİR KERE GERGİNLİK OLDU”

Ahmet Davutoğlu:

“Sayın Cumhurbaşkanı ile aramızda bir kez gerginlik oldu. Ben dedim ki, ‘Sayın Cumhurbaşkanım siz kukla başbakan istiyorsunuz. Gelin CHP, MHP, HDP’ye parlamenter sistem önerisiyle gidelim. Ben size Anayasa reformundan sonra genel başkanlığı tevdi edeyim, danışman olayım. Seçime gidelim. Ben hiçbir zaman siyasete hırsla girmedim ama iddialıyım, azimliyim. Yaptığım işi yarım yapmam. 2008’de sayın Erdoğan’a gidip ‘Sizi yalnız bırakmayacağım’ demiştim. Soylu ile Albayrak’ın omuz kavgasını hatırlarsanız. Çok utandım..

Açık söyleyeyim ben olsaydım iki bakanı görevden alırdım. Kesinlikle alırdım. Bu konudaki tavrımı herkes bilir. Devlet yönetirken ciddiyetimi, kararlılığımı herkes bilir. Yoksa bu kurtlar sofrasında ayakta duramazdım. Şu anda ayakta isem o kurtlar sofrasında yem olmadığım içindir. Kurtlar sofrasının kuralı düşeni yemektir. Ben düştüm ama yenilmeme izin vermedim. Sayın Cumhurbaşkanına da söyledim, ‘Eğer Soylu’yu haklı görüyorsanız, çıkın karşıma konuşun’. Soylu size en ağır hakaretleri yaparken biz sizin yanınızdaydık.”

“SOYLU BANA NİYE SALDIRIYOR?”

Ahmet Davutoğlu:

“Soylu, ‘Ben Davutoğlu’na nasıl ihaneti yaptıysam, nasıl dolap çevirdiysem size de yapabilirim’ mesajıydı sayın Erdoğan’a. Bana niye saldırıyor peki? Benden başlamasının sebebi hafıza tazeleyerek Cumhurbaşkanı’na ‘Davutoğlu’nun tasfiyesinde kritik bir rol oynadım’ demiş oldu. ‘Bugün bana sahip çıkmazsanız, bildiklerimi, geçmişi ortaya çıkaracak şekilde tavır aldığını’ gösterdi. Orada bir mesaj verdi, ‘Beni destekleyenler var’ dedi.. 

Ertesi gün Bahçeli, Perinçek destekledi. Ertesi gün Cumhurbaşkanı bu destekler karşısında Süleyman Soylu’ya sahip çıktı. Ben Cumhurbaşkanı veya Başbakanın kendi bakanına sahip çıkmasını doğru, ahlaklı bulurum ama 25 gün sonra değil. İlk başta ‘onlara yedirtmem’ deseydi tamamdı. Ama 24 gün kendi bakanının dayak yemesine göz yumdu. Sonra da razı oldu. ‘Sahip çıkıyoruz’ dedi ama neye sahip çıktığını söylemedi. Şimdi niye benimle başladığını anlayabiliyor musunuz? Başlarken Cumhurbaşkanına mesaj gönderdi. Parti içinde darbenin ana unsurunu hatırlatarak bunu yaptı..

17-25 Aralık’ta Selami Altınok’un siciline baksınlar. İstanbul’da düzeni sağlayan isimdir. Vasif Şahin, Mustafa Çalışkan ayrı kategoridedir. Yanında çalıştılar. Vasip Bey’i tanırım, Mustafa Bey de öyle. Bunlar 15 Temmuz’un kahramanlarıdır. Siyasi kahraman Selim Temur’dur 15 Temmuz’da. İstanbul’u ayağa kaldırmıştır. Emniyet açısından Selami Altınok ve Vasip Şahin’dir. Sen Cumhurbaşkanı’na en kritik eşikte destek olmuş isimleri nasıl harcarsın? Soylu mesajlarını doğrudan AK Parti’ye ve sayın Cumhurbaşkanına vermiştir. ‘Bana sahip çıkmazsanız AK Parti’yi yakarım’ dedi. 14 Haziran’da sayın Cumhurbaşkanı NATO zirvesinde Biden’la oturacak. Ermeni soykırım iddialarını arkasında bırakarak nasıl oturacak sayın Biden’la. Uluslararası basında çıkan haber başlıkları maalesef çok sarsıcı. O başlıklarla birlikte oturacaksınız. ‘Siyasi ahlakı inşa edeceğiz’ diye gitseydiniz NATO zirvesine herkes saygı duyardı.”

“ÇÖZÜM SÜRECİ LİDERLİĞİNİ ERDOĞAN YAPTI”

Ahmet Davutoğlu:

“Açılım ve çözüm süreci sayın Erdoğan’ın liderliğini yaptığı süreçlerdi. Sayın Erdoğan’ın savunmaktan vazgeçtiği şeyler bakanlarımızın üzerine kalıyor. Açık söyleyeyim, Dışişleri Bakanı olarak çözüm sürecinin içeride yol açtığı aksaklıkları görme şansım yoktu. 2013-14 itibariyle söylüyorum. Özellikle Kobani olaylarıyla birlikte gördüm. Çözüm sürecinin kamu düzeninin aleyhine kullanıldığını bizzat müşahade ettim. Bütün bakanları, güvenlik birimlerini çağırdım. Sayın Cumhurbaşkanı iki şey bırakmıştı, FETÖ ile mücadele ve çözüm süreci. Çözüm sürecinde kamu düzeninden taviz vermeyeceğimizi söylemiştim. Kamu düzenini tarumar eden ve en son Ceylanpınar’da iki polisimizin şehadetiyle terörle mücadeleyi başlattım.”

“KANAL İSTANBUL STRATEJİK OLARAK YANLIŞ”

Ahmet Davutoğlu:

“Sayın Cumhurbaşkanı geçen gün ‘inadına Kanal İstanbul’u yapacağız, Haziran’da temel atacağız’ dedi. Bizim gölge bir kabinemiz var. Bir arkadaşıma sordum, ‘Nasıl başlayacaklar? Yatırım ihalesi yok’ Meğer firmanın ismini vermeyeyim, büyük bir firma deplase yani yeraltı iletişim hatlarının değişimiyle ilgili vaktiyle ihale yapılmış. Bu ihaleyi değiştirip köprü ihalesi haline getiriyorlar. Suç bu. Mahiyet değişiyorsa ihale tekrarlanır. Ortada finansman planlaması yok. Olsa da İstanbul’a ihanettir. Ben Başbakanlığı aldığımda ilk hükümet programında eski hükümetin devamı olduğu için bu projeyi saydım. Benim Başbakanlığım döneminde Kanal İstanbul’la ilgili hiçbir adım atılmadı. Bunu o zaman sayın Cumhurbaşkanına da söyledim..

Stratejik olarak yanlıştır, deprem, terör riski, İstanbul’u dar bir koridora hapsedilmesinden bahsettim. İmar Yasası çıkmış olsaydı bunu yapamazlardı. Bunun paralelinde İstanbul Yasası’nı yapacaktım. Mesele kanal değil, mesele orada rantı kapatanlara mesaj veriyor. İmar Yasası olsaydı böyle keyfi hamleler yapılamayacaktı. Sonuna kadar mücadele ettim. Şimdi yalnız değilim artık. Bu mücadeleyi sonuna kadar yürüteceğiz. Şimdi Gelecek Partisi var.”

‘SURİYE’YE GİDEN SİLAHLAR’ AÇIKLAMASI

Ahmet Davutoğlu:

“MİT TIR’ları olayı olduğunda ben Başbakan değildim, Dışişleri Bakanıydım. Sedat Peker’in bu iddialarının MİT TIR’ları ile hiçbir ilgisi yoktur. Ben birine tez vereceğim zaman iki şeyi ölçelerim. Bir kavramsal zekası var mı, iki kronoloji sıralaması doğru mu? Tarihi kronolojiyi doğru okuyor mu? Bunun ikisini yapamayanın muhakeme yürütmesi imkansızdır. Öyle bir Davutoğlu dönemi çiziliyor ki, son 18 yılı ben yönetmiş gibiyim. İstenildiği zaman ben hiç yokmuşum gibi. Bu olaylar olduğunda ben Başbakan değilim, MİT TIR’ları olduğunda. Dışişleri Bakanıyım o zaman. Sedat Peker’in iddialarıyla MİT TIR’larının alakası yoktur..

Bu operasyon 19 Ocak 2014’te oldu. Sedat Peker o zaman cezaevindeydi. O silahları nasıl gönderdi oraya? 10 Mart 2014’te çıktı cezaevinden. Benim Dışişleri Bakanlığım görevinde MİT ve Genelkurmay bana bağlı değil. 

Başbakan iken de ne Sedat Peker ne SADAT’ın benimle hiçbir görüşmesi olmamıştır. Hiç kimse kendisinden menkul görev üstlenmemiştir. Türkiye’de cuntalar olmuştur. Benim Başbakanlık yaptığım dönemde FETÖ gibi yapılar, Erdoğan’ın Başbakanlık yaptığı dönemde olmuş ve yanlış iş yapmış olabilir. Başbakanlık döneminde ise ikili otorite vardı. Benim Başbakanlık otoritesi kullanarak verdiğim talimatlar ve bazen aynı kişilere sayın Cumhurbaşkanının verdiği talimatlar. Kendisine sorarsanız cevap vermek durumundadır..

Zor durumda olan Türkmenlere o dönemde yardımlar yapıldı. Kimse de bu olayları bir terör olayı olarak göremez. O dönem Erdoğan Başbakandı. O hükümetin Dışişleri Bakanı olarak söylüyorum, o yardımların terörle ilgisi yoktur..

Benim dönemimle alakası yoktur. Benim dönemimde asla bir silah transferi olmamıştır. Ne Başbakan iken, ne de Bakan iken kimseye talimatım olmadı. Sedat Peker’in bahsettiği iddialar kesinlikle benim dönemimle alakalı değildir.”

“BENDEN SONRASIYLA İLGİLİ BİR ŞEY DİYEMEM”

Ahmet Davutoğlu:

“Benim dönemimde devlet kurumları dışında hiçbir aracı olmamıştır. Sayın Tuğrul Türkeş’in kast ettiği 19 Ocak tırlarıdır. 30 Mayıs 2015’de seçim kampanyası esnasında sayın Bahçeli, Bayburt’ta mitingte ‘Türkiye Cumhuriyeti MİT TIR’ları altında ezilmiştir’ diye Türkiye’yi uluslararası alana şikayet etti. Ben de ‘Bu tırlar Bayırbucak Türkmenlerine gidiyordu’ dedim. Sayın Tuğrul Türkeş ‘gitmiyordu’ dedi. Ben de 5 Haziran’da Kahramanmaraş mitinginde yemin ederek ‘Bayır Bucak Türkmenlerine gidiyordu’ dedim. Ha, Bayırbucak Türkmenlere gitmeden başka ellere geçmişse bilemem ama o konuda da bir delil yok. ABD’nin YPG’ye silah aktarması, Fransa’nın aktarması, Rusya’nın yığınak yapması suç olmuyor da, Türkiye’nin Türkmenlere aktarması mı oluyor? Ne Nusra ne DEAŞ’la ilgili bir ifadem var. Terör örgütü ilan edilen bir topluluğa devlet yardım gönderir mi? Benden sonrasıyla ilgili bir şey diyemem.”

“ERDOĞAN, BANA GÜLEN’LE GÖRÜŞÜP TÜRKİYE’YE GETİRMEM İÇİN TALİMAT VERDİ”

Ahmet Davutoğlu:

“2013 yılında BM toplantısı için New York’a giderken Sayın Erdoğan’la istişare bulundum. Fetullah Gülen’in yurt dışında kalması halinde Türkiye karşısında istihbari olarak kullanabileceği yönünde, sayın Erdoğan benden mümkünse Fetullah Gülen’le görüşüp Türkiye’ye getirmek için talimat verdi. Sayın Erdoğan 2015’te ‘görevi ben verdim’ diye teyid etti..

Ben Erdoğan’a intibalarımı anlattım. ‘Kesinlikle geleceği kanaatinde değilim. Türkiye’de devlet içi yapılanmalarında teşkil ettiği, dolayısıyla her türlü senaryonun beklenebileceği’ şeklinde kendisine söyledim. Ben bu görevimi yaptım. Ne onun öncesinde oturup görüşmüşlüğüm var, ne bankaların açılışında bulundum, ne orada, ne şurada, ne burada. O gün bir şekilde ikna edilip getirelebilseydi Türkiye bunlarla karşı karşıya kalmazdı.”

“TÜRKİYE VE SURİYE HALKLARININ KADERİ ORTAKTIR”

Türkiye ile Suriye halklarını kaderi ortaktır. Bu süreçler bir gün geçer kardeşlik devam eder. Ama Beşar Esad’la bu normalleşmeyi sağlamak hayaldir. Çünkü halkına kimyasal silah kullanmıştır. Halkının büyük çoğunluğu dışarıdadır. Seçim öncesi çağrıda bulundum. Bir geçiş hükümeti kurulması konusunda adım atılabilseydi bu seçim meşru olabilirdi. Suriye’de bu statünün böyle devam edeceği kanaatinde değilim. Beşar Esad’ın kontrol ettiği bölge hala ülkenin çok az kısmı. Beşar Esad’ın içinden çıktığı Nusayri topluluğu bile kendisine tepkili. Suriye’de değişim yaşanacak. Bir gün Suriye ile Türkiye halkı elele verecek. Ama halkıyla barışık yönetimlerle.

NE OLMUŞTU?

DAVUTOĞLU: “YILDIRIM-ALBAYRAK-SOYLU CUMHURBAŞKANI KOORDİNASYONUYLA BANA KUMPAS KURDU”

Ahmet Davutoğlu, başbakanlıktan istifası sürecine ilişkin:

“Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Berat Albayrak Cumhurbaşkanı’nın koordinasyonuyla bana kumpas kurdular.”

Sedat Peker’in iddialarına yanıt vermek üzere TRT’nin ardından Habertürk’te canlı yayında açıklamalar yapan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Davutoğlu’nun 7 Haziran 2015’deki seçimin ardından CHP’yle koalisyon kurmak istediğini, HDP’yle de o dönem anayasa çalışması yaptığını, ayrıca Davutoğlu’nun bakanlara, “Hepinizin odalarınızda neler konuştuğunu dinletiyorum ve biliyorum” dediğini ve kendilerini dinlettiğini öne sürdü.

“SOYLU KUMPASI İTİRAF ETMİŞ OLDU”

Davutoğlu ise Soylu’nun o dönemde kendisinin görevden alınması için bir kumpas kurduğunu itiraf etmiş olduğunu söyledi.  “Belki Cumhurbaşkanı’nın haberi yoktu” sorusu üzerine de, “Cumhurbaşkanı’nın bilgisi dışında olamaz” dedi.

“SOYLU ASLINDA ERDOĞAN’A MESAJ GÖNDERİYOR”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu:

“Sedat Peker’in Süleyman Soylu’ya yönelik iddialarına cevap beklerken Soylu bir anda konuyu bana getirdi. Söylediği her şey külliyen yalandır. Bir tane doğrusu yok. Ben arkadaşlarımı dinletmek gibi bir alçaklık yapmadım ama Soylu alçakça iftira atıyor..

Elinde polis, istihbarat var, gerekirse MİT’e başvursun, araştırılsın. Kendinden önceki İçişleri Bakanı Efkan Ala’ya ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iftira atıyor aynı zamanda, çünkü ben dinleteceğim, Erdoğan’ın haberi olmayacak öyle mi… 

Soylu bakın nasıl bir mesaj gönderiyor AKP’ye ve Cumhurbaşkanı’na..

Para sayma makinesinden bahsetti. Efkan Ala’ya suç isnadında bulunuyor, Muammer Güler’in para sayma makinesini gündeme getiriyor. Bunun üzerinden de Erdoğan’a mesaj veriyor..

Soylu, kendi genel başkanını görevden almak için bir kumpasın içinde olduğunu kabul etti. Buradaki mesaj AKP’ye, Erdoğan’a. O mücadelede çetin bir şeye kalkıştım. İmar rantlarına, faiz rantlarına neşter atacaktım. Siyaset ile mafya arasındaki bağları koparmak için yasa getirecektim..

Tüm bu adımlara karşı karşımda bir çete örgütlendi parti içinde; Artık itiraf ediyorum, Binali Yıldırım, Süleyman Soylu ve Berat Albayrak, o dönem Cumhurbaşkanı’nın koordinasyonuyla bana kumpas kurdular. O kumpasın hesabını verecekler. Ve ben yalnız bırakıldım.”

“ŞİMDİ ÜÇÜ BİRBİRİNİ YİYOR”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu:

“Şimdi üçü birbirini yemeye girişti, meydan mafyaya kaldı. Bu son saldırı, kurtlar sofrasında birbirini yemekte olan kurtların ‘buraya birini daha çekelim de onu da yiyelim’ deme çabasıdır. Ben o sofraya gelmem Sayın Soylu. Ama sen o kumpasın hesabını Allah indinde de kullar indinde de hesabını vereceksin.”

“ERDOĞAN KAPATMAYA ÇALIŞIRSA HAYATININ HATASINI YAPAR”

Ahmet Davutoğlu:

“Cumhurbaşkanı tarihi bir yol ayrımında. Alttan alta kaynayan bir yanardağın üstünü kapatmaya çalışırsa hayatının hatasını yapacak. Türkiye’yi kendisinin değil Bahçeli’nin yönettiğini, rotayı da Perinçek’in belirlediğini ortaya koymuş olacak. Bahçeli ve Perinçek baskısıyla Süleyman Soylu makamında kalırsa bundan sonra kimse Cumhurbaşkanı’na itaat ve hizmet etmek düşüncesinde kalmaz, gider Bahçeli’ye, Perinçek’e yaranmaya çalışır.”

“SOYLU AKP’Yİ YAKARIM DİYOR”

Ahmet Davutoğlu:

“Sedat Peker nasıl ‘ben dünyayı yakarım’ diyorsa, Süleyman Soylu da ‘bana sahip çıkmazsanız ben AKP’yi yakarım’ diyor. 

“AĞAR’IN YENİDEN SİSTEMİN İÇİNE GİRMESİNE VESİLE OLDU”

Ahmet Davutoğlu:

“2016’da ben Başbakan iken Mehmet Ağar sahnede miydi? Yoktu. Nasıl girdi sahneye? Efkan Ala İçişleri Bakanı iken “Mehmet Ağar 90’lı yılların kadroları ile biz devredeyiz” havalarıyla dolaşabiliyor muydu? Nasıl girdi? Süleyman Soylu’nun kendisi Mehmet Ağar’ın sistem içerisine girmesine vesile oldu, aracılık etti.”

“KİMİN YEM OLACAĞININ KAVGASI BU”

Ahmet Davutoğlu:

“Kurtlar sofrasında düşen düşene. Hepsi ‘ben düştüysem onu da aşağı indireyim ki, belki onu yerler’ diyor. Kimin yem olacağının kavgası bu. Soylu bakıyor kendi düşüyor, Ağar’ı aşağı çekiyor. Ağar düşerken ‘mafya’ diyip Soylu’yu aşağı çekiyor.” 

“İKTİDAR KAVGASINA GİRDİLER”

Ahmet Davutoğlu:

“Binali Yıldırım, Süleyman Soylu, Berat Albayrak bir iktidar mücadelesine girdiler. Açıklamalardan anlaşılan Soylu, Albayrak’a karşı mücadelesinde bir dönem Sedat Peker’i kullandı. Peker de ‘biz seninle ortaktık, niye şimdi bunu yapıyorsun?’ diye meydan okuyor.  Bu ilişkiler öyle bir şeydir ki parmağınızı verirsiniz eliniz gider, elinizi verirsiniz kolunuz gider, kolunuzu verirsiniz yüreğiniz gider. Bunların yüreği kalmadı!”

“ŞENTOP BANA GELDİ”

Ahmet Davutoğlu:

“Mustafa Şentop bana gelip Soylu’nun partinin kimyasını bozmaya çalıştığını söyledi.”

“ALA VE AKAR KONUŞMALI”

Ahmet Davutoğlu:

“Terörle mücadeleyi biz verdik. Hulusi Akar ve Efkan Ala’nın konuşma vaktidir. Hiçbir zaman HDP ile anayasa tartışması olmadığı gibi Kuzey Suriye’de devlet kurulmasını engellemek için mücadele verdik ve Başbakanımız Davutoğlu’ydu demeliler. Bu onların bana borcudur. Ben terörle mücadele için Mehmetçik ile birlikte Silopi’de iken, Sur’da iken, Van’da iken, Ceylanpınar’da iken, Süleyman Soylu benim arkamdan 3-5 kişiyle kumpas kuruyordu.”

“VAN’DA HELİKOPTERDEN KÖYLÜ ATILDI”

Ahmet Davutoğlu:

“Süleyman Soylu, terörle mücadeleyi bizim bıraktığımız yerden devam ettirdi. Ama bunu demokratik hukuk devletine aykırı şekilde yürüttü. Faili meçhul yok diyor, Van’da helikopterden köylü atıldı ya, terörle böyle mi mücadele edilir. Kürt vatandaşlarımızın kalbini kırarak terörle mücadele edilmez Soylu’nun yaptığı gibi.” 

“O DÖNEM SETA’NIN BAŞINDA KİM VARDI?”

(Soylu’nun SETA’ya yönelik suçlamaları üzerine)

Ahmet Davutoğlu:

“SETA meselesi, doğru, biz onu bir düşünce kuruluşu olarak kurduk ama sonra siyasete angaje oldu bütün itibarını kaybetti. Soylu SETA’yı suçluyor, 2015’te SETA’nın başında kimler vardı? Beştepe’de olan Fahrettin Altun vardı. Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak.”

“BUNLAR DEMOKRASİYE İNANMAZ, KURTLAR SOFRASININ SON AŞAMASINA GELİYORUZ”

 (Soylu’nun AKP’nin tek başına iktidar olamadığı 7 Haziran 2015’deki seçim için ‘Cumhurbaşkanı’na bu tamamlanmamış seçimdir dedim’ ifadesi üzerine)

Ahmet Davutoğlu:

“Bunlar demokrasiye inanmaz, İstanbul seçimlerinde gördünüz. Bunlar gücü bırakmaktan korkuyorlar, çünkü Kurtlar sofrasının son aşamasına geliyoruz, düşen düşene. Onun için herkes o sofrada kalmaya çalışıyor.”

“PELİKAN SEÇİM KAZANMADAN DEVLETİ YÖNETMEK İSTİYOR”

Ahmet Davutoğlu:

“Pelikan, aynı FETÖ gibi seçim kazanmadan devleti yönetmek istiyor, itibar suikastı yaparak insanları tasfiye etmek istiyor, bürokrasiye, hukuka sızıp o sızma üzerinden ekonomik rant alanları oluşturup o ranta konmak istiyor.”

NE OLMUŞTU?

DAVUTOĞLU: “ERDOĞAN, İNANDIĞIMIZ DEĞERLERİ…”

DAVUTOĞLU’NDAN ERDOĞAN’A ‘İHANET’ TEPKİSİ: “DEĞERLERİ YERLE BİR ETTİ!”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu:

“Erdoğan milletten koptu, Bizim inandığımız temel değerleri yerle bir etti. Dolayısıyla burada bir sadakat eksikliği varsa bir ihanet söz konusuysa tamamıyla bu Sayın Erdoğan’ın bizim değerlerimize ihanetidir..

İYİ Parti lideri Meral Akşener’e yönelik İkizdere’de yaşanan provokasyon… Gerçekten hepimizin ciddi şekilde üzerinde durması gereken saldırıydı. Sayın Selim Temurci’den de bilgi aldım. Doğal tepkiyi anlarsınız. Ama Sayın Akşener’e yapılan saldırıya baktığımızda hiç de doğal görüntü vermiyor. Bu bir hak tepkisi değil. Ben kendisiyle de konuştum. Dışarıdan yönlendirilmiş bir grubun yaptığı faaliyetler.”

“MUHAFAZAKARLARIN ARINMAYA İHTİYACI VAR”

Davutoğlu:

” ‘Benim dediğim vatandır, benim dediğim dindir’ dediğiniz zaman Sedat Peker de kendisini bir rol biçiyor. Herkes vatanı savunmak için kendisine rol biçiyor. Bugün milliyetçi-muhafazakar kesimin çok ciddi bir arınmaya ihtiyacı var. Özgürlükçü bir din anlayışı ile bütün o yıpranmış değerleri inşa etmemiz lazım. Bu sadece siyasi bir sorun değil, bu bilimsel, entelektüel ve bir aydın sorunudur ayrıca. Vatan ve din kavramlarını kendisi etrafında yorumlayanlar en çok da vatan ve din kavramlarına zarar veriyorlar. Bizim burada özgürlükçü bir çizgiyi tutturmamız lazım.”

“KİŞİSEL HUKUKU YERLE BİR ETTİ”

Davutoğlu:

” ‘Adayım Erdoğan’ açıklaması 2018’dedir. 2016’da da partiden ayrılırken de bağlandığım husus değerlerimdir. O gün kişisel hukukları, Cumhurbaşkanı’nın hukukunu, parti hukukunu, oy veren vatandaşların hukukunu ve bütün oy vermeyen vatandaşların hukukunu koruyacağım dedim..

Bu hukukların hepsi çok önemli. Kişisel hukuku ben koruyordum. Cumhurbaşkanı korumadı. Cumhurbaşkanı’nın kişisel hukukunu zedeleyen bir şey söylemedim. O dolandırıcı diyerek bu kişisel hukuku yerle bir etti. Ayrıca o gün de ihanet etmemiştik. Orada bir parti-içi bir darbe yaşandı. Parti hukukunu da korudum..

AKP içerisinde söylemediğim hiçbir sözü, dışarıda söylemedim. AKP içindeyken de dışarıda hiçbir siyasi kompozisyon içine girmedim. İçeride mücadele ettim, sonra manifesto yayınladım. Dışarıda söyleyeceklerimi söyledim ve sonra AKP’liler dedi ki; biz buna dayanamıyoruz Cumhurbaşkanı ve bize ihraca sevk etti. O hukukları zedeleyen beni ihraca sevk eden Cumhurbaşkanı’dır. Hakikati söylediğim için sevk eden. Ayrıca aynı konuşmada bakılırsa bundan sonra bir nefer ve vatandaş olarak bu değerleri savunacağımı da söylüyorum. Dolayısıyla itaat, sadakat nihai kertede savunduğumuz değerlerdir.”

“CUMHURBAŞKANI İNANDIĞIMIZ TEMEL DEĞERLERİ YERLE BİR ETTİ”

Davutoğlu:

“Ayrıca şunu da söyleyeyim 2016’da benim bıraktığım AKP hatta Cumhurbaşkanı bugünkü AKP ve Cumhurbaşkanı mı? Onlar o günden bugüne ne kadar yozlaşıldığını görmüyorlar mı? O gün ortalıkta bugün olduğu gibi yolsuzluklar furyası bu hadde gelmiş miydi? Vardı, onlarla mücadele etmek istedim. Ama bugün gelinen nokta Allah aşkına aynı AKP’den mi bahsediyoruz? AKP durduğu yerde durmuyor. Öyle görüyorlar ki AKP sabit, değişen benim..

 Hayır, AKP değişti, bozuldu ve çürüdü. Cumhurbaşkanı değişti. Cumhurbaşkanı milletten koptu. Cumhurbaşkanı bizim inandığımız temel değerleri yerle bir etti. Dolayısıyla burada bir sadakat eksikliği varsa bir ihanet söz konusuysa tamamıyla bu Sayın Cumhurbaşkanı’nın bizim değerlerimize ihaneti, savunduğumuz değerlere ihaneti söz konusudur. Bizim ise savunduğumuz değerler adına Cumhurbaşkanı’na hakkı ve adalete davet ettik. Yürümeyince onlar bizi ihraca sevk etti.”

“PEKER’İN SOYLU İLE İLGİLİ İDDİALARI”

Davutoğlu:

“Peker bir taraftan damada Pelikancılar diyerek, diğer taraftan Süleyman Soylu’ya… Sayın Soylu pandemi gecesi vahim bir hatadır. Milletin hayatını riske ettikleri hatadır. Hem Cumhurbaşkanı hem kendisinin hatasıdır ama o sebeple istifa etmeye kalktığında sokaklar arabayla dolmuştu. Çünkü organize olan ekipler o gün onun yanındaydı. Şimdi yanında değiller. Şimdi kimse çıkıp savunmuyor. Demek ki, o mobilize dayalı ekiplere dayalı siyaset yapmanın sonu geldi. Bu bir sezgi ama bu gece bir görev değişimi olabilir. Bu tür kararnameler cuma gecesi çıkar. Cumhurbaşkanı sahip de çıkmıyor, ortada bırakıyor. Damat Bakan ile Soylu’nun rekabeti devam ediyorsa, bu gece uygun vakit.”

“BÜTÜNÜYLE YENİDEN TANZİM EDİLMESİ ŞART”

Davutoğlu:

“Bugün karşı karşıya kaldığımız şey; münferit bir olay değil. Bir bölgeyi, bir kurumu ilgilendiren bir olay da değildir. Bugün karşı karşıya kaldığımız tablo, sistemin tümünün çürümesi ile ilgili, kangren bir hal alması. Dolayısıyla buna müdahale, tek taraflı müdahale olmaz..

Şimdi Süleyman Soylu’yu konuşuyoruz ama bugün benim yetki olursa bütün devletin anatomisini çıkarırdım. Devletin bu konuda bütünüyle yeniden tanzim edilmesi şart. Çözüm; demokratik hukuk devleti..

15 Şubat’ta açıkladığımız belgede de şöyle demiştim: Otoriter yolsuzluk düzeni var bugün. Bir kartel devlet anlayışı. Bir narko-devlet anlayışı, bir otokrasi var. Buna karşı bizim savunacağım şey; demokratik hukuk devleti. Bunu da tanımlamak için de siyaset ,ekonomi ve medya üçgeni yeniden tanzim edilmeli.”

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top