SIYASET

İYİ PARTİ GENEL BAŞKANI MERAL AKŞENER NE SÖYLEDİ

“Sayın Erdoğan; kürsüden sallamayı liderlik sananların devri, artık bitiyor.”

Hiçbir suç cezasız kalmayacak!

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Tarafsız Cumhurbaşkanı, Çoğulcu Demokrasi, Katılımcı Yönetim, Güçlü Meclis, Kuvvetler Ayrılığı ve Güçlü Denetim, Hukukun Üstünlüğü ve Tam Bağımsız Tarafsız Yargı, Devlette Liyakat”

TARAFSIZ CUMHURBAŞKANI

Meral Akşener:

Birinci ilkemiz; Tarafsız Cumhurbaşkanı.Cumhurbaşkanlığı makamı tarafsız ve partiler üstü bir şekilde devleti ve milletin birliğini temsil edecek. Keyfi uygulamalarla elinden alınan yasama gücü yeniden Milletin Evi’ne yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne devredilecek.

ÇOĞULCU DEMOKRASİ, KATILIMCI YÖNETİM, GÜÇLÜ MECLİS

Meral Akşener:

İkinci ilkemiz; Çoğulcu Demokrasi, Katılımcı Yönetim, Güçlü Meclis. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çoğulculuğa dayanarak; Çatışmacı, dışlayıcı siyasetin aksine uzlaşmacı ve kapsayıcı siyasetin yapılmasını sağlayarak demokrasimizi güçlendirecek.

KUVVETLER AYRILIĞI VE GÜÇLÜ DENETİM

Meral Akşener:

Üçüncü ilkemiz; Kuvvetler Ayrılığı ve Güçlü Denetim. Kuvvetler ayrılığı her türlü vesayetin önüne geçebilecek en büyük bariyerdir. Devletin veya siyasetin hiçbir kurumu anayasa ve yasalardan aldığı yetkiyi aşarak başka bir kurum üzerinde vesayet kuramayacak.

HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ VE TAM BAĞIMSIZ TARAFSIZ YARGI

Meral Akşener:

Dördüncü ilkemiz; Hukukun Üstünlüğü ve Tam Bağımsız Tarafsız Yargı’dır. Milletimizin her bir ferdi şerhsiz, şartsız kanun önünde eşit olacak. Suç işlediğinde bağımsız ve tarafsız yargı önünde hukukun üstünlüğü prensibiyle adilce yargılanacak.  Hiçbir suç cezasız kalmayacak.

DEVLETTE LİYAKAT

Meral Akşener:

Beşinci ilkemiz; Devlette Liyakat. KPSS’den yüksek not aldığı hâlde mülakatta elenen gençlerimizin hakkı teslim edilecek. Devlette göreve siyasi otoriteye sadıklar arasından layıklar değil, layıklar arasından devlete ve millete sadık olanlar alınacak.

NE OLMUŞTU?

İÇİNDEKİLER

“YENİ SİSTEM ÖNERİSİ”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“İkizdere’de taşocağına karşı köylülerin mücadelesine destek verdiği sırada uğradığı sözlü saldırı… Rizeli kardeşlerimi zan altında bırakmaya cüret etmelerini kabul etmem. Bana Türkiye’nin hiçbir yerinde zarar gelmez, ben Rize’nin geliniyim. Bana oradan hiç zarar gelmez.” 

Akşener yeni sistem önerisini açıkladı

Meral Akşener:

 “Daha ne kadar sessiz kalacaksın Sayın Erdoğan. Çıkın makamlarınızın sorumluluğunun gereğini yapın.” 

MERAL AKŞENER’İN AÇIKLAMALARINDA ÖNE ÇIKANLAR

Meral Akşener:

“Yanlış anlaşılmasın, ben Sayın Erdoğan ve arkadaşlarını anlayabiliyorum. Bu arkadaşlar, son dönemde zor günler geçiriyorlar. Kaçmak zorunda oldukları birçok soru, sektirmek zorunda oldukları bir dolu iddia, sulandırmak zorunda oldukları, koskoca bir millet gündemi var. Bunun için de, benim sözlerimi çarpıtıp, ‘acaba buradan bir yol olur mu?’ diyorlar. Varsın desinler, ben bunu anlarım. Ama bunu yaparken, Rizeli kardeşlerimi zan altında bırakmaya cüret etmelerini, asla kabul etmem. Kimse heveslenmesin, bana Türkiye’nin hiçbir yerinde zarar gelmez, ben Rize’nin geliniyim, hele Rizeli’den bana hiç zarar gelmez.”

‘BEN GEZMEZSEM KİM GEZECEK’

Meral Akşener:

“Dün de, küçük ortak çıkıp, acınası çabalarını, bana cirolamaya kalkmış. Neymiş efendim? Benim Rize’ye gitmem provokasyonmuş. Neymiş efendim? Esnaf gezmeyecekmişim. Bak sen hele…

Sayın Bahçeli; ben gezmezsem, kim gezecek? Büyük ortağın ortada yok. Sen zaten ortada yoksun. Ben de gezmezsem, bu esnafı kim gezecek, milletimizin derdini kim dinleyecek?..

Buradan sormak istiyorum? En son ne zaman esnaf ziyareti yaptın? En son ne zaman çiftçinin elini sıktın? En son ne zaman işsize iş buldun? En son ne zaman milletin derdini merak ettin. Sen iktidarın küçük ortağısın. Madem bizim esnafa gitmemizden rahatsızsın, o zaman bir zahmet, o çok değerli koltuğundan kalkacaksın, milletinin ayağına gideceksin..

Aynı benim yaptığım gibi, gideceksin Rizeli esnafın, Ispartalı çiftçinin halini hatırını soracaksın. Yani kürsüden öfke iftiraları atmayı bırakıp, işini yapacaksın. Nefret siyasetiyle değil, millete hizmet siyasetiyle rekabet edeceksin. Eğer bunları yapamıyorsan da, bize gölge etmeyeceksin. Bu kadar basit.”

‘DÖNÜLMEZ AKŞAMIN UFKU’

Meral Akşener:

“İktidarlar, millet iradesiyle göreve gelir. Çünkü iktidar olmak demek, sizi o makama getiren millete, hizmet etmek demektir. Milletin, huzur ve refah içinde yaşamasını sağlamak, zengin ve mutlu bir ülke inşa etme sorumluluğunu, üstlenmek demektir. Nitekim, iktidar işini iyi yapar, milleti mutlu ederse, görevine devam eder. Aksi olursa da, millet sandıkta iradesini koyar, iktidar gider..

Mesela, yolsuzluk her yanı sarıyor ve yapanın da yanına kar kalıyorsa, iktidar gidiyor demektir..

Mesela, yoksulluk çığ gibi büyüyor, işsizlik zirve yapıyor, ülkenin parası pul oluyorsa, iktidar yolcudur demektir..

Mesela, enflasyon canavarı sahneye çıkıyor, vatandaş, sürekli artan fiyatlara ezdiriliyorsa, iktidar için yolun sonu görünüyor demektir..

Mesela, ülkeyi yönetenler, iktidara gelirken verdiği sözleri unutuyor, hatırlatanları da terörist ilan ediyorsa, dönülmez akşamın ufkuna gelinmiş demektir..

Mesela, vatandaş hayatta kalma mücadelesi verirken iktidar, ülkenin bütün kaynaklarını eşe dosta yandaşa aktarmaya devam ediyorsa o ülkede, o iktidar ömrünü tamamlamış demektir. İktidardakiler, ömür boyu iktidar hayalleri kursalar da bu durum hep böyledir. İktidardakiler, yetkinin ve kararın millete ait olduğu gerçeğini hesaba katmayıp o sandık bir gün gelmeyecekmiş gibi, günlerini gün etseler de bu gerçek hep böyle olmuştur, hep de böyle olacaktır.”

ESNAFA DESTEK PAKETİ ELEŞTİRİSİ

Meral Akşener:

“Biliyorsunuz Sayın Erdoğan, bozulan ekonomi ve pandemi karşısında, bunalan milletimize, el uzatmadı. Ara ara, lütuf gibi sunduğu, küçük pansuman tedbirler dışında, pandemi boyunca milletimiz, devletini yanında göremedi. Buna rağmen geçen hafta kendisi çıktı, zor durumdaki esnafımıza sözüm ona müjdeler açıkladı..

Yine kredi verdi, yine borç verdi. Paket kapsamında, 1.4 milyon esnafımıza da 4 milyar 622 milyon lira hibe verileceğini açıkladı. Olmadığı zaman, bir lira bile kıymetlidir, amenna. Ama o dört milyarı öyle bir anlattı ki şaşarsınız. Mesela, 4 milyar demedi, “4 milyaar” dedi..

Ciddiyetsizliğe bakar mısınız? Aylardır kepengi kapalı esnafımız, tedarikçileri ve aileleriyle birlikte, 20 milyona yakın insanımız demek. 1 yıldan fazla zamandır, borçla harçla idare ediyorlar, eşlerinin ziynetiyle kira ödüyorlar. Arkadaş çıkmış, destek paketinin büyüklüğüyle değil, ‘a’nın uzunluğuyla esnafı kafalamaya çalışıyor. İkna siyasetinde gelinen son nokta. Gerçekten ibretlik. Allah akıl fikir versin.”

ERDOĞAN’A SESLENDİ

Meral Akşener:

“Öyle zamanlardayız ki, devleti idare edenlerin hangi icraatına, hangi işine baksak, elimizde kalıyor. Biliyorsunuz, sosyal medyada bir video fırtınası, aldı başını gidiyor. İktidar mensuplarının isimleri, çirkin işlerin, garip ilişkilerin aktörleri olarak geçiyor. Normalde, bizim siyaset anlayışımıza göre, parti içi meselelere karışmak olmaz..

AKP ve ortaklarının içindeki skandallarla milletin gerçek gündeminin gölgelenmesini kabul edemeyiz. Ama bu kepazeliği, artık sadece Türkiye değil, dünya takip ediyor. Buradan konunun tüm paydaşlarına seslenmek istiyorum; Beyler; Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarı söz konusu. Koskoca Türk Devleti’ni, cümle aleme rezil ettiniz. Bu işler, karşı videolar yayınlamakla, gizemli hikayeler anlatıp, gerçekleri bulandırmakla olmaz. Ekranlara çıkıp saçmalamakla, hamasetle hiç olmaz. Böyle devlet yönetilmez. Bu işler, bütün iddiaları araştıracak ve gerçeği milletimizin önüne koyacak, şeffaf bir yargı süreciyle olur..

Devlet itibarının, kişiler üzerinden, daha fazla ayaklar altına alınmasına izin verilemez. Yapılacak olan basit. İçişleri Bakanı ve suçlamalara maruz kalanlar kenara çekilir, Cumhuriyetin savcıları ve hakimleri devreye girer, gereken yapılır. Olması gereken budur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne yakışan budur. Devlet ciddiyeti bunu gerektirir. Adalet bunu gerektirir. Yargı işini yapar, hakikat neyse ortaya çıkar. Suçu olan cezasını çeker. Suçu olmayan aklanır, işinin başına döner. Bu kadar basit.”

“DEVRETME ZAMANI GELDİ”

Meral Akşener:

“Yaşanan her yeni skandalda, her yeni yolsuzlukta, her yeni beceriksizlikte, bir kez daha anlıyoruz ki; bu zihniyetin artık milletimize verecek hiçbir şeyi kalmamıştır. Partili Cumhurbaşkanlığı dedikleri bu ucube sistemde, milletimizin çilesi dağ olmuş ama iktidar ve şürekası için her şey yolunda. Ekonomi yoğun bakımda, adalet ağır yaralı, demokrasi sizlere ömür ama ağalara göre işler tıkırında. Türkiye bu zihniyeti daha fazla taşıyamaz. Milletimiz bu zor zamanlarda ne yiyor, ne içiyor, ne yapıyor, umurlarında bile değil. Dört ayda 434 vatandaşımız intihar etmiş. Umurlarında bile değil. Her gün memleketin bir yerinden, bir cinnet çığlığı yükseliyor. Umurlarında bile değil. Önümüzdeki dönemde özellikle hizmet sektöründe işten çıkarmalar artabilir. Yılın ilk 5 ayında, 2 Milyon 750 bin yeni icra dosyası açılmış. Çekilen krediler ödenemiyor, borçlar artık ötelenemiyor. Ama Sayın Erdoğan gerçeklerle yüzleşeceğine, bize hala 2053 masalları anlatıyor. Bu düzen böyle gitmez. Türkiye böyle yönetilemez. Ömrünü tamamlamış, milletine sırtını dönmüş bu iktidarın artık görevi devretme zamanı geldi. Bunu sadece biz söylemiyoruz. Bunu, karış karış gezdiğimiz Türkiye’de milletimiz söylüyor. Ezilen, yok sayılan, sokakta yürüyemeyen kadınlar bizi çağırıyor. İşsiz gençlerimiz, umutsuz milyonlar bizi çağırıyor. Ay sonunu getiremeyen emekliler, emekçiler bizi çağırıyor. Memleketin yağmalanan doğası, cennet köşeleri, ırmağı, ağacı, suyu bizi çağırıyor. İkizdere, Kaz Dağları, Salda Gölü bizi çağırıyor. EYT’li kardeşlerim bizi çağırıyor. 3600 ek gösterge hakları verilmeyenler bizi çağırıyor. Ez cümle; memleket bizi, millet bizi çağırıyor.”

YENİ SİSTEM ÖNERİSİ

Meral Akşener:

“Öncelikle belirtmek isterim ki; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem; sosyal hayattan ekonomiye, adaletten diplomasiye, doğadan demokrasiye, hemen her alanda ülkemizin karşılaştığı sorunların anahtarıdır. Türkiye’nin, Partili Cumhurbaşkanlığı sistemiyle, içine düşürüldüğü sıkıntılardan çıkış yoludur. Adaleti, vicdanı, liyakati, ortak aklı, Türk Devlet geleneğine yakışanı gösteren, Milletten yana olanı tarif eden, devletle milleti yeniden buluşturan, bir sistem tasarımı, bir ilkesel çerçevedir.

Peki o ilkeler neler? Şimdi dikkatle dinlemenizi rica ediyorum. Birinci ilkemiz; Tarafsız Cumhurbaşkanı. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Türkiye Cumhuriyeti, Başbakan ve Bakanlar Kurulu tarafından yönetilecek. Cumhurbaşkanı’nın, hiçbir partiyle bağlantısı olmayacak. Cumhurbaşkanlığı makamı, tarafsız ve partiler üstü bir şekilde devleti ve milletin birliğini temsil edecek. Çünkü, partili bir Cumhurbaşkanı’nın siyaseten taraf olacağı için, milletin birliğini temsil etmesi mümkün olamaz. Nitekim olamıyor da…”

“YASAMA TBMM’YE DEVREDİLECEK

Meral Akşener:

“İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de Cumhurbaşkanı’nın görev ve yetki alanı, demokrasinin tıkandığı alanlarda, kurumlar arasından hakemlik vazifesini ifa eden, devletin en üst organı şeklinde düzenlenecek. Böylece, partili Cumhurbaşkanı’nın, meclisimizi etkisiz hale getiren karar ve uygulamalarının önüne geçilecek. Keyfi uygulamalarla elinden alınan yasama gücü, yeniden Milletin Evi’ne, yani Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne devredilecek.

Ancak tarafsız Cumhurbaşkanı sadece temsili görevler üstlenmeyecek. Türk siyaset pratiği gösteriyor ki, bazı görev alanlarının, siyasi tartışmaların dışında tutulması şart. Bu bakımdan, siyasi aidiyet dışında, sadece liyakatin gözetilmesi gereken, örneğin, Genelkurmay Başkanı, MİT Başkanı, Diyanet İşleri Başkanı, büyükelçiler ve valilerin atanmasında, üçlü kararnameyle, Cumhurbaşkanı söz sahibi olacak.

Cumhurbaşkanı’nın birden fazla defa seçilmesi durumunda, ikinci dönem yeniden seçilmek amacıyla, gündelik siyasete dahil olması kaçınılmazdır. O nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de Cumhurbaşkanı, yalnızca bir dönem görev yapabilecek ve görev süresi 6 yıl olacak. Görevi sona eren Cumhurbaşkanı, aktif siyasete dönemeyecek.”

GÜÇLÜ MECLİS

Meral Akşener:

“İkinci ilkemiz: Çoğulcu Demokrasi, Katılımcı Yönetim, Güçlü Meclis. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’ne geçildikten sonra,Türkiye’de, Anayasa ve anayasal kurumlar etkisiz hale geldi, Millet Meclisi’nin etkinliği azaldı, ve demokratik yönetimin gereği olan, katılım süreçleri ortadan kalktı. Karar mekanizmaları tasfiye edilerek, bir kişinin iki dudağı arasına teslim edildi. Bu nedenle de ortaya sorunlu bir demokrasi çıktı. Dünyanın bugünkü şartlarında, sorunlu demokrasi, sorunlu bir yargı, ve sorunlu bir ekonomi demektir.

İşte o nedenle İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem çoğulculuğa dayanacak. Çatışmacı, dışlayıcı siyasetin aksine, uzlaşmacı ve kapsayıcı siyasetin yapılmasını sağlayarak, öncelikle demokrasimizi güçlendirecek. Burada bir noktanın altını çizmek istiyorum; koalisyon hükûmetleri, bugüne kadar, Sayın Erdoğan tarafından ülkenin kalkınmasının, ekonomik refahın, siyasi iradenin hızlı hareket etmesinin önünde bir büyük engelmiş gibi gösterildi. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin de, bu koalisyon dönemlerini bitireceği iddia edildi. Ama maalesef, işin pratiğinde bu iddialı söylemin aksine, Türkiye bir ittifaklar rejimine muhtaç hale geldi. Nitekim, bugünkü iktidar yapısına baktığımızda devletin ve milletin iyiliği için ortak paydada buluşma hedefinin yerini, siyasi ikbal kaygısıyla kurulan, bir koltuk ittifakı anlayışına bıraktığını görüyoruz.”

BAKANLAR BAŞBAKAN TARAFINDA MİLLETVEKİLLERİ ARASINDAN SEÇİLECEK

Meral Akşener:

“Böyle bir anlayış Türkiye’yi geleceğe taşıyamaz. Nitekim taşıyamıyor. Bu durumu milletçe, geçtiğimiz 3 yılda, en acı şekilde yaşadık. İşte o nedenle, biz diyoruz ki; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de ülke yönetimi, tek bir kişinin değil, Başbakanlık ve Bakanlar Kurulu’nun yetkisinde olacak. Hükûmeti kurma ve hükûmet etme süresi, adil ve serbest seçimlerle oluşan Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından belirlenecek. Tek bir partinin milletvekili sayısının, hükûmet kurma yeterliliğine sahip olmaması hâlinde, elbette koalisyon hükûmetleri kurulacak. Ama koalisyon hükûmeti kurulmadan önce, şeffaf yönetim anlayışıyla, partiler arasında yapılacak koalisyon protokolü, milletimizle açık bir biçimde paylaşılacak.

Bugünkü sistemde, Cumhurbaşkanı, bakanların atanmasında ve görevden alınmasında tek yetkili. Meclis onayı aranmıyor. Dolayısıyla bakanların Meclise karşı sorumluluğu yok. Bu sorumsuzluk, demokrasi, hukuk ve ekonomide yaşadığımız yıkımın en önemli nedenlerinden biri. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de ise, Meclis dışından Bakan atanamayacak. Bakanlar, Başbakan tarafından milletvekilleri arasından seçilecek ve tek kişiye karşı değil, hem kurul olarak birlikte, hem de her bir bakan ayrı ayrı olmak üzere, milletin seçtiği meclise karşı sorumlu olacak.”

‘YASAMA GÜÇSÜZLEŞTİRİLDİ’

Meral Akşener:

“Güçsüz meclis, eksik demokrasi demektir. Ancak bu ucube sistem, Gazi Meclisimizi devre dışı bıraktı. Milletin Evi, tarihinin en büyük yetki kaybını yaşadı. Bir dönem düşünün ki, 68 Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle, devlet teşkilatına ilişkin çok önemli düzenlemeler yapılırken aynı dönemde, milletin meclisi, ancak 54 yasa çıkarabilsin. Bu, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin,yasamayı yürütme karşısında güçsüzleştirdiğinin, apaçık bir ispatıdır. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, yasama yetkisi ve gücü, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde olacak. Bizim için dünyadaki hiçbir parlamento, yetkileri itibariyle kuvvetlendirilmeyi, Gazi Meclis’imiz kadar hak edemez. Çünkü yüce Meclisimiz, sadece hukuksal manada bir meclis değildir. Millî Kurtuluş Savaşımızı örgütleyen, ve yeni bir milli devlet inşa eden, kurucu gücün ve ruhun adıdır. Bu güç ve ruh, tarihin kırılma anlarında kendini yeniden gösterir. Nitekim, bunun en yakın örneğini, 15 Temmuz hain darbe girişiminde yaşadık. İşte bu nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Kuvvetler ayrılığı ilkesinin, güçlü bir şekilde sağlanması için çok büyük öneme sahip olan, Anayasa Mahkemesi’nin üyeleri, Hâkimler Savcılar Kurulu, Sayıştay, Yüksek Seçim Kurulu, YÖK’ün yerine kurulacak olan Türkiye Yükseköğretim Kurumu ve RTÜK üyelerinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, nitelikli çoğunluk ile seçilmeleri sağlanacak. Böylece bu kurumların, demokratik meşruiyeti sağlamlaştırılacak ve tarafsızlıkları şüpheden arındırılacak.

Demokrasimizin en önemli ayaklarından biri de yerel yönetimlerdir. Mevcut sistemde, belediyelerimiz üzerinde, ağır bir vesayet oluşturulmuş durumda. Kent sakinlerimizin seçtiği yöneticilerin de ‘Seçilmiş’ olduğu gerçeği yok sayıldı, belediyelerin, alt yapı yatırımları için borçlanmalarındaki onay yetkisi, Cumhurbaşkanı’na verildi. Kentsel dönüşüm ve gelişim alanıyla ilgili düzenlemelerde, Cumhurbaşkanı kararı aranır oldu. Hatta belediyelerin, Cumhurbaşkanı’nın uygun gördüğü STK’lar ve vakıflar dışında kalan kurumlarla, ortak proje ve çalışma yapması bile engelleniyor. Garabete bakar mısınız?

Bizim için, Belediye Başkanları da, ilgili kentlerin seçilmiş yöneticileridir. Belediyelerin hayati kararlarının, Cumhurbaşkanı tarafından alınması, 84 milyon vatandaşımızın, yerel seçimlerde ortaya koyduğu iradeyi hiçe saymaktır. İşte o nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Merkezi yönetimle, yerel yönetimler arasındaki yetki dağılımı, iktidar ve muhalefet belediyesi ayrımı olmadan, milli iradeye saygı duyulacak şekilde düzenlenecek.”

“GÜÇLER AYRILIĞI

Meral Akşener:

“3’üncü ilkemiz: Kuvvetler Ayrılığı ve Güçlü Denetim. Bizim için hiçbir gücün vesayeti kabul edilemez. Çünkü askerî ya da sivil, vesayetin olduğu yerde,milletin iradesine saygı olmaz, demokrasi olmaz, Anayasal denetim olmaz. Nitekim, Kuvvetler Ayrılığı, her türlü vesayetin önüne geçebilecek en büyük bariyerdir. O nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de devletin veya siyasetin hiçbir kurumu, Anayasa ve yasalardan aldığı yetkiyi aşarak, başka bir kurum üzerinde vesayet kuramayacak.Ülke üzerinde vesayet kurma heveslisi olan bütün kişi ya da kurumların, hevesleri kursaklarında kalacak ve Türkiye’de vesayet dönemleri artık son bulacak.”

MERKEZ BANKASI ATAMASI

Meral Akşener:

“Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nin ülkemizde yol açtığı ekonomik sorunların kaynağında, Cumhurbaşkanlığı vesayeti kaynaklı keyfiyet ve denetimsizlik yatıyor. Ekonomi yönetimindeki kritik kurumlar, bu anlayışla işlevsiz hale getirildi. Bu durum, uluslararası finans ve yatırım çevrelerinde, güvensizliğe ve ekonomik kırılganlığa neden oldu. Bize göre, bağımsızlığı tartışılan bir Merkez Bankası, ekonomimiz için büyük bir risktir. Bu nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile Merkez Bankası’nı müdahalelere kapatacağız. Merkez Bankası’nın bağımsızlığını zedeleyecek hiçbir uygulama ve düzenlemeye, müsaade edilmeyecek. Politika araçlarını ve tüm enstrümanlarını bağımsız olarak kullanabilecek. Merkez Bankası Başkanı, Bakanlar Kurulu tarafından 5 yıllığına atanacak. Ayrıca; Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Sermaye Piyasası Kurumu, Rekabet Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Enerji Piyasası Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu gibi devlet işleyişinde kritik öneme sahip olan kurumlarımız, idari ve mali özerkliğe sahip kurumlar olacak. En az, yüzde 25 oranında kadın üyelerden oluşacak bu kurulların, başkan ve üyeleri, en fazla iki defa olmak üzere, dört yıllığına Bakanlar Kurulu tarafından atanacak.”

“BÜTÇE

Meral Akşener:

“Bir ülkenin hazinesinin asıl ve tek sahibi millettir. Bu gerçek ışığında, milletin hazinesinin nasıl kullanılacağına karar verecek tek merci de doğal olarak Milletin Meclisi’dir. Bu nedenle, bütçenin yapımı ve denetlenmesi, demokratik rejimlerde parlamentoların en önemli yetkilerindendir. Ne var ki, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde, Meclisimizin bütçe konusunda sahip olduğu yetkiler, büyük oranda budandı. Cumhurbaşkanı’nın seçilmiş olduğu sıkça işlenirken, Meclis’in de seçilmiş olduğu gerçeği göz ardı edildi. Gelinen noktada ise Meclisimizin, Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan bütçeyi reddetme yetkisi, fiilen kalmadı. Çünkü, meclisin bütçeyi reddetmesi durumunda, Cumhurbaşkanlığı, geçici bütçeyle, bir önceki yılın bütçesinde yeniden değerleme oranında artışla yoluna devam edebiliyor.

Demokratik hukuk devletinin önemli göstergelerinden biri, vatandaşların, seçtikleri vekiller aracılığıyla, devlete verdikleri vergilerin, ne şekilde harcanacağını denetleme hakkıdır. İşte o nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türk Milleti adına, bütçenin kabulü ve denetiminde etkin hale gelecek. Keyfiyetle yapılan ödenek üstü harcama uygulamasına son verilecek. Ödenek üstü harcama ihtiyacının ortaya çıkması halinde, Bakanlar Kurulu, Meclis’e ek bütçe kanun tasarısı sunacak.”

SAYIŞTAY’IN YETKİLERİ”

Meral Akşener:

“İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile kamu yönetiminde güçlü denetimi hedefliyoruz. Bu çerçevede, yolsuzlukla mücadelede başarı için; Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi’nde yoğunlukla görülen kamuda denetimsiz alanlar oluşturma uygulamalarına, derhal son verilecek. Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemi, birçok kurum ve harcama, Sayıştay denetiminden çıkarıldı. Sayıştay artık kamu kurumlarında hakkıyla denetim yapamıyor. Türkiye Varlık Fonu’nun göstermelik denetimi buna ilginç bir örnektir. Oysa, demokratik bir hukuk devletinde, hükûmetin bütün harcamaları, şeffaf ve denetlenebilir olmak zorundadır. İşte bu nedenle; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Sayıştay’ın denetim yetkileri artırılacak. Hükûmetin bütün harcamaları, istisnasız olarak, Sayıştay denetimine açık olacak. Harcamaların nerelere ve ne miktarda yapıldığı, şeffaf bir şekilde, Sayıştay tarafından incelenecek. Milletin parasını harcarken sığınılan, “Ticari Sır” saçmalığına son verilecek.

Bunların haricinde; Türk Denetim Yasası acilen hayata geçirilecek. Böylece, Bakanlıkların ve Genel Müdürlük denetim elemanlarının, Anayasal ve yasal güvence altında, görevlerini tarafsız, bağımsız ve sağlıklı bir biçimde, yerine getirebilmeleri sağlanacak. Aynı zamanda, denetim birimlerinin, ortak etik ilkelerinin, raporlama standartlarının, olaylara yaklaşımlarının, doğru ve yanlış algılamalarının, aynı düzleme oturtulacağı bir hukuki zemin oluşturulacak.”

HUKUK VURGUSU

Meral Akşener:

“İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’in 4’üncü ilkesi: Hukukun Üstünlüğü ve Tam Bağımsız, Tarafsız Yargı’dır. Çünkü bize göre, Bağımsız ve Tarafsız Yargı,Türkiye Cumhuriyeti’nin her vatandaşının sahip olduğu en büyük teminattır.O nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Milletimizin her bir ferdi, şerhsiz şartsız, kanun önünde eşit olacak. Suç işlediği takdirde, bağımsız ve tarafsız yargı önünde, hukukun üstünlüğü prensibi uyarınca, adilce yargılanacak. Hiçbir suç cezasız kalmayacak, ama bu ülkenin hiçbir vatandaşı da sahte delillerle, kişiye özel suç icat edilip, cezalandırılamayacak. “Geç gelen adalet, adalet değildir” prensibi ışığında, ceza yargılamasında, soruşturma evresinin daha etkin, güvenilir ve hızlı olmasını sağlamak adına, yalnızca soruşturma evresinde görevli olmak üzere, Adli Kolluk Sistemi kurulacak.”

HSK ÜYELERİNİN SEÇİMİ

Meral Akşener:

“Adil yargılama için hâkim teminatı bir mecburiyettir. Çünkü adil yargılama, ancak bağımsız ve tarafsız mahkemeler eliyle yapılabilir. Bağımsız ve tarafsız mahkeme de, ancak hâkiminin bağımsız ve tarafsız olmasıyla mümkündür. O nedenle, Yargı Bağımsızlığının ilk şartı da, hâkim teminatının sağlanmasıdır. Mevcut sistemde, Cumhurbaşkanı ve bakanlar, birçok hukuksuzluğa seyirci kalıyor. Yürütme organı, siyasi demeçleriyle, tutuklama ya da serbest bırakma kararları üzerinde, açıkça etkili oluyor. Böyle hukuk olmaz. Adalet böyle sağlanamaz. Türkiye bu adaletsizliği daha fazla taşıyamaz. İşte o nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Türkiye, bu utançtan kurtulacak. Anayasaya, hâkim ve savcıların coğrafi teminatını sağlayan hüküm konulacak. Aynı zamanda, Hâkim ve Savcılar Kurulunun yapısı ve üye atama sistemi de değiştirilecek. Mevcutta, Hakim ve Savcılar Kurulu açıkça yürütmenin etkisi altına giriyor. Çünkü üye seçimlerinde inisiyatif, partili Cumhurbaşkanı ve partisinin elinde. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Hâkim ve Savcılar Kurulu, en az 5’i kadın olmak üzere, 15 üyeden oluşacak. Adaylar, yargı kurumlarımız, barolar, üniversiteler tarafından önerilecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, üye tam sayısının en az 3’te ikisinin oyuyla seçilecek. HSK üyeleri, bir kez seçilecek ve görev süreleri 5 yıl olacak. Adalet Bakanı ya da onun adına Adalet Bakanı Müsteşarı, kurulun gözlemci üyesi olarak toplantılara katılabilecek. HSK Başkanı, kurul tarafından gizli oyla ve üye tam sayısının salt çoğunluğunun oyuyla seçilecek.”

ANAYASA MAHKEMESİ

Meral Akşener:

“Bir ülkenin yönetimindeki en önemli unsurlardan biri de anayasayı ve yasaları muhafaza etmek, uyulmasını ve uygulanmasını sağlamaktır. Bu çerçevede, Anayasa Mahkemesi, bir ülke için hayati öneme sahiptir. Yerel mahkemelerin, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarını yok saydığı, bir yönetim sistemi, sürdürülebilir olamaz. İşte bu nedenle; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Anayasa Mahkemesi üyelerinin seçimi de, yeniden düzenlenerek, siyasetin vesayetinden kurtarılacak, bağımsızlığı sağlanacak. Çünkü, bu hayati fonksiyonun, sağlıklı ve adil bir şekilde yürütülebilmesi, Anayasa Mahkemesi’nin yapısı ve üye seçimleriyle doğrudan ilişkilidir.”

LİYAKATİN ÖNEMİ

Meral Akşener:

“İYİ Parti olarak, kurulduğumuz günden bu yana, ısrarla bir uyarıda bulunuyoruz. Diyoruz ki; Devletin idaresinde liyakat vazgeçilmezdir. Bir ülkeyi, huzur ve refaha erdirecek olan, liyakatli kadroların yönetimidir. Ancak maalesef, bir kişinin tercihlerine hapsedilen mevcut sistemle, gelinen noktada bir makama ulaşabilme kriteri, iktidardakilerin eşi-dostu-akrabası olmak haline gelmiş durumda. Türkiye, bu anlayışla kalkınamaz. Çünkü devlet yönetmek, ciddiyet ister, beceri ister. Yönetimde ciddiyet ve beceri de liyakatli yöneticilerle olur. O nedenle, 5’inci ilkemiz, Devlette Liyakat. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de; KPSS’den yüksek not aldığı halde, mülakatta elenen gençlerimizin hakkı teslim edilecek. Devletin her kademesinde, liyakat esas alınacak, torpilin yeni adı haline gelen mülakat kaldırılacak. Devlette göreve, siyasi otoriteye sadıklar arasından layıklar değil, layıklar arasından, devlete ve millete sadık olanlar alınacak. Çünkü her hükûmet gelip geçicidir. Ancak kalıcı olan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir. Bizim için devlet, ebet müddettir.”

REKTÖR SEÇİMLERİ

Meral Akşener:

“Liyakatli kadroların kaynağı elbette akademidir. Sağlam bir insan kaynağı yaratmanın yolu, sağlam bir akademik düzen kurmaktan geçer. Apartmanlara sıkışmış üniversite hayatına çeki düzen vermek zorundayız. Üniversiteler, gerçeği araştıran kurumlar olarak, en başta özgür bir ruha sahip olmalıdır. Bunu sağlamanın ilk koşulu da, akademik ve bilimsel özerkliktir. O nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de; üniversiteler hem idari, hem de akademik olarak özerk hale getirilecek.

Üniversitelerimize, kurucu rektör atamalarının haricinde, o üniversitenin akademik terbiyesi ve liyakatiyle yetişmeyen, kurum dışından rektör atanmasına son verilecek. Öğretim üyeleri, kendi üniversitelerinin rektörünü, aday olan öğretim üyeleri arasından, kendileri seçecek. En fazla oyu alan rektör adayı, Türkiye Yükseköğretim Kurulu’na bildirilecek. Nihai atama, Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu tarafından yapılacak. Fakültelereyse o fakültenin uzmanlığı dışından dekanlar atanmayacak. Dekan, fakültenin öğretim üyelerinin oylarıyla belirlenecek ve rektör tarafından atanacak.”

ASKERİ LİSELER

Meral Akşener:

“Değişen dünya düzeni ve coğrafyamızın şartları gereği, bizim için ‘Güçlü Ordu, Güçlü Türkiye’ demektir. Dünyanın birçok ülkesinin ordusu var.Ancak Türk Ordusu’nu onlardan ayıran en önemli özellik, ‘Milli bir ordu’ olmasıdır. Türk Silahlı Kuvvetleri bu vasfını, bugüne kadar sahip olduğu eğitim sistemine ve sarsılmaz hiyerarşik yapısına borçludur. Ancak, 15 Temmuz hain kalkışmasının ardından yaşadıklarımız, birçok kurumda olduğu gibi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde de büyük hasara yol açtı. Mesela, Askerî Liseler ve Harp Akademileri kapatıldı, yerine yeni bir müfredatla Milli Savunma Üniversitesi kuruldu. Yeni sistem, askerî eğitimde liyakat açısından, sorunlar oluşturuyor.

GATA’nın sivilleştirilmesi de, özel ihtisas gerektiren askerî hekimlik mesleğinin kan kaybetmesine neden oluyor. Eğitimdeki liyakat sorununun, zaman içinde ordumuz içinde bir liyakat sorununa dönüşmesi de, maalesef kaçınılmaz. Bu nedenle; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de; kadim tarihsel köklere ve geleneğe sahip olan, Askerî Liseler ve Harp Akademileri yeniden açılacak. GATA’nın yapısı yeniden düzenlenerek, askerî hekimlik alanında eğitim vermesi ve ordumuzun ihtiyaçları doğrultusunda, sağlık çalışanları yetiştirmesi sağlanacak.

Bunların yanında; Her kurumda ihtiyaç duyduğumuz liyakati güvence altına almak için ‘Kamu Denetçiliği Kurumu’ çatısı altında, ‘Devlet Liyakat Kurulu’ oluşturulacak. Liyakat Kurulu’nun üye sayısı, üye seçimi, çalışma usul ve işleyişiyle, görevleri, kanunla belirlenecek.”

6’NCI İLKE: SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI

Meral Akşener:

“6’ncı ilkemiz; İnsan Hakları ve Bireysel Özgürlükler, Güçlü Sosyal Devlet, Güçlü Sivil Toplum, Güçlü Gençler. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de; demokratik sosyal hukuk devletinin en temel kuralı olan devletin, vatandaşın hizmetkârı olduğu prensibi çerçevesinde, milletimizin bireysel özgürlükleri, kişilik hakları, vatandaşlık hakları ve insan haklarının, hukuk tarafından en üst seviyede korunması sağlanacak. Çoğulcu demokrasideki en temel haklardan birisi, benzer düşüncelere sahip bireylerin, bir araya gelerek sivil toplum örgütleri kurabilmeleridir. Örgütlenme özgürlüğü, siyasi ve sivil çoğulculuğun teminatıdır. O nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de bu yönüyle demokrasinin olmazsa olmazı, sivil toplum güçlendirilecek. Hak savunuculuğunu özgürce yapmaları için, önlerindeki engeller kaldırılarak, demokrasiye olan katkıları arttırılacak. Sadece iktidara yakın olan sivil toplum kuruluşları, vakıflar ve derneklerin hakları değil, muhalif düşünceleri savunan sivil toplum kuruluşlarının hakları ve hukuku da, eşit şekilde korunacak. Devlet Kuruluşları, iktidara muhalif görüşleri savunsa da, alanında uzman olan bütün sivil toplum örgütleriyle birlikte, toplum yararına çalışacak.

Bu çerçevede; her vatandaşımız, düşünce ve ifade özgürlüğünü, barışçıl protesto hakkını kullanabilecek. Yasal sınırlarda bu hakkı kullananlar, şucu-bucu gibi sıfatlarla düşman ilan edilmeyecek. İşçilerimize, üniversite öğrencilerimize, baro başkanlarımıza, yaylalarının toprağını korumak için uğraşan köylülerimize, cennet vatanımızın ekolojik dengesi için mücadele veren, doğa savunucularına, dünyanın bütün ülkelerinde, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü coşkuyla kutlanırken, meydanlarda itilip kakılan kadınlara, emeklilik haklarını kazandıkları halde, maaşlarını alamayan EYT’li vatandaşlarımıza, hukuka aykırı bir şekilde müdahale edilmeyecek.”

CUMHURBAŞKANI’NA HAKARET

Meral Akşener:

“Maalesef ülkemizde, 2015 ile 2019 yılları arasında, 128 bin 190 kişi hakkında, savcılıklar tarafından, Cumhurbaşkanına hakaret iddiasıyla işlem yapıldı. 29 bin 704 kişi hakkında, kamu davası açıldı. Aralarında çocukların da bulunduğu, 9 bin 554 kişi hakkında da mahkûmiyet kararı verildi. Bu tablo, Cumhurbaşkanı’nın, aynı zamanda parti başkanı olmasını sağlayan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin getirdiği üzücü ve tasvip edilmeyen bir sonuçtur. İşte o nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de; Cumhurbaşkanlığı makamı, bu ucube tariften kurtarılacağı için, partiye yönelik eleştiriler, Cumhurbaşkanı’na hitaben kabul görmeyecek. Cumhurbaşkanı, kişilik hakları itibarıyla, diğer vatandaşlarımız ve kamu görevlileri gibi genel hakaret suçuna ilişkin düzenleme kapsamında korunacak.”

GENÇLERE SESLENDİ

Meral Akşener:

“İYİ Parti’yi kurduğumuz ilk gün, açıkça ilan etmiş ve demiştim ki; ‘Gençler, ben bu yolu sizler olmadan yürümem’ Bu bir slogan değildi. Bu, ülkemin gençlerine olan inancımın bir göstergesiydi. Mevcut sistemin, gençleri yok sayan, fikirlerine saygı göstermeyen nobranlığı, umutlarını kıran beceriksizliği, Türkiye’ye yapılmış en büyük kötülüktür. Eğer bir ülkenin gençleri, ülkelerinden umudu kesiyorsa, ülkelerine güvenlerini kaybediyorlarsa, orada çok büyük bir sorun var demektir. Bizim inancımıza göre, gençlerimiz ülkemizin teminatıdır. Biz gençlerimizin akıllı, çalışkan ve vicdanlı olduğunu biliyoruz. Gençlere layık bir Türkiye’yi, gençlerle birlikte inşa etmek istiyoruz. İşte bu yüzden; İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, kendinizi ifade olanaklarınız artırılacak. Liyakatin sağlanmasıyla, ekonomik özgürlüğe kavuşmanız, gelecek ümitlerinizi yeşertebilmeniz ve özgür bireyler olarak, düşüncelerinizi rahatça dile getirebilmeniz için, gereken her türlü, hukuki ve idari düzenlemeler yapılacak. Devlet, gençlere hayatı güçleştiren değil, gençleri güçlendiren olacak. İhtiyaçlarını, eğitimlerini, istihdamlarını sağlayan olacak. Sizler özgürleştikçe güçleneceksiniz, güçlendikçe üreteceksiniz. Gençler ürettikçe, Türkiye kalkınacak.Türkiye kalkındıkça, güçlenecek, milletimiz zenginleşecek.”

KADINA İSTİSMARDA EN ÜST SINIRDAN CEZA

Meral Akşener:

“Türkiye’de kadın cinayetleri bir türlü önlenemiyor. Önlenemiyor, çünkü önlenebilmesi için gereken, hukuki, sosyolojik ve psikolojik mücadele verilmiyor. Türkiye, mevcut sistemde, kadının haklarını güvence altına alan uluslararası sözleşmeden bile bir kişinin gece yarısı kararıyla çekilebiliyor. Kadına karşı işlenen suçlar, bir erkek tarafından sırf o erkeğin yap dediği şeyi yapmadığı ya da yapma dediği şeyi yaptığı için işlenen suçtur. Okuma denenin okuyacağım dediği için, evlen denenin evlenmeyeceğim dediği için, çalışma denenin çalışacağım dediği için boşanma denenin boşanacağım dediği için, yani, kadınların sırf insan olmaktan kaynaklanan hakkını kullandığı için, işlenen suçtur. Ve bu suç, Türkiye için artık çok büyük bir yara ve ayıptır. Bu nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, Türk Ceza Kanunu’nda, ‘kadın cinayeti ve kadına karşı şiddet suçu’ düzenlenecek. Öldürme, şiddet, tecavüz, tehdit, hürriyetten yoksun bırakma, hakaret, müessir fiil gibi çeşitli suçlarda, eğer mağdur kadınsa, en ağır cezalar düzenlenecek. Ve bu suçlarda, failin indirim sebeplerinden faydalanması mümkün olmayacak. Türkiye, tek kişinin değil, ortak aklın kararları ve kararlılığıyla, bu ayıptan artık kurtulacak.

Hem inancımız, hem de örfümüz bakımından, en önemli değerlerimizden biri de, yardımlaşma ve dayanışmadır. Milletin böyle yüksek bir haslete sahip olduğu bir ülkede, devletin üzerine düşen de, milletiyle dayanışma halinde olmaktır. Pandemi döneminde bile, milletine omuz vermeyi çok gören bu sistem, esasında, Türk Milleti’nin değerlerine de yabancıdır. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de ihtiyaç sahibi vatandaşlara yapılacak sosyal yardımlar, parti propagandasına malzeme yapılmaksızın, eşit ve somut kıstaslara göre belirlenecek, gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılacak. Şunu özellikle vurgulamak isterim ki, Millet İttifakı belediyelerinin sosyal yardım hizmetlerinde olduğu gibi, bir elin verdiğini de diğer el görmeyecek. Bunun haricinde, aynı dayanışma kültürü çerçevesinde, devlet, engelli vatandaşlarımıza, engelsiz bir yaşam için her türlü desteği verecek, ihtiyaçlarını karşılayacak.”

SANATÇILARA DESTEK

Meral Akşener:

“Türkiye’de, özellikle son 19 yıldır, hemen her gün sanata ve sanatçıya yapılan saygısızlıklara şahit oluyoruz. Ülkenin sanatçıları yok sayılıyor, hor görülüyor. Bir ülke için, bundan daha büyük felaket olabilir mi? Pandemi döneminde, işsizlik ve ekonomik zorluklar yüzünden intihar eden sanatçıları, sadece izlemekle yetinen bir yönetim anlayışı olabilir mi? Türkiye, sanatına ve sanatçısına, sahip çıkmak zorundadır. Uygar ülkelerin, en önemli güçlerinden biri de sanattır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; ‘Bir millet ki resim yapmaz, heykel yapmaz, bilimin gerektirdiği şeyleri yapmaz; itiraf etmeli ki, o milletin, ilerleme yolunda yeri yoktur. Oysaki bizim ulusumuz, gerçek nitelikleriyle uygarlığa erişmeye lâyıktır, uygarlığa erişecektir ve ilerleyecektir.’ Bu sözlerden hareketle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, sanat kurumlarının siyasete alet edilmeksizin, özgürce yönetilmesi ve bütün sanat dallarındaki sanatçılarımızın, sosyal güvenlik haklarına kavuşmaları için, gerekli yasal düzenlemeler yapılacak. Türkiye, düşünce ve ifade özgürlüğünün önündeki engellerin kalkmasıyla, sanatçıların eserlerini korkusuzca, özgürce üretebilecekleri bir ülke olacak.”

HAYVANLARA EZİYETE AĞIR CEZA

Meral Akşener:

“Bu Cennet vatanın doğası, ormanları, ırmakları, en önemli ziynetimizdir. Sayın Erdoğan ve ekibinin, kıymaktan yorulmadığı bu zenginliğimiz maalesef, tek kişinin iki dudağı arasına terkedilmiş kararlarla, hızla yağmalanıyor. Evlatlarımıza devretmek üzere, atalarımızdan miras aldığımız bu muhteşem doğayı koruyup kollamak, sadece bir vatandaşlık görevi değil, aynı zamanda insanlık görevidir. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, hiç kimse, Kaz Dağları’nı talan edemeyecek. hiç kimse İkizdere’deki cennet köşeye taş ocağı açamayacak. Doymak bilmez müteahhitler, üç kuruş elektrik kârı için su yataklarımızı kurutamayacak. NASA’nın bile, ayakkabıyla dahi girilmemeli dediği, Salda Gölü’ne ihanet edilmeyecek. Hayvanlara yapılan eziyet, kabahat olmaktan çıkacak, hiçbir vicdansızlık cezasız kalmayacak.”

“ÖZGÜR MEDYA

Meral Akşener:

“Özgür medya bir gün herkese lazım olur. Bu sözden hareketle, 7’inci ilkemiz, Özgür Basın. Medya, çoğulcu demokrasilerde yasama, yürütme ve yargıdan sonra, âdeta dördüncü kuvvettir. Tek şart, özgür ve bağımsız olabilmesidir. Basının özgür olmadığı bir ülkede, siyasetin, muhalefetin ve seçimlerin, eşit şartlarda yapılabilmesi mümkün değildir. Bunu, Ak Parti’nin kurduğu medya düzeninde, tüm açıklığıyla yaşadık, yaşıyoruz. Gazetelerin, televizyonların, iktidar partisinin yayın organına dönüştükleri bir ülkede özgürlükten de, demokrasiden de söz edilemez. Bu anlamda, medya kuruluşlarının idari yapısı da çok önemli ve belirleyicidir. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, medyanın siyasetten, siyasetin de medyadan nemalanmadığı bu düzen değişecek. Medya patronlarının diğer iş kollarındaki yatırımları çok sıkı denetlenecek. Medyadaki güçlerini, diğer alanlarda avantaj olarak kullanmaları engellenecek. Gerektiğinde, denetlemek için Rekabet Kurumu devreye sokulacak.”

SEÇİM BARAJI YÜZDE 5’E İNDİRİLECEK

Meral Akşener:

“8’inci ve son ilkemiz Adil ve Özgür Seçimler. Buraya kadar sıraladığım tüm ilkelerin hayata geçebilmesindeki en kilit durak, özgür ve adil seçimlerdir. Millet iradesini hakkıyla ve adil şekilde yansıtamayan seçimler ve seçim sistemi, demokrasinin önündeki en büyük engeldir. O nedenle, İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de, demokrasinin işleyişinin en önemli teminatı olan seçimler, adil ve özgür şekilde yapılacak. Millet iradesinin, Meclis’e adaletli şekilde yansıyabilmesi için ilk adım olarak, seçim barajı yüzde 5’e indirilecek. Siyasetin finansmanında şeffaflık sağlanacak, siyasi etik ilkelerinden taviz verilmeyecek.”

YSK’NIN BAĞIMSIZLIĞI

Meral Akşener:

“Özgür ve adil seçimlerin en önemli unsuru Yüksek Seçim Kurulu’dur. İyileştirilmiş ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’de,YSK’nın yapısı ve işleyişi ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılacak, son dönemde yaşanan güvensizliklere meydan verilmeyecek. Yüksek Seçim Kurulu’nun, seçime ilişkin kararlarına karşı Anayasa Mahkemesi’ne başvurulabilecek.”

NE OLMUŞTU?

GÜNDEME İLİŞKİN AÇIKLAMALARDA BULUNAN MERAL AKŞENER, GAZZE’DE GERÇEKLEŞEN İSRAİL SALDIRILARINA TEPKİ GÖSTERDİ

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Gazze’de gerçekleşen israil saldırılar.. Savaş tüccarları kazandı, Gazzede’ki siviller, İsrail demokrasisi kaybetti. Malesef bu dönemde ülkemizden somut bir adım görmedik. Bol miktarda hamaset var..

Kürsüden sallamayı liderlik sananların devri bitiyor. Liderlik hamasetle değil icraatla olur..

Esnaftan ve çalışandan “Helallik” isteyen Erdoğan.. Milletimizin yakasından bir düşün artık. Hangi yüzle bu milletten helallik istiyorsun? Ayıptır, günahtır. Mesela git o 5 müteahhitten helallik iste. Mesela git Saray’da beslediğin 5 maaşlı danışmanlardan, yandaşlardan, trollerden ve malum vakıflardan helallik iste.” 

AKŞENER İN KONUŞMASINDAN SATIR BAŞLARI ŞÖYLE:

Meral Akşener:

“Dünya siyasetinde bir değişim var. Ergen tavırlı popülist liderler, seçimleri birer birer kaybedip, tarihin tozlu sayfaları arasına karışıyor. Ama her biri, giderayak bir kriz üretmekten kendini alamıyor. Nitekim bunun son örneğini, Filistin’de yaşıyoruz. Gözümüzün önünde bir insanlık dramı yaşanıyor. Siviller, kadınlar ve çocuklar insafsızca katlediliyor..

Bildiğiniz üzere, Mart ayında, İsrail’de seçimler yapıldı ve oluşan tablo, İsrail’in en uzun süreli başbakanı Netenyahu’nun, yeni bir hükümet kurmasına imkan vermedi. İsrail Cumhurbaşkanı da, hükümeti kurma görevini, Yeş Atid partisine verdi. Birdenbire, İsrailli Arap partileri kritik bir öneme sahip oluverdiler. Çünkü hükümet ortağı olma, yeni iktidarı belirleme ihtimalleri doğdu..

Bu gelişmeler üzerine, bir anlamda Sayın Erdoğan’ın İsrail versiyonu olan, Benyamin Netenyahu, siyasi rakiplerini baltalamak ve bu şekilde koltuğunu koruyabilmek için, gözünü kırpmadan, sivillerin ve çocukların hayatlarına kast etmekten geri durmadı..

Önce Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra kışkırtmaları yaşandı, ardından da, Gazze’ye operasyon başladı. İsrailli Arap partileri de, yaşananlara tepki olarak koalisyon görüşmelerinden çekildi..

Kim kazandı? Savaş tüccarları kazandı. Koltuk meraklıları kazandı. Değişim istemeyen statükocular kazandı. Peki kim kaybetti? İsrail’de yaşayan Araplar kaybetti. Gazze’deki siviller, kadınlar ve çocuklar kaybetti. İsrail demokrasisi kaybetti..

Bu insanlık ayıbı karşısında, maalesef ülkemizi yönetenlerden, İsrail’i caydıracak, Filistinlilerin hayatını iyileştirecek, somut tek bir adım göremedik..

Mesela, İsrail ile aramızda, 6 milyar doları aşan ticari ilişkiler var. Peki bu ilişkiler askıya alındı mı? Alınmadı. Mesela, Kürecik Radar Üssü var değil mi? İran’dan İsrail’e yapılacak bir saldırıyı haber vermesi planlanıyor. Peki bu üs kapatıldı mı? Hayır. Bunların hiçbiri yok. Peki ne var? Bol miktarda hamaset var. Kürsüden tarih tiratları var. A Haber’de, Yeni Şafak’ta ateşli yorumlar var, yazılar var. Gerçi bu hususta, arkadaşların hakkını teslim etmemiz lazım. Doğu Türkistan için bu kadarını bile yapamadılar. Dün kürsüden insanlık nutukları atan Sayın Erdoğan, Çin mezalimine karşı, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz için ağzını bile açamamıştı..

Sayın Erdoğan; kürsüden sallamayı liderlik sananların devri, artık bitiyor. Milletimiz, televizyonlarda estirilen hamaset rüzgarlarına artık inanmıyor. Samimiyetsiz ağlak tavırlarınızla, Filistin için çok şey yapıyormuş gibi görünme çabanızı, artık kimse yemiyor..

Devlet insanlığı, kürsü şovlarıyla değil, akıllı bir diplomasiyle olur. Liderlik, hamasetle değil, icraatla olur. Samimiyetle olur, tutarlılıkla olur, ciddiyetle olur. Boş konuşmayı bırakıp, gerekeni yapacaksın. Tabi bunu yaparken de, korkmayacaksın, dik duracaksın, İsrail’e yaptığın gideri, Çin’e de yapabileceksin. Türk Devleti’nin Cumhurbaşkanı’na yakışan budur..

Bu vesileyle, Netenyahu ve destekçilerini şiddetle kınıyor, uluslararası toplumu, bu insanlık ayıbına karşı, Filistinlilerin yanında birlik olmaya ve Netenyahu vahşetine dur demeye çağırıyorum.?

Milli bayramlarımızın her biri bizler için çok değerlidir. Ama 19 Mayıs’ın yeri bir başkadır. 23 Nisan bir sonuçtur. 30 Ağustos bir sonuçtur. 29 Ekim bir sonuçtur. Ama 19 Mayıs, milletimiz için tarihi bir başlangıçtır. Ülkemizin dört bir yanına çöreklenen düşmanlara karşı, Türk Milleti’ne pranga vurulamayacağı gerçeğinin, yeniden ispatı için atılan, tarihi bir adımdır. Bu adım; Son devletimiz, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun, ilk adımıdır. Bu adım; Binlerce yıllık tarihimizden süzülen inanç ve kararlılığın, tüm dünyaya ilanıdır. Bu adım; İstikbali, istiklalden ayrı düşünmeyip, bu kutlu günü, gençlerin bayramı ilan eden bir büyük vizyonun imzasıdır. Ez cümle 19 Mayıs; iç cephedeki sayısız gediğe rağmen, Türk Milleti’ni aynı kutlu ülküde buluşturan bir büyük destanın adıdır. Kutlu olsun!..

Bugün de zor bir dönemden geçiyoruz. İşte o nedenle, tıpkı 1919’da olduğu gibi, Bugün de, o ilk adımı atacak cesarete sahip olmalı ve o umudu taşımalıyız. Bu topraklarda, yeni destanlar yazmak için, o ilk adımı mutlaka atmamız gerekiyor. O adım, 1919’da bağımsız bir ülke hedefiyle atıldı. Biz de bugün, güçlü, zengin ve mutlu bir Türkiye hedefiyle atacağız. Muazzam bir gelişme, eşi benzeri görülmemiş bir kalkınma hedefiyle, o ilk adımı atacağız. Ve tıpkı 1919’da olduğu gibi, bugün de o ilk adımı, milletçe omuz omuza hep birlikte atacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz biliyoruz ki; bu yolda ihtiyacımız olan kudretin, inancın ve cesaretin sırrı, Mustafa Kemal Atatürk’ün 19 Mayıs’ta attığı, o ilk adımda saklıdır. Çünkü 19 Mayıs, milletin azim ve kararlılığının önünde, hiçbir engelin duramayacağı gerçeğinin, asla silinemeyecek kanıtıdır.

Bu vesileyle, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, İstiklal kahramanlarımızın ruhları şad, mekanları cennet olsun. Yüce Allah, bizi onlara karşı mahcup etmesin. 19 Mayıs, Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun! Böylesine büyük bir kahramanlığın mirasçıları olarak bizler, Türkiye’nin huzuru, refahı ve zenginliği için üzerimize düşen sorumluluğun bilincindeyiz. Milletimiz ve ülkemiz için en iyi olanı istemek, en iyi olanı başarmak zorundayız.”

“EN İYİ İHTİMAL TÜRKİYE’DEN HERKESİ SELAMLIYORUM”

İYİ Parti lideri Meral Akşener, Erdoğan’ın “En kötü ihtimalle Türkiye’deyim” açıklamasına, “En iyi ihtimal Türkiye’den herkesi selamlıyorum” sözleriyle gönderme yaptı.

“EN BÜYÜK ŞİKAYET GEÇİM SIKINTISI”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“En çok şikayet edilenler; geçim darlığı, ekonomi, gençler açısından işsizlik, işsizliğe bağlı olarak umutsuzluk. Açlığa kadar giden talepler var..

Özellikle okul okuyan çocuklarımızda pandemiden dolayı EBA’dan, uzaktan eğitimden, özellikle ilkokul çocuklarımızda tablet ihtiyacı çok yüksek. Yüksekova’daki gençle, Eskişehir’deki genç aynı dertle dertleniyor..

Doğu, batı, büyük, küçük şehir farkı kalmamış. Hakkari merkezde esnaf gezerken gençten bir arkadaşın dükkanına girdik. Beyaz eşya bayisi. ‘Beş kuşak bu işi yapıyoruz, artık iş yapamıyoruz, kapatmak zorundayız. Amelelik mi yapacağım, taş mı taşıyacağım’ demişti. Bunun benzerini İstanbul Beşiktaş’ta da görüyorsunuz..

Bunun kadınlara yansıması da var. O kadar acı bir şey ki, Gaziosmanpaşa’da genç hanım, yanında iki küçük çocuğu var. ‘Evde hiçbir şey yok’ dedi. Kocası müzisyenmiş. Kulağıma öyle bir şey söyledi ki, Arkadaşıma ‘kenara alın’ dedim. İki kız çocuğu ‘anne hamburger alabilir miyiz’ demiş. Kütahya’da ‘et alıyor musunuz’ dediğimde nasıl kızdı bana bir adam biliyor musunuz; ‘ne eti abla’ diye cevap verdi…”

“HER ŞEY DAHA DA KÖTÜYE GİTTİ”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi..Hukuk tam tersine kötüleşti, adalet kötüleşti, demokrasi tam ve kamil olmadı, tam tersine kötüleşti. Kadın cinayetlerinde artma oldu. Ekonomi uçacaktık, aşacaktık, kaçacaktık olmadı. İşsizlik arttı. Herşey daha kötüye gitti. Tek bir kişinin iki dudağının arasına sistemi verince sistem kilitleniyor. Üzerine de pandemi geldi.”

“O SEÇİMİ BİRİNCİ TURDA ALMA İMKANIMIZ YOKTU”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“24 Haziran’daki seçimi… Milletvekiliği için aday olan arkadaşlarımızın yürüdüğü yol başka, Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusundaki yürüyüş başka bir şeydi. Kendini muhalif diye tanımlayan ister Saadet, ister Demokrat, ister bizim, ister CHP’nin farketmez, muhalif seçmenin tümü birinci turda sayın İnce’nin seçimi alabileceğine inandı. O seçimde birinci turda matematik olarak alma imkanı yoktu. Çünkü biz tartılmamıştık, ne alacağımız belli değildi. Bizim orada yapacağımız şey ikinci tura kalmaktı. Meral Akşener ikinci tura kalırsa Kürtler oy vermez oldu. Bunu da bir kenara koyduk. Seçim gecesi bitti. Ben 7.3 aldım. Benim aldığım oy oranı Ekmeleddin İhsanoğlu beyefendinin aldığı oy kadardı. Sonuçta acayip bir hayal kırıklığı oldu. Ben 15 falan alsaydım, aynı çekiçler benim kafama inecekmiş. Oradaki seçmenin davranışını çalıştım.”

HDP’YE İLİŞKİN AÇIKLAMALAR

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“İYİ Parti ve Meral Akşener HDP üzerinden hep test edilir oldu…HDP ile Meral Akşener’i, İYİ Parti’yi terbiye, test edeyim derken, Kürtlere hakaret ediliyor bu ülkede..

Ben Güneydoğu’yu gerçekten bilen Batı’da doğmuş politikacılardan birisiyim. Ben evlerde kalırdım. Çoğunuzun tanıdığı isimlerin evinde kalırdım. O evlerde nasıl karşılarlar sizi biliyor musunuz? Kocasız, yalnız gitmişseniz, evin en büyüğü, yaşlı kadın, yere yatak serilir, orada yaşlı kadın yatar, odanın kapısının dışında sandalyede bir genç sizi korumak için bekler. Şimdi sürekli bir hakaret dili oluştu. Ben buna karşıyım. Buradan Türkiye’ye hayır çıkmazı anlatmaya çalıştım..

Kürtlerin tamamına siz eğer PKK’lı derseniz yanmışız biz. 31 Mart’a giderken Yenişafak Gazetesi CHP ve bizden 29 kişiyi nüfus cüzdanıyla yayınladı. Bizim Abdullah Uçar’ımız var bizim. Muş’lu. Abdullah Bey benim kardeşim. Onu aday yaptık. Sayın Kılıçdaroğlu ile Bursa’da mitinge çıkıyoruz. Abdullah’ı çağırdım. ‘Abla ben Kürdüm ama PKK’lı değilim’ diyeceğim dedi. Her Kürde ‘Kürdüm amma PKK’lıyım diye yapıştırıyorsak’ vah bu ülkeye! Hiçbir seçmen dini, mezhepsel, etnik olarak hiçbir partinin marabası değildir. Sayın Erdoğan da, sayın Kılıçdaroğlu da, ben de onlara yalvarıp oyunu almak durumundayım.”

MERAL AKŞANER CUMHURBAŞKANI ADAYI OLUR MU?

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“24 Haziran’da Meral Akşener Cumhurbaşkanı adayı olmuş olduğu için şimdi herkes dönüyor ‘sen aday mısın’ diye soruyor. Yarın ben Cumhurbaşkanı olabileyim diye bırakın kelimeyi, harf çıkarmadım ağzımdan. Ben kendimle ilgili vazgeçmeyeceğim hiçbir şey yok, bana dair. Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu şartların en büyük sorumluluğu tek adam meselesidir. Cumhurbaşkanlığı diye getirilip partili Cumhurbaşkanlığına çevrilen ucube sistemdir. Önceliğimiz bu sistemi değiştirmek olmalıdır. Bu sistemin değişmesinin önüne geçecek hiçbir tavrım olmayacak, bu kadar net söylüyorum. Şimdi DEVA kuruldu, Gelecek kuruldu. Demokrat Parti var Saadet Partisi var. Millet İttifakı nasıl genişleyecek, şimdi bir şey söylemiş olmam o partilere ayıp olur.”

“ALKOLÜN TADINI BİLMEM AMA ALKOL ALANA KARIŞAMAM”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“”Alkollü içki yasağı…Gündemimizin bu olmaması gerekiyordu diyorum ben. Bütün bunların karşılığında stopaj ne oldu konuşmadık. İmkanı olmayan ailelere 500 lira verin dedik. Esnafa 1 sene faizsiz ve ödemesiz verin dedik. Aşıyı konuşamıyoruz. Şimdi mutant çıktı. Ben ideolojik olduğuna inanmıyorum. Bu tamamen ‘canbaza bak’ hikayesi. Rauf Tamer’i hatırlayalım. Ben hayatımda hiç alkol almadım, tadını bilmiyorum. Ama alkol alan insana karışma hakkım yok. Böyle bir hakkı kendimde bulmuyorum. Niçin kendi inancım üzerinden fikir beyanında bulunmak zorunda bırakılıyorum. Meral’den bahsetmiyorum, benim gibi insanlardan bahsediyorum.”

MERAL AKŞENER’DEN AKP İKTİDARINA SERT ELEŞTİRİLER

“Ne maneviyat ne takva ne de ahlak kaldı”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Milletimiz AKP’ye güvendi, yetkiyi verdi. Ne maneviyat kaldı ne takva kaldı ne de ahlak kaldı.”

İYİ Parti lideri Meral Akşener, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada AKP iktidarına sert eleştiriler yöneltti.

“PARANIN VE GÜCÜN ÖYLESİNE ESİRİ OLDULAR Kİ”

İYİ Parti lideri Akşener:

“Milletimiz AKP’ye güvendi, yetkiyi verdi…Ama onlar öyle bir makam hırsına düştüler ki, öyle bir koltuk sevdasına kapıldılar ki, saraylara kapanıp paranın ve gücün öylesine esiri oldular ki, ne maneviyat kaldı ne takva kaldı ne de ahlak kaldı.”

Akşener’in Twitter’dan yaptığı paylaşım şöyle:

“RÜZGAR ESSE ATARLANAN ERDOĞAN PEK MİNNOŞ OLMUŞ!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan’ın 23 Nisan’da yaptığı ‘vatan’ açıklamasını ve ABD Başkanı Biden’in Ermeni Soykırımı sonrası tutumunu eleştirdi…

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında iktidara eleştirilerde bulundu.

Tayyip Erdoğan’ın 23 Nisan’da yaptığı “Toprak kan dökülmemişse zaten vatan olmaz. Arsa var arazi var. Araziyi arsaya dönüştürmek için bedel ödemek gerekir” sözlerini değerlendiren Akşener:

“Aynen böyle dedi. Baş müteahhit Erdoğan vatanı kupon arazi zannediyor. Vatanı tarif ederken aklına arsanın ücretinden başka bir şey gelmeyen ahlaksızlığa bakın.”

ABD Başkanı Joe Biden’in Ermeni Soykırımı açıklaması sonrası Erdoğan’ın açıklamalarını da değerlendiren Akşener:

“Rüzgar esse atarlanan Erdoğan, pek minnoş olmuş, ‘mistır Erdogan’ olmuş.”

Salgına karşı tam kapanma için şimdiye kadar yaptıkları uyarılara rağmen adım atılmadığını belirten Akşener, kapanma sürecinde destek paketi açıklanması gerektiğini ifade etti.

Akşener:

“Bari bu kapanma sürecinde milletin yanında olun!”

Akşener’in açıklamalarından satır başları şöyle:

“TÜRKİYE TARİHİNİN EN BÜYÜK YÖNETİM KRİZİ

Meral Akşener:

 “AKP iktidarının elinde Türkiye tarihinin en büyük yönetim krizlerini yaşıyor. Öyle bir koltuk sevdasına kapıldılar ki, ne maneviyat kaldı ne de ahlak kaldı. Bugün bu ahlaki çöküşün sonuçlarını ekonomiden, dış politikaya, her alanda yaşıyoruz..

Onlar sarayda sefa sürerken bu yönetim krizinin faturasını milletçe ödüyoruz.. 

Sayın Erdoğan’ın 23 Nisan’da 83 milyon vatandaşımızın gözüne bakarak yaptığı vatan tarifi için önce yanlış mı duydum dedim. “Toprak kan dökülmemişse vatan olmaz” dedi. “Ben bunu şuna benzetiyorum” onun sözleriyle söylüyorum. “Arazi var, arsa var. Araziyi arsaya dönüştürmek için belli bir bedel ödemek gerekiyor. Aksi takdirde arazinin bir anlamı yok.” Aynen böyle dedi.”

VATANI KUPON ARAZİ ZANNEDİYOR

Meral Akşener:

 “Türk devletini idare eden birine vatan nedir anlatmak zorunda kaldığım için utanç duyuyorum. Baş müteahhit Erdoğan, vatanı da kupon arazi zannediyor. Vatan dendiğinde milletçe yüreğimiz titrerken, Mehmetçik can verirken, kendisi vatanı rant peşinde koşup araziler parsellemek olarak görüyor..

“Bayrakları bayrak yapan üzerindeki kandır, toprak, uğrunda ölen varsa vatandır” dizelerindeki kutsiyete bakın bir de bu dizelerden hareketle aklına arsanın ücretinden başka bir şey gelemeyen vicdansızlığa bakın..

Allah ıslah etsin. Sayın Erdoğan ve şürekası: Vatan, sizin kupon araziniz değil, şehitlerimizin bize emanetidir.” 

https://www.cafemedyam.com/2020/05/16/meral-aksenerin-suc-orgutu-elebasi-ile-iliskisi-nedir/
“‘SAYIN BIDEN’ DEMEKLE YETİNDİ

Meral Akşener:

 (Erdoğan’ın ABD Başkanı Biden’a Ermeni Soykırımı tepkisi)

“Bir baktık ki kafası bozulana posta kovmakla övünen dünya lideri gitmiş, yerine pek bir minnoş “mistır Erdogan” gelmiş. Rüzgar esse atarlanan Sayın Erdoğan, çıkıp da ‘Eyy Biden, sen kimsin’ çekmek yerine, ‘Sayın Biden’ demekle yetinmekle kalmış. Milletimiz için ar meselesi olan bu meselenin aslında Sayın Erdoğan için haziranda yapılacak görüşmenin maddelerinden biri olduğunu da öğrenmiş olduk..

Oysa Türk milleti tarihine atılan çamura karşı devletin başından dirayetli bir duruş bekliyordu..

Rıza Zarrab için seferber olanların, en azından bir nota vermesini bekliyorduk, müzik notasına bile razıydık..

Kürecik ve İncirlik üslerine karşı bir hamle bekliyorduk..

Güvenlik ve işbirliği protokollerini masaya yatırmasını bekliyorduk..

Sayın Erdoğan ise Biden’a kibarca sitem edip, Ermenistan’a yaptırım sinyali verdi. Paşinyan değil ki o lafı eden. Ayrıca zaten Ermenistan’la diplomatik ilişki yok. Sayın Erdoğan yemezler, Ermenistan bu yalanı 100 yıldır söylüyor. Sen 5 bin yıllık Türk devletini temsil ediyorsun. Korkma, cesaretini topla ve çık. Milletimizin beklentisine göre iki çift laf et, iki adım at. Geçen sene Kurban Bayramı’nda benzer bir krizde, “Ülkenin Cumhurbaşkanı olarak muhalefeti de dahil ettiğin bir memleket masası topla, sorunları ortaya koy, bilgileri aktar. Muhalefet lideri de görüşlerini bildirsinler ve ortaya bir karar çıksın. Ondan sonra da Türkiye’nin birliği içinde bir tablo ortaya çıksın” demiştim. AKP’nin sözcüleri dahil, her türlü hakaretle karşılaştım. O gün memleket masasını toplasaydın, bugün “mistır Erdogan” olmak zorunda kalmazdın.” 

BEĞENMEDİĞİ DEMİREL’İN YANINDAN BİLE GEÇEMİYOR

Meral Akşener:

 “Keşke yapabilse ama yapamaz. Türkiye’yi ekonomik ve diplomatik alanda öyle karanlık bir cendereye soktu ki bir çift laf edecek cesareti bile bulamıyor..

Kürsü delikanlısı Sayın Erdoğan, nefret ettiği rahmetlik İnönü’nün Johnson mektubuna koyduğu postayı Biden’a koyamıyor..

Beğenmediği rahmetli Ecevit’in Kıbrıs’ta gösterdiği dirayeti, Biden’a karşı gösteremiyor..

Zerre hazzetmediği rahmetli Demirel’in İncirlik Üssü’ne Türk bayrağı diken dik duruşunun yanından bile geçemiyor.. 

O diline sakız ettiği eski Türkiye’nin başbakanlarının, memleketin zor zamanlarında gösterdiği devlet insanlığının kırıntısını bile gösteremiyor..

Sayın Erdoğan’ın bize yutturmaya çalıştığı yeni Türkiye, aslında yenik Türkiye’dir. AKP’nin bu millete reva gördüğü ekonomide bitik, dış dünyada ezik Türkiye’dir. Buna izin vermeyeceğiz.” 

DAMADINI SEVDİĞİN KADAR TÜRKİYE’Yİ DE SEVECEKSİN

Meral Akşener:

 “Türkiye, kabile devleti değildir. Damadını sevdiğin kadar Türkiye’yi de seveceksin. Rıza Zarrab’ı koruduğun kadar devletini de kollayacaksın. O 5 müteahhitin kesesini dert ettiğin kadar, milletin kesesini de dert edeceksin. Öyle kürsüden tarihi nutukları atıp bildiğimizi bize anlatarak konuyu geçiştirmek yok. Kuyruğu kıstırıp milleti hazirandaki görüşmeyle oyalamak yok. Türk milleti senden adım bekliyor. Makamına yakışır bir cevap vermeni, kırk yılda bir devlet insanlığı bekliyor. Ya oturduğun koltuğun ciddiyetiyle durumun gereğini yap, ya da beceriksizliğini kabul et ve memleketi seçime götür. Ya saray sefasını bırakıp işini yap, ya da sandık gelsin, milletimizden yetkiyi alıp biz gerekeni yapalım.” 

İLGİLİ HABER

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top