DÜNYA

İRANLILAR VE 13 SAYISI FOBİSİ

İRANLI LAR VE 13 SAYISI FOBİSİ

İranlılar ve 13 sayısı fobisi

Bir bütün olarak bu seçkinler, karamsarlığın kapısını ardına kadar açtılar..

Ayetullah Humeyni’nin kızı Zehra Mustafavi el-Humeyni/ cafemedyam

13 sayısının uğursuzluğundan korkma durumu, ya da Latince verilen adla Triskaidekafobi, uygar ülkelerde bile toplumların ve bireylerin bu sayıdan korkmasına ve kaçınmasına neden olan bir batıl inançtır.

13 sayısının uğursuzluk getirdiği inancı, eski Roma sakinlerinden ABD’ye, oradan da İran’a ve Avrupa kabilelerine kadar uzanarak eski ve modern uygarlıkların sosyal ve kültürel mirasındaki yerini aldı.

İran’daki İslam Devrimi, 13 sayısını taşıyan festivallerindeki (İran halkının Nevruz-Bahar Bayramı’nda yaptığı kutlama törenleri ile ilişkili) adetlerini değiştirmekte başarısız oldu.

Bu festival Doğa Günü olarak yeniden adlandırılsa da İranlılar etkinliğin 13 sayısı ile ilişkilerinin doğasını değiştirmedi.

Halk, İran takvimine göre baharın ilk ayı olan Ferverdin’in 13’ünde kutlanan ve Sizdah Be-dar olarak bilinen gün uğursuzluğu kendilerinden uzak tutmak için evlerinden çıkıp sabahtan akşama kadar dışarıda duruyorlar.


Bu batıl inançla söz konusu festivale daha çok meyleden İran’daki bazı topluluklarda, bu tarihte evlerinin başlarına yıkılabileceğine inananlar da var.

Aynı şekilde 13’üncü katta ikamet etmekten ya da ayın 13’ünde uçağa veya otobüse binmekten, hatta 13 numaralı koltuğa oturmaktan kaçınanlar var.

Gelgelelim işin ironik tarafı şu ki 18 Haziran’da İran İslam Cumhuriyeti’nin 13’üncü Cumhurbaşkanı’nı seçmeye hazırlanıyorlar.
 

Anayasayı Koruma Konseyi’nin (AKK) tasarladığı konserve seçim sahnesine verilen tepkiler sürüyor.

Rejim müessesesinin İran’ın 13’üncü cumhurbaşkanını seçerken dayattığı yöntemden memnun olmayan ve bunun siyasi bir “uğursuzluk” getirebileceğini düşünen İranlı siyasi, dini ve kültürel seçkinlerin dillerinden karamsar sözler dökülmeye başladı.

Bu yüzden söz konusu seçkinler, İran’ın Dini Lideri’nin güvenini kazanan belli bir ismin cumhurbaşkanlık pozisyonunu almasına zemin hazırlayan veto kararlarını kabul etmediklerini kamuoyuna duyurdular.

Rejim kimi seçeceğine karar verdi. Seçim sürecinden çok seçme sürecine yatırım yapmaya ve halkın meşruiyetine karşılık devrimci meşruiyeti desteklemeye karar verdi.


Çoğu İranlıya göre iktidardaki rejim, İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Humeyni’nin sandığa gidilerek seçimlerin meşruiyet kazanması için getirdiği en önemli kriterleri AKK aracılığıyla geçersiz hale getirdi.

Humeyni “İnsanların görüşü ölçüttür” demişti. Bu da demek oluyor ki AKK’de kendilerini yetkili olarak atayanların ve haleflerinin görüşü esas değil.

Bu yüzden devrim kurumlarında ve devlette geçmişi olan isimler, rejimi istikrarsızlaştırabilecek ve devrimin kazanımlarını olumsuz yönde etkileyebilecek siyasi ve popüler tehlikelere karşı uyarıda bulundular.

Bu durum, Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin, sandıklarda rejimin meşruiyetini korumak için Ali Hamaney’in veto kararlarını gözden geçirmesini talep etmesine yol açtı.

Ruhani parlamento toplantısında yaptığı açıklamada “Seçimlerin temelinde rekabet vardır. Eğer rekabeti ortadan kaldırırsanız oylama süreci ceset gibi olur” ifadelerini kullandı.


Seçimlerin ruhunun sökülmesi, yapılan elemeler ve belirli bir aday lehine rekabetin sınırlandırılması üst düzey yetkililerin öfkesini uyandırdı.

Bu yetkililerin başında da adaylığı kabul edilmeyen Eski İran Meclis Başkanı Ali Laricani ve İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’nin yanı sıra eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad, Eski İran Yargı Erki Başkanı Ayetullah Sadık Laricani, Ayetullah Humeyni’nin arkadaşlarından birinin oğlu olan ve seçimde saf dışı bırakılan milletvekili Murtaza Mutahhari ve Faize Rafsancani geliyor.

Ancak rejime en sert tepki Humeyni ailesinden geldi. Tahran Üniversitesi’nde hocalık yapan Humeyni’nin kızı Zehra Mustafavi el-Humeyni, AKK’nin kararlarını dengesiz olarak nitelendirerek “devrimin başlangıcından günümüze kadar halka ve devrime hizmet etmek için çaba gösteren rejim yetkililerinin başvurularının reddedilmesinin inanılmaz olduğunu” söyledi.

“İnsanların desteğine ve güvenine dayanmayan hiçbir rejim, sorunlar ve tehlikeler karşısında duramaz” ifadesini kullandı.


Bir bütün olarak bu seçkinler, karamsarlığın kapısını ardına kadar açtılar.

Söz konusu seçkinler, doğası gereği sembolik olsa da çoğulculuktan geriye kalanların buharlaşarak uçup gitmesiyle ilgili endişelerini dile getirmekle kalmıyor, sınırlı temsilin radikal doğasını dayatma kararının rejimin geleceği için doğrudan bir tehdit oluşturduğunu ve devrimden geriye kalanlar ile vatandaşlar arasında sert bir çatışma olasılığını beslediğini söylüyorlar.

Bu durum da uğursuz sayı hurafesini gerçeğe daha yakın bir hale getirebilir.

Humeyni’nin torunu bazı isimlerin cumhurbaşkanlığı adaylıklarının veto edilmesini eleştirdi

Humeyni’nin torununun cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması bekleniyordu, ancak ofisine yakın kaynaklara göre Hamaney’in buna sıcak bakmaması nedeniyle Humeyni bu düşüncesinden geri adım attı

İran devriminin lideri Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni (Cameran)

İran devriminin lideri Humeyni’nin torunu Hasan Humeyni, önümüzdeki ay yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olan bazı isimlerin veto edilmesini şiddetle eleştirerek, bu durumun nizamın meşruiyetini tehlikeye atacağı uyarısında bulundu.

Hasan Humeyni vetoları, ‘İran İslam Cumhuriyeti’ne ve devrime karşı bir adım’ olarak niteledi. Humeyni, yakın çevresiyle yaptığı görüşmede, “Bu, nizamın imamının (Ayetullah Ruhullah Humeyni) emri olabilir mi? Halkın buna hakkı yok mu? İnsanlar seçimlere katılmazsa nizamın meşruiyetinin devam edeceğini kim söyleyebilir?  Bu, İran İslam Cumhuriyeti’nin ruhu ve özü hakkında bilgi eksikliği ve ihanettir” ifadelerini kullandı.

Adayların veto edilmesinin ana nedeninin ‘aynı kapalı ve etkisiz zihniyeti sürdürmek’ olduğunu söyleyen Humeyni Vakfı Başkanı Hasan Humeyni, seçimlere katılmalarına onay verilen adayları, adaylıklarını geri çekmeye çağırdı. Humeyni, “Onların (adayların) yerinde olsaydım adaylıktan çekilirdim” ifadelerini kullandı.

Humeyni’nin torununun cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olması bekleniyordu, ancak ofisine yakın kaynaklara göre Hamaney’in buna sıcak bakmaması nedeniyle Humeyni bu düşüncesinden geri adım attı.

Humeyni’nin ofisinin sözcüsü Cameran sitesinin Hasan Humeyni’nin şu sözlerini aktardı:

“Efendiler bir anlığına cüppelerini çıkarsınlar. Sadece kısa bir sürelik. Yaptıklarını kabul edecekler mi?”

Öte yandan İran İçişleri Bakanlığı dün, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin (AKK) 15 Mayıs’ta sona eren İçişleri Bakanlığı adaylık başvuru süresi içinde isimlerini kaydettiren yaklaşık 600 kişiden 7’sinin cumhurbaşkanlığı yarışına katılmasını onayladığı duyurdu. AKK, ülkede seçimleri denetleme ve adayların seçimlere katılmaya uygun olup olmadıklarına karar verme yetkisine sahip.

AKK’deki 12 üyenin yarısı İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney tarafından atanmaktadır. Diğer beş aday ise cumhurbaşkanlığına adaylığını koyan Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi tarafından seçildi. Reisi ilk olarak 2017 yılında cumhurbaşkanlığına aday olmuş ve oyların yüzde 38’ini kazanmıştı. Ancak bu yüzde rakibi mevcut İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin ikinci kez cumhurbaşkanlığı görevini üstlenmesini engelleyemedi. Hamaney tarafından Yargı Erki Başkanlığına atanan Reisi ülke tarihinde ilk kez bu görevi yürütürken cumhurbaşkanlığına aday olan isim oldu.

İRAN’DA SEÇİMLERE ADAYLIK SÜRECİNE İLİŞKİN ELEŞTİRİLER HAMANEY’İN SAVUNMASINA RAĞMEN ARTIYOR

Kum İlim Havzası Müderrisleri ve Araştırmacıları Birliği, eleştiride bulunanların saflarında yer alıyorlar

İranlı milletvekilleri, Ali Hamaney’in dün gerçekleştirdiği video konferans sırasında sloganlar attılar. (Hamaney’in sitesi)

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney, öne çıkan adayları cumhurbaşkanlığı yarışında saf dışı bırakan Anayasayı Koruma Konseyi’nin (AKK) kararlarını savundu. İranlılardan 18 Haziran’da Hasan Ruhani’nin halefinin seçilmesi için düzenlenecek seçimleri boykot etmeye yönelik çağrıları dikkate almamalarını istetedi. Ancak cumhurbaşkanlığı yarışında saf dışı bırakılan adaylarla iligili tepkiler dün de aratrak devam etti.

Hamaney video konferans aracılığıyla milletvekillerine seslendiği konuşmasında Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani tarafından gönderilen mektup hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Ruhani söz konusu mektubunda, müttefiki Eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve Ruhani’nin Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri’nin seçimlerde saf dışı bırakılmasının ardından aday listesinin tekrar gözden geçirilmesi için İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’den “devlet kararnamesi” çıkarması talebinde bulundu.

Hamaney üstü kapalı bir şekilde seçimlere aday olan isimlerin katılım  oranında herhangi bir etkisi olmayacağını belirterek “Seçimlere katılımın o ya da bu kişi ile bir ilgisi yok. Seçimlere katılımın artmasının nedeni güçlü yöneticilerin varlığıdır” dedi. Seçim kampanyaları öncesinde adaylardan programlarında ekonomik ve yaşamsal sorunların çözümüne yönelik pratik ve gerçekçi çözümler sunmalarını tavsiye eden Hamaney, bunun sandıklardaki katılım oranının artmasında etkili olacağını vurguladı.

Hamaney “yetkinliğin doğrulanmamasının kişilerin yetkin olmadığı anlamına gelmediğini, bunun sadece AKK’nin söz konusu isimlerin yetkinliklerini doğrulayamadığını gösterdiğini” savundu. Seçimlere adaylık için başvuranlara ve halkı seçimlere katılmaya teşvik etme konusunda “uygun” bir şekilde hareket edenlere de övgüde bulundu.

Adayların belgelerini inceleyen AKK, 592 adaydan, aralarında İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin de olduğu 7 ismin başvurusunu onayladı. Seçimler, 2017-2018 kışında ve 2019 Kasım ayında yetkililerin bastırmak için şiddete başvurduğu protestoların ardından yaşanan ekonomik ve toplumsal kriz ile ilgili halkta oluşan geniş çaptaki hoşnutsuzluk ile aynı zamanda düzenleniyor. Reuters’agöre devlet televizyonunun mayıs ayında yaptığı anket de dahil olmak üzere resmi anketler, seçimlere katılım oranının yüzde 30 kadar düşebileceğini gösteriyor. Bu da katılımın önceki seçimlere göre oldukça düşük bir oranda kalacağını gözler önüne seriyor.

Hamaney halkı, ekonomik baskılar ve siyasi özgürlüklere yönelik kısıtlamalar nedeniyle halkın büyük bir öfke içerisinde olduğu bir zamanda, iktidar müesseselerinin meşruiyetinin sınanması olarak görülen seçimlerde oy kullanmaya çağırdı. Devlet televizyonuna göre Hamaney açıklamadsında “Aziz İran halkı, seçimleri yararsız olarak damgalamaya çalışanlara aldırmayın. Seçimlerin sonuçları yıllarca etkisini sürdürecek. Seçimlere katılın” ifadelerini kullandı.

İranlıların geçtiğimiz haftalarda ülke içinde ve dışında paylaştığı ve Twitter’da büyük ses getiren “#İslam Cumhuriyeti’ne hayır” etiketi altında, çeşitli çevrelerden yapılan seçimlerin boykot edilmesine yönelik çağrılar arttı. Hamaney konuşmasında “düşmanlar” olarak adlandırdığı kişileri “seçimlerde milletin aşağılanması için her yolu kullanmakla” suçladı. Ülke içindeki bazı insanlar, kasıtlı olsun ya da olmasın, nefret dolu kişilerin söylediklerini tekrar etmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı. Ardından adayları sonuçları kabul ederek yenilgilerini “uygun” bir şekilde ilan etmeye çağırdı. Hamaney sözlerini şöyle sürdürdü:

“Seçimleri ve cumhuriyeti kendi çıkarımıza olduğu sürece kabul etmeliyiz. Şayet bir başkasının çıkarınaysa kabul etmediğimizi söylüyoruz. Ne yazık ki bu 2009 yılından geriye kalan acı bir imtihandır.”

Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi, Hamaney’in konuşmasından saatler önce reformist kanadın bir açıklama yayınlayarak “cumhuriyetin yıkılışı için uyarı çanlarının çaldığını” söyledi. Seçim sahasının insanlar için daraltılmasının eskisine göre “daha alenen ve daha cüretkar” yapıldığını vurguladı.

Özgür bir şekilde oy kullanılması temeline dayanan cumhuriyetin her geçen gün zayıfladığı ve daha ciddi tehlikelere maruz kaldığı konusunda uyarıda bulunan Hatemi şu ifadeleri kullandı:

“Herhangi bir akımın, bağlılığın ve yönelimin bu büyük tehlikeye kayıtsız kalması mümkün değil. Cumhurbaşkanı adaylığının sunulması sırasında yaşananlar, bu sefer daha alenen ve daha pervasızca, seçim sahasının halk için daraltılmasına katkı sağlayan yaklaşım, algı ve icraattan kaynaklanıyor.”

Hatemi toplumun önemli bir bölümünü ve çeşitli akımları istenen adaylardan mahrum etmenin en önemli ve en kötü yanının halkın oy kriterinin reddedilmesi ve bunun siyasi sistemin temelini oluşturması olduğunu söyledi.

 Uzmanlar Meclisi Eski Üyesi Mahmud Kermani, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’den İbrahim Reisi’yi cumhurbaşkanlığı makamına ataması için bir “devlet kararnamesi” çıkarmasını talep etti.

Jamaran haber sitesine göre Kermani şunları söyledi:

“Halkın, birçok uzmanın ve gözlemcinin hayal kırıklığı ve kayıtsızlığı çok ciddi bir konudur. Bu her geçen gün daha da tehlikeli bir hale geliyor. İnsanlar göstermelik seçimlere katılma sıkıntısından kurtarılmalı ve seçimler için on milyarlarca doların boşa harcanması önlenmelidir.”

Kum İlim Havzası Müderrisleri ve Araştırmacıları Birliği de bir süre önce yaptığı yazılı açıklamada, seçimlerde yarışmak için aday olanların veto edilmesini eleştirdi. Humeyni Vakfı’na bağlı Jamaran haber sitesi tarafından yayınlanan açıklamada “halkın sesinin kısılmasının, AKK’nin keyfi denetim yapmaya yönelmesiyle başladığına” dikkat çekildi. Eskiden AKK’nin rolünün seçimlerin güvenilirliğini izlemekle sınırlı olduğu ancak şu an sahip olduğu geniş yetkilerin adaylık başvurularını onaylamamasına izin verdiği ifade edildi.

Açıklamanın altında imzası bulunan isimler, AKK Sözcüsü’nün düşük katılımın rejimin meşruiyetini etkilemediğine ilişkin açıklamalarına dikkat çekerek bu ifadelerin AKK’nin cumhuriyeti ve halkı  tanımayarak kendi taleplerini ve tercihlerini insanların sesinin önüne koyduğunu gösterdiğini” savundular.  

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Çok sayıda adayın reddedilmesine bakılırsa herkes bu seçimlerin göstermelik, rekabete kapalı ve minimum katılım ile gerçekleşeceğini biliyor. Bu durumdan, rejimin cumhuriyetini zayıflatma girişimi nedeniyle meşruiyetini yitiren AKK sorumludur. Yetkilileri, bu kurumun halkın ülkeyi meşrulaştırma ve yönetme rolünü çalmasını önlemek için müdahalede bulunmaya çağırıyoruz.”

AKK Sözcüsü Abbas Ali Kedhudayi adaylık başvurularının incelenmesi sırasında AP’ye verdiği demeçte, düşük katılım olmasının seçimlerin güvenilirliğinde herhangi bir yasal soruna sebep olmayacağını söylemişti.

Eski Meclis Başkanı Ali Laricani ise dün yaptığı açıklamada kendisine adaylığının neden kabul edilmediğine ilişkin herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını söyledi.

İran haber ajanslarına göre Laricani seçim kampanyasında çalışanlara veda ettiği açıklamasında şunları söyledi:

“Adayların reddedilmesinin sebepleri açıklanırken bana hiçbir şey söylenmedi. Sorun başka bir şey. Ancak kanıtların bulunması şaşırtıcı. Başka bir yönde çalışacağım.”

12 kişiden oluşan AKK’nin üyesi olan Ali Laricani’nin kardeşi Sadık Laricani, kardeşinin saf dışı bırakılmasını protesto edenlerin başında geliyor. Sadık Laricani salı günü Twitter hesabı üzerinden dört paylaşım yaparak AKK’yi eleştirdi ve istihbarat servislerinin raporlarına işaret ederek kardeşinin seçimlerde saf dışı bırakılmasının arkasındaki sebebin de bu olduğunu öne sürdü.

Ali Hamaney’in emriyle 2019 yılında İran Yargı Erki Başkanlığı görevinden azledildikten sonra Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nin (DMTK) başına geçen Sadık Laricani 24 saat sonra geri adım attı, kararın gerekçesini “endişe durulması” olarak göstermeye çalıştı. Ayrıca “istenmeyen misfirler” ile devrim ve rejim karşıtı grupları sözlerinden yanlış izlenimler çıkarmakla suçladı.

Adaylığı onaylanan İran Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi de Ali Laricani’yi seçimlere yeniden dahil ederek yarışı daha rekabetçi bir hale getirmek amacıyla temaslarda bulunduğunu açıklamıştı.

Laricani’nin damadı, eski milletvekili Ali Mutahhari de adaylığı kabul edilmeyen isimler arasındaydı. Reisi’nin bu açıklamalarına karşılık veren Mutahhari, kendisine hitaben AKK üyeliğine Yargı Erki tarafından atanan 6 kişiden 3’ünün Laricani’nin başvuru talebinin reddedilmesini desteklediğini söyledi.

Eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad çarşamba günü geç saatlerde yayınladığı bir video ile halka seslenerek seçimleri boykot ettiğini, tanımadığını ve hiçbir adayı desteklemediğini duyurdu.

Eski İran Cumhurbaşkanı’nın yayınladığı video kaydından saatler önce, Ahmedinejad’a yakınlığı ile bilinen ‘Devlet-i Bahar’ adlı internet sitesi Tahran’ın güvenliğini koruyan Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Sarallah (Allah’ın İntikamı) Tugayları Bölük Komutanı General Hüseyin Necad’ın, Ahmedinejad’dan “iş birliği yapmasını ve sessiz kalmasını” istediğini aktardı. Aynı zamanda internet sitesi, Necad’ın bu sözlerine karşılık Ahmedinejad’ın İran’ın çökme tehlikesine ve ülke içerisinde gittikçe kötüleşen duruma karşı İranlıların yeniden sokaklara inebileceğine dair uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Bununla birlikte Ahmedinejad çektiği videoda susmaya niyeti olmadığını ve ikinci kez adaylık başvurusunun reddedildiğini vurguladı. Ahmedinejad’ın başvurusu daha önce de Hasan Ruhani’nin ikinci dönemi kazandığı 2017 yılındaki seçimlerde kabul edilmemişti.

2005-2013 yılları arasında 8 yıl boyunca cumhurbaşkanlığı görevini yürüten İran’ın önde gelen isimlerinden olan Mahmud Ahmedinejad açıklamasında ısrarla  bu seçimleri boykot ettiğini vurguladı.

DMO Komutanı Yardımcısı General Said Muhammed de adaylık başvurusunun reddedilmesine ilişkin yaptığı açıklamada, AKK’nin aldığı kararların kesin olduğunu ve uygulanması gerektiğini belirterek seçim sahasına oluşan mecburi durum sonucunda girdiğini belirtti. Muhammed “Bilime dayalı fikirleri ve yöntemleri hükümet sistemine dahil ederek insanlara yeni bir yol ve tarz sunmak için her türlü çabayı gösterdik” dedi.

DMO Sözcüsü Ramazan Şerif de yaptığı açıklamada “Seçimler, halkın katılımını azaltmak amacıyla çarpıtmak, şüphe uyandırmak, umutsuzluk yaymak, insanları hayal kırıklığına uğratmak ve İslam Cumhuriyeti aleyhinde yanlış iddialarda bulunmak için mükemmel bir süreçtir” ifadelerini kullandı. İran’daki seçimlerin yabancı medya kuruluşlarının haberlerinin dörtte birinde yer aldığına dikkat çekti.

Şerif açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Düşman, halkın devrim yüzünden pişmanlığı, aydınlık bir geleceğin olmaması ve kriz durumları gibi konuları gündeme getirerek insanları rejimden uzaklaştırmaya çalışıyor. Seçim döneminde medya çalışanlarının ana görevi, maksimum katılımı sağlamak için İslam Cumhuriyeti’nin Dini Lideri’nin talimatlarını uygulamaktır.”

Sözcü açıklamalarını yaparken, “elektronik ordu” ya da “genç savaş subayları” olarak bilinen kişilerin dahil olduğu internet ve medyada aktif olan DMO destekçilerinden oluşan bir kalabalığa hitap ediyordu.

Seçimlere katılma talebi kabul edilmeyen reformist aktivist ve Reform Cephesi Merkez Komitesi üyesi Mustafa Taczade ise Twitter hesabından şu açıklamada bulundu:

“Bu, seçim mühendisliğine ilişkin karşı bir protestodur. Adayların cumhurbaşkanlığı seçimleri başvurularının reddedilmesi, rekabetçi ve anlamlı bir seçim sürecinden başka her şeye benziyor. Ben hep seçimlere katıldığımı söyledim. Dini Lider’in seçimlerinin (atamalarının), benim oyuma ihtiyacı yok.”

Taczade açıklamasında #SeçimDarbesi etiketini kullandı.

Reformist kanattan olan yazar olan Said Hacceriyan, 23 Mayıs 1997’de yaşananların (Muhammed Hatemi’nin cumhurbaşkanlık yarışını kazanması) iktidarın hesaplamalarındaki bir hatanın göstergesi olduğunu ve kaçınılmaz olarak görülenin tekrarlanmayacağını söyledi. Hacceriyan açıklamasında “Reformistler, seçimler bağımsız bir şekilde yapılmadığı sürece oyun sırasında elektriğin kesildiği siyasi satranca artık katılmayacaklar” dedi.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe için çeviren: Sema Sevil

Şarku’l Avsat

© The Independentturkish/ Mustafa Fahs 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top