DÜNYA

SURİYE DEVLET BAŞKANLIĞI SEÇİMLERİNİ ESAD KAZANDI

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad düzenlenen seçimleri, oyların yüzde 95’ini alarak kazandı.

Beşar Esad, Suriye devlet başkanlığı seçimlerini oyların yüzde 95’ini alarak kazandı

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad düzenlenen seçimleri, oyların yüzde 95’ini alarak kazandı.

Suriye’de bugün düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerinin ardından oy sayım işlemi sona erdi.

BEŞAR ESAD KAZANDI

Seçim sonucunu duyuran Suriye Halk Meclisi Başkanı Hammuda Sabbağ, mevcut Devlet Başkanı Beşar Esad’ın oyların yüzde 95.1‘ine tekabul eden 13 milyon 540 bin 360‘ını alarak seçimi kazandığını bildirdi.

Sandık başına giden Suriyelilerin sayısının 14 milyon 239 bin 140 olduğunu kaydeden Sabbağ, seçime yüzde 78‘lik bir katılım sağlandığı bilgisini verdi.

Halk Meclisi Başkanı, vatandaşların sergilediği ‘yüksek bilincin tüm beklentileri aştığını‘ kaydetti.

Bununla birlikte Suriye Sosyalist Birlik Partisi’nin adayı Abdullah Sallum Abdullah’ın 213 bin 968 oy aldığı belirtildi.

SOKAKLARDA KUTLAMALAR BAŞLADI

Resmi sonucun Esad’ın kazandığı yönünde açıklanmasıyla birlikte Suriye’nin birçok kentinde halk, kutlamalar için sokaklara döküldü.

Suriye resmi haber ajansı SANA; Şam, Halep, Lazkiye, Humus, Haseke ve diğer bir dizi kentten kutlama görüntüleri paylaştı.

Suriye lideri Esad, yaptığı açıklamada:

 “Tüm Suriyelilere, üstün milliyetçilik anlayışları ve seçime kayda değer katılımları için teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

Resmi sonucun Esad’ın kazandığı yönünde açıklanmasıyla birlikte Suriye’nin birçok kentinde halk, kutlamalar için sokaklara döküldü.

Suriye seçimlerinin galibi mevcut Devlet Başkanı Beşar Esad oldu, ülkenin birçok kentinde halk kutlamalar için sokaklara döküldü.

Suriye resmi haber ajansı SANA; Şam, Halep, Lazkiye, Humus, Haseke ve diğer bir dizi kentten kutlama görüntüleri paylaştı.

NE OLMUŞTU?

26 MAYIS’TAKİ SURİYE DEVLET BAŞKANLIĞI SEÇİMİ NE ANLAMA GELİYOR?

“Suriye’nin güvenli olduğunu ve dolayısıyla mültecilerin dönebileceğini iddia edecekler”

Seçimlerde Beşar Esad, Abdullah Sallum Abdullah ve Mahmut Meri aday (AFP)/cafemedyam

Suriye’de 26 Mayıs’ta yapılacak devlet başkanlığı seçimleri yaklaşıyor. Peki sonucu şimdiden belli olan seçimler ne mesaj veriyor?

Birleşik Krallık’ın saygın gazetelerinden Guardian’ın Türkiye ve Ortadoğu muhabiri Bethan McKernan, bahsi geçen seçimleri değerlendirdi.

McKernan, ülkede 2014’te yapılan son seçimlerde Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın kazanacağının belli olduğunu ancak muhalif güçlerin ülkede bazı şehirleri kontrol ettiğini belirtti. Muhabir, Şam yönetiminin Suriye’nin çoğunda kontrolü tekrar sağladığını kaydedip çarşamba günkü seçimlerin Esad’ın kendisine meşruiyet vermek için tasarlandığını öne sürdü.

Guardian’a konuşan Suriyeli araştırmacı Süheyl el-Gazi de:

“2014’te ruh hali farklıydı. Esad gidebilirdi. Şimdiyse ülkede kalan ve oradan ayrılan Suriyelilerin hepsi, Esad’ın askeri yöntemlerle devrilmeyeceğini biliyor” dedi.

el-Gazi, hem Esad’ın hem de Rusya’nın seçimleri, kendilerinin kazandığını göstermek için kullanacağını düşündüğünü belirtti.

Araştırmacı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Suriye’nin güvenli olduğunu ve dolayısıyla mültecilerin dönebileceğini iddia edecekler. Seçim ayrıca, Esad rejiminin Arap ülkeleri ve belki de Arap Birliği’ndeki konumunu iyileştirmeyi sağlayacak bir unsur.”

Suriye’de bu ayın başlarında, 2 Mayıs 2021’den önce işlenen suçlar için genel af içeren bir kararname çıkarılmıştı. Bu afla, sosyal medyada muhalefet yaptığı gerekçesiyle yakalanan 400’den fazla memur, yargıç, avukat ve gazeteci de serbest bırakılmıştı..

McKernan, insan hakları aktivistlerinin ve on binlerce kayıp tutuklunun bu hamleyi demokrasi konusunda göz boyama olarak gördüğünü aktardı.

ESAD DESTEKÇİLERİ YÜRÜYÜŞ YAPTI

Zira aslen Halepli olan ancak şimdi Gaziantep’te yaşayan Sait Eido şöyle konuştu:

“Kardeşim 2013’te rejimin bir hapishanesinde kayboldu. Öldü mü yoksa hayatta mı hâlâ bilmiyoruz. Bize herhangi bir bilgi vermeyecekler. Bu başkanlık seçimlerinin yaptığı tek şey suçları temize çıkarmak ve diktatörlüğü sürdürmek.”

Rejimin seçimi yararlı bir propaganda aracı olarak gördüğünü söyleyen el-Gazi de aynı fikirde:

“Rejim, insanlara bağlılıklarını kanıtlaması için bunu hep yaptırıyor. Gösterilerde yürümek, pankartlar sallamak, oy vermeye toplanarak gitmek…

Bu, aynı zamanda yeni nesilde bir toplum ve ulus duygusu yaratma şansı. Suriyeli gençler şimdiye kadar, silahlarla bağlantısı bulunmayan herhangi bir siyasi faaliyet görmedi. Rejim, bu korkunç gerçeklikten kopuşu kullanarak gençlerin sisteme dahil ve ait olduğunu hissetmesini istiyor.”

Öte yandan başkent Şam’da 22 Mayıs’ta Esad’a destek gösterisi yapıldı. Katılımcılar başkent sokaklarda yürüyerek Devlet Başkanı’na desteklerini sundu.

Bir gösterici, 8 binden fazla katılımcının yürüyüşe katıldığını söyledi ve şöyle devam etti:

“Terörü ortadan kaldıran, tek yumruk halinde ve güçlü bir halk olduğumuzu göstermeye geldik.”

NE OLMUŞTU?

Şam’da Devlet Başkanı Esad’ı desteklemek için asılan bir pankart (Şarku’l Avsat)/ cafemedyam
SURİYE’DE SEÇİM KAMPANYALARI, ‘GÖLGE EKONOMİNİN’ YENİ HARİTASINI GÖSTERİYOR

Esad’a destek için düzenlenen mitinglerde bir genç öldürüldü, bir kadın yaralandı.

Rejim kontrolündeki Şam ve diğer bölgelerde başlatılan cumhurbaşkanlığı seçim kampanyaları, Devlet Başkanı Beşar Esad yandaşları arasında sıcak bir rekabete tanık oluyor. Öyle ki sokaklar, meydanlar ve kontrol noktaları fotoğraf ve sloganların olduğu pankartlarla doldu.

Şam kırsalında Beni Halid aşireti, Humus kırsalında ise en-Naim, Al en-Nasır, Al el-Cafer ve Al en-Nasur kabileleri tarafından dağıtılan pankart ve fotoğraflar dikkati çekti. Hama’da da ismi ileri gelenlerden biri olarak anılan Hac Ebu el-Hayr’ın fotoğrafı da dahil, büyük pankartlarla Esed’e destek verildi. Halep ve sahil bölgesinde ise son birkaç aydır en güçlü oluşum olan 25. Özel Görev Tümeni, Taha Alayı ve Haydar Alayı ile birlikte Esed’e destek verildi.

Kaynaklar:

“Esed’in seçim kampanyasını destekleyenlerin isimleri, Suriye’nin savaştan sonraki yeni haritasını ortaya koyuyor. Bu isimlerin çoğu milis liderleri, savaş zengini insanlar ve savaş sırasında yükselen ailelerdir ve çoğu, kaçakçılık konusunda aktiftir. Bu durum da Suriye’deki dönüşümleri doğrularken, diğer yandan da daha önce Esed’i destekleyen özel şirketlerin varlığı azaldı. Bunların başında iki telekomünikasyon şirketi olan ‘Syriatel’ ve ‘MTN’, iş insanı Muhammed Hamşu’nun şirketleri ve 2000 yılında Beşar Esad’in iktidarı devralmasıyla ortaya çıkan tüm şirketler geliyor.”

Kaynaklar:

“Seçim kampanyası, ülkeyi yoksullaştıran ve ekonomiyi tüketen ruhsatlı hizmet şirketlerine (telekomünikasyon, emlak ve petrol gibi) dayandıktan sonra Esed rejiminin şu anki aşamada dayandığı yeni gölge ekonomi dengelerini gözler önüne seriyor” dedi. Kaynaklar, “Savaş zenginleri ve bölge liderlerinin destek ve sadakat gösterme rekabeti, özellikle de bazıları çözüm ve bağlantı insanı haline geldiği için, aslında bölgeleri üzerindeki liderliklerini güçlendirmekte. Yani paydaşlar, yetkililer ve güvenlik hizmetleri arasındaki anlaşmazlıkları çözmek için haraç alıyorlar.”

İktidardaki Baas Partisi’nin yürüttüğü seçim kampanyası kapsamında parti şubeleri ve ‘Baas Tugayları’ rejim kontrolündeki bölgelerde olaya karıştı. Öyle ki Beşar Esad’e mutlak sadakatlerini ilan eden danslı kutlamalar, sözlü festivaller ve yürüyüşler düzenlendi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Merkez Bölge’de bir dikiş atölyesi, toplamda 3 milyar liraya (1 milyon dolar) geçen şubat ayında seçim kampanyasına hazırlık olarak üç milyondan fazla bayrak üretti. Bu bayrakların dikimini kimin finanse ettiği açıklanmadı.

Humus kırsalında son birkaç gündür yapılan mitinglerde partinin genel sekreter yardımcısı Hilal el-Hilal, Esed’in kampanyası için seçtiği sloganı ayrıntılı şekilde anlatan bir hutbe verdi. Devlet Başkanı Beşar Esad’in seçim kampanyasının ana başlığını ‘Umut, çalışmaktadır” sloganı oluşturuyor. Slogan, daha iyi bir Suriye umudu ve tüm terör güçlerinden kurtulma umudu anlamına geliyor. Bu bağlamda Hilal, Suriye’nin Beşar Esad döneminde ve onun sayesinde ‘ektiklerini yediğini ve ürettiklerini giydiğini’ belirtti.

Seçim kampanyasının başlamasıyla birlikte elektrik dağıtım programının bir iyileşmeye tanık olması dikkat çekti. Bazı bölgelerde elektrik verilme saatleri arttı. Su pompalama miktarı ise, suyun haftada sadece iki gün pompalandığı Şam kırsalı, Humus ve Hama vilayetleri gibi birkaç günlük kesintilerden mustarip olan bölgelerde, bir iyileşmeye tanık oldu..

Aynı yüksek fiyatlar ve ekmek, gaz ve petrol eksikliği krizlerine gelince, bunlar hala aynı durumda. Humus’taki sivil kaynaklar:

“Seçimlerden sonra normal hayata dönmemiz bekleniyor. Normallik; kalıcı bir elektrik ve su, gaz, benzin ve ekmek hatlarının başarılı bir dönüşü anlamına geliyor. Şu an seçimler düğününe tanık oluyoruz. Sonrasında her şey eskisi gibi daha kötüye dönecek.”

Suriye’deki cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının ilk kurbanları olarak, 19 Mayıs’ta Humus şehrinin kuzey kırsalındaki el-Farhaniye bölgesinde, bir seçim kampanyası sırasında kimliği belirsiz kişilerce ateşlenen kurşunlarla ses mühendisi Ammar Fevzi Tillavi hayatını kaybetti. Rejim yanlısı gazeteler, mermilerin Telbise ilçesine bağlı el-Farhaniye bölgesinde ‘ulusal çadırda’ motosikletli iki terörist tarafından ateşlendiğini belirtti. Humus’un kuzey kırsalındaki Houla bölgesinde yer alan Telbise kasabası, 2011 yılında Esed rejimine karşı gösterilerin yapıldığı vilayetin ilk bölgesi olarak sayılıyor.

Yerel kaynakları, genç ses mühendisinin Reyhaniye bölgesindeki ulusal çadırda ‘seçim düğünü’ nedeniyle atılan kurşunlarla öldürüldüğünü ileri sürdü. Birkaç gün önce Hama’daki bir kadının bir mahallede Devlet Başkanı Esed için yapılan seçim mitinginde ateşlenen kurşunlarla yaralandığını söyleyen kaynaklar, “Kadın, rastgele ateşlenen kurşun bacağına girip diz kemiklerini parçaladığında evinin balkonundaydı” dedi.

Kaynaklara göre Genel Spor Federasyonu ve Sendikalar Federasyonu da tüm vilayetler, kasabalar ve köyleri de kapsayacak şekilde, rejim kontrolündeki bölgelerde bulunan spor kulüpleri ve kamu sektörü şirketlerinde çalışan işçiler için, Esed’i desteklemek amacıyla mitingler düzenlemeye başladı. Esed’in seçim kampanyaları, diğer adaylar Abdullah es-Sallum ve Mahmud Meri açısından talihsiz ve adayların destekçileri öfkelendiren bir durum. Bu bağlamda Lazkiye’den bir vatandaş, Facebook üzerinden yaptığı açıklamada, “Tişrin Üniversitesi girişine Mahmud Meri’nin fotoğrafını asan kişinin eli kırılmalıdır. Sloganımızın ‘Ne Meri, ne Abdullah, Allah’tan sonra Beşşar’ olduğunu bilmiyorlar mı?” ifadelerine yer verdi.

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad için yarışan iki aday da birkaç gün önce seçim kampanyalarını başlattı. Öyle ki Sosyalist İttihatçı Parti’nin siyasi büro üyesi Abdullah Sallum Abdullah, ‘Gücümüz birliğimizdir’ sloganını tercih etti. Ayrıca yol kenarlarındaki reklam panolarında, Abdullah lehine ‘Terörizme hayır’, ‘İşgalcileri hezimete uğratmaya evet’ gibi sloganlar yazıldı. Mahmud Meri ise kampanyasının ana başlığı olarak ise ‘Birlikte’ kelimesini seçerken, Meri’nin reklam panolarında şu gibi ifadelere yer verildi; “Görüşlerimiz farklı, ama onurlu olduğumuz için birlikte”, “Vicdan mahkumlarını serbest bırakmak için birlikte.’ Seçim kampanyaları, bu ayın 25’ine kadar devam edecek. 26 Mayıs ise, seçim gününe hazırlık olarak ‘seçim sessizliği’ günü.

Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanlığı, Şam’a yakın yabancı ülkelerde de seçimlerin yürütüleceği beklentisinin yanı sıra, cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında Türkiye ve Almanya’nın kendi topraklarında oy kullanma işlemleri yapılmasını reddettiğini duyurdu.

Suriye Dışişleri Bakanı Yardımcısı Eymen Suzan, ‘Syria’ kanalına yaptığı açıklamada, seçimlerin, Suriye diplomatik misyonlarını kapatan ülkelerin yanı sıra, Türkiye ve Almanya da hariç, Suriye büyükelçiliklerinin çoğunda seçimlerin yapılacağını belirtti.

Devlet Başkanı Beşşar Esed ve bir rakibinin Şam sokaklarındaki pankartları (SANA)/ cafemedyam
ŞAM’DA SEÇİM PANKARTLARI … ‘MUHALEFET PARTİSİ ADAYININ MUHALEFETLE İLGİSİ YOK’

Meri, kendisini, 2011 yılından sonra oluşturulan ve Demokratik Arap Sosyalist Birliği’nin de dahil olduğu siyasi bir oluşum olan ‘Koordinasyon Komitesi’ bünyesinde ‘Suriye Ulusal Muhalefeti’ olarak tanıttı

Şam sokaklarına bu ayın 26’sında yapılacak devlet başkanlığı seçimlerinin üç adayının pankartları asılırken, bir muhalefet partisi ise muhalefet adına kendisini temsil eden bir aday ile hiçbir ilgisi bulunmadığını açıkladı.

Suriye’deki Demokratik Arap Sosyalist Birliği Partisi, başkanlık seçimleri adayı Muhammed Meri’nin partiyle hiçbir ilişkisi bulunmadığını açıklarken, seçimleri boykot edeceklerini yineledi.

Ülkenin önde gelen partilerinden biri olan Sosyalist Birlik, Meri’nin parti üyeliği hakkında bazı medya organlarında yayınlanan haberleri de yalanlarken, “Bu üyelik, partinin siyasi çizgisinden ve sabit tavrından sapması nedeniyle 2013 yılı itibariyle sona ermiştir. Parti, siyasi geçiş yolu olarak radikal ve kapsamlı ulusal demokratik değişimin gerekliliğini benimsemektedir” ifadelerini kullandı. Parti ayrıca, sabit tavrının ‘aday göstererek veya oy kullanarak olsun hiçbir seçim ve referandum sürecine katılmamak’ üzere olduğunu yineledi.

Meri, kendisini, 2011 yılından sonra oluşturulan ve Demokratik Arap Sosyalist Birliği’nin de dahil olduğu siyasi bir oluşum olan ‘Koordinasyon Komitesi’ bünyesinde ‘Suriye Ulusal Muhalefeti’ olarak tanıttı.

SEÇİM SLOGANLARI

Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’in iki rakibi, seçim kampanyalarını başlattı. Öyle ki Sosyalist İttihatçı Parti’de siyasi büro üyesi olan aday Abdullah Sallum Abdullah, kampanyası için ‘Gücümüz birliğimizdir’ başlığını tercih etti. Ayrıca yol kenarlarındaki reklam panolarında, ‘Terörizme hayır’, ‘İşgalcileri hezimete uğratmaya evet’ gibi sloganlar yazıldı.

Meri, kampanyasının ana başlığı olarak ise ‘Birlikte’ kelimesini seçerken, kendisini de Suriyeli seçmenlere ‘Suriye ulusal muhalefeti’ ifadeleriyle tanıtmaya yöneldi. Meri’nin reklam panolarında şu gibi ifadelere yer verildi; “Görüşlerimiz farklı, ama onurlu olduğumuz için birlikte”, “Vicdan mahkumlarını serbest bırakmak için birlikte.’

Öte yandan Devlet Başkanı Beşar Esad’in seçim kampanyasının ana başlığı olarak da ‘Umut, çalışmaktadır” sloganı tercih edildi.

Bugün başlayan seçim kampanyaları, bu ayın 25’ine kadar devam edecek. 26 Mayıs ise, seçim gününe hazırlık olarak ‘seçim sessizliği’ günü.

ABD ile 4 Avrupa ülkesinden 'Suriye'deki seçimlere' yönelik açıklama
ABD İLE 4 AVRUPA ÜLKESİNDEN ‘SURİYE’DEKİ SEÇİMLERE’ YÖNELİK AÇIKLAMA

ABD, İngiltere, Fransa, Almanya ve İtalya Dışişleri Bakanları, Suriye’de yarın yapılacak devlet başkanlığı seçimleri öncesi ortak açıklama yayınladı.

Suriye’de yarın yapılacak devlet başkanlığı seçimleri ile ilgili :

  • ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 
  • Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, 
  • Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, 
  • İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio ve 
  • İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab tarafından ortak bir açıklama yayınlandı.

Dışişleri bakanları, Suriye’deki seçimlerin “özgür ve adil” olmayacağını öne sürdü. Açıklamada ayrıca, seçimlerin Birleşmiş Milletler (BM) gözetimi altında en yüksek uluslararası şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarına göre düzenlenmesi gerektiğini ifade edildi.

Ortak açıklamada:

“Biz, Fransa, Almanya, İtalya, İngiltere ve ABD Dışişleri Bakanları olarak, Suriye’nin 26 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ne özgür ne de adil olacağını açıkça belirtmek istiyoruz. Esad rejiminin BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararında açıklanan çerçevenin dışında bir seçim yapma kararını kınıyoruz. Seçim sürecini gayri meşru olarak kınayan sivil toplum kuruluşlarını ve Suriyeli muhalefeti ve tüm Suriyelileri destekliyoruz..

Bir seçimin güvenilir olabilmesi için ülke içinde yerinden edilmiş Suriyeliler, mülteciler ve diaspora üyeleri de dahil olmak üzere tüm Suriyelilerin güvenli ve tarafsız bir ortamda seçime katılmalarına izin verilmelidir. Bu unsurlar olmadan, bu hileli seçim siyasi bir çözüme doğru ilerleyemez..”

Suriye’de 2000 yılından bu yana iktidarda olan Devlet Başkanı Beşar Esad, 2014 seçimlerinde oyların yüzde 88,7’sini alarak yeniden devlet başkanı seçilmişti.

TÜRKİYE’DEN SURİYE SEÇİMLERİNE KARŞI AÇIKLAMA

Dışişleri Bakanlığı Suriye’de düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerine yönelik bir açıklama yaptı.

Açıklamada, seçimlerin “serbest ve adil olmayan şartlarda yapıldığı” savunuldu.

ABD’nin de aralarında olduğu 5 ülkenin Suriye’de düzenlenen devlet başkanlığı seçimlerini duyurumasını ardından Ankara da benzer bir açıklama yaptı.

Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, yapılan seçimlerin “Suriye halkının iradesini yansıtmadığı” öne sürüldü.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye rejimi tarafından bugün düzenlenen seçimler halkın hür iradesini yansıtmayan gayrimeşru bir nitelik taşımaktadır.

Serbest ve adil olmayan şartlarda tertiplenen sözkonusu seçimler, Suriye ihtilafının siyasi çözümüne ilişkin BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2254 sayılı kararının lafzı ve ruhuyla bağdaşmadığı gibi rejimin siyasi sürece ilişkin samimiyetsiz yaklaşımını da ortaya koymaktadır.

Rejimin sonucu malum seçimleri öne sürerek suni meşruiyet sağlama girişimlerine izin verilmemesi ve BM kolaylaştırıcılığında, Suriyelilerin sahipliğinde ve öncülüğünde yürütülen siyasi sürecin kesintisiz devam ettirilmesi önem taşımaktadır.

Türkiye, bu yöndeki gayretlerini Suriye halkıyla dayanışma içinde kararlılıkla sürdürecektir.”

ESAD, SADECE DENETİMİNDEKİ BÖLGELERDE SEÇİLDİ…

Suriye seçimlerine yönelik eleştiriler sürüyor. Sadece Esad’ın hakim olduğu bölgelerde sandığa gidildi. İdlib ve Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerle Kürtlerin denetimindeki yerde seçim yapılmadı. Bu ülkenin bölündüğünün kanıtı mı?

Meclis Başkanı Hammode Sabbag, yaptığı açıklamada, Beşşar Esad’ın seçimlerde oyların yüzde 95,1’ini alarak tekrar devlet başkanlığını kazandığını duyurdu.

Katılım oranının yüzde 87,64 olduğu iddia edilen seçimlerde, sandık sadece rejimin kontrolü altındaki bölgelere konuldu. 

Esad ile yarışan Mahmut Meri’nin yüzde 3,3 ve Abdullah Sellum Abdullah’ın da yüzde 1,5 oy aldığı belirtildi.

Devlet Başkanlığı seçimi için ülkenin birçok noktasında sandık kurulamadı. 

Seçimler “göstermelik ve gayrimeşru”

Halkın sandık başına gitmediği bölgelerin başında İdlib geldi. Bunun yanı sıra Türkiye’nin kontrolünü sağladığı Zeytin Dalı Hareketı, Barış Pınarı Harekatı ve Fırat Kalkanı Harekatı bölgelerindeki halk da seçime katılım göstermedi. 

Tabii bunlara ek olarak Suriyeli Kürtlerin denetimi altında yer alan ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Bölgesi olarak adlandırılan geniş bir alanda da seçim yapılamadı.

Suriye’de yaşayan halkın yarısına yakının katılamadığı seçimler, “güvenilmez” ve “gayrimeşru” olarak nitelendirildi.

ABD, Fransa, Birleşik Krallık, İtalya ve Almanya dışişleri bakanları yaptıkları açıklamalarda, seçimin özgür ve adil olmayacağı değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da halkın hür iradesini yansıtmayan seçimin gayrimeşru bir nitelik taşıdığına dikkat çekti.

Seçimin meşruluğuyla ilgili tartışmalar ne kadar devam eder bilinmez.

Ancak sadece Esad’ın kontrol ettiği bölgelerde seçimlerin yapılması, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Bölgesi (Rojava), İdlib ile Türkiye’nin kontrolü altındaki bölgelerde sandıkların kurulamaması akla başka bir soru getirdi: Yapılan son seçimle Suriye’nin üçe bölündüğü belgelenmiş mi oldu?

Konuyla ilgili konuşan kimi uzmanlar, yapılan seçime fazla anlam yüklenmemesi gerektiğini belirtirken, kimisi de yasallığı tartışmalı seçimin ülkenin üçe bölünmesini perçinlediği görüşünde.

“BM’DE SURİYE’Yİ HÂLÂ ESAD TEMSİL EDİYOR”

TOBB Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nihat Ali Özcan, seçimin bir anlam ifade etmediğini söyledi.

Esad’ın daha çok propaganda yapmak, pozisyonunu korumak ve gücünün meşruiyetini dünyaya göstermek için seçime gittiğini belirten Özcan:

 “Sonuçta seçim Esad için bir meşruiyet aracı. Bazı bölgelerde seçimin yapılmaması, Esad’ın o bölgelerden vazgeçip her şeye rıza gösterecek manasına gelmiyor. Çünkü hala kendisini ülkenin devlet başkanı olarak görüyor” dedi.

Ülkeni üçe bölünme meselesinin Esad’dan daha çok uluslararası bir konu olduğunu kaydeden Özcan:

“Suriye’deki de facto bölgelerin birtakım güç merkezleri tarafından yönetildiği doğrudur. Ancak seçimin o bölgelerde yapılmaması ile ülke üçe bölündü denilemez. Nitekim Birleşmiş Milletlerde Suriye’yi hala Beşşar Esad rejimi temsil ediyor” diye konuştu.

Suriye ile ilgili belirsizliğin bir süre daha böyle devam edeceğini öngörüsünde bulunan sözlerini şöyle tamamladı:

“Daha önce olduğu gibi süreç devam edecek. ABD, Rusya ve Türkiye’nin takınacağı tavır belirleyici olacak. İran da var ama o çok dominant bir aktör değil. Suriye’nin geleceği sözünü ettiğim ülkelerin vereceği karar ile şekillenecek. Ancak görünür gelecekte bir çözüm umudu yok diyebiliriz. Var olan belirsizlik daha uzun yıllar böyle devam eder.”

“Seçim olmasa da ülkenin üçe bölündüğü ortada”

Rusya Moskova Devlet Üniversitesi Uluslararası ilişkiler Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Mehmet Emin İkbal Durre ise seçimle Suriye’nin üçe bölünmeyi perçinlendiği görüşünde.

Seçime demokratik görünüm vermek için Esad dışında iki adayın daha belirlendiğini kaydeden Durre, seçimin legelitesinin tartışmalı olduğunu belirtti. 

Suriye’nin üçe bölünme meselesinin pratik bir gerçeklik olduğunu ifade eden Durre:

“Seçimle bunu onaylanmış oldu. Ama seçim olmasa da ülke pratik olarak üçe bölünmüş zaten. Seçim bir anlamda bunu perçinledi” yorumunu yaptı. 

Seçimin Esad’ın hakimiyetindeki bölgeler ile kontrol edemediği bölgeler arasındaki çatlağı derinleştirdiğini aktaran Durre:

“Esad’ın kendi kontrol ettiği bölgelerde bile birlik tam sağlanmış değil. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik şartları da hesaba katarsak Esad’ın bu kadar destek alması pek inandırıcı gelmiyor” değerlendirmesinde bulundu. 

Suriye’nin geleceğine çok büyük etkisi olmayacak seçimlerin İran ve Rusya’nın etkisiyle yapıldığını kaydeden Durre, devamında şunları kaydetti:

“Rusya, Suriye’de sadece askeri anlamda değil ekonomik olarak petrol, gaz ve fosfor çıkarma sektörlerine büyük yatırımlar yaptı. Yatırımları garantiye almak için de Esad’ın görev süresini uzatmak istedi. Bu Moskova için çok önemliydi. Çünkü ilerde olaylar kontrolden çıksa bile hukuki olarak oradaki askeri ve ekonomik varlığını korumayı garantiye almak amaçladı. Seçimle bu amacına ulaşmış gibi görünüyor.”

“Her bölge kendi başına hareket ediyor”

Devlet başkanı seçimini tiyatroya benzeten Suriyeli Sığınmacıların Çözüm Masası Genel Koordinatörü Mehdi Davut ise resmi olmasa da belirlenmiş bir sınırın varlığına dikkati çekti.

Davut’a göre tam bölünme denilmese de mevcut şartlarda her bölgenin kendi başına hareket ederek fiili bir bölünmeyi hayata geçirdi. 

Davut:

“Tam bölünme denilmesi için sözü edilen bölgelerin kendilerine ait pasaportları veya gümrük sınır kapıları olması lazım. Bir bölgeden diğer bir bölgeye gidiş-geliş devam ediyor. Mesela Kamışlı’dan Şam’a uçaklar uçuyor, Türkiye’nin kontrolündeki bölgeden rejime ait bölgelere ticari faaliyetler devam ediyor” ifadelerini kullandı. 

Esad’ın uluslararası arenada meşruiyet kazanmak için seçime gittiğini vurgulayan Davut:

“Esad’ın bu planı tutmadı, çünkü birçok ülke seçimin meşru olmadığını açıkladı. Rejime yakın adamların paylaştığı videolarda açıkça bir kişinin onlarca oy kullandığı görülüyor. Benzer birçok video var. Seçimin tartışma ve meşruiyeti bir yana tam bir tiyatroydu” yorumunda bulundu.

“BM’nin 2254 karına göre Esad çoktan gitmeliydi” diyen Davut, benzer birçok kararın alındığını ancak hiçbir tanesinin bile uygulanmadığını belirterek şunları dile getirdi: 

“Ülkenin durumunu Suriyeliler bile merak ediyor. Her ne kadar çözüme dair umut olsa da bunun yakın zamanda olacağını düşünmüyorum. Belki 5, belki de 10 yıl daha. Esad giderse çözümün kapısı aralanabilir. Elbette onun gitmesi de uluslararası güçlerin anlaşmasına bağlı. Irak’ta da benzer durum yaşandı. Çözümde Suriyelilerin rolü yok denecek kadar azdır. Tek çözüm uluslararası iradenin ortaya konulması ve tatbik edilmesi.”
 

İLGİLİ HABER

Şarku’l Avsat

Independent Türkçe, Guardian, Sputnik International /Abdulhakim Günaydın 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top