GENEL

UĞUR MUMCU

24 Ocak 1993 Pazar günü, hasta ziyaretine gitmek için çalıştırdığı evinin önündeki Renault 12 model otomobiline yerleştirilen bomba ile öldürüldü..

UĞUR MUMCU’NUN ÇOCUKLARI, PEKER’İN VİDEOSUNUN ARDINDAN BABALARININ SÖZÜNÜ HATIRLATTI

“Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmelidir”

Organize suç örgütü liderliği suçlamasıyla hakkında yakalama kararı bulunan Sedat Peker, Türkiye’nin gündemine oturan videolardan bir tanesini bugün yayınladı.

Peker, videosunda 1993 yılında katledilen gazeteci Uğur Mumcu hakkında şu ifadeleri kullandı:

“Uğur Mumcu şehit ediliyor. Yanına ilk gelen kim, katil en önce gelir, Mehmet Ağar. Eşine diyor ki, ‘Ben buradan bir tuğla çekersem devlet aşağı iner’ Bu meşhur sözdür. Devletin içinde yaşayanlar bunu bilirler. Uğur Mumcu, temiz adam, saf adam, tek başına bir adam. Uğur Mumcu, terörle ilgili yazıyor ama terörden menfaat elde edenlere gelince adamı tak şehit ettiler.”

Uğur Mumcu’nun çocukları Özge Mumcu Aybars ve Özgür Mumcu, Peker’in ifadelerinin ardından babalarının bir sözünü paylaştı.

“Bir ülkede devletin güvenliği ile hukukun güvenliği eş anlamlıdır. Devlet güvenliği adına hukuk güvenliğinin ortadan kaldırılması, demokrasi ve hukuk devleti için ileride onarılmaz yaralar açar. Bu gibi dönemlerde daha soğukkanlı olunmasında sayısız yarar bulunmaktadır. Dikkatler, gazetelere ve gazetecilere değil, saldırgana ve saldırganın örgütüne çevrilmelidir.”

NE OLMUŞTU?

OTOMOBİLİNE KONAN BOMBAYLA 27 YIL ÖNCE 24 OCAK’TA ÖLDÜRÜLDÜ.

Mumcu suikastı 28 yıldır aydınlatılmayı bekliyor: Dosyası hâlâ ‘faili meçhul’

Uğur Mumcu’nun katledilişinin üzerinden 28 yıl gibi bir süre geçmesine karşın suikast hâlâ aydınlatılamadı.

1990’lar, Türkiye’nin “en karanlık yılları” olarak da biliniyor. Bu yıllarda özellikle Türkiye birbiri ardına gelen “aydın cinayetleriyle” sarsıldı. 1990-2002 yılları arasında Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Prof. Dr. Bahriye Üçok, Uğur Mumcu, Onat Kutlar, Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Gaffar Okkan ve Necip Hablemitoğlu katledildi. 

Mumcu, yazdığı yazılar nedeniyle birçok kez tehdit aldı. 1992 yılında da “Beni öldürecekler” diyerek, başına gelecekleri haber vermişti. O sözünden bir yıl sonra, 24 Ocak 1993’te, bombalı saldırıya uğradı.

Mumcu’nun katledildiği yerde o dönem inceleme yapan uzmanların, “delillerde tahrifat yapması” dikkat çekerken, cinayeti İBDA-C ve Hizbullah gibi terör örgütleri üstlense de aradan yıllar geçmesine karşın Mumcu suikastının üzerindeki sır perdesi aralanmadı.

Cinayetin ardından açıklama yapan dönemin bakanı İsmet Sezgin:

“Bu cinayeti çözmek, devletin namus borcudur” demişti.

Ancak yıllar sonra, 2010 yılında, Sezgin, bir türlü çözülemeyen suikast için “Bu borcu maalesef ödeyemedik” demek zorunda kalmıştı.

Soruşturmayı yürüten ve cinayeti kimin işlediğine dair “İstihbarat örgütleri, biraz mafya ve karanlık güçler” ifadeleri ile dikkat çeken savcı Kemal Ayhan da 26 Haziran 1995’te evinde ölü bulunmuştu.  

Aradan geçen yıllara karşın davada somut gelişmeler yaşanmaması üzerine 14 Ocak 1997’de, Meclis’te, Uğur Mumcu Cinayetini Araştırma Komisyonu kuruldu. 4 Haziran’da görevini tamamlayan komisyon tarafından hazırlanan raporun sonuç bölümünde, eski Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı Nusret Demiral ve eski DGM Savcısı Ülkü Coşkun’un soruşturmayı savsakladığı ve görev kusuru olduğu; Ankara Valisi ve her kademede görev yapan diğer ilgililerin, Mumcu’yu koruma konusunda gerekli önlemleri almadığı vurgulandı.

Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar da Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’yu evinde ziyaret ederek, Mumcu’nun cinayete ilişkin soruları üzerine dikkat çeken “Bir tuğla çekersek, duvar yıkılır” ifadesini kullandı. Bu cümle davanın “en flaş ve somut” ifadeleri arasında yer aldı. 7 yıl sonra da davaya ilişkin kayda değer bir gelişme sağlanamadı. 

KROKİLER ELE GEÇİRİLDİ

Ocak 2000’de, terör örgütü Hizbullah’a yönelik gerçekleştirilen bir operasyonda, Mumcu cinayetine ilişkin krokiler ele geçirildi. Bu ipucu ile birlikte davada yeni bir adıma geçildi: Uğur Mumcu Uzun Takip (UMUT) Operasyonu. İncelemelerin ucu ise “Tevhit-Selam/Kudüs Ordusu” adlı örgüte uzandı. Aksoy, Üçok ve Kışlalı cinayetlerinin de dahil edilmesiyle UMUT Davası açıldı.

BOMBACININ DOSYASI AYRILDI

11 Temmuz 2000’de, 15’i tutuklu 17 sanık hakkında, Ankara 2 No’lu DGM’de başlayan UMUT davasının iddianamesinde, Mumcu’nun aracına konan bombanın Ferhan Özmen tarafından hazırlandığı ve Necdet Yüksel’in gözcülüğünde, Oğuz Demir tarafından yerleştirildiği belirtildi. 2005’te sonuçlanan davada, sanıklar Yüksel, Özmen ve Rüştü Aytufan ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırıldı. “Tevhit-Selam/Kudüs Ordusu” örgütü üyesi oldukları belirtilen sanıklar Ali Akbulut, Selahattin Eş, Ahmet Cansız ve Aydın Koral ile Mumcu’nun aracına bombayı yerleştiren Demir’in dosyaları ayrıldı. Diğer sanıklara ise değişen yıllarda cezalar verildi. 

Değişen yıllarda ceza alan 6 sanığın, Anayasa Mahkemesi’nin “yargılanma haklarının ihlal edilmesi” kararı vermesi nedeniyle 2017’de yeniden yargılanmasına hükmedildi. 

..VE BERAAT

Dosyaları ayrılan Akbulut, Eş, Cansız ve Koral’ın yargılanmasına ise 2009 yılında başlandı. Bu 4 sanığın hakkındaki yakalama kararı, ifade vermeleri amacıyla kaldırılırken, Türkiye’ye geldiklerinde de “tutuklanmama garantisi” verildiği ortaya çıktı. Cansız dışındaki üç sanık, Türkiye’ye geldi ve savunma yaptı. Davada karar ise 8 Aralık 2020’de çıktı. Akbulut, Eş ve Koral, beraat etti. Söz konusu dava kapsamında firari durumda olan Cansız ve bombayı yerleştiren Demir’in dosyaları yeniden ayrıldı. 28 yıldır firari olan Demir’in davası ise 5 Mayıs’ta görülecek.

TRT, ARŞİVİNDEN UĞUR MUMCU’yu KALDIRDI, YERİNE HÜLYA KOÇYİĞİT’i KOYDU

TRT, Uğur Mumcu’nun katıldığı tarihi programları çevrim içi arşivinden sessizce kaldırdı. Dönemin çok sesliliğini yansıtan, eleştirel gazeteciliği de içeren görüntülerin yerine, Hülya Koçyiğit ve Alev Alatlı gibi isimlerin videoları konuldu.

Gazeteci Emre Kızılkaya’nın Jurno.com.tr’de yayınlanan yazısında katledilen yazarımız Uğur Mumcu’nun katıldığı programların TRT arşivinden silindiğini açıkladı.

Kızılkaya:

  “TRT, Uğur Mumcu’nun katıldığı tarihi programları çevrim içi arşivinden sessizce kaldırdı. ‘Eski Türkiye’nin çok sesliliğini yansıtan, eleştirel gazeteciliği de içeren görüntülerin yerine, Hülya Koçyiğit ve Alev Alatlı gibi isimlerin videoları konuldu. Vergilerimizle finanse edilen kuruma bunun nedenini sordum. Aldığım ve alamadığım yanıtları, Mumcu’nun ölüm yıl dönümünde aktarıyorum.” 

404 HATASI

Gazeteci Kızılkaya:

“Uğur Mumcu’nun cenaze törenini konu alan haber videosu uçmuştu” diyerek söz konusu aramalarda “404 hatası” verdiğini, yani silindiğini aktardı.

Kızılkaya, 30 Haziran 2020’de TRT Arşiv’e konuyla ilgili yazdığı e-posta’nın ardından şu yanıtı aldığını bildirdi:

“Ayın Getirdikleri arşivimizde beş bölüm olarak yer almakta olup, eğer bu programı satın almak ister iseniz bu programın yapımında sizin ya da birinci dereceden yakınınızın yer almış olmanız gerekmektedir. Ayrıca bunların tekrar TRT Arşiv’de yer alması için talebiniz ilgili birimimize iletilmiştir.”

um:ag Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Mumcu Aybars‘a bu durumu sorduğunu ifade eden Kızılkaya, “Bu arşivlerin kamuya açık olması gerekir” yanıtı aldığını aktardı.

“Gazetecilere, özellikle de gençlere iki çağrım var” diyen Kızılkaya şunları ifade etti:

1-TRT’nin sosyal medya hesaplarına veya e-posta adreslerine yazarak Uğur Mumcu görüntülerinin yeniden yüklenmesini bir vatandaş olarak talep edin.

2-Uğur Mumcu’nun kitaplarını alıp okuyun ki araştırmacı gazeteciliğin en güzel örneklerinden mahrum kalmayın. 

UĞUR MUMCU’nun OĞLU ÖZGÜR MUMCU, SKANDALIN ORTAYA ÇIKMASI ARDINDAN YAPTIĞI TWİTTER PAYLAŞIMINDA TRT ’den CEVAP BEKLEDİĞİNİ SÖYLEMİŞTİ.

Tepkilerin büyümesi üzerine TRT’den “Uğur Mumcu arşivi en kısa sürede TRT İzle’den Türkiye’nin ulaşımına açılacaktır” açıklaması yapılmıştı.

TRT, bugün videolardan birini www.trtizle.com sitesine yükledi.

1979 yılında Emre Kongar‘ın sunuculuğunu yaptığı Ayın Getirdikleri programının 35 dakikalık bölümünde; Uğur Mumcu ve Ergun Özbudun konuk ediliyor.

UĞUR MUMCU ARAŞTIRMACI GAZETECİLİK VAKFI (UMAG)

Türkiye basın tarihinde önemli isimlerden biri olan Uğur Mumcu bir hasta ziyareti için çıktığı Ankara’daki evinin önünde duran otomobiline konan bombayla 27 yıl önce 24 Ocak’ta öldürüldü..

Uğur Mumcu

Suikast planında yer alan isimlerin bazıları yakalandı, yargılandı, mahkûm edildi, ancak cinayetin arkasında hangi karanlık güçlerin bulunduğu bugüne kadar aydınlatılamadı..

27 yıl önce, 24 Ocak 1993 Pazar günü 51 yaşındayken katledilen Uğur Mumcu, Türkiye’nin basın tarihinde kayda değer izler bırakan çalışmalar yaptı, dosyalar hazırladı, kitaplar yayımladı..

Uğur Mumcu, ölümünden yaklaşık üç yıl sonra patlayan ve devlet görevlisi-siyasetçi-mafya bağlantılarını gün yüzüne çıkaran Susurluk skandalındaki karanlık ilişkileri yıllar önce yazdığı yazılar ve kitaplarda halka açıklamıştı..

UĞUR MUMCU KİMDİR?

22 Ağustos 1942’te Kırşehir’de Tapu kadastro memuru Hakkı Şinasi Bey ile Nadire Hanım’ın dört çocuğunun üçüncüsü olarak doğdu..

Ankara Ulus’taki Devrim İlkokulunda başladığı ilköğrenimini Bahçelievler’deki Ulubatlı Hasan İlkokulu’nda tamamladı. Ankara Cumhuriyet Ortaokulu’nu ve Ankara Deneme Lisesi’ni bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesine girdi..

Öğrencilik yıllarında başladığı yazım ile 1962 yılında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan “Türk Sosyalizmi”  başlıklı makalesiyle Yunus Nadi Ödülünü aldı.. 

1965 yılında Hukuk Fakültesini bitirdi bir süre avukatlık yaptıktan sonra 18 Haziran 1965’te “Biz Anayasayı Savunuyoruz. Ya Siz?”  başlıklı makalesiyle Yön dergisinde yazmaya başladı. Doğan Avcıoğlu’nun yönetimindeki Yön dergisinde yazdığı makalelerde “Atatürk  devrimleri ve tam bağımsız Türkiye” fikrini savundu.

12 Mart 1971’de gerçekleşen darbenin aydınlara yönelik baskıcı tutumundan o da payına düşeni aldı. 17 Mayıs’ta gözaltına alındı. Bir ay sonra serbest bırakıldı.12 Temmuz’da Ortam’da yazıları yayımlanmaya başladı. Dergi, 29 Kasım’da çıkan sayısından sonra kanun dışı baskıları protesto etmek amacıyla yayın hayatına son verdi..

27 Ekim’de Devrim dergisine son kez yazdı..

Askerliğini yapmaya hazırlandığı sırada, orduya hakaret etme savıyla tutuklandı. Pek çok aydınla birlikte, Mamak Askeri Cezaevi’nde bir yıla yakın kalan Uğur Mumcu, açılan davada 7 yıl hapse mahkûm edildi, ancak kararın Yargıtay’ca bozulmasının ardından serbest bırakıldı..

10 Ekim 1972’de serbest bırakılmasının ardından hemen askere alındı. Tuzla Piyade Okulu’nda 10 Ocak’a kadar süren üç aylık eğitimden sonra, okul yönetimi tarafından “kötü hâl ve düşünce sahibi” diye suçlanarak “er” çıkarıldı ve Patnos’a yollandı.

Mayıs 1976 tarihinde halen CHP İzmir Milletvekili olan TBMM Başkanvekilliği görevini sürdüren Güldal Homan ile nişanlandı. 19 Temmuz’da evlendiler..

1977 yılında Anka Ajansı’ndan ayrılarak Cumhuriyet gazetesinin kadrolu yazarı oldu..

Terörün toplumu korkuya, karamsarlığa ittiği günlerde, kalemiyle teröre karşı durdu. Taksim’deki 1 Mayıs katliamının ardından, bu olayı ve bu tür olayları irdeleyen yazılar yazdı..

Mayıs ayında oğlu Özgür dünyaya geldi..

Sakıncalı Piyade  ve Bir Pulsuz Dilekçe  kitapları yayımlandı..

1980’li yıllar başlarken 70’li ve 60’lı yılları da incelediği, “yenilmeyen gücün, halkın örgütlü gücü olduğunu” anlattığı yazıları Tüfek İcat Oldu  başlığı altında Şubat ayında yayımlandı..

12 Eylül darbesi oldu. 12 Eylül’ü gerçekleştiren generaller tarafından partilerin, birçok kitle örgütünün kapatılması gibi sorunların yaşandığı bu dönemi ve uygulamalarını eleştirdi. 1981 yılında Kendi deyişiyle, “..terörün silah kaçaklığıyla ilgisini ortaya koymak ve kamuoyunu bu konuda uyarmak…” için yazdığı Silah Kaçakçılığı ve Terör  adlı inceleme kitabı Mart ayında yayımlandı..

13 Mayıs’ta, Abdi İpekçi’nin katili Mehmet Ali Ağca, Papa’yı öldürme girişiminde bulundu. 1979 yılında İpekçi’nin katili olarak yakalanan Ağca üzerine çalışma ve araştırmalar yapmıştı, Papa olayı sonrasında irdemelerini yoğunlaştırdı..

Haziran ayında kızı Özge doğdu..

“Bu kitap ile yalnızca, parlamento çalışmalarını engelleyen, kürsülerde yurt ve dünya sorunlarının özgürce konuşulmasını engelleyen sorumsuz bir azınlığın sergilediği çirkinlikler eleştiri konusu yapılmıştır” dediği Söz Meclis’ten İçeri’nin ilk baskısı Ekim ayında yapıldı..

Ağca Dosyası  kitabının ardından Kasım’da Terörsüz Özgürlük  adlı makale derlemesi yayımlandı.Barış Derneği kapatıldı. Yöneticileri ve üyeleri Türk Ceza Kanunu’nun 141. ve 142. maddelerinden suçlanarak tutuklandı. Barış Derneği Davası, 12 Eylül döneminde, Türkiye aydınlarına karşı topluma göz dağı vermek için açılmış bir davaydı. Mumcu pek çok yazısında bu konuyu ele aldı..

1984 Mart ayında, ülkedeki olumsuzlukların dile getirildiği, yazar Aziz Nesin öncülüğünde bir grup tarafından Cumhurbaşkanlığı ve TBMM Başkanlığı’na sunulan, ancak Kenan Evren’in imzalayanları “vatan hainliği” ile suçlayarak dava açtığı “Aydınlar dilekçesi”nin hazırlanmasına katıldı. Sakıncasız adlı oyunu yazdı. Basındaki yozlaşmanın sergilendiği, 12 Eylül döneminde aydınlara yapılan işkencelerin anlatıldığı oyun, 3 Nisan-7 Mayıs tarihleri arasında İstanbul Hodri Meydan Kültür Merkezi’nde ve 10 – 27 Mayıs tarihleri arasında da Ankara Sanat Evi’nde sahnelendi.Uzun ve yorucu bir araştırmanın ürünü olan Papa-Mafya-Ağca kitabı Haziran ayında yayımlandı..

1988 Ağustos ayında Eski Türkiye İşçi Partisi (TİP) Başkanı Behice Boran’la yaptığı söyleşiyi içeren Bir Uzun Yürüyüş kitabı  yayımlandı. Yine Ağustos ayında,belgeler eşliğindeki yazılarından derlediği Tarikat-Siyaset-Ticaret  adlı kitabı yayımlandı..

1991 Temmuz ayında araştırma kitaplarından biri olan Kürt-İslam Ayaklanması 1919-1925  yayımlandı.6 Kasım’da onaylamadığı gelişmeler üzerine, İlhan Selçuk’un da aralarında bulunduğu 80 arkadaşı ile birlikte, Cumhuriyet gazetesinden ayrıldı. -1 Şubat – 3 Mayıs 1992 tarihleri arasında Milliyet gazetesinde yazdı. Buradaki yazılarında Kürt sorununu sıklıkla gündeme getirirken yurt dışındaki PKK yayınlarını yakından izledi. 3 Mayıs’ta Milliyet gazetesindeki son yazısının başlığı “Gazeteci”ydi.Şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı Gazi Paşa’ya Suikast adlı kitabı basıldı.7 Mayıs’ta Cumhuriyet gazetesinde yapılan yönetim değişikliği üzerine yeniden gazetesine döndü.Hizbullah, PKK ve kontrgerilla konularını irdeleyen makaleler yazdı..

1993 yılında Öldürülmeden önceki son dönemde, PKK ile Kürt sorunu birbirinden ayırdığı bir bakış açısıyla, konu üzerinde çalışmalar yapmaktaydı. Bu çalışmalar, suikastin ardından ‘Kürt Dosyası’ adıyla kitaplaştı. Şubat ayında, ilk kez yayımlanan belgelerin yer aldığı Gazi Paşa’ya Suikast adlı kitabı basıldı. Cumhuriyet’teki son yazısının başlığı “Zeyilname” oldu. 24 Ocak 1993 Pazar günü, hasta ziyaretine gitmek için çalıştırdığı evinin önündeki Renault 12 model otomobiline yerleştirilen bomba ile öldürüldü.

İLGİLİ HABER

Yurt Gazetesi – Cumhuriyet / Sefa Uyar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top