SPOR

BEŞİKTAŞ’IN ŞAMPİYONLUK ÖYKÜSÜ

“En önemlisi hoca ve futbolcular asıl zor günlerde onların arkasında duran “Başkan gibi başkan” görüyorlar.”

BEŞİKTAŞ’IN ’ın ŞAMPİYONLUK ÖYKÜSÜNE GELİN ŞAMPİYONLUĞUN İLAN EDİLDİĞİ 15 MAYIS’TAN BAŞLAYALIM

Kara Kartallar şampiyonluk maçına çıkıyor artık; rakip Göztepe, yer İzmir. 

Ve 2-1 kazanan Beşiktaş şampiyon.

Tıpkı 1967’ de bir başka Göztepe-Beşiktaş maçını kazanıp (2-0) şampiyonluğunu ilan ettiği gibi…

İzmir’in uğuru mu nedir Siyah-Beyazlılar Ziraat Türkiye Kupası’nı da yine İzmir’de 3 gün sonra alıyor.

Koşullar düşünülünce büyük başarı bu.

Her şeyden önce taraftar desteği olmadan, pandemi stresi altında, 40 maçlık bir sürecin sonunda şampiyon oluyorsunuz.

Dahası, Euro 2020 nedeniyle sıkıştırılmış bir fikstürün ardından.

Zaten ben şaka ile karışık bu sezonun şampiyonluğuna bir kupanın yetmeyeceğini, 2 kupa ile ödüllendirilmesi gerektiğini talep etmiştim.

TARİHİN BAŞLADIĞI GÜN

Ve her başarının ardından o başarıya sahip çıkanlar, fotoğrafın en önünde görünmek isteyenler çok olur. Geçmiş unutulur. 

Neyse biz yine çift kupalı Beşiktaş’a dönelim. Ve bu kez işin başına ta tribünlerde “Sergen Yalçın” nidalarının yükseldiği zamana dönelim.

Abdullah Avcı’nın kimyası Beşiktaş’a uymayınca, başarısız sonuçlar da taraftarın canını sıkınca bu ateşi söndürebilecek, hatalı işler yapsa da taraftarın nezdinde kredisi olan Beşiktaş forması giymiş bir ismin akla gelmesi de doğal.

Tamam tribünler Sergen Yalçın diyor ama Ahmet Nur Çebi seçimden kısa bir süre önce aday olup seçilmiş ve çok ağır sorunları kucağında bulmuş. Yönetim hem hazırlıksız hem de deneyimsiz. Teknik heyetle sağlıklı bir ilişki kurulamıyor. Bu arada yeni hoca için değişik isimler düşünenler var.

22 Ocak 2019’da Erzurumspor’a yenilip kupadan elenmenin akşamı başkanın locasında şaşkınlık ve mutsuzluk egemen… Başkan çevresinin fikrini alıyor. Çoğu kişi şikayet ederken “sezon ortasında hoca değişikliği risklidir ama illa yapılacaksa Sergen Yalçın takımın başına gelmeli” fikri ortaya atılıyor. Ne var ki orada bulunan çoğu kişi kuşkulu.

Başkan da temkinli. Ertesi akşam Ümraniye’de topluyor kurmaylarını… Abdullah Avcı ile görüşüyor ve onda devam etme konusunda yeterli enerjiyi görmeyince kararını veriyor: Sergen Yalçın takımın başına geçecek.

Aslında plan daha büyük… Sergen Yalçın takımın başında olacak, onun çok iyi bir teknik direktör olacağını söyleyen Lucescu kulübün sportif yapılanmasının başında olacak…

Sonra ne oluyorsa belki kulübün gelecek 5-10 yılını düzlüğe çıkaracak bu planın Lucescu tarafı uygulamaya sokulmuyor.

Böylece Yalçın’ın göreve başlamasıyla günümüze kadar gelen tarih dilimi başlıyor.

GÜVEN VEREN BAŞKAN

Taraftar Sergen Yalçın’dan yana ama bu sezon başında sonuçlar gelmeyince zaten Yalçın’a kuşkuyla bakanlardan itirazlar gelmeye başlıyor.

Kafalarda Sergen Yalçın’ın bir sezonu bile tamamlayamamış bir geçmişi var öncelikle. Ama öngörü sahibi olmak yöneticiliğin en önemli ögesi. Yöneticilik ayrıca risk alma yeri. 

Zaten Yalçın sadece futbolculuğunda kulübün efsanesi olduğu için hak etmiyor bu görevi… Beşiktaş’ta Serpil Hamdi Tüzün, Gordon Milne ve Lucescu’yla, milli takımda Terim, Güneş ve Denizli ile çalışmış bir futbolcu o… Beşiktaş’ta yardımcı hoca olarak başladığı teknik adamlığa birçok lig takımıyla devam etmiş. Ve hep futbol zekasıyla, olumlu top oynatma ısrarıyla öne çıkmış. Şimdi olmazsa ne zaman geçecek Beşiktaş’ın başına…

Kuşkular sezon sonuna kadar hem içte,  hem dışta sürüyor ama kulüpte hocaya da takıma da güvenen ve etrafa güven veren bir isim var: Başkan Ahmet Nur Çebi… Büyük zorluklar altına giren başkan Ümraniye’ye de el atıyor. Maaşlar ve primler söylenen zamanda ödeniyor. En önemlisi hoca ve futbolcular asıl zor günlerde onların arkasında duran “Başkan gibi başkan” görüyorlar.

Sergen Yalçın Beşiktaş’a gelir gelmez fark yaratacağını zaten ta baştan göstermişti. 2019-20 sezonunda 7. sırada aldığı takımı son 7 maçta 6 galibiyet -biri de F.Bahçe- alarak 3. sıraya taşıdı. Trabzonspor’un cezası nedeniyle de Şampiyonlar Ligi için ön eleme oynama şansı elde etti. 

Hem de bunu kendisine güven duymayanların çoğunlukta olduğu bir ortamda yaptı.

Ve sıra gelmişti gelecek sezonun hazırlıklarına. Yeni takımı yaratmak için en başta eldeki oyunculardan kurtulmak gerekiyordu. Fakat Orman yönetimi öyle anlaşmalar yapmıştı ki adeta intihar etmek gibiydi bu… Özetle dağ gibi sorunlar vardı karşılarında. Parasızlıkla ve harcama limitleriyle de iş mucizelere kalmıştı. https://74ba0b8bc96ec5fd5761436aede3c982.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

Ne zaman “Başkan nerede” diye sorsak “Bankada, ödenecek senetler için acilen para bulma peşinde” sözleriyle karşılaşıyordunuz. Bırakın iyi transferler yapmayı günlük işleri döndürecek maddi imkanlar bile yoktu kulüp devralındığında.

Transferlerde sponsorları devreye sokma “mahareti” de edinilemeyince(!) yönetimin eli kolu bağlandı.

Futbol şubesini köklü ve sağlıklı yapılandıracak bir proje, bilgi, irade ve istek de olmayınca iş günü birlik çözümlere, menajerlerin önereceği futbolculara kaldı.

Sonuçta o takımı yaratacak olan Sergen Yalçın’dı ve yönetimden de yeterli bilgi desteği yoktu. O da bildiği futbolculara yöneldi. Sonunda menajerlerin son anda önerdiği, takımlarında oynamamış, çoğu kiralık futbolcular alındı. Ve kale de 19 yaşındaki Ersin’e teslim edildi. Yani tablo pek de parlak gözükmüyordu.

Bu kargaşa içinde oynanan Şampiyonlar Ligi ve ardından Avrupa Ligi eleme maçları hüsranla sonuçlandı. Zaten takım o haldeyken devamını getiremeyeceği belliydi. 

YALNIZ VE DESTEKSİZ GÜNLER

2020-21 sezonu başlamıştı fakat Beşiktaş henüz hazır değildi. Şansı da yaver gitmeyince iyi bir başlangıç yapamadı Siyah-Beyazlılar. Ve kazan kaynamaya başladı. Hemen peşin hükümlüler devreye girdi; ‘bu takım küme düşmemeye oynar’ diyenler, ‘en iyi sonuç altıncılık olur’ diyenler gırla gidiyordu. Sergen Yalçın’ın yalnız, desteksiz günleriydi bunlar. Kulüp içinde de Yalçın’ı önerenlerden hesap sorulmaya başlanmıştı.

Ama sonra Başakşehir ve F.Bahçe galibiyetleriyle birlikte bir seri yakalandı ve kafasını kaldırdı Beşiktaş.https://74ba0b8bc96ec5fd5761436aede3c982.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

Artık o da şampiyonluk yarışındaydı.

Hatta ilk yarı sonunda liderliğe oturdu.

Haftalar ilerledikçe artık hemen herkes Beşiktaş’ın şampiyon olacağından emindi. Hatta şampiyonluğun bir kaç hafta önce ilan edileceği görüşü yaygındı. Ne var ki eldeki hesap çarşıya uymadı. Beklenmedik puan kayıpları yaşadı Kara Kartal son haftalara girerken. Rakipleri F.Bahçe ve G.Saray da ümitlendiler doğal olarak. 

AKILLI OYUN İLE 2 KUPA

Bitişe 3 maç kala Beşiktaş önce G.Saray’a sonra Karagümrük’e yenilince eldeki tüm puan avantajını yitirdi. Son haftaya girildiğinde iş artık averaja kalmıştı. Beşiktaş’ın sadece 2 gollük bir üstünlüğü vardı Galatasaray’a. Yalçın hep zekasına güvenmiş, hücum oynatmış, rakibi pek dikkate almamıştı o güne dek. Ne var ki bu son 2 mağlubiyetten belli ki dersler çıkarmış ve Göztepe sahasındaki 2 maçını -biri kupa finali- dikkatli ve kontrollü oynamıştı. Akıllı oyun 2 maçta 2 kupa getirecekti. Sonuçta pek çok şey tartışılabilir ama tartışmaya açık olmayan bir gerçek var ki o da Sergen Yalçın’ın uzun bir süre kimseden destek almadan, kısıtlı imkanlarla, kısıtlı kadroyla adım adım yarattığı takımla sakatlara, cezalara rağmen oynattığı güzel futbolla herkesin takdirini alarak Beşiktaş’ı şampiyon yaptığı. Fakat asıl iş bundan sonra başlıyor. Çünkü tepede kalmak tepeye çıkmaktan daha zor. Özellikle Avrupa’da figüran olmamak gerek.

Yani Beşiktaş kupaları kaldırdığı an tarihin bir evresini kazandı. Şimdi yeni evrenin sıfır noktasında…

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet/ Gülengül Altınsay

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top