DÜNYA

FİLİSTİN

“‘Pan-Arabizm’in, ilerici/seküler ulus yaratma hedefinden Filistinli Araplar çok etkilenmişti. İslamcılık bunu sıfıra indirdi.”

FİLİSTİN-İSRAİL GERGİNLİĞİ NASIL BAŞLADI, NEREYE GİDİYOR?

İsrail semaları, geceleri savaşan iki tarafın ateşlediği roketlerin kıvılcımlarıyla aydınlanırken, sokaklar birbirlerine hınçla saldıran Müslüman ve Yahudi grupların sert çatışmalarına sahne oluyor. 8

PEKİ, İLK KIVILCIM NEREDEN ÇIKTI, GERGİNLİK NASIL BU NOKTAYA ULAŞTI?

Filistin-İsrail çatışması, şiddetin çeşitli yoğunluklarda kendini gösterdiği saldırılarla yarımasrı aşkın süredir devam ediyor..

Bugüne dek her iki taraftan çatışmalara bağlı yaşamınıyitirenlerin sayısı on binler, yaralananlar ise yüzbinlerle ifade ediliyor..

1 milyona yakın insanın yurtlarından sürüldüğü ve bir kısmının da bugün yaşadıkları evlerden “zorla çıkarılarak” yerlerine başkalarının yerleştirildiği gerçeği ise yaşanan trajedinin ayrıbir boyutu.. 

Bölge tarihinde şu ana dek yaşanan en kanlı çatışmalardan biri de 10 MAYIS’TA patlak verdi..

O tarihten bu güne, “sadece dört gün içinde” İsrail tarafından düzenlenen saldırılarda yaşamını yitirenlerin sayısı “31’i çocuk, 19’u kadın olmak üzere 122’ye yükseldi”, yaralı sayısı ise an itibariyle 900’e ulaştı..

İsrail’in Lod kentinde Filistinlilere ait bir cenaze töreni/ cafemedyam

Peki, ilk kıvılcım nereden çıktı, gerginlik nasıl bu noktaya ulaştı?

“İFTAR SOFRALARI ENGELLENDİ”

İsrail polisi, Ramazan ayının başlamasıyla birlikte, (Nisan ayının ortalarından itibaren) Kudüs’teki Şam Kapısı önünde yeralan kamuya açık oturma alanlarını barikatlarla kapattı..

Bu durum, iftar sofraları kurmak isteyen Filistinliler ile İsrailpolisi arasında iki hafta boyunca her gün biraz daha şiddetlenecek olan çatışmaların fitilini ateşledi..

“6 MAYIS: 16 YAŞINDAKİ FİLİSTİNLİ GENÇ ÖLDÜRÜLDÜ”

6 MAYIS günü Sait Yusuf Muhammed Odeh adlı 16 yaşındaki Filistinligenç Nablus’ta İsrail askerleri tarafından öldürüldü.. 

Uluslararası Çocukları Savunma Örgütü, Sait’in, vurulduğu sırada çatışmalara karışmamış olduğunu söyledi..

Aynıgün Filistinli bir kadının, İsrail askerlerine bıçaklı saldırıda bulunmaya çalışırken öldürüldüğü bildirildi..

Sait Yusuf Muhammed Odeh/ cafemedyam

“7 MAYIS: ŞEYH CERRAH PROTESTOLARI VE AKSA SALDIRISI”

7 MAYIS, Filistin’in başkenti Doğu Kudüs’teki ŞeyhCerrah mahallesinden zorla tahliye edilmek istenen Filistinlilerin protestolarına sahne oldu..

Aynı gün İsrail polisi Mescid-i Aksa‘yı hedef aldı ve cami içinde namaz kılan cemaate sesbombalarıyla saldırdı.. Filistinliler ise taşlar ve camşişelerle karşılık verdi. Filistin Kızılayı olaylarda 205 Filistinlinin yaralandığını duyurdu.. 

“8 MAYIS: HAMAS İLE İSRAİL ARASINDA FÜZE DÜELLOSU”

Müslümanlar için kutsal sayılan KadirGecesi’ne tekabül eden 8 MAYIS’TA da saldırılar tüm hızıyla sürdü..

İsrail ordusu, Gazze’de düzenlediği hava saldırılarında Hamas’ın askeri liderlerinden bazılarını öldürdüğünü açıkladı.. Filistinli gruplar intikam yeminleri etti..

Hamas, aynı gece İsrail’in Aşdod kentini hedef lan 50 roket saldırısı düzenlediğini duyurdu..

Gazze Sağlık Bakanlığı, Pazartesi gününden bu yana İsrail’in düzenlediği saldırılarda “14’ü çocuk 53 kişinin hayatını kaybettiğini, 300’den fazla kişinin de yaralandığını” bildirdi..

BM Orta Doğu Barış Süreci Özel Koordinatörü Tor Wennesland, İsrail ve Hamas’ın “topyekün bir savaşa” ilerlediği uyarısında bulundu..

“9 MAYIS: DEMİR KUBBE” DELİNDİ

8 MAYIS’I 9 MAYIS’A bağlayan gece, İsrail’e ait Demir Kubbe Hava Savunma Sistemi’ni aşan Hamas roketlerinin, Aşkelon kentinde iki kişinin ölümüne yol açtığı açıklandı..

İsrail, bu ilk roket saldırılarından ardından Gazze’de en az 150 hedefin vurulduğunu duyurdu.. İsrail Başbakanı BinyaminNetanyahu, Tel Aviv’i hedef alan roket saldırılarından sonra “Gazze Şeridi’ndeki militanların çok ağır bir bedel ödeyeceğini” söyledi.. 9Mayıs günü çatışmalar tüm şiddetiyle devam etti..

İsrail’de, Hamas roketlerine hedef olan bir sokak/ cafemedyam

10 MAYIS: OLAYLAR DİĞER KENTLERE SIÇRADI”

10 MAYIS, Filistinli grupların Aksa Camii çevresindeki protestolarına sahne oldu..

İsrail polisi, Yahudilerin bölgeye girişini yasakladı..

Filistin Kızılayı, 10 Mayıs Pazartesi sabah ve öğlen saatlerinde yaşanan olaylarda “305 kişinin yaralandığını ve en az beş kişinin durumunun kritik olduğunu” duyurdu..

Mescid-i Aksa ve çevresinde başlayan olaylar bu tarihten itibaren ülkenin başka kentlerine de sıçradı. Filistin’in Ramallah şehri yakınlarındaki Hayfa‘da da protesto gösterisi düzenlemek isteyen Filistinlilerle İsrailpolisi arasında çatışma çıktı..

FilistinliAraplar İsrail güvenlik güçlerini, aşırılık yanlısı Yahudi grupların Araplara yönelik saldırıları karşısında tarafsız davranmamak, hatta söz konusu gruplara destek vermekle suçladı..

“11: MAYIS İÇ SAVAŞ UYARISI”

İsrail genelinde, özellikle Arap nüfusunun yoğun olduğu kentlerde yeryer protesto gösterileri ve şiddet olayları patlak verdi..

Bunların arasında en dikkat çekici olanı Tel Aviv’in 15 kilometre güneydoğusundaki 67 bin nüfuslu Lod kentiydi..

Kentte Yahudiler ve Müslümanlar arasında yaşanan çatışmalarda çoksayıda dükkanın yanı sıra pek çok sivil araç ve bir adet de Sinagog tahrip oldu.. 

11 MAYIS’TA, İsrail polisi tarafından Müslüman ve Yahudi gruplar arasında yaşanan çatışmalarla bağlantılı olarak “ülke çapında toplam 151 kişi tutuklandı”. Uzmanlar içsavaş uyarıları yapmaya başladı. 

İsrail devleti, 1966’dan bu yana ilkkez toprakları içinde yaşayan ve bugün nüfusları yüzde 20’yi biraz geçen Filistinli Araplara karşı bir tür olağanüstü hal uygulamasını devreye soktu..

Lod’ta kundaklanan sinagogtan görüntüler/ cafemedyam

“12 MAYIS: SİVİL KAYIPLAR ARTIYOR”

12 MAYIS’TA “Hamas tarafından Gazze’den ateşlenen 850 roket İsrail hava sahasına girmeyi başardı”..

İsrail semaları geceleri savaşan iki tarafın ateşlediği roketlerin kıvılcımlarıyla aydınlanırken, sokaklar birbirlerine hınçla saldıran Arap ve Yahudi grupların sert çatışmalarına sahne olmaktaydı..

Hamas tarafından ateşlenen roketlerin bir kaçı İsrail topraklarındaki hedeflere isabetederek beş İsrailliyi öldürdü..

Öldürülenlerden ikisi, Lod yakınlarındaki bir kasabanın Arapsakinleri olan 52 yaşındaki HalilAwad ve 16 yaşındaki kızı Nadin idi..

Hamas’a ait roketler ayrıca İsrail’in kuzeyindeki NetivHa’asara yerleşim birimini vurdu. Aynı gün 5 yaşındaki İsrailli İdoAvigal, Hamas’ın roket saldırısı sonucu Siderot’taki evinde yaşamını yitirdi..

12 MAYIS gecesi, başkent Tel Aviv dahil olmak üzere pek çok İsrail kentinde aşırılık yanlısı Yahudi gruplar İsrailli Araplara yönelik pek çok şiddet olayı tertipledi; ülke genelinde Araplara ait dükkanlar tahrip edilirken, sıradan Arap vatandaşlar darp edildi, araçları ateşe verildi.

Hamas, Gazze komutanı Bassem Issa’nın, İsrail hava saldırısında öldürüldüğünü doğruladı. Gazze’nin Tel al-Hawa semtinde, hamile bir kadın olan Reema Telbani (ve bebeği) hava saldırısı sonucu ölürken, Şeyh Zayed mahallesindeki yaşlı bir çift de yine hava saldırısı sonucu yıkılan evlerinin enkazında ölü bulundu. Gazze Sağlık Bakanlığı aynı gün yayınladığı açıklamada, İsrail tarafından gerçekleştirilen hava saldırılarında “17’si çocuk, 8’i kadın olmak üzere 69 kişinin yaşamlarını yitirdiğini, 390’dan fazla kişinin de yaralandığını” duyurdu.

“13 MAYIS: KARA HAREKATI BAŞLIYOR…”

İsrail 13 MAYIS’TA Gazze’ye kara harekatı başlatacağını duyurdu.. Aynı gün çatışmalar tüm hızıyla devam etti..

İsrail polisi, 10 Mayıs’ta Yahudi ve Müslümanlar arasında başlayan çatışmalarda “çoğunluğu FilistinliAraplardan oluşan toplam 232 kişinin tutuklandığını” duyurdu..

İsrail Cumhurbaşkanı ReuvenRivlin, konuya ilişkin açıklamasında, “Sokaklarımızda savaş patlak verdi. Çoğunluk gördüklerine inanamıyor ve şok yaşadığı için hiçbir şey söyleyemiyor” dedi. İç avaş uyarısı yapan Rivlin, “Biz tek bir ülkenin vatandaşları ve tek bir toplumuz” diyerek birlik çağrısı yaptı..

İsrail ordusu çatışmaların başladığı tarihten itibaren Hamas tarafından İsrail’e toplam 1,369 roket atıldığını açıkladı..

Hamas, İsrail’in ikinci uluslararası havalimanı Ramon‘u hedef alınca ülkeye yönelik tüm uçuşlar Ben Gurion havalimanına yönlendirildi..

İsrail’in en güneydeki kenti Eilat yakınlarındaki Hevel Eilot bölgesine düşen bir roket, “Hamas’ın İsrail’e fırlattığı en uzun menzilli füze” olarak kayıtlara geçti. “Lübnan Hizbullahı’nın da Güney Lübnan’dan İsrail’e bir adet roket fırlattığı” bildirildi..

İsrail’in Gazze’ye yönelik hava harekatından bir kesit / cafemedyam

“SON DURUM”

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarında 3 Filistinlinin daha hayatını kaybetmesiyle olayların başladığı tarihten bugüne yaşanan kayıpların sayısı 122’ye yükseldi..

13 Mayıs gecesi, uluslararası basında İsrail’in Gazze’ye yönelik kara unsurları destekli hava harekatı başlattığına yönelik haberler çıktı, sahadaki gelişmeler de bu durumu doğruluyordu. Ancak konuya ilişkin açıklama yapan İsrail ordu sözcüsü bu haberi yalanladı. Netanyahu ise operasyona ilişkin sosyal medyadan paylaştığı iletisinde, Gazze’ye yönelik operasyonun “gerekli görüldüğü sürece” devam edeceğini kaydetti. İsrail ordusu yayınladığı son açıklamada, Gazze içlerinde askeri birlik konuşlandırmadıklarını, topçu ve tank birlikleri ile hava kuvvetlerinin Gazze Şeridi’ndeki hedefleri vurduğunu açıkladı.

Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, “İsrail’in gerçekleştirdiği saldırılar sonucu hayatını kaybedenlerin sayısının 122’ye, yaralı sayısının ise 900’e yükseldiği” bildirildi.

Cumhuriyet/Mustafa Birol Güger

SEKÜLER DİRENİŞ HATTINDAN İSLAMCILIĞA

İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında yapılan, başka Arap ülkeleriyle de imzalanacağı belirtilen ‘anlaşma’, Filistin davası açısından da yeni bir döneme girildiğini gösteriyor.

Söz konusu ‘anlaşmayla’, ki taraflar buna ‘normalleşme’ diyor, eli hayli rahatlayan İsrail, Filistin sorununu kendisine yarayacak biçimde çözebilme şansına kavuşacak gibi görünüyor.

ABD ile İsrail’in, Filistin’siz ‘yüzyılın anlaşması’ da İsrail-BAE ‘normalleşme’ anlaşması da Filistin’in bugüne kadarki tüm kazanımlarının kaybedilmesi anlamına geliyor.

Sadece İsrail’in ‘düşmanlarıyla’ yaptığı anlaşmalar nedeniyle değil, Filistin mücadelesinin son yıllarda İslamcılaştırılmasından ötürü de kaybedilen kazanımlar söz konusu.

Filistin halkı laik Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) öncülüğünde yürüttüğü mücadelede elde ettiği kazanımların bugün çok ama çok gerisine düşmüş durumda.

‘BİTTİ’ DENİLEN SİYASAL İSLAM SADECE KENDİSİNİ DEĞİL FİLİSTİN MÜCADELESİNİ DE BİTİRDİ.

70’li yıllardan 90’lı yılların sonuna kadar tüm dünya antiemperyalist kamuoyunun büyük desteğine sahip laik karakterli Filistin hak arama mücadelesi, FKÖ’nün belkemiğini oluşturan El Fetih ile İslamcı Hamas arasında 2007’de yaşanan savaşın ardından gerçekleşen bölünmeden sonra hayli geriledi.

Geleneksel olarak laik olan El Fetih ağırlıklı Filistin politikası, Hamas’la birlikte dinci bir hale büründü.

Bu iki yapı arasındaki laik – dinci karşıtlığı hem Gazze’de hem de Batı Şeria’da yaşayan Filistinliler için ciddi sonuçlar doğurdu.

Hamas’ın yol açtığı ‘Dinci- Seküler bölünme’ Filistinliye çok ama çok zaman kaybettirdi, enerjisini boşa harcamasına yol açtı.

EL FETİH: LAİK – İLERİCİ FİLİSTİN HAREKETİ

Filistin Direnişi’nin öncüsü FKÖ içindeki en belirleyici yapı olan El Fetih, 60’ların sömürgecilik karşıtı mücadelelerinin ürünü olan sol/laik karakterli bir hareketti.

Hedefi ‘bütün Filistin’i özgürleştirmek, sömürgeci, Siyonist işgalci devleti yok etmek’ olan El Fetih, 1950’lerin sonunda kuruldu.

Başta Sovyetler Birliği olmak üzere tüm dünya kamuoyu, Batı’nın sömürgeci güçlerine karşı birçok kurtuluş hareketine destek veriyordu.  Sömürgeci karşıtı söylemden etkilenen devrimci/seküler bir ideolojiyi benimsemiş El Fetih de bu desteği kazanmıştı.

El Fetih Batı sömürgeciliğiyle, emperyalizme karşı küresel mücadelenin bir parçası olarak Filistin’in kurtuluşu için mücadeleyi esas almıştı.

Sömürgecilik karşıtı kampta yer aldığı için de aynı amaçla küresel çapta mücadele veren “devrimci kamuoyu”nun önemli bir unsuruydu. Bu nedenle tüm dünyanın desteğini kazanmıştı.

Programının iki maddesi çok dikkat çekicidir El Fetih’in.

Biri, “vatandaşların yasal ve eşit haklara sahip olacağı, ırk, din ayrımcılığının yapılmadığı, egemen, demokratik bir devlet kurmak (Madde 13),

İkincisi de kurulacak bu devletlerin ilerici niteliğini korumak. (Madde 14).

El Fetih, bu iki maddenin de yer aldığı program doğrultusunda mücadele etti yıllarca. İkinci Dünya Savaşı sonrası bölgede etkin olan Pan-Arabizmin, ilerici / seküler ulus yaratma hedefinden Filistinli Araplar da etkilendiler. Bu hedef çerçevesinde ilerici/seküler bir direniş hattı oluşturarak Filistin’i özgürleştirebileceklerdi. FKÖ de bu anlayışa sahipti. Pan Arapçılığın bir gereği olarak da Arap liderlerle, neyi savunuyor olurlarsa olsunlar, yakın ilişki içindeydi. (Bkz: Helena Cobban, 1984. The Palestinian Liberation Organisation: People, Power, and Politics. Cambridge: Cambridge University Press.) Ancak İsrail’le 1967’de yapılan 6 Gün Savaşı’nda Arapların yenilmesi Pan-Arabizm konusunda güvensizliğe yol açtı. Bu anlayış Filistin’i kurtaramazdı. Bunun anlaşılmasından sonra FKÖ Arap ülkeleriyle olan bağımlılık ilişkisini koparıp Arapçılıktan bağımsız bir örgüt haline geldi.

FİLİSTİN DAVASINI İSLAMCILIK BİTİRDİ!

‘Pan-Arabizm’in, ilerici/seküler ulus yaratma hedefinden Filistinli Araplar çok etkilenmişti. İslamcılık bunu sıfıra indirdi.

FKÖ’nün İsrail’den daha fazla uluslararası tanınırlığı vardı. Bugün ise BM’de gözlemci sıfatıyla yer alsa da “Filistin Devleti”ni ciddiye alan yok.

LAİK, KURTULUŞÇU…

Filistinlilerin ezici çoğunluğu Müslüman da olsa, İslam ne Filistinlileri harekete geçirici bir araç ne de Filistin kimliği için bir gösterge.

Bunda tabii 60’ların sonundan başlayarak 70’li yılları kapsayan 80’lerin sonuna kadar uzanan dünya genelindeki laik ortamın da payı vardı. İslam dünyasındaki en eski İslamcı örgüt Müslüman Kardeşler’in (MK) çok uzun süre apolitik/etkisiz kalması da etkili olmuştur kuşkusuz. MK, Filistin’in kurtuluşu için Filistin’in yeniden İslamlaştırılmasına inandı hep. Bu nedenle politikadan çok din temelli sosyal aktivizmle ilgilendi yıllarca.

(Bkz: Khaled Hroub, 2010. “Hamas: Conflating National Liberation and Socio-Political Change.” In Political Islam: Context Versus Ideology, ed. Hroub Khaled. London: Saqi, 161-81), ya da (Bkz: Mohammed Shadid, and Rick Seltzer. 1988b. “Trends in Palestinian Nationalism: Moderate, Radical, and Religious Alternatives.” Journal of South Asian and Middle Eastern Studies XI: 54-69.)

SİYASET VE DİN İŞARETLERİ

Müslüman Arap coğrafyasında gelişen İslamcılık Filistin’i de etkileyecekti elbette.

1982’de Batı Şeria’da yapılan bir kamuoyu araştırması, araştırmaya katılanların yüzde 56’sının “demokratik bir Filistin devleti”nden yana olduğunu ortaya koymuştu. El Fetih’in laik/milliyetçi projesine güçlü bir desteğin var olması demekti bu. Ama yüzde 30’dan fazla Filistinlinin de İslami bir devlet istediği bir vakıaydı. Filistin siyasetine dinin girmekte olduğunun işaretleriydi bunlar.

(Bkz: William Smith, 1982. “Radical, Resentful, but Ambiguous: An Unprecedented TIME Poll Gauges Feelings in the West Bank.” Time International 24-15.)

Ancak İslamcılığın “ete kemiğe” büründüğü yıl 1987’dir.

Hamas’ın (İslami Direniş Hareketi) bu yıl kurulmasıyla Filistin’de İslamcılaştırma meşruiyet kazandı, Hamas hızla büyüdü.  Filistinliler arasında artan dindarlık da yükselişinde rol oynadı. Hamas, El Fetih’in öncülüğündeki laik milliyetçiliğe İslamcı bir alternatif haline geldi zamanla.

AŞIRILIĞININ İLK KANITI

Hamas’ın İslamcılığını vurgulayan 1988 Sözleşmesi’nde belirtilen nihai hedef, “Filistin toprağının her santiminde Allah’ın bayrağını yükseltmek, İslami bir devlet kurmak” olarak ilan edilmişti.

Hamas, İsrail ile anlaşmazlığı müzakereler yoluyla çözme girişimlerinin boşuna olduğunu ileri sürüyordu. Aşırılığının ilk kanıtı bu tutumudur.

Hamas’ın aşırı dinci dili, dinci-seküler bölünme fikrini körükledi. Sert, şiddet yanlısı söylemi, Siyonizme karşı çıkarken ırkçılığa varan tutumları Hamas’ın uzlaşmaz bir hareket olduğu sonucuna varılmasına neden oldu.

(Bkz: Matthew Levitt, 2006. Hamas: Politics, Charity, and Terrorism in the Service of Jihad. New Haven, CT: Yale University Press.)

Hamas, Filistin’in kurtulmasından önce İslamcılaştırılmasına öncelik veren tutumuyla Bağımsız Filistin’in bu yoldaki yürüyüşünü engelledi.

YÜZDE 25’İNDE BİLE EGEMEN DEĞİL

Bağımsız örgüt çisgisiyle dünya kamuoyunda bir kurtuluş hareketi olarak büyük destek kazandı FKÖ.

Lideri Yaser Arafat, BM dahil birçok uluslararası kurumca “resmi” olarak tanındı.

FKÖ de 28 ülke tarafından resmen tanınıyordu, 48 ülkede de temsilcilikleri vardı. Müthiş bir diplomatik çabanın sonucuydu bunlar. Filistin’in yüzde yüzünün bağımsızlığı için çok ama çok önemli mesafeler katedildi. Ancak şimdi Filistin, İsrail’in kendisine lütfettiği toprakların yüzde 25’i üzerinde bile egemenlikten yoksun. Bunun birçok nedeni var.

FKÖ’nün de lider olarak Arafat’ın da hataları bunda etkili olabilir.

Ancak asıl sorumlu, laik Filistin davasının İslamcılaştırılmasıdır. Bu çizgi, Filistin davasına dünya kamuoyunda verilen büyük desteği yok eden bir çizgi oldu. Filistin bölünmesi, Filistinli grupların, bölgesel ve uluslararası düzeyde birbirileriyle rekabet eden güçlerin ellerine düşmesine yol açtı.

Örneğin Gazze’yi yöneten Hamas’tır gibi görünür ama aslında yöneten Müslüman Kardeşler’dir.

On üç yıl önce Hamas bir darbe düzenleyerek El Fetih mensuplarını etkisizleştirip Gazze Şeridi’ni ele geçirdi. 2006’da yapılan parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunu kazanmasından güç alarak yapmıştı bunu. Bu girişim İsrail ile bölgedeki dostu Mısır için bulunmaz bir fırsat yarattı. Mısır ile İsrail, Hamas’ın İsraillilere yönelik saldırıları, şiddetten vazgeçmeyi reddetmesi gibi gerekçelerle  Gazze’nin sınırlarını yıllarca kapalı tuttu. 

Bölgenin abluka altında olması, insani hiçbir yardımın ulaşmaması demekti. Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas yönetimi de İsrail’in baskısıyla Gazze’ye sağladığı para yardımı ile erzak akşını durdurdu.

SEKÜLER DİRENİŞ HATTINDAN İSLAMCILIĞA

1993 Oslo anlaşmaları, laik Filistin milli hareketinin en yüksek siyasi başarısıydı.

Sonrasında, aralarında bazı Arap devletlerinin de olduğu müttefikleriyle İsrail, Filistin toplumunu bölme projelerini başarıyla hayata geçirdi.

Hamas’ın bu bölünmede faydalı bir araç olduğu inkâr edilemez. Arafat’ın ölümü ile El Fetih, yalnızca liderini değil, aynı zamanda var oluş sebebini de kaybetmişti. Onun, sağlığında yapmak istediği, FKÖ’yü Güney Afrika’daki Afrika Ulusal Kongresi gibi iktidar partisine dönüştürmekti ama yapamadı. FKÖ, öncü, lider bir örgüt olmasına rağmen yapamadı. FKÖ giderek temsil gücünü yitirdi.

Hamas, El Fetih ile diğer Filistin örgütlerinin silahlı mücadelenin yanı sıra diyaloğa da ağırlık vermesi üzerine sesini yükseltme fırsatı buldu. Ancak Hamas’ın silahlı direniş girişimi de tıpkı El Fetih gibi başarısız oldu. Hamas’ın Gazze’deki bunca yıllık yönetimi de yolsuzluklarla, beceriksizliklerle dolu.

İKİ BAŞLI FİLİSTİN, İSRAİL’İN İŞİNE GELDİ

Hamas’ın kurmak istediği devlet bir İslam devleti.

Ancak adı “İslam” olsa da bu tam bir çerçeve çizemiyor. Hamas’ın ideolojik hedefleriyle ilgili belirsizlikler var çünkü. Hareket, şimdiye kadar İslam devleti demiş de olsa nasıl bir devlet kurmak istediğini açıkça ifade edemedi.

GAZZE: HAMAS’IN TÜKENDİĞİ BÖLGE

Filistin hareketi, destekleri sözde kalsa da birçok Arap ülkesinin “kendi davaları” kabul ettiği bir hareketti.

Ancak bu “hareket”, özellikle 2010’lardan bu yana gittikçe marjinal bir hale büründü. Bu marjinalleştirme Filistin bölünerek başarıldı. Hamas’ın ellerine bırakılan Gazze’nin “tek Filistin” yönetiminden koparılması Filistin direnişinin gücünü azalttı. İstenilen olmuştu. Hamas yönetimindeki Gazze, başlı başına bir felaket bölgesine dönüştü. Dünyanın neredeyse en büyük toplama kampıdır bugün. İçme suyu sıkıntısı çekilir, gıdaya tam erişim yoktur. Hamas’ın burada hâkimiyet kurmasından sonra, mevcut Filistin liderliğinin de işine geldiği için dolaylı olarak göz yumduğu İsrail baskısı, sadece Hamas’ı köşeye sıkıştırmış olmadı, tüm Filistin direniş hattını pasifleştirdi. El Fetih önderliğindeki Batı Şeria, Gazze’den daha iyi durumda olsa da orada da strateji bilmeyen, sürekli taviz veren ama karşılığında herhangi bir şey kazanamayan, beceriksiz bir “hükümet” bulunuyor.

Ama durumun bu noktaya gelmesinde Filistin hareketini bölen Hamas’ın büyük sorumluluğu var. Amacı etnopolitik Filistin mücadelesini dini bir mücadeleye dönüştürmekti hep.

Çoğunlukla laik olan Filistin toplumunu dinci, aşırıcı bir toplum haline getirme çabası içinde oldu sürekli. Bu çabasında El Kaide’den de Mısırlı İslami Cihat’tan da destek gördü.  

RADİKALLEŞTİRME YÖNTEMLERİ

Hamas, öfkeli olan, yıllardır verdikleri mücadelede hüsrana uğrayan kişileri “terör eylemleri”nin içine çekmekte çok önemli bir rol oynadı.

Her intihar eylemini destekleyen bir sosyal çevre oluşturulmasında da Hamas başarılı oldu.

“Şehit”in geride bıraktıklarına yapılan mali yardımlar da bireylerde “yalnız bırakılmadıkları” inancını pekiştirdi. Bunun insanlar üzerindeki etkisi elbette tartışılamaz. Tüm bunlar Hamas’ın etkili olduğu Gazze’de bir “radikalleşme kültürü”nün oluşmasına yol açtı.  

Hamas radikalleşme için tabandan bir destek oluşturmayı hedefledi önce. Bunun için Filistin’in ılımlı liderliğini Filistinlinin gözünde değersizleştirdi. Filistinliyi finansal açıdan kendine bağladı. Sağlık, eğitim başta olmak üzere (asla gerçekleştirmese de) refah projeleri sundu. Ama özellikle insani yardım temelli projeleri hep İslamcı terimlerle ifade ederek, dinci söylemi toplumda diri tuttu. FKÖ’nün yıllar boyunca bin bir zorlukla oluşturduğu sosyal hizmet ağlarından yararlandı Hamas. Bu ağlar sayesinde Filistinlilere ulaşabildi. Hamas’ın idealize ettiği İslamcı toplumda “şehit” en saygın figürdür, malum.

Hamas bünyesindeki Filistinli çocuklara “Allah için ölümün erdemini” anlatan eğitimler verdi yıllarca. 2004’te İsrail Güvenlik Ajansı’nca (ISA) hazırlanan bir raporda, “teröre” karışan çocukların sayısında 2003’ten bugüne yüzde 64’lük bir artış olduğu vurgulanıyor.

Gazzeli psikolog Fadl Abu Hein, “Şehitlik çocuklarımız için bir hırs haline geldi” derken bir gerçeğe işaret ediyordu.

FKÖ lideri Yaser Arafat’a Haziran 2000’de sunulan bir rapor vardır. Raporda, Şam’da yapılan, İranlı yetkililerle, Hamas liderlerinin de katıldıkları bir toplantıda “davanın kamuoyu oluşturmak için” kullanılması gerektiği kararı alındığına vurgu yapılıyor.

2001 yılında Hamas’a bağlı Gazze İslam Cemiyeti, 1650 anaokulu öğrencisi çocuğa bir mezuniyet töreni düzenledi. Törende asker kıyafeti giymiş küçük çocuklar, ellerinde oyuncak tüfeklerle resmi geçit yaptılar. Hamas’ın kurucusu Şeyh Ahmed Yasin kılığına girmiş küçük bir çocuğun çevresi de “intihar bombacısı” kostümü giymiş çocuklarla çevriliydi.

‘TALİMAT KARTLARI’

Beytüllahim bölgesinde yine Hamas’a bağlı İslami Öğrenci Hareketi, genç öğrencilere, Hamas intihar bombacılarının resimleri bulunan “Talimat Kartları” dağıtmıştı.

Kamp düzenlemek de Hamas’ın yöntemlerinden biri. Eğlenceyi radikal telkinle birleştiren kamplardı bunlar. Burada seküler kesimlerin çocukları da yoğun bir “eğitime” tabi tutuluyordu.

2003 yılında Bir Zeit Üniversitesi’ndeki öğrenci temsilciliği seçimlerinde, Hamas adayları İsrail otobüslerinin modellerini havaya uçurarak intihar saldırılarını canlandırmıştı.  Tahminen 12 bine yakın öğrencisiyle, Batı Şeria’da bulunan Nablus’taki El-Necah Üniversitesi, Filistin’in en büyük üniversitedir. Bu üniversitedeki öğrenci derneklerinin en bilineni Hamas’a bağlı Kutla Islamiya veya İslam Bloku’dur. 2004’te, Hamas Gazze’yi bölüp yönetimini ele aldıktan iki yıl sonra yani, El-Necah Üniversitesi Öğrenci Konseyi’nin on üç üyesinden, başkan da dahil sekizi Hamas İslam Bloku’nun üyesi idi. Hamas’ın silahlı gücü Kassam Tugayları’nın başkanlığını da yapan Kais Adwan, El-Necah’ta öğrenci konseyi başkanlığı da yapmıştı.

Hamas’ın Filistini İslamcılaştırma projesinin en önemli mekânları camilerdi.

Hamas’ın yönettiği camilerin duvarlarında intihar bombacıları ile hapisteki militanların posterleri yer alıyordu. Eylül 2003’te El-Bireh’deki El-Ein Camisi’ne baskın düzenleyen İsrail polisi bu posterleri kamuoyuyla paylaşmıştı.

Hamas, haftalık bir çevrimiçi çocuk dergisi de yayımladı. Örgütün yaklaşık 20 internet sitesi var. Bunlardan El Fetih adını taşıyan, bir çocuk dergisidir. Diğer Hamas web sitelerine bağlantı sağlıyor, terör eylemlerini gerçekleştirmenin değerini öğütleyen makalelerin yanı sıra iyi huylu çocuk hikâyeleri de yayınlıyor bu site. İntihar bombacılarını küçük çocuklar için ideal rol modeli olarak sunuyor. Çevrimiçi derginin 38. sayısında, 22 Eylül 2004 tarihinde bir intihar eylemi gerçekleştiren El Aksa Şehitleri Tugayı’nın kadın intihar bombacısı Zeyneb Abu Salem’in kesik başının fotoğrafı yayımlamıştı. Salem bir Hamas üyesi değildi ama Hamas onu da kullanmaktan çekinmemişti.

MÜZAKEREDEN KAÇMA FIRSATI

Filistin direnişinin Hamas tarafından bölünmesi İsrail’e büyük fayda sağladı. Hamas’ı bahane ederek her türlü müzakereden kaçma şansı buldu her şeyden önce.

İsrail devlet aklı hayli kurnaz. Batı Şeria, İsrail açısından çok önemli ama Gazze’ye o kadar önem veriyor değil. Bu nedenle Gazze’yi her anlamda hedef almayı sürdürdü, Hamas’ın orada olması da iyi bir gerekçeydi. Oysa bölünmeden önce İsrail Filistin’in tek yönetimi ile müzakere etmek zorundaydı. 

Gazze de İsrail için önemli olmasa da seküler “tek merkezli Filistin yönetimi” için kurtarılması gereken bir vatan toprağıdır.

Bu nedenle Filistin’in iki başlı bir yönetime sahip olması İsrail’in çıkarlarına son derece uygundur. İsrail, El Fetih yönetimindeki Batı Şeria’ya, anlaşmalar gereği elbette, mali yardım yaparken Gazze’yi Hamas bahanesiyle cezalandırıp, Filistin direnişini zayıflatmayı başardı. Direnişin devrimci süreci geri sarmaya başladı.

NASIL BİR DEVLET

Hamas’ın kurmak istediği devlet bir İslam devleti.

Ancak adı “İslam” olsa da bu tam bir çerçeve çizemiyor. Hamas’ın ideolojik hedefleriyle ilgili belirsizlikler var çünkü. Hareket şimdiye kadar İslam devleti demiş de olsa nasıl bir devlet kurmak istediğini açıkça ifade edemedi.

Hamas’ın Haziran 2007’den itibaren Gazze Şeridi’ni nasıl yönettiğine bakıldığında bile, İslam ile siyaset arasındaki ilişkiyi doğru kavrayamadığı görülüyor.

Gazze’nin tek egemen gücüydü, İslamcı ideolojisini hayata geçirebilirdi. Ama, kadınları hedefleyen İslami uygulamalar koymasına rağmen egemen olduğu bölgede İslami bir devlet kurmak için çaba göstermedi. Tek isteği iktidarda kalmak oldu. Şiddeti tekeline aldı, kendisi dışındaki diğer İslamcı ya da laik hareketlere baskı uyguladı. Hamas’ın tarzı hesaplanamaz, otoriter, açık bir ideolojik yönü olmayan bir tarz.

Söylemi de pratiği de İslamın siyasetteki rolü ile ilgili niyetlerini belirsiz bırakıyor. Bunu yapmasının nedeni başta Batı olmak üzere dünyada olumsuz bir imaj bırakmamak. Aşırı dini hedeflerini gizleyerek siyasi pragmatizm yapmak demekti bu. Çünkü İslamcı söylemiyle, tüm dinamikleri yok sayan pratiğiyle “Filistin Davası” ciddi bir çıkmaza girdi. Bu pragmatizminin nedeni belki de bunun farkına varmasıdır.

Ancak açık olan şu ki 1980’lerden itibaren İslam, Filistin siyaseti ile Filistin kimlik oluşumunda giderek daha önemli bir rol oynamaya başladı. Bu gelişme tüm Filistin siyasi yelpazesini laiklikten dindarlığa doğru kaydırdı.

İSRAİL İLE HAMAS NE İÇİN SAVAŞIYOR?

Ortadoğu’da barış mümkün mü? İsrail ve Hamas’ın çatışmalardaki hedefi ne? Savaşın kazananı kim olacak?

Uzmanlar, İsrail ile Filistinliler arasındaki dördüncü Gazze savaşının akıbetini sorguluyor…

İsrail ile Hamas arasındaki savaş, tıpkı önceki üç Gazze savaşı gibi büyük ihtimalle yine sonuçsuz kalacak. Her iki taraf, bir aşamada, kaçınılmaz olarak, ateşkeste uzlaşacak. Ancak o an gelene kadar taraflar, “zafer” olarak öne sürecekleri, “kısmi kazanımlar” için bu savaşı sürdürecekler.

İsrail, üst düzey bir Hamas komutanını öldürmeyi, tüneller ve roketatarlar gibi altyapıyı tahrip etmeyi kendi stratejik ve askeri çıkarları bakımından kazanım olarak görüyor. Çünkü İsrail için Hamas’ı yaşanacak bir sonraki silahlı ihtilafa kadar güçsüz kılacak her askeri hamle kaydedilmiş bir başarı.

İsrail’in Hamas’ı gerçekten yenilgiye uğratabilmesi için Gazze’yi işgal etmesi gerekiyor. Ancak en şahin İsrailli bile böyle bir ihtimali gündeme getirmiyor. Çünkü bu kapsamdaki bir operasyon, uluslararası alanda destek bulmayacağı gibi aksine, ciddi tepkiye ve kınamaya yol açması muhtemel.

Hamas ise İsrailli askerleri rehin almayı en önemli kazanımları arasında görüyor. Daha sonra bu askerleri Filistinli mahkumların serbest bırakılmasını sağlamak için, pazarlık kozu olarak kullanıyor. Ayrıca az sayıda da olsa roketlerinin İsrail şehirlerine ulaşmasını sağlamak da Hamas tarafından “güçlü bir düşmana karşı meydan okumada kaydedilen başarı” olarak görülüyor. Yine dünya gündemine damgasını vuran bu ihtilaf, Hamas’ın kendisini “Filistin halkının kurtuluş mücadelesi için savaşan güç” olarak göstermesini, bu yolla da uluslararası alanda destek kazanmasını sağlayabiliyor.

Gazze’de İsrail hava saldırıları sonucu yıkılan bir binanın enkazı

Özetle her iki taraf da nihai hedeflerine askeri yollardan ulaşamayacaklarını, sadece bu tür kısmi kazanımlar elde edebileceklerini aslında gayet iyi biliyorlar. Tıpkı 2009, 2012 ve 2014 yıllarındaki İsrail-Hamas savaşında olduğu gibi, bu savaşa da, uluslararası aktörlerin girişimiyle sağlanacak gayriresmi bir ateşkes son verecek.

“BEDELİ SİVİLLER ÖDÜYOR”

Ama acı gerçek şu ki bu savaş, her iki tarafta da sivil ölümlere yol açıyor. Üstelik bombardımanlar, Gazze’de zaten yoksulluk içinde yaşayan 2 milyon Filistinlinin çaresizliğini daha da artırıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) Filistinli Mültecilere Yardım Ajansı Gazze Direktörü Matthias Schmale, savaşın Gazze’de yol açtığı can kayıplarına ve artan insani yardım ihtiyaçlarına işaret ediyor.

Schmale, tırmanan gerilim nedeniyle Ramazan Bayramını kutlayamayan Filistinlilerin büyük bir umutsuzluk ve dehşet içerisinde bulunduklarını anlattı.

Binlerce Filistinlinin okullara sığındığını, füzelerden kaçtıklarını aktaran Schmale, yaşanan tüm güçlüklere rağmen hafta sonu itibarıyla sağlık hizmetlerini yeniden başlatmayı umut ettiklerini kaydetti.

İnsanların evlerini terk etmek durumunda kaldıklarını söyleyen ve yerinden edilmiş kişilere ellerinden gelen her türlü yardımı yapmaya çalışacaklarını belirten Schmale, koronavirüs salgını ile başa çıkmakta zaten zorlanan hastanelerin askeri ihtilaf nedeniyle artan yükle başa çıkmakta zorlandığını anlattı.

“ÖLÜMLER VE TAHRİBAT KORKUNÇ ”

Uluslararası Kriz Grubu’ndan (ICC) Tarık Baconi:

“Hava bombardımanının yol açtığı ölümler ve tahribat korkunç..

Hamas, İsrail işgaline direnmek için bu acıların yaşanmasını kaçınılmaz olarak görüyor.”

Kudüs’teki Mescid-i Aksa camisinde Hamas bayrakları asıldı, üstelik Hamas, İsrail’de Araplarla Yahudiler arasında yaşanan gerilimde de varlık gösterebiliyor. Üstelik bu gösteriler Hamas’ın uzun süredir yaptığı ayaklanma çağırılarını da akıllara getiriyor.

Hamas hayal ettiğinden çok daha fazlasını başardı” değerlendirmesini yapan Haaretz gazetesinin savunma muhabiri Amos Harel:

“Kanımca her iki taraf bu gerilim sona ersin, herkes evine dönsün istiyor” dedi. Harel, aksi takdirde çok daha büyük kayıplar yaşanacağından duyduğu endişeyi dile getiriyor.

Tel Aviv yakınındaki Holon kentinde Hamas roketlerinin yol açtığı hasar

HAMAS İSRAİL’İN İŞİNE Mİ YARIYOR?

Kimi uzmanlar, Gazze’de Hamas’ın varlığı ve mevcut statükonun İsrail’in işine yaradığı görüşünde..

Harel de pek çok İsrailli için Hamas’ın “tercih edilen düşman” olduğunu söylüyor. Çünkü Hamas, İsrail’in var olma hakkını tanımıyor, iki devletli çözümü reddediyor, İsrail ve Batılı ülkeler tarafından terör örgütü olarak görülüyor.

Harel, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun resmi olarak bunu hiç dile getirmediğini ancak büyük ihtimalle Hamas’ın varlığından çok da rahatsız olmadığını söylüyor.

KARA OPERASYONU OLUR MU?

Peki İsrail Gazze’ye karadan da operasyon düzenler mi?

Bu soruyu yanıtlayan İsrailli emektar savaş muhabiri Ron Ben-Yishai, İsrail’in Gazze’ye kara harekatı düzenlemeyeceği görüşünde.

Ben- Yishai:

“Tabii olur da Hamas İsrail’e füze gönderir ve bir anaokulunu vurursa işte o zaman kara harekatı olur” dedi.

İsrail- Filistin ihtilafına kapsamlı bir çözüm her zamankinden çok daha uzak görünüyor. 10 yılı aşkın süredir barış görüşmeleri gerçekleştirilmiyor. İsrail’in oluşturmakta olduğu yeni yerleşim yerleri ve Batı Şeria’nın belirli bölümlerini ilhak planları hem uluslararası insan hakları kuruluşları tarafından eleştiriliyor hem de çözüm umutlarını gölgeleyen adımlar olarak değerlendiriliyor.

Uluslararası Kriz Grubu’ndan (ICC) Tarık Baconi’ye göre, ne Hamas’ın Gazze’deki yönetimi ne de İsrail’in bunun üzerinde uyguladığı baskı sona erecek gibi görünüyor.

Baconi, İsrail’in “ne zaman Gazze biraz fazla güçlense vurulmalı” şeklindeki stratejisinin, yani mevcut statükonun, süreceği görüşünde.

©️ Deutsche Welle Türkçe

İSRAİL VE ŞİDDETİN KÖKENLERİ

İsrail’in Gazze’ye saldırılarında onlarca çocuk öldü.

“Hamas’ı eleştirenler, İsrail’in sivillerin gözünün yaşına bakmayan politikalarını nereye dayandırdığını görüyorlar mı?” .

İsrail – Filistin çatışmasının neden çözülemediğini idrak etmek için Kudüs’e gitmeniz gerekir, daha doğrusu Doğu Kudüs’e.

İki tarafın da başkent kabul ettiği Doğu Kudüs, büyüleyicidir, insanı sersemletir. Sokaklarına adım attığınızda kendinizi gerçeküstü bir yerde, tam kestiremediğiniz bir zamanda bulursunuz. Bugün ile yüzyıl öncesi, hatta yüzyıllar öncesi yanınızdan aynı anda geçer..

Ultra Ortodoks Yahudiler’le Filistinli Araplar’ın nefesleri dar sokaklarda birbirine karışır, mahallelerden birbirine benzeyen iki dilin uğultusu yükselir. Yüzyılın biriken ve büyüyen gerginliği havada asılı durmaktadır. Doğu Kudüs’te bir kıvılcımla parlayan alevlerin, neden hızla Gazze’yi, Batı Şeria’yı ve İsrail’in diğer şehirlerini, işgal altındaki toprakları sardığını, oraya ayak basınca daha iyi anlarsınız.

Müslümanlar’ın El Beyt-ül Mukaddes olarak da tanımladıkları Mescid el Aksa’yla, Yahudiler’in “Kotel” dedikleri, en eski tapınak duvarı olarak bildikleri Ağlama Duvarı’na geldiğinizde, çatışmanın kaynağına, sorunun merkezine bakıyor olursunuz.

Müslümanlar’ın en kutsal mekanlarından olan, Hazreti Muhammed’in üzerinden göğe yükseldiğine inanılan taşın üzerine kurulan Kubbet-üs Sahra, karşısında ilk kıble olarak bilinen Mescid el Aksa ile Ortodoks Yahudiler’in en kutsal ibadet alanı olan Ağlama Duvarı sırt sırta durur. Sanki arada koca bir duvar değil de, ince bir zar varmış gibi. On yıllardır biriken acılar ve öfke, olanca gerginliğiyle iki tarafından o duvara yaslanır.

Aynı Tanrı’nın kavgalı çocukları Doğu Kudüs’ün tarihi mahallelerinde, evlerin çatılarında da karşılaşırlar. Gün batımından önce bir taraftan top oynarken, göz ucuyla hemen yanıbaşlarındaki binanın çatısında maç yapan öteki mahallenin çocuklarını izlerler. Birbirlerine karşı temkinli olmayı anne babalarından öğrenen bu çocuklar, genelde top öteki çatıya kaçmadığı sürece mesafeyi korurlar. Bazen meraklarına yenilip birbirlerine meydan okuyup, aynı topun peşinden koştukları da olur. Bu çocuklar, çaresiz, bir şiddet sarmalının içinde birbirlerine bilenerek büyürler.

MİSİLLEME ZİNCİRİ

İsrail’in Doğu Kudüs’ü işgal ettiği, 1967’deki Altı Gün Savaşı’nın yıl dönümünde Ağlama Duvarı’nın önündeki tablo da bu bilenmeyi anlatıyor..

Duvarın ardındaki Mescid el Aksa’nın avlusunda bir ağaçtan yükselen alevleri izleyen Ultra Ortodoks Yahudiler, dans edip Eski Ahit’ten şu bölümü söylemekteydiler: “Ey Rab, bir kez daha beni güçlendir; Filistliler’den bir vuruşta iki gözümün öcünü alayım.” Bu cümle adeta İsrail hükümetinin Gazze Şeridi’ne yönelik saldırısının ardındaki motifi özetliyor. İntikamın sonu gelmiyor.

Doğu Kudüs’te güvenlik güçleriyle çatışan Filistinliler’i dışarı çıkarmak için Mescid el Aksa’ya gaz bombalarıyla saldıran İsrail’e, açık adı İslami Direniş Hareketi olan Hamas Gazze’den misilleme yaptı, füze yağdırdı.

Hamas ve İslami Cihad tarafından gönderilen füzelere İsrail misliyle cevap verdi. Hamas’ın attığı 2 bin 300 kadar füzenin çoğunu “Demir Kubbe” adını verdiği savunma sistemiyle etkisiz hale getirebilen İsrail, benzer bir savunma sistemine ya da sığınaklara sahip olmayan Gazze Şeridi’nde sivil, çocuk gözetmeden vurdu..

Nakba, yani Filistinliler tarafından İsrail’İn kuruluşu nedeniyle Büyük Felaket günü olarak anılan 15 Mayıs’ta, aynı aileden 8 çocuk ve 2 kadın hayatını kaybetti. Hamas bunun üzerine yine misilleme yaptı. Çatışmanın 10’uncu gününde İsrail tarafında 10 kişinin hayatını kaybetmişti. Yafa ve Lod gibi şehirlerde de Araplar ve Yahudiler arasında sokak çatışmaları da devam ediyor. Bu saldırılarda 12 yaşındaki Arap bir çocuk molotof kokteyliyle ağır yaralandı.

Mesela Türkiye Filistin penceresinden bakıp tepki verirken, Almanya daha çok İsrail penceresinden bakıp, Hamas’ın yoğun saldırılarını kınayan açıklamalar yaptı. ABD Başkanı Joe Biden Filistin perspektifinden bakmadığı gerekçesiyle kendi partisi içinden eleştirilerle karşılaştı.

Başa dönelim: Alev topunu tutuşturan kıvılcım, Doğu Kudüs’ten çıkmıştı. Eski şehrin dışındaki Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinli aileler bir süredir evlerinden tahliyeye zorlanıyordu. Bu aileler keyiflerinden gelip yerleşmemişlerdi bu evlere. İsrail devleti kurulurken evlerinden ayrılmak zorunda kalmış ve buraya yerleşmişlerdi. Şimdi onlar çıkacak, yerlerine Yahudi yerleşimciler taşınacaktı. Uzun yıllar süren davalar sonucunda bazı aileler evleri tahliye etmek zorunda kaldı. Kendi yurdunda evinden edilen insanlar tekrar evlerini terketmek zorunda bırakılmaktaydı. Buna direndiler, kıvılcım çıktı, ortalık yangın döndü.

İSRAİL NEDEN DURMUYOR?

Yazıyı Eski Ahit’in Mısır’dan Moav’a Yolculuk kısmıyla bitirelim:

“İsrailliler’e de ki, ‘Şeria Irmağı’ndan Kenan ülkesine geçince, ülkede yaşayan bütün halkı kovacaksınız. Oyma ve dökme putlarını yok edecek, tapınma yerlerini yıkacaksınız. Ülkeyi yurt edinecek, oraya yerleşeceksiniz; çünkü mülk edinesiniz diye orayı size verdim.”

Hamas’ın politikalarını ve saldırılarını eleştirenler, İsrail’in sivillerin gözünün yaşına bakmayan politikalarının dayanaklarını görüyorlar mı? İsrail bu köktenci yaklaşımdan vazgeçmediği sürece, istediği kadar vursun, Hamas’ı ve İslami Cihad’ı ortadan kaldıramayacak, uzun vadede güçlendirecek. Füzeleri yağdırdıkça daha fazla çocuğu ve sivili öldürecek. Şiddet sarmalı böyle büyüyecek. Çocuklar birbirlerine bilenerek büyümeye devam edecek. İsrail’e sözü geçebilenin, bu işe bir dur demesi gerekiyor.

©️ Deutsche Welle Türkçe / Banu Güven

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet – Mustafa K. Erdemol

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top