DÜNYA

ABD’DEN DİNİ ÖZGÜRLÜKLER RAPORU

Raporda, Türkiye’nin ‘azınlık okullarına gerekli desteği vermediği’ iddia edildi.

Türkiye’ye geniş yer ayırıldı

Raporda, Türkiye’nin ‘azınlık okullarına gerekli desteği vermediği’ iddia edildi.

ABD 2020 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nu açıklayan Dışişleri Bakanı Antony Blinken, dünyanın farklı bölgelerinde İslam, Hıristiyanlık ve Yahudilik düşmanlığının arttığını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, ABD 2020 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nun, ilgili komisyon tarafından, her yıl dünyadaki dini özgürlüklere ilişkin gelişmeler yakından takip edilerek hazırlandığını belirtti.

Dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanları, Hıristiyanları ve Yahudileri hedef alan saldırıların ve ihlallerin arttığına işaret eden Blinken, her türlü dini ayrımcılığın ve dini özgürlük ihlalinin reddedilmesi gerektiğini söyledi.

Raporun Türkiye bölümünde ise, hükümetin azınlıklar başta olmak üzere çeşitli inanç gruplarına ilişkin politikaları değerlendirildi. 

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tanıtıldığı raporda, ‘sivil toplum örgütlerinden alınan verilere’ dayandırılarak “Protestan cemaatlerinin Türk vatandaşı olmayan liderlerinin giriş yasaklarının ve sınır dışı edilmelerinin hızlandığı bildirildi” ifadelerine yer verildi. 

‘Hükümet gayrimüslimlerin liderliğini kabul etmiyor’

Raporda, azınlıkların ibadethane açmalarının zorlaştığı belirtilerek, hükümetin ‘gayrimüslim azınlıkların liderliğini veya idari yapılarını tanımadığı’ belirtildi.

Hükümetin azınlık okullarına yeterli fon sağlamadığı da belirtilen raporda şu ifadeler yer aldı:

“Hükümet, İslam’ı öğreten kamu, özel ve dini okullara fon sağlamaya devam etti. Ancak Lozan Antlaşması kapsamında tanınan azınlık okulları için, Türk edebiyatı gibi Türkçe öğretilen derslerin maaşlarını ödemesi dışında herhangi bir destekte bulunmadı. Azınlık cemaatler, tüm masraflarını, kilise vakıfları ve mezunları dahil olmak üzere bağışlarla finanse etti.”

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı

‘Aleviler tehdit ediliyor’

Raporda ayrıca, Alevilere yönelik ırkçı saldırılara yer verilerek, Sivas’ta gerçekleşen Madımak katliamı anlatıldı ve Tunceli’de yaşayan Alevi nüfusun ‘yerlerinden edilmeye çalışıldığı’ iddia edildi. 

Ayrıca, konuyla ilgili kimi aileler tarafından yasal yollara başvurulan ‘zorunlu din dersleri’ hatırlatılarak, eğitim sisteminde ve ibadet etme konularında sıkıntılar yaşadıkları belirtildi. 

Diyanet destekli camilerin üniversiteler de dahil ülkenin çoğu yerinde bulunduğu hatırlatılan raporda, Diyanetin ‘Camilerin Aleviler için uygun ibadethaneler olduğu’ yönündeki açıklamasına yer verildi.

‘İbadethanelere saldırılar’

Basında çıkan haberlere göre, Hıristiyan mezarlıklarına yönelik vandalizm eylemleri artıyor” denilen raporda, sosyal medyada koronavirüsü Yahudilerle ilişkilendiren ifadelerin de kullanıldığı belirtildi.

“Ayasofya’nın camiye çevirilmesi”

Ayasofya ve Kariye’nin camiye çevrilmelerine de değinilen raporda, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da konuyla ilgili, “Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi dünya genelindeki milyonlarca Hıristiyan’ı hayal kırıklığına uğratacak” şeklindeki açıklamasına yer verildi.

“Çin’e Uygur suçlamaları”

Blinken ayrıca, Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki nedeniyle Çin’e, Myanmar’da Arakanlı Müslümanlara yönelik ihlalleri nedeniyle Myanmar ordusuna dikkati çekti ve Rusya, İran ve Nijerya gibi ülkelerdeki dini özgürlüklerle ilgili sorunların devam ettiğini iddia etti.

Blinken, “Çin, Müslüman Uygulara yönelik soykırım ve insanlığa karşı suç işlemeye devam ediyor, dini uygulamaları suç haline getiriyor” değerlendirmesini yaptı.

Bu kapsamda Çin’de ‘Falun Dafa’ adlı yöntemi takip edenlere karşı işlediği hak ihlalleri nedeniyle Çinli yetkili Yu Hui’ye yaptırım getirdiklerini açıklayan Blinken, Çin’deki insan hakları ve dini özgürlük ihlallerini takip etmeye devam edeceklerini belirtti.

NE OLMUŞTU?

Türk Dışişleri’nden ABD’de yayınlanan 2018 Dini Özgürlükler Raporu’na tepki

Türkiye Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada :

“(ABD’nin) Müttefik bir ülkede demokrasiye darbe girişiminde bulunanları masum din adamı olarak nitelemeleri ikiyüzlü yaklaşımdır” denildi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığından, ABD Dışişleri’nin 2018 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu’nda Fethullah Gülen’den “Müslüman vaiz ve siyasi figür”olarak bahsetmesine ilişkin, “Bu hain darbe girişimine destek anlamına gelmektedir” açıklaması yapıldı.

Açıklamada, “Müttefik bir ülkede demokrasiye darbe girişiminde bulunanları masum din adamı olarak nitelemeleri ikiyüzlü yaklaşımdır” denildi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy’un açıklamaları şu şekilde:

“ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 21 Haziran 2019 tarihinde yayımlanan “2018 Uluslararası Dini Özgürlükler Raporu”nda FETÖ terör örgütü elebaşından “Müslüman vaiz ve siyasi figür” olarak bahsedilmesi, bu raporun en başından hangi odakların etkisiyle ve hangi art niyetlerle kaleme alındığının açık göstergesidir. 251 vatandaşımızı katleden terör örgütü başının bu şekilde tanımlanması 15 Temmuz hain darbe girişimini görmezden gelmek ya da bu girişime destek vermek anlamına gelmektedir. Dünyada demokrasinin savunucusu iddiasıyla ortaya çıkanların müttefik bir ülkede demokrasiye darbe girişiminde bulunanları adeta masum din adamı olarak nitelemeleri ikiyüzlü ve ibret verici bir yaklaşımdır.

Rahip Brunson dini inancı nedeniyle değil, terörizmle bağlantısı nedeniyle mahkum olmuştur. Yaptırım ve tehditle değil, yargı kararıyla cezasını çektikten sonra tahliye edilmiş ve ülkesine dönmüştür. Buna rağmen, Brunson davasının raporda geniş yer tutarak bir din hürriyeti ihlali gibi gösterilmeye devam edilmesi, ABD yönetiminin konuyu istismar etmeyi sürdürme ve ülkemizi haksız yere eleştirme çabasından başka bir şey değildir.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, aynı raporun İsrail’e yönelik bölümünde İsrail’in İslam’ın en kutsal mekanlarından olan Harem-i Şerif’e yönelik mütecaviz tutumuna tek bir eleştiri getirmezken, geçtiğimiz yıl İsrail’in Gazze’de onlarca sivili öldürmesi üzerine ülkemizde gösterilen tepkiyi “Yahudi karşıtı söylem” olarak raporuna yansıtmaktan kaçınmaması ise raporun ciddiyetsizliğini gözler önüne sermektedir.

Din ve ibadet özgürlüğünün tüm vatandaşlarımız için korunması ve geliştirilmesi hedefini attığı her adımda teyit eden ülkemizde, farklı din ve inançlar barış içinde yaşamaya devam edecektir.

Öte yandan, bu rapor yazılmadan önce Türkiye’deki dini azınlıklardan bilgi alınmış olsaydı, raporun çok daha gerçekçi ve saygın olacağından kuşku bulunmamaktadır”.

Dışişleri’nden ABD’nin ‘Dini Özgürlükler’ raporuna tepki: “Teröre bilerek göz yummak anlamına gelmektedir”

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu 2019 yılı raporunun Türkiye bölümünde yer alan ifadelere ilişkin yaptığı açıklamada “FETÖ mensuplarını dini baskıya uğrayan Sünni Müslümanlar olarak nitelendirmesi, daha en baştan bu raporun hangi şer odaklarının etkisiyle kaleme alındığını açıkça ortaya koymaktadır” ifadelerini kullandı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu 2019 Yılı raporunun Türkiye’ye ilişkin bölümü hakkında Bakanlığa yöneltilen soruya yazılı yanıt veren Aksoy, söz konusu raporun dini özgürlükler konusunda ABD yönetimine tavsiyelerde bulunmak amacıyla anılan Komisyonca her yıl yayımlandığı hatırlatılan açıklamada, raporun Türkiye bölümünün incelendiği kaydetti. 

Aksoy, “FETÖ mensuplarını dini baskıya uğrayan Sünni Müslümanlar olarak nitelendirmesi, daha en baştan bu raporun ne denli tarafgir, gerçeklikten kopuk olduğunu ve hangi şer odaklarının etkisiyle kaleme alındığını açıkça ortaya koymaktadır. Terör örgütü niteliği onlarca mahkeme kararıyla saptanmışken, FETÖ’nün ‘Türk hükümeti tarafından hükümeti devirmekle suçlanan Gülen ve müritleri’ olarak tanımlanması teröre bilerek göz yummak anlamına gelmektedir.”

‘RAPORDA YER ALAN MESNETSİZ İDDİALAR, SİYESİ SAİKLERLE YAZILDIĞINI İSPATLIYOR’

Azınlık cemaatlerinin temsilcileri tarafından geçen yıl yayımlanan, Türkiye’de farklı inanç gruplarının baskı altında olmaksızın yaşadıklarını beyan eden ortak bildirinin Türkiye’de dini özgürlük ortamının en güzel kanıtı olduğuna işaret eden Aksoy:

“Rum Ortodoksları Patriği, Türkiye Ermenileri Patrik Vekili ve Türkiye Hahambaşı’nın yanı sıra Süryani, Keldani, Protestan temsilcilerinin imzası bulunan söz konusu bildirinin devletimizce koordine edildiğine dair raporda yer alan mesnetsiz iddialar raporun siyasi saiklerle yazıldığını ispatlar niteliktedir.”

‘ABD’NİN TÜRKİYE’Yİ ELEŞTİRMESİ TUTARSIZLIK GÖSTERGESİDİR’

Aksoy:

“Temsilciler Meclisi’ne Müslüman bir temsilci seçilmesini içine sindiremeyen, İslamofobiyle mücadelede yeterli iradeyi sergileyemeyen ve kendi dini azınlıklarına yönelik saldırıları engellemekte aciz kalan ABD Yönetimi ve Kongresi’nin Türkiye’yi eleştirmesi ise tutarsızlık göstergesidir. Terör örgütlerinin dini özgürlüklere olan tehdidinin had safhaya ulaştığı bu zor dönemde Türkiye, farklı din ve inançların barış içinde yaşadığı toplumsal yapısıyla dünyaya örnek teşkil etmektedir.”

İLGİLİ HABER

Sputnik

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top