GENEL

“NASIL BİR KEDİ SAHİBİSİNİZ” TESTİ!

“Rapora göre bu hastalıklar, insanlara doğrudan temasla, pireler gibi ara konaklarla veya kedilerin çevreye saldığı patojenlerle etkileşim yoluyla bulaşabiliyor.”

“Bizi dünyalarının bir parçası haline getiriyorlar”

Kaliforniya Üniversitesi Davis’teki Veteriner Tıp bölümünden Emma Grigg, kedilerin davranışlarını anlamanın hayvan sahipleri için yararlı olabileceğini söyledi.

“Kedileri hakkında daha fazla bilgiye sahip olan ve onların davranışlarını anlayan kişiler kedileriyle daha iyi bağ kurabiliyor” diyen Grigg, kedilerin en çok sergilediği 6 davranışın nedenini şöyle açıkladı:

KEDİLERİN SIK SIK SERGİLEDİĞİ 6 DAVRANIŞI BİLİM AÇIKLADI…

Sevgilerini nasıl gösterirler?

Kediniz ayaklarınızın etrafında dolanıyor, başını bacaklarınıza sürtüyorsa büyük ihtimal size karşı olan sevgisini gösteriyor.

“Kedilerin yanaklarında kokularını bırakıp işaretleme yapmak için bir salgı bezi bulunduğunu” belirten Grigg:

“Böylelikle sizi de aslında bir anlamda kendi dünyalarının parçası haline getirirler” dedi.

Yanında güvenli hissettikleri birine yakın durmaya çalışmalarının bir güven göstergesi olduğunu belirten araştırmacı, türlerine göre kedilerin fiziksel temas ihtiyaçlarının değiştiğini söyledi.

Neden mırlarlar?

Grigg, kedilerin yalnızca mutluyken mırladıklarını düşünmenin en sık karşılaşılan yanlış anlaşılmalardan biri olduğunu söyledi. Mırlamak genellikle memnuniyet göstergesi olabilirken, kedilerin yaralandıklarında ya da ölmeye yakınken de mırladıkları gözlemlendi.

Neden battaniyeyi yoğururlar?

Kedilerin sıklıkla yaptığı bu hareket yavruyken edindiği bir alışkanlıktan ileri geliyor.

Grigg, kedilerin annelerinden süt emerken bu hareketi yaparak sütün memeden daha rahat gelmesini sağladığını belirtti:

“Sevdikleri bir kişinin ya da yatağın üstünde bu hareketi yapıyorlarsa o zaman kendilerini rahatlatmaya çalışıyorlar” diyen Grigg, kedilerin böylece güvende ve konforlu hissettiklerini gösterdiklerini belirtti.


Neden kuş gördüklerinde cıvıldarlar?

Avlarını izleyen kedilerin neden cıvıldama sesi çıkardığı tam olarak bilinmiyor. Fakat hayvan davranışları üzerinde çalışan bilim insanları, kedilerin bu sesi özellikle yakalayamayacaklarını fark ettikleri bir avı görünce heyecanlandıkları için çıkardığını düşünüyor.

Neden kedi nanesini (catnip) severler?

Kedi nanesi tadan kedilerin yüzde 50 ila 75’inin davranışları değişiyor. Kimisi rahatlayıp gevşerken kimisi de uyarılarak saldırganlaşabiliyor. Bilim insanları bunun kedi nanesi içinde bulunan nepatalakton adlı yağdan kaynaklandığını düşünüyor.

Kediler bunu kokladığında tıpkı bir ilaç almış gibi merkezi sinir sistemleri uyarılıyor. Bazı kedilerde bu madde öforik ya da halüsinojenik etkiler yaratabiliyor.

Neden dizüstü bilgisayarların üstüne yatarlar?

Kediler bu davranışı genellikle dizüstü bilgisayarın verdiği sıcaklık hoşlarına gittiği için sergiliyor.

Bu bariz açıklamaya ek olarak Griggs, kedilerin bunu ayrıca sahipleriyle ilişki kurmak için yaptığını da belirtti. Bilim insanı, “Bizim dikkatimizi çekmek istiyorlar. O anda bizimle birlikte olmak istiyorlar” dedi.

Kediler eşyalarımızın üzerine yatarak hem bizim gibi kokan şeylere daha yakın duruyor hem de aynı eşyaların üzerine kokularını bırakarak bunları kendi alanlarının içine katıyor.

BİLİM İNSANLARI AYRINTILARIYLA ORTAYA KOYDU: KEDİLERİN BIYIKLARI ETRAFI NASIL ALGILIYOR?

Araştırmacı Hartmann, bulgularının tüm memeliler için geçerli olduğunu düşünüyor

Uzmanlar, kedilerin bıyıklarının beyne dokunma sinyalleri gönderdiğini söylüyor. Bilim insanları şimdi bu biyolojik sürecin nasıl işlediğine dair ayrıntılı bilgiler keşfetti.

Bıyığın algılamada rol oynayan kısmı kıl köklerinde, yani foliküllerde bulunduğu için söz konusu sürecin incelenmesi zordu. Yeni araştırmada ise bıyıkla algılama mekanizmasının nasıl çalıştığını gözler önüne seren ve türünün ilk örneği olan bir yöntem denendi.

ABD’deki Northwestern Üniversitesi’nden bilim insanları, folikül içindeki bıyığın ilk mekanik simülasyonunu geliştirdi.

Bu yeni modelleri, anatomik gözlemlerle birleştiren araştırmacılar, bıyıkların bir nesneyle temas ettiğinde folikül içinde “S” şeklinde bir kıvrım oluşturduğunu keşfetti. “S” şekli ortaya çıkarken bıyık sensör hücreleri itiliyor veya çekiliyordu. Bu hücreler de beyne dokunma sinyalleri gönderiyordu.

Çoğu memeli hayvan, çevrelerini keşfederken dokunma duyusundan yararlanıyor ve bunun için de bıyıklarını kullanıyor. Ancak bu bıyıklar, boylu boyunca sensörlerle kaplı değil. Dokunma hissinin algılanması ise küçük bir folikülün içinde, yani bıyığın dibinde gerçekleşiyor.

Hakemli bilimsel dergi PLoS Computational Biology’de yayımlanan araştırmanın yazarı Mitra Hartmann, “Bıyığın dokunma sensörlerini tetikleyen kısmı folikülün içinde gizlidir, bu yüzden onu çalışmak son derecede zor” diye konuştu.

“Bu işlemi deneysel olarak gerçekleştiremezsiniz çünkü folikülü kesip açarsanız hasar bıyığın tutulma şeklini değiştirir. Ancak yeni simülasyonlar geliştirerek doğrudan görülemeyen biyolojik süreçlere dair görüşler edinebiliriz.”

Bunun yanı sıra Hartmann bulgularının tüm memeliler için geçerli olduğunu düşünüyor. Üstelik çalışma, insanın dokunma duyusuna dair de yeni kavrayışlar sağlayabilir.

Hartmann, “Dokunma hissi, yaptığımız hemen hemen her şey için son derecede önemli. Ancak buna rağmen elle dokunmayı incelemek de çok zor” dedi ve ekledi:

“Bıyık, dokunmanın karmaşık ve gizemli doğasını anlamak için basitleştirilmiş bir model sağlıyor.”

ABD’Lİ ARAŞTIRMACILAR, KEDİDEN İNSANA GEÇEN 36 HASTALIK TANIMLIYOR.

İşte korunmanın yolları

“Evcil hayvanlar sizi çok mutlu eder. Siz de temel önlemleri alırsanız bu hayvanlarla mutlu bir şekilde yaşayabilirsiniz.”

‘ZOONOTİK HASTALIK ‘

Birçok hayvan gibi evcil kediler de hastalık taşıyabiliyor ve bunu zaman zaman sahiplerine bulaştırabiliyor. Hayvanlardan insanlara bulaşan bu hastalıklara zoonotik hastalık ismi veriliyor.

Amerikan Kedi Bakıcıları Derneği’nin yayımladığı bir raporda kedilerin taşıyabileceği 36 zoonotik hastalık yer alıyor.

Colorado Eyalet Üniversitesi’nden Michael Lappin:

“Kedilerden bulaşan hastalıkların sıklığı ülkelere ve patojenin kendisine göre değişir.”

Rapora göre bu hastalıklar, insanlara doğrudan temasla, pireler gibi ara konaklarla veya kedilerin çevreye saldığı patojenlerle etkileşim yoluyla bulaşabiliyor.

Bu patojenlerden bazılarını, kancalı kurt ve yuvarlak kurt gibi parazitler oluşturuyor. Kedi dışkıları veya diğer kontamine maddeler yoluyla insanlara geçen bu parazitler, kedilerde nadiren ciddi sorunlara yol açtığı için fark edilmiyor. Ancak insanlara bulaştığında ciddi sağlık problemleri yaratabiliyor.

Bu nedenle araştırmacılar, kedi sahiplerinin evcil hayvanlarını parazit tedavisi için düzenli olarak veterinere götürmesi gerektiğini ifade ediyor.

Diğer önleyici tedbirler arasında ise pire ve kene gibi dış parazitlere yönelik ilaçlar ve kuduz aşıları bulunuyor. Araştırmacılara göre bu önlemler çok önemli. Zira kedi pirelerinin yüzde 40 ila 60’ı insanlara bulaşabilecek mikroplar taşıyor.

Ayrıca bilim insanları, 2003’te kedi tırmığı hastalığının da pireler tarafından taşındığını keşfetti.

Bu da söz konusu haşereleri uzak tutmanın önemini gözler önüne seriyor. Lappin, pirelerin insanlardan uzak durmasını sağlayacak çeşitli kremler ve yutulabilir ilaçlar da bulunduğunu belirtiyor.

Hayvanlardan insanlara geçen en bilindik virüslerden biri de kuduz.

Hastalık ölümcül olabildiği için, virüsün görüldüğü ülkelerde aşılamaya büyük önem veriliyor. Lappin de “Aşı çok güvenli; kuduz çok tehlikeli” diyor.

Ancak son dönemde belki de kuduzdan daha sık gündeme gelen bir patojen daha var: Toxoplasma gondii.

Farelerden kedilere bulaşan bu parazitin, insanların beyinlerini manipüle edebildiği düşünülüyor.

Öyle ki bu paraziti taşıyan insanların, iş hayatında veya gündelik yaşantısında risk almaya daha eğilimli olduğunu gösteren araştırmalar bulunuyor. Üstelik dünya nüfusunun en az üçte birinin bu parazitin neden olduğu toksoplazmoz enfeksiyonuna yakalandığı tahmin ediliyor. 

Ancak bilim insanları, bu enfeksiyondan korunmanın da basit ama etkili bir yolu bulunduğunu söylüyor. Zira insanlar, evcil kedilerinin kumunu temizleyerek veya az pişmiş etlerle yeterince yıkanmamış sebzeleri tüketerek bu paraziti kapıyor.

Bu nedenle evcil hayvanların kum kaplarını her gün temizlemek, onlarla temas kurduktan sonra el yıkamak ve etleri iyice pişirmek gibi temel hijyen uygulamaları, bu hastalıkları önlemede yeterince etkili.

Lappin bulgularını, “Evcil hayvanlar sizi çok mutlu eder. Siz de temel önlemleri alırsanız bu hayvanlarla mutlu bir şekilde yaşayabilirsiniz” diye özetliyor.

KEDİ PARAZİTİ İNSAN BEYNİNİ KONTROL EDEBİLİR Mİ?

Uzmanlar Toxoplasma gondii isimli parazitin, insanları risk almaya teşvik edebileceğini söylüyor

Toxoplasma gondii isimli tek hücreli bir parazit, normalde riskten kaçınan bir fareyi cesur bir kemirgene dönüştürüyor ve kedilere av olmasını sağlıyor.

Parazit, beyin manipülasyonu denen bu yöntemle kedilerin bağırsaklarına yerleşip, buradaki uygun koşullarda üreme imkanı buluyor. Hatta bu fareleri yiyen kediler, paraziti insanlara da bulaştırabiliyor.

Peki insanlar da tıpkı fareler gibi parazitin kontrolüne mi giriyor?

Sorunun cevabı biraz karmaşık. Araştırmalara göre paraziti taşıyan kişilerin bazı risklere girme olasılığı diğerlerinden daha fazla. Ancak bunun nasıl mümkün olduğu henüz belli değil.

İnsanların Toxoplasma gondii’ye karşı bağışıklığı bulunmuyor.

Aslında dünya nüfusunun en az üçte birinin bu parazitin neden olduğu toksoplazmoz enfeksiyonuna yakalandığı düşünülüyor. İnsanlar evcil kedilerinin kumunu temizlediklerinde veya sadece az pişmiş etle yeterince yıkanmamış sebzeleri tüketerek bu paraziti kapabiliyor.

Parazitin iş dünyasında alınan kararları nasıl etkilediğini inceleyen strateji ve girişimcilik profesörü Markus Fitza:

“Enfekte olduğunuz anda grip benzeri hafif semptomlarınız olabilir ama çoğumuz farkına varmayız” diyor. 

Live Science’a konuşan Fitza, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“İnsan beyninin esasları, büyük şemada fareninkine epey benzer.”

Kısacası tıpkı enfekte olmuş bir farenin daha maceracı olması gibi, enfekte olmuş bir insanın da risk almaya daha yatkın olduğu düşünülüyor. Örneğin Türkiye’de 370 kişinin, Çekya’da da 600 kişinin incelendiği iki çalışma, Toxoplasma gondii’ye karşı antikor geliştirdiği tespit edilen insanların araba kazası geçirme ihtimalinin arttığını gösteriyor.

Parazitin insanların davranışlarını nasıl etkilediğine dair yeterli veri bulunmasa da iki çalışmaya imza atan bilim insanları, parazitin beyinde bıraktığı kistlerin rol oynayabileceğini söylüyor. Çünkü bu kistlerin, beyinde dopamin üretimini arttırdığı ve dopaminin de insanların ödül ve risk değerlendirmelerini etkilediği biliniyor.

Toksoplazmoz bunun yanında, öfke problemleriyle de bağlantılı.

Chicago Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre IED (Aralıklı Öfke Patlaması) diye bilinen psikiyatrik bozukluktan mustarip kişilerde, toksoplazmoz tanısı olasılığı iki kat daha fazla.

Öte yandan Fitza’nın kendi çalışması, parazitin etkilediği risk eğiliminin iş dünyasında olumlu sonuçlanabileceğini de ortaya koyuyor.

Fitza’ya göre, paraziti taşıyan girişimciler, taşımayanlara kıyasla, yılda ortalama 6 bin dolar fazla kazanma eğilimi gösteriyor.

Fitza ve meslektaşlarının gerçekleştirdiği çalışmanın teorisine göre, Toxoplasma gondii’nin insanların beyinlerini manipule ederek, kendi şirketlerini kurmaktan ve bunun için mevcut işlerini bırakmaktan daha az korkmalarını sağlıyor.

Ancak Toxoplasma gondii’nin insan zihnini kontrol edebileceği bir yol en azından şimdilik bulunmadı. Yani Toksoplazmozdan mustarip kişiler, parazitin emirlerini uygulayan “zombiler” olarak düşünülmemeli.

Ayrıca farelerin aksine insan davranışlarını daha riskli hale gelmesi parazite fayda sağlamıyor. Yine de insanlarda bazı davranış değişikliklerine yol açtığı düşünülürse, kedi kumlarına, ve çiğ etlere ve kirli sebzelere karşı dikkatli olmakta fayda var.

BİLİM İNSANLARINDAN “NASIL BİR KEDİ SAHİBİSİNİZ” TESTİ!

Yeni araştırmaya göre 5 tip var…

Proje, insanların evcil hayvanlarının davranışlarını sürdürülebilir biçimde denetlemesini sağlamayı amaçlıyor?

Birleşik Krallık’taki Exeter Üniversitesi’nden araştırmacılar, kedi sahiplerini 5 kategoriye ayırdı.

Kategoriler arasında:

“vicdanlı bakıcı” ve

“hoşgörülü vasi” gibi isimlendirmeler yer aldı.

Araştırmacılara göre evcil kediler, avlanma ve dolaşma eğilimlerine göre bir spektrumda yer alıyor ve sahiplerinin denetim seviyesi, kedilerin çevreleriyle etkileşimini etkiliyor.

Örneğin bazı kişiler, kedilerinin vahşi eğilimlerini benimseyip, dışarıda dolaşmalarına ve avlanmalarına izin verirken, bazıları ise tüylü arkadaşlarını evde ve gözetim altında tutmayı tercih ediyor. Kedi sahipleri işte bu tercihlerine göre gruplara ayrılıyor.

Exeter Üniversitesi ekibi, söz konusu kategorileri “Kediler, Kedi Sahipleri ve Yaban Hayatı” isimli araştırma projesi kapsamında oluşturdu.

Projenin nihai amacı, insanların evcil hayvanlarının davranışlarını sürdürülebilir biçimde denetlemesini sağlamak ve hem kedi sahiplerini hem de çevrecilerle kuş korumacılarını memnun edecek uygulamaları belirlemek.

ARAŞTIRMACILARIN ORTAYA KOYDUĞU 5 KEDİ SAHİBİ TİPİ:

Kedilerin güvenliğine odaklanan kaygılı koruyucular

Kedinin bağımsızlığına öncelik veren ve kısıtlamalara karşı çıkan özgürlük savunucuları

Kedinin dış mekana erişiminin önemli olduğuna inanan ama avlanmalarını sevmeyen hoşgörülü vasiler

Kedilerin yaban hayatı üzerindeki etkisinden endişe duyan ve sorumluluk hisseden vicdanlı bakıcılar

Dolaşma ve avlanma davranışlarıyla ilgili sorunları önemsemeyen ve hayvanın sadece mülkiyet haklarını korumayı amaçlayan ev sahipleri

Araştırmacılar ayrıca, kedi sahiplerinin bu kategorilerden hangisine ait olduğunu belirleyebilmek için 17 soruyu yanıtladığı bir “QUİZ ” de geliştirdi.

Exeter Coğrafya ve Çevre Bilimleri Merkezi’nden antrozoolog Sarah Crowley, kategorileri oluşturma nedenlerini ise şöyle açıkladı:

“Bu araştırmanın insanları hangi kategoriye girdiklerini düşünmesi ve hem kendilerine hem de yaban hayatına yönelik sorumlulukları hakkında arkadaşları ve aileleriyle sohbet etmesi için teşvik edeceğini düşünüyoruz.”

İLGİLİ HABER


Independent Türkçe, Livescience, Discover Magazine

Independent Türkçe, Phys.org

Derleyen: Yasin Sofuoğlu

Independent Türkçe, Science Alert, Northwestern Üniversitesi

Derleyen: Çağla Üren

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top