BİLİM & TEKNOLOJİ

KÖPEKLER İLK KEZ NE ZAMAN VE NEREDE EVCİLLEŞTİRİLDİ

Bilim insanları araştırmada, dünyanın birçok yerinden, bazıları 10 bin yıl öncesine dayanan 200’den fazla köpeğin mitokondriyal DNA’sını (fosillerde genomun çoğunu kodlayan nükleer DNA’dan daha fazla bulunan kısa diziler -ed.n.) analiz etti.

Köpekler insan yılıyla gerçekten kaç yaşında?

Yeni çalışma, köpeklerin sadece altı aylıkken ergenliğe girdiğini ortaya koydu!

Köpeklerin iki yaşındayken 25 yaşında bir insanla aynı olgunluğa eriştiği, yedi yaşındayken ise artık yaşlı bir birey olduğu ortaya kondu.

“BİR KÖPEK YILININ YEDİ İNSAN YILINA EŞİT OLDUĞU YARGISI YANLIŞ”

Frontiers in Veterinary Science dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma:

Bir köpeğin sadece altı aylıkken  ergenliğe girdiğini,  iki yaşındayken tam teşekküllü bir yetişkin olduğunu, yedi yaşında ise artık yaşlı olarak kabul edilmesi gerektiğini ortaya koydu.  

 Dogs Trust’ta araştırma yöneticisi ve Nottingham Üniversitesi’nde akademisyen olan Dr. Naomi Harvey, köpeklerin insanlardan yedi kat daha kısa yaşamalarının, yedi kat daha hızlı yaşlandıkları anlamına gelmediğini ifade ederek:

 “Köpekler bizden daha hızlı olgunlaşıyor. Bir yaşındaki köpeklerin çoğu tam boylarına ulaşmış olur, bu yüzden kesinlikle yedi yaşındaki bir çocuğa eşdeğer değiller.” 

Dr. Harvey, yaptığı çalışma kapsamında bir köpeğin ne zaman yavru, yetişkin veya yaşlı kabul edileceğini belirlemeye çalıştı.

2 yaşındayken 25 yaşındaki bir insanın olgunluğuna sahip oluyorlar

Araştırmanın bulguları, bir yaşındaki bir köpeğin ergenliği yeni bitiren bir genç olduğunu ve 15 yaşındaki bir insana benzer özellikleri olduğunu gösterdi.

Ancak, sadece 12 ay sonra, iki yaşındaki köpeklerin 25 yaşındaki bir insanla aynı olgunlağa ulaştığı görüldü.

Harvey, köpeklerin yedi yaşında yaşlılık dönemine girdiklerini ve 12 yaş ve üzerinde geriatrik (yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen bilim dalı) olarak kabul edildiğini keşfetti. 

Diğer taraftan, çalışma, yaşlanmanın çeşitli davranışsal ve bilişsel özelliklerle de ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Örneğin, bir köpeğin beyni 7 yaşına kadar gelişmeye devam ediyor, ancak bu noktadan sonra dikkati azalmaya başlıyor. 12 yaşındaki geriatrik köpekler ise vücut ağrıları yaşıyor ve bunama hastalarına benzer şekilde hafıza sorunları yaşayabiliyor.

Tüm cinslerde benzer gelişiyor

Harvey:

“Bu hesaplama tüm köpek ırkları için de geçerli değil. Evcil köpekler ortalama olarak 12 yaşına kadar yaşıyor, ancak yaşam süresi cinse göre değişiyor. Örneğin, Danua cinsi köpekler ortalama altı yıl yaşıyor.”

Harvey’e göre bazı köpek cinsleri ve sağlıkları diğer ırklara göre daha çabuk bozulsa da  beyin ve davranış gelişimi tüm köpeklerde paralel zamanlara denk geliyor.

Harvey:

 “Bazı köpeklerin vücutları henüz gençken sağlık sorunlarından etkilenebilirken, kısa ömürlü ırkların kelimenin tam anlamıyla yaşlandığına dair hiçbir kanıt yok, çünkü davranışsal olarak diğer köpeklerle aynı yörüngeyi izliyor gibi görünüyorlar. Başka bir deyişle, kısa ömürlü köpek ırkları daha hızlı yaşlanmıyor, sadece daha genç ölüyorlar.”

KEDİLER VE KÖPEKLER NEDEN BİR ANDA KOŞMAYA BAŞLIYOR?

Kedilerin ve köpeklerin neden bir anda koşturmaya başladığını açıklayan uzmanlar, bilimsel adı heyecanlı rastgele aktivite periyotları (frenetic random activity periods) olan bu enerji patlamalarının gayet doğal olduğunu söyledi.

Uzmanlar, kedilerin ve köpeklerin neden birden bire koşturmaya başladıklarını açıkladı. Belirtilenlere göre, bilimdel adı heyecanlı rastgele aktivite periyotları olan bu enerji patlamaları gayet doğal.

KÖPEKLERİ TETİKLEYEN FAKTÖRLER

Bu davranış hakkında konuşan Amerikan Veteriner Hekimleri Birliği’nin başkanı Jose Arce:

“Hayvanlar sadece eğleniyor..

İnsanlar bu davranışın sebepsiz ortaya çıktığını düşünse de köpekleri tetikleyen birkaç yaygın faktör olduğunu belirtmeliyim..

Bunlardan biri, köpeğin kapalı alanda tutulması. Bunun ardından serbest bırakılan köpek, biriktirdiği enerjiyi atmak için etrafta koşturabiliyor. Banyo yapınca da heyecanlanan bu canlılar, daha sonra enerji patlaması yaşayabiliyor.”

KEDİLER İÇİN FARKLI TETİKLEYİCİLER VAR

Kediler için farklı tetikleyiciler mevcut.

Köpekler gün içinde herhangi bir vakitte bu davranışı sergilese de kedilerin enerji patlamalarını alacakaranlık ve şafak vakitlerinde yaşama ihtimali daha yüksek. Çünkü bu saatler kedilerin en aktif olduğu zamanlar.

Kediler ayrıca kendilerini temizledikten ya da tuvaletlerini yaptıktan sonra da enerji patlaması yaşayabiliyorlar.

Kedilerini genellikle kuru mamayla beslediğini söyleyen Arce, yaş mama verdiğinde hayvanların birbiriyle yarıştığını söyledi:

“Gerçekten mutlu oluyor ve heyecanlanıyorlar. Evin içinde bir aşağı bir yukarı koşup kanepeye atlıyorlar.”

KEDİLER VE KÖPEKLER ARASINDAKİ FARKLAR

Kedilerin bu davranışı köpeklere göre daha kısa sürüyor.

Arce bu konuda köpekler arasında da fark olduğunu, Avustralya çoban köpeği gibi atletik ve sinirli hayvanların sakin cinslere göre enerji patlamalarını daha sık yaşayabileceğini söyledi.

YABAN HAYATINDA DA ENERJİ PATLAMALARI OLUYOR

Yaban hayatında dağ gelinciklerinden fillere kadar pek çok hayvanda da bu davranışlar görülüyor.

2020’de hakemli bilim dergisi Journal of the American Association for Laboratory Animal Scence’de yayımlanan bir araştırma, tavşanlarda bu davranışın heyecanın bir belirtisi olduğunu ortaya koymuştu.

Bu canlılar enerji patlamalarında koşabiliyor, başını ya da gövdesini kıvırabiliyor veya havada zıplayabiliyor.

Enerji patlamalarının tamamen doğal olduğunu söyleyen Arce, bazı evcil hayvan sahiplerinin bu davranışı yanlış yorumlayıp canlıların stres altında ya da hasta olduğunu düşündüğünü ifade etti.

Bazı kişiler, hayvanların koşturmasını obsesif kompulsif bozukluk (OKB) olarak görüyor. Bu hastalıktan mustarip köpekler kuyruklarını kovalayabiliyor veya gölgeleri takip edebiliyor. Ancak etrafta koşuşturma bir OKB belirtisi değil.

Arce, evcil hayvanlarında OKB’den şüphelenen kişilerin veterinere danışması gerektiğinin altını çizdi.

KÖPEKLER İLK KEZ NE ZAMAN VE NEREDE EVCİLLEŞTİRİLDİ?

“KÖPEKLERİN HİKAYESİNİN İNSANLARINKİYLE BU KADAR UYUŞTUĞUNU GÖRMEK HARİKA”

“kadim insanlarla köpeklerin arkeolojik ve genetik kayıtları incelendi”

Bilim insanlarının yaptığı yeni araştırma, insanların köpekleri 23 bin yıl önce Sibirya’da evcilleştirmeye başladığını ve 15 bin yıl önce Amerika kıtasına giden ilk kişilerin bu canlıları yanlarında götürdüğünü ortaya koydu.

Birleşik Krallık’taki Durham Üniversitesi’nden Arkeolog Angela Perri’nin yönettiği araştırma ekibi, kadim insanlarla köpeklerin arkeolojik ve genetik kayıtlarını inceledi.

Dr. Perri:

“Köpek evcilleştirmeye dair araştırmalarda ne zaman ve nerede soruları uzun zamandır soruluyor. Ancak nasıl ve neden soruları sık sık göz ardı edildi..

Sibirya’da gerçekleşen köpek evcilleştirme, insan ve köpek ilişkisinin kökenleri hakkında her zaman sahip olduğumuz birçok soruyu yanıtlıyor. Arkeoloji, genetik ve zamana ait bulmaca parçalarını bir araya getirerek köpeklerin Sibirya’da evcilleştirildiği, oradan Amerika’ya ve dünyanın dört bir köşesine dağıldığı çok daha net bir resim görüyoruz..

Araştırma makalesinde imzası bulunanlardan, Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nden Genetikçi Laurent Frantz:

“Kesin olarak bildiğimiz tek şey evcilleştirmenin Amerika’da gerçekleşmediğiydi. Kadim köpeklerin genetik imzalarından, şimdi insanlar Amerika’ya göç etmeden önce köpeklerin Sibirya’da bir yerlerde bulunmuş olmaları gerektiğini biliyoruz.”

Bilim insanları araştırmada, dünyanın birçok yerinden, bazıları 10 bin yıl öncesine dayanan 200’den fazla köpeğin mitokondriyal DNA’sını (fosillerde genomun çoğunu kodlayan nükleer DNA’dan daha fazla bulunan kısa diziler -ed.n.) analiz etti.

Bulgular, bütün kadim Amerikan köpeklerinin A2b adlı genetik imzayı taşıdığını ve Kuzey Amerika’nın farklı bölgelerine yerleşirken 4 gruba bölündüğünü gösterdi.

Araştırma ekibi, bu bölünmelerin zamanlaması ve konumunun kadim Amerikan yerlilerinkiyle fazlasıyla benzediğini keşfetti. Bunlar, Sibirya’da yaklaşık 21 bin yıl önce ortaya çıkan ve bilim insanlarının Ata Amerikan Yerlileri diye adlandırdığı grubun torunları.

Phys.org’un aktardığına göre, ekip, bu insanların Amerika’ya 15 bin yıl önce geldiklerinde yanlarında köpek getirdiği sonucuna vardı. Araştırmaya devam eden ekip, A2b’yi taşıyan köpeklerin yaklaşık 23 bin yıl önce Sibirya’da yaşayan bir köpek soyundan geldiğini tespit etti.

Araştırmada yer alan, Oxford Üniversitesi’nden Profesör Greger Larson:

“Daha önce birçok araştırmacı, köpeklerin Avrasya’da, Avrupa’da veya Çin’de evcilleştirildiğini öne sürdü..

Kadim insanlar ve köpeklerden elde edilen birleşik kanıtlar, köpeklerin evcilleştirilmenin başladığı muhtemel bölge olarak Sibirya ve Kuzeydoğu Asya’ya işaret ediyor.”

Bilim insanları:

*23 bin ila 19 bin yıl önceki Son Buzul Maksimum sırasında Beringiya diye bilinen Kanada ve Rusya arasındaki kara ve deniz alanıyla Sibirya’nın çoğu bölgesi aşırı soğuk, kuru ve büyük ölçüde buzsuz..

Bu döneme yol açan ve devam eden sert iklim koşulları, aynı ava ilgisi göz önüne alındığında insan ve kurt popülasyonlarının yakınlaşmasını sağlayabilir..

İsanların kamp alanlarına gelen kurtların avlarını onlarla yemesiyle artan etkileşim, en nihayetinde köpeklerin evcilleştirilmesine yol açan türler arası bir ilişki başlatmış olabilir.

Araştırmanın ortak yazarlarından, Southern Methodist Üniversitesi’nden Arkeolog Davit Meltzer :

“İlk Amerikalıların, çok keskin avcılık becerilerine, taşla diğer gerekli malzemeleri bulmak için jeolojik bilgi birikiminine sahip ve yeni zorluklara hazır olması gerektiğini uzun zamandır biliyoruz. Bu tamamen yeni dünyaya girerken insanlara eşlik eden köpekler, onların taşıdığı taş aletler kadar kültürel repertuarlarının bir parçası olabilir.”

ARAŞTIRMAYA İSVEÇ’TEN İTİRAZ GELDİ

Ancak İsveç’teki Kraliyet Teknoloji Enstitüsü’nden, köpeklerin Güneydoğu Asya’da evcilleştirildiği savunan Genetikçi Peter Savolainen ise bu araştırmaya katılmıyor.

Savolainen:

“Ekibin Amerika kıtasına özgü olduğunu iddia ettiği A2b imzasının dünyanın başka yerlerinde de bulunduğunu söylemeliyim..

Bu durum genetik analizi geçersiz kılar ve yeni araştırma köpeklerin evcilleştirilmesi hakkında hiçbir şey söyleyemez.”

ABD’deki Kansas Üniversitesi’nden Antropolojik Genetikçi Jennifer Raff:

“Bu araştırmayı sevdim. Köpeklerin hikayesinin insanlarınkiyle bu kadar uyuştuğunu görmek harika” dedi. Araştırmanın temelinin doğru olduğunu söyleyen Raff, mitokondriyal DNA’nın bir hayvanın genomunun küçük bölümünü gösterdiğini belirtti. “Nükleer DNA olmadan resmin tamamını dolduramazsın.”

YENİ ARAŞTIRMAYA GÖRE İNSANLAR, KÖPEKLERLE İLİŞKİSİNİ KADINLARA BORÇLU

“İnsanlar, kadınlarla özel bir ilişki kuran köpeklere insanmış gibi davranıyordu. Bu köpeklerin aile hayatına dahil edilmesi daha muhtemeldi, sevgi görüyorlardı ve genellikle insanlar onlara daha fazla saygı duyuyordu”

Bulgulara göre insanın yakın dostu, aslında kadınların dostuydu (Unsplash) / cafemedyam

ABD’li antropologların bulgularına göre insanların köpeklerle ilişkisini kadınlar şekillendirdi.

Washington Eyalet Üniversitesi’nden araştırmacılar, insanlar ve köpekler arasında iki tarafa da yarar sağlayan ilişkinin gelişmesinde rol oynayan faktörleri ortaya çıkardı.

Bu faktörler arasında sıcaklık, avlanma ve kadınlar yer alıyor.

Journal of Ethnobiology isimli akademik dergide yayımlanan araştırmanın yazarlarından Jaime Chambers:

“Köpeklerin kadınlarla ilişkisinin, köpek-insan bağı üzerinde erkeklerle ilişkisinden daha etkili olduğunu keşfettik..

İnsanlar, kadınlarla özel bir ilişki kuran köpeklere insanmış gibi davranıyordu. Bu köpeklerin aile hayatına dahil edilmesi daha muhtemeldi, sevgi görüyorlardı ve genellikle insanlar onlara daha fazla saygı duyuyordu.”

Araştırmacılar, Human Relations Area Files (İnsan İlişkileri Alanı Dosyaları) isimli veritabanındaki hacimli belge koleksiyonunu inceledi ve binlerce belgede köpeklerden söz edildiğini gördü.

Dünyanın dört bir yanından 844 etnografın yazdığı 114 farklı geleneksel kültüre ait belgeleri inceleyen araştırmacılar, bu kültürleri incelemenin insan-köpek ilişkisinin gelişimine dair fikir verdiğini belirtti.

Araştırmacılar böylece, köpeklerin insanlara, insanların da köpeklere faydasını gösteren belirli örnekleri kaydetti. Ortaya çıkan modele göre, kadınlar köpeklerle daha fazla ilgilendiğinde, köpeklerin kişilikleri gelişmiş ve insanların köpeklere faydası da artmıştı.

İnsan-köpek ilişkisini etkileyen bir diğer faktörün de çevre olduğu görüldü.

Zira iklim ne kadar sıcaksa köpeklerin insanlara sağladığı fayda da azalma eğilimi gösteriyordu.

Makalenin yazarlarından, antropoloji profesörü Robert Quinlan:

“Köpeklerin vücut ısısı insanlardan daha yüksektir ve biraz egzersiz bile sıcak bir günde vücutlarının aşırı ısınmasına neden olabilir. Bu nedenle daha sıcak ortamlarda insanlara daha az fayda sağladıklarını gördük.”

Araştırmacılar, makalede bahsedilen bir diğer faktörün, yani avcılığın da köpek-insan bağını güçlendirdiğini tespit etti. Bulgulara göre köpeklerle insanların birlikte avlandığı kültürlerde hayvanlar, insan partnerleri tarafından daha fazla değer görüyordu.

Söz konusu bulgular, insanların yetiştirmek için kasıtlı olarak kurt yavrularını seçtiğini iddia eden eski teoriden ziyade, köpeklerin ve insanların birbirini seçtiğini gösteren kanıtlar ortaya koydu.

Chambers, her iki durumda da köpeklerin bu ilişkiden fayda gördüğünü söyledi:

“Köpekler insanların olduğu her yerde. Köpeklerin bir tür olarak başarılı olduğunu görmek için şuna bakabiliriz: Onlardan çok var. Demek ki gelişebilmişler. Bize bağlandılar ve dünyanın her yerinde bizi takip ettiler. Çok başarılı bir ilişki kurduk.”

TARİH ÖNCESİ KÖPEK GENOMLARI TÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİNE VE İNSANLARLA İLİŞKİSİNE IŞIK TUTTU

Yeni araştırma 5 ana köpek soyunun 11 bin yıl önce çoktan çeşitlendiğini ve dünya genelinde yayıldığını ortaya koyuyor

İnsanların köpeklerle geçmişi hayli uzun ve karmaşık (Unsplash) / cafemedyam

Köpekler ve insanlar çok uzun süredir bir arada yaşıyor. Dolayısıyla iki memeli arasındaki ilişkinin başladığı tarihi çözmek zor bir iş.

Fakat 11 bin yıl öncesine dayanan eski köpeklerin genom dizilerini inceleyen yeni araştırma, türlerin tarihine ve “insanın en iyi arkadaşının” mühendisliğinde yine insanın oynadığı role daha fazla ışık tutuyor.

Francis Crick Enstitüsü’nün doktora sonrası araştırmacılarından Anders Bergström liderliğindeki bir çalışma ekibi Avrupa ve Asya’dan 27 eski köpek genomunu sıraladı.

Bilim insanları, en az 5 ana köpek soyunun 11 bin yıl önce çoktan çeşitlendiğini ve dünya geneline yayıldığını buldu. Bu “paleolitik çağda önemli bir genetik tarihe” işaret ediyor.

Dr. Bergström araştırmayla ilgili şu ifadeleri kullandı:

“Köpek, evcilleştirilen en eski hayvan ve insanlarla çok uzun süreli bir ilişkisi bulunuyor. Bu nedenle köpeklerin tarihini anlamak bize sadece onların tarihini değil, aynı zamanda kendi tarihimizi de öğretir.”

Önceki araştırmalar köpeklerin büyük olasılıkla 20 bin ile 40 bin yıl önce tek bir konumda kurtlardan evrimleştiğini düşünüyordu fakat genetik materyal eksikliği, bölünmenin zamanını ve yerini saptamayı zorlaştırıyordu.

Araştırmacılar, bugüne kadar, analiz için uygun, yaşı birkaç bin yıldan fazla olan ve bütün halde keşfedilen çok az köpek ve kurt genomu bulunduğunu söyledi.

“Köpekler ve insanlar arasındaki ayrılmaz bağın çok eski olduğu iyi bilinse de kökeni (nerede ve ne zaman başladığı) tarihin örtüsü altında kalmaya devam ediyor..

Sonuç olarak tarih öncesi köpeklerin nüfus tarihi ve insanlarla ilişkisine dair çok az şey biliniyor.”

Fakat yeni sıralanmış antik genomlarla diğer eski ve modern köpek genomlarını karşılaştıran yeni analizde tüm köpeklerin günümüzdeki kurtlardan ayrı, ortak bir ataya sahip olduğu belirlendi.

Orijinal eski köpeklerin kurtlardan ayrılışından bu yana kurtlardan köpeklere sınırlı gen akışı olduğu fakat köpeklerden kurda bunun önemli miktarda gerçekleştiği tespit edildi.

Bilim insanlar eski köpek genomlarını benzer zaman dilimlerinden eski insan genomu verileriyle de karşılaştırdı. Bu, köpek popülasyonu geçmişinin muhtemelen insan gruplarının yanında yaptığı göçleri ve popülasyon geçmişlerinin birbiriyle uyuşmadığı durumlar hakkında örnekleri ortaya çıkardı.

Araştırmacılar tüm bulguların birlikte “köpeklerin insanlarla paylaştığı karmaşık ortak geçmişi vurguladığını” söyledi ve kendi araştırmalarının 2016 ve 2018 tarihli iki çalışma üzerine kurulduğunu aktardı.

2016 tarihli çalışma, Batı Avrasya ve Doğu Asya’daki köpekler arasında “derin bir ayrım” olduğunu ortaya çıkarırken 2018’deki araştırma Kuzey Amerika’nın ilk köpeklerinin insanların yanında geldiğini ve buradaki kurtlardan evcilleştirilmediğini, bunun yerine Sibirya kızak köpeğinin eski bir türünden türediğini gösteriyordu.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe için çeviren: Noyan Öztürk / Harry Cockburn 

Independent Türkçe, Eurekalert

Derleyen: Çağla Üren

Araştırma bulguları saygın bilim dergisi PNAS’ta yayımlandı.

Independent Türkçe, Phys.org, ScienceMag

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top