GENEL

CEM SULTAN

Cem Sultan’ın elemli hayatı

Düşmanının bile yüreğini burkan bir sürgün

Avrupa sürgününde diyar diyar dolaştırılan Cem Sultan’ın elemli hayatı düşmanlarının dahi yüreğini burkuyordu

*PAPA INNOCENT, temsilcileriyle Fransa’da bulunan Cem’i Roma’ya getirtmeye çalışıyordu. Papa, Osmanlı şehzadesini Doğu’daki Osmanlı tehdidine karşı önemli bir koz olarak kabul ediyordu. 

MISIR SULTAN’I KAYITBAY’IN temsilcileri türlü hediyelerle Kral Charles’i etkileyerek Cem’i Floransa’ya geçirtmeye çalışıyordu. Kuzey’indeki Osmanlı tehdidine karşı Cem’i önemli bir avantaj olarak görüyordu. 

ROMANİSLER KRALI MAXİMİLİEN çeşitli yollarla Cem’i ele geçirmeyi arzuluyordu. Bu sayede Osmanlı’yı Fransızlara karşı kullanabilmeyi umuyordu.

MACAR KRALI MATYAS KORVEN ülkesindeki Osmanlı işgalini durdurabilmek için Cem’i önemli bir fırsat olarak düşünüyordu.

Korven büyük bir ordu ile Osmanlı’nın üzerine yürümeyi ve bu ordunun komutasının Cem’de olmasını hayal ediyordu.

NAPOLİ KRALI FERRAND, Gedik Ahmet Paşa’nın Otaronto’da yaptıklarını henüz unutabilmiş değildi ve Ferrand’a göre benzeri bir harekâtta tüm İtalyan yarımadasının muhafazası için Cem Sultan Tanrının bir lütfuydu.

Görsel: Pinterest/cafemedyam

Krallar ve Papa adeta bir açık artırma ile Cem Sultan’ı ele geçirmeye çalışıyordu.

Sonunda en yüksek teklifi veren Papa Dördüncü Innocent, Cem Sultan’a sahip olacaktı.
 

papa innocent.jpg
Papa IV. Innocent/cafemedyam


Fransa, sonraları büyük bir hata yaptığını anlayacak ve Cem’i geri alabilmek için tüm Roma’yı işgal edecekti. 

Yurdundan mahrum edilmiş Cem, diyar diyar dolaştırıldıktan sonra Papa’nın Sarayına getirildi.
 

Cem Sultan  2.jpg
Cem Sultan/cafemedyam


Cem’e adeta gardiyanlık yapan Rodos Şövalyeleri, Şehzade’nin Papa’nın huzurunda eğilerek ayağını öpmesini, en azından dizlerine kapanmasını ısrarla isteyince Cem Sultan kendilerine şu cevabı verecekti; 

“Papa’dan mağrifet umarlarmış, ben mağrifeti Allahu ta’âlâdan umarım; bu husûsda Papa’ya hiç ihtiyacım yokdur, ölüme razı olurum dinime ihanet zarar olacak iş işlemem ama ben aranıza bir and ile gelmiş bulunan bir garibim bunca zamandır beni zulum ile hapsettiniz. Seni Papa davet eyledi diye beni buraya getirdiniz nice bilirseniz öyle edin.”

(Haydar Bey – Vâkıât-ı Sultân Cem)


Taht ve saltanat hırsıyla ağabeyi Beyazid’e bayrak açan ve bu yolda Papa’nın eline kadar düşen Cem Sultan, yaptığı hataların artık farkındaydı.

Belki de isyanın başından beri sahip olmadığı kadar büyük bir ordu emrine verilerek ağabeyine karşı yürümesi istendiğinde Cem Sultan şu cevabı verecekti;

“Şimdi ben sizün re’yünüz üzere Üngürûse varıcak anın ‘askeriyle ehl-i islâm üzerine varmak lâzım gelir anlarun üzerine bu vech ile varıcak ol yerün ‘ulemâsı benüm küfrüme hüküm ederler ben hod dînimi cihân saltanatına vermezim.”

(Haydar Bey – Vâkıât-ı Sultân Cem)


Cem Sultan, bu sözleriyle bu ordunun başına geçmenin dinden çıkmak anlamına geleceğini ve ulemanın da kendisi hakkında benzer bir fetvayı vermekten çekinmeyeceğini dile getiriyordu. 

Peki, Fatih Sultan Mehmet Han’ın gözbebeği olan ve varisi olarak gösterdiği şehzadesi Cem, nasıl olmuştu da bu bedbaht hale düşmüştü? 


Cem’in sergüzeşti

Cem Sultan, İstanbul’un fethinden yaklaşık 6 yıl sonra dünyaya gelmişti. Ayas Paşa, Gedik Ahmet Paşa ve Aştıoğlu Yakup Paşa gibi önemli devlet adamları Cem’in eğitiminden sorumlu tutulmuştu. 

Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’dan ayrıldığı zaman tahtına vekil olarak Cem Sultan’ı bırakıyor ve genç şehzadesi ile yakından alakadar oluyordu. 

Fatih’in büyük oğlu Şehzade Mustafa’nın hayatını kaybetmesi üzerine Cem, Karaman Vilayetine sancağa gönderildi.

Bu vilayet daha önce Selçuklulara başkentlik yapan Konya’yı da içine alıyordu ki Cem’in bu görevi devlet terbiyesini pekiştiren bir tecrübe oldu. 

Fatih Sultan Mehmet’in ölümü sonrası iki kardeş arasında fitne ateşini yakacak gelişmeyi ünlü tarihçimiz İsmail Hakkı Uzunçarşılı şöyle anlatmaktadır:

“Fatih ölür ölmez Vezir-i âzam Mehmed Paşa ekseriyete uyarak bir taraftan Kelek Mustafa adında bir çavuşu, büyük Şehzâde Bayezid’i davet için Amasya’ya yollarken diğer taraftan da kendi adamlarından birini Cem Sultan’a gönderip yolu uzak olan Bayezid gelmeden evvel onu İstanbul’a davet ile bir emr-i vaki yapmak istemişti; fakat Cem’e bu gizli mektubu götüren şahsı Anadolu Beylerbeği Sinan Paşa yakalayarak öldürdü;

Bunu, Bayezid’in gelmesini bekleyen yeniçeriler duyunca ayaklanarak vezir-i ‘azamı öldürdükleri gibi bazı evleri de yağmaladılar; bu anarşinin önünü almak için Bayezid gelinceye kadar büyük babasının yanında bulunmakta olan Bayezid’in büyük oğlu Korkud babasına vekâleten tahta geçirildiyse de söz ayağa düştüğünden Bayezid’in gelmesine kadar âsayiş yerine gelmedi; bununla beraber vezir İshak Paşa bir dereceye kadar fenalığı önlemeğe muvaffak oldu.”


Elbette Cem’in isyanının tek gerekçesi, sabık veziriazamın bu hamlesi değildi. Fatih Sultan Mehmet’in taht için Cem Sultan’ı işaret etmesi de Cem’in kıyamındaki önemli etkenlerden birisiydi;

“Ve oğlum şâhzâdem edâmallahu ömrühu hüküm yazılmak lazım geldikte böyle yazıla: Ferzend-i ercümend-i es’ad ü emced ‘vâris-i mülk-i Süleymânî nûr-ı hadaka-i sultanî’ rüûsü’s selâtîn sâhibü’l-ızzü vet-temkin mahz-ı lutfullahi’l-kirâm oğlum Sultan Cem edam Allahu bekah yazıla.”


Cem Sultan, tahtı elinde bulunduran ağabeyi İkinci Beyazid’i askeri anlamda yenemeyeceğini biliyordu. Bu sebeple askeri bir çarpışmadan evvel bir teklifte bulundu.

Buna göre ülkeyi ikiye ayırmasını Anadolu’yu kendisinin Rumeli’yi ise ağabeyinin idare etmesini talep etti; ancak bu teklif karşılık bulmadı. 

İki kardeş Yenişehir’de çarpıştıklarında Cem Sultan hayatını zor kurtarmış ve Karaman’a doğru kaçmıştı.

Yolda şehzadenin tüm malı, hatta üzerindeki elbisesi dahi yağma edilmişti. Anadolu’da artık tutunamayacağını anlayan Cem Sultan, ailesini de yanına alarak Mısır’a doğru göçtü. 

Memluk Sultanı Kayıtbay, en büyük düşmanı Osmanlı’nın şehzadesi Cem’i sarayında ağırlamaktan son derece memnun oldu. Cem, Mısır’da bulunduğu sırada Mekke’ye giderek Hac vazifesini de yerine getirdi.  

Sonraki aylarda küçük çaplı bir askeri harekât teşebbüsünde bulunmuşsa da Osmanlı ordusu tarafından mağlup edilmişti.

Karaman Beyi Kasım Bey, Cem Sultan’ı Rumeli’ye geçerek mücadelesini orada sürdürmesi konusunda ikna etti. 

Bu geçiş için Cem Sultan’a destek verecek en uygun güç Rodos Şövalyeleriydi. Cem Sultan bu fikre sıcak yaklaştı; ama belki de hayatının en büyük hatası olacaktı. 

Cem Sultan, sevinç gösterileri arasında Rodos’a getirildi ve Şövalyelerin Üstadı Pierre d’Aubusson tarafından ağırlandı.
 

Pierre d’Aubusson.jpg
Pierre d’Aubusson/cafemedyam


Cem, Rumeli’ye geçmek için misafir edildiğini düşünürken aslında o çoktan esir düşmüştü. 

d’Aubusson, Cem Sultan’ın sergüzeştine üzülüyor gibi görünüp ona elinden gelen desteği vereceğini söylese de Papa’ya yazdığı mektupta Cem Sultan’ın Rodos Şövalyelerinin eline düşmesini şöyle anlatıyordu:

“Şimdi Mehmed’in menfur ırkını mahvetmek artık Hristiyanların elindedir. Şehzâde Cem’e asker verilecek olursa taraftarları kuvvet bulacaklardır. Cesaretten mahrum olan kardeşi bundan son derece korkacaktır. Kardeşinin maiyetinde o derece mükemmel serdarlar yoktur..

İçlerinde en mükemmeli, Otranto fatihi Gedik Ahmed Paşa’dır; o da kendisine karşı hareket etmek için münasip bir fırsat bekliyor. Hatta Sultan Cem’e bu yolda bir mektup yazmış, talihinden meyus olmamasını, bil’akis şimdilik ahvale tâbi olmasını tavsiye etmiş..”

(Ahmet Refik Altınay – Sultan Cem / Geçmiş Asırlarda Osmanlı Hayatı)


Rumeli’ye geçmek için Rodos’a gelen Cem Sultan, ikna faaliyetleri sonucu Fransa’ya gitmeye razı edildi.  

Üstat d’Aubusson, Cem’in tahta geçme ihtimalini de yabana atmamış ve onunla bir antlaşma imzalayarak Osmanlı üzerinde birçok hak elde etmeyi ummuştu;

“Rodos’un büyük hâkiminin, memleketlerimdeki Hıristiyanlardan her sene kadın erkek iki cinsten istediği yaşta üç yüzer kişi alıp Şövalyeliğin adalarında kendi takdir ettiği şekilde kullanmasını kabul ediyorum..

Ve Rodos hâkiminin benim için yaptığı ve yapmakta olduğu her türlü masrafın bedeli olarak 1500 altın ekünün karşılığını ödeyeceğim. Ayrıca Osmanlı padişahlarının Rodos Şövalyelerinden aldıkları bütün adaları, toprakları ve kaleleri geri vereceğime ant içerek yemin ederim..

Bunun kendi rızam olduğunu göstermesi için bu taaahhütnâmeyi kendi elimle imzaladım ve kendi mührümle mühürledim.”

(İsmail Hikmet Ertaylan – Sultan Cem)


Avrupa sürgününde diyar diyar dolaştırılan Cem Sultan’ın elemli hayatı düşmanlarının dahi yüreğini burkuyordu.

Savoie Dükü I. Charles, Rodosluların bu alçaltıcı tavrına dayanamayarak Cem Sultanı hürriyetine kavuşturmaya teşebbüs etmişse de başarılı olamamıştı. 


Cem Sultan ve Helen’in aşkı

Cem Sultan’ın bu mihnetle dolu sürgününde yaşanan en güzel hadiselerden birisi Sassenage şatosunun beyi Baron Jacques’ın kızı Helen’e âşık olmasıydı.

Helen, güzelliği ile dillere destan olmuştu ve o da Cem’e aynı duyguları beslemişti. Bu aşk Vâkıât-ı Sultân Cem’de şöyle anlatılacaktı;

“Sultân Cemi Sasunaja nâm bir hisara getürdiler andan ol hisâr beginün bir mahbube Lâ-nazîre kızı var idi merhûm ile mu’âşaka vâkı’ olub…”


Cem’in Fransa ve İtalya’da neredeyse götürülüp esir tutulmadığı şehir yoktu. Hatta onun adını taşıyan bir şato bile yapılıp orada esir tutuldu.

Devrin büyük şairlerinden birisi olan Cem, bedbaht durumunu şu dizelerle anlatacaktı;

“Tac u kabayı terk edüp uryân olayım bir zaman 
Gurbette seyran eyleyüp mihmân olayım bir zaman.”


Düşmanı olan ağabeyi Beyazid’den imdat istiyor

Cem’in artık dayanacak gücü yoktu. Tutsaklık ve hileler onu canından bezdirmişti. Kendisini öldürtmek için Papa ve Krallara büyük hazineler teklif eden ağabeyi Beyazid’e mektup yazarak kendisini küffar diyarından kurtarmasını isteyecekti. 

Cem mektubunda şu sözleri söyleyecekti; 

“İmdi malûm ola ki Vallahilazim ve Billahilkerim benim bu diyarda eğlenmeğe bir dem ve saat rızam yoktur..


Sizlerin gibi padişaların adl ve insafına ne layık ise ona göre amel idüp bari bu hususta benim rızam üzere olup elbette beni huzur-ı şerifinize yetiştirmek her ne vecihle mümkin ise öyle edesiniz.”

(Uzunçarşılı – Cem Sultan’a Dair Beş Orijinal Vesika)


Cem Sultan’ın çektiği tüm acılar yetmezmiş gibi Papa onu Hıristiyanlığa davet eder. Eğer bu teklifi kabul ederse Mısır’daki oğlunu Roma’ya getirip kardinal yapacağını vadeder.

Cem, bu teklife şöyle cevap verir; 

“Ben sizden Mısır yolın isterdüm siz bana bâtıl yol mı gösterürsiz bilürsiz hôd her kişiye kendü dîninden gayrisi bâtıl dur.”

Cem’in elinde imanından başka bir şey kalmamıştı ve onu da Papa’ya hediye etmeye hiç niyeti yoktu.


Cem Sultan yüzünden Roma İşgal ediliyor

Kral VIII. Charles, Papa’dan Cem Sultan’ın kendisine verilmesini istedi; ama Papa elindeki büyük hazineyi Fransızlara kaptırmak niyetinde değildi. 

Kral isteğine cevap alamayınca büyük bir orduyla Roma’yı kuşatarak işgal etti. Papa, Kral VIII. Charles’ın tüm Roma’yı yok etmesinden endişe ederek Cem Sultan’ı teslim etti. 
 

VIII. Charles.jpg
VIII. Charles/cafemedyam


Bu olaydan kısa bir süre sonra Cem Sultan hayatını kaybetti; lakin ölüm de Cem Sultan için kurtuluş olmadı.

Mumyalanan cesedi Napoli Savaşı sonrası İtalyanların eline geçti. İkinci Beyazid kardeşinin bedbaht hayatından son derece üzüntü duyuyordu. 
 

İkinci Beyazid.jpg
II. Beyazid/cafemedyam


İtalyanlar Cem Sultan’ın cesedi üzerinden Osmanlı’dan büyük servetler kazanmayı arzu ederken Beyazid’den beklemedikleri bir mesaj aldılar.

Sultan Beyazid, elçiler yoluyla İtalyanlara çok kısa ve net bir mesaj gönderdi. Buna göre; eğer ki bir hafta içerisinde Cem Sultan’ın cenazesi Osmanlı’ya teslim edilmezse tüm Napoli’nin baştan sona yok edileceği bildirilmişti. 

Napoli Kralı Friedrich bu tehdidi ciddiye aldı ve kurşun tabut içerisinde mumyalanmış cesedi Osmanlı’ya teslim etti.

Cem Sultan’ın tabutu Bursa’ya getirilerek İslami usullere uygun bir şekilde defnedildi.

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish/Mehmed Mazlum Çelik 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top