SIYASET

‘BU MİLLETİN BİRİKTİRDİĞİ 128 MİLYAR DOLARI NE YAPTIN ERDOĞAN’

“Kalktın dedin ki, “Bu operasyon başarısız oldu”, ben değil sen söylüyorsun. E başarısız olduysa bunun bir sorumlusu olmalı, kim bu sorumlu? E Erdoğan sorumlu. Ben askere desem ki asker sorumlu, asker siyasetin elinde. Hiçbir asker, güvenlikle ilgili hiçbir operasyonu kabul etmiyor, bu operasyon yanlış bir operasyon.. “

128 milyar dolarlık rezervin eritilmesine dayanak gösterilen protokol

Yedi maddeden oluşan ve Merkez’in hesaplarındaki döviz alım satım işlemlerinin Hazine’ce yapılmasını öngören protokolde 5. ve 7. maddeler dikkat çekti.

Beşinci maddeye göre işlemlerde Hazine aleyhine oluşacak kur farkları bankaya yüklendi.

Türkiye’nin “128 milyar dolar” gündemi, Merkez Bankası (MB) ile Hazine Müsteşarlığı arasındaki “içeriği bilinmeyen” protokole odaklandı.

(7) MADDELİK PROTOKOL, MB HESAPLARINDAKİ DÖVİZ ALIM-SATIM İŞLEMLERİNİN HAZİNE TARAFINDAN YAPILMASINI ÖNGÖRÜYOR

Protokolde, “Hazine aleyhine oluşacak kur farklarının MB tarafından karşılanması” ve “protokolün, imzalandığı tarihten 22 gün önce yürürlüğe konulması” dikkat çekiyor.

CHP’li Faik Öztrak:

 “Yasalar zorlanmış. Protokol, kanunun üstüne geçemez. Yürürlük tarihi, imza tarihinden geriye gidemez. Kılıf uydurmaya çalışmışlar” dedi. 

MB Başkanı Şahap Kavcıoğlu, 128 milyar dolarlık rezervin eritildiği iddiaları üzerine 16 Nisan’da yaptığı açıklamada, rezervin kullanılmasına yasal dayanak olarak 21 Şubat 2017’de Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı ve TCMB arasındaki protokolü gösterdi. Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan da, 19 Nisan’da katıldığı bir televizyon programında protokolün varlığını doğrulayarak, “Protokol ve bu protokol çerçevesinde yapılan işlemler de tamamıyla yasaldır. Yasalara aykırı bir durum söz konusu değildir” açıklamasında bulundu. Ancak MB ve bakanlık, söz konusu protokolün ayrıntılarına yönelik bilgi vermedi.

Türkiye’nin merak ettiği 21 Şubat 2017’de Hazine Müsteşarlığı ile Merkez Bankası arasında imzalanan protokol, 7 maddeden oluşuyor.

MB Başkanı Kavcıoğlu tarafından açıklanan protokolde yer alan 5 ve 7 numaralı maddeler dikkat çekiyor. 

‘PROTOKOL YASANIN ALTINDADIR. KANUNUN ÜSTÜNE GEÇEMEZ’

Protokolün 5. maddesinde:

“Bu protokol kapsamında gerçekleştirilecek işlemler nedeniyle Müşteşarlık (Hazine) aleyhine oluşacak teknik kur farkları, Banka (MB) tarafından karşılanır” ifadesi yer alıyor.

İlgili maddeyi değerlendiren CHP’li Öztrak:

“Burada kendi yetkilerini açıkçası zorlamışlar. Yasaların hükümlerini protokollerle değiştiremezsiniz, bunların bir silsilesi vardır. Sonuç itibarıyla protokol, yasanın altındadır. Kalkıp da yasayı, protokolle değiştiremezsiniz. Burada kendilerine kur farkı ödenmesi ile ilgili bir madde koymuşlar. Protokol, kanunun üstüne geçemez.” ifadelerini kullandı.

‘22 GÜN GERİ GİTTİ’: YAPTIKLARI MÜDAHALEYE BİR KILIF UYDURMAYA ÇALIŞMIŞLAR

MB ve Hazine Müsteşarlığı arasındaki protokolün 7. maddesinde, yürürlüğün 22 gün geriye işletilmesi de dikkat çekiyor.

İlgili maddede, “Protokol, 21/02/2017 tarihinde imzalanmış olup yürürlük tarihi 30/01/2017’dir” ifadesi kullanılıyor.

Öztrak, protokolün yürürlük tarihinin imza tarihinden geriye gidemeyeceğini kaydederek:

“Geçmişte yapmış olduğunuz bir işlemin, bir şekilde hukuki altyapısını hazırlama gayreti içerisinde oluyorsunuz. Bununla ilgili iki şeyi hatırlamak gerekiyor. Bu protokol niye bu kadar gizli kaldı? Neden yeni atanan Hazine ve Maliye Bakanı, ‘Biz geldiğimiz günden itibaren bu protokolü uygulamaktan vazgeçtik’ dedi? Hakikaten milletin selameti için yapılan bir işlem varsa neden vazgeçmişler?” yorumunda bulundu.

1 Ocak 2017’de yaklaşık 3.54 TL olan dolar kurunun protokolün yürürlüğe giriş tarihi olan 30 Ocak 2017’ye dek yükselip 3.78’e ulaşması, bu tarihten itibaren de düşüşe geçmesine ilişkin de değerlendirmede bulunan Öztrak:

“Demek ki bu dönemde yaptıkları müdahaleye bir kılıf uydurmaya çalışmışlar. Yürürlük tarihi 30 Ocak olarak belirlendiğine göre işlemleri bu tarihte yapmaya başlamışlar. Bu işlemlere bir hukuki gerekçe kazandırma gayreti varsa burada, ki var, öyle olduğu anlaşılıyor. Türk Lirası’nın değerinde de bu yönde bir gidiş var. Burada da bir müdahalenin olduğu ortaya çıkıyor” dedi.

‘BU İŞ YASALARA UYGUN DEĞİL’

Protokolün geneli hakkında “Bu iş, bir, yasalara uygun değil. İki, hangi amaçla yapıldığı belli değil” ifadelerini kullanan Öztrak şunları söyledi:

“Açık bir piyasada döviz kuruyla faizi aynı anda tutamazsınız. Bunu tuttuğunuzda rezervlerinizi dibi delik kovaya boşaltmış olursunuz. Zaten öyle de olmuş baktığımızda. Bütün bunlar bir şeyi gösteriyor. Burada milletin 128 milyar doları heba edilmiş. Bunu yerine koymak oldukça güç. Ayda 100 milyon dolar koysanız 107 yılda zor yerine konacak bir para. Milletimize maliyeti oldukça yüksek. Bunun ciddi şekilde soruşturulması, kamuoyunun içine sinecek şekilde açıklama yapılması lazım. Ama mevcut hükümet; bağırarak, çağırarak, şirretlik yaparak bunun üstünü örtmeye çalışıyor.”

128 MİLYAR DOLARLA İLGİLİ ENDİŞELENDİREN TESPİT!

Büyüme düşer; kur, faiz, işsizlik artar

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Politik hatalar nedeniyle 128 milyar doları heba ettik. Bu rezervi tükettiğinizde istemediğiniz IMF’nin eline düşersiniz. Dışarıdan kaynak bulunamayacağı için büyüme düşer; kur, faiz, işsizlik artar..

Şu anda Türkiye, 2001 krizinin koşullarında. İşsizlik, yoksulluk ve gelir eşitsizliğinin sonu felaket olacak. Yıl sonunda işsizliğin yüzde 30’u, enflasyonun yüzde 17’yi aşacağını, dolar kurunun da 9-10 TL bandına çıkacağını ifade etmeliyim.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 128 milyar dolarlık rezervinin akıbeti ile ilgili de Günçavdı:

“Bu rezervleri heba ettiğinizde ekonominin gelecekte borçlanma kapasitesini de düşürdünüz demektir. 128 milyar dolar, Türkiye ekonomisinin payandasıdır. Basit bir muhasebe hesabıyla bunun büyüklüğü anlaşılmaz. 128 milyar doların heba edilmesi, bugün görmediğimiz büyük maliyetlere maruz bırakacak bizi.”

– TÜRKİYE EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

:Ekonomi kötü ve kötüye gidiyor. 2008’den sonra Türkiye’de reformlardan geriye dönüş oldu. Peş peşe yapılan seçimler nedeniyle 2015’e gelindiğinde artık ekonomi yoruldu. Türkiye, 2013’ten itibaren iç talep ve dışarıdan borçla büyüme trendine girdi. Bu, sürdürülebilir bir büyüme değil. Türkiye, 2020’de 1.8 büyüdü ki bu çok büyük maliyetle elde edilen bir büyümedir. Yoksulluk ve eşitsizliği artırma pahasına yakalanan bir büyümeydi. Bugünkü 128 milyar dolar da bunun bir sonucu. Yani ekonomi büyütmek için ben bunu harcadım diye çıkıyorsun ortaya, iyi de kimin kanalıyla büyüyorsun, kimlere veriyorsun o parayı? Bu başlı başına bir gelir dağılımı sorununu beraberinde getiriyor. Değmezdi. Yüzde 1.8 büyüdük, başımız göğe mi erdi? Hiçbir problemimiz çözülmedi. Büyümüşüz ama işsizlik, kur, enflasyon artmış. Şu anda Türkiye, 2001 krizinin koşullarında.”

MALİYETLİ BÜYÜME DÖNEMİ

– Yani bundan sonrası daha mı zor olacak?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Türkiye gereken adımları atmadığı takdirde bundan sonra düşük büyüme oranlarına maruz kalacak. Maliyetli bir büyüme dönemine girildi. 128 milyar dolar yanlış bir alanda tartışılıyor. 128 milyar doların en büyük etkisi, bugün görmediğimiz büyük maliyetlere maruz bırakacak bizi. Borçlanma faizlerimiz yükselecek. Rezervi olmayan bir ekonomiden bahsediyoruz..

Acilen gelir dağılımını düzeltmeye, yoksulluğu azaltmaya dönük kaynak ve metot arayışlarına girmeliyiz. Gelir dağılımı ve işsizlik, Türkiye’nin en önemli problemlerinin başında geliyor.”

IMF’NİN ELİNE DÜŞERSİNİZ

– 128 MİLYAR DOLARIN NE TÜR BEDELLERİ OLUR?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Türkiye’nin kısa dönem borçlanması açısından ekonomiyi çok korumasız bırakıyor. Bir şirket, dününün distribütörüne mal verirken teminat mektubu ister. Bu da onun gibi bir şeydir. Ülkenin yüksek rezervi olduğu zaman dışarıdan döviz bulma ihtimali kolay olur. Bu parayı heba ettiğinizde ne olur, istemediğiniz IMF’nin eline düşersiniz. En büyük etkisi bu olur. Kaynak bulunamayacağı için büyüme oranlarını etkileyecek. Maliyetler artar, faizler yükselir; kur, enflasyon artar. Şu an bıçak sırtında gidiyoruz. Geçmişte gördüğümüz o refah dönemi artık bitti.”

– Bir çıkış yolu yok mu?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Kısa dönemde sorunlara çözüm beklemiyorum. Yapısal olarak Türkiye’yi, ekonomiyi, siyaseti bir dönüşüme tabi tutmak gerekiyor. Bu yapıyla gitmez. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi, etkin iktisadi karar almanın önünde büyük bir engeldir. Böyle devam edersek sürdürülebilir büyüme elde edemeyiz. İşsizlik büyük sorun.”

“128 MİLYAR DOLARIN BEDELİ AĞIR OLACAK”

– 128 milyar dolar neden yanlış alanda tartışılıyor? Ekonomi yönetimi de topu birbirine atıyor, ne diyeceksiniz?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Bir hükümet, ekonomi politikalarını kullanmakta özgürdür. Ancak bu rezervin kullanım şekli öyle siyasi bir mesele değildir, kanunlar vardır. Rezervi harcamışsındır, bedelini seçimde vatandaşa verirsin. Merkez Bankası’nın bir görev zararı söz konusu. Ucuzdan dolar satarsanız bu Hazine’ye zarar yazar. Bu zarar ciddi bir konu. Bir Merkez Bankası rezervleri böyle harcanarak gelecekle ilgili endişe yaratmaz mı? Bu rezervler yabancıya bir güvence için orada durur. Rezervleri yüksek tuttuğunuzda yurtdışında daha düşük maliyetle daha fazla kaynak bulabiliyorsunuz..

Maalesef şunu tartışmıyoruz: Neden bu kadar rezervin heba edilmesine ihtiyaç duyuldu? Kuru 6.80 TL’de tutmaya çalıştınız, bugün 8 lirayı aşmış. Demek ki bu müdahale başarısız olmuş..

Yanlış bir politika izliyorsunuz, piyasa bunu cezalandırıyor. Bunu gizlemek için de TCMB’nin ve Türkiye’nin geleceği için son derece önemli olan 128 milyar doları sırf Cumhurbaşkanı’nın “Faiz enflasyonun nedenidir” teorisinin ispatı ve hataların görünmez kılınması için harcıyorsunuz. E ne oldu, kur daha da arttı. Allahtan dıştan bir şok yemiyoruz, yersek ne olacağımız belli değil..

TCMB rezervlerinin iki kaynağı vardır: Biri ihracat gelirleri, diğeri Merkez’in piyasadan döviz satın alması. Türkiye’de piyasanın derinliğine bakıldığında bu rezervin tekrar oluşması 10 yıldan fazla zaman alır. 128 milyar doları küçümsememek lazım. Politik hatalar nedeniyle 128 milyar doları heba ettik. 128 milyar dolarla neler yapardık diye tartışmalar var, işte şu kadar köprü hastane yapardık diye. Maliyet bunların ötesinde. Bu rezervleri heba ettiğinizde ekonominin gelecekte borçlanma kapasitesini de düşürdünüz demektir. Bu 128 milyar dolar, Türkiye ekonomisinin payandasıdır. Basit bir muhasebe hesabıyla bunun büyüklüğü anlaşılmaz.”

“BIÇAK KEMİĞE DAYANDI”

– Yüzde kaça çıkar işsizlik oranı?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“TÜİK’in son açıkladığı geniş tanımlı işsizlik yüzde 26’ya çıkmış, bu veri bile başlı başına felaket senaryosu. Eskiden insanlar umudunu yitirdiği için iş aramıyordu ama artık bıçak kemiğe dayandı, iş aramaya başladılar. İşten çıkarma yasakları bugün bitse yüzde 30’u aşar diye endişe ediyorum..

Bundan sonra maalesef toplumun her kesimi bir maliyetle karşılaşacaktır. Önce bugüne kadar çok fazla maliyete kalmış kesimler korunmalı. İnsanlara umudu aşılayabilmeniz için önce onlara bir gelir kaynağı vermeniz lazım.”

– Yıl sonu enflasyon, kur öngörünüz nedir?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Enflasyonun çok fazla düşürülebileceğini düşünmüyorum. Şu andaki durum devam etse bile yıl sonu enflasyonu yüzde 17’ler seviyesinde olur. Bunun üstüne çıkma ihtimali çok yüksek. Dolar kuru tahminimiz 9-10 TL civarında. Ama hükümet birkaç ay sonra seçime gidiyorum, faizi düşürüyorum derse tahminimizin de üstüne çıkabilir.”

“YOKSULLUĞA ÇÖZÜM ŞART”

– Kısa çalışma ödeneği (KÇÖ) sona erdi. Ücretsiz izindekiler günlük 47 liraya geçinmek zorunda, işsizlik vahim boyutlara geldi. Bunun sonu nereye varır?

Prof. Dr. Öner Günçavdı:

“Hiç düşünmeden direkt söylüyorum, felaket olur. Hükümet, KÇÖ’yü bitirmekle dehşet bir hata yaptı. KÇÖ’nün eşitsizlik, yoksulluk üzerinde çok büyük etkisi var. Eşitsizliği gini katsayısıyla ölçüyoruz. 1’e yaklaştıkça eşitsizlik artıyor, 0’a yaklaştıkça düşüyor. Gini katsayısı pandemi öncesinde 0.40’lar seviyesinde. Pandemide herhangi bir destek verilmeseydi gini katsayısı 0.55’e çıkacaktı. KÇÖ sayesinde 0.47’de kaldı..

Pandemi öncesinde de nüfusun yüzde 13’ü yoksuldu. Hükümet pandemide hiç tedbir almasaydı bu oran yüzde 30’a çıkacaktı. Ama KÇÖ sayesinde yüzde 21 oldu. 16 milyon insan yoksul. Ahlaki olarak bu insanlara haklarını vermek gerekiyor. İşverenler gayri ahlaki şekillerde çalışanları işten çıkarıyor..

Şimdi 2023’te seçim olacak deniyor. Bana göre bu ekonomi o zamana kadar dayanmaz. Hükümetin yaza ne yapacağı belli değil. İşsizlikteki artış, KÇÖ bunları nasıl telafi edecek, hangi kaynakla telafi edecek, bu konuda umutlu değilim. Ekonomik problemler siyasetin önüne geçecek. Hatta siyasi problemlere neden olacak. Bir şekilde insanların karınlarını doyuracak iş sağlamak durumundasınız. Türkiye’nin acilen dışarıda sorunlarını halledip ciddi bir kaynak girişi sağlaması lazım.”

CHP’Lİ ERDOĞDU, MERKEZ BANKASI REZERVLERİNİN NEREYE HARCANDIĞINI AÇIKLADI

“2019-2020 yıllarında Merkez Bankası rezervlerinin 131 milyar doları buharlaştı.”

CHP İstanbul Milletvekili ve KİT Komisyonu üyesi Aykut Erdoğdu:

” 2019-2020 yıllarında Merkez Bankası rezervlerinin 131 milyar doları buharlaştı..

Milletimiz yanıltılmak isteniyor. Rezervlerinin pandemi için harcandığı iddiası doğru değil. 131 milyar doların 72 milyar doları 2019 yılı ile 2020 yılının ilk üç ayında harcandı. Pandemi sonrası harcanan tutar 59 milyar dolarda kaldı.”

Erdoğdu, yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın net uluslararası rezervlerinin, 2011 yılı Mayıs ayında 70,7 milyar dolar ile en yüksek düzeyini gördükten sonra gerilemeye başladığını, 2018 yılı sonunda 30,1 milyar dolar olan net uluslararası rezervlerin, 2020 yıl sonunda 13,7 milyar dolara indiğini belirtti.

CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda; iktidar yetkililerinin, “128 milyar dolar” tartışmaları ile ilgili birbiriyle çelişen açıklamalarını bir videoda derledi.

Özkan da videoyu, “Gün gün 128 milyar dolar hikayesi. Hepsi kayıtlarda artık internet denen olay var” notu ile paylaştı. 

Erdoğan’ın başdanışmanlarından Yiğit Bulut’un sözleriyle açılan video, yine Erdoğan’ın “Artık dünya öyle bir dünya ki ağzından çıkan bir sözün esiri olursun. Bunların hepsi kayıtlarda artık. Artık internet denilen bir olay var. Her şey kayıtlarda. Ayıptır, nasıl böyle yalan söylüyorsun” açıklamasını yaptığı görüntülerle sona erdi. 

“İKİ YILDA 131 MİLYAR DOLAR REZERV BUHARLAŞTI”

Net uluslararası rezervleri bulmak için diğer merkez bankaları ve ticari bankalarla yapılan swapların da hesaba dahil edilmesi gerektiğini, toplam swap yükümlülüğünün 2020 yıl sonu itibariyle 60,1 milyar dolara yükseldiğini belirten Erdoğdu:

 “Sonuçta net uluslararası rezervin 2020 yılı sonunda (eksi) -46,4 milyar dolar olduğu ortaya çıkıyor. Bu rakam, Kasım 2020’de (eksi) -49,7 milyar dolara kadar yükselmişti. Yani Merkez Bankası uluslararası rezervlerinin brütüne bakmanın hiçbir anlamı olmadığı, ayrıntının net uluslararası rezervlerde yer aldığı görülüyor..

Söylendiği gibi salgınla birlikte uluslararası alanda ortaya çıkan finansal dalgalanmalara karşı tedbir geliştirilmesi için veya tamamı piyasa kuralları içinde ve hukuka uygun ya da ödemeler dengesi tarafında bir sıkıntıyla karşılaşmamak için planlı ve kontrollü döviz işlemleri yapılmadı..

Söylenenin aksine iki yılda Merkez Bankası’nın 131 milyar dolarlık uluslararası rezervi buharlaştı. Bu tutarın içinde bankanın reeskont kredileri, BOTAŞ ödemeleri, swap, Hazine net dış ve iç borç tutarları var. 131 milyar doların 47,7 milyar doları 2019 yılında buharlaştırıldı. 24,3 milyar doları 2020 yılının ilk 3 ayında elde çıkarıldı. Yani buharlaşan miktarın 72 milyar doları pandemi öncesine ait. Pandemi döneminde ise 2020 yıl sonuna kadar 59 milyar dolar Merkez Bankası’ndan çıktı. Merkez Bankası’nın uluslararası rezervinin, 2019’un ocak ayında 4,8, martta 13,6, mayısta 7,9 milyar doları buharlaşırken,  2020 yılının şubatında 14,7, martta 7,1 milyar doları elden çıkarıldı. Pandemi sonrasında, 2020 Nisan ayında 8,1, mayısta 18,4, temmuzda 8,9, ağustosta 13,9, ekimde 7 milyar doları buharlaştırıldı.”

DÜŞÜK FAİZ SEVDASI 44,3 MİLYAR DOLARI GÖTÜRDÜ

Aykut Erdoğdu:

“2020’nin Mayıs ayında politika faizi enflasyonun altına, yüzde 8,25’e inince rezervler hızla tüketildi. Mayıs ayından politika faizinin artırıldığı eylül ayına kadar harcanan uluslararası rezerv 44,3 milyar doları buluyor. Başka bir ifadeyle, 2020 Mayıs-Eylül döneminde düşük faiz sevdası 44,3 milyar doları götürdü. Bunun pandemiyle alakası yok. Merkez Bankası son kurşunlarını yüksek enflasyonda düşük faiz ısrarı için kullandı.  Ardından Hazine ve Maliye Bakanı olan damada yol verildi ve politika faizi eylül ayından itibaren artırıldı. Bunun sebebi pandemi değil, olması gerekenin çok altında politika faizi belirlemektir. Kimsenin milleti yanıltmaya hakkı yok. İktidar gerçekleri dillendirmezse muhalefet dinlendirir. Gerçek gizli kalmaz, eninde sonunda ortaya çıkar.”

DOLAR İKİ AY BİR HAFTA SABİT TUTULDU,  YABANCI YÜZDE 7-8 DOLAR FAİZİ ELDE ETTİ

Erdoğdu, 2019 yılı Mart ayından bu yana net rezervlerin şeffaf ihale ya da doğrudan bir müdahale olmadan harcandığının anlaşıldığını, nitekim aynı dönemde kamu bankalarının açık pozisyonları incelendiğinde, bunların artma eğilimine girdiğinin görüldüğünü bildirdi.

Bu durumun, Merkez Bankası’nın şeffaf biçimde döviz alım/satım ihaleleri yapmak yerine, rezervleri daha güçlü gösterebilmek için kamu bankaları aracılığıyla döviz satışı yapılmasına müsaade ettiğini kaydeden Erdoğdu, hatta bu söylentilerin bir delili olduğuna işaret etti.

Merkez Bankası’nın uluslararası rezervleri har vurulup harman savrularak 20 Mayıs 2020’de 6,85 lira olan dolar kurunun, 27 Temmuz 2020 tarihine kadar hemen hemen sabit tutulduğuna dikkat çeken Erdoğdu:

  “İki ay 1 hafta boyunca hiç artmayan dolar kuru nedeniyle, Türkiye’ye giriş yapan yabancılar, aylık yüzde 7,26, üç aylık 8,2’lik TL mevduat faizinden dolar faizi gibi yararlandı.  Dünyada yüzde 1-2, hatta Japonya gibi ülkelerde eksi faiz verilirken, iktidar Türkiye’de parasını TL mevduat faizine yatıran yabancının yüzde 7,26-8,2 arasında bir dolar faiz geliri elde etmesini sağladı” dedi.

“KİMSE BU ÜLKENİN KIT KAYNAKLARIYLA KUMAR OYNAYAMAZ”

Döviz işlemleri sayesinde söylenenin aksine Türkiye’nin hedeflerine bağlı kalmayı başaramadığını vurgulayan Erdoğdu açıklamasını şöyle tamamladı:

“İktidarın ne faiz, ne enflasyon, ne döviz kuru hedefi tutmadı. Bütçe rekor açık verdi, işsizlik gerçekte yüzde 30’a çıktı, borçlar tavan yaptı.  Şimdi sormak gerekir, maden böyle olacaktı, Merkez Bankası’nın 131 milyar doları niçin harcandı? Eğer hedeflerde bir sapma olmadıysa damat ve ekibi niye tasfiye edildi? CHP iktidarında ülkenin bir kuruşu bile boşa harcanmayacağı gibi bunların hesabı da sorulacak. Kimsenin bu ülkenin kıt kaynaklarıyla kumar oynamaya hakkı yok.”

NE OLMUŞTU?

“ERDOĞAN PARALARIN NEREYE HARCANDIĞINI NİHAYET İTİRAF ETTİ!”

“Merkez Bankası’nın rezervlerinin pandemi sürecinde harcandığı söylemine ilişkin…Bu çok önemli bir itiraftır. Nihayet sattığını itiraf etti şimdi nasıl sattığını söyleyecek”

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak:

“Şu ana kadar bu ülkeyi yönetenler pandemi sonrasını düşünmemişler. Bu işleri krediyle idare ederiz, bu da gelir geçer mantığıyla götürmüşler..

Pandeminin bir dünya savaşı gibi olduğunu belirtmeliyim. Dünya savaşından kendi varlıklarını en iyi koruyabilen ülkeler galip olarak çıkıyor.”

“BİR ŞEYLER YAPACAK OLANLAR YARA BERE İÇİNDE

Tedarik zincirleri kısaldığı için Türkiye’nin önemli bir lokasyon haline geldiğini kaydeden Öztrak:

“Şimdi tam bir şeyler yapma zamanı ama o bir şeyleri yapacak olanlar yara bere içinde kalmışlar, ayağa kalkmakta zorlanıyorlar” sözleriyle iktidarı eleştirdi.

‘REZERVLERİN NASIL SATILDIĞINI İTİRAF EDECEK’

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak:

“Erdoğan’ın TBMM’deki grup toplantısında Merkez Bankası’nın rezervlerinin pandemi sürecinde hukuka uygun şekilde harcandığı söylemine yönelik..

Nihayet sattığını itiraf etti, şimdi nasıl sattığını söyleyecek. Nasıl harcadılar, yöntem ne oldu, neden hiç ihale yapmadılar? Eskiden Merkez Bankası’nın sayfasında ihaleleri görürdük. Ey merkez bankası, kime sattın? O sattığın hazineyse o hazine kamu bankalarına bu dövizleri nasıl verdi? Akşam bunun Türk Lirası karşılıkları nasıl döndü?”

‘MERKEZ BANKASI BÖYLE GİDERSE DÜNYADA EN YÜKSEK FAİZİ VERİR’

CHP Parti Sözcüsü Faik Öztrak:

” Merkez Bankası rezervlerinin yerine konulması: ‘Faizleri çok yüksek tutarak ve yurtiçi ve yurt dışındaki yatırımcılara güven verecek bir program ortaya koyarak mümkün olduğunu belirtmeliyim..

İlkini yaptılar. Dünyanın en yüksek 10. Faizini veriyor Merkez Bankası ama ikincisine dair bir adım yok böyle giderse dünyanın en yüksek birinci faizini verir Merkez Bankası.”

NE OLMUŞTU?

“128 MİLYAR DOLAR İLE İLGİLİ BİR KAYIT YOK, KASADAN NASIL ÇIKTI?”

“Şimdi bu safhadan sonra yapılması gereken, bu 128 milyar dolar neye kullanıldıysa kullanıldı. Merkez Bankası kasasından hangi yöntemle çıktı?”

Erdoğan:

 “CHP’nin kayıp olduğunu öne sürdüğü ‘128 milyar dolarlık rezerv’ tartışmalarına ilişkin… Salgın bahanesiyle yeni bir finansman dalgalanmasını oluşturmak isteyenlere fırsat vermedik. Kılıçdaroğlu’nun sürekli sorduğu dövizlerin bir kısmı bu mücadelede kullanılmıştır”

CHP Sözcüsü Faik Öztrak:

 “Geçmişte bakıyorum Merkez Bankasının internet sayfasına, orada dövize yapılan müdahaleler tek tek yazıyor. Ama bu son dönemdeki 128 milyar dolarlık müdahale ile ilgili tek bir kayıt yok, şeffaflık yok.”

“Merkez Bankası kasasından hangi yöntemle çıktı?”

Faik Öztrak:

“Şunu bilmemiz lazım, 128 milyar dolar nasıl satıldı, niçin ve kime satıldı? Türkiye Cumhuriyeti’nde uygulanmakta olan serbest kur rejimidir. Serbest ya da dalgalanan kur rejiminde, rezervleri kullanmak suretiyle kura müdahale etmenin yolları vardır. Bu yolların da saydam olması lazım. Geçmişte bakıyorum Merkez Bankasının internet sayfasına, orada dövize yapılan müdahaleler tek tek yazıyor. Ama bu son dönemdeki 128 milyar dolarlık müdahale ile ilgili tek bir kayıt yok, şeffaflık yok. Şimdi bu safhadan sonra yapılması gereken, bu 128 milyar dolar neye kullanıldıysa kullanıldı. Merkez Bankası kasasından hangi yöntemle çıktı?”

“Berat Albayrak” tepkisiz

“Devletin yapılan işler konusunda kamuoyunu bilgilendirmesi gerekiyor. Bunun kural olduğunu söylemeliyim.”

Faik Öztrak:

“Son günlerde eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’a yönelik övgüler yapılıyor..

Sürekli Berat Albayrak güzellemesidir gidiyor. Çok merak ediyorum, bu kadar iyi ise bu kadar önemli işler yapıldıysa neden değiştirdiniz? Neden yeni bir yönetim getirdiniz, neden buna ihtiyaç duydunuz? Neden Merkez Bankası Başkanını değiştirdiniz? Bunların hepsine cevap verilmesi gerekiyor.”

“1 milyon doz ücretsiz aşı”

“Çin’den gelen 1 milyon doz ücretsiz aşının Keymen şirketi tarafından Devlet Malzeme Ofisi’ne her bir dozu 12 dolardan fatura edilip edilmediğini soruyorum”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Merkez Bankası kasasındaki 128 milyar dolar, dövizin yükselmemesi için Erdoğan’ın talimatıyla satıldı..

Bu milletin Merkez Bankası’nda biriktirdiği 128 milyar doları ne yaptın Erdoğan?”

Murat Emir’den, Fahrettin Koca’ya ‘aşı fiyatları’ yanıtı: Çırpındıkça batıyor

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir:

”Sağlık Bakanı, 1 milyon ücretsiz aşıya para ödendiğini itiraf etti.”

Murat Emir'den, Fahrettin Koca'ya 'aşı fiyatları' yanıtı: Çırpındıkça batıyor

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gündeme getirdiği, ”Çin’den gelen 1 milyon doz ücretsiz aşının Keymen şirketi tarafından Devlet Malzeme Ofisi’ne her bir dozu 12 dolardan fatura edilip edilmediği” sorusuna Bilim kurulu Toplantısı’nın ardından yanıt veren Koca:

”Ülkeler arası ticari sır olarak kalması gereken bilgilerin ifşa edildiğini görüyoruz. Ülkeler arasında bunun ilişkileri etkileyebileceğini ve ücret ve benzeri noktalarda bunun ticari sır olarak kalmasını sözleşmeye de konduğunu ve bu nedenle de fiyatı özellikle söylememiştim ama şunu ifade etmiştim: Biz aşıyı dünyadaki bütün ülkelerin aldığı fiyattan en ucuza alan ülkeyiz.”

CHP Ankara Milletvekili Murat Emir:

”Sağlık Bakanı, 1 milyon ücretsiz aşıya para ödendiğini itiraf etti: ‘Üretici firma nakit akışı sağlamak için distribütör firmasına bedelsiz olarak verdik ama ücretini olduğu gibi aldık dedi.’ Genel başkanımızın iddiaları doğrulanmış oldu. 12 milyon dolar, aracı firmanın kasasında kalmış.”

”ÇIRPINDIKÇA BATIYOR”

Emir:

”Bakan Fahrettin Koca çırpındıkça batıyor. ‘Hiçbir şekilde aracı firmaya bir kuruş verilmemiştir’ diyor. Aracı firma bedelsiz aldığı 1 milyon doz aşıyı DMO’ya 12 milyon dolara satınca devlet aracı firmaya 12 milyon dolar kar payı vermiş olmuyor mu? Lafı dolandırmayın.”

  • İlgili Haberler

“19 YILDA BUHRAN NOKTASINA NASIL GELİNDİ?”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Bir gerçeği hepimiz görüyoruz ve bir gerçeğin tanığıyız hepimiz. 19 yıldır ülkeyi yöneten bir siyasal iktidar Türkiye’yi bugün hangi noktaya taşıdı? Her birimizin hangi partiden olursak olalım, hangi görüşten olursak olalım ülkemizi seviyorsak, bayrağımızı, insanımızı seviyorsak ve bu güzel ülkede huzur içinde yaşamak istiyorsak bunun sorgulanması lazım; ne oldu da 19 yılın sonunda Türkiye ekonomik ve sosyal buhranla karşı karşıya..

Hangi ekonomik ve siyasal tercihler Türkiye’yi buraya taşıdı? Bu ekonomik ve siyasal tercihler alınırken Cumhuriyet Halk Partisi’nin pozisyonu ve diğer partilerin pozisyonu neredeydi? Hangi siyasi parti ‘dediğim dediktir’ mantığıyla Türkiye’yi bu noktaya getirdi?. 

Eğer ülke bir ekonomik buhranla karşı karşıya ise, 19 yılın sonunda milyonlarca kişi işsiz ise, milyonun üzerinde üniversite mezunu iş bulamıyorsa, üniversiteyi bitiren kadınlar evde temizliğe gitmek zorunda kalıyorsa oturup düşünmek zorundayız. 19 yılda ne oldu da Türkiye bu hale geldi?  19 yıl önce konuşmadığımız pek çok sorunu neden 19 yıl sonra konuşmaya başladık. Her birimize sorumluluk düşüyor. Ülkede sandığa giden her vatandaşa sorumluluk düşüyor.. 

Eğitim sistemine bakın Allah aşkına. Nasıl bir eğitim sistemi. Sınav yapacaklar, eğer 2 milyon 658 bin 40 öğrenci EBA’ya ulaşamıyorsa, eğitime ulaşamıyorsa ne sınavı yapacaksınız? ’19 yıldır eğitimde tasarruf yapıyoruz’ diyorlar. Arkadaş sen tasarruf yapacaksan Saray’dan başlayacaksın eğitimden değil.” 

“HER ALANDA SORUN YAŞIYORUZ”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Sadece eğitimde mi? Hayır, her alanda sorun yaşıyoruz. Dış politikada geldiğimiz noktaya bakın. Hangi ülkeyle dostluğumuz var? Bir komşumuz vardı, Suriye… Buyrun bakalım.. 

Suriye’ye girdiniz, 3 milyon 600 bin Suriyeli geldi 40 milyar dolar harcadınız. 40 milyar dolar esnafa harcansaydı ne olurdu, çiftçiye harcansaydı ne  olurdu, sanayiciye verilseydi ne olurdu? Bu soruları sormak zorundayız. Esip gürlemenin bir anlamı yok. Tepedekiler esip gürleyebilir, dillerinden hakareti ayırmıyorlar. Devlet böyle yönetilmez, akılla yönetilir, mantıkla, bilgiyle, erdemle yönetilir. Devlet intikam duygusuyla yönetilmez. Devletin dini nedir? Devletin dini adalettir. Adaletin olmadığı yerde hangi devletten söz edeceğiz. MEB’e gelince para yok. Bu ülkenin insanları çocuklarını niçin güzel okullara gönderilmesin? Bir kişinin dediğiyle devlet yönetilmez.”

“TUTUKLANAN ASKERİ ÖĞRENCİLER”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Kim adaletsizliğe uğradıysa bize oy versin vermesin, bizi sevsin veya sevmesin ona destek vermek zorundayız. Hava Harp Okulu öğrencileri var, yıllardır hapisteler. 15 Temmuz’dan sonra bunlar içeri alındılar. Öğrenci bunlar. Kampta eğitim yapıyorlar. 15 Temmuz akşamı komutanları talimat vermiş, otobüslere binmiş geliyorlar. Komutanı talimat vermiş, öğrenci ne yapabilir? ‘Komutanım ben seni dinlemiyorum’ diyebilir mi? ‘Senin talimatın beni bağlamaz’ diyebilir mi? Hayır. Askerliğin kuralları vardır. Şimdi Hava Harp Okulu öğrencileri müebbet hapisle yargılanıyorlar. Bazı komutanlara 15 yıl hapis. ‘Bize emri veren komutanı mahkemeye çağırın, tanık olarak dinleyin’ diyorlar. Hakim reddediyor. ‘Mağdur olan vatandaşlar var, çağırın mağdur olanları onlar tanıklık yapsınlar’ diyorlar. Çağırıyorlar. Onlar “Biz bir zarar görmedik” diyorlar. Aynı pozisyonda olan bazı okullarda hakim diyor, “Bunlar öğrenci. Cezayı vereceksen komutana vereceksin” onları beraat ettiriyorlar. 35-40 kişilik koğuşlarda yatıyorlar, aileler perişan. Kim haksızlığa uğrarsa biz onların yanında olacağız.”7

“TERÖRÜN KAYNAKLARINI KESMEK ZORUNDASINIZ”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşayan, bu topraklarda babasının, dedesinin mezarları olan hiç kimse terörü savunamaz. Masum insanların öldürülmesi asla kabul edilemez. Terör dünyanın neresinde olursa olsun insanların ortak tavır takınması, ortak mücadele, ortak durulması lazım. Her yerde söyledik; terör kimden gelirse gelsin teröre karşı mücadele bizim görevimiz. “Mücadele edeceğiz, yurt dışına gideceğiz” dediler de karşı çıkan oldu mu hayır. Teröre karşı mücadele ciddi bir olaydır. Yurt dışı destekleri varmış, olabilir. Var zaten, finans kaynakları oralardan sağlanıyorsa Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bir görevi var. Bu finans kaynaklarını kesmek. Bu yapıldı mı? Bu konuda çaba harcandı mı? Terörün beslendiği bütün kaynakları kesmek zorundasınız. Bunun için uluslararası arenada mücadele etmek zorundasınız.” 

“GARA’DA SORUMLULUK TARTIŞMASI”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Gara’da bir operasyon yapıldı. Geldiler beni de bilgilendirdiler. TBMM’de hangi bilgiler verildiyse aynı bilgiler bize de verildi. Daha sonra geçen haftaki grup toplantısında 5 soru sordum. Bu insanlarımız ölmeyebilirdi. Sorularımı sordum. İstanbul seçimlerinde bize oy verin diye gittiniz terör örgütünün ele başından mektup aldınız. Kendi seçimin için oy ver diye mektup alıyorsun, 13 kişinin hayatını kurtarmak için oy almıyorsun, neden? Ben bu soruyu sormazsam görevimi yapmış olur muyum? Olmam. İstanbul seçimleri, şehitlerimizden daha mı önemliydi?..

‘Trump dostum’ diye ortalıkta geziniyorsun. Bir telefon açtı papazı derhal verdin. Papazı verirken deseydin, ‘Ben sana papazı veriyorum, sen bana terörist diyordun, bizim de 13 vatandaşımız var orda, sen bir telefon edersen onlar da bize teslim etsinler’ diyebilirdin. Niçin aklına gelmedi?.. 

Kalktın dedin ki, “Bu operasyon başarısız oldu”, ben değil sen söylüyorsun. E başarısız olduysa bunun bir sorumlusu olmalı, kim bu sorumlu? E Erdoğan sorumlu. Ben askere desem ki asker sorumlu, asker siyasetin elinde. Hiçbir asker, güvenlikle ilgili hiçbir operasyonu kabul etmiyor, bu operasyon yanlış bir operasyon.. 

“Bu operasyonun sorumlusu, cumhurbaşkanından, bakanlarından tüm mensuplarıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir” diyorsun. Bu ne demek ya? Biz niye sorumluyuz, yeni doğan çocuk niye sorumlu, bakan niye sorumlu? Ülkeyi onlar mı yönetiyor. Ortalıkta gezmiyor muydun ‘Ben başkomutanım’ diye? E başkomutansan sen verdin talimatı. TSK’nın kullanılmasına Erdoğan karar verir ben veremem, ben veremem Anayasa diyor. Kendi sorumluluğundan kaçıyor. 16 şehidimiz için güldü, aklım almıyor ya. Ben bunları söyleyin ağza alınmayacak hakaretleri yöneltiyor.” 

“128 MİLYAR DOLAR NEREDE?”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Damadını ekonomiden sorumlu bakan yaptı. Türkiye Varlık Fonu’nun da başkan yardımcısı yaptı. Hazine’yi teslim etti, Merkez Bankası’nı teslim etti. Yönetiyor ama yönetemiyor. Kayınpeder damat götürüyorlar. 128 milyar doları sattılar. Merkez Bankası’nın kasasındaki 128 milyar dolar buharlaştı. Nereye gitti 128 milyar dolar. Bu soru soruluyor, damat yok ortada. Damadın görevden alınışını açıklayacak televizyon, gazete bulamadılar. 128 milyar dolar sorulunca kuduruyor Erdoğan. Başarısını kıskanıyorlar diyor. Başarılıysa niye aldın görevden? 128 milyar doları senin talimatınla peşkeş çeken Merkez Bankası başkanını niye aldın görevden. Bu milletin Merkez Bankası’nda biriktirdiği 128 milyar doları ne yaptın Erdoğan, kime verdin? 128 milyar doları da tefecilere verdin, dolar yükselmesin döviz yükselmesin diye 128 milyar doları heba ettiler. 128 milyar dolar buharlaştı eksi 50 milyar dolar rezerv kaldı. Sormadığımız zaman işçinin, esnafın hakkını savunabilir miyiz?..

Hadi bana açıklamıyorsun. Vatandaş, esnafa, çiftçiye açıkla. O Parayı size verdik de bir baksınlar kendilerine 5 lira düştü mü? Bunu sormak zorundayız. Öyle bir noktaya geldik ki yönetim güven vermiyor. Plağı değiştirdiler şimdi faiz yükseliyor. İster faiz ister dolar yükselsin kazanan tefeciler oluyor. Döviz yükselmesin diye 128 milyar doları heba ettiler. Bankadaki mevduatın yüzde 58’i hala döviz vatandaş korkuyor. Şu 128 milyar doların 50 milyar dolarını Tank Palete verip Katar’ı oradan çıkarsanız olmaz mıydı? İstanbul Havalimanı’nın kira bedelini ertelediler. 2020-2021’i de erteliyorlar. Oturmuş “Biz ödemeyeceğiz diyorlar” Esnafa gelince aslan, bunlara gelince tipik bir kedi.”

“ESNAFA SESLENİYORUM”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Esnafa seslenmek isterim artık, bunlara gidip oy verirsen iki elim iki yakanda olur arkadaş. Ben senin hakkını savunuyorum. Esnaf Türkiye Cumhuriyeti Devletinin orta direğidir. Bizim kadar sıkıntı yaşan esnaf başka hiçbir ülkede yok. O kadar ileriye gittiler ki, “Paramız yok” diyorlar. Bunlardan bir tanesi açıklama yapıyor. “Şartlar uygun olursa Kanal İstanbul ihalesine de katılmak isterim” diyor.. 

Soygun düzeni. Soyguncuları besleyen Sarayda oturuyor. 1 milyon 300 bin esnaf derdim çözülsün diye bekliyor. Esnafınkini 5 ay ertelediler üzerine bir de faiz eklediler. Bunlarınki nasıl ertelendi doğru düzgün açıklama da yapılmıyor. Katar sevdaları da vardı bunların bir kişiye 90 milyon dolar indirdiler. Doları da 5 TL’ye sabitlediler..

Türkiye Cumhuriyeti Devletine rest çekiliyor; resti görüp gereğini yapılıyor. Sandık er ya da geç önümüz gelecek. Biz demokratik yollarla halkın başına dert olan iktidarı göndereceğiz. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak dünya siyaset tarihinde bir ilki gerçekleştirip, farklı görüşleri olan siyasi partilerle beraber bir dikta yönetimini sandıkta yeneceğiz ve onları göndereceğiz.”

“AKP KONGRELERİ”

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Malum kongreleri var. Onların deyimiyle ‘lebaleb’ dolu. Orada Covid-19 hiç olmuyor. O kongrelere gitmiyor, kahveci dükkanı açınca oraya gidiyor. Bunun tespitini Erdoğan yapıyor. Akla, mantığa bakın. Esnaf perişan. Bari HES kodu ile gelsinler. Kongreler lebalep dolu iki kişi lokantaya gidip yemek yesin yok olmuyor. Esnafın hali perişan. Bir çalışma diyor ki; lokantacılar esnaf 16 gün para girmezse bunlar batar. Kaç 16 gün geçti? Feryatlar artık sokağa taştı. Hiç kimse umutsuz olmasın değiştireceğiz. A partili, B partili, Egeli, Akdenizli hep beraber huzur içinde yaşayacağız. Esnafın, çiftçinin borcunu sileceğiz. Öğrencilerin KYK borçlarını da sıfırlayacağız.”

“1 MİLYON DOZ AŞI

Kemal Kılıçdaroğlu:

“Sağlık Bakanı bir açıklama yaptı, diyorlar ki, “Sinovac aşısında aracı var mı?” Sağlık Bakanı aracı olmadığını söylüyor. “9 Şubat 2021 tarihine kadar, 10 milyon 162 bin 123 doz aşı getirildi, bunlar için Develt Malzeme Ofisi Keymen firmasına 121 milyon 945 bin 476 dolar para ödedi.” Burdaki soru şu, aralık 2020 tarihinde Esenboğa gümrüğünden geçiyor aşılar gümrükten geçen 1 milyon 342 bin 298 doz aşı gümrükten Keymen tarafından çekiliyor. Buradaki önemli nokta şu, gümrükteki beyana göre 1 milyon doz aşı için ücret alınmıyor. 1 milyon doz aşı ücretsiz, yani 12 milyon dolarlık aşı ücretsiz verilmiş. Sayın Bakan’a ve Erdoğan’a soruyorum, ücretsiz olarak ithal edilen 1 milyon doz aşı Devlet Malzeme Ofisi’ne her dozu 12 dolardan fatura edildi mi, edilmedi mi? Ücretsiz olduğu beyannamesinde var. “

“BELGESİ ORTAYA ÇIKTI”

Kılıçdaroğlu’nun sözünü ettiği beyanname ortaya çıktı. Esenboğa Gümrük Müdürlüğü’nün 30 Aralık 2020 tarihinde düzenlediği beyannamede “1000000 ADET(UNIT)” ifadesinin karşısında 12 milyon dolar yazıyor ve beyannamenin devamı “12.000.000,00 USD BEDELSİZDİR.ARACI” deniyor.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet / Erdem Sevgi / Şehriban Ķıraç

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top