EĞİTİM

BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NE REKTÖR ATANDI!

BOĞAZİÇİ’NDE İLK DEĞİL: MEHMED ÖZKAN SEÇİMLERE KATILMADAN ATANMIŞTI…

MELİH BULU, İLETİŞİM FAKÜLTESİ’NE DE DEKAN OLMUŞ

Boğaziçi Üniversitesi’ne 12 Eylül askeri darbesi dönemi haricinde dışarıdan atanan ilk rektör olan Melih Bulu’nun, yeni kurulan İletişim Fakültesi’ne de dekan olduğu ortaya çıktı.

Boğaziçi Üniversitesi’nde akademisyen ve öğrencilerin Melih Bulu’ya yönelik protestoları sürüyor.

Polis, eylemler nedeniyle bugüne kadar yüzlerce öğrenciyi gözaltına alırken, 97 öğrenciye de dava açılmış durumda.

Erdoğan tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne seçim yapılmadan dışarıdan rektör olarak atanan Melih Bulu’nun ise bu koltukla yetinmediği ortaya çıktı. 

Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 6 Şubat’ta kurulan İletişim Fakültesi’ne vekaleten dekan olarak Bulu atandı. 

Boğaziçi Üniversitesi’nin resmi internet sitesinde yer alan bilgilendirmeye göre, YÖK’ün Bulu’yu vekaleten dekan olarak atama kararı 14 Nisan’da gönderildi.

BOĞAZİÇİ’NE REKTÖR ATANAN BULU’DAN AÇIKLAMA

Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanan Prof. Dr. Melih Bulu:

“İstifa etmeyeceğim. Niye istifa edeyim, zaman içinde birbirimizi tanıdıkça, verimli çalışacağımızı göreceğiz.”

Açıklamalarından satır başları:

Prof. Dr. Melih Bulu:

“Boğaziçi Üniveritesi Türkiye’nin en zeki öğrencileri. 

Gözaltına alınanlardan sadece 2 tanesi Boğaziçili. Anladığım kadarıyla diğerleri örgüt mensubu. Boğaziçi öğrencisi kullanıldı. 

(Kelepçe) Üniversitenin kapısı  kırıkmış tutturmak için böyle pratik bir çözüm bulunmuş. Polis kampüse girmedi, içerde değiller, öğrenci olmayanların girişini engelledi.

Orada çok pratik bir şey var. Çünkü kapı kırıkmış. Çok fazla şey olduğu için, kapıyı tutturmak için kelepçe takmışlar. Polis amirinin çözümüymüş. Tabii ki Boğaziçili olmayan öğrencilerin güney kampüse girmeleri, 150 yıllık binalara zarar verebilir, bunu kontrol edemeyiz.

Kampüse polis davet edilmedi. Polis kampüsün önünde herhangi bir şekilde öğrenci olmayanların girişini durdurmak amacıyla yer aldı. Zaman içerisinde biz birbirimizi tanıdıkça nasıl verimli ve güzel çalışacağımızı göreceğiz.

Şöyle bir rektör seçimi üniversitelerde yok; yani hocalar oy verecek rektör seçilecek. Böyle bir şey yok, yani rektörler atanıyor. Adaylar başvuruyor, çağrıya çıkıyor, komisyon değerlendiriyor, mütevelliye sunuluyor. Devlet üniversitesi olduğumuz için üç aşağı beş yukarı dünya ile aynı yöntemle rektörleri seçiyoruz. Ben bir yönetim organizasyoncuyum, bir kurumu yönetecek kişinin seçimle gelmesi zaten pek kullanılan bir yöntem değil. Demokrasi tabii ki ülkelerin, iktidarın seçimlerinde çok doğru yöntem. Siz bire bir oy vererek rektörü, bir şirketin genel müdürünü seçemezsiniz…

Ben siyasete ODTÜ de CHP’de, eski SHP’yi o zaman, belediye başkanı Ali Dinçer yardımcı istedi, öyle siyasete başladım..

Olayları büyük çerçeveden analiz etmek lazım. Bizim en istemediğimiz şey Boğaziçi’nin 150 yıllık varlığının harabeye dönmesi. Dün böyle bir şey oldu. Polis orada doğrusunu yaptı. Boğaziçi’nin değerlerini bilmeyen insanların girmesi bir filin zücaciye dükkanına girmesi gibi olacaktı. Boğaziçililer her zaman üniversiteye girebilirler.

Boğaziçi bizim gözbebeğimiz. Türkiye’nin en elit, en üst seviye kurumlardan bir tanesi. Bir araştırma üniversitesi. Bizim de dünyadaki ilk 10 lider ülke haline geleceksek Boğaziçi olmadan olmaz. Onun için bizim ona gözümüzün bebeği gibi bakmamız lazım. Ben bu refleksle Boğaziçi’ne bakıyorum. Büyük resme baktığımızda ben en tepede oturan bir kimse olarak bunu görüyorum. Boğaziçi’ne zarar verme refleksini bizim engellememiz lazım. Bizim kendi meselelerimizi içimizde konuşarak halletmemiz lazım. Buna sağdan soldan birini çağırırsak o zaman iş büyüyor..

Sonuçta insanlarla konuşuyoruz. Ben bugün resmi olarak başladım. Hocalarımızla konuşmaya başladım. Bölüm başkanları, dekanlarla konuşuyorum. Bütün paydaşlarımızla kademe kademe, öğrencilerimizle, kulüp başkanlarımızla konuşacağız. Bunlar konuştukça anlaşılacağını düşünüyorum. Şimdi 9 kişi başvurdu, değişen bir şey yok. Mülakata alınıyorsunuz, komisyonda sonuçlanıyor.

Burada biraz da çuvaldızı kendimize batırmak istiyorum, Boğaziçili olarak. Boğaziçi’nin o tarafa, YÖK’e zaman ayırsa biraz ben eminim ki orada çok Boğaziçili olur. Boğaziçili kendini maalesef bu alanda fildişi kuleye koymuştur. Ben Ankara’da daha çok Boğaziçili olmasını düşünüyorum. YÖK’te, TÜBİTAK’ta olmamız lazım. Belki Ankara’ya gidip gelmek zaman alıyor ama bizim daha çok Ankara’da olmamız lazım..

Bir kere bu intihal meselesi iftira. Orada teknik bir şey gibi duruyor ama benim doktora tezimde literatür kısmı vardır. Oradaki her şey diğerlerinden alıntıdır. En sonunda kaynaklar yazılmıştır. Bütün dert tırnak içine almamış olmam.

Bizim önümüzde böyle yapılacak diye bir format da yoktu. Formatlar sürekli değişir. Bunun birçok standardı var. İşin özü aldığınız şeyin kaynağını yazmış mısınız? Yazmışız sonuçta. Bununla ilgili önceden hazırlıklarımızı yaptık mütevelli ile beraber. Haliç Üniversitesi’nde orada herhangi bir yönetim boşluğu yok, sistem zaten gayet güzel çalışıyor.

Yine bir İTÜ’lü rektör daha sonra Boğaziçi’ne atandı. Ben tepkilerin çok az olduğunu düşünüyorum. İnsanlar beni tanıdıkça uzlaşma zeminine oturacağını düşünüyorum. Ben hep paydaşları dikkate alarak karar veren birisiyim. Şu anda yanlış bilgilendirme var, farklı bir kültür mü oraya geliyor diye, yok, ben bir Boğaziçiliyim, birçok insandan fazla Boğaziçiliyim, orada 8 senem geçti..

Böyle bir provokasyonu öngörmedim. Tutuklanan insanlardan da bu belli. Bu provokasyon olmasa biz standart Boğaziçi’nin kültürünü görecektik. Beni tanımayan hocalar sırtını dönüyor ama bin hocamız var. Hepsi tanımayabilir. 

Ben hard rock, Metallica dinleyen bir rektörüm. Kültürle ilgili en ufak bir şey düşünmüyorum.

Hocalarımızın şuralar iyi gitmiyor dediği şeyler mutlaka yapılacak. Diğer taraftan benim ilk 100 hedefim var. Benim güncel, son zamanlarda yazdığım üniversitelerin sıralamasıyla ilgili 2 tane makalem var. Sırf bunlara baksa insanlar bu işin matematiğini iyi bilen bir mantıkla bunun olabileceğini görecekler. İddialı hedef koymak, Boğaziçi’ni ilk 100’e sokmak istiyorum. Hedefi koyduktan sonra hep birlikte düşüneceğiz, biz buna nasıl ulaşacağız diye. Bunu yaparsak bütün Türkiye’deki üniversitelere de örnek olacağız.”

“HAYKO CEPKİN’DEN YANIT”

Bulu’nun bu sözlerinin sosyal medyada gündem olmasının ardından sanatçı Hayko Cepkin’den yanıt geldi. Twitter hesabından paylaşım yapan Cepkin, “Yine olan bizim müziğe oldu iyi mi” ifadelerini kullandı.

ESKİ AKP’Lİ VEKİL MELİH BULU’NUN ‘YALAN’ SÖYLEDİĞİNİ İDDİA ETTİ

Eski AKP milletvekili Feyzi İşbaşaran:

”Siyasal islamcılık böyle bir şey, her yalanı rahatlıkla söylerler.”

Eski AKP'li vekil Melih Bulu'nun 'yalan' söylediğini iddia etti

Melih Bulu, ”Aslında söyleyeceklerim insanları şaşırtacak ama ben siyasete ODTÜ de CHP’de, eski SHP’yi o zaman, belediye başkanı Ali Dinçer yardımcı istedi, öyle siyasete başladım” dedi.

Bulu’nun sözlerine yanıt veren eski AKP milletvekili Feyzi İşbaşaran:

”’Siyasal islamcılık böyle bir şey, her yalanı rahatlıkla söylerler..

Eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Dinçer’e raporlar hazırladığını söyledi. Ali Dinçer 1977’de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı (SHP) seçildiğinde Melih Bulu Ankara/Kırıkkale’de ilkokula yeni başlamıştı..

Sonra baktı ki yalan ortaya çıkacak, bu defa da Ali Dinçer Milletvekiliyken ona raporlar hazırladım. Merhum Ali Dinçer ile 1991’de milletvekili seçildik. Melih Bulu o zaman ODTÜ 2. Sınıf öğrencisi. Yani, merhum Ali Dinçer gidip ‘Melih sen süper zekasın, gel bana çalış’ demiş.”

NE OLMUŞTU?

AKP’DEN MİLLETVEKİLİ ADAYI OLMUŞTU: BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NE REKTÖR OLDU

2002’de AKP Sarıyer İlçe Teşkilatı kurucusu, 2015’te de AKP İstanbul 1. bölge milletvekili aday adayı olan Prof. Melih Bulu, Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atandı, öğrenciler tepki gösterdi… 

Erdoğan 5 üniversiteye rektör atadı. Cumhurbaşkanlığı Tarafından Yapılan Atamalar Hakkında Kararlar, Resmi Gazete’de yayımlandı.

  • Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Melih Bulu,
  • Pamukkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ahmet Kutluhan,
  • Antalya Bilim Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İsmail Yüksek,
  • Beykoz Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Durman ve
  • Çağ Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Ünal Ay atandı.

Prof. Melih Bulu, Cumhurbaşkanı kararıyla Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanmasının ardından ilk kez açıklama yaptı.

Bulu, “Unutmayalım ki hepimiz aynı gemideyiz” mesajını paylaştı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürünü iletti.

Boğaziçi Üniversitesi’ne atanmasıyla öğrenciler ve öğretim üyeleri tarafından tepkiyle karşılanan Bulu’nun sosyal medya hesabından yaptığı açıklama şöyle:

“Merhaba Boğaziçi,

Hayatımın en güzel 8 yılını geçirdiğim Boğaziçi Üniversitesine rektör olarak atanmam vesilesi ile hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Gerek özel sektör gerek sivil toplum kuruluşlarında 30 yıllık tecrübemin beni getirdiği noktada, ülkemizin dünyada ilk 10’da olma hedefinin, belki de en önemli bileşenin üst seviye eğitim olduğunu yürekten hissediyorum. O sebeple ülkemizin önde gelen üniversitelerinden Boğaziçi’ne dönüş beni her bir zerreme kadar heyecanlandırıyor. Bu kapsamda beni bu göreve layık gören Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın YÖK Başkanımıza içtenlikle teşekkür ediyorum.

Boğaziçi’nde yönetim ve strateji yoğun eğitimim sonrası özel sektörde pratik yapma fırsatı bulmam sonrasında farklı Üniversitelerde bölüm başkanlığı, dekanlık ve rektörlük süreçlerinde tecrübe kazanmamın, beni bugünlere hazırlayan güzel tesadüfler olduğunu düşünüyorum.

Şu ana kadar elde ettiğim tecrübe ile yaptığım analizde sizlerle Boğaziçi’nin hak ettiği yere gelmesi için üzerinde çalışılması gereken başlıklarından birkaç tanesini paylaşmak isterim:

1-Dünyadaki Yerimiz: Uluslararası Üniversite sıralamalarında en etkin iki kuruluş olan THE ve QS’in verilerine baktığımızda, Boğaziçi’nin artık ilk 500’ün dışına düştüğünü görüyoruz. Bunun en önemli sebeplerinin başında gerileyen uluslararası yayın performansımız var maalesef. Benim hedefim 4 yıl içerisinde Boğaziçi’nin ilk 100’e giren ve orada kalabilen ilk Türk Üniversitesi olmasıdır.

2-Sektörle işbirliği: Boğaziçi’nin kamu ve özel sektörle olan yakınlığı alan kaybetmiş ve boşluğu farklı üniversiteler doldurmuştur maalesef. Bu yarışta yeniden aktif olarak çok çalışmamız ve özellikle mezunlarımızın “network”ünü kullanarak avantaj sağlamalıyız diye düşünüyorum. Bu sayede Boğaziçi öğrencilerinin, iş ve staj bulmaları çok daha kolaylaşacak, yapılan projelerle Üniversitemize ek gelir sağlanacak, ve akademik araştırmalar için de gerçek problem alanları saptanacaktır.

3-Girişimcilik: Ülkemizde, son yıllarda hızla yükselen girişimcilik ekosisteminde Boğaziçi’nin hak ettiği yerde olmadığını düşünüyorum. Sadece Öğrencilerimizin değil, Hocalarımızın da ürettikleri yeni bilgiyi ticarileştirecek ekosistemin geliştirilmesi, önümüzdeki 4 yılda önem vereceğim bir konu olacaktır. Boğaziçi adresli “startup”ların önünü açacak bir ortamı oluşturmak için elimden geleni yapacağımdan emin olabilirsiniz.

4- inovasyon Ekosistemi: Routledge tarafından basılan ve editörlüğünü yaptığım “Urban Knowledge and Innovation Spaces” başlıklı kitabımda, inovasyonun mekan ile ilişkisinin çok önemli olduğunu bilen biri olarak Üniversitemizdeki mekanların, bizleri sürekli inovasyon yapmaya teşvik edecek hale gelmesini çok önemsiyorum. Bu bakışla mekanların yeniden gözden geçirilmesi ile sizlerin artık Boğaziçi’ne girdiğinizde içinde olmaktan çok daha bütük mutluluk hissedeceğiniz bir hale gelmesi yönünde çalışacağımı belirtiyorum.

Sizlerin önerilerinizle bu listeyi geliştirmek ve birlikte gerçekleştirmek, gelecek günlerde ajandamızın başlıca maddelerini oluşturacaktır.

Değerli Boğaziçi Ailesi,

İnsanlara dokunmayı seven bir mizacım vardır. Bana her zaman sanal ortamda ya da kampüste ulaşabilirsiniz. Sorunların, şeffaf bir şekilde konuşularak çözülebileceğine inanan bir yönetim tarzım vardır. Birlikte konuşarak, en doğruya ulaşıldığını sayısız kere tecrübe etmişliğim vardır. Bununla birlikte, Boğaziçi’nin taraf olmadığı problemlere malzeme yapılması en çok Boğaziçi’ne zarar verir. Unutmayalım ki hepimiz aynı gemideyiz. O sebeple Üniversite olarak bizi asıl işimiz olan Bilimsel Üretim’den uzaklaştıracak her türlü girişime de birlikte karşı gelmemiz gerekir diye düşünüyorum.

Yuvaya dönüşümün heyecanı ve mutluğu ile Orta Kantinde yediğim kumpir, Sosyete Kantin’den çay alıp Manzara’da yudumlamayı ve bu arada kucağıma zıplayıp yediğim her şeye ortak olan kedileri çok özlediğimi söylemek isterim. Güney’de basket oynamayı, Uçaksavar’da kürekçilerle antrenmana katılmayı, açık havuzda gün batana kadar yüzmeyi de özlemiş olduğumu belirtmek isterim elbette. Bu vesile ile bir Boğaziçili olarak üzerimde emeği olan, başta Güven Alpay, Deniz Gökçe, Muzaffer Bodur, Hayat Kabasakal, Mustafa Dilber, Özer Ertuna, Refik Erzan, Ayşe Buğra, Ayşegül Toker, Cem Behar ve Taner Bilgiç olmak üzere bugünlere gelmemde emeği olan bütün hocalarımı da saygıyla selamlıyorum.”

AKP KADROLARINDAN REKTÖRLÜĞE… 

AKP’de birçok görev üstlenen ve son olarak İstanbul 1’inci Bölge’den milletvekili aday adayı olan Melih Bulu, açıklanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Boğaziçi Üniveristesi’ne rektör yapıldı.

 Atamaya tepki gösteren öğrenciler:

“Demokratik süreçleri tanımadan atanan yandaş rektörleri kabul etmiyoruz” dedi.

Boğaziçi Dayanışması tarafından gösterilen tepkide şu ifadeler kullanıldı:

“Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle okulumuza Melih Bulu’nun kayyum olarak atandığını öğrendik. Boğaziçi öğrencileri olarak demokratik süreçleri tanımadan atanan yandaş rektörleri kabul etmiyoruz. Melih Bulu bizim rektörümüz değildir!”

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri, yaptıkları ortak açıklamada, AKP’li Melih Bulu’nun rektör olarak atanmasına karşı “Üniversitemizin akademik özerkliğini, bilimsel özgürlüğünü ve demokratik değerlerini açıkça ihlal eden bu uygulamayı kabul etmiyoruz” dedi.

Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyeleri:

“Üniversitemizin demokratik değerlerini açıkça ihlal eden bu uygulamayı kabul etmiyoruz.”

Akademisyenler tarafından, üniversite senatosunun 2012 yılında kabul ettiği şu ilkelerden vazgeçmeyeceğinin altı çizildi:

-Üniversitelerin herhangi bir kişi ya da kuruluşun etki veya baskısına maruz kalmaması ve siyaset aracı olarak kullanılmaması, bilimsel ve toplumsal gelişim açısından vazgeçilmezdir.

-Üniversitelerde karar alma yetkisinin demokratik yöntemlerle seçilmiş kurullarda ve akademik yöneticilerde olması özerklik için şarttır. Rektör, dekan, enstitü müdürü, yüksekokul müdürü, bölüm başkanı gibi akademik yöneticiler atamayla değil seçimle belirlenmelidir.

-Üniversitelerin, özerk anayasal kurumlar olarak, akademik programlarını ve araştırma politikalarını öğretim elemanlarınca ve/veya üniversite kurullarınca kararlaştırılarak belirlemesi, bilimsel özgürlüğün ve yaratıcılığın şartlarındandır.

Üniversitemizin tüm bileşenleri ile birlikte bu ilkelerin takipçisiyiz?

DEVA PARTİSİ’NDE ‘KAYYIM REKTÖR’ AYRIŞMASI

DEVA Parti Kurucular Kurulu Üyesi Bahar Ekşi atamaya destek verirken, Genel Başkan Babacan, Bulu’yu ‘kayyım’ olarak nitelendirdi.

AKP’li Melih Bulu’nun Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle Boğaziçi Üniversitesi’ne rektör olarak atanması DEVA Partisi’nde çatlağa neden oldu.

DEVA Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Bahar Ekşi:

“Tanıdığım çok değişik fikirlere sahip açık ve öngörülü  bir rektör. Türkiye’de akademik  olarak alanında en çok atıfı alan. Lisansı ODTÜ, YL ve Doktorası Boğaziçi’nde olan birinin Boğaziçi’ne rektör olarak atanmasını çok haklı buluyorum. Melih Bulu hocamı tebrik ediyorum” dedi.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise Bulu’nun rektör yapılamasına tepki gösterdi:

“Üniversiteler özerk olmalıdır. Ülkemizin özgür akademiye, özgür bilim insanlarına ve üretken öğrencilere ihtiyacı var. Bu özgürlük ve üretkenlik, kayyum atamalarıyla sağlanamaz. Kayyum Rektör İstemiyoruz. Özgür bir akademi istiyoruz.”

ÖĞRENCİLERDEN EYLEM ÇAĞRISI

Boğaziçi Dayanışması’nın yaptığı duyuruda şu ifadeler yer aldı:

“Boğaziçi Üniversitesi’nin yeni kayyumu atandı, sermayedar ve AKP milletvekili aday adayı Melih Bulu. Hiç uzatmadan söyleyelim, Melih Bulu rektörümüz değildir, kayyum rektör istemiyoruz.

Bütün Boğaziçi öğrencilerine ve emekçilerine, üniversite dayanışmalarına ve demokratik toplum örgütlerine çağrımızdır. Pazartesi günü saat 14:00’te Boğaziçi Güney Kampüs kapı önünde BASIN AÇIKLAMASI gerçekleştireceğiz,  hepiniz davetlisiniz. Ayrıca Boğaziçi öğrencileri olarak pazartesi günü online dersleri BOYKOT edeceğiz, bütün Boğaziçi öğrencilerini bu atmaya karşı boykota çağırıyoruz.

AKP hükümetinin üniversitelerin özerk yapısına saldırılarına karşı bizim yanımızda olun. Atanan kayyumlara karşı hep birlikte mücadele edelim. Bütün üniversite öğrencilerini ve bize destek olmak isteyen herkesi Pazartesi saat 14:00’te Boğaziçi Güney Kampüs kapı önünde bekliyoruz!”

BOĞAZİÇİ’NİN YENİ REKTÖRÜNÜN SAHTE HESABI İFŞA OLDU

Gazeteci Metin Cihan, Melih Bulu’nun sahte isimle açtığı hesabı üzerinden yaptığı paylaşımlara dikkat çekti.

Haliç Üniversitesi Rektörlüğü sırasında uzaktan yapılan sınavlar sırasında kameraların açık olmasına karar veren Melih Bulu’ya çok sayıda öğrenci tepki göstermişti.

Melih Bulu’nun bazen kendi gerçek hesabıyla bazen de ‘yesozum’ adıyla açtığı ikinci hesabıyla öğrencilere yanıt verdiği ve kendi kendini övdüğü iddia edildi. ‘yesozum’ hesabından yapılan paylaşımları sadece Melih Bulu’nun beğendiği de anlaşıldı. 

Melih Bulu’nun, sahte hesabı olan ‘yesozum’ üzerinden tepki gösteren öğrencilerini kopyacılıkla suçlaması, ardından da gerçek hesabıyla ‘yesozum’un paylaşımını beğenmesi dikkat çekti. 

Metin Cihan, Melih Bulu’nun ikinci bir hesabının olduğunu ‘opullukcu’ isimli bir kullanıcının paylaşımı sayesinde fark ettiğini belirtti.

Cihan, ‘yesozum’ hesabına, Melih Bulu’ya ait olduğunu bilmediği için “Sen kimsin ya @yesozum kim nerde senin rektörün oluyor? Bıraksana burda neyin şovunu yapıyorsun babanın oğlu mu rektör” diye tepki gösteren bir kullanıcıyla ilgili de şunları yazdı: 

“Şu menşın o kadar masum ki.. @yesozum’un rektör @melihbulu’nun fake hesabı olduğunu bilmiyor. “babanın oğlu mu” diye soruyor. evet, babasının oğlu.”

BOĞAZİÇİ’NDE İLK DEĞİL: MEHMED ÖZKAN SEÇİMLERE KATILMADAN ATANMIŞTI

Mehmed Özkan, rektörlük seçimlerine katılmamasına rağmen 12 Kasım 2017’de Erdoğan tarafından rektörlüğe atanmıştı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Mehmed Özkan 2017 ve 2018 yıllarında gerçekleşen mezuniyet törenlerinde de protesto edilmişti.

MELİH BULU KİMDİR?

Cumhurbaşkanlığı tarafından Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan yeni rektör Prof. Dr. Melih Bulu

Melih Bulu, 2002’de AKP Sarıyer İlçe Teşkilatı kurucusu, 2015’te de AKP İstanbul 1. bölge milletvekili aday adayı olmuştu.

Melih Bulu,

*Lisans eğitimini 1992 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde,

*Yüksek Lisans ve Doktora eğitimlerini ise Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde tamamladı.

*Özel sektörde TUSAŞ’da proje mühendisi olarak CASA, Atak Helikopter ve F-16 Programlarında çalıştı.

*P&G’de Fabrika Müdür Yardımcılığı görevinde özellikle verimlilik ve maliyet tasarrufu alanlarında görevler aldı.

Benzeri şekilde çalışma hayatında gerek profesyonel gerekse girişimci olarak bir çok üretim ve servis sektöründeki firmada strateji ve yönetim konularında danışmanlıklar yaptı.

Prof. Bulu 2009’da başlayan tam zamanlı akademik kariyeri boyunca bölüm başkanlığı, dekanlık, MBA koordinatörlüğü, uluslararası işbirliği koordinatörlüğü görevlerinde bulundu.

*2017 tarihi itibarıyla Uluslararası Rekabet Araştırmaları Kurumu’nun Yönetim Kurulu Başkanlığını yürüten Bulu, 2011’den bu yana İstanbul Elektrik Elektronik Makine ve Bilişim İhracatçıları Birliği Ar-Ge Pazarın Yönetim Kurulu Üyesidir.

SİYASİ KARİYERİ… 

AKP’de birçok görev üstlenen, Sarıyer İlçe Teşkilatı kurucularından olan ve son olarak İstanbul 1’inci Bölge’den milletvekili aday adayı olan Melih Bulu’nun rektörlüğe atanması birçok öğrenci tarafından tepkiyle karşılandı ve ‘kayyım’ olarak yorumlandı.

İLGİLİ HABER

Duvar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top