GÜNDEM

PENSİLVANYA’DAKİ ‘HİMMET’ KRİZİ

17-25 ARALIK SÜRECİ SONRASINDA EKONOMİK SORUNLARINI ÇÖZEMEYEN FETULLAHÇI TERÖR ÖRGÜTÜ’NÜN ABD’DEKİ MERKEZİNDE İDARİ KRİZLER YAŞANMAYA BAŞLANDI.

FETÖ’nün ABD’deki merkezi yönetimi de sarsıldı

17-25 Aralık süreci sonrasında ekonomik sorunlarını çözemeyen Fetullahçı Terör Örgütü’nün ABD’deki merkezinde idari krizler yaşanmaya başlandı.

Fetullahçı terör ve casusluk yapılanmasının (FETÖ) ABD’deki ve diğer ülkelerdeki operasyonlarında kullanılmak üzere örgüt tabanı ve esnaf yapılanmasından “himmet” adı altında topladığı gelirlerdeki daralma, örgütün Pensilvanya’daki yönetimini zora soktu.

TERÖR ÖRGÜTÜNDE BAŞ GÖSTEREN YÖNETİM SIKINTILARI…

15 Temmuz darbe girişiminden sonra Türkiye’deki, eğitim, medya ve ticari kuruluşları kapatılan ve her türlü faaliyeti yasaklanan FETÖ, bu kurumlardan topladığı merkez payının yanında örgütün tüm organizasyonlarda çalışanlardan yaptığı kesintilerden ve esnaf yapılanmasından toplanan himmet yardımlarını da kaybedince ekonomik olarak toparlanamadı.

Türkiye’nin dışında, dünyanın dört bir yanından yıllarca düzenli toplanarak örgütün Pensilvanya’daki merkezine gönderilen himmet paralarının ve bir çeşit kurumlar vergisi gibi toplanan yüzde 15 paylarının eskisi gibi tedarik edilememesi, terör örgütünde baş gösteren yönetim sıkıntılarını da beraberinde getirdi.

17-25 Aralık süreciyle başlayıp darbe teşebbüsünün yapıldığı 2016’ya kadar uzanan süreçte ABD’de yaptığı faaliyetleri kısıtlama yoluna giden örgüt, söz konusu dönemde, New Jersey’deki Ebru TV ismiyle İngilizce yayın yapan televizyonun da ekranını karartmak zorunda kalmıştı.

ABD’de 2011’den sonra günlük dağıtımını bırakarak haftalığa dönen ve 2012’den itibaren baskıya tamamen son veren örgütün gazetesi Zaman ise daha sonraki süreçte internet yayınına bile son vermişti.

TÜRKÇE OLİMPİYATLARI ADINDAN “TÜRKÇE” KELİMESİNİ ÇIKARDI

FETÖ’nün Türk toplumunun milli duygularını sömürmek için düzenlediği faaliyetlerden biri olan ve yıllardır kesintisiz yapılan Türkçe Olimpiyatları’nın çoğu, 17-25 Aralık sonrası iptal edilerek Teksas ve New York gibi bazı merkezlerde devam etti.

Aynı süreçte adından “Türkçe” ifadesi çıkarılan organizasyonların “Uluslararası Dil ve Kültür Festivali” şeklinde adlandırılması dikkati çekti.

Türk şirketlerinden destek alamayan örgüt, olimpiyatların adından sadece Türkçe ifadesini çıkarmakla kalmayıp, içeriğini de daha kozmopolit bir yapıya dönüştürerek Türk kimliğinden uzaklaştırdı.

En son 2019’da yapılan festivalin 2 ana sponsorundan birinin FETÖ’nün ABD’deki ekran yüzü basketbolcu Enes Kanter’in kurduğu Enes Kanter Foundation ve ikincisinin de bir diğer FETÖ’cü şirket olması da dikkatlerden kaçmadı.

“MUAVENET” PROJESİ TUTMADI

Büyük firma sponsorları ve iş adamlarının desteğini kaybeden örgüt, darbe sonrası işini kaybeden üyeleri için FETÖ’nün Pensilvanya’daki merkezinden idare edilmek üzere “Muavenet” adı altında yardım sandığı oluşturarak kendi tabanı ve kurumlarından elde ettiği gelirleri artırma çabasına girdi.

FETÖ firarisi gazeteci Ahmet Dönmez’in, Cevdet Türkyolu ve Mustafa Özcan gibi isimlerin örgüt paraları ile şahsi servet yapmalarına tepki göstermesi üzerine bu yardım sandığı projesi amacına ulaşamazken sosyal medya üzerinden örgüt içi yolsuzluk konusunda yapılan tartışmaların giderek büyüdüğü görüldü.

Öte yandan Fetullah Gülen’den sonra örgütü ve parasal kaynakları kimin yöneteceği tartışması giderek büyüdü.

ABD’nin bazı bölgelerinde ve bir kısım Avrupa ülkelerinde örgüt üyelerinin lokal yapılanmalara gittiği, kendi içlerinde “daha şeffaf ve demokratik” yapılar kurduklarını duyurmaları, bundan sonra Pensilvanya’nın her söylediğini kabul etmeyecekleri, kendi kaderlerini tayin edecekleri şeklinde algılandı.

(

MUSTAFA ÖZCAN’IN “YÜZDE 15 KASASI”

Firari Dönmez’in, hazırladığı yazı dizisinde, Mustafa Özcan’ın tüm ülkelerdeki FETÖ kurumlarından elde edilen gelirin yüzde 15’ini ve örgütün üyelerinin maaşlarının yüzde 10’unu alarak bir kasada toplattığı ve konuyu bilenlerin buna “Yüzde 15 kasası” ismi verdiği bilgisini paylaştı.

Bu yüzdelerin örgüt içinde kurumlar vergisi ve şahsi vergi gibi görüldüğünü belirten Dönmez, şu ifadeleri kullandı:

“Bölge imamları, il imamları ve birim sorumluları her ay düzenli olarak bütün illerde ve birimlerde toplanan gelirin yüzde 15 payını merkez kasaya aktarıyordu. Maaşlardan ‘himmet’ olarak toplanan yüzde 10’lar da bu kasada toplanıyordu. Sadece yurt içi de değil. Avrupa’da toplanan himmetlerin, bağışların veya diğer gelirlerin de belli yüzdeleri Özcan’ın kontrolündeki bu kasaya kalıyordu. Avrupa’dan bu kasaya aktarılan paraların, yıllık ortalama 3 milyon avro olduğu belirtiliyor.”

Dönmez’in verdiği rakama bakıldığında, tabandan eskisi gibi para toplayamayan örgüt merkezinin ne kadar büyük maddi kayıp yaşadığı ortaya çıkıyor.

KURBANLARIN KESİLMEDİĞİNİN ORTAYA ÇIKMASI, BAĞIŞLARI BÜYÜK ÖLÇÜDE AZALTTI

FETÖ’cü Ahmet Dönmez’in Mustafa Özcan’a yönelik iddialara yer verdiği yazısındaki itiraf niteliğindeki açıklamalarda, örgütün her yıl dini duygularını sömürdüğü yüz binlerce üyeden topladığı kurban paralarının bir kısmının ayrılıp, ABD’deki merkeze gönderildiği bilgisini paylaşarak şunları kaydetti:

“Mesela sadece 2006 yılında Etiyopya’da tam 40 bin kurbanın kesilmediği, kesilmiş gibi tevillere gidildiği ve bu paraların belli kısmı başka harcamalara giderken ilgili oranın da merkezi kasaya aktarıldığı ileri sürülüyor. Bir cemaat görevlisi o yıl aldığı bir duyum üzerine bu iddiaları özellikle araştırıyor ve söylentilerin üzerine gidiyor. Sonuçta yukarıda anlattığım gerçeği ortaya çıkarıyor. Yıllarca bu organizasyonlar içerisinde yer almış aynı yetkili, sadece Afrika üzerinden elde edilen kurban ‘karlarının’ yani gerçek hisse tutarından arta kalan meblağın yıllar içerisinde 100 milyon avroyu geçtiğini bildiriyor. Aynı kişi, bunun hesabını sormak üzere çok uzun süre uğraşmasına rağmen hiçbir sonuç alamayınca sırf bu nedenle hiyerarşi ile yollarını ayırdığını da özellikle vurguluyor.”

ABD’nin New York ve New Jersey eyaletlerinde yaşayan bazı Türk vatandaşları da kurbanların hepsinin kesilmediğine inandıklarını, yaşadıkları bir olayla anladıklarını ifade etti.

İsmini vermek istemeyen bir Türk, kurbanlarını kesmeleri için vekalet verdikleri FETÖ üyesi dernekten Kurban Bayramı’nın ilk günü öğlen saatlerinde telefon aldıklarını ve kendilerine “Etler geldi, isterseniz alabilirsiniz.” denildiğini aktardı.

Söz konusu vatandaş, daha önce kendilerine isterlerse kestirecekleri kurbanın 3’te 1 oranında etini alabilecekleri, kalanının hayır için dağıtılacağının söylendiğini, ancak bayram günü aldıkları telefonda özellikle “kurban” kelimesinin zikredilmediğini, sadece “et” denilerek takiye yapıldığını fark ettiklerini belirtti.

Öte yandan ABD yapılanmasını güçlendirmek isteyen FETÖ’nün, darbe sonrası Türkiye’den yanında yüklü miktarda paralarla kaçtığı söylenen örgüt üyeleriyle bulundukları eyaletteki esnafları iş ortağı yaparak hem bu kişilerin vatandaşlık süreçlerini hızlandırma hem de himmet zincirine yeni halkalar ekleme yolunu denediği kaydedildi.

FETÖ ABD’DEKİ DİNLER ARASI DİYALOG FAALİYETLERİNE YAYIN EVLERİ VE KİTAPLAR ÜZERİNDEN HIZ VERDİ

FETÖ elebaşı Gülen tarafından bizzat 1990’lı yıllarda örgüt tabanına teşvik edilen dinler arası diyalog faaliyetlerinin, ABD’nin New Jersey eyaletindeki “Ant Store” isimli kitabevinde basılıp dağıtılan diyalog içerikli kitaplarla son yıllarda etkinliğini arttırdığı görüldü.

FETÖ’nün ABD yapılanmasında yer alan önemli üyelerinin bulundukları bölgelerde “dinler arası diyalog” adı altında diğer inançlara mensup din adamları ile bağlantı kurarak kendilerini tanıttığı, özellikle Hristiyan ve Musevi kuruluşlarla ortak proje geliştirdiği biliniyor.

Diyalog faaliyetlerinin özellikle ramazan aylarında ivme kazandığı, bazı eyaletlerdeki FETÖ üyelerinin ramazan boyunca teravih namazı kılmak için ilişkide oldukları kiliseleri tercih ettikleri ve yıl içinde, pazar ayinleri dahil, ailece bu mekanlardaki etkinliklere katıldıkları daha önce haber konusu olmuştu.

2018 yılı ramazan ayında, örgüt mensuplarının New Jersey’in Cliffside Park bölgesinde düzenli gittikleri bir kiliseyi buluşma mekanına çevirdikleri görülmüş, FETÖ’nün ABD’deki diyalog faaliyetlerinin çatı örgütü Ortak Değerler İttifakı’nın (Alliance for Shared Values) başkanı Alp Aslandoğan da bu kiliseden çıkarken AA kameralarına takılmıştı.

Aynı görüntülerde, birçok FETÖ üyesinin çocukları ve eşleriyle kiliseye gelip saatlerce kaldığı, sonrasında ise kilisenin ışıklarını bizzat kapatıp kapısını kilitledikleri görüntüler kaydedilmişti.

FETÖ’nün ABD’deki sözleşmeli okulların binalarının birçoğunun eski kilise okulları olduğunu, bu binalardaki Meryem Ana ve İsa figürlerine ise genellikle dokunulmadığını, söz konusu okulların internet sayfalarındaki fotoğraflarında bile görmek mümkün.

ÖRGÜT KİTAPLARI VE YAYIN EVLERİ ÜZERİNDEN AÇILIM

17-25 Aralık sonrası süreçte maddi kaynak sıkıntısı çeken FETÖ, ABD’deki televizyon ve gazete gibi yayın organlarını kapatmak zorunda kaldığı için dinler arası diyaloğa yönelik çalışmaları dahil, örgüt propagandası için kitap ve baskı çalışmalarına ağırlık veriyor.

FETÖ, kendine ait 3 farklı yayınevinde 3 farklı kesime hitap eden kitaplar basarak ABD’nin en büyük kitap mağazaları aracılığıyla diyalog temelli düşüncelerini hem Amerika hem de dünya okuyucusuyla buluşturmayı hedefliyor.

İnternetteki bilgilerde ise örgütün üst düzey yöneticilerinden İsmail Büyükçelebi’nin de katıldığı toplantılara ev sahipliği yapan Ant Store, aynı zamanda bu 3 yayınevinin de adresi olarak gözüküyor.

“Süreyya Yayınları” adı altında basılan ve Fetullah Gülen başta olmak üzere dini bilgisine itibar edilen isimlere ait Türkçe kitaplar, örgüt tabanının dindar kesimini hedefliyor.

“Tuğra Books” isimli ikinci yayınevinin adı altında ise sadece İngilizce olmak kaydıyla yeni nesil Türk ve Müslüman çocuklar ve gençlere yönelik kitaplar neşrediliyor.

Tuğra Books’un internet sayfasındaki kataloğunda, Daniel Hammel tarafından yazılan “Jesus and Muhammed” ve İsmail Büyükçelebi ile Reşit Haylamaz’ın yazdığı “İsa, misyonu ve mucizeleri” isimli kitaplar dikkati çekiyor.

ÖRGÜTÜ ÖVEN YABANCI YAZARLARIN KİTAPLARINI DA ÖRGÜT YAYINEVİ BASMIŞ

Ant Store’un alt kuruluşları arasında bulunan üçüncü yayınevi ise “Blue Dome Press” markası ile 2014’ten bu yana faaliyet gösteren yayınevi olarak karşımıza çıkıyor.

Kamuya açık kaynaklarda, Ant Store ile aynı adreste görünen ve resmi adı “Blue Dome, Inc.” olan yayınevinin 37 çalışanı ve yıllık gelirinin 3 milyon dolardan fazla olduğu bilgisi yer alıyor.

Blue Dome Press üzerinden basılan kitapların ortak özelliği ise hem örgüt yazarlarına ait diyalog içerikli kitapların İngilizcesini basarak Amerikalı kitlelere ulaştırmak hem de FETÖ elebaşı Gülen’i uluslararası bir inanç insanı olarak onu Gandi ve Dalai Lama benzeri bir ruhani lider pozisyonuna taşımak.

Kitapların çoğunluğunun diyalog içerikli olması göze çarparken bir diğer dikkati çeken konu ise yabancı yazarlara destek vererek Gülen ve örgütünü öven içerikler yazan, bazen de Türkiye’yi eleştiren yabancı yazarların kitaplarının bu yayınevi tarafından basılmış olması.

Yayınevinin internet sayfasında kuruluş amacının anlatıldığı bölümde de “Blue Dome Press, öncelikle inançlar arası diyalog, kültürlerarası çalışmalar, sanat ve tarih alanlarında akademik ve prestijli başlıklar yayınlamak için kurulmuştur. Blue Dome’un misyonu, dünyanın farklı kültürleri, dinleri ve toplulukları arasında ortak anlayış ve diyaloğa katkıda bulunan çalışmaları teşvik etmektir.” ifadeleri yer alıyor.

FETÖ yayınevlerinin örgüt lideri Fetullah Gülen ve yapılanması hakkında kitap yazmaya teşvik ettikleri ve kitaplarını bastıkları yazarlar arasında Walter Wagner, John Pahl, Dr. Craig Considine ve Rainer Hermann gibi isimler bulunuyor.

FETÖ’nün ABD’de sayıları 200’ün üzerine çıkan sözleşmeli okullar için gerekli kitap, dergi gibi malzemelerin baskısı için farklı isimlerde yayınevleri açacağı da öngörülüyor.

Yayınevlerinin ana şirket kayıtlarında da Mustafa Özcan ismine rastlandı

AA muhabirinin kamuya açık kaynaklardan elde ettiği bilgilere göre, Gülen’in “sır küpü” Mustafa Özcan’ın yönetimi altında toplanan 3 yayınevinin yıllık satış gelirlerinin, 4,5 milyon dolara yaklaştığı görüldü.

FETÖ örgütünün 3 farklı hedef kitlesine hitap eden yayınevleri arasında ana firma olarak bilinen Ant Store’un resmi kuruluş kayıtlarındaki isminin “The Light Inc”, son zamanlarda sosyal medyada örgüt parasını zimmete geçirme tartışmaların odağında olan Mustafa Özcan’ın isminin “President” olarak geçtiği görüldü.

Yıllık 1,1 milyon dolar satış geliri ve 9 çalışanı olduğu belirtilen şirketin kuruluş tarihi, kayıtlarda 2001 olarak geçerken aynı isimle açılan Linkedin hesabında ise adres olarak Ant Store ile aynı yer gösteriliyor.

New Jersey’de, Türk toplumunun yoğun bulunduğu Clifton kentinde yer alan Ant Store’un yöneticisi Hüseyin Şentürk, The Light Inc. firmasının başkan yardımcısı olarak resmi kayıtlarda yer alırken yıllık 3 milyon doları aşan satış gelirine sahip Blue Dome Press’in başkan yardımcısı titrine sahip Ahmet İdil ise aynı zamanda The Light Inc’te muhasip üye olarak görünüyor.

Blue Dome Press’in şirket kayıtlarında başkan yardımcısı olarak yer alan diğer bir ilgi çekici isim ise 2010’da “Bir Çay daha Lütfen” ve 2014’te “Ay Sultan” isimli kitaplarıyla Türkiye’deki okuyucu kitlesinin hatırlayacağı ABD’li yazar Katharine Branning.

Türk kültür ve tarihiyle ilgili kitaplar yazmaya devam eden kadın yazarın, hala FETÖ üyesi Türk girişimcilerle ortak bir yayınevine sahip olmasına rağmen 2014’ten sonra yazdığı kitaplarının İngilizce ve Türkçe baskıları için farklı yayınevleri tercih etmesi dikkati çekti.

Branning’in “Bir Çay Daha Lütfen” isimli kitabının ilk Türkçe baskısını yapan Kaynak Kültür Yayınları isimli yayınevi, 15 Temmuz sonrası KHK ile kapatılan yayınevleri arasında yer alıyor.

ABD’nin en büyük kitap mağaza zincirinin raflarında FETÖ liderinin kitapları var

ABD’de 3 farklı kitleye 3 ayrı yayınevi ile ulaşmaya çalışan FETÖ örgütü, internet dünyasında en çok kitabın satıldığı Amazon sitesinde ve ABD’nin en büyük kitap mağaza zincirine sahip Barness & Noble’ın raflarında da kitaplarıyla yer almayı ihmal etmedi.

Ünlü kitap mağazasının şubelerinde ve internet sitesinde, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in yazdığı 31 kitabın İngilizce çevirisine ulaşmak ve Gülen hakkında yazılan 30 kitaba rastlamak mümkün.

Gülen ve örgütünün propagandasının yapıldığı ve çoğu yabancı yazarlarca yazılan bu kitapların tamamının ise örgütün yukarıda adı geçen yayınevleri tarafından basıldığı tespit edildi.

Diyalog kurumlarında çok dinli yönetim kurumları ve eğitim kadroları oluşturuluyor

ABD’de, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in sözcülüğünü yapan Yücel Alp Aslandoğan’ın başkanlığını yaptığı Ortak Değerler Birliğinin (AFSV) başını çektiği kurumsal diyalog faaliyetleri de devam ediyor.

Yönetim kurulunda Katolik-İslam araştırmacısı, Yahudi hahamı gibi dikkati çeken kişilerin bulunduğu AfSV çatısı altında Atlantic Institute, The Peace Islands Institute, The Rumi Forum, The Pacifica Institute, The Dialogue Institute of the Southwest, Niagara Foundation isimli alt kuruluşlar diyalog faaliyetlerini ülke çapında sürdürüyor.

Ramazan ayında kurulan iftar sofraları, diyalog faaliyetleri için en faal zaman dilimi olarak bilinirken Hz. Musa’nın Yahudileri Mısır’dan kurtarması anısına kutlanan Hamursuz Bayramı, Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturması bağlamında dağıtılan Aşure tatlısı (Noah’s Pudding) da bu anlamda birer fırsat olarak değerlendiriliyor.

Halil İbrahim Sofrası (Abraham Table) adı altında gerçekleştirilen yemekli toplantılarda, 3 kitabi inancın geçmişte ortak ata kabul edilen Hz. İbrahim’de buluştuğu konusu işlenirken gelecekte hedeflenen birliktelik için ise Mesih ve Mehdi kavramları, buluşma noktası olarak işaret ediliyor.

İKİ AYRI DİNE ORTAK DİN ADAMI YETİŞTİRİYORLAR

Pensilvanya eyaletinde Asya Finans’tan çekilen karşılıksız kredilerle kurulduğu söylenen FETÖ’ye ait “Respect School” (Saygı Okulu) adlı eğitim kurumu ise Hristiyanlık teolojisi öğreten “Moravian College” isimli ilahiyat fakültesi ile ortak din adamı yetiştirmeye devam ediyor.

İki okulun hocalarından ortak dersler alan öğrenciler, mezuniyet sonrası hem Hristiyanlık hem de İslam üzerine ehliyetli olduklarını gösteren mezuniyet belgesi almaya hak kazanıyor.

FETÖ’ye ait yüksek okulun internet sayfasında 13 Ekim-16 Kasım 2019’da düzenlenen diyalog seminerine katılan kuruluşlar arasında Hristiyanlık üzerine eğitim veren Moravian İlahiyat Fakültesi ve Lehigh Kiliseler Birliği adlı kuruluşların yer aldığı görüldü.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını her alanda olduğu gibi 2020 yılında FETÖ’nün diyalog faaliyetlerini de olumsuz etkilerken aşılama çalışmalarının hızlanmasıyla martta Saygı Okulu da hiç vakit kaybetmeden 3 aylık Klinik Ruhani Eğitimi (Clinical Pastoral Education) semineri başlattığını duyurdu.

Klinik Ruhani Eğitim için ilgili internet sayfalarında, ABD, “Kanada ve Yeni Zelanda’da hastane ve bakımevi papazlarının ruhani eğitimi için hem çok kültürlü hem de dinler arası bir deneyimin birincil yöntemdir.” tanımlaması yer alıyor.

2000’li yılların başından beri, hastane, bakımevi ve ıslahevlerinde İslam dini için rehber din görevlisi olarak görev almaya önem gösteren FETÖ üyeleri, bu çift dal teoloji eğitim seminerleri ile edindikleri sertifikalarla hem Hristiyanlık hem de İslam dini konusunda rehberlik etme hakkını kazanıyor.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top