EKONOMİ

İŞÇİYE SÜRÜLEN BİR LEKE ‘KOD-29’

”Hükümete söyledik, istisnaların tamamı ortadan kaldırılmalı. Kod-29 kötü niyetli olarak çokça kullanılıyor. Özellikle sendikasız yerlerde ve sendikaların yeni örgütlendiği işyerlerinde buna daha çok rastlıyoruz.”

Patronlar işten çıkarma yasağını Kod-29’la deliyor…

SGK’DEN KOD-29 DÜZENLEMESİ

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), işten çıkarmalarda Kod-29’un belirsizliklere yol açtığının görüldüğünü belirterek, yeni bir genelge yayınladı.

İşverenlerin pandemi döneminde işten çıkarma yasağını delmek için başvurduğu İş Kanunu’ndaki Kod-29 uygulamasına yönelik eleştiriler üzerine SGK yazılı açıklama yaptı.

Aylık ortalama 15 bin işçinin bu gerekçeyle işten çıkartıldığı belirtilerek, ‘fesih kısıtı’ndan önceki dönemde ise bu sayısının aylık ortalama 17 bin olduğu ifade edildi. 

SENDİKAYA ÜYE OLMAK DA KOD-29’LA İŞTEN ÇIKARMA GEREKÇESİ YAPILIYOR

‘Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri’ düzenleyen Kod-29 ile sendikaya üye oldukları için çok sayıda işçinin işten çıkartılması eleştirilerin merkezini oluştururken, SGK açıklamasında bu konuya “16 Nisan 2020 tarihinden itibaren uygulanan fesih kısıtını delmek amacıyla, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışı olmaksızın ‘Kod-29’ kullanılarak çok sayıda çalışanın işten çıkarıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır” şeklinde değinildi.

SGK, Kod-29 ile son üç yıldaki işten çıkarmalara ilişkin şu rakamları verdi:

2018: 233.430
2019: 194.524
2020: 176.662

KOD-29 BELİRSİZLİĞİ VAR

SGK, Kod-29 uygulaması ve yeni getirilen düzenlemeye ilişkin, şu açıklamayı yaptı:

“SGK, Koronavirüs salgınının istihdam üzerindeki olumsuz etkilerinden çalışanlarımızı korumak için 16.04.2020 tarihinden itibaren fesih kısıtı uygulaması getirilmiştir. Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller görevin kasten ve sürekli ihmali, mazeretsiz işe gelmemek gibi maddelerin yanı sıra cinsel taciz, küfür, hırsızlık, uyuşturucu madde kullanmak gibi halleri de içermektedir. Bu hallerin tamamında iş akdinin feshi durumunda işten ayrılış işlemlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimleri ‘29 nolu kod ‘ üzerinden yapılmaktadır..

Birbirinden farklı fesih nedenlerinin tamamının aynı kod (Kod-29) ile bildiriminin çalışma hayatında belirsizliklere yol açtığının görülmesi üzerine SGK genelgesinde yapılan değişiklik ile ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerin tamamı için ayrı ayrı kodlar belirlenmiştir..

Böylelikle mazeretsiz devamsızlık hali ile hırsızlık gibi birbirinden farklı fesih sebeplerinin farklı bildirim kodları ile yapılması sağlanarak, olası sorunların önüne geçilecektir..

Ayrıca, 16.04.2020 tarihinden itibaren uygulanan fesih kısıtını delmek amacıyla, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan davranışı olmaksızın ‘Kod-29’ kullanılarak çok sayıda çalışanın işten çıkarıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır.”

“Günde ortalama 500 işçi Kod-29 ile işten çıkarıldı!”

Kamuoyunda “Kod-29” olarak bilinen ve işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından İş Kanunu’nun 25-II maddesinde yer alan “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” gerekçesi ile feshedilmesi düzenlemesi, pandemi dönemi işten çıkarma yasağının dışında tutulmuştu.

Kod-29 ile işçi kıyımının bilançosu açıklandı

KOD-29 İLE İŞÇİ KIYIMININ BİLANÇOSU AÇIKLANDI

Türkiye Devrimci İşçi Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından açıklanan verilere göre; Kod-29 gerekçesiyle ayda ortalama 14 bin 722 işçi işten çıkarıldı.

DİSK-AR, pandemi nedeniyle işten çıkarmanın yasak olduğu söylenen 2020 yılında tam 176 bin 662 işçi Kod-29 gerekçesiyle işten çıkarıldığını açıkladı.

DİSK-AR tarafından yapılan açıklamada şunlara dikkat çekildi: 

“Günde ortalama 500 işçi Kod-29 ile işten çıkarıldı!

2020 yılında 177 bin işçi Kod-29 bahanesiyle işten çıkarıldı!

Kod-29 gerekçesiyle ayda ortalama 14 bin 722 işçi  işten çıkarıldı!

Kamuoyunda “Kod-29” olarak bilinen ve işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından İş Kanunu’nun 25-II maddesinde yer alan “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri” gerekçesi ile feshedilmesi çalışma yaşamının kanayan bir yarasıdır.

Sosyal Güvenlik  Kurumu (SGK) işten çıkarma veya ayrılma kodlarına ilişkin verileri yayımlamıyor.

DİSK-AR tarafından CİMER başvurusu ile SGK’den elde edilen verilere göre 2020 yılında:

  • 176 bin 662 işçi Kod-29 nedeniyle işten çıkarıldı.
  • 34 bin 145 kadın ve 142 bin 517 erkek işçi Kod-29 bahanesiyle işten çıkarıldı.
  • Böylece Kod-29 ile işten çıkarılanların sayısı ayda ortalama 14 bin 772 ve günde ortalama 491 kişi oldu.

Kod-29 ile işten çıkarılan işçiler kıdem tazminatı ve ihbar öneli/tazminatı alamıyorlar.  Ayrıca Kod-29’dan çıkarılan işçiler İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işsizlik ödeneğinden yararlanamıyor.

İşverenlerin uzun yılardır, işçilerin kıdem ve ihbar tazminatı haklarını gasp etmek için başvurdukları bu yöntem, Covid-19 döneminde uygulanan işten çıkarma yasağını delmek için de kötüye kullanılıyor. İş Kanunu’nun 25-II maddesi işten çıkarma yasağının istisnalarından birini oluşturuyor.”

İşten atılan işçiler ve sendikacılar anlattı

Kod gerekçe gösterilerek işten atılan işçiler dertli: “Bu, işçiye sürülen bir leke!”

Sendikalaşmayı önlemek ve tazminat yükünden kurtulmak isteyen patronların silahı Kod-29 oldu.

KOD 29

Tuncer Çelik, Çorum’daki Ekmekçioğlu Metal Kimya Fabrikası’nda 7 yıldır beyaz yakalı olarak çalışıyordu. Kendi ifadesiyle “Mavi yakalı işçilerle kader ortağı” olarak.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre bir insanın kanındaki kurşun oranı sıfır olmalı. Ama bu fabrikadaki çalışanların çoğunun kanlarındaki kurşun yüzde 40’lara kadar çıkmış durumda. Patronların işçilerle insan gibi bir ilişki kurmaması ve çalışanların en asgari haklarını asla alamamasını hesap edin. Yine de ‘lanet olsun, 3 kuruş da olsa kazanıyoruz’ diyerek katlanıyorlardı…

Hammaddenin kaliteli olmaması ve fabrikada sağlıklı bir çalışma ortamının sağlanması için entegre bir sistemin kurulmak istenmemesinin çalışanların ciddi sağlık sorunları yaşamasına neden olduğunu anlatıyor TUNCER ÇELİK;

”Bunları yapmıyorsun bari insanlara hak ettiklerini ver. Bu enflasyon ortamında 10 yıl çalışan bir depocunun maaşı 3 bin lira civarında. 10 yıldır aynı fabrikada çalışan bir işçinin maaşı bu mu olmalı.”

Patronlarla insanca bir ilişki yoktu”

Fabrikada mesai ücretlerinin verilmediğini, ücret yerine izin kullandırıldığını söyleyen Çelik şöyle devam ediyor:


”(Patron) Rüstem Ekmekçi’nin işçilere hakaretleri, mobbingi de bunların üzerine ekleniyordu. Evet, insan işini takip eder ama bunu bir üslup üzerinden yapar. Hani askerde alay komutanı gelince diğer askerler titrer ya, öyle bir baskı oluşuyordu. Bu şartlarda insanları büyük şehirlerde çalıştıramazsın. Ama Çorum gibi küçük bir yerde mecbur kalıyorsun. Zaten sürekli, ‘Beğenmiyorsan kapı orada’ deniliyordu.”

Beden sağlıkları bozulan işçiler artık psikolojik olarak da yıpranmaya başlayınca sendikalaşma kararı aldılar.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 51. maddesiyle güvence altına alınan haklarını kullanmak istediler.

Toplumsal Sözleşme’de: “Çalışanlar (…)  ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın üye olabilirler” denilen sendikalardan birine gittiler. 

Aslında ne olduysa ondan sonra oldu.

Kod 29 devreye giriyor

8 Aralık’ta fabrikada işten çıkarmalar başladı. 28 kişi birden “performansları düşük” denilerek işten çıkarıldı. Ama yıllardır bu fabrikada çalışan işçilere, işten çıkarma yasağı döneminde, bir anda performansları düşük” denilmesinin garip olduğunu kendileri de anladılar. 

Daha 60’dan fazla işi Kod 29’la işten çıkarıldı.

KOD 29 NEDİR?

4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/2. maddesi kapsamında belirtilen kabahatleri işleyen çalışanların sözleşmeleri, SGK’nın işten ayrılış kodlarından biri olan 29 koduyla işveren tarafından feshedilebiliyor.

Bu maddede, işyerinde ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan işçilerin işten çıkarabilecekleri belirtiliyor.

Kod-29’la işten atılan bir işçi tazminat ya da işsizlik maaşı alamıyor.

Üstelik bu kodla çıkartılan işçilerin bir daha iş bulmaları çok zor.

”O zaman bu maddeyi anayasadan çıkarın ki insanlar zor durumda kalmasın”

”İşten atılınca sadece sen işsiz kalmıyorsun” diyor Çelik:

 ”İnternetin kesiliyor mesela. Eğer çocuğun okuyorsa ve pandemide uzaktan eğitim alıyorsa derslerini takip edemiyor. Ya da kışın ortasında doğalgazın kesiliyor. Biz patronun evini, arabasını istemedik. Anayasa’daki sendikalı olma hakkımızı kullandık. Eğer bu işi yürütemiyorsanız, Anayasal hakkımızı korumayacaksanız o maddeyi de oradan kaldırın ki insanlar zor durumda kalmasın.”

”Hem işten çıkarma yasağı deliniyor hem de tazminat yükünden kurtuluyorlar”

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, Kod-29’la işten çıkarmaların son günlerde yaygınlaştığını söylüyor.

Bu yöntemle patronların hem işten çıkarma yasağını deldiğini hem de tazminat yükünden kurtulduğunu belirten Çerkezoğlu:

”İş yerinde herhangi bir ahlaksızlık yapmadığını kanıtlamak da işverene değil işçiye yüklenmiş durumda. Bunun için de tek yol var; mahkemeye gitmek. Yeni bir düzenlemeyle Kod 29’u bir zulüm aracı haline getirmekten çıkarmalıyız. Bunun için Çalışma Bakanlığı’yla görüşüyoruz” dedi. 

”İşçiye sürülen bir leke”

Kod-29’la isten çıkarılan işçilerden biri de Hamit Akkaya. 10 yıldır çalışıyor ve 1 çocuğu var. İş nedeniyle sağlık sorunları yaşayan çalışanların tedavi gördüklerini, bu süre zarfında maaşlarının kesildiğini ve tedavi için yol paralarının dahi ödenmediğini anlatıyor.

Bu kodun işçiye sürülmüş bir leke olduğunu söylüyor Akkaya:

 “Patronların zaten umrunda değil, devletin de umrunda olmuyor. Bu kodla işten atılan işçileri başka fabrikalar da almıyor. Ahlaksızlık diyor ya hani.”

”Pandemide Kod 29 daha da arttı”

Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu da pandemi sürecindeki işten çıkarma yasağıyla birlikte Kod-29’un daha sık uygulanmaya başlandığını söylüyor.

 ”İşverenler, yasağı istisnaları kullanarak delmeye çalışıyor” diyen Serdaroğlu:

”Hükümete söyledik, istisnaların tamamı ortadan kaldırılmalı. Kod-29 kötü niyetli olarak çokça kullanılıyor. Özellikle sendikasız yerlerde ve sendikaların yeni örgütlendiği işyerlerinde buna daha çok rastlıyoruz” ifadelerini kullandı. 

”Dava açıyoruz ama ortalama 3 yıl sürüyor”

Kod-29’un işçilerin siciline işlendiğini, serbest bölgelerde ve organize sanayilerde oluşturulan ”kara listelere” bu işçilerin yazıldığını belirten Serdaroğlu:

”Biz dava açıyoruz ama Türkiye’de bir davanın neticelenme süresi ortalama 3 yıl. Bu da, yıllarca o insanın herhangi bir işe girmemesi anlamına geliyor. İşveren Kod-29 ile bir taşla 5 kuş vuruyor. Hakkını isteyen işçilerin hiçbir hak edişini ödemeden işten çıkarabiliyor, başka yerde iş bulmasını engelliyor, sendikalaşmanın da önüne geçiyor” diye konuştu. 

Türkiye’de sadece kendi sendikalarına üye 200 işçinin Kod-29’la işten çıkarıldığını söyleyen Serdaroğlu’na göre bu sayı diğer sendikalar ve sendikasız yerlerdeki çıkarmalar hesaba katıldığında bu sayının çok daha fazla olduğunu belirtti.

NE OLMUŞTU?

İşten çıkarma yasağı süresi uzatıldı

Yasak, 17 Ocak tarihinden itibaren iki ay uzatıldı

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle iş kanuna eklenen geçici 10. madde kapsamında, iş veya hizmet sözleşmesinin belirli haller dışında işveren tarafından feshedilmesini yasaklayan düzenlemenin süresi 17 Ocak 2021 tarihinden itibaren iki ay uzatıldı.

Resmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararına göre uzatma, aynı maddenin 4. fıkrası hükmüne dayanılarak yapıldı.

İş kanuna eklenen geçici 10. maddenin 4. fıkrası hükmü, Cumhurbaşkanı’na bu maddenin birinci ve ikinci fıkrasında yer alan üç aylık süreleri her defasında en fazla üçer aylık sürelerle 30 Haziran 2021 tarihine kadar uzatmaya yetki veriyor.

İŞTEN ÇIKARMA GÜYA YASAK: “KOD 29’LA İŞTEN ÇIKARILANLAR ANLATIYOR

Türkiye genelinde sözde işten çıkarma yasağı boyunca Kod 29 patronların işçiye karşı silahı haline geldi.

Pandemi süresince sözde işten çıkarma yasağı getirilirken, ülke genelinde çok sayıda işçi İş Yasası’nın 25/2 maddesindeki “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller” gerekçesini tanımlayan Kod 29 gösterilerek işten çıkarıldı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG Meclisi) dün yaptığı açıklamaya göre bir yıllık salgın döneminde Kod 29 ile işten atılan işçi sayısı yüzde 70 artarken süren işe iade davalarının yüzde 80’i de Kod 29 kaynaklı.

Sadece Gaziantep’te organize sanayi bölgesinde pandemi süresince bu gerekçeyle yüzlerce işçi işten çıkarıldı. Alman gıda tekeli Döhler, Migros, Ekmekçioğulları Metal, Yasin Kaplan Halı ve Güven Boya patronları da Kod 29’a sarılarak sendikal haklarını kullanan işçileri işten çıkardı. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İzelman ve İz Enerji de 16 işçiyi Kod 29 gerekçesiyle işten çıkardı. İşçiler bir aydır direnişlerini sürdürürken bir İz Enerji işçisi de açlık grevinin 10. gününde.

Kod 29 ile işten çıkarılan işçiler ne tazminatlarını alabiliyor ne de işsizlik ödeneğinden yararlanabiliyor. Üstelik Kod 29 ile işçi çıkartmada patronun beyanı yeterli, hiçbir ispat yükümlülüğü yok. İşçiler “ahlaksızlık” iddiasıyla işten çıkarıldıkları için yeni bir iş de bulamıyorlar. Yani pandemi boyunca çok sayıda işçi ya ücretsiz izine gönderilerek açlığa ya da Kod 29 ile ölüme terk edildi. Pandemi döneminde işten atma yasağı diye sunulan düzenleme gerçekte patronlara tazminatsız işten çıkarma özgürlüğü getirmiş oldu.

İşçilerin direnişe geçtiği yerlerde ise kısmi kazanımlar elde ediliyor. Ekmekçioğulları Metal’de işçiler tazminat ve işsizlik ödeneğinden yararlanma hakkını elde ettiler. Antep’te de iki işyerinde 1 aylık direnişin ardından patron işten çıkarılanların haklarını ödemeyi teklif etti ve kent genelinde Kod 29 ile işten çıkarma vakaları azaldı. Ancak işçiler işe geri dönene ya da sendikal tazminatları da ödenene kadar mücadeleyi sürdürmekte kararlı.

Kod 29’la işten atılanlara ve sendika temsilcilerine bu süreçte yaşananları sorduk.

İşçiler patrona kendilerine iftira atma özgürlüğünü veren Kod 29’un kaldırılmasını ve direnişlerini sonuç alıncaya kadar sürdüreceklerini anlattı.

‘İşçi düşmanı bunlar, işçinin hiçbir hakkına tahammül edemiyorlar’

Birlik Sendikası Başkanı Zehra Güner Karaoğlu, Kod 29’un pandemi döneminde patronların yeni saldırılarından biri olduğunu belirterek bunun önümüzdeki döneme dair de bir fikir verdiğini ve örgütlenmekten başka bir yol olmadığını vurguluyor:

“İş Yasasının 25/2 maddesinden işten çıkarılırsanız, tazminat hakkı ve diğer tüm hak edişler ödenmeden işçilerin iş akitleri sona eriyor, işçiler işsizlik sigortasına da başvuramıyor. Bu madde, pandemiden önce de patronların elinde önemli bir maddeydi. Sendikalaştığı için ya da hakkını aradığı için işçiyi bu maddeden çıkarıyorlardı. Ama pandemi dönemi buna özel bir anlam daha yüklenmiş oldu. Bu dönemde Kod 29 ile işten çıkarılan işçiler devletin işçilere verdiği hiçbir haktan da yararlanamadı. 

İşten çıkarma yasağı, işçinin ücretsiz izine çıkarılarak nakdi ücret desteği almasını sağlıyordu. Nakdi destek, bugün günlük 47,70 lira. Bu çok düşük bir miktar da olsa, patronlar işçilerin bu hakkı dahi kullanmasını istemedi. İşçi düşmanları bunlar. İşçinin hiçbir hakkına tahammül edemiyorlar. Kod 29 ile işten çıkarılan işçiler, işsizlik maaşı almayacak, kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayacak. İşçilerin Kod 29’u kaldırmak için dava açtıklarını biliyoruz. 1 yıldır hastalık ve açlık arasında tercihe zorlanan işçilerin üzerindeki Kod 29 baskısı ve diğer gelişmeler, önümüzdeki dönem patronların ve hükümetin çalışma yaşamına patronlar lehine daha fazla müdahalesinin geleceğini anlatıyor. Örgütlenmekten ve mücadele etmekten başka bir seçeneği yok işçilerin emekçilerin.”

‘İFTİRAYLA NAMUSSUZLUK DAMGASI VURULUYOR ’

Abdürrahim Yenievli, Alman gıda tekeli Döhler’in Karaman’daki fabrikasında Tekgıda-İş’e üye olduktan sonra Kod 29 gerekçesiyle işten çıkarılan 12 işçiden biri.

Yenievli:

“10 yıl boyunca çalışma hayatımda bir kere olsun tutanak ve uyarı almamış biri olarak ahlaksızlık başlığı altında çıkartılmamız benim namusumu resmen kirletmişler gibi bir şey oldu. Kirlettiler yani. Çünkü daha önce böyle bir şeyle karşılaşmadım. Tamam işten çıkartmalar oluyor insanın hayatında ama benim için bu, iftirayla namussuzluk damgasının vurulması” diyor. 

‘Sendikalıysanız ahlaksızsınız demeye getirdiler’

Asıl çıkartılma sebeplerinin sendikalı olmaları ve sendikal faaliyeti Döhler içinde başlatmaları olduğunu vurgulayan Yenievli şunları söyledi:

“Bunun dışında bizim Döhler’le hiçbir şekilde kötü manada bir karşı karşıya gelmemiz olmadı. Siz sendikalıysanız ahlaksızsınız demeye getirdiler. Daha sonra bir işe girdim, başladım, 9 gün çalıştım, 9. gün beni patron çağırdı, ‘Abdürrahim biz seninle yollarımızı ayırmak durumundayız’ dedi. O gün avukatımla görüşmeye gitmiştim ben, avukatımla görüşme saat üç buçuk gibi bitti, arkadaşlarımıza destek vermek için yanlarına gittim, o esnada Döhler’in yönetimi benim patronu aramışlar, ‘Sizin eleman bizim kapının önünde duruyor, bizimle çalışmak istiyorsanız Abdürrahim’i çıkartın, yok Abdürrahim’le çalışacağız diyorsanız bundan sonra biz sizinle çalışmayacağız’ demişler. Daha sonra benim patronum çağırdı, bu şekilde iş akdimi feshettiler orada.

Döhler elinden gelen her şeyi yaparak karalamaya devam ediyor. Karaman’da bir komisyon tarzında bir şey var, tüm işverenler o çatı altında, ne kadar kavgalı olurlarsa olsunlar toplanıyorlar ve işçileri kara listeye alıyorlar. İsmimizin altı çiziliyor. İş aramaya gittiğimizde de bazıları diyemiyor, bazıları lafı dolandırarak söylüyor. Bu nedenle işe giremiyoruz. Zaten 29. kod iş bulamamamızın en büyük sebeplerinden biri. Tazminat da alamıyoruz, işsizlik maaşı da alamıyoruz. Yani her şekilde bizi hayattan izole ediyorlar. Hayatımızı ne kadar zorlaştırabilirlerse o kadar mutlu oluyorlar. Tabi biz de buna cevap olarak dün İstanbul’da Döhler genel müdürlüğü önünde bir eylem yaptık. Bunlar kapının önünde dururlar, bir hafta sonra giderler gibi bir beklentileri vardı. 57. gününe geldikten sonra artık direnişin daha farklı boyutlara taşınma durumu var.”

‘Patrona işçiye iftira atma hakkı veriyor’

Çorum’daki Ekmekçioğulları Metal fabrikasında sendikaya üye oldukları için ilk işten çıkartılan işçilerden Abdürrahim Birin’in işten çıkarılma gerekçesi 04 Kodu olarak yazılmış. Ancak birkaç gün sonra “işten çıkarma yasağı” yürürlüğe girince patron 60’a yakın sendikalı işçiyi Kod 29’u gerekçe göstererek işten çıkarıyor. Birin, 15 gün önce fabrika önündeki direnişi sonlandırdıklarını belirterek şunları söylüyor:

“İlk çıkartılan benim. Ben 04 ile çıkartıldım. 58 kişi Kod 29 ile çıkartıldı. Bakanlıktan müfettiş gelmişti 2 buçuk ay önce. Onun raporunun doğrultusunda Kod 29’dan çıkarılanlar Kod 04’e döndü. İşsizlik maaşına başvuru ve tazminat haklarını kazandılar. Tazminatları daha ödenmedi. İşe dönmediler.”

Birin:

“Kod 29 işçiye çalınan bir leke. İşverenlerin her koşulda bunun arkasına saklanmaları bunun işverenlere bir lütuf olarak verildiğini gösteriyor. Çok rahat bir şekilde işçiye iftira atma hakkına sahip oluyorlar. İşçinin maddi ve manevi yönden zararına sonuçlanıyor. İşçiyi mağdurken daha da mağdur eden bir düzenleme” diyor.

‘İktidarın da muhalefetin de işine geldi’

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait İzelman’da mühendis olarak çalışırken güvenlik soruşturmaları nedeniyle Kod 29 gerekçe gösterilerek işten çıkarılan Serkan İnan anlatıyor:

“Kod 29, yani iş kanunundaki karşılığı 25/2 maddesi, işyerinde iyiniyet ve ahlak kurallarını ihlal etmekle suçlanmak demek. Son dönemdeki işten çıkarmaların yüzde 70’e yakını Kod 29 ile. Yani tabiri caizse tacizle, tecavüzle suçlanıp işten çıkarılmak… İşin ilginç tarafı da şu: Bu AKP iktidarının son dönemde işverene sunduğu bir silah, işverenin de bu silahı işçi sınıfına doğrultması sonucunda şu anda yüzde 70’lere varan rakam ortaya çıkıyor. Kod 29’la suçlandıktan sonra herhangi bir şekilde tazminat hakkınızdan, geriye dönük haklarınızdan, özlük haklarınızdan faydalanamıyorsunuz. Ve işten çıkarıldıktan sonra devletten alabileceğiniz bütün yardımlardan da faydalanamıyorsunuz. Bunun dışında Kod 29’la çıkarıldıktan sonra özel sektörde de iş bulamıyorsunuz. Dolayısıyla Kod 29’la işçi suçlandıktan sonra tamamen ölüme mahkum ediliyor. Yani hiçbir yerde çalışamadığınız için mühendis de doktor da olsanız geçinebilmek için SGK’sız bir yerde çalışmanız gerekiyor, zaten bu insanlık onuruna aykırı bir davranış.

İşveren bunu kullanmakta imtina etmiyor. Nihayetinde geriye dönük haklarını vermediği işçiyi idare mahkemesinin yargısına terk ediyor. Suçlayan adamın iddiasını kanıtlaması gerekirken işçiye şunu söylüyor: Gidin kendinizi idare mahkemesinde aklayın.”

‘ONURLU İŞÇİYE SÜRÜLEN LEKE

Kendisiyle birlikte 15 İz Enerji personelinin de güvenlik soruşturması gerekçesi gösterilerek Kod 29’la işten çıkarıldığını ve 16 Şubat’tan beri direnişte olduklarını belirten Serkan İnan, bir arkadaşlarının da kendi inisiyatifiyle belediye önünde başlattığı açlık grevinin 10. gününde olduğunu söylüyor. 

İnan CHP’li belediyede Kod 29 ile işten çıkartılmalarına ilişkin ise şunları söylüyor:

”Bizim buradaki dezavantajlarımızdan birisi de, bunu en çok eleştiren muhalefet partisi CHP’nin İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu maddeyi yürürlüğe koymaktan çekinmemiş oluşu. Bunu yaparken hiçbir zaman şunu söylemediler bize. Sizi Kod 29’la suçladık ama geri dönebilir misiniz sorusunun yanıtını hiçbir zaman vermediler. İlk karardan son güne kadar anladığımız kadarıyla iktidarın da muhalefetin de Kod 29 olayı işine geldi. Sermaye, patron kesimi Kod 29’u çok sevdi. Şu an işten çıkarmaların yüzde 70’e yakınının sebebi Kod 29. Şu anda gerçekten iyiniyet ve ahlak kurallarını ihlal edenler ve etmeyenler arasında bir fark da kalmadı. Yani onurlu işçiye sürülen bu leke temizlenmemekle kalmıyor, şu anda artma eğiliminde. Zaten kısa çalışma ödeneği de yakın bir tarihte kalktıktan sonra gerçek Kod 29 rakamları ortaya çıkacak. Bu milyonları da bulacak. Bizim dediğimiz şu: Kod 29 tamamen yürürlükten kaldırılsın. İşçi sınıfına sürülen bu Kod 29 onursuzluğu da ortadan kalksın.”

‘İşten atma yasağı yokken Antep’te bu kadar işçi atılmadı’

Gaziantep’te Yasin Kaplan Halı ve Güven Boya’da DİSK Tekstil-İş’te örgütlendikten sonra Kod 29 ile işten çıkarılan 20 işçi direnişini sürdürüyor. DİSK Tekstil-İş Sendikası Antep Bölge Temsilcisi Mehmet Türkmen, ildeki durumu şöyle anlatıyor:

“Kod 29 pandemiden önce de olan bir şeydi yasada, iyiniyet ve ahlak kurallarına aykırılık gerekçesiyle iş aktinin feshini düzenleyen madde bu. Pandemide diğer işten atmalar kısıtlandığı için işverenler genelde bu maddeyle işten atıyorlar. Antep için şunu söyleyebilirim. İşten atma yasağı yokken Antep’te herhalde bu kadar işçi atılmamıştı. Bunu abartısız söylüyorum.

Pandemi boyunca sadece bizim bildiğimiz onlarca işyerinde yüzlerce işçi Kod 29’la işten atıldı. Bu Kod-29’la işten atma meselesi pandemi döneminde Antepli patronlar için aslında işçileri tazminatsız işten atma özgürlüğüne dönüşmüş durumda. 

Normal şartlarda işten atma yasağı işçilerin olumlu karşılaması gereken bir şeydir. Pandeminin başında ilk açıklandığında da işçiler olumlu karşıladı ama bunun uygulamadaki sonuçları ortaya çıkınca… Cumhurbaşkanı biliyorsunuz iki ay daha uzattı, Mayıs’ın 17’sine kadar. Mesela benim çevremde buna sevinen bir tek işçi yoktur. Bunun uzatılması demek aslında işçilerin işten atılmaya devam etmesinin uzatılması ya da keyfi olarak ücretsiz izne gönderilip açlığa mahkum edilmesi demek. Örneğin Antep Organize Sanayi’de Kod 29 ile işten atılan ya da ücretsiz izne gönderilen işçiler ya içeride hak isteyen, pazar mesaisine kalmak istemeyen, içerideki herhangi bir haksızlığa itiraz eden ya da bizim örgütlendiğimiz fabrikalarda olduğu gibi sendikal, anayasal hakkını kullanan işçiler…”

Direniş başlayınca Kod 29’la işten çıkarmalar azaldı

Antep Organize Sanayi Bölgesi’nde onlarca fabrikada hak arayan işçilerin ya Kod 29’la “ahlaksızlık”la suçlanıp tazminatsız işten atıldığını ya ücretsiz izinle keyfi bir şekilde açlığa mahkum edildiğini vurgulayan Türkmen şunları söylüyor:

“Hem ücretsiz izin uygulaması hem sözde işten atma yasağı patronların hak arayan işçiyi cezalandırmasının fırsatına dönüşmüş durumda. Örgütlenme faaliyeti yürüttüğümüz Yasin Kaplan Halı ve Güven Boya’da işçiler sendikal nedenle işten atıldı. Birinde 16, birinde 4 işçi… Bir ayı aşkın süredir bu iki fabrikada bir direniş yapıyoruz. Bu direnişin sonucunda Kod 29 hem Antep kamuoyunda hem işçiler içinde çok fazla gündem oldu. Ve şunu söyleyebilirim, bu direnişin sonucunda Antep’te son bir ayda Kod 29 ile işten atmalar herhalde yüzde 80 falan düşmüştür. Kod 29 uygulamasının kaldırılması hem DİSK’in hem bizim talebimiz. Ama bunun asıl çözümü örgütlü mücadeleden geçiyor. Bu haksızlıklara son vermenin tek yolu işçilerin örgütlenmesinden, birlik olmasından geçiyor.

Bu iki fabrikada da direnişimiz işçi arkadaşlarımız ya işe geri alınıncaya ya da sendikal tazminatları da dahil ödeninceye kadar devam edecek. İki fabrikada da şöyle bir aşamaya geldik: Kod 29 ile atılmış olmalarına rağmen biz bu işçiler için SGK’ya ve İŞ-KUR’a itiraz dilekçesi verdik. Ve mücadelemiz sonuç verdi, bu işçiler işsizlik fonundan yararlandı. Aslında fiilen Kod 29 bu işçiler için geçersiz hale geldi. İki fabrikada da işverenler Kod 29’u iptal etme, kıdem ve ihbar tazminatlarını vermeyi teklif ediyorlar ve biz kabul etmiyoruz. Israrımız işe geri alınmaları… Ya da en azından sadece ihbar, kıdem tazminatları değil, sendikal nedenle atıldıkları için sendikal tazminatlarını da talep ediyoruz. Bunu kabul etmezlerse biz zaten mahkeme yoluyla da hakları fazlasıyla alacağız. Ama bunlar ancak mücadele ederek mümkün oluyor.”

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish / Cihat Arpacık 

sOL / BURCU GÜNÜŞEN

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top