GENEL

GÜVENLİK SORUŞTURMASI: ÖĞRETMENE FİŞLEME

“Düzenlemeyi neden kabul edilemez bulduk.. Güvenlik soruşturmasına öğretmenlerin de dahil edilmesi hem fişleme hem de kadrolaşma anlamına geliyor. Yani fişleyerek kadrolaşma anlamına geliyor..”

Öğretmenlere “güvenlik soruşturması” kıskacı

Hükümet, terörle mücadeleyi gerekçe göstererek öğretmenleri de “güvenlik soruşturması” kapsamına aldı.

“Bunun adı fişleme” diyen eğitimciler tepkili.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulunda geçen hafta muhalefet partilerinin oylarıyla reddedilen Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu Teklifi, AKP’nin oylamanın içtüzüğe aykırı yapıldığına yönelik itirazından sonra yeniden Genel Kurulda görüşülüyor..

Teklif üzerinde görüşmeler sürerken AKP ve MHP’nin verdiği önergelerle bazı maddelerde değişikliğe gidildi..

İçişleri Bakanlığının kamuda Gülen yapılanmasıyla mücadele kapsamında, güvenlik soruşturmasına öğretmenlerin de dahil edilmesine yönelik önerisi bu değişiklikte temel rol oynadı. Değişiklikle, öğretmenler de güvenlik soruşturması kapsamına alındı, kişinin birinci derece kan bağı olan akrabaları ile eşinin anne ve babası ise kapsamdan çıkarıldı.

Anayasa Mahkemesinin bu düzenlemeyi “özel yaşam hakkı ve temel hak ve özgürlük ihlali” olarak görüp iptal ettiğini hatırlatan eğitimciler, güvenlik soruşturmasının yeniden gündeme getirilmesini “kabul edilemez” olarak değerlendiriyor.

“Fişleyerek kadrolaşma”

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Sinan Muşlu:

“Düzenlemeyi neden kabul edilemez bulduk.. Güvenlik soruşturmasına öğretmenlerin de dahil edilmesi hem fişleme hem de kadrolaşma anlamına geliyor. Yani fişleyerek kadrolaşma anlamına geliyor..

Güvenlik soruşturması bir eğitimci için nasıl sakınca yaratacak..İktidar gibi düşünmeyen, dünyaya iktidar gibi bakmayan insanların kamusal alanda kadrolu, sözleşmeli veya bir başka şekilde görev almasının önüne geçiyorlar. Ayrıca bu durum sadece öğretmeni değil tüm akrabalarını da ilgilendiriyor.”

Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Sinan Muşlu:

“Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı tüm iş kolları olarak güvenlik soruşturmasını protesto kararı aldık..Bu protestoya birçok sivil toplum kuruluşlarının da destek vereceğini söylemeliyim.”

Eğitim-Sen’e destek veren örgütlerin başında Türk Tabipleri Birliği (TTB) geliyor. TTB yönetimi tüm kamu çalışanlarını ilgilendiren “güvenlik soruşturması”nı “bir çeşit sıkıyönetime dönüş” olarak nitelendiriyor.

TTB Merkez Konseyi üyesi Halis Yerlikaya:

“Geçmişte yapıldı, birçok arkadaşımız mağdur edildi. İnsanların çalışmasının engellenmesi, mevcut anti demokratik uygulamalara bir yenisinin eklenmesidir..

Burada amaç; tüm kamu çalışanlarının iktidarın düşünce yapısını olduğunu gibi kabul edip, bu yapıya hizmet etmesini sağlamak. Bunu kabul etmemiz mümkün değil.” .

“İktidarı devam ettirme darbesi”

Bilgi veren AKP’li yetkililer; amacın sadece Gülen yapılanmasıyla mücadele olduğunu söylese de, siyasi muhalefet 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden sonra Gülen yapılanması ile bağlantılı kişilerin zaten kamudan ihraç edildiğine dikkat çekiyor.

TBMM Milli Eğitim Kültür Gençlik ve Spor Komisyonu Grup Sözcüsü, CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya:

“AKP, iktidarını devam ettirmek için eğitime darbe yapıyor. Şimdi biz, devlet kademelerinin tamamının tek partinin anlayışına egemen kılmak için çıkartılan bir yasal düzenleme ile karşı karşıyayız. Öğretmenler, kamu çalışanları ve bir bütün olarak toplum buna direnecek. Bunun karşısında olacak. Bu diktatörlüğün devamını sağlamak için çıkartılmak istenen bir yasadır. Asla buna izin vermeyeceğiz.” .

“Öğretmenler için sıkıntı”

CHP Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya:

“Bu düzenlemeyle öğretmenler nasıl sıkıntıya girecek..

Öğretmenler bilgi taşıyabilir mi, sır saklayabilir mi, terör örgütüyle ilişkisi var mı yok mu, bu tartışmaları yüzeysel değerlendirmeyle elden geçirecekler ve meslekten uzaklaştırma kararı almaya çalışacaklar. Diyelim ki bir öğretmen, kamuya giriş sınavından 100 puan aldı. Mülakatı kaldırmadıkları için -ben senin sır saklayamayacağını düşündüm, senin bu konuda iyi niyetli olmadığını düşündüm dolayısıyla seni almıyorum- diyebilecek bir ortam yaratmaya çalışıyorlar..

 Darbelerden çok çektik, darbe anlayışlarından çok çektik. Şimdi yeni bir darbeyi AKP, kendi iktidarını sürdürmek pahasına yapacak..

Siyasi ve toplumsal muhalefet düzenlemenin karşısında.”

Eğitim ve sağlık alanında örgütlü sendikaların yanı sıra güvenlik soruşturmasının “suç” olduğunu düşünen tüm sivil toplum kuruluşları hükümete dönük protesto eylemleri planlarken, muhalefet de düzenlemeyi Anayasa Mahkemesine taşıyacak.

“Üye sayısı değiştirildi”

Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanun Teklifi’nde yapılan bir başka değişiklikle de soruşturma ve araştırmayla elde edilecek verilerin değerlendirileceği “Değerlendirme Komisyonu”nun üye sayısı 3’ten 5’e yükseltildi..

Değişiklik gereğince “milli güvenlik açısından stratejik öneme haiz” birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilecekler hakkındaki değerlendirme, ilgili bakanlık veya kamu kurumları bünyesindeki değerlendirme komisyonunca yapılacak.

Türkiye’de sadece devletin güvenliği ve üst kadro kamu görevliler için öngörülen güvenlik soruşturması, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tüm kamu personeline uygulanacak şekilde genişletildi. Anayasa Mahkemesi ise Temmuz 2019’da düzenlemeyi iptal etti. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, mahkemeye “İptal etmek, PKK ve FETÖ’ye devletin kapılarını yeniden açmak demek değil midir?” sözleriyle tepki göstermişti.

Kamuda güvenlik soruşturması TBMM gündeminde

Anayasa Mahkemesi “özel yaşam hakkı ile temel hak ve özgürlükler ihlal ediliyor” gerekçesiyle iptal etmiş olsa da, AKP hükümetinin kamuda çalışacaklar için öngördüğü güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasına ilişkin kanun teklifinin ilk yedi maddeyi içeren birinci kısmı TBMM Genel Kurulu’nda Salı günü kabul edilmişti. 

Kamuda çalışanlara “Güvenlik soruşturması” mı geliyor?

Türkiye’de hükümet, Anayasa Mahkemesi’nin iptalinin ardından Meclis gündeminden çektiği ‘güvenlik soruşturması’na rötuş yapıyor. Muhalefet ve sivil toplum, yeni bir düzenlemenin Meclis’e gelmesine karşı alarma geçti.

AKP hükümeti, kamuda çalışacaklar için öngördüğü ‘güvenlik soruşturması’ uygulamasıyla ilgili düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen tamamen gündeminden çıkarmadı.

AKP yönetimi güvenlik soruşturmalarına yeni bir çerçeve çizmek için özellikle hukukçularla birlikte düzenli olarak değerlendirme toplantıları yapıyor. Daha önce torba yasa teklifinin içine konulan ancak tepki gördüğü için tekliften çıkarılan güvenlik soruşturması düzenlemesiyle ilgili çalışmaların sürdüğü belirtildi.

AKP’li yetkililer, söz konusu çalışmalarda güvenlik soruşturmalarındaki verilerin somutlaştırılması fikrinin öne çıktığını belirtti. Hükümet düzeyinde yapılan toplantılarda özellikle devlette yeni işe başlayacaklar hakkında yapılan soruşturmalardaki tüm soyut ifadelerin kaldırılması isteniyor.

Örneğin, “Okuldan bir arkadaşı muhalif olarak tanımlıyor, komşuları geçimsiz biri olduğunu söylüyor ya da mahallede agresif bir kişi olarak biliniyor” gibi ifadelerin olmaması talep ediliyor. Ancak bu konudaki son sözü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan söyleyecek.

Toplantılarda öne çıkan bir diğer başlık, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) görev alacaklar dışındaki tüm kamu birimlerinde çalışacaklarla ilgili mevcut sistemin korunmasına dönük öneri.

Bu öneride, kamuda çalışacaklar için yeni bir güvenlik soruşturmasına gidilmesinin toplumda gerilim kaynağı olabileceği endişesi taşınıyor.

Erdoğan’ın bu öneri üzerinde durduğunu anlatan AKP’li yetkililer: “Silahlı kuvvetlerde görev alabilecekler dışındaki kamunun tüm birimlerinde yeni bir güvenlik soruşturması olmayabilir. Erdoğan’la değerlendirmeler sürüyor” bilgisini verdi.

Darbe girişiminin ardından uygulanan Olağanüstü Hal (OHAL) öncesinde kamu görevine atanmak için güvenlik soruşturması koşulu yoktu. Sadece adli sicil belgesine işlenmiş kesinleşmiş mahkeme kararı ilebelirlenmiş sürenin üzerinde hapis cezası alanlar ya da belirlenmiş kimi suçlardan ceza almış kişilerin devlet memuru olamayacağı belirtiliyordu.

Peki, güvenlik soruşturmasıyla ilgili yeni bir düzenleme Meclis’e gelir mi? Hükümet kaynakları bu soruya cevabın ancak düzenleme üstündeki tüm rötuşlar tamamlandığında verileceği bilgisini aktarmakla yetindi.

“AKP ısrarından vazgeçmiş değil”

Muhalefet AKP’nin güvenlik soruşturmasını tamamen gündemden kaldırmamasına tepkili.

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu yaptığı açıklamada, bir torba yasanın içinde Meclis gündemine sunulan güvenlik soruşturması düzenlemesinin muhalefet partilerinde ve kamuoyunda sert eleştirildiğini belirterek, bu eleştiriler ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla düzenlemenin torba yasadan çıkarıldığını hatırlattı.

“Fakat aldığımız bilgilere göre AKP bu ısrarından vazgeçmiş değil, anayasaya aykırı bir biçimde bu düzenlemeyi yeniden parlamentoya getirme görüşünde ve eğiliminde” diyen Tanrıkulu, AKP’nin 15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen olağanüstü hal uygulamasının getirdiği tüm “antidemokratik düzenlemelerle” devlet yönetmek istediği eleştirisini yaptı.

Tanrıkulu “Güvenlik soruşturması her koşulda anayasaya aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına karşın bu soruşturma üzerinde çalışma yapmak kabul edilemez. Şimdiye kadar nasıl karşı koyduysak, bundan sonra da tavrımız net olacaktır” diye konuştu.

“Twitter halen suç”

HDP’li Tülay Hatimoğulları da, AKP’nin ‘devlet partisi’ olmak için güvenlik soruşturmalarını kullandığını savundu. Hatimoğulları neden böyle düşündüğünü DW Türkçe’ye “Çünkü AKP, devleti kendi kadrolarıyla doldurma peşinde. FETÖ operasyonlarını bile bu yüzden yapıyor. FETÖ’yle yeterince uzlaşamamış olacak ki güvenlik soruşturmasını yeniden meclis gündemine getirmeye çalışıyor” sözleriyle açıkladı. 

Gençlerin, sosyal medyanın popüler adresi Twitter’daki paylaşımlarının bile gerekçe gösterilerek işe alınmadığından yakınan Hatimoğulları, “AKP’nin, sadece kendisine biat edenleri, tek adam rejimine uyum sağlayanları kamuda çalışabilir sayması büyük haksızlıktır, hukuksuzluktur. Asla kabul etmiyoruz, muhalefetimizi güçlendireceğiz” dedi.

“Sıkıyönetim istemiyoruz”

Siyaset kulislerindeki ‘güvenlik soruşturması’ haberlerini meslek örgütleri de yakın takipte. Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Sinan Adıyaman, DW Türkçe’ye “Aldığımız duyumlara göre tekrar geri getirilmeye çalışılıyor. Ne olacak? İlk defa ya da yeniden kamuya başvuran kişilerle ilgili güvenlik soruşturması yapılacak. İptal edilen sıkıyönetim kanununa dayanan bu soruşturmayı kabul etmemiz mümkün değil” değerlendirmesini yaptı.

Adıyaman hükümete “Demokratik yollardan insanların çalışmasının temin edilmesini istiyoruz. AKP’nin, temel hak ve özgürlüklerden uzak uygulamaları tamamen ortadan kaldırmasından yanayız. Sıkıyönetimi hatırlatacak uygulamalara karşıyız” çağrısı yaptı.

Tepkiler üzerine geri çekilmişti

Hükümetin, devlette çalışacaklar için öngördüğü güvenlik soruşturmasına ilişkin düzenlemesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmişti. Mahkemenin “özel yaşam hakkı ile temel hak ve özgürlükler iptal ediliyor” uyarısının ardından gözden geçirilen düzenleme, üzerinde yapılan yeni değişikliklerle birlikte Meclis’e gönderilmişti.

Değişiklik sonrası da Meclis’te itirazlar yükselince, “İlk defa veya yeniden kamu hizmeti ve görevlerine atanacaklar hakkında yapılacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması hükümlerinin yeniden düzenlenmesine ilişkin” teklif gündemden çıkarıldı. Muhalefet yasa görüşmeleri sırasında, sadece TSK mensupları için aranan şartların, tüm devlet memurları için istenmesinin OHAL şartlarının normal sisteme taşınması anlamına geldiğini savundu.

Mecliste oylanacak kanun değişikliğiyle kamu görevine alımlarda ve iade taleplerinde güvenlik soruşturması ve arşiv taraması yapılacak.

“Fişlenmek artık vaka-ı adiye, hatta kanuni zorunluluk olacak” diyor.

Size gıcık olan biri hakkınızda asılsız ihbarda mı bulundu? Bir yerden “gizli bir tanık” peydahlandı ve aleyhinizde ifade mi verdi? Sosyal medyada cumhurbaşkanını mı eleştirdiniz? Hakkınızda dava yok ama, öyle mi? Beraat de ettiniz. Olsun, değişen bir şey yok. Eğer “bir örgüte iltisaklı” ya da “Cumhurbaşkanına, o bakana, bu bakana hakaret etti” gibi bir not düşüldüyse hakkınızda, kamuda görev almayı unutun. İtiraz yollarından sonuç almayı da unutun, çünkü sonuçta hakkınızdaki “arşiv” ne diyorsa, o olacak. Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçtiğimiz günlerde geçen düzenleme Genel Kurul’da kabul edilirse, fişlenmek artık vaka-ı adiye, hatta onun da ötesinde, kanuni ve idari zorunluluk olacak.

“İlk Defa ve Yeniden Kamu Hizmetlerine Atanacaklar hakkında yapılacak Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Hükümlerinin Yeniden Düzenlenmesi” diye takdim edilen bu düzenleme, Türkiye’de otoriteryen bir rejimi iyice yerleştirme çabasının son örneklerinden. Pekiyi ne öngörüyor?

Kamu görevi için ilk kez başvurdunuz ya da görevinize iade edilmeyi talep ediyorsunuz. Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Emniyet Genel Müdürlüğü ve mahalli mülki idare amirlikleri hakkınızda güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapacak ya da zaten elinde olan dosyayı çıkaracak.

Anayasa’ya ve devlete sadakat ve bağlılığınız tam mı? Terör örgütleriyle eylem birliği içinde misiniz? Bu örgütlere yardım etmiş olabilir misiniz? Kamu imkan ve kaynaklarını bu örgütleri desteklemeye yönelik kullanma ya da kullanmış olma ihtimaliniz var mı? Bu örgütlerin propagandasını yaptığınıza dair bir not düşülmüş mü? Kolluk kuvvetleri tarafından aranıyor musunuz? Hakkınızda herhangi bir “tahdit”, yani sınırlama var mı? Bunlara bakılacak ve bir rapor hazırlanacak. Bu rapor, kamu hizmet ve görevlerine uygunluğunuza karar verecek bir Değerlendirme Komisyonu’na gidecek. O komisyon değerlendirmesini, atamaya yetkili amire sunacak.

Kanun değişikliği teklifine göre karara itiraz edebileceksiniz, ama arşivde aleyhinizde bir durum varsa, bu yargı sisteminde lehinize bir karar çıkarmanız hayal.  Hakkınızda toplanan verilerin iki yıl sonra değerlendirme komisyonlarınca silineceği de yazıyor, ama “fişiniz” yerli yerinde durdukça pek şansınız olmayacak.

Bu düzenleme meclisten geçip de yasalaşırsa, hukuk devleti açısından bir felaket daha yaşanmış olacak. Yargıdan nadir de olsa çıkan beraat kararları ve masumiyet karinesi ilkesi de ayaklar altına alınacak.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu 20 Kasım 2019’da bakanlık bütçesiyle ilgili sunum yaptığı Plan Bütçe Komisyonu toplantısında, “beraat eden KHK’lılar neden görevlerine iade edilmiyorlar” sorusunu cevaplarken ne olacağını açık açık söylemişti zaten.

“26 bin KHK’liye hakimler, savcılar beraat verdiler, bunlar işlerine dönecek mi dönmeyecek mi? Bakınız, beraat ayrı, orada karşı karşıya kaldığı durum ayrı. Adamın hiçbir şeyini bulamıyorsun, bakınız, adamın veya kadının hukuken bulamıyor hakim, bulamazsa, beraat veriyor, ama herkes FETÖ’nün oradaki baş temsilcisi, para toplayanı, sözde imamı, FETÖ adına şey olduğunu biliyor. Alalım, devletin içine tekrar koyalım o zaman.”

İçişleri Bakanı, Kanal 7’de katıldığı bir programda da aynı soruya şu cevabı verdi:

“Elbette ki güvenmeyeceğim. Herkes devletin içine girmek zorunda mı? Türkiye 15 Temmuz gibi bir darbeyle, bir terör eylemiyle karşı karşıya kalmış, devlet temkinli olmayacak mı? Her şeye Anayasa Mahkemesinin gözüyle bakıyor değilim, kimse kusura bakmasın.”

Soylu bu pratiği Ankara Bölge İdare Mahkemesi’nin 13. İdari Dava Dairesi’nin “bir kişi FETÖ üyeliğinden adli yargıda takipsizlik veya beraat kararı alsa dahi, bu kişinin terör örgütüne irtibat veya iltisakı tespit edilirse idari yargıda açılan göreve iade davası reddedilir” şeklinde özetlediği kararına dayandırıyor. Ama Anayasa Mahkemesi (AYM) gibi düşünmediği çok açık. Bakan da, bu kanun değişikliği teklifini yapan milletvekilleri de AYM’nin daha önce bu düzenlemeye ilişkin iptal kararından hiç söz etmiyor. Yani hukuk devletinin temellerine bir darbe daha olan bu düzenleme AYM’nin iptal kararına rağmen tekrar meclisten geçirilip Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmak isteniyor.

Teklif yasalaşırsa, Erdoğan’ın önünde iki seçenek var: Birincisi, bu kanun değişikliğini AYM kararına rağmen onaylayarak, “Rejimimiz otoriterdir” diye dünya aleme tekrar ilan etmek ve toplumsal tepkinin büyümesini beklemek. İkincisi ise, ilkesel değil ama siyasi nedenlerle de olsa, frene basmak ve bu düzenlemeyi iade etmek.

O gün gelinceye kadar da her türlü meslek grubunu, üniversiteden mezun olacak gençleri, anaları babaları ve elbette KHK’lıları  ilgilendiren bu tehlikeyle ilgili ses çıkarmak gerekiyor.

İLGİLİ HABER

©Deutsche Welle Türkçe / Hilal Köylü / Banu Güven

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top