GÜNDEM

AVRUPA’YA MEYDAN OKUYAN SULTAN!’

“Reis-i Cumhur, Vezir-i Azam ve AKP Reis-i Umumisi Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul Sözleşmesi’nin” imzalandığı günlerde “Kadına şiddet artık insan hakkı ihlalidir. Sözleşme, Türkiye’nin öncülüğünde hazırlandı!” diye tveet atmıştı.”

VEZİR-İ AZAMLIĞI DÖNEMİNDE,  “SÖZLEŞMEYİ ”  PARLAMENTOSUNDA İLK ONAYLAYAN VE YÜRÜRLÜĞE KOYAN ÜLKE OLMUŞTU.

Şimdiye kadar uluslararası alanda, Türk halkı böylesine rezil olmamıştı! Yabancılar da Erdoğan’ın gerçek yüzünü, ilk kez bu olayda daha açık seçik algıladılar…

Reis’i Umumi, Vezir-i Azam, AKP Reis-i Umumisi Recep Tayyip Erdoğan Hazretleri, 2011’de İstanbul’da kabul edildiği için kısaca “İstanbul Sözleşmesi” denilen, 6251 sayılı “Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi Kanunu”nu bir “kararneme” ile iptal etti!

ŞİMDİYE KADAR ULUSLARARASI ALANDA, TÜRK HALKI BÖYLESİNE REZİL OLMAMIŞTI

Vezir-i Azamlığı döneminde, “sözleşmeyi” parlamentosunda ilk onaylayan ve yürürlüğe koyan ülke olmuştu.

Şimdiye kadar uluslararası alanda, Türk halkı böylesine rezil olmamıştı! Yabancılar da Erdoğan’ın gerçek yüzünü, ilk kez bu olayda daha açık seçik algıladılar…

Bazı örnekler…

Ankara’da birileri “Bekledim de gelmedin! Hiç mi beni sevmedin?” şarkısının etkisindeydiler!

Nihayet beklenen telefonun yerine, yeni ABD Başkanı Joe Biden’den bir açıklama geldi! Üstelik ABD değil, AB Konseyi bağlantılı bir konuda gelen açıklamada şu sözler vardı:

“Sözleşme’den ani ve nedensiz ayrılması derin hayal kırıklığıdır. Anlaşmanın ilk imzacısı olan Türkiye dahil, dünyanın birçok yerinde kadın cinayetlerinin sayısında artışlar yaşanıyor. Kadınlara yönelik şiddetin sona ermesi noktasında ülkelerin birlikte çalışmaları gerekir!” 

Avrupa Birliği Dışilişkiler Yüksek Temsilcisi Josep Borrell:

 “Türk hükümetinin İstanbul’un adını taşıyan bu anlaşmadan çekilmesinden derin üzüntü duyuyoruz. Şimdi geri adım atma değil, liderlik gösterme zamanıdır!” dedi.

Borrell, “AB üyeliği!” bayrağını da nazik bir dille, bir şantaj gibi Erdoğan’ın önüne şöyle koydu:

“Türkiye’yi kararını değiştirmeye zorlayamayız ama kararını yeniden gözden geçirmesini isteyebiliriz. Türkiye’nin, 21. yüzyılda insan haklarının, barışın, güvenliğin ve eşitliğin temel unsurlarından biri olan kadın ve kız çocuklarının haklarını savunmak için kısa süre içinde, Avrupa Birliği’ne katılacağını umuyoruz!”

Borell, Erdoğan’a şu sözlerle de yağ yaktı! “Şimdi geri adım atmak değil, liderlik gösterme zamanıdır!” 

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, şöyle yazdı:

“Türkiye’nin ‘Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle!’ İstanbul Anlaşması’ndan çekildiği haberiyle uyanmaktan dehşete kapıldım. Bu, mevcut Türk hükümetinin gerçek yüzünü gösteren bir bayraktır. İnsan haklarında geri gidiş ve hukuka saygısızlıktır!” 

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Mass, özel adresinden şu açıklamayı yaptı: 

“İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, geriye doğru atılmış bir adım ve Avrupa’ya gönderilen yanlış bir mesajdır. Bu adım, cinsiyet eşitliğini dünya genelinde geriletme çabalarının izinden gidiyor…”

Avrupa Konseyi’nin genel sekreteri Marija Pejcinovic Buric, sözleşmeden çıkılmasını “yıkıcı bir haber” olarak değerlendirdi.

Birleşmiş Milletler’e bağlı çeşitli kuruluşlar ile BM Kadın Örgütü ortak açıklamalarında, “Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılma kararının yeniden değerlendirmesi ve sözleşmeye yeniden dönülmesi çağrısında” bulunuldu…

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve önceki Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, bir TV kanalında gösterilen “Erdoğan: Avrupa’ya Meydan Okuyan Sultan” adlı belgesel programına katıldı.  

Macron: 

“Türkiye’nin Avrupa’ya sırtını dönmemesi için diyaloğun şart olduğunu” söyledi.

Macron:

 “Türk devleti tarafından bir yalan politikası izlendiği ve bu yalanın Türk devleti tarafından kontrol edilen medya organlarınca yayıldığını” söyledi. 

İngiliz, The Economist dergisinde, iki kareli karikatürün “Lira” altyazılı birincisinde 1 TL’nin resmi ve arkasında değer kaybı çizelgesi yer alıyor. 2’ncisinde ise “Lira’nın “ra” hecesindeki harflerin yerleri değiştirilerek İngilizce “Liar (yalancı) yazılı dört kollu Erdoğan, ABD bayrağı, tankla görülüyor!

Türk basınında “bu sözler ve bu karikatür” yayımlansaydı, anında dava açılırdı! Bakalım, oralarda da dava açılacak mı?

Sarkozy, “Erdoğan’ın gizli bir İslamcı gündemi mi var” sorusuna da “Bana kalırsa Erdoğan, İslamist olmaktan çok, kendine hizmet eden bir politikacı!” yanıtını verdi…

Şubat ayında başbakanlık görevini üstlenmeden önce, Avrupa Merkez Bankası Başkanı olan İtalya Başbakanı Mario Draghi, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını “Vahim bir geri adım” olarak tanımladı. Draghi, Avrupa Birliği (AB) doruğundan önce İtalya parlamentosuna bilgi verdi. 

AB zirvesi öncesi Erdoğan ile bir telefon görüşmesi de yapan Draghi bu konuda, şunları söyledi:

“Cumhurbaşkanı Erdoğan’la, bölücü girişimlerden kaçınmanın önemini ve insan haklarına saygının gerekliliğini ele aldım. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden ayrılması vahim bir geri adım teşkil ediyor. Kadınların şiddetten korunması ve genel olarak tüm ülkelerde insan haklarının savunulması temel bir Avrupa değeridir. Hatta bunun da ötesinde, AB için kimliksel önemde bir değerdir”. 

AVRUPA’YA MEYDAN OKUYAN SULTAN!

Reis-i Cumhur, Vezir-i Azam ve AKP Reis-i Umumisi Recep Tayyip Erdoğan, “İstanbul Sözleşmesi’nin” imzalandığı günlerde “Kadına şiddet artık insan hakkı ihlalidir. Sözleşme, Türkiye’nin öncülüğünde hazırlandı!” diye tveet atmıştı.

Aradan 10 yıl geçti, TBMM’nin “kanun” olarak kabul ettiği “Sözleşmeden kendi kararıyla” çekildiği açıklandı!

Saray’ın İletişim Başkanı Fahrettin Altun, çekilme kararının gerekçesini Türkçe ve İngilizce şöyle açıkladı:

“Başlangıçta kadın haklarının güçlendirilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İstanbul Sözleşmesi, Türkiye’nin toplumsal ve ailevi değerleriyle bağdaşmayan eşcinselliği normalleştirmeye çalışan bir kesim tarafından manipüle (farklı yönlendirme) edilmiştir. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararı alması da bu nedene dayanmaktadır!” 

Oysa Erdoğan’ın kızı Sümeyye Bayraktar, başkan yardımcılığını yaptığı “Kadın ve Demokrasi Derneği’nden (KADEM)” İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik eleştirilere, birkaç yıl önce 16 soruda yanıt vererek destek çıkmıştı. 

O yanıtlardan birinde, Altun’u daha o günlerde şöyle yalanlıyordu:

“Sözleşme, üçüncü bir tür oluşturmaya ya da LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, travesti) eğilimlerini hukuk normu olarak belirlemeye veya teşvik etmeye yönelik herhangi bir hüküm taşımamaktadır. 

Aynı cinsiyetten olan çiftlerin yasal olarak tanınması da dahil olmak üzere cinsel yönelimle ilgili olarak ortaya yeni standartlar koymamaktadır. Bu sözleşmenin eşcinsel yönelimlerin meşrulaşmasına sebep olduğunu iddia etmek ise en hafif tabirle kötü niyetliliktir!”

“Cinsel yönelim” kavramı, yalnızca sözleşmenin 4. maddesinde yer alıyor. Bu maddede “şiddet ile mücadelede hiç kimseye ayrımcılık yapılmaması; din, dil, ırk, vb. pek çok unsurla birlikte, toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelime dayalı şiddetin de kabul görmemesi gereği” vurgulanıyor! 

Madde, kesinlikle bir dayatma içermiyor. Maddenin kapsamına bütün insanlar giriyor. Sabah gazetesinde yan yana yayımlanan şu iki haber olayın özetidir, denilebilir…

Sözleşme, TBMM’de 246 oyla kabul edilmiş, ancak Sultan’ın tek imzası ile kaldırılmıştı!

“Hukuk” eğitimi yapılan fakültelerin ilk derslerinde “Yasa, ancak bir başka yasa ile kaldırılabilir, değiştirilebilir. Kararname ile yasa kaldırılamaz, değiştirilemez!” diye öğretilir.

Gelin görünki bırakın üniversitede “hukuk” eğitimi almasını “üniversite diplomasi” bile tartışma konusu olan, Reis-i Cumhurumuz, TBMM’nin kabul ettiği “İstanbul Sözleşmesi Yasası’nı” bir “kararıyla” iptal ettiğini sandı!

***

Kararda:

 “Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile onaylanan ‘Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin’ Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin 3’üncü maddesi gereği karar verilmiştir!” denilmekteydi.

Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesi şöyleydi:

“Türkiye Cumhuriyeti adına Yabancı Devletlerle ve Milletlerarası Kuruluşlarla yapılacak andlaşmaların onaylanması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlıdır. … Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası Andlaşmalar kanun hükmündedir.”

Anayasanın 104. maddesinde de Cumhurbaşkanının böyle bir yetkisi bulunmuyor…

Bu karardan sonra Sultan’ın kızı Sümeyye Bayraktar’ın derneği KADEM şu tepkiyi gösterdi:

“İstanbul Sözleşmesi kadına şiddetle mücadele için önemli bir girişimdi. Geldiğimiz noktada zemininden koparılmış ve toplumsal bir gerilim öznesi haline dönüştürülmüş durumda. Fesih kararını da bu gerilimin bir neticesi olarak okuyoruz.”

Fransa Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (IRIS) Başkan Yardımcısı Didier Billion:

“Erdoğan da kendisi için karmaşık bir politik durumda. Bugün, Erdoğan’ın siyasal yaşamını sürdürebilmesi daha milliyetçi, daha muhafazakâr olmaktan geçiyor. İstanbul Sözleşmesi’nde tarikatların oylarını daha çok çekebilmek için bu adımı attı. Erdoğan kendi durumundan endişeli!” dedi.

Geçen hafta toplanan Avrupa Birliği (AB) liderler doruğunun ardından yayımlanan bildiride, Türkiye hakkında şu değerlendirme yapıldı:

“AB, Türkiye ile kademeli, orantılı ve geri dönülebilir şekilde işbirliğini geliştirmeye hazırdır. Hukukun üstünlüğü ve temel haklar ise önemli kaygılar arasında yer almaya devam ediyor. 

Siyasi partiler ve medyanın hedef alınması ve yakın zamanda alınan diğer kararlar, insan hakları açısından önemli bir gerilemeye işaret etmekte ve Türkiye’nin demokrasiye saygı, hukukukun üstünlüğü ve kadın hakları yükümlülükleriyle çelişmektedir!”

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet / Özgen Acar

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top