SAĞLIK

KAHVE, YAĞ YAKIM ORANINI ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ETKİLİYOR

“Bulgularımız, aerobik egzersizleri yapmadan 30 dakika önce akut kafein alımının, günün hangi saatinde olursa olsun egzersiz sırasında maksimum yağ oksidasyonunu artırdığını gösterdi”

SPORDAN YARIM SAAT ÖNCE İÇİLEN KAHVENİN VÜCUTTAKİ ÇARPICI ETKİSİ ORTAYA ÇIKTI

Bilim insanları aerobik egzersizden yarım saat önce içilen kahvenin, yağ yakma oranını önemli ölçüde etkilediğini keşfetti.

Araştırmanın başyazarı Francisco José Amaro-Gahete:

“Bulgularımız, aerobik egzersizleri yapmadan 30 dakika önce akut kafein alımının, günün hangi saatinde olursa olsun egzersiz sırasında maksimum yağ oksidasyonunu artırdığını gösterdi”

“KAFEİN YAĞ YAKMA ORANINI ARTIRIYOR”

İspanya’daki Granada Üniversitesi’nden araştırmacılar, kilogram başına üç miligramlık (sert bir kahveye eşdeğer) kafeninin yağ yakma oranını artırdığını ortaya koydu.

Üstelik egzersizin öğleden sonra yapıldığı durumda, kafein etkisinin sabah saatlerine kıyasla daha belirgin hale geldiği saptandı.

Journal of the International Society of Sports Nutrition isimli akademik dergide yayımlanan araştırmaya 15 erkek gönüllü katıldı.

Katılımcılar 4 hafta boyunca rastgele bir sıralamayla 4 testten geçirildi. Testler; sabah 8’de plasebo, akşam 5’te plasebo, sabah 8’de kafein takviyesi ve akşam 5’te kafein takviyesi almayı içeriyordu.

Katılımcıların takviye veya plasebo aldıktan sonra girdiği bisiklet egzersizi testlerinde vücutlarının yağ yakma kapasitesi ölçüldü. Bu sayede kafeinin maksimum yağ oksidasyonuna (maksimum yağ yakımı) etkisi belirlendi.

Araştırmanın başyazarı Francisco José Amaro-Gahete:

“Aerobik egzersizleri yapmadan 30 dakika önce akut kafein alımının, günün hangi saatinde olursa olsun egzersiz sırasında maksimum yağ oksidasyonunu artırdığını gördük.”

Bunun yanında araştırmacılar, vücudun yağ yakma yeteneğinin günün belirli saatlerinde daha fazla olduğunu tespit etti. Bulgular, kafeinin maksimum yağ yakım oranını sabahları ortalama yüzde 10,7, öğleden sonra ise yüzde 29 artırdığını gösterdi.

Amaro-Gahete, “Yağ oksidasyonunu (yağ yakımı) artırmak için sabahları aç karnına egzersiz yapma önerisi yaygındır” dedi ve ekledi:

“Ancak bu önerinin bilimsel bir temeli olmayabilir. Zira artışın sabahları egzersiz yapmaktan mı yoksa daha uzun süre aç kalmaktan mı kaynaklandığı bilinmiyor.”

Öte yandan testlerin epey dar bir katılımcı grubuyla gerçekleştirilmesi de dikkat çekti. Bu nedenle araştırmacılar, deney bulgularına dayanarak çok geniş kapsamlı çıkarımlar yapamadı. Ancak bulgular, belirli saatlerde alınan kafeinin egzersizle ilişkili olduğunu açıkça gösterdi.

Granada Üniversitesi’nin internet sitesinde yayımlanan açıklamada konuyla ilgili şu ifadelere yer verildi:

“Bulgular özetle öğleden sonra orta yoğunluktaki kafein alımın ve aerobik egzersizin, yağ yakımını artırmak isteyenler için en uygun program olduğunu ortaya koydu.”

Bilim insanlarından hamilelere uyarı

“HAMİLELİK SIRASINDA İÇİLEN KAFEİN BEBEKLERİN KİLOSUNU VE BOYUNU ETKİLİYOR”

“Bulgularımız hamilelik sırasında kafein içeren içecekleri azaltmanın ya da bunları tüketmeyi tamamen bırakmanın mantıklı olduğunu gösteriyor”

Uzmanlar, hamilelerin kafein tüketimi konusunda doktorlarına danışmasını önerdi

ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri’nden bilim insanları, günde 200 miligram (kabaca iki fincan orta sertlikte demlenmiş kahve) ve altında kafein tüketen hamilelerin bebeklerinin, tüketmeyen kişilerin bebeklerine göre daha kısa ve zayıf doğduğunu tespit etti.

Araştırmayı yöneten Dr. Katherine L. Grantz:

“Bulgularımız, daha fazlasını öğrenene kadar, hamilelik sırasında kafein içeren içecekleri azaltmanın ya da bunları tüketmeyi tamamen bırakmanın mantıklı olduğunu gösteriyor.” 

Zira bilim insanları, bir bebeğin daha küçük boyutlarda doğmasının hayatının ilerleyen dönemlerinde obezite, kalp hastalıkları ve diyabete yakalanma riskini artırdığını belirtti.

Bu konuda yapılan önceki çalışmalar, hamilelik sırasında fazla kafein tüketimini (günde 200 miligramdan fazlası) bebeklerin olması gerekenden daha küçük olmasıyla ilişkilendirmişti. Ancak 200 miligram altında kafein tüketimi üzerine yapılan çalışmalar kesin bir sonuç vermemişti.

Açık erişimli tıp dergisi JAMA Network Open’da yayımlanan yeni araştırmayı yürüten ekip, önceki çalışmaların çoğunun farklı içeceklerin kafein içeriğindeki değişiklikleri ve annenin sigara içmesi gibi bebeklerin doğduğu zamanki büyüklüğünü etkileyebilecek diğer faktörleri hesaba katmadığını belirtti.

Araştırmada iki bin 55 hamile incelendi

Bilim insanları söz konusu araştırmada 8 ila 13 haftalık hamile iki bin 55 kadını inceledi.

Katılımcıların hiçbiri sigara içmiyordu ve hamilelik öncesinde herhangi bir sağlık problemi yoktu.

Kadınlar hamileliklerinin 10’la 13. haftaları arasında kan örneği verdi. Böylece kandaki kafein ve kafein parçalandığında ortaya çıkan bileşik paraksantin analiz edildi. Kadınlar ayrıca, tükettikleri kafein içeren içecekleri (kahve, çay, ve enerji içeceği gibi) de bildirdi.

Sonuçlar, kanında en yüksek seviyede kafein bulunan kadınların bebeklerinin, kafein bulunmayan veya çok az olan kadınların bebeklerinden ortalama 84 gram daha hafif, 0,44 santimetre daha kısa ve baş çevresinin 0,28 santimetre daha küçük doğduğunu gösterdi.

Günde yaklaşık 50 miligram kafein (yaklaşık yarım fincan orta sertlikte demlenmiş kahve) tükettiğini belirten kadınların bebeklerinin, kafein tüketmeyen kişilerin bebeklerinden 66 gram daha zayıf olduğu görüldü.

Kafeinin rahim ve plasentadaki damarların daralmasına yol açtığını düşünen araştırmacılar, bu durumun fetüse giden kan akışını azaltabileceğini ve büyümeyi engelleyebileceğini belirtti.

Yeni araştırma

“SABAH BİR ŞEY YEMEDEN KAHVE İÇMEK SAĞLIĞA ZARARLI”

Uyandıktan sonra kahve içmek şeker hastalığı ve kalp rahatsızlıklarına neden olabilir

Diyabet ve kalp rahatsızlığından kaçınmak için kahveyi doğru bir şekilde tüketmelisiniz .

Birleşik Krallık’taki Bath Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, sabah aç karna kahve içmenin vücuda etkilerini ele aldı.  “British Journal of Nutrition” dergisinde yayımlanan sonuçlara göre, öncesinde kahvaltı etmek gerekiyor. 

Profesör James Betts:

“Kötü bir uykunun ardından hiçbir şey yemeden kahve içmenin kan şekeri kontrolünü önemli ölçüde zayıflattığını belirtmeliyim..

Neredeyse yarımız sabah uyanıp, hiçbir şey yapmadan önce kahve içiyor. Ne kadar yorgunsak, kahve de o kadar sert oluyor. Ancak bugüne kadar bu davranışın vücudumuza, özellikle de metabolizmaya ve kan şekeri kontrolüne etkisi konusunda kısıtlı bilgimiz vardı..

 Bunu engellemek için kötü bir uykunun ardından ilk olarak kahvaltı etmek gerekiyor. Daha sonra eğer ihtiyaç duyulursa kahve içilebilir.”

Çalışmaya katılan 29 kişi farklı gece uykularına tabi tutuldu.

İlk deneyde gece 11’le sabah 7 arasında düzgün bir şekilde uyuyan bu kişilere, sabah kahvaltıda alınacak kaloriye eş enerji içeren şekerli içecek verildi. 

İkinci deneyde saat başı uyandırılarak iyi uyku çekmeleri engellenen katılımcılara sabah yine aynı şekerli içecek verildi. 

Üçüncü deneyde de katılımcıların kötü bir şekilde uyumaları sağlandı. Fakat bu sefer sabah önce koyu şekersiz kahve, yarım saat sonra da şekerli içecek verildi. Ardından bu kişilerin kan şekerleri ölçüldü.

İyi ya da kötü uykunun deneklerin kan şekeri üzerinde çok az fark yarattığı saptanırken, kötü uykunun ardından kahve içmenin metabolizma üzerinde olumsuz etkisi olduğu ve vücudun kan şekerini işleme yeteneğini yüzde 50 azalttığı belirlendi.

Profesör James Betts, deneyde verdikleri şekerli içeceğin ortalama bir kahvaltı kadar karbonhidrat içerdiğini hatırlatarak:

“Çoğu kahvaltı karbonhidrat bakımından zengin. Diğer kahvaltılarda da benzer etkiler gözlemek mümkün. Ancak daha az şeker ve karbonhidrat içeren bir kahvaltı yaptıysanız, bu kahvaltıdan sonra sizin kan şekerinizde meydana gelen fırlamayı kesinlikle azaltacaktır.”

Deneyde kullandıkları kahvenin sütsüz olduğunu belirten Betts, süt koysalardı da sonuçlarda çok büyük bir değişiklik olmayacağını ifade etti. 

ÇAY VEYA KAHVE İÇMEK PARKİNSON RİSKİNİ AZALTIYOR

Çay veya kahve gibi kafeinli içeceklerin Parkinson hastalığı riskini azaltabileceğini öne süren yeni bir araştırma yayımlandı.

Araştırma, hastalıktan mustarip 369 kişiyle Parkinson’u olmayan 197 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi

Daha önce koronavirüs nedeniyle uygulanan tecritlerin alzheimer ve Parkinson hastalarını olumsuz etkileyebileceği belirtilmişti

Kafein ve üratın hayvanlarda koruyucu özellikler gösterdiğini keşfeden Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, bunun insanlarda da geçerli olup olmadığını öğrenmek istedi.

Araştırmaları, yaş ve vücut kitle endeksi gibi faktörlere göre yapılan düzenlenmelerin ardından, kafein tüketiminin artmasıyla hastalığa yakalanma ihtimalinin düştüğünü gösterdi.

Journal of Parkinson’s Disease isimli bilimsel yayında yayımlanan araştırmaya hastalıktan mustarip 369, Parkinson’u olmayan 197 kişi katıldı.

Nöroloji Bölümü’nde çalışan, araştırmanın başındaki Rachit Bakshi şunları söyledi:

“Hem kafein hem de ürat sinir koruyucu özelliklere sahip..

Parkinson hastalığının hayvanlardaki versiyonlarında ikisinin de koruyucu özellikler göstermesi hastalığı yavaşlatma potansiyellerini artırıyor..

Kafeinin etkilerinin uzun vadeli bir Parkinson deneyinde henüz incelenmediğini belirterek uyarmak isterim.”

Danışman nörolog Profesör Bas Bloem, çalışmanın gücünün, Parkinson hastası kişilerden oluşan büyük grubun dikkatle izlenmesinin de dahil edildiği “sağlam yaklaşımında” yattığını söyledi.

Bloem şöyle dedi:

“Müdahale edilmediği halde amansız biçimde ilerleyen bu hastalıkta çöküşü yavaşlatmak için, ileride hastalığı hafifletecek yaklaşımların daha da gelişmesine yönelik önemli bir temel..

Kafein tüketimi gibi Parkinson’a yakalanma olasılığını azaltmayla bağlantılı faktörler belirlemek, hastalığı anlamak ve eğer bu nedensel bir ilişkiyse muhtemelen hastalığı yavaşlatmak için eşsiz bir fırsat sunuyor.”

Dejeneratif hastalık, hareketi, kas kontrolünü ve dengeyi bozarak vücudu etkiliyor.

EGZERSİZİN KALP VE DAMAR HASTALIKLARINA KARŞI ETKİSİ BİLİNENİN ÇOK ÖTESİNDE

KAHVE NE ZAMA İÇİLMELİ?

“Kahve uyandıktan bir saat sonra içilmeli. Stres hormonu olarak da bilinen kortizolün en yoğun olduğu zaman dilimi uyandıktan sonraki 1 saat”

Gastronomi Bölümü Öğr. Gör. Merve İşeri:

“Bu süre içerisinde kafein alımı bu hormonun salgılanmasını artırır ve aynı zamanda kafeinin fizyolojik etkilerini azaltır..

Günün ilk kahvesini uyandıktan bir saat sonra içmek sağlık açısından daha yararlı olacak. Sabahları gün ışığı ile insan vücudunda kortizol hormonu salgılıyor. Aynı zamanda stres hormonu olarak da bilinen kortizolün sağlıklı bir vücutta en yoğun olduğu zaman dilimi uyandıktan sonraki 1 saatlik süredir. Bu süre içerisinde kafein alımı kortizol salgılanmasını artırır ve aynı zamanda kafeinin fizyolojik etkilerini de azaltır..

Hem vücuttaki stres hormonu seviyesi sağlıklı seviyelerin üzerine taşınabilir hem de kafeinin uyarıcı etkileri azalır. Kahve tüketimini uyandıktan yaklaşık 1 saat sonrasına bırakmak bu açıdan çok daha sağlıklı olacaktır.”

“MİDE ASİDİNİN ARTMASI TETİKLENİR”

“Kahve asidik bir içecek!”

Gastronomi Bölümü Öğr. Gör. Merve İşeri:

“Sabahları açken kahve içildiği zaman mide asidinin artması tetiklenir. Gastrit, reflü gibi rahatsızlıkları olanlar ağırlıklı olmak üzere mide yanması, sindirim rahatsızlıkları gibi şikayetleri artırabilir.”

“KAHVE KALP VE KEMİK SAĞLIĞI İÇİN FAYDALIDIR”

Merve İşeri:

“Kahvenin kalorisi çok düşük. Bir bardak kahvede ortalama 2 kalori bulunuyor..

Kahveyi şekersiz ve sütsüz içilmesinde yarar var. Polifenol vücuttan toksinlerin atılmasına yardımcı olur. Ancak hazır çözünebilir kahvelerde geçtikleri işlemlerden ötürü polifenoller oldukça azalmakta, aromatik ve faydalı özelliklerini kaybetmektedir..

Kahvenin içerisinde bulunan B2 ve B3 vitaminleri bağırsaklarda yiyeceklerin sindirilmesine yardımcı olarak vücudun ihtiyacı olan enerjiyi depolamasına yardımcı olur..

Magnezyum ve potasyum içeren kahve kalp ve kemik sağlığı için faydalıdır.”

GÜNDE EN FAZLA 3-4 BARDAK TÜKETİLMELİ”

“Tüm besinlerde olduğu kahvede de günlük tüketim miktarının sınırlandırılması gerekmekte!”

Merve İşeri:

“Günde en fazla 3-4 bardak tüketilmesi bir yetişkin için önerilmekte, çocuklar için yüksek kafein oranından ötürü önerilmemektedir..

Fazla tüketildiğinde:

*Kahve içerisinde bulunan kafein kalp basıncını yükseltir,

*Diüretik etkisinden ötürü fazla idrara çıkılmasına sebep olarak vücutta su kaybına neden olur,

*Vücudun biyolojik saatini değiştirebilir ve uykusuzluk problemlerine neden olur,

*Aynı zamanda, stres hormonunun artmasına neden olarak anksiyete, gerginlik ve panik atakları tetikleyebilir..

Kahvenin sağlıklı tüketimi, gün içerisinde öğün aralarında ve günde 3-4 bardağı geçmeyecek şekilde olmalıdır”

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, Granada Üniversitesi, Science Alert

Derleyen: Çağla Üren

Independent Türkçe, Medical Xpress, Daily Mail /Derleyen: Uğurcan Yıldız

Independent Türkçe için çeviren: Ata Türkoğlu / Rory Sullivan

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top