SIYASET

“AKP’NİN NE AKI KALDI NE ADALETİ NE DE KALKINMASI”

“AKP’nin ne akı kaldı ne adaleti ne de kalkınması. Hepsi birbirini kirletti. Deterjan olur diye bir umut, Bahçeli’ye sarılması bundan. Ama o da “kel merhem bulsa” tertibinden, “muhtac-ı himmet bir dede”!..”

DEH DE GİDELİM ÇÜŞ DE DURALIM

Bakmayın sempatik olmayı beceremediğine! Onu sempatik yapmak için çırpınan on binler var.

“Öl de ölelim”cilere karşı, “Deh de gidelim”ciler türedi. “Çüş de duralım”cılara inat.

Şaka zamanı değil. 

O hepimizin cumhurbaşkanı.

Aşı beklemekten şaşı olanların, Covid’e meydan okuyanların, kırmızı görmüş boğa gibi yeşile saldıranların, Cumhuriyetinkiler neyse de Osmanlı yadigârı kurumlardan rant bekleyenlerin de cumhurbaşkanı. 

Kadı kızındakine benzer bir kusuru da gönlündeki aslanlar: Cemaatler, tarikatlar, vakıflar.

Onlara söz geçiremiyor. 

Onlar da Hazine garantili müteahhitler gibi ağızlarını-ceplerini açmış hep bir şeyler bekliyor.

Reyiz, kuşkusuz şiirsel bir karakter.

Ama partisini kurarken Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliğin beyaza verildiğini” hatırlatan Özdemir Asaf’a kulak vermedi.

AKP’nin ne akı kaldı ne adaleti ne de kalkınması. Hepsi birbirini kirletti. Deterjan olur diye bir umut, Bahçeli’ye sarılması bundan. Ama o da “kel merhem bulsa” tertibinden, “muhtac-ı himmet bir dede”!..

Bu noktada ittifak desteği için anayasal kurumlara yöneldiler: Anayasa Mahkemesi’ne, Yargıtay’a, Danıştay’a, YSK’ye, kamu bankalarına, el atmaları bundan. 

Harbiye’nin “irtica-mürteci açılımı” ile TSK de çoktan ittifaka dahil ediliyor. Görüş açıklama konusunda Et-Balık Kurumu Başkanı ile Genelkurmay Başkanı’nın statüleri eşitleniyor.

Reyiz’in aklı gönlünde yatan aslanlarda, cemaatler, tarikatlar, vakıflarda. Onları besleyip İttifak’a dahil etmekte.

Bunun için en uygun zaman cumartesi gece yarıları. Birkaç satır kararname karalayıp karalayıp kimlikleri, hesapları belirsiz “aslanların” ağzına atı atıveriyor:

Gezi Parkı, Selimiye Kışlası, Pera Palas, Şişli Etfal Hastanesi, Sait Halim Paşa Yalısı, Adile Sultan Sarayı.Hepsinin tepesine de tüy gibi Galata Kulesi’ni dikiveriyor.

Peki, seneye 150. yılını kutlayacak Vefa Lisesi’nden ne istiyor?

Bir Melih Bulu daha bulamadı ki Vefa’ya vefasızlık yapıyor. 

Bozayı çok seviyorsa ünlü bozacıyı Külliye’ye bağlasaydı.

Hazır Leblebi diye bir de köpeği var.

Yaptığı vefasızlıktan çok Sultan Abdülaziz’e azizlik.

Halife (Allah’ın yeryüzündeki gölgesi-Zillullah-ı Zemin) sıfatı taşıyor.

Ama mollalara kulak asmayıp, 1870’te ülkenin ilk kız öğretmen okulu, Darülmuallimat’ı açacak kadar da aydın.

Baş belası üç mektebi kuran da o.

Robert Kolej 1863’te onun izniyle kuruluyor.

1968’de 15. yüzyıla dayanan tarihi ile Galata Sarayı Mektebi’ne bugünkü modern konumunu kazandıran da Abdülaziz.

1872 yılında “Dersaadet İdadi-i Mülkiye-i Şâhâne” adıyla, Türkçe eğitim vermek üzere Vefa Lisesi’ni kurduran yine Abdülaziz. 

1881 yılında Maarif Nezareti (vakfı değil!) Sadrazam Mütercim Rüşdü Paşa’nın konağını satın alıyor. Okul bu konağa taşınıyor. (Bendeniz de o konağın çeşitli odalarında ortaokul dahil on yıl okudum. İstiklal Marşımızın M.Akif Ersoy’undan Yahya Kemal’e Şemsettin Günaltay’dan, Ecevit’in babası Fahri Ecevit’e, Sıddık Sami Onar’a daha kısa-uzun okuyan mezunlar saymakla bitmez. Hasan Âli Yücel, H.Cahit Yalçın, Adnan Adıvar, Süheyl Ünver, Kemal Sunal, Uğur Dündar, Müjdat Gezen, Ahmet Altan, Berhan Şimşek, Erol Manisalı, Oktar Türel, Lütfü Özkök, Mehduh Ün, Bülent Alparslan, Serra Kadıgil)

Vefa, verdiği beş yıllık eğitimi ile Türkiye’nin 10 lisesinden biri. IB diploma veriyor ve Dünya Okulları listesinde.

Yeterince mazbut bir okul olduğu halde durup dururken “Mazbut” unvanlı bir vakfa devrediliyor. 

Milli Eğitim Bakanı’nın yükünü hafifletmek için mi, yoksa Reyiz’in vakıf sevdasından mı? Bir Allah biliyor, bir de Reyiz!

İlla vakıf ise son derece mazbut Vefa Lisesi Eğitim Vakfı var. 

Vefakâr başkanı Hakkı Baliç ise yıllardır 120 kişilik bir Vefa Yaşlılar Evi inşa etmek için hibe edilen boş bir arsanın çevresinde çaresizce dört dönüp duruyor.

Cumhur İttifakı, onursal üyesi gibi kararlar veren Danıştay, “Türküm-doğruyum-çalışkanım” içerikli “Andımız”ı yasakladığı günlerde Vefa Lisesi de o mazbut vakfa devredildi. 

Ama Vefa’nın kendi marşı da var, andı da:

“Biz Vefa Lisesi öğrencileri,/ Kalbi sevgi dolu, fikri ileri

Aydınlatacağız yurtta her yeri,/ Senin için ilim, irfan, şeref, şan,/ 

Senin için her şey, ey güzel vatan,/ Kalbimizde bu hür, mukaddes toprak/ Elimizde ecdat, ruhu al bayrak,/ Nesil nesil, alev alev yanarak,/ Vefalılar sana geliyorlar bak!”

Bu marş “Başka bir aşk istemez aşkınla çarpar kalbimiz.

Ey vatan gözyaşların dinsin yetiştik çünkü biz.!” diyen Mülkiye Marşı gibidir.

Mülkiye’nin maliyeden, hariciyeden, dahiliyeden silinmesinin nedeni ile Vefa Lisesi’nin hesabı gayri sahih bir vakfa devredilmesinin nedeni belli ki bu marşların ürküntüsü.

Siz bakmayın sempatik olmayı beceremediğine! Sosyal medyada onu sempatik yapmak için çırpınan on binler var.

“Öl de ölelim”cilere karşı, “Deh de gidelim”ciler türedi.

“Çüş de duralım”cılara inat.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet/Ahmet Tan

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top