GENEL

“CUMARTESİ ANNELERİ’NİN YARGILANMASI BU ÜLKE ADINA BÜYÜK UTANÇ”

“Adalet dağıtması gereken, kayıpların faillerini yargılaması gereken yargı makamların bizleri yargılaması bu ülke adına büyük utanç.”

Cumartesi Anneleri’nin yargılandığı dava 12 Temmuz’a ertelendi

Kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için her hafta Galatasaray Meydan’ında toplanan Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü eyleminde gözaltına alınan 46 kişi hakkında açılan dava görüldü. Dava 12 Temmuz’a ertelendi.

İstanbul Adliye’si 21’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma öncesinde açıklama yapan Cumartesi İnsanları:

“Mezarsız sevdiklerimizin mezarlarına bırakamadığımız karanfilleri götürdüğümüz yerdir o meydan, mezar yerimizdir” dedi.

Kayıp yakını Fehmi Tosun’un kızı ve davada yargılanan Jiyan Tosun, 699 hafta boyunca Galatasaray Meydanı’nda Türkiye’nin en uzun barışçıl buluşmalarını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Tosun şöyle devam etti:

“Galatasaray Meydanı’nı hakikatin seslendirildiği bir agoraya dönüştürdük. O meydanda, inkara karşı hakikatin tarihini yazdık. Galatasaray’ı bir hafıza mekanına çevirdik. Anayasal haklarımızı kullanmamızı engelleyenler, kulaklarını tıkayan yargı makamları, 700’üncü haftadaki gözaltıları bahane ederek, hukuka ve vicdana aykırı bir şekilde hakkımızda dava açtı. Ceza yargılamasına dayanak oluşturabilecek hiçbir delil sunmayan bu iddianameyi kabul eden mahkeme, hukukun temel prensiplerini ihlal etti. Özetle hukuki dayanaktan yoksun, siyasi iklimin etkisiyle düzenlenmiş bir iddianame ve açılmış bir dava ile karşı karşıyayız. Barışçıl toplanma hakkı Anayasa’nın ve uluslararası sözleşmelerin güvencesindedir. Toplanma yerini seçmek ise bu hakkın ayrılmaz bir parçasıdır. Çeyrek asırdır süren, artık geleneksel hale gelmiş Cumartesi Anneleri’nin buluşmasını engellemek, onların buluşma mekanı olan Galatasaray Meydanı’nı yasaklamak, polis şiddeti ve yargı tacizi ile bu hakkın kullanımını engellemek, hukuka aykırıdır.’’

Açıklamada konuşan İnsan Hakları Derneği (İHD) İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da, 700 hafta boyunca aynı mekanda olan bir eylemin engellenmesinin kabul edilemeyeceğinin altını çizdi.

Açıklama sonrasında Cumartesi İnsanları’nın duruşmasına destek vermek için gelen öğrenci Birkan Avcı polis tarafından gözaltına alındı. Birkan’ın gözaltına alınma gerekçesi öğrenilemezken, polis ile adliye önünde bekleyenler arasında tartışma yaşandı.

Duruşmada kayıp yakınlarının beyanlarının ardından avukatlar müvekkillerinin beraatlerini talep etti.

Mahkeme, ifadesi alınmayan sanıkların dinlenmesine, önümüzdeki duruşma için ifade vermeyen sanıklara davetiye çıkarılmasına ve bir sonraki duruşmanın adliyenin büyük duruşma salonlarının birinde yapılmasına karar verdi.

Kayıp yakını Maside Ocak:

“Tek isteğimiz sadece bir mezar istemek. Bu ülkede mezar istemek de suç. Bu adalet neden Cumartesi Anneleri’ ne gelmiyor” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, aralarında kayıp yakınları Maside Ocak, Besna Tosun ve Hasan Karakoç da bulunduğu 46 kişi hakkında 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşma daha geniş olan 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya sanıklar, avukatlar, Cumartesi Anneleri, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP Milletvekili Ali Şeker, Turan Aydoğan ve HDP Milletvekili Züleyha Gülüm katıldı.

Kimlik tespitinin ardından avukat Öztürk Türkdoğan sanıkların derhal beraat edilmesini talep etti.

Türkdoğan:

“Cumartesi Annelerinin ve İHD İstanbul Şube Kayıplar Komisyonunun 700 hafta boyunca gerçekleştirdiği ve geleneksel hale getirdiği kendi kuralları olan adalet arama toplantısının yasaklanması kanuna aykırıdır. Yasaklama kararının toplantıdan önce tebliğ edilmemesi kanuna aykırıdır. Toplantının zor kullanılarak engellenmesi ve çok sayıda kişinin gözaltına alınması kanuna aykırıdır. Hiç açılmaması gereken bir dava ile karşı karşıyayız. Usul ekonomisi uyarınca yargılama sonucunda ulaşılabilecek sonuç daha en başından belli olduğundan yani ortada bir suç olmadığından derhal beraat kararı vermesi gerekmektedir” dedi. 

İlk savunmayı Maside Ocak yaptı.

Ocak:

” Boynumda fotoğrafını gördüğünüz kişi benim abim Hasan Ocak. 26 yıl önce karakol karakol dolaşıp abimi sorduk. 58 gün sonra abimi bir ceset fotoğrafıyla bulduk. 26 yıldır abimin ölümüne ilişkin tek kişi yargılanmadı. Biz 26 yıldır adalet istiyoruz. Biz her Cumartesi günleri Galatasaray Meydanında bir araya geldik. Tek isteğimiz sadece bir mezar istemek. Bu ülkede mezar istemek de suç. Bu adalet neden Cumartesi Anneleri’ ne gelmiyor. Olay günü 84 yaşındaki annem yanımdaydı. Ben annemi koruyamadım. Baston ile yürüyen annemin darp edildiğini gördüm. Ağır işiten Ali abimin yere düşen kulaklığını aradığını gördüm. Herkes bize adaleti borçlu. Sizin yapmanız gereken bizi yargılamak değil haklarımızı korumaktır” dedi. 

Ali Ocak:

“Biz 26 yıldır adalet talebiyle Galatasaray Meydanında buluşuyoruz. Şimdiye kadar bizi duyan olmadı. Biz kayıplarımızın faillerinin bulunmasını talep ediyoruz. Bunun nesi suç?” dedi.

Faruk Eren:

“Ben de bir kayıp yakını yım. Abim Hayrettin Eren 12 Eylül’ ün hemen ardından gözaltına alındı. Kardeşim kaybedilmiş ben neden mücadelemden vaz geçeyim. Şiddete uğrayan bizdik. Şuan meydan barikatlarla kapalı. Artık orası utanç meydanı. Bizim talebimiz çok açıktı. Kayıplarımızın akıbeti açıklansın, failleri yargılansın. Talebimiz hala devam ediyor” diye konuştu.

Adil Can Ocak  da kayıp yakını olduğunu belirterek:

” Ben o meydanda büyüdüm. 26 yıldır o meydanda yapılanın suç olduğunu görmedim. Ta ki 700. hafta kadar. Hala da bunun suç olduğunu düşünmüyorum” dedi.

Cüneyt Yılmaz da hak savunucusu olduğunu dile getirerek:

“Her vicdanlı insan gibi onların mücadelesine destek veriyorum. Bizim burada olmamız anlamsız” diye konuştu.

Ali Yiğit Karaca:

“Anayasal hakkımı kullandım. İnsanlar yakınlarının kemiklerini ararken benim kayıtsız kask imkansızdı” dedi.

Murat Koptaş:

“Benim için vicdani bir sorumluluktu. Sosyal medyadaki çağrılar üzerine oraya gitmiştim” dedi.

Deniz Koç:

“Cumartesi Anneleri’ nde siyaset yapılmaz, slogan atılmaz. Sessizce otururlar. Ara ara giderim. Polislerin yargılanması gerekirken biz yargılanıyoruz” dedi. 

Cumartesi Anneleri duruşma öncesi adliye önünde basın açıklaması yaptı. Kayıp yakını Hanife Yıldız:

“Burası bizim buluşma yerimiz burası değil, bizim yerimiz Galatasaray Lisesi önü. Bizi hem arkadaşlarımızdan hem oradan,hem kayıplarımızdan ayırmak istiyorlar” dedi. İHD Eş Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da “Asıl davacı olan biziz, şikayetçi olan biziz. Kayıplarımızı, adalet arayan biziz. Siz hangi faili yakaladınız ailelere dava açıyorsunuz. Böyle bir dava hiç olmamalıydı” diye konuştu. 

Cumartesi Anneleri yargıç karşısında

Cumartesi Anneleri eyleminin 700’üncü haftasında gözaltına alınan 46 kişi yargıç karşısında

Bugün hâkim karşısına çıkacak olan 46 kişi içinde yer alan Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, Hasan Ocak’ın ağabeyi Ali Ocak ve İHD Kayıplar Komisyonu üyesi Sebla Arcan dava öncesi konuştu.

“YARGILANMAK İSTENEN KAYIPLAR MÜCADELESİ”

Besna Tosun: 

“700. haftada çok sert müdahaleye maruz kaldık. Darp edildik, saatlerce ters kelepçeyle gözaltı araçlarında bekletildik. Küfürlere, hakaretlere maruz kaldık. Bu müdahaleden sonra darp raporlarımızla ve olay anına ait görüntülerle birlikte hepimiz ayrı ayrı suç duyurusunda bulunduk. Bizim yaptığımız suç duyuruları takipsizlikle sonuçlandı..

Ama iki buçuk yıl sonra toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkımızı kullandığımız için hakkımızda dava açıldı..

Ben bunun 46 kişiye karşı açılmış bir dava olduğunu düşünmüyorum. Burada yargılanan Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi. Aslında burada yargılanmak istenen kayıplar mücadelesi.”

“YENİ DÖNEMİN ŞARTLARINA UYGUN”

Ali Ocak: 

“Demokratik bir hakkın kullanılmasını suçlamanın, saldırganlıklarını gizlemenin başka yolunu bulamadıkları için bu yolu deniyorlar..

26 yıllık ‘adalet’ talebine verecekleri bir cevapları olmadığı için, adalet ve hukuk arayanları susturmak istiyorlar..

700. hafta, gözaltında kaybetmelere karşı yürütülen mücadelenin önemli bir noktasıydı. Ya bu talebe, küçük de olsa bir yanıt verilecekti, ya da akıllarınca susturmak için saldıracaklardı. İkincisine başvurdular..

Zaten geçmişte bu tür suçuları işleyenler, artık yeni iktidarın da ortağı olduklarından dolayı, yeni dönemin şartlarına da uygundu.” 

“İDDİANAME HUKUKİ METİN DEĞİL”

Sebla Arcan: 

“Biz 699 hafta boyunca orada anayasal hakkımızı kullandık. Sessiz oturmamız kanuna aykırı değildi. Bu nedenle bu duruma itiraz edilemedi, yasal bir takip de yapılamadı. Her yüzlü buluşmamız çok büyük kalabalıklarla gerçekleşirdi. Sorun yaşanmıyordu..

700. haftada da böyle bir şey beklemiyorduk. Belli ki emir geldi, yasakladılar. Polisin haklarımızı ihlal eden talimatlarına uymamamız yurttaşlık görevimiz..

Dağılmadık ve darp edildik. Suç duyurularımız karşılıksız bırakıldı. Ama hak ihlaline uğrayan bizlere anayasal hakkımızı kullandığımız için dava açıldı.. İddianame hukuki metin niteliğini taşımıyor..

Adalet dağıtması gereken, kayıpların faillerini yargılaması gereken yargı makamlarının bizleri yargılaması bu ülke adına büyük utanç.” 

YARGILAMA ÇAĞLAYAN’DA

Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak için 27 Mayıs 1995’ten beri Galatasaray Lisesi önünde her hafta oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri, 25 Ağustos 2018’deki 700. hafta buluşmasında polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Gözaltına alınan ve haklarında “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” suçlamasıyla dava açılan 46 kişinin yargılanmasına İstanbul 21. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak.

Cumartesi Anneleri: “Galatasaray’dan vazgeçin demek sevdiklerinizden vazgeçin demek”

Gözaltında kaybedilen yakınları için Galatasaray Meydanı’nda oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri hâkim karşısında.

Aileler, “Gözaltında kayıplara karşı mücadele yargılanacak” diyor.

Besna Tosun’un (ortada) babası Fehmi Tosun, gözaltına alındığı 1995’ten bu yana kayıp.

“Babam 1995’te gözaltına alınarak kaybedildi ve ben bunun tanığıyım. Onu kaçıranlarla göz göze geldim. 12 yaşından beri bu gerçekle Galatasaray’da oturuyorum.”

Besna Tosun, babası Fehmi Tosun bir gece evlerinden alındığında henüz bir çocuktu. Fehmi Tosun’dan o günden sonra bir daha haber alamadı. Besna bugün yetişkin bir kadın ancak halen babasının akıbetini öğrenmeye çalışıyor. Fehmi Tosun’un bir mezarı dahi yok. Besna, babasının en azından bir mezarı olsun istiyor.

Gözaltında yakınlarını kaybedenler, bir kemik, bir mezar talebiyle 27 Mayıs 1995’ten beri Galatasaray Meydanı’nda kırmızı karanfillerle oturma eylemi yapıyor. 25 Ağustos 2018 tarihinde de yani eylemlerinin 700. haftasında da meydandaydılar. Bu kez meydana, sabahın erken saatlerinde varmışlardı. Aileler için diğer haftalardan farksız bir haftaydı ama daha fazla katılım olacağı için hazırlıklara saat 10.00’da başladılar. “Bariyerleri kaldırarak yardımcı olabilir misiniz, çok fazla insan gelecek” dediler polise. Meydanda görev yapan polis memurları, “Tamam” dedi. Fakat bir süre sonra başka bir polis ekibi geldi. Onlara eylemin yasaklandığını, meydanı terk etmelerini söyledi. Aileler meydanı terk etmeyeceklerini söyleyince polis saldırısı başladı. Gözaltında kaybedilen ağabeyi Rıdvan Karakoç için meydana yıllarını veren Hasan Karakoç, gözaltına alınan ilk kişi oldu.

“Beni bir anda yakaladılar ve yere yatırdılar. Gaz sıktılar. Arkadaşlarımızdan bir tanesinin kolu kırıldı. Hepimizin vücudunda morluklar, şişlikler, darp izleri oluştu.

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Başkanı avukat Gülseren Yoleri, ailelerin yasak kararını öğle saatlerinde öğrendiğini ancak gözaltıların sabah saatlerinde başladığını söylüyor. “Yani henüz bu yasak kararı tebliğ edilmeden başlayan bir müdahaleden söz ediyoruz” diyor.

“Toplanma hakkımızı gasp etmeye çalışanlar suç işliyor”

“Cumartesi İnsanları” olarak da anılan aileler, barışçıl eylemlerine başladıkları dönemlerde de polis saldırılarına maruz kalıyordu. Bir gün polis aracının içinde gözaltında bulunanlara gaz sıkıldı, nefes alamaz oldular. Bir başka gün meydana karanfil koydukları sırada karanfillerle beraber karakola götürüldüler. Bir diğerinde polis köpekleri salındı üzerlerine. Hiç vazgeçmediler. Üç sene öncesine kadar, 2009’dan beri yaptıkları oturma eylemlerine müdahale yoktu. Siyasi konjonktüre paralel olarak ailelere yönelik tutum da değişti. Besna Tosun’un da dediği gibi, Ağustos 2018’de darp edilerek gözaltına alındıktan sonra saatlerce ters kelepçeyle bekletilmeleri, bu tutumun bir sonucu:

“Barışçıl toplanma hakkımızı kullanmak için o meydandaydık. Dolayısıyla o hakkı gasp etmeye çalışanlar suç işliyordu. Biz bu hukuksuzluğa karşı direndik.”

Cumartesi Anneleri: 25 yıldır çocuklarını arıyorlar

Galatasaray Meydanı o gün, 700. hafta eyleminde dağıtıldı. Gözaltına alınan Sebla Arcan, polis aracında kalp krizi geçirdi ve iki gün yoğun bakımda kaldı. Polis saldırısının ardından darp raporu alan aileler işkence ve kötü muamele nedeniyle şikâyetçi oldu ancak başvurularına takipsizlik verildi. Üstelik sadece 700. hafta eyleminde değil, sonraki süreçte de polis şiddetine maruz kalmışlardı. Fakat dava açılan saldıranlar değil, eylem yapanlar oldu. Gözaltına alınan 47 kişiden 46’sına toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmek suçundan dava açıldı. İddianamede, “Aralarında milletvekillerinin de bulunduğu 10-15 kişilik grubun oturarak ve birbirlerine kenetlenerek gruptan bazı kişilerin ‘İnsanlık onuru işkenceyi yenecek, anaların öfkesi katilleri boğacak’ sloganlarının atıldığı” ifadeleri yer aldı.

Gözaltında kaybedilen ağabeyi Rıdvan Karakoç için meydana yıllarını veren Hasan Karakoç da 700. hafta eyleminde gözaltına alındı.

“Kaç dava açılırsa açılsın, vazgeçmeyeceğiz”

Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Şubat 2011’de Cumartesi Anneleri ile bir araya gelmişti. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, bu buluşmadan dokuz sene sonra ailelere dava açıldığını hatırlatıyor ve davanın hükümetin insan hakları karnesinin kötüye gittiği bir dönemde görüleceğine işaret ediyor. 1995’te işkence görmüş cesedi Beykoz’da bir yolun kenarına atılan Rıdvan Karakoç’un kardeşi Hasan Karakoç, ne polis ne de yargı müdahalelerinin onları eylemlerinden vazgeçmeye ikna edebileceğini söylüyor. 

“O alana, bizler de gözaltında kaybedilme tedirginliği yaşayarak çıktık ve buna rağmen çıktık. Kaç tane dava açılırsa açılsın, vazgeçmeyeceğiz.

Üç kuşaktır adalet kayıp: Cumartesi Anneleri

Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun’a göre, 25 Mart’ta Çağlayan Adliyesi’nde yargılanacak olanlar, iddianamede ismi geçen 46 kişi değil. Besna, “Bu davada yargılamak istedikleri Cumartesi Anneleri’nin mücadelesi, gözaltında kayıplara karşı mücadele” diyor. Besna ve yıllardır oturma eylemi yapanlar için Galatasaray Meydanı kamusal bir alandan ibaret değil, bir meydandan çok daha fazlası… Galatasaray Meydanı, Besna’nın babasını hatırlamak ve hatırlatmak için gittiği tek yer. Bu nedenle Galatasaray’dan vazgeçmek, babasından vazgeçmekle eşdeğer.

“Direnmemizi suç saydılar. Ben direnirim çünkü orası sevdiklerimizle buluştuğumuz bir mekân, onlarla kurduğumuz son bağ. ‘O meydandan vazgeçin’ demek, ‘Sevdiklerinizden vazgeçin’ demek ve biz sevdiklerimizden asla vazgeçmeyeceğiz.”

İLGİLİ HABER

© Deutsche Welle Türkçe / Burcu Karakaş

Cumhuriyet/ Zehra Özdilek

Euronews/ Dilek Gül

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top