SAĞLIK

OBSTRÜKTİF UYKU APNE SENDROMU

Halihazırda uyku apnesinden mustarip kişilerin tedavisi için solunum yollarına hortum ve maske aracılığıyla sabit bir hava akışı sağlayan Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı cihazı kullanılıyor.

BİLİM İNSANLARI HORLAMA YA SON VERECEK BİR HAPI TEST EDİYOR

Massachusetts merkezli ilaç şirketi Apnimed, Obstrüktif Uyku Apne Sendromu’nu (OSAS) tedavi etmesi amaçlanan AD109 adlı bir hapı test ediyor.

Bu sendrom, uyku sırasında üst solunum yolunda tekrarlayan daralmalar veya tıkanmalar nedeniyle kişilerin nefes almada güçlük çekmesine ve hormalamasına neden oluyor.

Günde bir kez alınması tavsiye edilecek hapsa OSAS hastalarında horlamayı azalttığı tespit edilen iki ilaçtan oluşuyor.

2018’de Boston’daki başka bir araştırma ekibi, 20 kişi üzerinde yürüttükleri çalışmada, atomoksetin ve oksibutinin adlı iki ilacı alan her bir hastanın horlama seviyesinin en az yüzde 50 azaldığını keşfetmişti.

Apnimed’in yeni hap üzerinde yürüttüğü çalışmanın ilk aşaması, olumlu sonuç verdi ve ilacın yan etkiye neden olmadığını ortaya koydu.

Şirketin yaptığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“İlaç, mevcut tedavi standartlarının temel sınırlamalarını karşılayacak, güvenli, etkili ve kullanışlı olacak şekilde tasarlanmıştır.”

Öte yandan Apnimed’in çalışması, henüz ilk aşamada ve uzmanlara göre hapın ne kadar etkili veya güvenli olduğunu belirlemek için erken.

Deneylerin ikinci aşaması bu yıl sonunda başlayacak.

Halihazırda uyku apnesinden mustarip kişilerin tedavisi için solunum yollarına hortum ve maske aracılığıyla sabit bir hava akışı sağlayan Sürekli Pozitif Havayolu Basıncı cihazı kullanılıyor.

Daha hafif vakalar içinse egzersiz yapmak ve sigaradan kaçınmak gibi sağlıklı yaşam önerileri veriliyor.

Uzman hekimden uyarı:”Horlama ve uyku apnesi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.”

Bayındır Söğütözü Hastanesi Kulak Burun Boğaz, Baş ve Boyun Cerrahisi Bölümü hekimi Doç. Dr. Tuncay Özçelik:

“Horlamaya neden olan faktörler, daha ileri aşamada uyku apnesine yol açabiliyor. Tıkayıcı uyku apnesi her 100 kişiden en az 5’inde görülürken, özellikle aşırı kilolu orta yaştaki erkeklerde bu oran daha da yükseliyor. Çocukların ise yüzde 10-12’sinde tıkayıcı uyku apnesine rastlanıyor.”

Bayındır Sağlık Grubu’ndan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Özçelik, bağışıklık sistemi üzerinde etkilerinden dolayı uyku kalitesinin ve sağlıklı nefesin büyük önem taşıdığını belirterek, uyku apnesi ve horlama sorunuyla ilgili bilgiler verdi.

Güçlü bir bağışıklık sistemi için çok büyük bir role sahip olan uykunun, vücudu enfeksiyonlardan koruyan önemli bir kalkan işlevi gördüğünü belirten Özçelik, düzensiz uykunun bağışıklık sisteminde ciddi hasarlara yol açtığını ve sadece bir gece uykusuz kalmanın bile hastalıklara davetiye çıkardığını ifade etti.

Özellikle, uyku esnasında solunumun minimum 10 saniye durmasına sebep olan tıkayıcı uyku apnesinin, Kovid-19 salgını nedeniyle büyük risk oluşturduğunu aktaran Özçelik, uyku apnesi olan hastaların, Kovid-19 nedeniyle hastanede yatma ve solunum sıkıntısına girme oranının, normal hastalara göre en az 2 kat fazla olduğunu kaydetti.

“BURUN AÇIKKEN HORLAMAYAN KİŞİDE HORLAMA GÖRÜLMEYE BAŞLAR”

Özçelik, uyku kalitesine etki eden faktörlerin en hafifinin horlama olduğunu belirterek:

“Aşırı kilo, sedatif ilaç, uyku ilacı ve aşırı alkol kullanımı gibi durumlarda küçük dil, yumuşak damak, dil ve boğaz kaslarının gerginliği azalır. Aşırı kilolu kişilerde yutak civarında yağ birikimi görülür. Gevşemiş kaslar sırt üstü yatınca dilin ve küçük dilin boğaz arkasına doğru kaymasına engel olamaz, bu durumda kişi kendisi çok farkında olmasa da etrafını rahatsız edecek şekilde horlamaya başlar” bilgilerini verdi.

Burun tıkanıklığına neden olan patolojilerin de horlamanın önemli nedenlerinden birisi olduğunu belirten Özçelik, şunları kaydetti:

“Bu kişilerde uykuda havayı almak için yapılan solunum çabası ile genizde negatif basınç oluşarak boğazdaki dokular hava yoluna doğru çekilirler. Sonuçta burun açıkken horlamayan kişide horlama görülmeye başlar. Bu durum bazı kişilerin sadece alerjik dönemlerde veya grip, sinüzit olduğu zamanlarda neden horladığını açıklar. Burun orta bölmesindeki eğiklikler (deviasyon), burun polipleri, büyümüş konkalar (burun etleri), burun ve genizdeki tümörler, bu tip burun tıkanıklığına ve horlamaya sebep olan nedenlerdir.”

HORLAMA, UYKU APNESİNE ZEMİN HAZIRLAYABİLİR

Özçelik, uyku esnasında solunumun on saniye ve üzerinde durması sonucu ortaya çıkan tablonun uyku apnesi (uykuda solunum durması) olduğunu belirterek:

“Horlamaya neden olan faktörler, daha ileri aşamada uyku apnesine yol açabiliyor. Tıkayıcı uyku apnesi her 100 kişiden en az 5’inde görülürken, özellikle aşırı kilolu orta yaştaki erkeklerde bu oran daha da yükseliyor. Çocukların ise yüzde 10-12’sinde tıkayıcı uyku apnesine rastlanıyor” dedi.

Sağlıklı bir yaşam için gece uykusunun iyi bir şekilde alınmasının şart olduğunu belirten Özçelik:

“Gece uyku düzeninin tıkayıcı uyku apnesi ile bozulması sonucunda dinlenilmeden geçirilen geceler söz konusu olacaktır. Tıkayıcı tipte horlama hastalığı olan kişiler uykularının çok az bir kısmında derin uyku fazına geçer. Dinlenmeden geçirilen ve huzursuz bir gecenin ertesinde uykulu, yorgun ve verimsiz bir gün başlayacaktır. Önceleri televizyon seyrederken veya yemek sonrasında hafif uyuklamalar görülürken, daha sonra apnenin şiddetinin artmasıyla beraber daha ciddi sorunlar ortaya çıkacaktır. Araba kullanırken ya da iş başında uyuklamalar görülebilecektir. Yapılan çalışmalarda, ölümlü trafik kazalarının bir kısmından uyku apneli kişilerin araba kullanmasının sorumlu olduğu gösterilmiştir” diye konuştu.

Gece uykusu sırasında apnelerin saatte 100-200 defa olabilecek sayılara ulaşabileceğini aktaran Özçelik:

“Apneler sırasında kan oksijen düzeyi düşer ve buna bağlı olarak kalp kanı daha hızlı pompalamak zorunda kalır. Kalp ritmi bozulurken, yıllar içinde yüksek tansiyon, kalp büyümesi hatta uykuda ani ölümler bile görülebilir.” uyarısında bulundu.

Uyku apnesi çocuklarda olumsuzluklara yol açabilir

Çocuklarda uyku apnesinin daha çok okul öncesi dönemde görüldüğünü belirten Doç. Dr. Özçelik, uyku apnesinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Uyku apnesi çocuklarda farkına varılmazsa diş-damak yapısında bozukluklar, gelişme geriliği, çocukta boy ve kilonun yaşıtlarından geri kalması, okul başarısızlığı ve zihinsel gelişimde aksaklıklar gibi çok ciddi problemler ortaya çıkabilmektedir. Bunlara ilave olarak davranış bozuklukları, hiperaktivite, geceleri yatağa işeme, kalp ve ritim bozuklukları da görülebilir.”

HORLAMA VE UYKU APNESİ OLANLARIN DİKKAT ETMESİ GEREKENLER

Özçelik, horlama ve uyku apnesi problemi olan kişilerin fazla kilolarını vermesi gerektiğini ifade ederek, sportif bir yaşam biçiminin seçilmesi gerektiğini kaydetti.

Alkol alımının kısıtlanması gerektiğini belirten Özçelik:

“Uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarının kullanımına apneyi artırabileceğinden dolayı dikkat edilmelidir. Uykudan 3-4 saat önce ağır yemekten kaçınılmalıdır. Aşırı yorgunluktan sakınılmalıdır. Sırt üstü pozisyonda uyuma yerine, yana yatarak uyuma tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.

HORLAMA VE UYKU APNESİ TEDAVİSİNDE KULLANILAN YÖNTEMLER

Özçelik, söz konusu hastalıkların tedavisinde tıkanıkların giderilmesine yönelik girişimleri şöyle sıraladı:

“Çocuklarda büyük bademcik ve geniz etine yönelik ameliyatların problemleri büyük oranda çözdüğünü ve çocuğun yaşam kalitesinde önemli iyileşmeler sağladığını biliyoruz. Erişkinlerde ise öncelikle, varsa burundaki patolojilerin düzeltilmesi gerekir. Burun orta bölmesindeki eğriliklerin giderilmesi, büyümüş burun etlerinin küçültülmesi, burun içindeki polip, kist, tümör gibi oluşumların alınması ve tıkanıklığı giderici girişimler öncelik gerektiren işlemlerdir.”

Ağız ve boğaz kısmına yönelik olarak damak ve küçük dildeki sarkıklıkların, dil kökündeki ve bademciklerdeki büyümelerle, ağız ve çene yapısındaki bozuklukların uygun cerrahi tekniklerle düzeltilebileceğini aktaran Özçelik:

“Bu ameliyatlarda en temel prensip dokulara minimal hasar vererek konforlu biçimde maksimum yararı sağlamaktır” dedi.

Burun ve boğaz bölgesinde ciddi problemi olmayan ve cerrahinin çok riskli olduğu veya hasta tarafından istenilmediği durumlarda pozitif basınçlı oksijen tedavisinin, ağız ve burundan bir maske yardımıyla gerçekleştirilen, tıkayıcı uyku apnesine de önemli fayda sağlayan bir cihaz olduğunu aktaran Özçelik:

“Hastanın durumuna göre değişebilen basınçlarda gönderilen hava ile tıkanıklık aşılarak hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Fakat yüzlerinde maske ile uyumak gibi bir durum söz konusu olduğu için hastaların bir kısmında bu duruma uyum problemi görülebilir” diye konuştu.

Horlamanın nedeni “uyku apnesi” olabilir

Dünya genelinde insanların yüzde 35,7’sinin uyku problemi yaşadığını belirten Çene-Yüz Protezi Uzmanı Dr. Tuğrul Saygı, horlamanın kişinin uyku kalitesine dair önemli mesajlar verdiğine dikkat çekti.

Tuğrul Saygı:

“Aşırı horlama burun, boğaz ve çene şekliyle ilgili sorunlar veya uyku apnesi gibi hastalıkların habercisi olabilir”

Uyku kalitesi, salgın sürecinde hiç olmadığı kadar önem taşıyor. Çünkü sağlıklı uyku, bağışıklık sisteminin temel destekleyicileri arasında yer alıyor.

Journal of Clinical Sleep Medicine’da yayınlanan bir rapora göre, dünya genelinde insanların yüzde 35,7’si uyku problemi yaşarken, en yaygın görülen uyku problemlerinin başında kâbus görme ve horlama geliyor.

Horlama Tedavisi üzerinde çalışan Çene-Yüz Protezi Uzmanı Dr. Tuğrul Saygı:

“Psikolojik kökenli uyku problemleri arasında yer alan kabuslar, özellikle salgın sürecinde zihinsel olarak yıpranan pek çok bireyin yaşadığı önemli bir sorun. Horlama ise farklı hastalıkların habercisi olabilir. Bu noktada uyku ilacı kullanımının, günü kurtarmaya yönelik ve uzun vadede uyku düzenini tümden yok etme potansiyeli taşıyan yanlış bir yöntem olduğunu unutmamak gerekir.”

“UYKU KALİTESİ VE UYKU SÜRESİ AYNI ŞEY DEĞİL”

“Toplumdaki yanlış kanının aksine, sağlıklı bir uyku için uzun saatler uykuda kalmak gerekmiyor.

Dr. Tuğrul Saygı:

“Uyku kalitesini etkileyen faktörler..

Kaliteli uyku, zihinsel ve fiziksel sağlığı destekleyerek yaşam kalitesine de katkıda bulunur. Kişinin ertesi gün kendini dinlenmiş ve enerji dolu hissetmesini sağlayamıyorsa, uykunun kalitesinden şüphe etmek gerekir..

Düzensiz uyku programı, uyku ortamındaki ses, sıcaklık, ışık gibi etkenler, kafein ve alkol tüketimi gibi pek çok alışkanlık, uyku kalitesini olumsuz etkiler..

Bu durum inme, kalp hastalığı ve yüksek tansiyon gibi riskleri artırırken, uykusuzluktan kaynaklanan sinirlilik, anksiyete veya depresyon gibi psikolojik sonuçlar da doğurabilir..

Horlama ise kişinin uyku kalitesine dair önemli mesajlar verdiği için kritiktir. Biraz horlama normal olsa da aşırı horlama burun, boğaz ve çene şekliyle ilgili sorunlar veya uyku apnesi gibi hastalıkların habercisi olabilir.”

“HORLAMA PROTEZİ”

Günümüzde horlama tedavisi için kullanılan en etkin yöntemin horlama protezleri olduğuna da değinen Dr. Saygı, proteze dair ayrıntıları şöyle aktardı:

“Horlama protezi sadece tedavi süresince ve uyku sırasında kullanılır. Aynı boksör dişliği gibi dişlerin üstüne takılarak alt çeneyi önde konumlandırır, dilin ve damağın sarkmasıyla tıkanmış olan nefes yolunu açarak horlama ve uyku apnesini engeller. Horlama protezi kullanan hastalarda başarı oranı yüzde 90-95’tir. Uyku sırasında alt çeneyi ileri bir pozisyonda konumlandırdığı için, alt çenesi küçük ve geride olan hastalarda bile horlama ve uyku apnesini engeller. Horlama protezi, kişiye özel uygunlukta yapıldığı için diğer diş protezleri ve dişsizlik durumunda da kullanılabilir. Böylece cerrahi bir müdahaleye gerek kalmadan, acısız, ağrısız bir tedavi de mümkün hale gelir.”

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet/Independent Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top