DÜNYA

AB LİDERLERİNE HAZIRLANAN TÜRKİYE RAPORU SIZDIRILDI!

AB’nin Türkiye ile işbirliği imkanlarını geliştirmek için masaya koyabileceği konular ise beş maddede sıralanıyor.

Teşvik ve yaptırım tehdidine dayalı ikili strateji geliyor

AB’den Türkiye için yeni yol haritası: Ya teşvik ya yaptırım

AB’nin Türkiye için yeni yol haritası, yapıcı tutum karşılığında teşvik, gerilimi artıracak adımlar karşılığında ise ağır sonuçlar doğurabilecek ekonomik yaptırımlar öngörüyor.

AB Konseyi ve AB Komisyonu başkanları 19 Mart’ta Erdoğan’la görüşmüştü.

Türkiye ile ilişkiler konusunda, hem teşvikler hem de olası yaptırımlar içeren yeni bir yol haritası hazırlayan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, “Türkiye’deki kötüye gidişat” nedeniyle AB’nin atmayı düşündüğü adımlar konusunda beklemesini tavsiye etti.

Borrell, 25-26 Mart’ta yapılacak zirvede AB liderlerine sunacağı, “AB-Türkiye siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerindeki gidişat” başlıklı raporda, ilişkileri tüm yönleriyle mercek altına alarak, bundan sonra izlenecek strateji için kritik tavsiyelerde bulundu.

Deneyimli diplomat, Ankara ile yaşanan gerilimlere rağmen, AB’nin Türkiye’ye, Mülteci Mukatabatı kapsamındaki mali yardımlarını sürdüreceğinin sinyalini verdi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell

“Sığınmacılara mali yardım sürecek”

Türkiye’deki göçmen ve sığınmacılara mali yardımların devam edebilmesi için AB Komisyonu’nun hızlı bir şekilde gerekli çalışmaları yapacağı bilgisine yer verilen raporda, “Türkiye’nin ciddi bir yük taşımaya devam ettiği” vurgulandı. AB’nin kendi çıkarının bir gereği olan bu yardımlarının, “Avrupa’nın istikrar ve dayanışmaya yaptığı bir yatırım” olduğu ifade edildi.

Borrell’in hazırladığı 16 sayfalık raporda, AB-Türkiye ilişkilerinde “pozitif gündem” çerçevesinde muhtemel adımlar için ise beklenmesi tavsiyesinde bulunuldu.

Aralık ayından bu yana Türkiye’nin bir çok konuda “daha sakin”, “daha yapıcı” bir tutum takındığı belirtilen raporda “de-eskalasyon” yani gerilimi azaltma sürecinin halen “kırılgan olmaya devam ettiği” belirtiliyor.

“Kötüye gidişat” vurgusu

AB’nin, Türkiye’nin dış politikadaki son adımlarının güvenilir olup olmadığını, kalıcı sonuçlar doğurup doğurmayacağını değerlendirebilmek için “daha fazla zamana ihtiyaç duyduğuna” vurgu yapılan raporda ayrıca Türkiye’de iç politikada son dönemde yaşananlar, “kötüye gidişat” olarak nitelendirildi, bu gelişmeler ışığında da muhtemel adımlar için beklenmesi gerektiği vurgulandı.

Hem teşvikler, hem yaptırımlar masada

Borrell, Türkiye ile ilişkiler için tavsiye ettiği yeni yol haritasında, ilişkilerdeki belirsizlik nedeniyle, hem Türkiye’ye yönelik teşvik edici adımların, hem de olası yaptırım seçeneklerinin masada tutulmasını öngörüyor.

Türkiye’nin önümüzdeki aylarda yapıcı tutumunu muhafaza etmesi ve güçlendirmesi halinde, AB’nin de Ankara ile daha yakın bağ için, ortak çıkarların olduğu konularda, kademeli olarak işbirliğini güçlendirecek adımlar atması öngörülüyor.

Ancak teşvik niteliğindeki bu adımların, “orantılı” ve “tersine çevirilebilir” nitelikte olması gerektiği belirtilerek, ihtiyatlı bir strateji izlenmesi öneriliyor.

Beş maddelik kademeli teşvik paketi

AB’nin Türkiye ile işbirliği imkanlarını geliştirmek için masaya koyabileceği konular ise beş maddede sıralanıyor.

Mülteci Mutabakatı kapsamındaki işbirliği ve bu bağlamda gerek AB’nin, gerekse Türkiye’nin yerine getirmesi gereken yükümlülükler, ilk iki maddede sıralanıyor.

Üçüncü maddeyi Türkiye-AB ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi oluşturuyor. Borrell raporunda, ekonomide karşı karşıya kalınan zorluklar nedeniyle bu alanda yapılacak işbirliğinin her iki tarafın da menfaatine olacağının altını çiziyor. Bu bağlamda AB üye ülkelerinin Türkiye ile Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve kapsamının genişletilmesi için AB Komisyonu’na yetki verebileceğine işaret ediliyor.  Bunun Türkiye’deki ekonomik reformlar için de bir rehber olabileceği belirtiliyor.

Dördüncü maddede, askıya alınan üst düzey siyasi diyalogun ekonomi, enerji, ulaşım, siyasi gelişmeler, güvenlik ve dış politika gibi alanlarda yeniden başlatılması öneriliyor. Siyasi diyaloğun iklim, iç güvenlik, dinler ve kültürler arası ilişkiler gibi alanlara da genişletilebileceği belirtiliyor.

Borrell’in teşvik bağlamındaki beşinci ve son önerisini ise güven artırıcı önlem olarak nitelendirdiği, toplumlar arasında temasların artırılması oluşturuyor. AB Komisyonu’nun, Türkiye’nin Erasmus+, Ufuk Avrupa gibi programlara katılımını kolaylaştırmaya devam etmek istediği aktarılıyor.

AB’nin kozu yaptırımlar

Josep Borrell, Türkiye’nin AB ile “samimi bir partnerlikten” yana tutum takınmaması, başta Doğu Akdeniz’de olmak üzere, yeniden tek taraflı ve uluslararası hukuku ihlal eden eylemlere girişmesi halinde ise Türkiye’ye “kısıtlayıcı tedbirler” olarak nitelendirdiği yaptırımların uygulanmasını öneriyor. Borrell, Türk hükümetine, karşı karşıya kalacağı siyasi ve ekonomik sonuçların çok açık bir şekilde gösterilmesi gerektiğini aktarıyor. 

Raporda, yaptırımların yaşanabilecek gelişmelere en uygun şekilde karşılık verecek şekilde “hedefli, orantılı ve geri çevirebilir” olması gerektiği belirtiliyor. Olası yaptırım adımlarının, gerilimi daha da tırmandırmayı önleme, yeniden işbirliği yörüngesine dönülmesini sağlama hedefli olmalarının önemi vurgulanıyor.

Anlaşmazlıkların yaptırım aşamasına gelmesi durumunda, AB-Türkiye ilişkilerini canlandırmak için hayata geçirilen teşvik adımlarının askıya alınması öngörülüyor. 

Ayrıca “akıllı, ölçeklenebilir, geri çevrilebilir” ilave kısıtlayıcı tedbirlerin belirlenmesi gerektiği vurgulanıyor,  bu yaptırım niteliğindeki tedbirler de yine 5 madde halinde sıralanıyor.

Ekonomiye ağır baskı kuracak yaptırımlar

Bu kapsamda Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki sondaj faaliyetleri nedeniyle yaptırım uygulanan kişiler listesine yeni isimlerin dahil edilmesi, yaptırımların tüzel kişilere genişletilmesi ilk iki maddede önerilen kısıtlayıcı tedbirler arasında bulunuyor.

Bunları Türkiye ekonomisi üzerinde baskıyı artırabilecek diğer yaptırım önerileri izliyor.

Üçüncü maddede Avrupa Yatırım Bankası ve diğer mali kurumların desteklerinin kısıtlanabileceği, bu yolla AB-Türkiye ekonomik ilişkilerinin daha da sınırlandırılabileceği belirtilirken, dördüncü maddede, Türkiye ekonomisi için önem taşıyan turizm sektörüne de, turizm tedarik hizmetlerine getirilecek yasaklar ya da seyahat kısıtlamaları ile yaptırım uygulanabileceği belirtiliyor.

Beşinci maddede ise Türkiye’deki enerji ve ilgili sektörlere ilave tedbirler getirilmesi, belirli ürün ve teknolojilere ihracat ve ithalat yasaklarının uygulanması öneriliyor.

Kararı liderler verecek

Türkiye ile ilişkilerde yeni bir yol haritası önerisi içeren bu raporun, önümüzdeki günlerde yapılacak AB liderler zirvesinde değerlendirilmesi bekleniyor. Liderlerin, raporda da yer verilen “zamana ihtiyaç var” önerisi doğrultusunda, Türkiye’de yaşanan gelişmeleri izlemeye öncelik vermeyi tercih edebileceği belirtiliyor.

AB liderleri, Aralık ayındaki zirvede, Türkiye’ye özellikle Doğu Akdeniz’de gerilim politikalarına son vermek ve yapıcı bir tutum takınmak için Mart ayına kadar süre tanımış, aksi takdirde kapsamlı yaptırımlara yönelebilineceği uyarısında bulunmuştu. Liderler aynı zamandan Borrell’den, Ankara’yı gerilim politikalarından vazgeçirmek için ne tür yaptırımların öngörülebileceği, ilişkilerde nasıl bir strateji izlenmesi gerektiği konusunda, bir rapor hazırlamakla görevlendirmişti.

NE OLMUŞTU?

Borrell AB-Türkiye mülteci anlaşmasının yenilenmesi gerektiğini söyledi

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Borrell AB-Türkiye mülteci anlaşmasının gelecekte yenilenmesi gerektiğini savundu.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell AB ile Türkiye arasında yaklaşık beş yıl önce imzalanan mülteci anlaşmasının “yenilenmesi” gerektiğini savundu.

Borrell’in açıklamaları AB ülkelerinin dış ve iç işleri bakanlarının mülteci sorunu gündemiyle dün yaptığı zirve sonrasında geldi. Borrell bir gazetecinin Türkiye ile imzalanan anlaşmanın yenilenip yenilenmeyeceği sorusuna verdiği yanıtta “Gelecekte bu tip bir anlaşma yapılması gerektiğini düşünüyorum” dedi. Borrell “Bu, hiç kuşkusuz bizim, üye devletlerin, Avrupa Birliği kurumlarının kendi içinde ve daha sonra da Türkiye ile bu ortak anlaşmanın yenilenmesi için yapacağı tartışmaların bir parçası olacak” diye konuştu.

Borrell mevcut anlaşmanın yürürlükte olduğunu ve uygulanmaya da devam etmesi gerektiğini belirtti.

2015’te Suriye iç savaşından kaçan yüz binlerce sığınmacının Avrupa’ya gelmesi üzerine Avrupa Birliği ile Türkiye arasında 18 Mart 2016 tarihinde bir mülteci anlaşması imzalanmıştı. Anlaşma uyarınca Ankara, Türkiye üzerinden Ege’deki Yunan adalarına düzensiz geçiş yapan sığınmacıları geri almayı ve insan kaçakçılarıyla mücadele etmeyi kabul etmişti.

Borrell mülteci anlaşmasının Avrupa’ya gelen sığınmacı sayısını azalttığını ve Akdeniz’deki ölümlerin sayısını düşürdüğünü söyledi. Ayrıca Avrupa Birliği’nin, Türkiye’de yaklaşık 3 milyon 600 bin Suriyeli sığınmacıya destek amacıyla taahhüt ettiği 6 milyar euroluk fonu tahsis ettiğini belirtti.

“Sığınmacılar halen orada”

“Sığınmacılar halen orada” diyen Borrell Türkiye’nin bu sığınmacıların ihtiyaçlarını gidermede halen yardıma ihtiyacı olduğunu söyledi. Bunun herkesin “ortak çıkarına” olduğunu belirten Borrell “bu ortak angajmanın yenilenmesi” amacıyla müzakerelere başlanacağından emin olduğunu ifade etti.

AB-Türkiye mülteci anlaşması konusunda olumlu değerlendirmeler yapan Borrell “Bu, tüm tarafların sürekli çabalarını gerektiren, karşılıklı güvene ve temine dayanan bir taahhüt. Çok eleştirildi ancak bu anlaşmanın elle tutulur sonuçlar ürettiğine inanıyorum. İnsan hayatı kaybının belirgin bir biçimde düşmesini, düzensiz geçişlerin azalmasını ve Türkiye’deki sığınmacı ve mültecilerin durumunun iyileşmesini sağladı” diye konuştu.

Aralık 2020’de Avrupa Birliği ülkelerinin devlet ve hükümet başkanları zirvesinde ülkeler “Suriyeli sığınmacılara mali destek sağlanmaya devam edilmesi gerektiği” konusunda mutabık kalmış ama yeni bir paket kararı alınmamıştı. Ancak geçen yıllarda 485 milyon euro değerinde bir ek finansman sağlanması kararlaştırılmıştı. Bu kaynağın 2021 yılı sonuna kadar sığınmacıların temel ihtiyaçları ve sığınmacı çocukların okul masrafları için kullanması kabul edilmişti.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Komiseri Ylva Johansson daha önce yaptığı bir açıklamada Türkiye’den mevcut mülteci anlaşmasından doğan yükümlülüklerini yerine getirmesini istemişti. Johansson Ankara’nın geçen yılın yaz aylarından itibaren Yunan adalarından sığınmacıları geri almayı durdurduğunu ve uygulamaya devam edilmesi gerektiğini söylemişti. Avrupa Birliği Komisyonu’nun verilerine göre Mart 2016’dan bu yana Türkiye toplamda 2 bin 140 sığınmacıyı geri aldı.

Borrell Türkiye’yi karardan dönmeye çağırdı

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmesine Avrupa Birliği (AB) yetkililerinden tepki geldi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türkiye’yi karardan dönmeye çağırdı.

Avrupa Birliği (AB) Türkiye’nin Cumhurbaşkanlığı Kararı ile İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nden çekilmesine tepki gösterdi.

Kararla ilgili yazılı açıklamasını Twitter hesabından paylaşan AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell:

“İstanbul Sözleşmesi dünya genelinde genç kız ve kadınların yasal koruma altında olmasını güvence altına almayı amaçlıyor. Türkiye’nin sözleşmeden çekilme kararına anlam veremediğimizi ve bundan derin bir üzüntü duyduğumuzu dile getirmekten başka elimizden bir şey gelmez. Türkiye’yi kararından dönmeye çağırıyoruz.”

Borrell yazılı açıklamasında:

“İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik şiddetle ve aile içi şiddetle mücadelede yasal olarak bağlayıcı ilk belgedir. Dünya genelinde kadınlara ve kız çocuklarına temel yasal koruma sağlamayı amaçlamaktadır. Sözleşme, Covid-19 salgını ve kadınların birincil kurban olduğu birçok çatışmanın sonucu olarak kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet dünya çapında yeni seviyelere yükseldiğinden, bu bugün her zamankinden daha önemlidir..

Şimdi liderlik göstermenin ve  kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele etmek için küresel çabaları artırmanın zamanıdır, geri çekilmenin değil. Bu nedenle, Türk hükümetinin İstanbul adını taşıyan bu sözleşmeden çekilme kararına derin bir üzüntü duymaktan ve anlam verememekten başka bir şey yapamayız. Bu karar, Türkiye’de kadın ve kız çocuklarının korunması ve temel haklarından ödün verme riski taşımaktadır. Aynı zamanda dünya geneline tehlikeli bir mesaj da göndermektedir. Türkiye’yi kararını değiştirmeye zorlayamayız. 21. yüzyılda insan haklarının, barışın, güvenliğin ve eşitliğin temel unsurlarından biri olan kadın ve kız çocuklarının haklarını savunma konusunda Türkiye’nin yakında yeniden Avrupa Birliği’ne katılacağını umuyoruz.”

Von der Leyen’den destek

Josep Borrell’in açıklamasını kenti Twitter hesabında paylaşan AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ise:

“Kadınlara yönelik şiddet tolere edilemez. Kadınlar korunmaları için güçlü bir yasal çerçeveyi hak ediyor. İstanbul Sözleşmesi’ni destekliyorum ve imzacı tarafları sözleşmeyi onaylamaya çağırıyorum” ifadelerini kullandı.

Türkiye, Resmi Gazete’de cuma gecesi yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararı ile İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğini duyurmuştu.

Kararda, “Türkiye Cumhuriyeti adına 11/5/2011 tarihinde imzalanan ve 10/2/2012 tarihli ve 2012/2816 sayılı Bakanlar kurulu kararı ile onaylanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin Türkiye Cumhuriyeti bakımından feshedilmesine, 9 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 3’üncü maddesi gereği karar verilmiştir” ifadeleri yer almıştı.

AB: “Türkiye konusunda tüm seçenekler masada”

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türkiye’deki iç gelişmelerden derin endişe duyduklarını ve AB açısından tüm seçeneklerin masada olduğunu söyledi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de gerilimi düşürme adımlarını memnuniyetle karşıladıklarını, ancak bu adımların devam etmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye’deki iç gelişmelerin derin endişe yarattığına vurgu yapan Borrell, AB açısından tüm seçeneklerin masada olduğu mesajı verdi.

AB dışişleri bakanları toplantısı sonrasında konuşan Borrell, 25-26 Mart tarihlerinde yapılacak AB liderler zirvesindeki en önemli konulardan birinin Türkiye olacağını belirterek Bakanlar Konseyi toplantısında zirvedeki tartışmalara temel oluşturacak raporun istişare edildiğini belirtti.

Aralık ayındaki liderler zirvesi sonrasında Türk yönetimi tarafından Doğu Akdeniz’de gerilimin azaltılması yönünde doğru yönde adımlar atıldığını kaydeden Borrell:

“keşif ve sondaj gemilerinin Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesinden çekildiğini, söylemin yumuşatıldığını ve Türk yetkililerin AB ile güçlü bir ilişki yönünde açıklamalar yaptığını” belirtti.

HDP ve İstanbul Sözleşmesi uyarısı

Borrell, Türkiye’deki iç gelişmelerin ise “ciddi endişe” kaynağı olmayı sürdürdüğünü kaydetti. Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesinden çekilmesi ve HDP’nin kapatılması girişimine dikkat çeken Yüksek Temsilci, bu gelişmeleri güçlü bir şekilde kınadıklarını belirterek bu tür adımların Türkiye’yi Avrupa yolundan çıkardığı uyarısı yaptı.

Türkiye’de olumlu gelişmelerin teşvik edilmesinin önemi konusunda konusunda dışişleri bakanlarının hemfikir olduklarını belirten Borrell, “aynı zamanda gerektiği durumlarda tüm seçeneklerin masada bulunmasının da önemli olduğunu” düşündüklerini söyledi.

Gözler liderler zirvesinde

AB zirvesine hazırlık çerçevesinde bu akşam Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile de bir görüşme gerçekleştireceğini belirten Borrell, dışişleri bakanları toplantısında kararlar alınmadığını, kararı AB liderlerinin vereceğini kaydetti.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, 10-11 Aralık’ta düzenlenen AB liderler zirvesinde, Mart ayındaki zirveye kadar Türkiye ile ilgili kapsamlı bir rapor hazırlamakla görevlendirilmişti. Borrell’in raporu, Türkiye ile ilişkilerin seyri ve olası yaptırımlar konusunda da temel alınacak.

Yaptırım tehdidi

AB liderleri Aralık’taki zirvede, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz arama ve sondaj faaliyetlerini durdurması ve gerginliğin düşürülmesi için Türkiye’ye Mart ayındaki zirveye kadar süre tanımış, Türkiye’nin tavrını değiştirmemesi halinde ek yaptırımlar yürürlüğe sokma tehdidinde bulunmuştu.

Aralık’taki zirvede, Doğu Akdeniz’de doğal gaz faaliyetleriyle bağlantılı mevcut yaptırım listesine yeni kişi ve kuruluşların eklenmesi kararı alınmıştı, ancak iki taraf arasında pozitif gündem oluşturma çabaları doğrultusunda bu karar uygulanmamıştı. Mevcut yaptırım listesinde, 2020 Şubat ayından bu yana Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) iki yöneticisinin adı bulunuyor.

İLGİLİ HABER

DW, AFP / EC, TY

Değer Akal

©️ Deutsche Welle Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top