BİLİM & TEKNOLOJİ

JÜPİTER’İN GARİP MAVİ HALKASININ SIRRI

Bilim insanları Jüpiter’in akıl almaz auroral şafak fırtınalarının kökenlerini ilk kez analiz edebildi.

Bilim insanları sonunda Jüpiter’in garip mavi halkasının sırrını anladı

“Şafak fırtınaları” binlerce gigawatt enerji yayıyor fakat bunlar şimdiye dek hiç tam olarak görülmemişti!

Bilim insanları Jüpiter’in akıl almaz auroral şafak fırtınalarının kökenlerini ilk kez analiz edebildi.

Gaz devinin kuzey ve güney kutupları üzerinde oluşan ve ilk kez 1994’te keşfedilen mavi halka, gezegenin karanlık tarafında meydana geliyor. Gezegen dönüp şafak söktükçe aurora özellikleri daha da parlak hale geliyor.

Jüpiter’in mavi halkasına dair bilgiler şaşırtıcı (NASA / JPL-Caltech / SwRI / UVS / STScI / MODIS / WIC / IMAGE / Liège Üniversitesi) / cafemedyam

Gezegenden uzaya yüzlerce ila binlerce gigawattlık ultraviyole ışının yayıldığı tahmin ediliyor. Bu, tipik bir auroradan 10 kat daha fazla.

Salınan büyük miktarda enerjiye rağmen aurora bilim insanlarının görüş alanında değildi. Bunun sebebi NASA’nın 2016’da başlatılan Juno görevinden önce, görüş alanının sadece tek tarafla sınırlıydı. Bu da gezegenin karanlık tarafındaki her şeyi gözlerden saklıyordu.

Belçika’daki Liège Üniversitesi’nden araştırmacı Bertrand Bonfond:

“Dünya’dan Jüpiter’in aurorasını gözlemlemek uzuvların ötesini, Jüpiter’in kutuplarının karanlık tarafını görmenizi sağlamaz. Voyager, Galileo, Cassini gibi diğer uzay araçlarıyla yapılan keşifler, nispeten uzak mesafelerden gerçekleşti ve kutupların üzerinden uçuş yapılmadı. Bu nedenle de resmin tamamını göremediler..

Gezegenin karanlık tarafında, yani şafak fırtınalarının doğduğu tarafta ne olduğunu daha iyi anlamamıza olanak sağladığı için Juno’nun verileri çığır açıcı.”

Jüpiter’deki fırtınalar Dünya’da bulunan ve alt fırtınalar olarak bilinen bir aurora türüne çok benziyor. Bunlar, enerjinin Dünya’nın iyonosferine kadar salındığı ve gezegenimizin manyetik alanı tarafından kontrol edilen manyetosferdeki kısa bozukluklardan kaynaklanır.

Yine de bu benzerlik tuhaf çünkü Jüpiter ve Dünya’nın manyetosferleri birbirlerinden çok farklı. Dünya’da manyetosfer Güneş’ten gelip Dünya’yı yağmura tutan yüklü parçacıklar olan Güneş rüzgarlarının kaprislerine tabidir. Jüpiter’deyse bunun tersine gaz devinin etrafında iyonize olup hapis kalan gezegenin volkanik ayı Io’dan gelen parçacıklardır. Bu parçacıklar gezegenin manyetosferini oluşturan manyetizma tarafından gezegene çekilir.

San Antonio’daki Southwest Araştırma Enstitüsü’nden Juno’nun baş araştırmacısı Scott Bolton:

“Jüpiter’in sahip olduğu güç inanılmaz. Bu şafak auroralarındaki enerji de bu dev gezegenin gerçekte ne kadar güçlü olduğunun başka bir örneği..

Şafak fırtınası keşifleri dev gezegenin nasıl çalıştığına dair anlayışımızı sürekli değiştiren Juno görevinin bir başka sürprizi oldu. NASA’nın son zamanda aldığı görev uzatma kararıyla daha birçok yeni kavrayış ve keşif bekliyoruz.”

Uzay aracındaki her bir güneş paneli 6 metre çapında (Güneybatı Araştırma Enstitüsü / Southwest Research Institute) / cafemedyam

NASA, Jüpiter yörüngesindeki “Truvalıların” peşinde

Yeni uzay görevinde Dünya’daki yaşamın kökenine dair ipuçları aranacak

NASA, Jüpiter’in yörüngesindeki, Truvalılar diye bilinen asteroit kuşağını keşfetmeye hazırlanıyor.

Fırlatılması plananan Lucy isimli uzay aracı, bu asteroitleri inceleyerek Güneş Sistemi’nin oluşumuna ve Dünya’daki yaşamın kökenine dair önemli ipuçları arayacak.

Uzay aracı ismini Etiyopya’da bulunan ve insanın en eski atası olduğu anlaşılan primat fosilinden alıyor. Görevin, tıpkı fosilin insan evriminin aydınlatılmasına katkı sunması gibi, Güneş Sistemi’nin evrim sürecini aydınlatacağı umuluyor.

Lucy, NASA’nın Keşif programının bir parçası olarak Ocak 2017’de onaylandı. Bundan bir yıl sonra uzay aracı için resmi bir program oluşturuldu ve 7 asteroidi keşfetme hedefi kondu.

NASA’nın aktardığına göre Lucy, 14 metrelik boyutuyla 4 katlı bir binadan daha geniş bir alanı kapsıyor. Ancak bu alanın büyük kısmını uzay aracına enerji sağlayacak güneş panelleri oluşturuyor.

Uzay aracı ayrıca incelenecek asteroitlerinin yüzey sıcaklıklarını ölçebilen ve kimyasal bileşimlerini analiz edebilen bir cihaz, iki yüksek çözünürlüklü kamera ve organik malzemelerle mineralleri incelemek için kızılötesi ışık yayan bir cihaz taşıyacak.

Uzay aracının Ekim 2021’de Florida’daki Cape Canaveral Uzay Üssü’nden Atlas V 401 roketiyle fırlatılması planlanıyor. Bu fırlatmayla birlikte 12 yıllık görevine başlayacak araç, yaklaşık 148 milyon dolara mal oldu.

Truva asteroitleri neden önemli?

Lucy’nin ulaşmayı hedeflediği Truva asteroitlerinin, Güneşi ve gezegenlerini oluşturan ilkel diskin kalıntıları olduğu düşünülüyor.

Ayrıca Güneş Sistemi’nin yeni oluştuğu dönemde Jüpiter’in kütle çekim kuvvetine yakalandığı tahmin ediliyor.

Uzay aracı, ismini Yunan mitolojisindeki Truva Savaşı’nın ünlü figürlerinden alan göktaşlarının ziyaret edildiği ilk görev olacak ve kuşaktaki ilk asteroidin yanından 2025’te geçecek. Bu asteroide insan atası Lucy’yi keşfeden paleontoloğun ismi verildi: 52246 Donaldjohanson.

Lucy’nin inceleyeceği gök cisimleri arasında Güneş Sistemi’nin oluşumuna dair izler barındırdığı tahmin edilen C-tipi, D-tipi ve P-tipi asteroitler yer alıyor. Görevde iki C tipi asteroit bulunuyor: Donaldjohanson ve ismini Truvalılardan alan Eurybates.

C tipi asteroitlerin karbon bakımından zengin olduğu biliniyor. Bu tipteki asteroitler Dünya’daki çoğu meteoritin de kaynağı. 

İncelenecek diğer asteroitlerse Leucus ve Orus isimli iki D-tipi göktaşından ve Polymele, Patroclus ve Menoetius adlı üç P-tipi göktaşından oluşuyor.

D-tipi ve P-tipi asteroitlerin, C-tipi asteroitlerden çok daha kırmızı ve organik elementler açısından epey zengin olduğu varsayılıyor. Daha önce hiçbir uzay aracının D veya P tipi bir asteroidin yakınından geçmediği belirtiliyor.

Asteroitlerin, Dünya’nın ilk günlerinde gezegene ulaşan ve canlıların oluşumunda rol oynayan organik maddelere dair zengin bilgiler sunması bekleniyor. Bunun yanında her hedefin kayalık yüzeyinin altında su buzu bulunduğu tahmin ediliyor.

Lucy görevinin baş araştırmacısı ve gezegen dinamiğinde uzmanlaşmış gezegenbilimci Hal Levison, görevle ilgili düşüncelerini şöyle aktarıyor:

“Lucy harika bir uzay aracı. Güneş Sistemi’nin daha önce hiç incelenmemiş bu fosillerinden veriler almaya başlayacağımız günü sabırsızlıkla bekliyorum.”

Juno gezegene vardığı 2016’dan beri görkemli fotoğraflar çekiyor (NASA)/ cafemedyam

NASA’nın uzay aracı Jüpiter atmosferinde şiddetli bir patlamaya tanık oldu

Juno’nun gaz devini keşfettiği sırada patlayan göktaşının, görkemli bir ateş topuna dönüştüğü düşünülüyor

NASA’nın 2011’de Jüpiter’in gizemlerini aydınlatmak için fırlattığı uzay aracının robotik gözleri, gaz devinin atmosferinde şiddetli bir patlamaya tanık oldu.

2016’da yolculuğunu tamamlayarak Jüpiter’e ulaşan Juno isimli aracın geçen yıl gözlemlediği düşünülen olay, yüksek ihtimalle bir asteroidin veya kuyrukluyıldızın gezegene çarpmasıyla meydana geldi.

Forbes’un haberine göre Juno’nun gezegendeki kuzey ışıklarını incelemek için tasarlanan morötesi enstrümanı, 10 Nisan 2020’de olağandışı bir şey fark etti. Bu yalnızca 17 milisaniye süren ve Jüpiter’in üst atmosferinde meydana gelen bir ışık parlamasıydı.

Parlamanın enerji yayma biçimini inceleyen bilim insanları, bulguların auroralarla ve atmosferde gözlenen elektriksel olaylarla uyuşmadığını tespit etti.

Bu nedenle parlamanın muhtemelen Jüpiter’in atmosferine girerek yanan göktaşının parçalanmasıyla oluşan bir ateş topu olduğunu tahmin ediyor. Nature’ın aktardığına göre, her yıl bu büyüklükte yaklaşık 24 bin çarpışmanın meydana geldiği düşünülüyor.

ABD’nin Teksas eyaletindeki Güneybatı Araştırma Enstitüsü’nden Rohini Giles, sıcaklığı 9 bin dereceyi aşan cismin kütle aralığını, açığa çıkardığı enerji sayesinde belirleyebildiklerini ifade etti.

“Bu parlamanın, Jüpiter’in atmosferine giren en az 250 kilogramlık, en fazla da 5 tonluk bir göktaşının oluşturduğu bir ateş topu olduğunu söylüyoruz.”

(NASA) /cafemedyam

NASA’dan gizemli keşif: Jüpiter atmosferinde “elfler” ve “periler” görüldü

Bu tür olaylar başka bir gezegende ilk kez gözlemlendi

NASA’nın Juno görevinden elde edilen verilerde Jüpiter üzerinde tuhaf “periler” ya da “elfler” görüldü.

Doğaüstü isimlendirilen olaylar ışık saçan geçici olayları yani parlak, öngörülemez ve tuhaf şimşekleri ifade ediyor. (İngilizce elves ifadesi, hem ışık yayılımları hem de “elfler” anlamına gelirken, ışık sütunları için kullanılan “spirite” da peri anlamı taşıyor -çn.)

NASA bu tür olayların başka bir gezegende ilk kez gözlemlendiğini ifade ediyor.

Güneş Sistemi’nin en büyük gezegenindeki şimşekler, bunları Jüpiter’in sıvı benzeri atmosferinde gözlemleyebileceklerini düşünen bilim insanları tarafından öngörülmüştü.

Şimşekleri gezegenin etrafında dönen Juno uzay aracı üzerindeki Morötesi Spektrometri Cihazı’yla (UVS) çalışan bilim insanları keşfetti.

Juno’yla çalışan bilim insanı ve makalenin başyazarı Giles şunları söyledi:

“UVS Jüpiter’in güzel kuzey ve güney ışıklarının özelliklerini saptamak üzere tasarlandı..

Ancak UVS görsellerinin yalnızca Jüpiter aurorasını göstermediğini, aynı zamanda köşede, orada olmaması gereken parlak bir morötesi ışık parlaması içerdiğini fark ettik. Ekibimiz bunu daha fazla inceledikçe Juno’nun Jüpiter üzerinde geçici bir ışık saçan olay (TLE) saptamış olabileceğinin ayırdına vardık.”

“Peri” diye isimlendirilen ışık sütunu, altındaki şimşek fırtınalarında meydana gelen elektrik boşalımlarının tetiklediği ışık saçan geçici bir olay.

Bunlar, Dünya üzerinde yalnızca birkaç milisaniye sürerken, hem yere hem de gökyüzünde yukarı doğru uzanan uzun kollara sahip merkezi bir ışıkla kendini gösteriyor.

Diğer yandan, Emission of Light and Very Low Frequency perturbations due to Electromagnetic Pulse Sources (Elektromanyetik Darbe Kaynaklarına Bağlı Işık Emisyonu ve Çok Düşük Frekans Düzensizlikleri) ifadesinin kısaltması olan “elves” yani elfler, üst atmoferde bulunuyor ve basık bir disk gibi görünüyor.

Eşit derecede geçici olsa da bu atmosfer olayı, Dünya’da 320 kilometreyi bulan boyutlara ulaşabiliyor.

Giles şunları ifade etti:

“Dünya üzerinde ışık sütunu ve ışık yayılımları (periler ve elfler), üst atmosferdeki azotla etkileşimleri nedeniyle kırmızımsı bir renkte kendini gösteriyor.?

Ancak Jüpiter’de üst atmosfer çoğunlukla hidrojen içeriyor, bu nedenle muhtemelen mavi veya pembe renkle beliriyorlar.”

Bu olaylar yalnızca büyük şimşekler de olabilirdi ancak bilim insanları bu olasılığı hızlıca eledi. Çünkü ışık olayları, şimşeklerin büyük kısmının oluştuğu sıvı su bulutu katmanının yaklaşık 300 kilometre üstündeki bir irtifada keşfedildi.

Dahası, spektrometre kısa parlamalarda hidrojen emisyonunun ağır bastığını kaydetti.

Giles:

“Juno her bilim geçişi yaptığında, ışık yayılımı ve ışık sütunlarına yönelik daha açık işaretleri aramayı sürdürüyor..

Artık neyi aradığımızı bildiğimiz için Jüpiter ve diğer gezegenlerde bunları bulmak daha kolay olacak. Ve Jüpiter’deki ışık sütunu ve ışık yayımlımlarını, burada Dünya üzerindekilerle karşılaştırmak, gezegensel atmosferlerdeki elektriksel aktiviteyi daha iyi kavramamıza yardımcı olacak.”

Bulgular 27 Ekim’de Journal of Geophysical Research: Planets’de yayımlandı.

Juno uzay aracı 2016’da dev gezegene kendisinden önceki tüm insan yapımı nesnelerden daha yakın yörüngelenerek rekor kırmıştı.

Jüpiter’in devasa fırtınalarıyla ilgili sağladığı bilgiler, bilim insanlarına “Jüpiter’in ışık olaylarıyla” ilgili çok önemli bilgiler verdi. Bu bilgiler, ışık olaylarının Dünya’daki şimşek fırtınalarına düşünülenden çok daha fazla benzediğini ortaya çıkardı.

İlk kez 10 Haziran 2019’da keşfedilen kuyrukluyıldız, ATLAS ismiyle anılan kuyrukluyıldızlardan biri oldu (NASA) / cafemedyam

Güneş Sistemi’nde bir ilk: Truva kuşağı yakınında kuyrukluyıldız tespit edildi

Bilim insanları, “Jüpiter nesneyi adeta kontrol ediyor” diyor

Hubble Uzay Teleskobu, Güneş Sistemi’ndeki bir kuyrukluyıldızın Jüpiter’in yörüngesindeki asteroit kuşağı yakınlarına yerleştiğinikeşfetti. Gök cismi, bu bölgede bulunan ilk kuyrukluyıldız oldu.

NASA’nın yaptığı açıklamaya göre, Truva ismi verilen bu asteroit kuşağının çevresinde daha önce hiç kuyrukluyıldız saptanmamıştı. Bu kuşaktaki asteroitler, Jüpiter’in kütle çekim etkisi tarafından kontrol ediliyor ve sistemdeki diğer gezegenler gibi Güneş’in etrafında dönüyor. 

Bilim insanları, yeni keşifle birlikte Truvalılara katılan kuyrukluyıldıza LD2 ismini veriyor. Hubble’ın görüntülediği bu gökcisminin aslında iki yıl önce Jüpiter’in yörüngesine girerek gezegene yaklaştığı, sonrasında da gaz devi tarafından Truva asteroitlerine doğru itildiği düşünülüyor.

Bu gök cismi ilk olarak Haziran 2019’da, Hawaii Üniversitesi’nin geliştirdiği ve NASA’nın finanse ettiği Asteroid Karasal Etkili Son Uyarı Sistemi (ATLAS) tarafından keşfedilmişti. Yeni araştırma ise bu gök cisminin Güneş Sistemi’ndeki özel konumunu gözler önüne serdi.

NASA’nın internet sitesinde yayımlanan açıklamada, konuyla iligli şu ifadeler yer aldı:

“Dev gezegenler arasında yörüngelenen kuyukluyıldız benzeri nesne, Güneş’e doğru epey yol aldıktan sonra bir park yeri buldu. Nesne, Jüpiter’in yanındaki eski asteroit ailesinin yanına yerleşti. Ve bu sayede Truva nüfusunun yakınında ilk kez kuyrukluyıldız tespit edilmiş oldu. Bu beklenmedik ziyaretçi, Jüpiter ve Neptün arasında bulunan bir buzlu cisim sınıfına ait. ‘İki cinsliler’ diye adlandırılan bu cisimler, Güneş’e yaklaştıkça aktif hale gelir ve kuyrukluyıldız sınıfına yaklaşır.”

Gök cismiyle ilgili ayrıntıların paylaşıldığı The Astronomical Journal isimli hakemli dergide yayımlanan makalenin yazarlarından ve Johns Hopkins Üniversitesi Uygulamalı Fizik Laboratuvarı’ndan Carey Lisse, keşifle ilgili şu açıklamalarda bulundu:

“İşin güzel yanı Jüpiter’in bu nesneyi savurduğunu ve yörüngesini değiştirip iç sisteme dahil ettiğini keşfetmemiz. Jüpiter, yörüngesi değişip iç sisteme giren kuyruklu yıldızları adeta kontrol ediyor.”

Bilim insanları aynı zamanda gizemli kuyrukluyıldızın akıbetine dair tahminler de oluşturdu. Kuyrukluyıldızın gelecekteki hareketlerini simüle eden araştırmacılar, nesnenin yaklaşık 500 bin yıl içinde Güneş Sistemi’nden çıkacağını düşünüyor.

Europa’nın yüzeyinde su buharı da keşfedilmişti (İllüstrasyon: NASA) / cafemedyam

Jüpiter’in uydusu Europa’nın karanlıkta parladığı keşfedildi

Çalışma, yaşam barındırma potansiyeli olan uydunun karanlık tarafı hakkında bilgiler veriyor

Bilim insanları yaptıkları çalışmayla, Jüpiter’in uydularından Europa’nın karanlık tarafının, gezegenden sürekli gelen radyasyon sonucunda parlayabileceğini ortaya çıkardı.

NASA’nın Jet İtki Laboratuvarı’ndaki araştırmacılar söz konusu radyasyonun, Europa’nın yüzeyindeki buzlu okyanusa çarpmasıyla yeşil veya mavi tonlarına sahip bir ışık meydana getirebileceğini ifade etti.

201109134744-01-europa-glow-exlarge-169.jpg
(Nature Astronomy / Murthy Gudipati) / cafemedyam

Daily Mail’in haberine göre ekip, çalışma için buzu, magnezyum sülfat ve sodyum klorür gibi Europa’da gözlemlenen çeşitli tuzlarla birleştirdi. Daha sonraysa söz konusu karışıma Jüpiter’den gelene benzer bir radyasyon yansıttı.

Çalışmanın baş yazarı Murthy Gudipati, radyasyon olmasaydı, Europa’nın karanlık tarafının Dünya’nın uydusu Ay’ın karanlık tarafı gibi gözükebileceğini ancak Jüpiter’in yaptığı radyasyon bombardımanı yüzünden karanlıkta parladığını söyledi.

Bilim insanları, Europa’nın Güneş Sistemi’nde yaşam barındırma potansiyeli olan birkaç nesneden biri olduğunu kabul ederken şimdiye kadar yapılan Europa gözlemlerinin çoğu, ayın ışık alan bölümünü incelemişti.

Bu yeni sonuçlarla uydunun buz kütlesini ve altındaki devasa okyanusunu inceleyip daha detaylı bilgiler elde edinmek isteyen Gudipati şöyle konuştu:

“Yüzey bileşiminin nasıl değiştiği, bize Europa’nın yaşam için uygun koşulları barındırıp barındırmadığı konusunda ipuçları verebilir.”

Ekip daha sonra ışığı dalga boylarına ayırmak için spektrometre kullanarak incelemesini sürdürdü. Araştırmacılardan Bryana Henderson “Her buz türünün farklı spektruma sahip olduğunu gördük” ifadelerini kullandı. 

Araştırmacılar, parıltı görmeyi beklediklerini ancak farklı kombinasyonlarda parıltının değişmesine şaşırdıklarını da vurguladı.

201109134757-02-europa-glow-exlarge-169.jpg
(Nature Astronomy / Murthy Gudipati) / cafemedyam

Öte yandan NASA 2024’te, uyduyu incelemek için Europa Clipper isimli bir görev planlıyor.

Çalışmanın yazarlarıysa, Europa Clipper’in parıltıyı gözlemleyip farklı dalga boylarında ne kadar buz ışımasının görüldüğünü ölçerek uydunun kimyasal bileşimini haritalandırabileceğini söylüyor.

Britanyalı gökbilimci: “Jüpiter’in uydusunda ahtapot benzeri uzaylılar var”

“Dışarıda, mesela Mars’ta yaşam olacaksa yüzeyin altında gelişecek”

2016 yapımı Geliş (Arrival) filminde de ahtapot benzeri uzuvlara sahip uzaylılar işlenmişti (IMDB)

Britanyalı bir astronom, Jüpiter’in uydusu Europa’da yaşam gelişme olasılığının neredeyse kesin olduğunu söylüyor. Bilim insanına göre bu yaşam formu “ahtapotları” andırıyor.

Liverpool Hope Üniversitesi Rektörü Monica Grady, Europa’nın yüzeyinin altındaki buzlu denizlerin, ahtapot gibi zeki deniz canlılarını bulmak için en iyi yer olduğunu öne sürüyor.

Daily Mail’in aktardığına göre Grady:

“Dünya dışı yaşam olasılığından söz edersek Europa’daki buzun altında yaşam olması neredeyse kesin” diye konuştu.

Grady ayrıca, Mars’taki yeraltı mağaralarının da yaşam barındırabileceğini düşünüyor çünkü bu alanlar yoğun radyasyondan korunuyor.

Aktarılana göre gökbilimci kendi üniversitesinde yaptığı konuşmada, “Dışarıda, mesela Mars’ta yaşam olacaksa yüzeyin altında gelişecek” dedi ve ekledi:

“Mars’ta yaşam varsa muhtemelen mikrobik ölçektedir. Ama Europa’da belki de ahtapotlarla benzer zekaya sahip, daha gelişkin yaşam formları bulma şansımız yüksek.”

Europa’da yaşam ihtimali

Europa’nın okyanusları, dünya dışı yaşamın keşfi için en güçlü adaylardan biri olarak düşünülüyor.

Ay’dan biraz daha küçük uydunun yüzeyi buz tabakasıyla kaplı. Ancak bilim insanları, tabakanın altında büyük bir okyanus olabileceğini söylüyor.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden araştırmacılar, Jüpiter’in buzlu ayının yüzeyindeki su buharı izlerini doğrulamıştı.

20 yıldan uzun süre önce NASA’nın Galileo uzay aracı, uydunun yüzeyinde elektriği ileten sıvı olduğuna dair veriler toplamıştı. 2018’de de verilerin analizi, Europa’daki sıvı aktivitelerini kanıtlamıştı.

Uzay ajansına göre bu küçük gök cismi, Dünya dışı yaşam arayışındaki en öncelikli hedeflerden. O yüzden de su buharına işaret eden bu veriler çok önemli.

Ayrıca Hubble Teleskobu haziranda Europa yüzeyinde sofra tuzu olarak da bilinen sodyum klorür tespit etmişti. 

Bu bulgu da buzlu yüzeyin altında büyük miktarda tuz içeren geniş okyanuslar olabileceğine işaret ediyor.

Tüm bu sebeplerden dolayı NASA, Europa’da yaşamı araştıracak bir uzay sondasını 2023’te fırlatmaya hazırlanıyor. 

Uzay Ajansı, geçen yıl, “Güneş Sistemimizde yer alan başka dünyalardaki yaşam potansiyeline dair daha fazla bilgi verebilecek Europa Clipper görevinin yeni aşaması onaylandı” açıklamasında bulunmuştu.

Jüpiter’in giderek küçüldüğü söylenen kırmızı lekesi, Hubble’ın yeni karesinde tüm ihtişamıyla görülüyor (NASA) / cafemedyam

Hubble Uzay Teleskobu’nun yeni Jüpiter fotoğrafındaki çarpıcı ayrıntılar bilim insanlarını şaşırttı

Çarpıcı fotoğrafta görülen ve saatte 560 kilometre hızla hareket eden fırtına, bilim dünyası için tamamen yeni

Hubble Uzay Teleskobu, giderek yaşlanıyor ama hala kozmosun en muhteşem görüntülerini elde etmeyi başarıyor.

Teleskop şimdi de güçlü gözlerini Jüpiter’e dikti ve şimdiye kadar yakaladığı en iyi karelerden birini sundu.

Fotoğrafta devasa gezegenin büyük kırmızı lekesiyle ondan biraz daha küçük beyaz lekesi çarpıcı bir netlikte görülüyor. Aslında bu çok şaşırtıcı bir durum. Çünkü önceki araştırmalar, kırmızı lekeyi meydana getiren fırtınanın son demlerini yaşadığını ve biz ölmeden önce ölebileceğini ortaya koymuştu.

Hubble ekibiyse kırmızı lekenin hala Dünya’yı yutabilecek kadar büyük olduğunu ve “küçülme hızının yavaşlamış gibi göründüğünü” ifade ediyor. Ekip, lekedeki küçülmenin nedeninin “tam bir muamma” olduğunu da ekliyor.

Fotoğrafta ayrıca, bilim dünyası için yeni olan bir fırtına ve çılgınca dönen gazlar da yer alıyor. Yeni fırtına gezegenin sağ üst köşesinde bulunuyor ve damla benzeri bir şekle sahip.

Hubble ekibi, yeni fırtınayı şu sözlerle açıklıyor:

“Hubble’ın yeni görüntüsünün benzersiz ve heyecan verici bir ayrıntısı. Orta kuzey enlemlerinde, saatte 560 kilometre hızla hareket eden parlak, beyaz ve (sağa doğru) yayılmış bir fırtınayı gösteriyor.”

Fotoğraftaki ayrıntılar bu kadarla da kalmıyor. Gezegenin yaşama ev sahipliği yapma ihtimaliyle ünlü uydusu Europa da arka planda boy gösteriyor.

Uyduda bulunduğu düşünülen okyanuslar, Dünya dışı yaşamın keşfi için en güçlü adaylardan biri. Europa’nın yüzeyi buz tabakasıyla kaplı olsa da bilim insanları, tabakanın altında büyük bir okyanus olabileceğini söylüyor.


İLGİLİ HABER

© The Independent / Adam Smith 

Independent Türkçe için çeviren: İrem Oral

Independent Türkçe, Space, NASA

Derleyen: Çağla Üren

Independent Türkçe, Forbes, Nature

Independent Türkçe için çeviren: Umut Can Yıldız

Independent Türkçe, BGR, Webtekno, Science News, NASA

Independent Türkçe, Daily Mail, CNN

Independent Türkçe, Daily Mail, Phys.org

Independent Türkçe, BGR

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top