GÜNDEM

AYASOFYA’NIN BAŞ İMAMINDAN ‘8 MART’ PAYLAŞIMI: CİNAYET CİNAYETTİR

Boynukalın, yeni anayasa tartışmaları devam ederken yaptığı başka bir çıkışla daha gündeme gelmişti. Boynukalın “1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün” ifadesini kullanmıştı.

“Kadın-erkek eşitliğini bilmeyen bir toplum yetiştirirseniz, kadın cinayetlerinin önüne geçemezsiniz”

“Kimse partisinin arkasına saklanamaz, cezalarını çekecekler”

Kadına şiddete karşı yapılması gerekenleri, başta siyaset olmak üzere atılması gereken adımları, partilerdeki cinsel taciz iddialarını ve İstanbul Sözleşmesi’nin de aralarında yer aldığı pek çok konuyu, Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TKDF) Başkanı Canan Güllü değerlendirdi. 

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü:

Pek çok ölümün sır perdesi aralanamadığından, ülkede kaç kadının erkekler tarafından öldürüldüğüne ilişkin net bir resmi veriden söz etmek mümkün değil.

Ancak genel bilgiler, ülkede kadın cinayetlerinin son 10 yılda 3 kat arttığı yönünde.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu çalışmasında 2019’da 474 kadının cinayet nedeniyle yaşamını yitirdiğini kaydetti.

Rapora göre 2020’de ise 300 kadın, erkekler tarafından öldürülürken, 171 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu.

Bir haftasını geride bıraktığımız yeni yılda da kadın cinayeti haberlerinin ardı arkası kesilmedi.

Pek çok kadın ise yaşamını yitirmese de ekonomik ve psikolojik şiddet dahil olmak üzere taciz, tecavüz gibi insanlık dışı muamelelere maruz kaldı.

“Kadın cinayetlerini önlemek için irade ortaya koyulmuyor”

“Kadın cinayetleri neden önlenemiyor?”

 Güllü: “Önlemek için irade ortaya koyulmuyor.”

İçişleri Bakanlığı’na çağrı: “Verileri açıklamak zorundasınız

Kaç kadının yaşamını yitirdiği ya da öldürenin kim olduğuna ilişkin net bilgi bulunmamasını da eleştiren Güllü, medyada yer alan haberler üzerinden toparlanan verilerle yola çıkmanın eksikliğine vurgu yaparak, İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu:

“Bu rakamların toplumsal cinsiyet eşitliği/eşitsizliği kavramlarıyla nasıl bağdaştığını bilmiyoruz. Medyaya yansıyan cinayetler üzerinden gidildiği için kaç kadının öldürüldüğüne ilişkin sayı vermiyorum. Türkiye’de bir veri bankası yok. İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulunuyorum, bütün ölümlerin tutanakları sizde var, en gerçekçi veriyi sizler hazırlayacaksınız, sizler o ayrıntıyı vereceksiniz ki bizler de çözüm üreteceğiz. Her ayın başında, bir önceki ayın verilerini açıklamak zorundasınız, ben ülkede kaç kadının öldürüldüğü, öldürenin kim olduğu, hangi çevreden etkilendiği gibi ayrıntıları bilmek zorundayım. Çözüm yoluna gidebilmemiz için net bilgilerin devlet nezdinde açıklanması gerekli.”

canan güllü.jpg


“Pandemi döneminde kadına şiddet arttı”

Canan Güllü, salgın nedeniyle evlere kapanılmasıyla kadına şiddet olaylarının arttığını ifade etti:

“Türkiye’de kadın cinayetlerinin bir önceki seneye göre azaldığı söyleniyor ancak buna karşılık şiddet oranları arttı ve hatta bu şiddetin boyutları (psikolojik, ekonomik) da arttı. Zaten yükseliş seyrinde olan şiddet, pandemi döneminde karantina günlerinin başlamasıyla artışını gösterdi. Ekonomik yoksulluğa giden işten çıkarılmalar, aynı evde iki kişinin işsiz kalması, güvencesiz çalışan kadınların, merdiven altı işlerde çalışan kadınların ilk işten çıkarılan kişiler olması gibi sorunlar da eklendi. Daha önce şiddet yaşamayanlar da bunu yaşadı. Evdeki kapalı kalma durumuna ekonomik şiddetin eklenmesi, evinde ilk defa şiddet yaşayanları ortaya çıkardı. Kadına tahakküm, ev içinde kadının bakım yükünün artması, şiddet olaylarını artırdı. Biz kadınlara aynı hizmeti verebildik mi? Kadınlar, kolluk kuvvetine ulaşabildi mi? Alo 183’e ulaşabildi mi? Hayır! Alo 183’e ulaşamayan kadınlar oldu. 2020’de kadına şiddetin hangi oranda arttığını bilemeyeceğiz ama tahminimiz yüzde 20, bunu kendi acil yardım hattımıza dayanarak söylüyorum. Barolar, Alo 183 çalışamadı, sivil toplum örgütleri ofise gidemedi. Türkiye’de evden de çalışabilen tek örgüt, bizim acil yardım hattımız oldu. “

“Kadına taciz, tecavüz, şiddet gibi eylemlerde indirim yapılamaz”

TKDF Başkanı Canan Güllü, hukuki açıdan neler yapılması gerektiğini sorduğumuzda:

 “Şiddeti tanımlayan kanuna ceza maddesi eklenmeli” yanıtını verdi.  

Güllü, kadına karşı şiddetin, tacizin, tecavüzün ve çocuk istismarının iki yılı aşmayan suçlar kapsamından çıkarılarak, hapis cezası alınmasının sağlanması gerektiğini, bunun için de yasaya bir madde eklenmesinin şart olduğunu dile getirdi:

“Türk Ceza Kanunu’ndaki meşhur indirimlerin yer aldığı 62. maddeye şöyle bir bent eklenmeli: Kadına taciz, tecavüz, şiddet, çocuk istismarı gibi eylemlerde indirim yapılamaz. Bu durum hem yargının yükünü hafifletir hem de toplumsal kamu vicdanını rahatlatır. Ceza Muhakemeleri Uslu Kanununa göre cezası 2 yıldan az olan suçlar, hapisle cezalandırılmaz. Bu yüzden de kadına şiddet, taciz, tecavüz ve çocuk istismarı gibi suçlarda 2 yıl sınırının kalkması lazım.”

“Israrlı takip suç sayılmalı”

Israrlı takibin de suç sayılması gerektiğine vurgu yapan Güllü, kişinin sosyal medyadan rahatsız ettiğini, Whatsapp’tan mesajlar attığını, işyerinize ya da evinize geldiği halde, sizin gidip bu durumu kolluk kuvvetlerine ilettiğinizde, ‘Suçun tanımı yok, bir şey yapamam’ denildiğini anlattı.

MEB’e çağrı: “Toplumsal cinsiyet eşitliği dersi müfredata konulsun

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak iktidardan bir beklentilerinin de Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) devreye girerek toplumsal cinsiyet eşitliği dersini müfredata koyması olduğunu dile getirdi.

“Ensar Vakfı’nın değerler eğitimini verme yetkisi olmaması lazım”

Değerler eğitiminin Ensar Vakfı bünyesinde verilmesini de eleştiren Güllü:

“Milli Eğitim Bakanlığı’nda verilen değerler eğitimi dersini Ensar Vakfı veremez. İçi boşaltılmış vakıflar, cemaatler… Geleceğin çocukları için yardımlaşma, dürüstlük, ahlak, inanç, farkındalıklara saygı duymak gibi ayrımcılık yapmayacak yeni nesli, geleceği inşa etmek yaşamın kalitesi artacaktır. Sivil toplum örgütleri, meslek örgütleri, hukukçular, eğitimciler gibi toplumu oluşturan grupların eğitimi vermesi gerekli” yorumunu yaptı.

“Kadın-erkek eşitliğini bilmeyen bir toplum yetiştirirseniz kadın cinayetlerinin önüne geçemezsiniz”

Kadın cinayetlerinin siyaset üstü bir konu olduğunu belirterek “Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği söz konusu” yorumunu yapan Canan Güllü, sözlerini şu ifadelerle sürdürdü:

“Kadın-erkek eşitliğini bilmeyen bir toplum yetiştirirseniz kadın cinayetlerinin önüne geçemezsiniz. Kadının birey olduğunu kabul etmeyen, ‘biat et rahat et’ felsefesi, ‘örtüsüz kadın penceresiz eve benzer’ görüşü, ‘kadınlar erken yaşta evlendirilsin’, ‘çocuk doğurmayan kadın, kadın sayılmaz’ veya ‘çalışan kadın evla olmaz’ gibi söylemler, kadın cinayetlerini körüklemektedir.”

“Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı zihniyetin değişmesi gerekiyor, iktidarın görevi bu”

Türk, Kürt, Çerkez, Alevi, ulusalcı, laik gibi her türlü ayrımcılığa karşı çıkan Güllü:

“Sonuca baktığımızda kadınız biz ve hedefimiz, yaşam hakkımızı kullanabilmek. Toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kaynaklı bir zihniyet nedeniyle bugün bunlar yaşanıyor, önce bu zihniyetin değişmesi gerekiyor, bu iktidarın görevi bu” dedi.

“Kırmızı ruj sürdüm diye…”

Zihniyet değişikliğinin şart olduğuna vurgu yapan Canan Güllü’nün iktidara da çağrısı vardı:

“Saçının rengi, gülümsemen, yakanın açıklığı, eteğinin boyu erkeğe mesaj olarak gidiyor, böyle bir şey var mı? Kırmızı ruj sürdüm diye bir erkek benimle yatmayı düşünecek, önce bu zihniyetin değişmesi gerekiyor. Bu iktidarın görevi bu!”

Kadına şiddete kaşı muhalefetin görevlerine ilişkin ise Güllü, bu konunun her şeyden önce siyaset üstü bir durum olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Muhalefet de elindeki belediye, yerel yönetimlerle yerel eşitlik eylem planları yapacak. İşe almalarda, karar mekanizmalarında kadın erkek eşitliği sağlayacak. Danışma merkezleri, sığınma merkezleri açacak. Bunu iktidara, Aile Bakanlığı’na da sürekli söylüyoruz.”

“‘Kocam beni dövdü’ diyene, ‘sinirlenmiştir dövmüştür’ yanıtı veriliyor”

Liyakat usulüne dayalı personel atamasının şart olduğuna da değinen Canan Güllü, kolluk kuvvetlerinin zihinsel dönüşümlerinin acilen yapılması gerektiğini savundu.

“‘Kocam beni dövdü’ diyene, ‘sinirlenmiştir dövmüştür’ yanıtı veriliyor” sözleriyle tepkisini dile getiren Güllü, Kadın Destek Uygulaması (KADES) gibi çalışmalarda da konusunda bilinçli, bilgili kişilere ihtiyaç duyulduğunu öne sürdü.

“Kadın Kolları kaldırılsın”

Parlamentodaki eril zihniyetin değişmesinin şart olduğunu vurgulayan Güllü, Kadın Kollarının da kaldırılması gerektiğini savundu:

“Siyasi partiler yasasının değişmesi, kadın temsilinin artması, yerel yönetimde, parti meclisinde, parti organlarında kadın kolları gibi saçma sapan bir oluşumun kaldırılması gerekli. Bir bedenin kolu olmak, bedenden ayrı düşmektir, bedenin geri kalan parçaları erkek, kolu kadın, saçmalık. Kadın kolları kaldırılmalı. Parlamentoyu kullanmıyorlar, sorgulamayı, şiddetin unsurlarını mekanizmalarını çalıştıracaklar, kendi belediyesi için de soracak. Nüfusu 100 bini aşan belediyelerin sığınak açması lazım.”

“Hiç kimse partisinin arkasına saklanamaz, cezalarını çekecekler”

Son dönemde partilerdeki cinsel taciz haberlerine ilişkin yorumunu da sorduğumuz Güllü, siyasi partisi ne olursa olsun hiç kimsenin partisinin arkasına saklanıp yaptığı eylemin sonuçlarından kaçamayacağını söyledi.

“Siyasi partisi ne olursa olsun, şiddet, taciz, tecavüz gibi eylemler Türk Ceza Kanunu’nda suçtur. Partiler kendi disiplin kurullarını acilen işletmek ve bu kişinin siyaset yapmasının önü kesilmeli. Hem hukuki olarak ceza verilmeli hem de parti kendi içinde tavrını koymalı” diyen Güllü, taciz durumunu yaşayanların bunu çekinmeden bildirmesinin, yaşayanların değil yapanların yaptıklarından utanacağı ortamın sağlanmasının şart olduğunu da sözlerine ekledi.

Özellikle son dönemde kadın hareketindeki ifşalar konusuna da değinen Güllü, geç kalınmış olunsa da kadınların cesaretli tutumundan ve ortaya çıkan kadın dayanışmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Ayasofya’nın baş imamı Boynukalın: “Anayasada İslam olsun”

Boynukalın paylaşımında “1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu” ifadelerini kullandı.

 Erdoğan’ın çıkışıyla Türkiye’nin gündemine giren yeni anayasa tartışmalarına Ayasofya’ya “baş imam” olarak atanan Prof. Dr. Mehmet Boynukalın da katıldı.

Boynukalın Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, #AnayasadaİslamOlsun etiketine yazarak “1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün” ifadelerini kullandı. 

“Hakimiyet milletin değil”

Boynukalın anayasa tartışmalarına ilişkin daha önce yaptığı bir paylaşımda da şu ifadeleri kullanmıştı:

“Anayasa’da var olan vesayetin en büyüğü bazı kanunların değiştirilmesinin teklif dahi edilememesidir. Hakimiyet kayıtsız şartsız milletinse milletin anayasasını istediği zaman değiştirme hakkına sahip olması gerekir. Milletin böyle bir hakkı yoksa o zaman hakimiyet milletin değil.”

Sifil’e destek vermişti

Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, daha önce de Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ebubekir Sifil’in Diyanet’e yaptığı “Yılmaz Özdil’in ve Cüneyt Akman’ın cesetleri camilere sokulmasın, cenazeleri kılınmasın” çağrısına destek vermişti.

Boynukalın, Özdil ve Akman’ın Allah’ın ayetleriyle alay ederek “küfür”e girdiğini öne sürmüş ve “Dolayısıyla Ebubekir Sifil hoca doğru söylemiş” demişti.

Savcılık bugün aldığı kararla Sifil hakkında “sesli, yazılı veya görüntülü bir ileti ile hakaret” suçundan takipsizlik kararı verdi.

Anayasa’nın “değiştirilemez, değiştirilemesi teklif dahi edilemez” maddeleri

Madde 1. Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.

Madde 2. Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

Madde 3. Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Milli marşı “İstiklal Marşı”dır. Başkenti Ankara’dır.

Madde 4. Anayasanın 1. maddesindeki devletin şeklinin cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile 2. maddesindeki cumhuriyetin nitelikleri ve 3. maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

Ayasofya Camii imamı Boynukalın:

  • “Kadın cinayetleri” vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasını.”

Boynukalın’ın mesajı destek de gördü, eleştiri de aldı

Ayasofya Camii baş imamı Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin sıkça konuşulduğu günlerde dikkati çeken bir çıkış yaptı.

Boynukalın, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “kadın cinayetleri” vurgusuna karşı çıktığını ifade etti.

Boynukalın’ın mesajı şöyle:

Boynukalın’ın mesajına eleştiriler kadar destek yorumları da geldi.

Boynukalın, yeni anayasa tartışmaları devam ederken yaptığı başka bir çıkışla daha gündeme gelmişti. Boynukalın “1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu. Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün” ifadesini kullanmıştı.

Ayasofya Camii İmamı Boynukalın’dan yeni açıklama:

” Kur’an-ı Kerim aileyi yönetim hakkını erkeğe vermiştir.”

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, “Cinayet cinayettir; cinsiyet değiştirmez” ifadesiyle tartışma başlatan Boynukalın:

“2001’e kadar yürürlükte kalan eski medeni kanun ailenin reisinin erkek olduğunu kabul ediyordu.”

Ayasofya Camii Baş İmamı ve Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Mehmet Boynukalın, açıklamalarıyla gündem oluşturmaya devam ediyor.

Boynukalın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Twitter hesabında yaptığı paylaşımda:

 “Cinayet cinayettir; cinsiyet değiştirmez. Cinayet erkek, kadın, çocuk, büyük kimin başına gelirse gelsin ilkemiz: ‘Sizin için kısasta hayat vardır’ ilahi düsturudur. Sürekli ‘kadın cinayetleri’ vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasıdır” ifadelerini kullanmıştı.


AKP’li Özlem Zengin, dün katıldığı bir programda Boynukalı’nın bu sözleri hatırlatılarak yönelitlen bu soru üzerine “Boynukalın’ın görüşlerine katılmadığını hatta bu tür açıklamaların siyasetçilerin işini zorlaştırdığını” ifade etmişti.

“Aile reisinin erkek olması yaratılışa-fıtrata uygundur”

Zengin’in cevabının sosyal medyada tartışılması üzerine Boynukalın yeni paylaşımlarda bulundu.

Sosyal medya hesabında açıklama yapan Boynukalın:

“Aile toplumun, milletin, devletin en küçük birimidir. Kur’an-ı Kerim bu birimin yönetim hakkını erkeğe vermiştir (Nisa Suresi 34). Dine, akla ve yaratılışa-fıtrata, insanın doğasına uygun olan da budur” dedi.

Nitekim 2001’e kadar yürürlükte kalan eski medeni kanununda ailenin reisinin erkek olduğunun kabul edildiğini hatırlatan Boynukalın:

“Yaratılışa-fıtrata ve adalete aykırı olan kanunların birgün mağlup olması kaçınılmazdır. Yaratılışa, fıtrata, Allah’ın hükmüne karşı çıkanlar mutlaka bir gün yanlış yolda olduğunu anlayacaktır. Bizim amacımız bunun iş işten geçmeden anlaşılması” ifadelerini kullandı.

“Aksi takdirde İslam hukuku buna müdahale eder ve zulmü ortadan kaldırır” 

Erkeğin ailesini adaletle yönetmek zorunda olduğunu aktaran Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, şunları kaydetti:

“Tesettürü Allah’ın emri bilip bunu uygulayan kardeşlerimiz, siz bu davranışınızla İslam’ın bir şiarını/sembolünü yaşatıyorsunuz ve bizim için çok değerlisiniz; ancak Allah’ın dini bir bütündür ve biz erkeğiyle, kadınıyla dinin, Kur’an’ın hepsine iman etmekle yükümlüyüz.

Erkek, Allah’ın kendisine verdiği yönetim hakkını kötüye kullanır ve eşine zulmetmeye başlarsa İslam’a göre ona da engel olunur; erkek ailesini adaletle yönetmek zorundadır; aksi takdirde İslam hukuku da çeşitli şekillerde buna müdahale eder ve zulmü ortadan kaldırır.”

Ayasofya’nın baş imamından akıllara zarar ‘8 Mart’ paylaşımı:

“Cinayet cinayettir.”

AKP iktidarı tarafından ibadethaneye dönüştürülen Ayasofya’ya baş imam olarak atanan Mehmet Boynukalın, Twitter hesabından “8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne özel” paylaşımda bulundu.

“Cinayet cinayettir” diyen Boynukalın, medyanın kullandığı ‘kadın cinayeti’ kavramını eleştirdi. Boynukalın bu kavramla, ‘kadının erkeğe düşman edilmeye çalışıldığını’ savundu.

İkinci tweetinde bir sureyi aktaran Mehmet Boynukalın, şu paylaşımlarda bulundu:

“Cinayet cinayettir; cinsiyet değiştirmez; erkek, kadın, çocuk, büyük kimin başına gelirse gelsin ilkemiz: “Sizin için kısasta hayat vardır” ilahi düsturudur. Sürekli ‘kadın cinayetleri’ vurgusu, kadını erkeğe düşman etmeye çalışan bir sloganik medya propagandasıdır.

Ey insanlar! Şüphesiz, biz sizi bir erkek ve bir kadından yarattık ve tanışasınız diye sizi kavimlere ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerliniz ona karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz, Allah en iyi bilen ve her şeyden haberdar olandır (Hucurat suresi 13)”

ayasofya-nin-bas-imamindan-8-mart-paylasimi-cinayet-cinayettir-849829-1.

LAİKLİĞİN ANAYASA’DAN ÇIKARILMASINI SAVUNMUŞTU

Boynukalın, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinden biri olan laikliğin yeni anayasada yer almamasını istemişti.

10 Şubat’ta Twitter hesabından, “1921 ve 24 anayasalarında devletin dini İslam’dı ve laiklik yoktu” diyen Boynukalın, “Cumhuriyet fabrika ayarlarına dönsün” ifadelerini kullanmıştı.

Prof. Dr. Mehmet Boynukalın, daha önce de Yalova Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Ebubekir Sifil’in Diyanet’e yaptığı “Yılmaz Özdil’in ve Cüneyt Akman’ın cesetleri camilere sokulmasın, cenazeleri kılınmasın” çağrısına destek vermişti?

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe / Lale Elmacıoğlu

Independent Türkçe

Independent Türkçe

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top