BİLİM & TEKNOLOJİ

BEKARLIĞIN FAYDALARI BEKARLARI NELER MUTLU EDİYOR?

“Tek olmak insanı yalnızlaştırmaz. Tek olma algısı insanı yalnızlaştırır.”

Uzmanlar bekarlığın faydalarını araştırdı

“Bekarlar bekarlığa yatırım yapmalı”

Yapılan yeni araştırma, bazı kişilerin bekarlığı evlilik yolculuğunda durak olarak değil, mutlu bir nihai hedef olarak gördüğünü ortaya koydu.

Uzmanlar, bu kişilerin romantik ilişkiler yerine daha güçlü sosyal çevreler inşa ettiğini, daha çok arkadaşı bulunduğunu ve özgüveninin daha yüksek olduğunu belirtti. Bazı bekarların bu durumu kariyer hedeflerine ulaşmak için kullanıp mutlu hissettiği de tespit edildi.

Uzmanlar, bekarlığa bakışın değişmesi gerektiğini söyledi (Unsplash) / cafemedyam

Japonya, İtalya ve İsveç gibi ülkelerde bekar kişilerin sayısının arttığı biliniyor.

Uzmanlar, bekarların yalnızlık duygusunu güçlü hissetme kabiliyetine ve hayattan keyif alma yöntemine dönüştürebilmesi için bazı yollar bulunduğuna işaret etti.

Araştırmanın yazarı, Kudüs İbrani Üniversitesi’nde doktor öğretim üyesi Elyakim Kislev:

“Bekarlığın yalnızlık ya da başarısızlık anlamına gelmediğini ve kişilerin bu durumdan pek çok avantaj sağlayabileceğini söyleyebilirim..

Yalnız hissetmekten kurtulmak için bu hissiyatın nedenini belirlemenin önemine dikkat çekmek isterim. Zira kronik yalnızlık ve yalnızlık duygusu arasında bazı farklar mevcut.”

Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre:

“Kronik yalnızlık, uzun süre boyunca devam eden yalnızlık veya sosyal tecrit olarak tanımlanırken zihinsel ve fiziksel sağlığı etkiliyor.”

ABD’nin New Jersey eyaletindeki Ağ Terapisi Merkezi’nin yöneticisi Dr. Indra Cidambi:

“Bu durumun uykusuzluk, kalp hastalıkları, psikolojik hastalık ve sorunlu davranış riskini artırabileceğini söyleyebilirim..

Uzmanlar, yalnızlık duygusununsa istenilen ve kurulan sosyal ilişkiler arasındaki farklardan doğabileceğini belirtiyor..

Tek olmak insanı yalnızlaştırmaz. Tek olma algısı insanı yalnızlaştırır.”

Bununla birlikte, önceki araştırmalar evli insanların da bekarlar gibi yalnız ve mutsuz hissedebileceğini göstermişti.

Elyakim Kislev:

“Evli kişilerin, eşlerine bağlı oldukları ve diğer ilişkileri arka plana attıkları için evliliklerinde yalnız ve duygusal yönden mahrum kalabilecekleri defalarca kanıtlandı. Pek çok insanın yalnızlığın tek olma sorunu olduğunu düşünüp ilişki istediğini ancak yalnız hissetmenin tedavisinin bir kişinin içinde olduğunu söylebilirim. ”

Bekarları neler mutlu ediyor?

Kislev, yaptığı araştırmada ABD Nüfus Sayım Bürosu ve Avrupa Toplumsal Anketi verilerini inceledi. ABD ve Avrupa’da yaşları 30’la 78 arasında değişen pek çok farklı cinsel yönelimden 140’tan fazla bekarla röportaj yaptı.

Mutlu bekarlar ve mutsuz bekarlar arasındaki farkın, bu kişilerin bekar olmakla ilgili basmakalıp düşüncüleri ne kadar kabul ettiğine bağlı olduğu ortaya çıktı.

Örneğin bu durumdan rahatsız kişiler doğru kişiyi bulamama, tek başına yaşlanacaklarını veya hayatta bir fırsatı kaçırdığını düşünme gibi nedenlerden dolayı mutsuzdu ve bunun değişmeyeceğini düşünüyordu.

Öte yandan mutlu olanlar, kendi hayatlarına dair sorumlulukları  üstleniyor,  evlilik yerine sosyal ilişkilerinden memnun kalıyor ve bekarlıktan keyif alıyorlardı.

Ayrıca bazı mutlu bekarlar seyahat ederek ya da yeni hobilerle uğraşarak tek başına olmayı daha keyifli hale getirdiğini söyledi. Kislev’e göre bu kişiler, yalnız olduğu zamanlarda kendilerine odaklanarak güçlendi.

Romantik ilişkiler yerine güçlü sosyal çevreler inşa ederek mutlu olduğunu belirten kişilerde vardı. Bu bekarların aileleriyle veya arkadaşlarıyla iletişime daha çok zaman ayırdığı keşfedildi.

Araştırmada dul, boşanmış veya hiç evlenmemiş kişilerin, evli kişilere göre arkadaşlarıyla yüzde 45’e kadar daha fazla görüştüğü ortaya çıktı. “Ortalama olarak, bekarların evlilerden daha fazla arkadaşı var” diyen Kislev, evli kişilerin içe dönüp arkadaşlarını ve akrabalarını unuttuğunu söyledi.

Özgüven

Bazı araştırmalar, bir ilişkiye sahip kişilerin özgüveninin yüksek olduğunu gösterse de bu durum sadece ilişki iyi ve en az bir yıldır sürüyorsa  yaşanıyor. Aksi takdirde, 2017’deki bir araştırmanın gösterdiği gibi özgüven azalıyor.

Dr. Cidambi, bazı kişilerin ilişki istediğini ancak başarılı olmadığını ve bu durumun “özgüven kaybına, yalnızlık duygusuna ve hatta depresyona” yol açtığını söyledi.

Öte yandan araştırmaya katılan bazı bekarların, kariyer hedeflerine ulaşmak için çalışmaktan da mutlu oldukları ortaya çıktı. Bir kişinin potansiyeline ulaşması ve arkadaşlarıyla vakit geçirmesinin, bir zamanlar bekarlıktan mutsuzluk duyanların veya yalnız yaşamayı seçenlerin özgüveninin artmasını sağladığı görüldü.

Kislev bekarlara şu tavsiyeyi verdi:

“Bekarlar bekarlığa yatırım yapmalı. Bu kulağa komik gelebilir. Fakat kendimiz için seçtiğimiz herhangi bir yaşam şekline yatırım yapmalıyız, tıpkı çiftlerin evliliklerine yatırım yapması gibi. Evliler danışmanlara gidiyor, kitap okuyor ve partnerleriyle güzel zaman geçiriyor. Bekarlar da iyi hissetmek için aynısını yapmalı.”

Nörolojik araştırma: “Yalnızlık hayal gücünü artırıyor”

“Araştırmacıların, beyindeki varsayılan ağın yalnızlık sırasında aktifleştiği hipotezi mantıklı. Zira bu bu bölgeler benliğe dair düşünme sürecine dahil oluyor”

Koronavirüs tecrit önlemleri artırılırken, bilim insanları yalnızlığın beyinde hayal gücüyle ilişkili yapıların inşasına nasıl yardımcı olabileceğini gösterdi.

Saygın bilim dergisi Nature Communications’ta yayımlanan araştırmaya göre:

Yalnız insanların beyninde hatırlama, başkalarını düşünme, hayal kurma ve gelecek planlamayla ilişkili (varsayılan ağ ismi verilen) bölgelerde daha fazla aktivite görülebiliyor.

Bilim insanları, yalnızlık esnasında insanların benlikleri hakkında daha fazla düşündüğünü ifade ediyor >(Unsplash) / cafemedyam

Science Daily’nin aktardığına göre;

 İnsanlar, geçmişi hatırlarken, geleceği tasavvur ederken veya varsayımsal bir şimdi hayal ederken, “varsayılan ağ” isimli bölgeleri kullanıyor. Bu ağın yapısının ve işlevinin yalnızlıkla olumlu bir şekilde ilişkilendirilmesi de yalnız insanların durumlarının üstesinden gelmek için hayal gücüne, hatıralarına veya geleceğe dair umutlarına odaklanma ihtimalinin daha yüksek olmasından kaynaklandığı düşünülüyor.

Araştırmanın başyazarı ve McGill Üniversitesi’nde nöroloji doçenti Nathan Spreng:

“Bizi şaşırtan şey, verilerde görülen etkinin çok ezici bir etki olmasıydı.”

Verilere göre yalnızların beyninin bu bölgeleri arasındaki bağların güçlendiği ve gri madde hacminin yalnız olmayanlara göre daha fazla olduğu görüldü.

Çalışmada binlerce katılımcı yer aldı

Araştırma kapsamında yaklaşık 500 bin Britanyalının biyomedikal bilgilerinin depolandığı büyük ölçekli veri tabanı UK Biobank’ten alınan 40 bin deneğin beyin görüntüleri tarandı.

Yaşları 40 ve 69 arasında değişen katılımcılardan, kendilerini yalnız hissedip hissetmediklerine dair soruları içeren anketleri cevaplamaları istendi.

Araştırmacılar daha sonra, kendini yalnız hissetmediğini söyleyenlerin MR taramalarını düzenli aralıklarla yalnızlık çektiğini belirtenlerle karşılaştırdı.

Başyazar Spreng, çalışmanın sonucunda elde ettikleri bulguları şöyle yorumladı:

“Arzu edilen sosyal deneyimlerin yokluğunda yalnız bireyler, bunları hatırlamak veya hayal etmek gibi içten yönlendirilmiş düşüncelere eğilimli olabilir. Bu tür bilişsel yeteneklere, varsayılan ağ bölgelerinin aracılık ettiğini biliyoruz. Bu nedenle, hayal edilen sosyal deneyimlere daha fazla odaklanılması, varsayılan ağın bellek temelli işlevlerini doğal olarak devreye sokacaktır.”

Çalışmaya dahil olmayan, Florida Üniversitesi nöroloji bölümünden Prof. Dr. Kenneth Heilman da şunları söyledi:

“Araştırmacıların, beyindeki varsayılan ağın yalnızlık sırasında aktifleştiği hipotezi mantıklı. Zira bu bu bölgeler benliğe dair düşünme sürecine dahil oluyor.”

Öte yandan beynin yaratıcılıkla ve benlik hakkında düşünmeyle ilişkili kısımları yalnızlıkla birlikte büyüyebilmesi, beynin diğer sosyal kısımlarının hareketsizlik nedeniyle köreleceği anlamına gelebilir.

Hermann bu ihtimale dair şu ifadeleri kullanıyor:

“Bu noktada büyük bir soru ortaya çıkıyor: Beynin etkileşimler açısından önemli olan diğer kısımlarını kaybetmeye mi başlarız? Onları kullanmazsak sonunda, bunamayla ilişkili bir bozukluğa yol açar mı?”

Avustralyalı bilim insanları yalnızlığın çaresini buldu!

“Sadece 6 komşuyla düzenli temas kurmanın, ilişki algısı üzerinde büyük etkisi var”

Yalnızlığı gidermenin en etkili yolu olan etkileşimler, en çok da pandemi sırasında zarar gördü (Unsplash) / cafemedyam

Avustralyalı bir uzmanın yönettiği küresel bir çalışmada, yalnızca 6 komşunun varlığının, bireylerin yalnız hissetme olasılığını azalttığı ve koronavirüs pandemisinin neden olduğu stresin azalmasıyla da doğrudan ilişkili olduğu keşfedildi.

Sosyal medya platformu Nextdoor’un desteğiyle üç ülkede (Avustralya, ABD ve Birleşik Krallık) gerçekleştirilen ve 4 hafta süren araştırmanın katılımcılarından, yaşadıkları çevredeki insanlar için ufak çaplı iyilikler yapması istendi.

Melbourne’daki Swinburne Üniversitesi’nden Dr. Michelle Lim’in ABD’deki Brigham Young Üniversitesi ve Birleşik Krallık’taki Manchester Üniversitesi’nden meslektaşlarıyla gerçekleştirdiği çalışmanın bulguları, komşular arasındaki küçük iyiliklerin, bağlılık algısı üzerinde olumlu etkisi olduğunu gösterdi.

Araştırmanın gözlem kısmının başında her 10 katılımcıdan biri yalnızlık  çektiğini söyledi. Sonunda ise bu oran 20’de 1’e düştü.

Dr. Lim, bulguları şöyle yorumladı:

“İyilik girişimi, rastgele etkileşimleri teşvik etti ve sonuçların da gösterdiği gibi, küresel ölçekte katılımcıların yalnızlığını hafifletti. Sadece 6 komşuyla düzenli temas kurmanın, ilişki algısı üzerinde büyük etkisi var.”

Çalışma bulgularına göre yalnızlığı azaltmada en etkili etkileşimler, aslında yakın arkadaş veya aile üyesiyle yaşanan anlamlı deneyimlerden değil, çevredeki bir barista veya bebek bakıcısı gibi yabancılarla etkişilen tesadüfi anlardan oluşuyor.

Üstelik “zayıf bağlar” diye bilinen bu etkileşimler, en çok da pandemi sırasında zarar gördü.

Nextdoor Australya’nın başkanı Jennie Sager, zayıf bağların gördüğü zararın, Nextdoor üyeliklerinin tecrit sırasında yüzde 100’ün üzerinde artmasına neden olduğunu söyledi:

“Birdenbire evde yalnız kaldığınızda, kuaförünüzle her ay yaptığınız muhabbeti yapamadığınızda veya evinizin yakınındaki kafenizin sahibiyle günlük etkileşimde bulunamadığınızda depresyon ve anksiyete başlar, etkileşim ararsınız.”

İLGİLİ HABER

Derleyen: Çağla Üren

Independent Türkçe, CNN, Science Daily, Stuff

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top