GENEL

İNSANLARI SÖMÜRMENİN BİRİNCİ DERECEDEKİ YOLU DİN İSTİSMARIDIR

“Şu da bir gerçektir ki inancı ve dinî değerleri üzerinden insanları aldatmak nasıl din istismarı ise iftira, hakaret ve ithamlarla Müslümanların tamamını zan altında bırakmak, İslam hakkında korku ve nefret oluşturmak da aynı şekilde din istismarıdır.”

Farklı eşyalar üzerinden “umut tacirliği” büyüyor.

‘Tılsımlı kitap’, ‘para bereketlendiren cüzdan’, ‘yanmaz kefen’ ve diğerleri… Toplumun bir bölümü bu tür ürünlerden neden medet umuyor?

Bu tarz ürünlere rağbetin artmasının nedenleri…

Titan, Jetpa, Epitelyum, Coinspace, Çiftlik Bank ve diğerleri…

Saadet zinciri olarak adlandırılan bu tip oluşumlar, özellikle 90’lardan bu yana, düşük riskle kolay para kazanma hayali kurarken avucundakileri kaptıranların haberleriyle gündemde.

Mağdurların sayıları yüzbinleri bulsa da; “umut tacirleri”, kendilerine inanacak yeni isimlere ulaşmakta zorluk çekmiyor.

Her yıl farklı dolandırıcılık oluşumlarıyla listeye yenileri ekleniyor.

İçinde bulunduğumuz milenyum çağında ise “umut tacirliğinin” farklı yöntemlerine şahit olunuyor.

“Kısmet açtığı”, “sevenleri kavuşturduğu”, “para kazandırdığı”, “huzur verdiği”, “kabir azabından koruduğu”, “Sırat Köprüsü’nü geçirdiği” ya da “bereket verdiği” iddia edilen ürünler pazarlanıyor.

Bunlardan biri de “para bereketlendiren” cüzdan. 750 lira karşılığında “bereket kodlama” yapılmış olduğu iddia edilen cüzdan, adreslere gönderiliyor. Bu cüzdana konulan paranın bereketlendiği öne sürülüyor.

Son dönemin popüler “sahtekarlık” araçlarından bir diğeri de “mucizevi” kitaplar.

Alıcısıyla özel bir bağ kurduğu öne sürüleni de var, her soruna bir çözüm yolu vadedeni de. 

İşse iş, aşksa aşk, kariyerse kariyer, huzursa huzur! Ne ararsanız, çözümün kitabın yapraklarında gizli olduğu öne sürülüyor!

Ancak diğer taraftan bu bir arz-talep dengesi. Uzmanların “sahtekarlık” olarak adlandırdığı bu işlerin alıcısı, hiç de azımsanmayacak sayıda.

Özellikle son dönemde bu tarz ürünlere rağbetin artmasının nedenlerini,

  • Sosyolog Doç. Dr. Barış Erdoğan,
  • Psikolog Oya Kaptan,
  • İlahiyat Profesörü Abdulaziz Bayındır ve
  • Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin ile konuştuk.

Erdoğan: “Kriz dönemlerinde bazı bireyler, şarlatanların peşinden giderek çare bulmak istiyor.”

Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Barış Erdoğan:

“Bu tip ürün ya da kişilere inanmayı Türkiye’de toplumsal bir gerçek olarak niteliyor ve her zaman bir alıcısı olduğunu belirtmeliyim..

Özellikle geleceğin belirsizleştiği, ekonomik gidişatın kötüleştiği, yardımlaşmanın azaldığı zamanlarda bu yöne rağbetin arttığını söylemeliyim..

Bu tip ürünlerin rağbet görmesi toplumsal açıdan ekonomik krizlerin olduğu, belirsizliklerin ortaya çıktığı, sosyal destek ya da toplumsal dayanışma ağlarının zayıfladığı veya işlemediği dönemlerde artmaktadır..

Özellikle pandemi gibi gelecek kaygısının fazla olduğu, insanların ellerindekini kaybettiği ve ümitsizliğe düştüğü kriz dönemlerinde kendini çaresizlik içinde hisseden bazı bireyler, bu tür şarlatanların peşinde koşabilmektedir. Bu tip ürünlerin elbette ki her dönemde potansiyel bir alıcı kitlesi vardır. Ancak biraz önce saydığım varoluşsal krizler ve tehditler insanların bu ürünlere olan ilgisini ve talebini artırmaktadır.”

“İnsanların çaresiz durumlarından faydalananlar illa ki olacaktır”

İnsanın doğası gereği “varlığını devam ettirmek” istediğini savunan Barış Erdoğan, bazı bireylerin bu tip şeylere inanmayı tercih ettiği yorumunu yaptı.

İnsanoğlunun her canlı türü gibi varlığını devam ettirmek isteyen bir canlı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Erdoğan:

 “İnsan rasyonel yollarla ekonomik, sosyal ya da sağlık sorunlarına bir an önce çözüm bulamayacağını görünce, mucizevi şekilde çözüm vadeden akıl dışı yöntemlere yöneliyor. Bunların gerçekler karşısında albenisi daha fazla oluyor. Bu durum, insanlık tarihinde ne ilk ne de son. İnsanların bu zaafından, çaresiz durumlarından faydalananlar illa ki olacaktır.” 

Kaptan: “Bir şeye inanma ve ait olma ihtiyacı da bu davranışı pekiştiriyor.”

Psikolog Oya Kaptan:

“İnsanlar -çok azı dışında- sorunlarını çözmek için yeterli donanıma sahip değiller. Sorunlarıyla baş edemeyen bu büyük çoğunluk maalesef bu ‘tılsımlı’ kitap, ‘bereket veren cüzdan’, ‘yanmaz’ kefen gibi şeylere bel bağlıyor. Modernliğin tadını almış ama birikim edinmek için emek harcamak gerektiğinin farkında olmayan, ezberci ama sorgulatmayan eğitime maruz kalmış kitleler yol yordam ararken, kulaktan kulağa bazı isimler fısıldanıyor, bazı metotlar uygulanıyor. Bu insanlar psikiyatrik, psikolojik desteğe ulaşma imkanlarından yoksunlar. Çevreleri, hayat görüşleri önlerini tıkıyor. Kişinin kendini çaresiz hissetmesi, ekonomik anlamda yetersiz kalması, gelecek konusundaki belirsizlikler ve en önemlisi bir şeye inanma, ait olma ihtiyacı da bu davranışı, inanışı pekiştiriyor.”

Bayındır: “İnsanları sömürmenin birinci derecedeki yolu din istismarıdır

İlahiyatçı Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır:

” ‘sentetik dine talep’ yorumları da yapılan “tılsımlı” kitap, “para bereketlendiren” cüzdan, “yanmaz” kefen gibi ürünlerin pazarlanmasıyla dini değerlerin istismar edildiğini belirtmeliyim..

Bunların İslam ile uzaktan yakından bir alakası olamaz..

İnsanları sömürmenin birinci derecedeki yolunun din istismarı olduğunu, sonra ise sağlık ve eğitimin geldiğini ifade etmeliyim..

“Dini doğru anlatırsanız, kimsenin cebini boşaltmazsınız ama yanlış anlatıp milleti, şırayı içkiye çevirmek gibi sarhoş edebilirsiniz” yorumunu yapan Abdulaziz Bayındır, bu tip ürünleri pazarlamaya çalışan kişilerin dini, kendi menfaatlerine alet ettiğini belirterek, en büyük günahı işlediklerini savundu.

“Sahtekar ve umut taciri gibi sıfatlar, hafif kalır”

Bu tip ürünleri pazarlayan kişiler için “sahtekar” ve “umut taciri” gibi sıfatların dahî hafif kalacağı yorumunu yapan Bayındır:

“Bu, Allah’a şirk koşmaktır, en büyük günahtır. Dini açıdan bu kişiler, bireyleri en kötü duruma sokan kimselerdir, Allah ile ilişkiyi keser ve insanı müşfik yapar. Oysa Fatiha Suresi’nde ‘Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden kulluk isteriz’ diyoruz.”

“Allah insana boşuna mı akıl vermiş?”

Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır:

“Bu tarz ürünlere inananlara ilişkin…Bu kişiler de aklını kullansın ve inanmasın. Allah insana boşuna mı akıl vermiş?”

“Resmileşirse tüketicilerin şikayette bulunma hakkı doğabilir”

Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Mahmut Şahin:

“Bu tarz işlerin Türkiye’nin bir gerçeği..

Bu tip ürünleri pazarlayanlardan hesap sorabilmenin yolu, söz konusu tüm işlemlerin resmileştirilmesinden geçiyor: 

“Bu işler Türkiye’de var, göz ardı edemeyiz, o sebeple bu işlerin resmileşmesi gerek. Bazı kişilerin böyle gayrı resmi şekilde çalışması, ocaklara incir ağacı dikiyor. Bu işlerde çok ciddi bir para dönüyor. Kayıt altına alınsın, devlet vergisini alsın.  Türkiye’de her köşe başında cinci, falcı, hoca var ama dinde böyle bir şey yok!..

Büyücüler, hocalar, cinciler ve diğer kişilerden oluşan tayfanın resmileşmesini talep ettim. Bu iş kayıt altına alınıp resmileşirse tüketicilerin şikayette bulunma hakkı olabilir.  ‘Paramı geri istiyorum, manevi tazminat istiyorum’ deme hakkı doğabilir. Bir telefonu alıyoruz arızalı çıkıyor, hakem heyetine gidiyoruz ama bu ürünleri şikayet edecek bir merci yok.”

“İngiltere’de yasal şekilde çalışan 100 binin üzerinde büyücü var”

Mahmut Şahin:

“İngiltere’de büyücülük yasal bir iş, bu işin bir şikayet yeri var. İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkmasına katkı sağlayan grupta büyücüler de var! AB’ye göre büyücülük suç ama İngiltere’de yasal şekilde çalışan 100 binin üzerinde büyücü var. Bu kişiler, lobi oluşturarak kamuoyunu yönlendirdiler. “

“İslam alemini pasifleştiren asıl sebep, mehdi beklentisi”

Mahmut Şahin:

“Para kazanma noktasında beceri göremiyor, böyle kazanacağını düşünüyor. Başkasından aldığı ürünlerle, başkasının lafıyla cennete gidebileceğine inanıyor. Sadece Türkiye’yi değil İslam alemini pasifleştiren asıl sebep, mehdi beklentisidir. Bu beklenti, toplum içerisindeki tembel, beceriksiz, cesaretsiz insanların ütopyası haline gelmiştir.”

“Menfaatleri uğruna yalanı, ikiyüzlülüğü, hırsızlığı, şantajı, şiddeti meşru görür”

Diyanet’ten “din istismarı” hutbesi:

“İftira, hakaret ve ithamlarla Müslümanların tamamını zan altında bırakmak, İslam hakkında korku ve nefret oluşturmak da aynı şekilde din istismarıdır”

Fotoğraf: diyanethaber.com.tr / cafemedyam

Uşşaki Tarikatı lideri olduğu iddiasıyla kamuoyunda tanınan Fatih Nurullah takma adlı 58 yaşındaki Eyüp Fatih Şağban’ın bir çocuğa yönelik istismarının ardından kamuoyunda tarikat ve cemaatler bir kez daha tartışma konusu.

Şimdiye kadar konu hakkında bir açıklama yapmayan Diyanet İşleri Başkanlığı, cuma hutbesinide “din istismarı”nı hedef aldı.

81 ilin camilerinde okunan hutbede, din istismarı “Dinin manevi otoritesini kullanarak maddi kazanç, güç, şöhret ve makam elde etmektir” ifadeleriyle tanımlandı ve şöyle denildi:

“Dini istismar edenler, Allah’la ve Peygamberimizle görüştüklerini iddia ederek insanların iradelerini teslim almaya yeltenir. Hatasız ve masum oldukları yalanıyla kendilerini hakikatin yegâne temsilcisi gibi göstermeye çalışır. Sözde keramet ve rüyalarla, bidat ve hurafelerle saf Müslümanları yönetmek ister. Şifa dağıtma, kısmet açma vaadiyle insanların çaresizliklerinden menfaat devşirir. Bilhassa gençleri hedef alarak toplumun heyecanını, hayal ve ideallerini, dinî inanç ve duygularını sömürür..

Din istismarcıları, kendileri gibi düşünmeyenleri dışlar, mutlak itaat göstermeyenleri ötekileştirir hatta tekfir eder. Kendilerine kayıtsız şartsız bağlılığı şart koşarak aile, millet, kültür ve kimlik bağlarını zayıflatır. Menfaati uğruna yalanı, ikiyüzlülüğü, hırsızlığı, şantajı, şiddeti meşru görür. Sonuçta hem kendisi sırat-ı müstakimden sapar, hem de başkalarını saptırır.”

“İslam hakkında korku ve nefret oluşturmak da din istismarıdır”

“Din istismarı karşısında herkese düşen görevin feraset ve basiretli davranmaya” çağıran Diyanet, şu ifadeleri kullandı:

“Din istismarı karşısında her birimize düşen, ferasetli ve basiretli davranmaktır. İstismar hareketleriyle samimi gayretleri birbirinden ayırt etmek için teyakkuzda olmaktır. Yüzyıllardır bu topraklarda dinî hayatımızı besleyen güçlü ve güvenilir maneviyat damarlarımızı tanımaktır. İslam’ı tahrif ve istismar etmek isteyenlerin bir amacının da köklü Anadolu irfanına zarar vermek olduğunu unutmamaktır..

Şu da bir gerçektir ki inancı ve dinî değerleri üzerinden insanları aldatmak nasıl din istismarı ise iftira, hakaret ve ithamlarla Müslümanların tamamını zan altında bırakmak, İslam hakkında korku ve nefret oluşturmak da aynı şekilde din istismarıdır.”

Dilipak: “Tuğçe Işınsu parti kursa yüzde 7 oy alır”

“Toplumda böyle bir ‘sentetik din’e ciddi bir talep var. Bu mesele biraz da arz talep dengesi”

Fotoğraf: Twitter / cafemedyam

Akit gazetesi yazarı Adurrahman Dilipak, “spiritüel danışman” olarak bilinen Tuğçe Işınsu hakkında eleştirel bir yazı kaleme aldı.

Dilipak, “Onu kendine aşık et”, “Hiçlikten gelen güç” gibi kitaplara sahip olan Işınsu hakkında “Parti kursa en az %7 oy alır. Davudoğlu’ymuş, Babacan’mış, geç” diye yazdı.

Akit yazarı, şu ifadeleri kullandı:

“Tuğçe de kim demeyin, hani şu sarışın Şeyhiye. “Güç” kitabını alıyorsunuz “Güç sizde”! Alıp okusanız olmuyor, bir tane de sizin edinmeniz gerekiyor. 5 kişilik bir ailede herkese bir kitap. Ucuz! Hediyesi 20 lira. Sudan ucuz. İşse iş, aşksa aşk, sağlıksa sağlık, kariyerse kariyer!. Ne istersen o. Okuyarak adam olmayacaksınız. Yani arkadaşından alıp okusan olmuyor. Para verip alman gerekiyor. Ya da birileri bu tılsımlı sırlar kitabını sizi düşünerek alıp hediye etmesi gerekiyor. Tecrübe edilmiştir..

Bu “sarışın bomba”nın kitabından TSK alıp askerlerimizin sırt çantalarına birer tane yerleştirsin “zafer bizimdir”. CHP bu hatun kişiyi kapmadan AK Parti’nin yeşil Kemalistleri daha önce harekete geçip, bu işi bitirebilirler. Boşversenize siz savunma sanayi imiş, kıtalararası füzeymiş. Bu bomba başka bomba. Boşverin “ne atom bombası, ne Soçi konferansı”.. Bu kitabı ihraç ederek Türkiye ekonomisini düzeltebilir mesela. Bu hatun kişiyi Turizm Bakanı yapalım turizmi uçurur. Türkiye’yi dünyaya tanıtırız. Şimdi benim asıl merak ettiğim konu, bu kitabın Corona virüsüne iyi gelip gelmediği.”

Işınsu’yu “hem CHP’lilerin hem de AKP’lilerin seveceğini” söyleyen Dilipak, şöyle devam etti:

“Bakın bu hatun kişi, affedersiniz “birey”, parti kursa %7 oy alır diyorum ya, bu en az. Tılsım işin bir yanı. CHP’liler de sever bu birey’i, AKP’liler de. Bu bireyin geçmişinde Adnan Oktar’la bir teması olmuş mudur bilmiyorum ama, toplumda böyle bir “sentetik din”e ciddi bir talep var. Bu mesele biraz da arz talep dengesi. Dün Yaşar Nuri’yi sevenler bugün bu “birey”i de seveceklerdir.”

Kendisini ‘Spiritüel danışman ve yaşam koçu’ olarak tanımlayan Tuğçe Işınsu, bir kitabının tılsımlı olduğunu iddia etmişti. “Bu kitap tılsımlı” ve “kişiye özel” diyen Işınsu’nun sözleri sosyal medyada tepki toplamıştı.

Işınsu El Vedud, Biz Tatlı Cadılar, Ol Der ve Olur, Mucizeleri Çağırmak, Onu Kendine Aşık Et, Onu Baştan Çıkar, Melekler ve Dünyanın Kurtuluşu, Aşk ve Cazibe Akademisi ile Aşk Kartları isimli kitapları yazdı.

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish / Lale Elmacıoğlu 

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top