GÜNDEM

“TERÖR ÖRGÜTÜNÜ SUÇLAMAMAK PARTİ KAPATMA SEBEBİ OLAMAZ”

“Irkçılık üzerinden, milliyetçilik üzerinden kim siyaset yaparsa, kim o noktalarda söylem geliştirmeye çalışırsa bize göre bu, Kürt meselesinin daha fazla derinleşmesine sebep olacak..”

“Terörü kınamayan Türkiye partisi olamaz” mesajı HDP’nin kapatılmasına yeşil ışık mı?

Kamalak: Anayasa açısından hukuken mümkün değil

Bahçeli’nin “HDP kapatılsın” önerisine AKP uzun süre sessiz kaldı.

16 şehitten sonra Erdoğan, “Terörü kınamayan Türkiye partisi olmaz” mesajı “kapatılabilir” yorumlarına neden oldu.

Hukukçu ve siyaset bilimcilere göre hukuken mümkün değil.

“Terörü kınamayan Türkiye partisi olamaz” mesajı HDP’nin kapatılmasına yeşil ışık mı? / Fotoğraf: AA / cafemedyam

Türkiye’de Anayasa Mahkemesi (AYM) kurulmadan önce:

  • Millet Partisi 1954’te Ankara Sulh Ceza,
  • Demokrat Parti’de 1960’da Ankara Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından kapatıldı.

*1963 yılında kurulmasıyla birlikte parti kapatma davaları Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) görülmeye başlandı.

AYM, tüm partilerin feshedildiği 12 Eylül askeri darbesine kadar 6 parti hakkında açılan kapatma davalarının hepsinde kapatma yönünde karar verdi.


*1983’te siyasi partilerin yeniden kurulmasına izin verilmesinden sonra yüksek mahkeme, 18 partinin daha kapatılmasına hükmetti.

  • Sosyalist Parti,
  • Yeşiller Partisi,
  • Halkın Emek Partisi,
  • Emek Partisi,
  • Refah Partisi,
  • Fazilet Partisi ve
  • Halkın Demokrasi Partisi, Anayasa Mahkemesi’nce kapatılma kararı verilen partilerden birkaçı. 

2001’de yapılan anayasa değişikliğinin ardından, AKP iktidarı döneminde “uyum yasaları” kapsamında yapılan Siyasi Partiler Yasası Değişikliği ile parti kapatmak zorlaştırıldı.

Bu kapsamda, Anayasa Mahkemesi’nde görülen siyasi partilerin kapatılması davalarında partilerin kapatılmasına karar verilebilmesi için;

5’te 3 çoğunluk aranması ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın parti kapatma istemine karşın ilgili partinin Anayasa Mahkemesi’ne itiraz edebilmesi gibi maddeler eklendi.

“Terörü kınamayan Türkiye partisi olamaz” açıklaması yeşil ışık mı?

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, açık bir şekilde Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) kapatılması gerektiğini savunuyor.

Hatta bu konuda bir çalışma ekibi bile kurulduğu ve bu ekibin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurmak için dosya hazırladıkları bile ifade ediliyor. 

Devlet Bahçeli - Recep Tayyip Erdoğan
Devlet Bahçeli – Recep Tayyip Erdoğan / Fotoğraf: AA / cafemedyam

Ancak bir dönem kapatma davasıyla yüz yüze kalan ve iktidarın büyük ortağı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), MHP’nin çağrılarına olumlu yanıt vermedi.

Ama Gara operasyonunda 16 kişinin “şehit” edilmesinden sonra önceki gün açıklama yapan Erdoğan, “Terörü kınamayan Türkiye partisi olamaz” dedi.

Erdoğan’ın açıklaması, “HDP’nin kapatılmasına yeşil ışık yakıldı” yorumlarına neden oldu.

Bu açıklama HDP kapatılır mesajı olur mu? Parti kapatmak çare mi? HDP’nin kapatılması ne kazandırır ne kaybettirir? sorularını akla getirdi. 

Uzmanlar, HDP’nin kapatılmasının hukuken mümkün olmadığı görüşünde.

“Partiler tüzel kişilik olduğundan cezalandırılamaz”

Bu görüşü savunanlardan biri eski Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak.

Türkiye’nin sayılı anayasa hukukçularından biri olan Kamalak:

“Terör örgütünü suçlamamak parti kapatma sebebi olamaz” dedi. 

Mustafa Kamalak
Mustafa Kamalak / Fotoğraf: AA / cafemedyam

Kamalak, parti kapatmanın anayasanın 38’inci maddesinin 4’üncü fıkrasında açık bir şekilde belirtildiğini söyledi.

Bir partinin ancak suç odağı haline gelmesi durumunda kapatılabileceğini aktaran Kamalak:

 “Maalesef daha önce bizimde 4 partimiz kapatıldı. Demek ki AYM siyasi güce göre karar verdi. HDP’nin de böyle bir duruma gelir mi? bilemiyorum. Anayasa açısından hukuken mümkün değil, fiilen mümkün olur mu? olabilir” diye konuştu.

Siyasi parti kapatmalarının geçmişte olduğu gibi gelecekte de Türkiye’ye hiçbir şey kazandırmayacağını ifade eden Kamalak, devamında şu değerlendirmelerde bulundu:

“HDP’nin içerisinde varsa suç işleyen onların cezalandırılması gerekir. Çünkü suç ve ceza şahsidir. Partilerin yönetici ve kurucularından farklı olarak bir tüzel kişiliği vardır. Tüzel kişiler doğrudan suç işlemeyeceklerine göre suçluyu barındırıyor olabilir. Bu durumda tüzel kişiler değil, suç işleyenler cezalandırılmalı. Hukuk bunu gerektirir. Sayın Erdoğan’da bunu söyledi ve doğrusu da budur.”

“Kapatılma ülkenin huzuru, sosyal ve siyasi barışı açısından çok sakıncalı”

HDP’yi kapatmanın hukuken mümkün olmadığını savunan bir diğer isim de emekli askeri hakim Ümit Kardaş.

Ümit Kardaş
Ümit Kardaş / Fotoğraf: Facebook / cafemedyam

Yapılan düzenlemelerle parti kapatmanın zorlaştırıldığını, kapatmanın hukuken mümkün görünmediğini ifade eden Kardaş, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığını kaybettiği ve yüksek mahkemelerin de baskı altında olduğu Türkiye’nin yaşadığı koşullara dikkat çekti.

Türkiye’de her şeyin mümkün olduğunu kaydeden Kardaş:

 “Hukuksal sürecin nasıl işleyeceği önemli. MHP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurursa dava açılır mı? Bu durumda dava açılır gibi görünüyor ama AYM’nin nasıl bir duruş sergileyeceğini şimdiden bilmek zor. Dolayısıyla sıkıntılı ve olumsuz bir hava var” ifadelerini kullandı.

HDP’nin kapatılmasının Türk demokrasisinin huzuru, sosyal ve siyasi barışı açısından çok sakıncalı gördüğünü dile getiren Kardaş, Türkiye’nin demokratikleşme ihtiyacına vurgu yaparak şunları kaydetti:

“Ülkenin hukukun üstünlüğüne, çoğulcu, çoklu ve katılımcı bir demokrasiye ihtiyacı var. Bu demokrasinin inşası açısından HDP’nin, Kürtlerin temsil edilmesi, onlarla birlikte bu mutabakatın sağlanması zaruret arz ediyor. Dolayısıyla böyle bir teşebbüsün ülkenin hayrına olacağı kanısında değilim.” 

Cumhur İttifakı’nın parti kapatarak bir sonuç alamayacağını aktaran Kardaş, HDP’nin kapatılmasının çok kolay olmayacağını düşündüğünü sözlerine ekledi.

Ersin Kalaycıoğlu
Ersin Kalaycıoğlu / Fotoğraf: Twitter / cafemedyam

“Kapatılma meselesi spekülasyondan ibaret”

Gerçekleşmemiş bir olay üzerinden değerlendirmenin yapılamayacağını belirten siyaset bilimci Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu ise HDP’nin kapatılma meselesinin spekülasyondan ibaret olduğunu söyledi.

Konunun MHP tarafından uzun süredir dillendirildiğini hatırlatan Kalaycıoğlu:

“HDP’nin kapatılacağını düşünmüyorum. MHP ile AK Parti arasında bu konuda bir uzlaşı yok. Bunları şimdilik spekülasyon olarak görüyorum” yorumunda bulundu.

“Kapatılma ile ilgili bir belirsizlik içerisindeyiz. Değerlendirmelerimle spekülasyon yapmam istemem” diyen Kalaycıoğlu, devamında şu ifadelere yer verdi:

“HDP’nin kapatılması olabilecek bir şey gibi görünmüyor. Açıklamalar, daha çok suyu bulandırma ve gündem değiştirmeye yöneliktir. Ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorum. AKP şu ana kadar prim vermedi. Ortada kalan bir mesele olarak görüyorum.”


 

“HDP kapatılırsa Kürt meselesi derinleşir”

HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir:

“Kayyum atama Türkiye’de bir yönetim anlayışına dönüştü.”

“Yanlış adımlar insanları HDP’ye yönlendiriyor”

Kürt meselesinin bugüne kadar gelmesinin bazı sebepleri olduğunu ifade eden HÜDA PAR Genel Sekreteri Şehzade Demir:

“Irkçılık üzerinden, milliyetçilik üzerinden kim siyaset yaparsa, kim o noktalarda söylem geliştirmeye çalışırsa bize göre bu, Kürt meselesinin daha fazla derinleşmesine sebep olacak..

Bu tutumun Kürt meselesinin çözümüne bir katkısı sunmayacak..

Sayın Bahçeli’nin HDP kapatılsın açıklamasını doğru bulmuyoruz. Parti kapatmak, çok yanlış bir şeydir. Türkiye’de artık parti kapatma devrinin kapatılması gerektiğini düşünen bir partiyiz. Kürt meselesinin çözümü noktasında da HDP’nin kapatılması bize göre meseleyi derinleştirmekten başka bir işe yaramayacak.  Partinin kapatılması hem HDP’ye hem PKK’ya daha fazla prim yaptıracak hem de siyasete olan güveni azaltacak. Kürt toplumu, tercihini HDP’den yana kullanmıyor. Kürt toplumunun önemli bir kısmının HDP’den yana tercihte bulunmasına birileri zemin oluşturuyor. Kürt toplumunun HDP’ye yönelmesinin en önemli sebebi, HDP’nin doğru siyaseti veya çözüm adresi olduklarından değildir. Devletin yanlış adımlarından dolayıdır. Devlet, insanları oraya itiyor, zorluyor.”

“Kayyum atamak yönetim anlayışına dönüştü”

Belediyelere kayyum atanması konusunda da parti olarak görüşlerinin net olduğunu belirten Demir:

“Kayyumun bir yönetim anlayışı haline gelmesinden yana değiliz. Türkiye’de son dönemlerde kayyum atama bir gelenek haline geldi, bir yönetim anlayışına dönüştü. Bu, yanlış bir şey. Mevzuata göre hukuki olsa dahi yanlıştır” dedi.

Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) İçişleri Bakanlığına resen belediye başkanlığına atama yapabilme yetkisi verildiğini hatırlatan Demir:

“Darbe sürecinden sonra KHK ile getirilen bir uygulamadır. Belediyelerde biri bir suç işlerse belediye başkanı veya meclisten birileri uygulanacak prosedür bellidir. Mahkemeler ve Savcılar harekete geçer. Bugün uygulanan sistem resen bir el çektirme ve yerine birini atamadır. KHK ile teröre bulaşmış ya da yasal olmayan işlere bulaşmış bir belediye başkanını alabilirsiniz. Ancak yasaya göre uygun olan şey o belediyenin meclisinin kendi arasında oturup, seçim yaparak yeni bir belediye başkanı çıkarmasıdır. Buna da müsaade edilmiyor, bakanlıktan resen atama yapılıyor” şeklinde konuştu.

Kayyum atamalarının bir kaç istisna ile sınırlı kalması halinde, “bir suç işlemişler ve hizmetten ziyade çok farklı şeylerle uğraşmışlar” diyebileceklerini belirten Demir, “Kayyum atanan belediye sayısı 70’e, 80’e çıkınca bu durum ister istemez bir yönetim tarzına dönüşmüş oldu. Bu adil ve hukuki değil” dedi.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, Kanal 42

© The Independentturkish / Abdulhakim Günaydın

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top