GÜNDEM

“GENELKURMAY BAŞKANLARININ TARİHSEL VE HİYERARŞİK ÖNEMİ HİÇE SAYILMIŞTIR ”

“Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları sadece uzman çavuşların ve uzman er, erbaşların tayin ve atamasını yapabilecekler. Genelkurmay başkanlarının tarihsel ve hiyerarşik önemi hiçe sayılmıştır”

Genelkurmay Başkanı’nın yetkilerini önemli ölçüde daraltan teklife muhalefetten tepki

“Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması nedeniyle uyum sağlanması”

AKP’nin, “Genelkurmay Başkanlığı’nın Milli Savunma Bakanlığı’na bağlanması nedeniyle uyum sağlanması” gerekçesiyle getirdiği Genelkurmay Başkanı’nın görev ve sorumluluklarını önemli ölçüde daraltan ve uzman erbaşların özlük haklarında bazı iyileştirmeler getiren yasa teklifi üzerindeki görüşmeler TBMM Genel Kurulu’nda sürüyor.

Görüşmelerde teklif üzerinde konuşan muhalefet milletvekilleri, subay ve astsubay kadrolarının belirlenmesi yetkisinin bile Milli Savunma Bakanı’na verildiğine dikkat çekerek:

“Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları sadece uzman çavuşların ve uzman er, erbaşların tayin ve atamasını yapabilecekler. Genelkurmay başkanlarının tarihsel ve hiyerarşik önemi hiçe sayılmıştır” eleştirisinde bulundu.

Yasa teklifi, Genelkurmay Başkanı’nın yetkilerinin önemli bir bölümünü Milli Savunma Bakanı’na devredilmesini öngörüyor.

Buna göre:

  • Genelkurmay Başkanlığı tarafından belirlenen tüm kuvvet komutanlıklarındaki subay ve astsubay kadroları artık Milli Savunma Bakanlığı tarafından belirlenecek.
  • Teklifle garnizon komutanlarını da Genelkurmay Başkanı değil Milli Savunma Bakanı belirleyecek.
  • Ayrıca Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) yabancı ülkelere gönderilmesi, seferberlik ilanı gibi konularda artık Genelkurmay Başkanı’nın değil Milli Savunma Bakanı’nın görüşü alınacak.

Teklifle Genelkurmay Başkanı’nın yetkilerinin önemli ölçüde daraltılması, genel kuruldaki görüşmelerde muhalefet milletvekilleri tarafından da eleştirildi.

CHP’li Özgür Ceylan:

“15 Temmuz gecesi FETÖ’cülerle mücadele eden Kemalist subaylar Saray rejimi tarafından tasfiye edilmiştir. Teğmen rütbesini FETÖ elebaşının taktığı Serdar Atasoy ise 2020’de Saray tarafından generalliğe terfi ettirilmiş; yetmemiş, Kara Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığı’na atanmıştır. Gelinen noktada Genelkurmay Başkanı’nı er, FETÖ’cüleri paşa yaptınız. Silahlı Kuvvetleri siyasetin dışında tutmak zorundayız, aksi halde daha çok hata yaparsınız.” .

“SÖZCÜYE DÖNÜŞTÜRDÜNÜZ

CHP’li Murat Bakan da teklifle Genelkurmay Başkanı’nın etkisizleştirildiğini belirterek:

“TSK’nin beyni Genelkurmay Başkanlığı’nı, komuta merkezini, bitirdiniz, Genelkurmay Başkanı’nı basın sözcüsüne dönüştürdünüz. Hulusi Akar’a göre dizayn ettiniz orduyu. Genelkurmay’ın tabiri caizse kapısına kilit vurup atanmış Milli Savunma Bakanı’na bağladınız.”

İYİ Partili Dursun Ataş:

“Genelkurmay Başkanı, TSK’nin komutanı olup savaşta başkomutanlık görevini TBMM’nin manevi varlığı içerisinde Cumhurbaşkanı adına yerine getirir. Olası bir savaş halinde, başkomutan olan Genelkurmay Başkanı’nın yetkilerinin elinden alınması anlaşılabilir değildir.”

“AKP’Lİ YILMAZ, YASA TEKLİFİNİ SAVUNDU

Eleştirilere yanıt veren TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı AKP’li İsmet Yılmaz:

“Subay ve astsubayların atamaları, personelin liyakat durumu, safahatı ve hizmet ihtiyacı göz önünde bulundurularak kuvvet komutanlıklarınca çalışılmakta, Genelkurmay Başkanlığı’yla koordine edilmekte, ardından Milli Savunma Bakanlığı’na teklif edilerek Milli Savunma Bakanı’nın onayıyla yapılmaktadır. Dolayısıyla, subay ve astsubay atamaları üzerinden Genelkurmay Başkanımız da yetkilidir, Milli Savunma Bakanımız da yetkilidir.”

TBMM Genel Kurulu’nda önceki gün yapılan görüşmelerde 49 maddelik teklifin ilk 8 maddesi kabul edildi.

Son dakika... İşte Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın yanıtları

Genelkurmay eski Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın Meclis Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu’na verdiği 8 sayfalık yanıtlar ortaya çıktı 

İşte Genelkurmay eski Başkanı Hulusi Akar’ın yanıtları

Hulusi Akar:

“Her şeyi göze alarak darbecilere şiddetle karşı çıktım. Konuşma özgürlüğümü komutan tavrı içinde sürdürdüm. İlk andan itibaren hiçbir pazarlık söz konusu olmadı..

MİT’e yapılan ihbarda darbe söz konusu değildi..

Darbeciler paniğe kapılıp darbeyi erkene çekti..

MİT’e ihbarın büyük bir planın parçası olduğunu düşündük..

FETÖ’nün işi bir darbe ile seçilmiş hükümeti devirmeye, TSK’yı, Türkiye’yi kontrol altına alma noktasına getirmeye cüret etmesini devletin diğer kurumlan da dâhil pek çok kimsenin beklemediğini söyleyebilirim.”

Hulusi Akar’a Mehmet Dişli ile ilgili de sorular yöneltildi.

Hulusi Akar’ın kendisine yöneltilen 10 soruya verdiği yanıtlar şöyle:


SORU 1 :

15 Temmuz 2016 günü MIT’ten gelen istihbaratta MİT’e yönelik bir operasyondan söz edildiği, bunun mahiyeti üzerine MİT Müsteşarı ile görüşme yaptığınız ifade edilmektedir. Kamuoyuna intikal eden bu bilgilerden hareketle nasıl bir kanaate ulaştınız ve hangi önlemleri aldınız?



Hulusi Akar:

“Tarafıma tevcih edilen sorular için gerekli cevaplar savcılık ifademde mevcut olmakla birlikte, komisyonunuzca yöneltilen soruları bir kez daha aşağıda cevaplarken, o talihsiz gecede şehit olan sivil, polis, asker tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, gazilerimize acil şifalar diliyorum..


15 Temmuz tarihinde öğleden sonra makam odasında çalışırken, Genelkurmay II nci Başkanı Orgeneral Yaşar Güler yanıma gelerek;
– “Sayın MİT Müsteşarının telefon ile kendisini aradığını,
– Bir binbaşının müsteşarlığa gittiğini ve bir takım bilgiler verdiğini,
– Önemine binaen konunun teferruatını anlatması için Müsteşar Yardımcısını Genelkurmay Karargâhına göndermek istediklerini,
– Daha sonra, MİT Müsteşar Yardımcısının Gnkur. II. Başkanının makamına geldiğini,
– MİT Müsteşar Yardımcısının kendilerine bilgi vermek için müracaat eden Kara Pilot Binbaşının ‘O gece bir faaliyet olacağını ve MİT Müsteşarının alınacağını’ bildirdiğini söylediğini ve müteakiben MİT Müsteşar Yardımcısının Genelkurmay Karargâhından ayrıldığını” söyledi.

“MİT MÜSTEŞARINI DAVET ETTİM

Hulusi Akar:

“Konunun ehemmiyetine binaen, derhal telefonla MİT Müsteşarını arayarak Genelkurmay Karargâhına davet ettim..

Ben, YAŞ çalışması için Genelkurmay Karargâhında bulunan Kara Kuvvetleri Komutanı ve Gnkur II nci Bşk. ile görüşürken Sayın MİT Müsteşarı Genelkurmay Karargâhına geldiler..

MİT Müsteşarı; olayı tekrar anlattı ve bir Kara Pilot Binbaşının MİT Müsteşarlığına gelerek; “Beni dün izinden çağırdılar. Bugün sabah birliğime katıldım. Önce Tabur Komutanımla görüştüm. Sonra Tabur Komutanımla birlikte bir Albayın yanına gittik. Albay; “Bu gece bir uçuşumuz olacak ve sonunda da Hakan Fidan’ı alacağız.” dediğini ve ilaveten ihbarcının MİT tarafından tanınmadığını, dolayısıyla bilginin teyit edilemediğini bu nedenle Gnkur. II nci Bşk.m haberdar ettiklerini söyledi.

(Mehmet Dişli’ye soruldu: Ağabeyinizi neden aramadınız?)

İHBAR EDİLEN OLAYIN BÜYÜK BİR PLANIN PARÇASI OLABİLECEĞİ…

Hulusi Akar:

“Konuşmalar sonrasında ihbar edilen olayın daha büyük bir planın parçası olabileceği mütalaa edildi..

Öncelikle saat 18.30’da Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezine (SKKHM) Ankara hava sahası ile birlikte tedbiren tüm Türkiye hava sahasında bulunan askeri helikopter ve uçakları da kapsayacak şekilde “havada -1- bulunan askeri uçak ve helikopterlerin üslerine dönmesi, yeni kalkışlara da izin verilmemesi” direktifini verdim. Daha sonra emrimin 19.06’da Hava Kuvvetleri Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına ve başta helikopterlerin bulunduğu Kara Havacılık Komutanlığı olmak üzere diğer ilgili adreslere ulaştığını öğrendim..

(Kara Kuvvetleri Harekat Merkezi, Kara Havacılık Komutanlığı Harekat Merkezi, Deniz Kuvvetleri Harekat Merkezi, Hava Kuvvetleri Harekat Merkezi, Jandarma Genel Komutanlığı Harekat Merkezi, Özel Kuvvetler Komutanlığı Harekat Merkezi, Başbakanlık Koordinasyon Merkezi, Devlet Bilgi Koordinasyon Merkezi).

CUMHURBAŞKANI KORUMA MÜDÜRÜYLE TELEFONDA GÖRÜŞTÜ

Hulusi Akar:

“Bu esnada MİT Müsteşarı, Sayın Cumhurbaşkanını bilgilendirmek istediğini söyledi. Müteakiben Cumhurbaşkanı Koruma Müdürü ile bir telefon görüşmesi yaptı.”

VERİLEN TALİMATLAR

Hulusi Akar:

“MİT’ten gelen bilginin teyidi ve netleştirilmesi bakımından ve bilgide belirtilen uçuş faaliyetinin somutlaşması ihtimaline binaen, bu hususun açıklığa kavuşturulması için Genelkurmay Karargâhında bulunan Kara Kuvvetleri Komutanına derhal;
Kurmay Başkanı İhsan UYAR Paşa ile gerekiyorsa olay yerinde tutuklama veya gözaltı yapılması için Adli Müşavir ve Merkez Komutanlığından personel de alarak Kara Havacılık Komutanlığına gitmesini,
Şüphe uyandırmadan başka bir gerekçe göstererek hangarlarda uçakların ve helikopterlerin durumuna bakmasını,
Gelen istihbaratın doğruluğunu tetkik etmesini ve gerekli gördüğü her tedbiri almasını emrettim..


Kara Kuvvetleri Komutanı derhal hareket etti. Bu sırada Genelkurmay II. Başkanı da Hava Kuvvetleri Harekât Merkezini arayarak uçuşların durdurulmasına dair vermiş olduğum emrin yerine getirildiğini teyit ettiğini bildirdi..


Ayrıca, alınan bu tedbirlerle yetinmeyerek, Ankara Garnizon Komutanı Korgeneral Metin GÜRAK’ı telefonla aradım. Etimesgut Zırhlı Birlikler Okulu ve Eğitim Merkez Komutanlığına gitmesini, hiçbir tankın ve zırhlı aracın birlik dışına çıkmasına müsaade edilmemesini emrettim..


Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, bu ihbar en başından itibaren çok ciddi bir şekilde ele alınmış ve gerekli tedbirlerin tereddütsüz alınması ve icra edilmesi sağlanmıştır..

Kanaatimce, alınan bu tedbirlerden dolayıdır ki, hainler paniğe kapılarak, daha sonra sanık ifadelerinden öğrendiğimize göre geç saatlerde yapmayı (saat 03.00) planladıkları işi öne almak suretiyle erkenden ifşa olmuşlar ve böylelikle darbe girişiminin akamete uğramasındaki önemli bir faktör gerçekleşmiştir.”

SORU 2 :

MİT’ten size ulaşan istihbarat bir darbe girişimi kuşkusu yönünde mi yoksa MİT’e yapılacak bir operasyon muydu?

Hulusi Akar:

“Bu soruya ilişkin açıklama Cevap-l’de verildiği üzere MİT’ten gelen istihbaratta darbe söz konusu olmayıp MİT Müsteşarına karşı yapılacağı iddia edilen bir operasyon ile ilgiliydi. Ancak son zamanlarda adam kaçırma, suikast gibi bazı kişilere operasyon yapılacağı hakkında duyumlar alınmaktaydı. Bu duyumlarla ihbar konusu olay birlikte değerlendirildiğinde daha büyük bir planlama olabileceği şüphesiyle yukarıda belirtilen tedbirler alınmıştır.”

SORU 3 :

İstihbaratı bir darbe girişimi/kalkışma olarak değerlendirdiniz mi? Bu değerlendirmeyi yaptıysanız gerekli önlemlerin alınması için Kuvvet Komutanlarına bildirdiniz mi? Bu istihbarat ile ilgili Sayın Başbakan ve Sayın Cumhurbaşkanı ile ya da özel kalemleri ile bir görüşmeniz oldu mu? Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması için bu konuda size ulaşan bilgiler ve aldığınız tedbirlerle ilgili bilgi verebilir misiniz?

Hulusi Akar:

 Bu soruya ilişkin açıklama Cevap-1 ve 2’de yapılmıştır.”



SORU 4 :

Genelkurmay Başkanlığının MİT’ten gelen istihbarat üzerine alman tedbirler kapsamında yaptığı “Türk hava sahasını askerî uçak ve helikopterlere kapatmayı ve havadakileri indirme emrinin Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi Amiri vasıtasıyla verildiği” şeklindeki açıklaması çerçevesinde, Türk hava sahasının kapatılması emrini doğrudan Hava Kuvvetleri Komutanı’na ve Muharip Hava Kuvvetleri Komutanı olan Korgeneral Mehmet ŞANVER’e doğrudan ilettiniz mi? İletmedinizse niçin? Emrin, doğrudan Mehmet ŞANVER’e iletilmesinin önemli bir zaman kazancı olacağı ifade edilmektedir. Bu denli önemli bir olayda doğrudan sorumlu komutanların aranmaması TSK’nın hiyerarşik yapısı ve emir komuta sistemi açısından mümkün müdür?

Hulusi Akar:

“TSK’da birlik ve karargâhlar arası haberleşme ve bilgi alışverişi için temel ve en hızlı mekanizma harekât merkezleridir. Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarının dışarda bulunan birlikleri/uçakları/gemileri için en hızlı, en güvenilir ve en etkili iletişim mekanizmasıdır..


a. TSK tarafından yürütülen cari askeri faaliyetler, yürürlükteki mevzuat, düzenleme ve emirler doğrultusunda, 24 saat esasına göre;
Genelkurmay Başkanlığı seviyesinde, Silahlı Kuvvetler Komuta Harekât Merkezi (SKKIIM), Kuvvet Komutanlıkları (Kara, Deniz, Hava), Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Özel Kuvvetler Komutanlığı Harekât Merkezleri,

Müstakil Alay/Tabuı* seviyesine kadar tüm ast birliklerde kurulu Harekât Merkezleri tarafından sevk ve idare edilmektedir.


b. TSK, Genelkurmay Başkanı adına, 72 saatlik (Dün, bugün ve yarın) süreyi kapsayan zaman dilimindeki tüm cari askeri faaliyetleri, diğer harekât merkezleri ile koordineli olarak yürütür. Harekât merkezleri, kendi komutanları adına emir komuta hiyerarşisi içerisinde ve 24 saat esasına göre kesintisiz işlem yürütecek şekilde iletişim ve bilgi sistemi alt yapısı ile donatılmıştır. Bu sistem sayesinde, cari tüm askeri faaliyetler; etkin bir şekilde, kesintisiz ve başarı ile yürütülmekte, bu yapı TSK emir ve komuta sisteminin esasını oluşturmaktadır.

Bunun en somut örneği olarak; 15 Temmuz 2016 günü, “Havadaki askeri uçak ve helikopterlerin meydanlara indirilmesi” emri SKKHM’ne verilmiş ve bu emir en hızlı şekilde ilgili tüm komutanlıklara iletilerek, o an itibariyle havada bulunan uçak ve helikopterler (33 uçak ve helikopter) gecikmeksizin meydanlarına indirilmiştir. Saat 18.30’da SKKHM’ne verdiğim emir 19.06’da ilgili harekât merkezlerine ve bizzat İstanbul’da bulunan Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin ÜNAL’a da ulaşmış ve 19.26 itibariyle işlemler tamamlanmıştır. Alınan raporlar ve ceride kayıtları bu hususu teyit etmektedir.

c. Ayrıca, alınan bilgi helikopterler tarafından bir eylem yapılabileceği yönünde olmasına rağmen; Kara Kuvvetleri başta olmak üzere Hava Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı uçak ve helikopterlerinin an itibariyle havada olabileceği veya herhangi bir nedenle kalkış yapabileceği değerlendirilerek direktifin kapsamı tedbiren genişletilmiştir. Bu meyanda, ilgili tüm komutanlıklar ile en hızlı irtibat ve koordinasyonu sağlayarak süreci en etkin şekilde takip edebilecek tek merkez SKKIIM’dir. Bu olayda bu husus açıkça görülmüştür.

ç. Özetle ve en basit şekliyle ifade etmek gerekirse; SKKHM, verilen bir emri en kısa sürede en güvenli ve etkili şekilde Türkiye’nin en uç noktasındaki birden fazla birliğe/üsse/hava meydanına/hava araçlarına/gemilere kadar ulaştıran en süratli ve etkili bir araçtır. Dolayısıyla direktifin, Hava Kuvvetleri Komutanı’na ve Muharip Hava Kuvvetleri Komutanına zamanında iletilmesi konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Bugüne kadar Muharip Hava Kuvvetleri Komutanına operasyonel bir emri ilettiğim vaki ve söz konusu değildir. Böyle bir usûl ve teamül de yoktur.

d. Söz konusu emrim aynı zamanda ve aynı yöntemle ilgili/yetkili diğer merkezlere de zamanında ulaştırılmıştır.

TSK İÇİNDE FETÖ MENSUPLARI OLDUĞUNU TESPİT ETTİNİZ Mİ?



SORU 5 :

Görev süreniz içerisinde, FETÖ/PDY örgütünü güvenlik açısından tehdit olarak gören herhangi bir rapor ya da bilgi size sunuldu mu? TSK içinde FETÖ/PDY örgüt mensupları olduğunu tespit ettiniz mi? Bu konuda istihbari çalışma için MIT’ten talepte bulundunuz mu? Bunların dışında nasıl bir girişiminiz oldu? Bu örgütle mücadele kapsamında herhangi bir girişiminiz oldu mu?

Hulusi Akar:

Bilindiği üzere TSK sadece FETÖ ile değil her türlü aşırı akım ile mücadele içinde olmuştur..


Devletimizin bir süredir FETÖ/PDY ile yürüttüğü mücadele bizim de kurumsal olarak azami dikkat ve hassasiyetle içinde yer aldığımız bir mücadeledir..


Bu çerçevede YAŞ’ta değerlendirmeye girecek bütün general/amiraller, tüm kurmay ve sınıftan albaylar, hassas kaynak ve iltisak araştırması kapsamında MİT’e ve EGM’ye sorulmak suretiyle devletin ilgili makamlarından elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda kapsamlı, ciddi ve titiz çalışmalar yapılmıştır..


Bunlara ilave olarak, yapılan çalışmalar Kuvvet Komutanları ile paylaşılarak kendi personeli ile ilgili yazılı kanaat ve değerlendirmeleri alınmış ve Kuvvet Komutanları ile bire bir görüşülerek, emekliye sevk edilecekler, göreve devam edecekler ve terfi ettirilecekler üzerinde detaylı çalışmalar yapılarak en iyi sonucu alabilmek için her türlü gayret gösterilmiştir.”



SORU 6 :

MİT Müsteşarı tarafından olağanüstü bir ihbar iletilmesi sonucu bazı tedbirler aldığınız değerlendirilmektedir. Bu konuya açıklık getirir misiniz? Gelen ihbar neydi? Hangi tedbirleri aldınız?

Hulusi Akar:

 Bu soruya ilişkin açıklama Cevap-1 ve 2’ de yapılmıştır.”

FETÖ’NÜN SIZDIĞI NEDEN FARK EDİLMEDİ



SORU 7 :

FETÖ’nün en önemli hedeflerinden birisinin TSK olduğu kamuoyunda sürekli gündemdeydi. FETÖ’nün TSK’ya sızmasının fark edilemeyişinin sebebi kanaatinizce nedir?

Hulusi Akar:

“FETÖ/PDY’nin tarafımızdan fark edilmemesi söz konusu değildir, tabi ki fark edilmiş ve hatta en üst seviyede risk olarak tanımlanmıştır. Bu kapsamda alman tedbirler 5’inci soruya verilen cevapta ayrıntılı olarak izah edilmiştir.”

PEK ÇOK KİMSENİN BEKLEMEDİĞİ BİR DURUMDU

Hulusi Akar:

“Ayrıca yakın geçmişe kadar bu yapılanma (FETÖ) ve dini motifli hareketin tüm kamuoyunca malum olduğu bir gerçektir. Bu yapılanmanın devletin sivil, asker ve polis tüm kurumlarına uzunca bir süredir yavaş ve sistematik bir şekilde kendisini gizlemek suretiyle sızarak, işi bir darbe ile seçilmiş hükümeti devirmeye, TSK’yı ve Türkiye’yi kontrol altına alma noktasına getirmeye cüret etmesi, devletin diğer kurumlan da dâhil pek çok kimsenin beklemediği bir durumdu..

Ancak, yakın geçmişte yaşanan gelişmelerin (07 Şubat, MİT tırları ve 17-25 Aralık vb.) böyle bir hainliğin varlığının somut bir şekilde ortaya çıkmasını sağlamasıyla birlikte, yukarıda 5’inci soruya verilen cevapta ifade edilen tedbir ve çalışmalarımız tereddütsüz olarak alınmış ve uygulanmış ve TSK’nm kendi içerisindeki hainleri temizleme gayretleri en üst seviyeye çıkarılmıştır. Genelkurmay Başkanlığı görevine başladığım günden itibaren etkili ve süratli kararlar alınmasına çalışılmıştır. Bu konuda Kuvvet Komutanlarına ve ilgili personele müteaddit emirler tarafımdan verilmiştir.”

ODAMDA ÇALIŞIRKEN ZORLA ALIKONULDUM



SORU 8 :

Darbe girişiminde sizin etkisiz hale getirilişiniz, Akıncı Üssirne götürülmeniz ve Çankaya Köşkü’ne getirilişinizi anlatır mısınız? Zorla götürülme sırasında boğazınızın kemerle sıkılması ve görüntülere yansıyan yaralanma iddialarına ne dersiniz? Bir kurtarma operasyonuyla mı kurtarıldınız, darbecilerin başarılı olamayacaklarını anladıktan sonra sizi serbest bırakmalarıyla mı serbest kaldınız? Akıncı Üssü’nden nasıl çıktığınızı anlatır mısınız?

Hulusi Akar:

“Odamda çalışmakta iken zorla alıkonuldum. İçeriye girenlerden birisi ayağa kalktığım esnada beni iterek sandalyeye oturmamı sağladı ve o sırada arkadan bir başkası elinde el havlusu tarzında bir şeyle hem ağzımı hem burnumu kapatarak nefes almamı engelledi. Bu esnada kolunu boğazıma doladı ve sıktı, muhtemelen boğazımdaki yara bu esnada oluştu. Ellerimle burnumu açmaya çalışırken bir başkası ise plastik kelepçeyi bileklerime taktı. Kelepçe özellikle sol bileğimi aşırı sıktı ve yaraladı. Bu arada tekrar bağırmaya başladım ve kelepçeyi açmalarını istedim. Bunun üzerine tahminen Mehmet DİŞLİ’nin onayıyla ağzı kör bir komando bıçağı ile kelepçeyi kesmeye çalıştılar, fakat kesemediler. Tekrar bağırmam üzerine epey uğraştıktan sonra kesmeyi başardılar. Bu mücadelenin ardından çok kısa bir süre sonra kendimi misafir koltuklarının olduğu yerde otururken buldum..


Tüm bu yaşananlar esnasında hareket özgürlüğümü kaybetmekle birlikte konuşma özgürlüğümü sonuna kadar Komutan tavrı içinde sürdürdüm.
Darbe girişiminin başladığı saatten itibaren sabah Akıncı Üssü’nden ayrıldığım saate kadar hiçbir pazarlık söz konusu olmadı, bunun yerine gayet açık, sert, öfkeli yorumlarımı sürekli ifade ettim. Türkiye’yi Suriye’ye, Mısır’a çevirdiklerini, Balkan Savaşı’ndan beter ettiklerini, hendeklerdeki asker-polis kardeşliğini tahrip ettiklerini sabaha kadar birçok kez tekrar ettim.”

“EMİR SUBAYIM ALNIMA SİLAH DAYADI

Hulusi Akar:

“İlk andan itibaren her şeyi göze alarak veya hiçbir kazancı-kaybı düşünmeden darbecilere şiddetle karşı çıktım ve yaptıklarının çok büyük bir yanlış olduğunu, bu işten derhal vazgeçmeleri gerektiğini, yanlış yolda olduklarını tekrar tekrar söyledim..


Hatta Emir Subayımın Genelkurmay makam odasında alnıma silah dayadığı anda dahi inandıklarımı ve karşı görüşlerimi tavizsiz olarak söyledim, bu işe son vermelerini ve teslim olmalarını defaatle telkin ettim.

Sayın Cumhurbaşkanımızın, Sayın Başbakanımızın konuşmalarının ve nihayet Sayın Cumhurbaşkanımızın Atatürk Havalimanında toplanan kalabalığa canlı yayında yapmış oldukları hitabın, darbeci hainlerin bütün ümitlerini yok ettiğini değerlendiriyorum..

Ümitleri yok olan darbecilere sabah 08.00 civarında sabaha kadar söylediğim hususları bir kez daha tekrarlayarak “Kendilerinin battığını, bir erkeklik yapıp daha fazla insanın zarar görmesini önlemek üzere bu rezaleti durdurmalarını …” ifade ettim..

Sabaha kadar birçok kez beni Sayın Cumhurbaşkanı ile Sayın Başbakan ile telefon ile görüştürmelerini, bu hareketi durdurmalarını, güneş doğmadan birlikleri kışlalarına döndürmelerini, böylece rezilliğin bitirilmesini söylemiştim. Ancak görüştürmemişler ve menfur girişimlerini durdurmamışlardı.”

BAŞARILI OLMAYACAKLARINI ANLAYINCA…”

Hulusi Akar:

“Bu sefer, başarılı olamayacaklarını anlayan darbeciler, cep telefonu vasıtasıyla beni Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Sayın Başbakanımıza hiçbir pazarlık söz konusu olmadan, askeri savcı, cumhuriyet savcısı, polis ve inzibata teslim olacaklarını ifade ve kabul ettiklerini söyledim.
Üssün bombalanmaya başlamasıyla birlikte yaptıkları hainliğin içinden çıkılmaz bir hâl aldığını gören darbeciler, beni serbest bırakmaya mecbur kalmışlar ve sonrasında bir helikopterle Başbakanlığa götürmüşlerdir.”

MEHMET DİŞLİ’NİN İFADELERİ DE SORULDU



SORU 9 :

Akıncı Üssü’nden Çankaya Köşkü’ne geldiğinizde yanınızda darbeci General Mehmet DİŞLİ’nin de bulunduğu görülmektedir. Mehmet DİŞLİ, ifadesinde “Ben başından itibaren Sayın Genelkurmay Başkam’nın yanındaydım. Bu işin tarafı değil mağduruyum. Beraber başından sonuna kadar krizi yönettik. En son, kendisiyle Çankaya’ya Sayın Başbakanımızın talimatıyla gittik. Oradan da krizin kapanmasını birlikte yönettik.” şeklindeki sözleriyle Sayın Başbakan tarafından çağrıldığını iddia etmektedir. Sizi taşıyan helikopter pilotu da darbecilikten tutuklandı. Bu hususlara açıklık getirir misiniz?

Hulusi Akar:

“Bir önceki cevapta da ifade ettiğim üzere, darbeciler bu noktada artık bir şey başaramayacaklarını sanırım gördüler ve sizi görüştüreceğiz dediler. Bir cep telefonu getirip Sayın Başbakan ile görüştürdüler. Daha sonra bir araçla helikopter pistine gittik. Bir çok helikopterin olduğu pistte yoğun bir hareketlilik vardı. İşaret ettikleri bir helikopteri çalıştırdılar. Fakat içlerinden birisi “üsten kalkan helikopterlere ateş edilebileceğini” söyleyince, “Genelkurmay Başkanın içerisinde olduğunun belirtilmesi gerekir” gibi bir şey söylendi. Hatta helikoptere binerken, Mehmet Dişli’ye “Sen de kal” dediğim halde, bu hususu belirterek “ben telefon ile irtibat kuracağım” dedi. Helikopter hareket ederken telefon ile bu durumu bir yerlere iletti. Helikopter havadayken de bir yerler ile irtibat halindeydi. Helikopterin Çankaya Köşkünde Başbakanlığa inmesinden sonra Başbakanlık Müsteşarı tarafından karşılandım ve müteakiben Başbakanlık binasına girdik..

Müsteşar Bey ile başbaşa iken, bana peşimden gelenin kim olduğunu sordu, cevaben; Mehmet Dişli olduğunu söyledim ve yaşadığım olayları kısaca özetleyerek onun da göz altına alınmasının uygun olacağını değerlendirdim. Zaten bilahare gözaltı işlemi yapıldığını öğrendim.”



SORU 10 :

Komisyonumuzun çalışma alanıyla ilgili başkaca tespit ve önerileriniz var mıdır?

Hulusi Akar:

 “FETÖ/PDY silahlı terör örgütü, hiç kimsenin tahayyül edemeyeceği gözü dönmüşlük ve alçaklıkla; sivil insanları katletme, TBMM’yi bombalama, kendi silah arkadaşlarına ve birliklerine taarruzda bulunma, emniyet birimlerini bombalama gibi akıl almaz eylemlere girişip, özellikle Güneydoğu’da bölücü terör örgütüne yönelik; siyaset kurumu, valilikler, emniyet teşkilatı, istihbarat ve silahlı kuvvetler ile mükemmel bir koordinasyon içerisinde başarılı sonuçlar elde etmekteyken, Türk Milletine ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetine yönelik tertiplenen bu alçak darbe teşebbüsüyle tarihimize kara bir leke sürmüştür..


TSK’nın, şehit ve gazilerin kanı ve teri pahasına büyük kahramanlık ve fedakârlıkla kazandığı haklı itibarına bir günde kara bir leke süren bu hainlerin yaptıklarının asla unutulmayacağına ve hak ettikleri en ağır cezayı alacaklarına dair inancım tamdır.”

Mehmet Dişli'ye soruldu: Ağabeyinizi neden aramadınız?

Mehmet Dişli’ye soruldu: “Ağabeyinizi neden aramadınız?”

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe davasına ilişkin AKP Milletvekili Şaban Dişli’nin kardeşi eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Bakanı Tümgeneral Mehmet Dişli savunma yaptı.

‘Darbeyi tebliğ eden’ isim olmakla suçlanan Dişli, savunmasında suçlamaları kabul etmedi. İfadesinde kendisini suçlayan Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar için, “Hulusi Akar yıllarca birlikte çalıştığım bir komutandır. O anki durumu en iyi kendisi bilmektedir. Yaşadığı travmatik ortam nedeniyle beni yanlış anlamış olabilir” dedi.

Dişli, darbecilerin kimin adına hareket ettiklerine ilişkin bir soruya, “Bu yorumlu konularda cevap vermek istemiyorum, bilmiyorum. Ne desem yarın manşet olur.” karşılığını verdi. Dişli, “Bu kadar görüşme yapmışsın, abini niye aramadın?” sorusuna şu cevabı verdi: “Abimin telefonu bende yoktu. Kayıtlarımda da yoktu. Ayrıca TSK’nın Başkomutanının yanındayım. Herhangi bir siyasiyi arama ihtiyacı da duymadım” Başbakanlık avukatı ise Dişli’ye “Siz gözaltına alındıktan sonra ağabeyinizi aramak aklınıza geliyor. Vardı kayıtlarda. Ama vatanınız için gece ağabeyinizi ya da başka bir gücü aramak aklınıza nedense gelmiyor” diye çıkıştı.

Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi tarafında Sincan Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’ndeki mahkeme salonunda görülen duruşmada, darbe gecesi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ı odasında derdest eden ekibin içinde yer aldığı iddia edilen ve Akar’la birlikte aynı helikopterle Çankaya Köşkü’ne giden eski Genelkurmay Başkanlığı Stratejik Dönüşüm Dairesi Bakanı Tümgeneral Mehmet Dişli, savunmasında FETÖ üyeliğini reddederek, “Benim üye oludum tek örgüt TSK’dır. Aksine çok uzun süredir bu örgütün hedefindeydim. Darbenin fiilen başlamasından 5 dakika sonrada karargahtan ayrılıp lojmanıma gitmiştim.

SİLAHLA REHİN ALINDIĞINI SAVUNDU

Hulusi Akar’ın müsait olduğu ve beni beklediği saat 20.35’de evden ayrılarak 20.45’de karargaha geri geldim. Ardından Hulusi Akar’ın bulunduğu kata çıktım. TSK’nın yeniden yapılandırılması ile ilgili çalışmamı Cumhurbaşkanına arz etmeden önce Genelkurmay Başkanı’na bilgi sunmam ve görüşlerini almam gerekiyordu. Karargaha bu amaçla gitmiştim. Komutanın odasına gitmek isterken silahla rehin alınarak bir odaya alındım. Önüme bir boş kağıt ve kalem bıraktılar.

‘İKİNİZİ DE PAKETLEYİP GÖTÜRECEĞİZ’

TSK’nın yönetime el koyduğu, Yurtta Sulh Konseyinin kurulduğu, bildirinin yakında okunacağı, karşı çıkanların etkisiz hale getireceklerini, Komutanın onlarla birlikte olmasını istedikleri ve ’sizi tanır, size güvenir yoksa ikinizi de paketleyerek götüreceğiz’ dediler. Bu talepleri kartlara not ettikten sonra beni Komutanın odasına soktular. Kartlara yazılan notları Komutana okudum ama önce ciddiye almadı” diye konuştu.

Dişli, bu esnada karargahta yoğun olarak silah sesleri gelmeye başladığı kaydederek, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Yaşar Güler’in emir subayının vurulduğunu öğrendiklerini söyledi. Gelişmelerin vahim bir hal aldığını ifade eden Dişli, “Bir süre sonra aniden içeriye giren bir ekip onu etkisiz hale getirmeye ve kelepçelemeye çalıştı. Silah ve uçak sesleri yoğunlaşınca Komutanın emin bir yere alınmasını önerdim. Bir süre sonrada bir helikopter ile Komutan, ben ve birkaç asker bindik” diye konuştu.

Mehmet Dişliye soruldu: Ağabeyinizi neden aramadınız

Eski Tümgeneral Dişli’nin Akar’ın makam odasına girerek kendisine “Komutanım operasyon başlıyor, herkesi alacağız. Taburlar, tugaylar yola çıktı. Biraz sonra göreceksiniz.” diyerek darbeyi tebliğ eden isim olduğu iddia ediliyor.

‘KOMUTAN ONLARI VAZGEÇİRMEYE ÇALIŞTI’

Helikopterle indikleri yerin Akıncı Üssü olduğu sonradan öğrendiklerini söyleyen Dişli, Akıncı Üssü’nde bulunan darbeci askerlerin Akar’dan kendileriyle birlikte hareket etmesini istediklerini belirterek, “Komutan razı olmadı. Komutan onları bu maceradan vazgeçirmek için Akın Öztürk Paşadan talepte bulundu, o da başaramadı. Ben ise orada sekreterya görevi yapıyordum. Ona eşlik ediyordum zaman zaman da Karargahtan bilgi alıp Komutanı bilgilendiriyor, ayrıca Komutanın taleplerini orada bulunanlara ilettim. Polis, asker çatışmasına engel olunmasını, harekatın durdurulması gerektiğini, Komutana Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız ile görüşerek onları ikna etme imkanının sağlanmasını, aksi halde inisiyatif kullanmaya imkan kalmayacağını anlattım. Değerlendirelim dediler ve bunun üzerine Komutanla bir planlama yaptık. Bu planlamaya göre Karargaha gidecektik, TSK’ya bir duyuru yaparak emir komutanın devralındığını, birliklerin kışlalarına dönmelerini, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın da polise emir vererek geri çekilmelerini sağlamalarını, ideal, yargı ve askeri işlemlerin devreye sokulmasının uygun olacağına karar verdik” şeklinde konuştu.

Dişli, teklifin darbeci askerler tarafından bir süre sonra kabul edildiğini belirterek, durum hakkında hükumet yetkilileri ile irtibata geçtiğini söyledi. Bir süre sonra Başbakanlıktan telefon geldiğini, hava güvenliğinin temin edildiğinin söylenildiğini ifade eden Dişli, helikopterin Genelkurmay Karargahı yerine Çankaya Köşkü’ne gelmesinin istenildiğini dile getirdi. Daha sonra helikoptere bindiklerini sözlerine ekleyen Dişli, “Akar, yorgun bir vaziyette arkasına yaslanmış oturuyordu. Bana döndü ‘sağ ol evlat’ dedi. Ardından da ‘Hazırlık yaptın mı? Oraya gidince ne diyeceğiz?’ diye sordu. Ben de ‘Komutanım olanları anlatacağız’ dedim. Helikopter çalıştıktan sonra ses nedeniyle konuşamadık” dedi.

YANLIŞ ANLAMIŞ OLABİLİR’ DEDİ

Sanık Dişli, Hulusi Akar’ın tanık olarak verdiği ifadede kendisini suçlamasını da, “Hulusi Akar yıllarca birlikte çalıştığım bir komutandır. O anki durumu en iyi kendisi bilmektedir. Yaşadığı travmatik ortam nedeniyle beni yanlış anlamış olabilir” diye değerlendirdi.

Dişli, Mahkeme Başkanı Oğuz Dik’in sorularını yanıtladı. Dişli, bir soru üzerine, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’a çalışmasıyla ilgili arz yapmak için gittiği Karargah’ta herhangi bir anormallikle karşılaşmadığını belirtti. Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı personelin ne zaman Karargah’a geldiğini bilmediğini ileri süren Dişli, daha sonra ensesine bir silah dayandığını ve bir odaya götürüldüğünü iddia etti.

ŞOK HALİ YAŞADIM



Dişli, “Silahlı Kuvvetler yönetime el koydu, bunu komutana bildir” denilerek Orgeneral Akar’la görüşmesinin istendiğini öne sürdü. Mahkeme Başkanı Dik, “İki kişinin darbe yapma şansı var mı? İki kişinin niye sözlerine itibar ettiniz?” sorusu üzerine Dişli, “O kadar güvenlikli yerde ensenize silah dayanmış, bir şok hali yaşıyorsunuz” cevabını verdi.

LEVENT TÜRKKAN DARBECİLERLE HAREKET ETTİ



Orgeneral Akar’ın eski emir subayı Levent Türkkan’ın darbecilerle birlikte hareket ettiğini söyleyen Dişli, kendisine söylenenleri bir karta yazarak Orgeneral Akar’ın makam odasına girdiğini ifade etti. Karttaki “Silahlı Kuvvetler yönetime el koymuş. Uçaklar havadaymış. Beş tugay yola çıkmış” şeklindeki notları okuduğunu bildiren Dişli, bunun üzerine bir süre duraksayan Orgeneral Akar’ın kendisine, “Sen dalga mı geçiyorsun?” dediğini aktardı.
Orgeneral Akar’ın odasına Özel Kuvvetler Komutanlığına bağlı askerlerin girdiğini belirten Dişli, bu sırada Türkkan’ın da elinde silah olduğunu anlattı.

ASKERİN ELİNDE HAVLU VE SPREY ŞİŞESİ VARDI

Odaya girildikten sonra, “Komutanım sakin olun, zorluk çıkartmayın” denildiğini bildiren Dişli, bir askerin elinde havlu ile sprey şişesi olduğunu belirtti.

HAKİM: SİZ DUR DEYİNCE DURDULAR

“Durun arz bitmedi” diye bağırmasının ardından askerlerin duraksadığını kaydeden Dişli’nin bu sözleri üzerine Mahkeme Başkanı Dik, “Sözünüzü dinlediler, siz durun deyince durdular.” dedi. Dişli, darbeyle ilgili kendilerinin verdiği notları komutana iletmeye devam ettiğini belirtmek için “Durun arz bitmedi” cümlesini kurduğunu iddia etti. 

GÜVENLİK BİR YER İÇİN ISRAR ETTİM

Mahkeme Başkanı’nın “Akıncı Üssü’ne götürme fikri kimden çıktı” sorusunu Dişli, “Yoğun silah sesleri geldiğinde Genelkurmay İkinci Başkanının derdest edildiğini öğrendik. Sonra yine kapıda yoğun çatışma sesleri gelince iyice işkillenmeye başladım ve komutana, ’emniyetli bir yere gidelim’ dedim. Dışarı çıkıp güvenli yere götürülme olayını onlara söyledim. Uçak sesleri gelince komutan ’uçuşlar durdurulmuştu bunlar ne’ diye sordu. Bunun üzerine ben ’sağdan soldan silah sesleri geliyor şimdide uçaklar bizi emniyetli bir yere alın’ diye ısrar ettim. ’Alacağız’ dediler. Komutan o sırada namaz kıldı” diye cevapladı.

KOMUTAN BENDEN EVİNİ ARAMAMI İSTEDİ

Mahkeme Başkanı, sanığa “Akıncıya götürme fikri kimindi? Seni neden götürdüler?” diye soru yöneltti. Soru üzerine, “Akıncı fikri kimindi bilmiyorum. Beni de onunla birlikte rehin aldılar” diye yanıtlayan Dişli, helikopterle akıncıya götürüldükten sonra yaşadıklarını şöyle anlattı: “İndiğimizde komutan ’burası nere’ diye sordu. Akıncı olduğunu o an öğrendik. Bizi üst komutanı Hakan Evrim’in odasına götürdüler. Odada Çiğli 2. Ana Jet Üssü Komutanı Tümgeneral Kubilay Selçuk vardı. (Dişli, daha sonra eski Kuzey Deniz Saha Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğamiral Ömer Faruk Harmancık’la birkaç kişinin odaya geldiğini söyledi) Komutan daha önce Selçuk’la tanışıyordu. Neler olup bittiğini sordu. Kubilay Selçuk, ’bilmiyorum komutanım, silahlı kuvvetlerin tamamında bu varmış’ dedi. Komutan benden evini aramamı istedi. Evi aradım durumu hanımefendiye bildirdim”

KOMUTAN ’NEREDE BU ADAMLAR GELSİNLER’ DEDİ

Komutanın odada Kubilay Selçuk ile sohbet ettiğini anlatan Dişli, “Komutan, ’Bana konsey gelecek demişlerdi. Konsey mi, komite mi, nerede bu adamlar gelsinler’ dedi. Bir süre sonra tamam dediler. Bununla ilgili telefon konuşmalarım oldu. Sonra komutan Akın Paşa’nın (Akın Öztürk) nerede olduğunu sordu. Kubilay Selçuk ’bilmiyorum ama çağıralım’ dedi. Bir süre sonra Akın Paşa geldi. Akın Paşa sivil kıyafetliydi. Odada komutanla birlikte 4 kişiydik. Televizyonda bir alt yazı geçti. ’Bombalanma yapıldı’ diye. Komutan işaret etti. Dışarı çıktım. Bu sırada 3 kişi geldi. Bunların içinde Tuğamiral Ömer Faruk Harmancı ve bir tane karacı Albay vardı. Komutan, Ömer Faruk Harmancık’a neler olduğunu sorduğunda, Harmancık, ’Bizimle birlikte hareket edin, bu işi durduralım komutanım’ dedi. Komutan, ’Bu devirde olur mu böyle şeyler, nerede yaşıyorsunuz, görmüyor musunuz halkı’ diye karşılık verdi. Harmancık, ’beraber yaparsak bunu durdurabiliriz’ dedi. Kısa süreli bir diyalog oldu. Elinde bir kağıt vardı. O kağıtta bakıp bir şeyler söyledi. Daha sonra çıkıp gittiler” şeklinde anlattı.

KOMUTAN TEKRAR ÇAĞIRDI

 Hulusi Akar’ın bombalama olaylarını görünce, “Şunları çağır bir daha konuşalım” dediğini belirten Dişli, “Beni 143. filoya götürdüler. Orada bir odaya aldılar beni. 15-20 kişi personel vardı. Komutanın çağırdığı söyledim. Gece boyunca 4-5 kere gidip geldim. Akın paşa ve Kubilay Selçuk paşayla gidip geliyordum. Her gelişimde durumu komutana rapor ediyordum” diye konuştu.



‘BU HARMANCIK’IN TEK BAŞINA YAPABİLECEĞİ İŞ DEĞİL’

Dişli, “Ömer paşa, ‘komutanım bizimle beraber hareket edin. Beraber hareket ederek Silahlı Kuvvetleri kışlalara çekebiliriz’ şeklinde bir şeyler söyledi. Komutan da ‘Olur mu, hangi devirde yaşıyoruz’ dedi.” ifadesini kullandı. Mahkeme Başkanı Dik’in “Bu, Ömer Faruk Harmancık’ın tek başına yapacağı iş değil.” sözlerinin ardından Dişli, birkaç kez Harmancık’ın bulunduğu 143. filoya götürüldüğünü ve burada 15-20 personelin daha bulunduğunu gördüğünü savundu.

HAKİM: ÇELİŞKİLER VAR

Bir soru üzerine Dişli, sanık Hakan Evrim’in Orgeneral Akar’la konuştuğunu hatırlamadığını iddia etti. Mahkeme Başkanı Dik’in daha önce verdiği ifadeleri okuyarak çelişkiler olduğunu belirtmesinin ardından Dişli, ilk verdiği ifadeyi kabul etmediğini kaydetti.

NE DESEM MANŞET OLUR

Dişli, Mahkeme Başkanı Dik’in darbecilerin kimin adına hareket ettiğini sorması üzerine ise “Bu yorumlu konularda cevap vermek istemiyorum, bilmiyorum. Ne desem yarın manşet olur.” cevabını verdi.

AĞABEYİNİZİ ARADINIZ MI?

Mehmet Dişli, ağabeyi eski AKP Genel Başkan Yardımcısı Şaban Dişli’yi arayıp aramadığının sorulması üzerine, “Ağabeyimin telefonu benim yanımda yoktur. Kayıtlarımda da yoktur. Benim yanımda Silahlı Kuvvetlerin baş komutanı var, siyasi başka kimseyi arama ihtiyacı duymadım.” dedi.

O GECE BAZI GENERALLER SİYASETÇİ BULMANIN PEŞİNDEN KOŞMUŞLAR

Başbakanlık avukatı Süleyman Ayhan’ın “Ağabeyinizi neden aramadınız” sorusuna Dişli, “Benim askerlik anlayışımda orada askerliğin gereğini yapmak varken bir siyasiye ulaşmak, siyasetçinin peşine düşmek, ağabeyim de olsa uygun değildir. 10 ay sonra ben bunu anlıyorum. Ne yazık ki o gece bazı generaller kendi işini yapmaktansa bir siyasetçi bulmanın peşinden koşmuşlar. Birliğinin başına geçip olaylarla uğraşmaktansa bunun peşine düşmüşler. Çok üzüntü verici bir şey. Benim ağabeyim siyasete girdikten sonra ne evime gelmiştir ne de ben onun evine gitmişimdir. Annemin, babamın cenazesinde bile ben ağabeyimle yan yana gelmedim. Böyle bir askerim ben” diye cevapladı.

BENİM NELER YAPTIĞIMI TARİH ORTAYA KOYACAK

Bunun üzerine Ayhan sanığa, “Siz gözaltına alındıktan sonra ağabeyinizi aramak aklınıza geliyor. Vardı kayıtlarda. Ama vatanınız için gece ağabeyinizi ya da başka bir gücü aramak aklınıza nedense gelmiyor” diye çıkıştı. Dişli de bu çıkışı, “Benim o gece vatan için neler yaptığımı herkes biliyor. Hayatımı ortaya koyarak neler yaptığımı da inşallah bir gün tarih ortaya koyacak” dedi.

İLGİLİ HABER

Cumhuriyet

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top