BİLİM & TEKNOLOJİ

UYKU BOZUKLUKLARI, DEMANS VE ÖLÜM RİSKİ

“Frontotemporal demansın erken etkilerini keşfettikçe, insanlar kendilerini henüz iyi hissederken, semptomları daha iyi tedavi edebilir ve demansı geciktirebilir veya hatta önleyebiliriz..”

“Yaşlılarda uyku bozuklukları, demans ve ölüm riskini iki kat artırıyor

“Yaşlı yetişkinlerde sağlıklı uykuya daha fazla odaklanılması gerekiyor”

 yatakta çorap giymenin uyku kalitesini artırabileceği öne sürüldü…

Dr. Jess Andrade:

“Genelde gece yatakta çorap giyerim ve bunun uyku düzenine büyük fayda sağladığını fark ettim..

Çorap giymek ayakları ısıtır ve vücut sıcaklığını düşüren kan damarlarını açar.

Vücut sıcaklığının düşmesi beyne uyku vaktinin geldiği mesajını verir dolayısıyla çorap giyen insanlar genelde uykuya daha hızlı dalar.”

Dr. Andrade, kaynağının ayak sıcaklığının uyku kalitesine yaptığı etkiyi inceleyen 2006 tarihli bir Physical Behavior araştırma makalesi olduğunu söyledi.

Çalışmada “yatma saatinde sıcak ve rahat yatak çorabı giymenin yetişkinlerde uyku başlangıcını hızlandırdığı, bu durumun artan ayak sıcaklığıyla ilintili olduğu” sonucuna varılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, her yıl yaklaşık 10 milyon kişi demans oluyor

Yaşlı yetişkinlerde uyku bozukluklarının ve yetersizliğinin demans ve ölüm riskiyle bağlantısı incelendi.

Bilim insanları, uyku bozukluklarından musdarip yaşlılarda demans ve ölüm riskinin iki kat arttığını söyledi.

Hakemli bilim dergisi Aging’de yayımlanan araştırmanın başyazarı, Brigham ve Kadın Hastanesi Uyku ve Sirkadiyen Bozuklukları Bölümü’nden Rebeca Robbins şöyle konuştu:

“Bulgularımız uyku eksikliği ve demans riski arasındaki bağlantıya ışık tutuyor. Yaşlı bireylerin her gece yeterli uykuyu almasını sağlamanın önemini tasdik ediyor.”

Robbins ve ekibi araştırma için, ABD’de gerçekleştirilen Ulusal Sağlık ve Yaşlanma Eğilimleri Çalışması’na katılan yaşlılardan toplanan verilerden yararlandı. 2 bin 610 katılımcının, 2013 ve 2014’te uyanıklık, kestirme sıklığı, uykuya dalma süresi, uyku kalitesi, uyku süresi ve horlamayla ilgili sorulara verdiği cevaplar analiz edildi.

Katılımcıların söz konusu anketten sonraki 5 yıl içinde demans olup olmadığına ve hayatını kaybedip kaybetmediğine dair bilgiler de toplandı.

Uyku bozuklukları ve demans olma arasında güçlü bir ilişki olduğu ortaya çıktı.

*5 saatten az uyuduğunu belirten yaşlılarda demans riskinin, 7-8 saat uyuduğunu söyleyen yaşlılara göre iki kat fazla olduğu belirtildi.

*Uykuya 30 dakika veya daha uzun sürede dalan kişilerde, demans riski yüzde 45 daha fazla oldu.

*Uyanık kalmada sürekli zorluk yaşamak, sürekli kestirmek, uyku kalitesinin kötü olması ve gece 5 saat ya da daha az uyumaksa ölüm riskinin artmasıyla ilişkilendirildi.

Araştırmanın yazarlarından, Uyku ve Sirkadiyen Bozuklukları Bölümü Şefi Charles Czeisler:

“Katılımcıların yaş ortalaması 76. Araştırmanın uyku bozukluklarının, demans ve ölüm riskininin 4 ila 5 yıl içinde iki kat artmasıyla ilişkili olduğunu gösterdiğini belirtmeliyim.”

Araştırma ekibinden Stuart Quan:

“Araştırmamız, yaşlılarda çok kısa uyku sürelerinin ve kalitesiz uykunun demans olma ve erken ölüm riskini artırdığını gösteriyor. Yaşlı yetişkinlerde sağlıklı uykuya daha fazla odaklanılması gerekiyor.”

Beynin frontal ve temporal lobları / Fotoğraf: Şarku’l Avsat / cafemedyam

‘İlgisizlik’ demansın erken teşhisinde bir gösterge olabilir

İngiltere’de yapılan bir araştırmada, kişilerde ‘frontotemporal demans’ ortaya çıkmadan önce ilgisizliğin (Apati) hastalığı teşhis etmek için kullanılabilecek davranışsal değişikliklerden biri olarak tanımlandı.

Doktorlar, frontotemporal demansı genellikle 45 ila 64 yaş arasındaki kişilerde teşhis ediyor. Bu hastalık, her 20 demans vakasının 1’inde görülüyor. Esas olarak beynin frontal ve temporal loblarını etkileyen bu hastalığın genetik bir bileşeni bulunuyor. Bu nedenle frontotemporal demansı olan tüm insanların yaklaşık yüzde 10-30’unun ailesinde bu hastalığın öyküsü var.

Önceki çalışmalar, hastalığın en yaygın semptomlarından biri olarak ‘ilgisizlik’ davranışını kaydetmişti, ancak İngiltere’de bulunan Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan mevcut çalışma, bu davranışın hastalığın görülmesinden yıllar önce ortaya çıktığını gösterdi.

Söz konusu çalışma Alzheimer ve Demans dergisinin son sayısında yayınlanırken, araştırmacılar çalışma kapsamında yaş ortalaması 45 olan, 304’ü frontotemporal demans gelişme riskini artıran genetik özelliklere sahip 600 kişiyi inceledi.

Bilişsel becerileri değerlendiren araştırmacılar, katılımcılarla ilgilenen kişilere istek kaybı, ilgisizlik, yeni faaliyetlere veya sosyal ilişkilere olan ilginin azaldığına dair her türlü işaret olup olmadığını sordu.

Çalışma sonucunda, diğer semptomlar ortaya çıkmadan önce riskli genlere sahip olan kişilerde ilgisizliğin zamanla arttığı ve bu genetik özelliklere sahip olmayan katılımcılarda ise böyle bir eğilimin olmadığı görüldü.

MRI taramaları da, artan ilgisizliğin, beynin iki bölümü olan frontal lob ve singulat korteksteki daha düşük hacimlerle bağlantılı olduğunu gösterdi.

Medical News Today sitesine göre çalışmanın baş yazarı Maura Malpetti:

“Frontotemporal demansın erken etkilerini keşfettikçe, insanlar kendilerini henüz iyi hissederken, semptomları daha iyi tedavi edebilir ve demansı geciktirebilir veya hatta önleyebiliriz..

Sadece bir anlık görüntü almak yerine, insanları zaman içinde inceleyerek, ilgisizlikteki ince değişikliklerin bile algıda bir değişikliği nasıl öngördüğünü ortaya çıkardık.”

Söz konusu rahatsızlığı yaşayanlarda motivasyon ve inisiyatif kaybı oluyor, bu da depresyonda oldukları gibi yanlış izlenime yol açıyor. Ancak Malpetti’ye göre bu durum frontotemporal demansın habercisi olabilir.

İyi bir gece uykusu, beyindeki toksinleri temizleyerek zihni berraklaştırıyor

Derin uyku, vücudu atıklardan arındırırken yaraların iyileşmesine yardımcı oluyor.

Britanya Ulusal Sağlık Sistemi (NHS) günde 6 ila 8 saat uyunması gerektiğini belirtiyor…

Bilim insanları, iyi bir gece uykusunun tehlikeli toksin içeren proteinleri beyinden temizlediğini keşfetti.

Parkinson ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklara yol açabilecek toksinlerin beyinden temizlenmesi, derin ve iyi uykunun beyin sağlığını korumadaki rolünün önemini de gösteriyor.

ABD’nin Şikago eyaletindeki Northwestern Üniversitesi’nden araştırmacılar, nöronları insanlara benzeyen sirke sineklerini inceledi.

Sirke sineklerindeki uyku düzenini sağlayan nöronların insandakilerle şaşırtıcı derecede benzer olduğunu belirten bilim insanları, bu nöronları uyku ve nörodejeneratif rahatsızlıklar arasındaki ilişkiyi araştırmak için model olarak kullandı.

Sineklerdeki derin uyku durumlarını inceleyen araştırmacılar, hayvanların derin uykudayken hortumlarını devamlı olarak açıp kapattığını gördü.

Araştırmanın başyazarı Dr. Ravi Allada:

“Bu pompalama hareketiyle büyük ihtimalle sineklerde böbrek işlevini gören organlara sıvı gönderiliyor.. 

Bu hareketin vücuttaki atıkların temizlenmesi ve yaraların iyileşmesini kolaylaştırdığını belirtmeliyim..

Öte yandan derin uykusu bölünen sineklerin temizleme işlemini tam olarak yerine getiremediği ve travmatik yaralanmalara karşı daha savunmasız hale geldikleri tespit edildi..

Araştırmanın bulgularından yola çıkarak; Vücuttaki atıkları temizlemenin sinek ve insanların ortak atalarında uykunun bir işlevi olabileceğini ifade etmeliyim,”

Bilim insanları, çalışmaların devam etmesiyle neden tüm organizmaların uykuya ihtiyaç duyduğuna ilişkin aydınlatıcı bilgiler elde edilebileceğini belirtti.

Hafta sonu geç saatlere kadar uyumak, uykusuz kalmaktan daha zararlı

Uzun hafta sonu uykuları, yemek düzeninizi ve vücudunuzun biyolojik saatini bozabilir üstelik yeniden uyku yetersizliğine yol açarak kısır döngüye yol açabilir.

Yeni bir bilimsel araştırma, hafta sonu geç saatlere kadar uyumanın, hafta boyunca yaşanan uyku eksikliğinin zararlı etkilerini telafi etmediğini ortaya koydu.

ABD’de yürütülen araştırma, uyku yoksunluğu yaşayanların, günde dokuz saat uyuyanlara kıyasla gece yarısı atıştırmasına ve dolayısıyla kilo almaya daha müsait olduğunu gösterdi. Elde edilen bulgular, bu şartlar altındaki insanların kan şekeri seviyesinin de düştüğünü kanıtladı. 

Colorado Üniversitesi’nin araştırmasına katılan 40 yaş altı 36 sağlıklı yetişkinin iki hafta boyunca uykuları izlendi. Bu insanlara çalışmanın yürütüldüğü kronobiyoloji laboratuvarlarında yiyecek verilirken, kaldıkları ortam da ışığa maruz bırakıldı. 

Çalışmalar sırasında katılımcılar üç gruba ayrıldı:

*Dokuz gece boyunca dokuzar saat uyumasına izin verilen grup,

*Uyku süresi gecede beş saatle sınırlandırılan grup,

*Beş gün boyunca uykuları kısıtlanan ve hafta sonu diledikleri kadar uyumalarına izin verilen grup…

Daha sonra sınırlı uyku sürelerine geri dönmeleri istendi. 

Elde edilen sonuçlar,

*Hafta sonu grubunun daha çok uyku bozukluğu yaşadığını ve hafta sonu geç kalkmanın hafta içindeki açığı kapatmaya sadece 66 dakikalık katkı sağladığını gösterdi. 

*Öte yandan kronik uyku yoksunluğu çeken grupta insülin duyarlılığı iki kat düşük çıkarken, özellikle kas ve karaciğer hücrelerinin uykusuzluktan olumsuz etkilendiği görüldü. 

Colorado Üniversitesi’nden araştırmacılar, aile ve sosyal çevre baskısı altındaki insanların iş ya da okulla özel yaşamları arasında denge kurmaya çalışırken haftayı uykusuz geçirmesinin giderek yaygınlaştığını belirtti.

Current Biology adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazarlarından Profesör Ken Wright şöyle konuştu:

“İş ya da okulda geçen bir hafta boyunca alınan yetersiz kısa uykular, insanların ihtiyaçlarından daha fazla yemelerine yol açıyor ve bu da kilo almalarına neden oluyor. Daha fazla yediklerinde ise yemek sonrası atıştırmasına eğilimli oluyorlar. Tüm bunlar da kan şekeri seviyelerini düzenleme yeteneğinin azalmasıyla sonuçlanıyor.”

Araştırma ekibi ayrıca, yetişkinlerin televizyon ya da diğer eğlence etkinliklerine harcadıkları zamanı azaltarak her gece yedi saat uyumasının sağlıkları için iyi olduğunu vurguladı.

Uyku, sindirim sisteminden strese kadar vücudun metabolizmasına ait birçok işleyişin dengelenmesinde önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle uzun süreli uyku yoksunluğunun, diyabet ve kalp hastalığı riskinin artmasına yol açtığı belirtiliyor.

Sağlıklı bir uyku kişiyi kalp yetmezliğinden koruyabilir

Uzmanlar sağlıklı uyku için her gece 7 ya da 8 saat uyunmasına işaret ediyor.

Sağlıklı bir uykunun, kişiyi kalp yetmezliğinden koruyabileceği bildirildi.

Tulane Üniversitesi Kamu Sağlığı ve Tropikal Tıp bölümü Profesörü Dr. Lu Qi liderliğinde, yaşları 37 ila 73 olan 400 bin İngilizin katıldığı uzun süreli sağlık çalışmasının verileri kullanılarak araştırma yürütüldü.

Bulguları “Circulation” dergisinin internet sayısında yayımlanan araştırmada, sağlıklı uyku düzenine sahip kişilerin 10 yıl içinde kalp yetmezliğine yakalanma riskinin yüzde 42 düştüğü gözlendi. 

Sağlıklı uyku

Uzmanlar sağlıklı uyku için; her gece 7 ya da 8 saat uyunması, horlanmaması, uykuya dalmak veya deliksiz uyumakta nadiren sorun yaşanması, gün içinde sersemlik yaşanmaması ve sabahları erken kalkılması gerektiğine işaret etti.

Katılımcılardan 5 bin 221’ine 10 yıl içinde kalp yetmezliği teşhisi koyulduğu, sağlıklı uyku için gereken 5 alışkanlığa da sahip olanların kalp yetmezliğine yakalanma riskinin, sadece birine sahip olduğunu ya da hiçbirine sahip olmadığını söyleyenlerden yüzde 42 düşük olduğu görüldü. 

Daha önce yapılan çalışmalar, uykusuzluk çeken ve uyku apnesi olan kişilerde kalp hastalığı riskinin arttığını ortaya koymuştu. 

Uyku yetersizliğinin yaşam sevincini emdiği araştırmayla kanıtlandı

Araştırmacılar normal seviyenin altında uyumanın, stresli ya da olumlu hadiselere tepki vermedeki etkisini inceledi.

Yeterince uyumamak, erteki günkü aktiviteler karşısında verilen tepkileri etkiliyor.

Kanada’daki British Columbia Üniversitesi‘nin yaptığı yeni bir araştırma, yeterince uyumamanın insanların ertesi günkü stresli olaylara yaklaşımında daha fazla duygusal davranmasına ve olumlu meselelerde de yeterince keyif almamasına yol açtığını ortaya çıkardı.

Psikolog Nancy Sin öncülüğünde gerçekleştirilen araştırmada, uyku seviyesinin günlük yaşamda gerek stresli gerekse olumlu olaylardaki etkisi ölçüldü.

Psikolog Nancy Sin:

“İnsanlar birbirlerine sarılmak ya da doğada zaman geçirmek gibi olumlu bir şey deneyimlediklerinde genelde o gün daha mutlu hissederler. Ancak elde ettiğimiz bulgulara göre, kişiler normal seviyelerinden daha az uyuduklarında olumlu olaylardan gelen olumlu duygularda pek bir artış gözlenmedi.”

Araştırmaya katılan insanlar bununla birlikte, günlük yaşamlarında tartışmalar, sosyal ortamlarında gerilimler, iş ve aile stresi ya da ayrımcılığa uğramak gibi bir dizi olay bildirdi. Katılımcılar normalden daha az uyuduklarında bu stresli olaylar karşısında içlerindeki olumlu duygularda çok daha fazla kayıp yaşandığını söyledi.

Yetersiz uyku sonrasında sıkıntı yaratan hadiseler karşısında duygusal tepkilerin yanı sıra bu sürecin sağlık üzerinde de birtakım etkilerinin olduğu belirtiliyor.

Sin ve ekibi daha önceki araştırmalarında, stres karşısında olumlu duyguları sürdürememenin insanları iltihaplanma, hatta erken ölüm riskiyle karşı karşıya bıraktığı sonucuna ulaşmıştı.

Araştırma ekibi son çalışmalarında, ABD’de yaklaşık 2 bin kişiden oluşan bir örneklemde günlük verileri kullanarak uyku süresini ve insanların ertesi günkü olumsuz ya da olumlu durumlara nasıl tepki verdiklerini analiz etti. Katılımcılar 8 gün boyunca yapılan günlük telefon görüşmelerinde önceki geceki uyku miktarlarını ve deneyimlerini rapor etti.

Psikolog Nancy Sin:

“İyi bir gece uykusu için tavsiye edilen süre en az 7 saattir ancak üç yetişkinden biri bunu yapmıyor..

Çok sayıda araştırma, yetersiz uykunun zihinsel bozukluklar, kronik sağlık sorunları ve erken ölüm riskini artırdığını göstermiştir. Yürüttüğüm çalışma bu kanıta ek olarak, uyku süresinde geceden geceye küçük dalgalanmaların bile insanların günlük yaşamlarındaki olaylara nasıl tepki verdiklerini etkileyebileceğini gösteriyor.”

Bilim insanları uyku hormonunu araştırıyor: Melatonin desteği Kovid’e çare olabilir mi?

“Bu bulgular, insanların doktora danışmadan melatonin alabileceği anlamına gelmiyor. Bunu belirtmek çok önemli”

Uykusuzluk problemiyle mücadele edenler genellikle melatonin takviyesi alıyor.

ABD’de bulunan Cleveland Clinic’ten araştırmacılara göre:  Uykusuzluk çekenlerin sıklıkla başvurduğu melatonin takviyesinin, Kovid-19’un önlenmesi ve tedavisinde kullanılması mümkün..

Hakemli bilim dergisi PLOS Biology’de yayımlanan araştırmada, uyku-uyanma döngüsünü düzenleyen melatonin hormonunun, hastalığa yakalanma olasılığında neredeyse yüzde 30 oranında düşüşle ilişkili olduğu ifade edildi.

Araştırmacılar, Melatonin içeren besin takviyelerine dair ileri çalışmalar yapılması gerektiğini de ekledi.

Cleveland Clinic Genomik Tıp Enstitüsü’nden Araştırmacı Feixiong Cheng, şu uyarıda bulundu:

“Bu bulgular, insanların doktora danışmadan melatonin alabileceği anlamına gelmiyor. Bunu belirtmek çok önemli..

Kovid-19 hastalarında melatoninin klinik açıdan yararlı olduğunu kanıtlamak için büyük ölçekli gözlem çalışmaları ve randomize kontrollü çalışmalar yapılmalı. Bu kritik öneme sahip.”

Cheng ve ekibi, yaklaşık 27 bin kişiyi içeren bir Kovid veri kümesini yapay zeka kullanarak inceledi. Melatonin alan kişilerin test sonucunun pozitif çıkma olasılığının yaklaşık yüzde 28 daha az olduğunu keşfetti.

Melaton alan siyahilerdeki farkınsa çok daha belirgin olduğu anlaşıldı.

Araştırmada konuyla ilgili şu ifadeler yer aldı:

“Melatonin kullanımı, Afro-Amerikalılarda SARS-CoV-2 testinin pozitif çıkma olasılığında yüzde 52 oranında azalmayla ilişkili.”

Cheng:

“Bu sonucu aldığımızda çok heyecanlandık.. Bulgularımız hastalara yardımcı olsun.  Cleveland Clinic’teki hedefimiz ve görevimiz de budur.”

ABD Başkanı Donald Trump da Ekim ayında Kovid-19 teşhisiyle hastaneye kaldırılmış ve tedavisi süresince çinko, D vitamini ve  melatonin takviyeleri almıştı.

İLGİLİ HABER

© The Independentturkish

Olivia Petter / Independent Türkçe için çeviren: Şafak Küçüksezer

Daily Mail

Medical Xpress

Alex Matthews-King 

Independent Türkçe için çeviren: Elvide Demirkol

British Columbia Üniversitesi

New York Post, KIRO 7

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top