DÜNYA

ABD’DE ARTAN PERUK KULLANIMI

“Her yer kameralarla görüntüleniyordu. Ağlarsak bizleri kelepçeliyorlardı, hareket edersek de kelepçeliyorlardı. Sadece iki dakikalığına tuvalete gitme izni veriyorlardı. Bu süreyi aşanlara elektrikli sopalarla vuruyorlardı.”

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşananların ABD’de artan peruk kullanımıyla ilgisi ne?

Sincan’ın toplam ihracatta en hızlı büyüyen pazarı olmayı süren ABD’ye saç ürünü sevkıyatının ilk kez 2017’de görüldüğü ve o tarihten sonra da hızla arttığı anlaşılıyor.

Çin’in Uygur Müslümanlarını kamplarda zorla çalıştırdığı iddialarına tepkiler yükselirken, CNN’in yaptığı detaylı inceleme, ABD’de peruk gibi saç ürünlerine artan taleple Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşananlar arasındaki bağlantıyı gözler önüne seriyor.

ABD’li gümrük yetkilileri haziranda 13 ton saç ürününe el koymuştu (CBP) / cafemedyam

ABD Temsilciler Meclisi geçen ay, Sincan’da zorla çalıştırmayla üretilen malların ithalatının yasaklanmasını ve işçi kaçakçılığına karışan kişilere yaptırım uygulanmasını öngören bir tasarıyı kabul etmişti.

Amerikan pazarına binlerce kilo saç tedarik eden Çin fabrikalarından bazıları, Sincan’da zorla çalıştırma uygulamasının parçası oldukları iddiasıyla Washington yönetimi tarafından şu sıralarda incelemeden geçiriliyor.

Rutgers Üniversitesi’nde tarih profesörü Tiffany Gill’e göre ABD’de postiş uygulamalarında ciddi bir patlama yaşanırken, saç ürünlerinin çoğunun Asya’dan, özellikle de Çin’den geldiği belirtiliyor.

“Haberlerin ardından tedarik zincirleri bozuldu 

ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimi (CBP) Sincan’daki Lop County Hair Product Industrial Park’tan saç ürünü sevkıyatlarının durdurulacağını bildirmişti. CBP haziran ayında da bu bölgeden gelen 800 bin dolar değerinde 13 ton saça el koymuştu.

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) bu sevkıyata dair soruşturma açarken, yapılan bir başka sevkıyattaysa Çinli Hetian Haolin Hair Accessories adlı tedarikçi firmanın mallarının girişi engellenmişti.

Hetian Haolin, bu yıla kadar Teksas merkezli I&I Hair şirketinin sentetik saç ürünleri konusunda başlıca tedarikçisiydi.

I&I Hair, söz konusu firmanın Sincan’da zorla çalıştırma iddialarıyla bağlantılarını öğrenmelerinin ardından nakliyatı durdurduklarını açıkladı.

I&I Hair Dijital Pazarlama Müdürü William Choe:

“Birçoğumuzun toplama kampları meselesini araştırmak için bile zaman harcadığını sanmıyorum. Bu durumdan haberimiz yoktu, dolayısıyla sektördeki diğer birçok kişinin de böyle olduğunu düşünüyorum.”

Bu fabrikadan gelecek tüm siparişleri iptal eden firma, tedarik zincirini idare eden Güney Koreli KCA Global adlı ajansla da ilişkisini kesti.
 

harita.jpeg


Georgia eyaletinde bulunan OS Hair adlı bir diğer saç ürünü firması da Hetian Haolin’den büyük miktarlarda sevkıyat almıştı.

İddialar üzerine tedarikçisini değiştiren OS Hair, Sincan’daki fabrikalarla anlaşmayı Selim Fiber adlı Güney Koreli bir şirketin yaptığını bildirdi.

Bahsi geçen kuruluştan üst düzey bir yetkiliyse zorla çalıştırma iddialarına dair hiçbir şey bilmediklerini savunarak, sadece hammaddeleri KCA Global’le yapılan anlaşmaya göre fabrikaya ulaştırdıklarını söyledi.

“Ambalajların nereden geldiği anlaşılmıyor”

Hetian Haolin’de zorla çalıştırma iddialarını duymanın şok edici olduğunu ifade eden KCA Global CEO’su Han Hyun-jung, şirketin olanlardan üzüntü duyduğunu ve bu üreticiyle artık çalışmayacaklarını söyledi.

Han ayrıca, üretici firmanın KCA Global’e, “yoksulluğu hafifletme projesine göre kurallara uygun hareket ettiklerini” aktardığını belirtti.

Bazı Amerikalı firmalar iddiaların gündeme gelmesiyle birlikte tartışmalı tedarik zincirlerini değiştirmeye çalışırken, tasarımcı Mikayla Lowe Davis ise gümrük yetkililerinin bu bölgeden gelen ürünlere el koymasının sektör için bir uyarı işareti olmasını umduğunu söyledi.

Davis: “Ambalajların nereden geldiği çoğu kez anlaşılmıyor. Köle işçiliği ürünü olmalarını kesinlikle istemem” dedi.

“Siyah altına” duyulan talep zirveye çıktı

ABD merkezli çalışan ve Hindistan’daki tapınaklardan bağışlanan saçları satan Indique Hair firmasının CEO’su Krishan Jhalani de:

“Sektördekiler bu ürüne ‘siyah altın’ der. Böyle söylemelerinin nedeni, değerinin son 10 yılda 12 kat artması. Talepler tavan yaptı.”
 

grafik .jpeg
(Import Genius​​​​​​​) / cafemedyam


Çin insan saçından yapılan peruk ve postiş üretiminde dünyada birinci sırada gelirken, bu ülkenin saç ürünlerinde başlıca müşterisinin ABD’de olduğu, CBP verilerine göre yılda yaklaşık 1 milyar dolar değerinde ürünün giriş yaptığı belirtildi.

“Sincan’dan ithalatta büyük artış

Diğer taraftan Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’ne (CSIS) göre, Washington yönetimi zorla çalıştırma iddiaları nedeniyle baskıyı artırsa da ABD, Sincan’ın toplam ihracatta en hızlı büyüyen pazarı olmayı sürdürüyor ve bu alanda yeni dönemde yüzde 250’lik artış (26,6 milyon dolar) görüldüğünü işaret ediyor.

Ayrıca, saç ürünlerinin, kimyasal ve mineral ürünlerden sonra Sincan’dan ABD’ye en büyük ihracat kalemini oluşturması dikkati çekiyor.

Dahası, ABD taşımacılık veri firması Import Genius’un raporları, doğrudan Sincan’dan ABD’ye saç ürünü sevkıyatının ilk kez 2017’de görüldüğü ve o tarihten sonra da hızla arttığını gösteriyor.

“Kadınların saçları kesilip alınıyor”

ABD Dışişleri Bakanlığı, 2017’den bu yana yaklaşık 2 milyon kişinin kamp sistemine tabi tutulmuş olabileceğini belirtiyor.

İşkence gördüklerini, cinsel saldırıya uğradıklarını ve kısırlaştırma işlemlerine zorlandıklarını söyleyen kadınlar dahil olmak üzere kamplardan kaçan birçok kişinin tanıklığı belgelendi..

Çin ise bu suçlamaların hepsini reddediyor.

Elde edilen Çin belgelerine göre, Sincan halkının başörtüsü takma, sakal bırakma, pasaport taşıma ya da çok sayıda çocuğa sahip olma gibi bir dizi gerekçeyle kamplara gönderilebildiğini gösterdiğini belirtiyor.

Eskiden Sincan’da yaşayan Gülzire Urkankızı, 2017’de Kazakistan’daki ailesini ziyaretten dönmesinin ardından kampa kapatıldığını söyledi.
 

Gülzire.jpg
Gülzire Urkankızı (CNN) / cafemedyam


Kazak kökenli Urkankızı: “Her yer kameralarla görüntüleniyordu. Ağlarsak bizleri kelepçeliyorlardı, hareket edersek de kelepçeliyorlardı. Sadece iki dakikalığına tuvalete gitme izni veriyorlardı. Bu süreyi aşanlara elektrikli sopalarla vuruyorlardı.”

Urkankızı, yetkililerin kendisine “Terörist bir ülkeden geliyorsun” dediğini, sonra da saçını kesip kan örnekleri aldıklarını belirtti.

Söz konusu fabrikaların kapatılması gerektiğini söyleyen Urkankızı:

“Bu ürünler kölelikle elde ediliyor. Birçok kişi bu ürünleri yaparken ağlıyor” diye ekledi.

Toplanan saçlara ne oldu?

Daha önce CNN’e konuşmuş başka kadınlar da hapsedildikleri sırada saçlarının zorla kesildiğini anlatmıştı.

Şu an İstanbul’da yaşayan Kazakistan kökenli Uygur Gülbahar Celilova:

“Saçlarımızı kesip bizleri dazlak halde bıraktılar. Her şey gitti. Hiçbir şey kalmadı. Uzun saçlarım vardı.”

Sincan’dan ayrıldıktan sonra Washington’a yerleşen Zümret Davut:

“Upuzun saçlarım vardı. İkinci gün beni ayrı bir yere aldılar. Makine ve makasları vardı. Saçımı kestiler.”

Herkesin saçlarının kısa kesildiğini belirten Davut, alınan saçına ne olduğunu bilmediğini de ekledi.

CNN, bir ay süren incelemeler sırasında, kamplarda tutulan kadınlardan alındığı belirtilen saçlara ne olduğunu doğrulayamadıklarını aktardı.

Sektörün uzmanları CNN’e yaptıkları açıklamada, insan saçının yüksek değeri dikkate alındığında kesilen bu saçların bir kenara atılmasının mümkün olmadığını söylerken, bu saçların düzenli bir tedarik zinciri için ihtiyaç duyulan miktarla kıyaslandığında az kaldığını da işaret etti. Haberde Çin’in Hindistan, Malezya ve diğer birçok ülkeden saç ithal ettiği de hatırlatıldı.

Bu arada CNN, Emeda Hair adlı Çinli bir şirketten Çince ve Rusça etiketler konmuş, “Sincan insan saçı” olarak tanıtılan birkaç saç örneği satın aldıklarını aktardı.
 

saç.png

(CNN)


Sincanlı yetkililerse CNN’in, tutukluların saçlarının toplandığı ve satıldığı iddialarına yönelik yorum talebine yanıt vermedi.

“Yoksulluğu hafifletme işin bahanesi”

İnsan hakları grupları yaklaşık 2 milyon Uygur ve diğer azınlık grup mensuplarının toplama kamplarında alıkonduğunu ifade ederken, Pekin yönetimiyse “mesleki eğitim merkezleri” olarak adlandırdığı bu kamplara bağlı fabrikalarda istihdamın artırılmasının “yoksulluğu azaltma” programının bir parçası olduğunu ileri sürüyor.

Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) ve CSIS’in yanı sıra Çin uzmanı akademisyen Adrian Zenz’in yaptığı büyük çaplı araştırmalar, bu programın zorla çalıştırma uygulamasını örtbas etmek için kullanılan bir bahane olduğunu işaret ediyor.

Birleşik Krallık’taki Sheffield Hallam Üniversitesi’nde insan hakları ve modern dönem köleliği üzerine çalışmalar yapan Profesör Laura Murphy, Çin hükümetinin yoksulluğu azaltma tezine tepki göstererek:

“Milyonlarca insan toplama kamplarına gönderiliyor. Dolayısıyla bu kişilerin, iş sahibi olma, kariyerlerinde ilerleme, eğitim alma, ailelerine bakma imkanları ellerinden alınıyor.”

NYT uydu görüntüleriyle ortaya koydu: Çin, Uygur Müslümanları için kutsal olan mekanları nasıl yıktı?

2017’den bu yana Sincan genelinde 8 bin 500 caminin yıkıldığı tahmin ediliyor.

İmam Asım Türbesi’nin olduğu alana ait  uydu görüntüleri (Maxar Technologies) / cafemedyam

Çin yönetiminin Uygurların ve Müslüman diğer azınlıkların yaşadığı Sincan Uygur Özerk Bölgesi genelinde son yıllarda birçok cami, türbe ve diğer kutsal mekanı kapattığını ya da yerle bir ettiğini aktaran New York Times (NYT) yıkımın boyutunu uydu görüntüleriyle ortaya koydu.

Uzun yıllar boyunca bölgedeki Müslümanların inanışını ve kültürünü yansıtan İmam Asım Türbesi gibi yapıların bir bir yok olmasına dikkati çeken NYT, bu tür faaliyetlerin Sincan’daki Uygur, Kazak ve diğer Orta Asyalı etnik grupların mensuplarını Çin Komünist Partisi’ne (ÇKP) sadık bireyler haline getirme kampanyasının parçası olduğunu yazdı.

“Asimilasyon” stratejisi nedeniyle yüz binlerce kişinin “beyin yıkama” merkezlerine götürüldüğünü belirten gazete, Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü’nün (ASPI) son yıllarda bu bölgedeki dini yapıların yıkılmasını ya da değişimden geçirilmesini gösteren yeni raporuna atıfta bulundu.

Buna göre 2017’den bu yana Sincan genelinde yaklaşık 8 bin 500 caminin tamamen yerle bir olduğu ve bu sayının hükümet verilerine göre bölgedeki toplam cami sayısının üçte birinden fazlasına denk geldiği kaydedildi.

Enstitü adına araştırmaya öncülük eden Nathan Ruser:

“(Çin) Kültür Devrimi’nden bu yana eşi benzeri görülmemiş boyutta bir yıkım ve silme kampanyası yürütüldüğü görülüyor.”

ASPI çalışma için Sincan genelinde seçtikleri 533 camiyle ilgili bilgileri toplayıp bu bölgelerin farklı zamanlarda çekilmiş uydu görüntülerini analiz etti. Kuruluş ayrıca, bölgedeki türbelerin, mezarlıkların ve diğer kutsal yapıların durumunu devlet destekli bir anket ve online kayıtlar üzerinden tespit edilen 382 konum örneğiyle gözden geçirdi.
 

yıkım.jpg
Ordam Türbesi’nin olduğu bölgeye ait uydu görüntüleri (Maxar Technologies) / cafemedyam


Çin yönetimiyse dini alanların geniş çapta yok edildiğini öne süren raporu “tamamen anlamsız” olarak nitelendirerek camilerin korunmasına ve tamirine önem verdiklerini savundu.

Öte yandan Çin’in uluslararası düzeyde gelen tepkilere rağmen Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde Uygurlar başta olmak üzere Müslüman azınlıklara yönelik gözaltı merkezlerini artırdığına dair yeni kanıtlar ortaya çıkmıştı.

Gelişmeleri yerinde inceleyen Washington Post, Çin’in son bir yılda Uygurlar için en az 60 yeni gözaltı merkezini ya inşa ettiğini ya da genişlettiğini bildirmiş, ASPI kuruluşu da şu anda Çin’in Sincan’da 380 gözaltı merkezi çalıştırdığını duyurmuştu.

Çinli firmalar zorla çalıştırılan Uygurların ürettiği maskeleri ABD’ye satıyor

Salgın öncesi Sincan’da yalnızca 4 firma koruyucu ekipman üretirken bu sayı 51’e yükseldi.

Sincan’ın başkenti Urumçi’de bir fabrikada çalışan işçiler (Arşiv/Reuters) / cafemedyam

New York Times (NYT) gazetesi, Çinli firmaların yeni tip koronavirüs  (Kovid-19) salgını nedeniyle maske dahil artan kişisel koruyucu ekipman (KKE) talebini karşılamak için Uygurları çalıştırdığını yazdı.

Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde 1 milyona yakın Uygur ve diğer etnik grup mensuplarının toplama kamplarında tutulduğu haberleriyle eleştirilerin hedefi haline gelen Çin’de bu kez salgın sırasında başvurulan uygulamalar tartışma konusu oldu.

NYT’nin yürüttüğü araştırma sonucu, bazı Çinli şirketlerin gerek iç gerekse yurtdışı KKE talebini karşılamak için hükümet destekli tartışmalı çalışma programlarına dahil edilen Uygurları kullandığı ve üretilen malların bir kısmının ABD dahil yabancı ülkelere gönderildiği belirtildi.

Haberde uzmanlara göre Uygurlar ve diğer etnik grup mensuplarının fabrikalara ve hizmet sektörüne gönderilmesi şeklinde uygulanan programda insanların genelde rızaları dışında çalıştırıldığı aktarılırken, bu “işçilerin” şimdi de KKE zincirinin bir parçası haline getirildiği ifade edildi.

Çin Ulusal Medikal Ürünler İdaresi’ne göre salgın öncesi Sincan’da yalnızca 4 firma tıbbi koruyucu ekipman üretimi kapsamında sınıflandırılıyordu. Ancak NYT’nin araştırmasına göre 30 Haziran itibarıyla bu sayı 51’e kadar yükselirken, devlet medyasında yer alan haberler ve devlet arşivindeki kayıtlara bakıldığında bu şirketlerden en az 17’sinin “işgücü” transferine katıldığı ortaya çıktı.

Bahsi geçen firmaların öncelikli olarak iç tüketim için ekipman ürettiği ancak Sincan dışındaki bazı şirketlerinse Uygur işçileri kullanarak yurtdışına ihracat yaptığı kaydedildi.

Sevkıyat trafiğini takip eden NYT, içinde maskelerin bulunduğu bir nakliyatın, Çin’in Hubey eyaletinden ABD’nin Georgia eyaletine götürülmek üzere bir tıbbi malzeme tedarik şirketine teslim edildiği sonucuna vardı. Gazete bu ticaret öncesinde Hubey’e 100’den fazla Uygur’un gönderilmiş olduğunu belirtirken, çalıştırılan işçilerin Mandarin dilini öğrenmelerinin ve haftalık bayrak çekme törenlerinde Çin’e sadakatlerini bildirmelerinin şart koşulduğunu yazdı.

NYT ayrıca çalıştırma programına alınanlar için konan kotaların ve işbirliğini reddedenlerin karşı karşıya kaldığı cezaların bu uygulamaya katılımın esasında “gönüllülük” temelli olmadığını gösterdiğini belirtti.

Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi İnsan Hakları Girişimi Direktörü Amy K. Lehr, “İnsanların istemediği zamanlarda fabrika işine koşulmasına neden olan mecburi kotalar var ve bu durum uluslararası yasalar uyarınca zorla çalıştırma kapsamına girebilir” dedi.

Öte yandan Guardian’ın haberinde, Avustralyalı iki firmanın da zorla çalıştırma iddialarının gündeme geldiği Hubey’de üretilen 200 bin kadar maskeyi tedarik ettiği ve Avustralyalı tüketicilerin “farkında olmadan zorla çalıştırma ürünü olduğu ileri sürülen bu maskeleri satın alabileceği” ifade edildi.
 


Çin’de kamuoyuna “yoksulluğu azaltma” yöntemlerinden biri olarak lanse edilen program tepkilere yol açıyor.

Hem Kaliforniya Üniversitesi İnsan Hakları Araştırma Laboratuvarı’nın hem de Uygur İnsan Hakları Projesi’nin elinde son zamanlarda yaşanan işçi transferlerini belgeleyen onlarca video ve sosyal medya raporu bulunuyor.

Söz konusu programla ilgili NYT’ye konuşan Çin’in Washington Büyükelçiliği sözcüsüyse, bu uygulamanın “istihdam sayesinde bölge halkını yoksulluktan kurtararak ve insanların yaşamlarını sürdürmesini sağlayarak” katkı sunduğunu savunuyor.

İLGİLİ HABER

Independent Türkçe, CNN

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

To Top